Canlı Döviz Bilgileri
Döviz kurları yükleniyor...
Köşe Yazıları

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ DEVLET AKLI MI? VE …TEK YOL VAR!

Mustafa TEMİZER                                                     
Emekli bürokrat Dr. Kadir Çetin devlet aklı diye belirtilen Terörsüz Türkiye sürecini “Hukuk Devleti Ve “Terörsüz Türkiye” Sürecinin Çıkmazları” başlıklı yazısı ile değerlendiriyor ve şunları söylüyor.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıllardır terörle mücadeleyi ulusal güvenliğimizin temel unsurlarından biri olarak ele almıştır. Bu çerçevede Marxsist-Leninist PKK terör örgütüyle yürütülen mücadele, on yıllardır hem güvenlik hem de toplumsal boyutlarıyla ülke gündemini meşgul etmiştir.
Bugün Cumhur İttifakı tarafından “Terörsüz Türkiye” etiketiyle sunulan ve PKK elebaşısıyla teması meşrulaştıran yaklaşım ne yerlidir ne de millîdir. Bu süreç; emperyal aklın telkinleriyle şekillenmiş, hukuk devleti ilkesini aşındırmış, toplumsal vicdanı yaralamış ve terörle mücadelede devletin psikolojik üstünlüğünü hırpalamıştır.
Bu nedenle “Terörsüz Türkiye” söyleminin hukuk devleti açısından ne anlama geldiğini açık ve net biçimde sorgulamak zorundayız.
1. “Terörsüz Türkiye” Politikasının Temel Çerçevesi
Cumhur İttifakı tarafından savunulan bu politika;
• PKK terörünün bitirilmesi,
• Toplumsal barışın sağlanması ve
• Silahlı unsurların tasfiyesi gibi kulağa hoş gelen hedeflerle gerekçelendirilmektedir.
Ancak sorun hedeflerde değil, yöntemdedir. Konunun “Kürt Sorunu” başlığı altına sıkıştırılması ve çözüm adresi olarak Marxsist-Leninist PKK’nın ideolojik ve fiilî liderinin muhatap alınması, süreci baştan sakatlamıştır. Yani tabir yerindeyse “Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiştir.” Terörle mücadele, teröristin diliyle ve teröristin masasında yürütülemez.
Bu tercih, hem hukuk devletini tartışmalı hâle getirmiş hem de sürecin meşruiyet zeminini çökerterek sonuç alma ihtimalini ortadan kaldırmıştır.
2. Terörle Mücadelede İlkesizlik, Tutarsızlık ve Hukuk Devleti
Bizim devlet geleneğimiz nettir: Devlet, terör örgütleriyle pazarlık yapmaz. Elli binden fazla insanımızın katilini muhatap almaz/alamaz. Bu ilke; siyasî taktik değil, devlet aklının, millet olma bilincini oluşturan kültürel genetiğin, birikimin, deneyimin ve Bilge Kağan’dan bu yana millî hafızanın ürünüdür.
Anayasa’nın 2. Maddesinde “Hukuk Devleti” vurgusu vardır. Hukuk Devleti; suçluyla müzakere eden değil, suçu cezalandıran devlettir. Yine Anayasamızın 6. Maddesi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu söyler.
Buna rağmen, silahlı bir örgütün lideriyle anayasa, vatandaşlık, siyasal statü veya özellikle “umuthakkı” gibi başlıkların konuşulması; egemenliğin fiilen silahlı bir yapıyla paylaşılmasıdır. Bu, devletin kendi hukukunu inkâr etmesidir.
Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre mahkum olmuş bir terör örgütü elebaşısıyla pazarlık yapılması, sadece hukuku değil, cezanın caydırıcılığını da yok eder. Devletin “suç işlersen bedel ödersin” duruşu, bu noktada hükümsüz kalır.
3. Terör Örgütüne Meşruiyet Kazandırılması Riski
PKK elebaşısıyla yürütülen her temas, örgütü silahlı bir suç şebekesi olmaktan çıkarıp siyasî aktör konumuna taşımaktadır. Bu, yalnızca içeride değil, uluslararası alanda da PKK’nın meşrulaştırılması anlamına gelir.
Terörle mücadele eden bir devlet için bundan daha büyük bir stratejik hata düşünülemez.
4. Terör Örgütüne Moral ve Motivasyon Etkisi
Terörle mücadelede silah kadar önemli olan bir başka unsur psikolojik üstünlüktür. Devletin yıllarca “terörist” dediği bir figürle masaya oturması, sahadaki örgüt mensupları için açık bir kazanım mesajıdır.
Bu tablo, PKK açısından bir geri çekilme değil, devletin geri adımı olarak okunmuştur. Zira bu konuda teröristlerin önde gelenleri pişkin pişkin; “Suç işlemedik, af istemiyoruz” diyebilmiştir.
5. Şehit Aileleri ve Gaziler Üzerindeki Etkisi
Son günlerde bazı siyasilerin;
“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve… kadar kararımız nettir.” şeklindeki ifadelerini duyunca biz de onlara iki soru soruyoruz… Bu duruşunuzu ‘hukuk devleti’ olma ilkesinin neresine yerleştiriyorsunuz? Ve evet, Şehit Aileleri ve Gazilerin yüreklerindeki yangını hafifletecek bir sözünüz, bir cümleniz yok mu?
Biz biliriz ve deriz ki, bu ülkenin şehitleri ve gazileri, devletin namusudur. PKK’nın lideriyle yürütülen görüşmeler;
• Şehitlerin hatırasını zedelemiş,
• Gazileri ve şehit ailelerini incitmiş,
• Devletin adalet ve vefa duygusunu sorgulanır hâle getirmiştir.
Toplumsal barış iddiasıyla yola çıkıp en ağır bedeli ödemiş insanları yok saymak, barış değil derin bir vicdan yarası üretir.
6. Devlete Sadık Kürt Vatandaşlarımızın Zor Durumda Bırakılması
Sahada koruculuk yapmış, evladını teröre karşı kaybetmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yanında durmuş milyonlarca Kürt vatandaşımız vardır. PKK ile yürütülen bu süreç, bu insanları örgüt karşısında yalnız bırakmış, PKK’nın, “işbirlikçi(!)” ve “hain(!)” sıfatlarıyla itham etmelerine zemin hazırlamıştır
Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devletine sadakatin cezalandırılmasıdır.
7. Koruculuk Sisteminin ve Devlet Otoritesinin Zedelenmesi
Koruculuk sistemi, sahadaki devlet aklının somut karşılığıdır. PKK ile müzakere görüntüsü verilmesi, bu sistemin moralini, caydırıcılığını ve meşruiyetini zayıflatmış; devlet otoritesini aşındırmıştır.
Devlet, sahadaki kendi unsurlarını itibarsızlaştırarak güç kazanamaz.
8. Kürt Vatandaşlarımızın PKK ile Özdeşleştirilmesi Tehlikesi
PKK’nın Kürtlerin temsilcisi gibi sunulması, milyonlarca Kürt vatandaşımızın iradesinin gaspıdır. Kürt kimliğini Marksist-Leninist bir terör örgütüyle özdeşleştirmek, toplumsal birliğe doğrudan saldırıdır.
Bu yaklaşım, kardeşliği değil duygusal kopuşu besler.
9. Hukuk Devleti ve Adalet İlkesi Açısından
Silahlı bir terör örgütüyle siyasî muhataplık kurulması;
• Yukarıda da vurgulandığı üzere “Hukuk Devleti” ilkesini,
• Yargının bağımsızlığını,
• Adalet duygusunu ağır biçimde yaralamıştır.
Terörle mücadele hukuk zemininden çıkartılıp pazarlık zeminine taşınmıştır. Bu, devletin kendi kendini inkârıdır.
10. Terörsüz Türkiye ve PKK’nın Türevleri
PKK’nın “silah bıraktık” gösterileri bir aldatmacadır. KCK yapılanması hâlen ayaktadır. Bu yapı altında;
• Irak’ta Tavgari Azadi,
• İran’da PJAK ve
• Suriye’de SDG-PYD–PKK Amerika adına görevini ifa etmektedir
Suriye’de SDG-PYD-PKK’nın masaya oturtulması, İsrail’in bölgesel hesapları ve Suriye’nin savunma kapasitesinin İsrail tarafından sıfırlanmasıyla birlikte okunduğunda, tablo nettir: “Terörsüz Türkiye” söylemi, Kuzey Irak modelinin Suriye’ye taşınmasının perdelenmesinden ibarettir.
Bu süreçte Orta Doğu’da İsrail’in önündeki direnç noktaları birer birer tasfiye edilmiş/edilmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
“Terörsüz Türkiye” adıyla yürütülen politika;
• Terörle mücadelede ilkesizliğe yol açmış,
• Terör örgütüne dolaylı meşruiyet sağlamış,
• Devlete sadık vatandaşları zor durumda bırakmış,
• Hukuk devleti ilkesini yok saymış,
• Toplumsal vicdanı ve adalet duygusunu zedelemiştir.
Bu yaklaşım, terörü bitirmekten çok, devletin psikolojik üstünlüğünü zayıflatmış ve toplumsal güven bunalımını derinleştirmiştir.
Terörle mücadelede kalıcı başarı; teröristle müzakereyle değil, hukuk, güvenlik, adalet ve millî birlik temelinde kararlı bir devlet duruşuyla mümkündür. Başkaca da bir yolu yoktur.”
Yapılan tespit ve açıklamalardan anlaşılıyor ki” Terörsüz Türkiye” süreci devlet aklıyla yürütülen bir süreç değildir.
https://bayrampasagundem.com/kose-yazilari/hukuk_devleti_ve_terorsuz_turkiye_surecinin_cikmazlari-1083.html

                                                 …TEK YOL VAR!

Ülkemiz ve bölgemizdeki gelişmeler tehlikeli boyutlara ulaşmış, varlık ve beka sorunu haline gelmiştir. Sorunlarımızın çokluğunu, tehlikenin büyüklüğünü kimse inkâr edemez.

Ancak hiçbir sorun çözümsüz değildir. Çözümsüzlüğün nedeni; yetkililerin ehliyetsiz ve liyakatsizliğidir. İşi ehline vermezseniz kıyameti bekleyiniz uyarısına rağmen işi ehline vermemektir.

Siyaset, çözüm bulma ilim ve sanatıdır. Siyasetçi geçinen ama bir hedefe varmak için toplumun duygularını okşayarak, aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanarak işini yürüten siyasetçi kimliğinden mahrum politikacılarla sorunlarımızın çözülmesi, tehlikelerden kurtulmamız mümkün değil.

Sorunlarımızın çözümü, tehlikelerin ortadan kalkması için izlenecek tek yol var. Aslında hiçbir şey olmayan ama birilerine yaslanarak, algılarla parlatılmış balon olan politikacılardan uzaklaşmak onlara yetki vermemek.

Emeği olmayan, ahlakı olmayan, milletin sırtına basarak yükselen, milleti küçümseyenlere itibar etmemek.

Şöhreti kalkan, parayı silah yapıp her değeri çiğneyenlere, kökleri olmadığı için çürüyen, asaleti olmadığı için yozlaşan politikacılara itibar etmemek.

Uyuşturucuyla, fuhuşla, sapkınlıkla kendini “özgürlük” diye pazarlayan; insanları zehirleyen, yuvaları yıkan, ahlaksızlığı normalleştiren, toplumu bataklığa çekip buna “modernlik” diyenlere itibar etmemek.

Hak etmediği makamlarla, hak etmediği paralarla ne oldum delisi olan şımarıklara, siyaseti kirleten, devleti ganimet bilen, parayla onur satın alabileceğini sanan, politikacılarla aynı masada olanlara, iki çürük güç olarak birleşip bir milletin ahlakını hedef alanlara itibar etmemek.

Ekranda görününce adam, insan sanılan; oysa birer vitrin süsünden ibaret içi boş, ruhu çürümüş, değer düşmanı figür olanlara itibar etmemek.

Toplumu gerenlere, toplumu yozlaştıranlara, geleneği aşağılayanlara, aileyi parçalayanlara, anneyi, babayı, nesli hedef alanlara itibar etmemek onlardan uzaklaşmak.

Sadece kendilerini değil bir nesli kirletenlerden, toplumun affetmeyeceği, tarihin yazmayacağı sadece ibret olarak hatırlanacak olanlara itibar etmemek onlardan uzaklaşmak.

Toplum olarak bütün sıkıntılardan kurtulmamızın tek yolu var.  Bu yol bütün farklılıklarımızı bir kenara bırakmak ortak değerlerde birlik olmak birlikte işi ehline vermektir.

Kişilerle, kavramlarla savaşmayan ve kavgalı olmayan. Kim doğruyu ve iyiyi tavsiye ediyorsa onlarla birlikte olan, onları kendilerinden sayan. Doğruları söylemekten ve hesap vermekten korkmayan. “Milli Mücadelenin hedeflerinden, Cumhuriyetin kazanımlarından vazgeçmeyen Yeniden Milli Mücadeleci Millet Partisi kadrolarının yarım asırdan fazla zamandır yaptığı; “Milletim Uyan! Varlığın, birliğin, geleceğin tehlikede!” Her alanda “Yeniden Milli Mücadele” çağrısını duymak? Millet Partisi’nin Her zaman ADALET, her yerde ADALET, herkes için ADALET anlayışı ile ortaya koyduğu; İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı HUKUK DEVLETİ                                                                                                       Millî iradenin önündeki engellerin kalktığı DEMOKRASİ                                                                                        Din düşmanlığı gibi din istismarının da bittiği LAİKLİK                                                                                             Fakirlik ve çaresizliğin tarihe gömüldüğü herkesin sosyal adalet şemsiyesine alındığı KERİM DEVLET                                                                                                                                                                      Bilim, hikmet ve erdemle donatılan, sorun üretmeyen, çözüm üreten BİLGE DEVLET ve BİLİM TOPLUMU. Büyüyen, gelişen, zengin, mutlu, muktedir ve insanlığın yeni barış medeniyeti İSLAM RÖNESANSI’nı yöneten MUHTEŞEM TÜRKİYE projesini birlikte gerçekleşmek.

Unutmayalım ki “İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.” Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup