“ERMENİ SORUNU” NDAN “KÜRT SORUNU” NA BAKIŞ
EMPERYALİST BÜYÜK DEVLETLER TARAFINDAN KULANILMALARI
Bölüm I
ERMENİLERİN KULLANILMASI 1878 – 1920
Süleyman KOCABAŞ
“Ermeni Sorunu”nun Doğuşu ve Siyasallaşması
“Vatan Bölücü” yeni bir sorun olarak “Ermeni Sorunu” nun doğuşu, kendisini 5 Mart 1878 Ayastefanos ve 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşmalarıyla gösterip adresini bularak siyasallaştı.
- asrın son çeyreğinde, Rusya ve İngiltere’nin, Osmanlı İmparatorluğu Ortadoğu’su üzerindeki yayılmacılık ve sömürgecilik emellerini gerçekleştirmek için, Doğu Anadolu’da Müslüman nüfusa oranı % 20 azınlık olarak yaşayan Ermenilerin kullanılması gündeme gelmişti.
Rusya’nın bundan amacı, Doğu Anadolu’da kendi nüfuzunda “Bağımsız Bir Ermenistan Devleti” kurarak, Basra ve İskenderun körfezleri üzerinden “Sıçak Denizlere İnmek Milli Emeli” ni kolaylaştırmak isterken, İngiltere’nin emeli ise, aynı minval üzere, kendi nüfusunda kurulacak Ermenistan’ı, Rusya’nın Sıcak Denizlere inerek kendisini “Hindistan Yolu ” üzerinde tehdit etmesini önlemek ana emeli yanında bundan daha büyük emelleri vardı. Bunları, Osmanlı Devleti’nin Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa, Sultan II. Abdülhamit’e gönderdi bir raporunda şöyle dile getirmişti: “İngilizlerin Ermenilerin emel ve isteklerini alkışlar ve onları destekler politika gütmelerinin sebeplerine gelince: Ortaya bir ‘Ermeni Sorunu’ çıkarıp, Avrupa’nın kararıyla Rusya sınırı yakınlarında bir Ermeni bağımsızlığı teşekkül edecek olursa, Rusya Ermenilerinin de milli duyguları galeyana gelecek, bu bağımsız Ermenistan’a katılmak isteyecekleri, bunu başaramasalar bile Rusya hükümetini az çok rahatsız edip uğraştıracakları ve bir gün gelip Hindistan, Uzak Şark veya başka tarafa ait bir işten dolayı Rusya ile İngiltere arasında savaş çıktığı takdirde, zaten İngilizlerin minnettarı ve uydusu durumunda olacak olan Bağımsız Ermenistan, Rusya Ermenileriyle beraber ayaklanacak, Rusya ordularından bir ikisini olsun oralarda tutmakla, savaş yükünü hafifletmek suretiyle İngilizlere hizmet edecekleri, sözün kısası Ermenilerin bu suretle Rusya’nın böğründe rahatsız edici ve daimi bir çıban başı olacakları düşüncesidir. Fakat bu amaçların gerçek olması uğrunda birçok kan dökülecekmiş, birçok Ermeni yok olacakmış bunları düşünmek İngiliz diplomatlarının işi, vazifesi ve ậdeti değildir. İngiliz çıkarları uğruna geçerli ve sevap olmayan bir şey yoktur.” (Hayri Mutluay, İngilizlerin Ortadoğu ve Türkiye Hakkında Gizli Emelleri, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Kasım 1969, Sayı.26, s. 42)
Rusya ile Osmanlı Devleti arasında Ayastefanos Antlaşması imzalanırken, buna, Rusya tarafından, giderek kendi nüfuzunda Bağımsız Ermenistan’ın kurulmasına yönelik yol açabilecek olan 61. Madde olarak “Ermeni Islahatı” maddesi konuldu. Bu madde şöyle idi: “Babıali, ahalisi Ermeni bulunan vilayetlerde (genelde Doğu Anadolu’da) bölgesel ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı ertelemeden yerine getirmeyi ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve emniyetini temin etmeyi taahhüt eder ve ara sıra bu cümleden kabul edilecek tedbirleri devletlere tebliğ edeceğinden antlaşmaya taraf devletler alınacak tedbirlerin yerine getirilmesini kontrol edeceklerdir.” (Prof. Dr. Nihat Erim, Osmanlı İmparatorluğu Antlaşmaları, C. 1, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1953, s. 423)
Ayastefanos Antlaşmasının 61’inci maddesi, onu tadil eden 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşması’na, İngiltere’nin de aktif desteğiyle 16’ıncı madde olarak aynen girdi. Bu “Ermeni Islahatı” maddesine, en aktif desteği veren ve fazla sahip çıkan İngiltere’de Başbakan olan “en azılı Türk düşmanı” sıfatıyla anılan Lord Gladiston İngilteresi oldu. Osmanlı İmparatorluğunda vatan bölücü azınlıkları için “ıslahat” demek, girerek “özerklik” ve en sonunda bağımsızlığa dönüşerek Osmanlı’dan ayrılmak demekti. Zaten de İngiltere’nin 1878 – 1900 zaman diliminde, Rusya ile birlikte kedisinin yarattığı “Ermeni Sorunu” nu kullanmaktan amacı bu idi.
“Ermeni Sorunu” nun İngiltere ve Rusya Arasında Rekabet Konusu Oluşu ve Rusya’nın Bu Sorundan El Çekmesi
Berlin Antlaşmasında sonra, “Ermeni Sorunu” nun kullanımını iyice İngiltere’ye kaptıran Rusya’nın bundan giderek el çektiği ve ona destek vermediği görüldü. İngiltere, Sultan II. Abdülhamit’in istenilen ıslahat programlarını uygulamaması karşısında Rusya’nın da bu soruna kendisi yanında müdahil olmayı istemeye başladıysa da Rusya, bunların hiç birine destek vermediği görüldü. Bu yaşananlarla ilgili bazı belgeler şunlardır: Batılı tarihçilerden iki belge:
Prof. Nikerlant Krayblis’in yazdıkları: “ (İngiltere için), ‘Bağımsız bir Ermenistan Türkiye’den daha önemli bir Akdeniz’i koruma unsurudur. Bu suretle Rusya’nın Şark Yolu kapanmış olur’. Gizli bir surette bu siyaseti takip eden İngiltere, Rusya’nın eski hararetine (aktif desteğine) tesadüf edememişti (destek bulamamak). Her ne kadar Rusya Ermenilerin bu taleplerini (Islahat istekleri) desteklemişse de İngiltere’nin ortaya atılmasıyla ve Ermeni delegelerinin İngilizlere meyilli olduklarını görmesiyle fikir değiştirmeye mecbur oldu. O zaman Rusya başbakanı olan Lubanof’un İngiliz Büyükelçisine: ‘Vakit geçti. Rusya’nın İngiltere ile çalışması pek güç’ dedi.” (Prof. Nikerlant Krayblis, Rusya’nın Şark Siyaseti ve Vilayet-i Şarkiye Meselesi, Çev. Habil Adem, Dersaadet Matbaası, İstanbul, 1332, s. 175 – 176)
Bir defasında da Ermeni teröristlerin kendisine teklif ettikleri ıslahatlara destek isteğini Lubanof, şu gerekçeyi ileri sürerek ret etmişti: “Bulgaristan’ın durumunu, bilhassa siyaset ve milli gayelerini gören Rusya hükümeti, menfaatlerine aykırı olacak olan bir Ermenistan kurulmasını kabul etmez.” (Krayblis, s. 177)
Eduvart Driault’un yazdıkları: “Rusya önceden uygun bulduğu milliyet politikasına (Bağımsız Ermenistan’ın kurulmasına) şimdi karşı çıkıyor. Adı geçen hükümet, Bulgaristan’ın kendi aleyhine kalkışmakta olduğunu görüyor ve İngiltere’nin adeta koruyucusu ve ona bağlı bulunacak olan özerk veya bağımsız yönetime sahip bir Ermenistan kurulması halinde aynı tehlikeye maruz kalacağından korkuyordu. Hatta, Rusya Başbakanı Prens Lubanof, ‘Bulgaristan gibi başımıza bağımsız bir Ermenistan çıkmasını istemiyoruz’ diyordu. Rusya için Fırat ve İran’a doğru güneye serbest bir yola ihtiyaç duyuyordu. Rusya, vaktiyle Polonya’da esaretine aldığı bütün tebaasına uygulamış olduğu korkunç merkeziyetçi politikasını Kafkasya Ermenileri hakkında daha fazla şiddetle uyguladı.” (Edovart Driault, Sark Meselesi, Çev. Nafiz, Muhtar Halit Kitaphanesi, İstanbul, 1328, s. 329). Türkiye tarihçilerinden iki belge:
İsmail Hami Danişment’in yazdıkları: “ Berlin Antlaşmasından sonra Ermeni davasını benimsemiş olan Rusya siyasetinde önemli bir değişiklik olmuştur. Kendi eseri olan Romanya ve Bulgaristan gibi yeni Balkan peyklerinin (bağımlılarının) hemen nankörlüğe başlayıp kendisinden yüz çevirdiklerini ve bu suretle kendisi için artık Balkanlar üzerinden Akdeniz’i inme imkanının kalmadığını gören Rusya, aynı hatayı Anadolu’da da yapıp günün birinde o taraftan da yolunu kesebilecek bir Ermenistan kurulmasını tehlikeli görmeye başlamış ve hatta Rusya Dışişleri Bakanı Prens Lubanof (bu görevinden daha sonra başbakanlığa atanmıştır) işte bundan dolayı: ‘Biz Batıdaki hatamızı Doğuda da tekrar etmeyeceğimiz için bir Ermeni Bulgaristanı istemeyiz’ demekten çekinmemişti. Zaten o sırada Çarlığın Kafkasya’yı Ruslaştırma siyaseti en şiddetli devrindedir. Kafkasya’da ise, Anadolu’da bulunan Ermenilerden daha fazla Ermeni vardır. Rusya hükümetinin en önemli hedeflerinden biri de Ermeni kilisesini, dilini ve kültürünü yıkmaktır.” (İsmail Hami Danişment, Osmanlı Tarihi Kronolojisi, C. 4, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1972, s. 333)
Prof. Dr. Enver Ziya Karal’ın yazdıkları: “(Ermenilerin kendiliklerinden bir ‘Ermeni Sorunu’ yoktu.) Ermeni davası Ermenilerin değil, Osmanlı İmparatorluğu’nda menfaatleri çarpışan iki büyük devletin İngiltere ve Rusya’nın davası olarak evvela politik bir hüviyet ile meydana getirilmiştir. Fakat kağıt üzerinde ve madde halinde kalan bu davadan da ne Rusya’nın ne de İngiltere’nin faydalanmasına imkan yoktu. Şu halde davayı canlandırmak gerekiyordu. İşte Ermeni isyanları Berlin Antlaşmasından sonra bu davanın avukatlığını ele almış olan İngiltere’nin ve zaman zaman aynı işe karışmış Rusya’nın ince hesaplarının bir neticesi gibi görünmektedir.” (Prof. Dr., Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, C. 8, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1962, s. 130-131)
Günümüzün PKK’sı benzeri Ermeni Terör Örgütü TAŞNAK’IN militanları, Çar II. Nikola’yı da ziyaret ederek, ondan kendi davalarına destek olmasını istemişler, ondan şu ret cevabını almışlardı: “İngiltere, menfaatlerinizi üzerine almıştır. İngiliz hükümetine müracaat ediniz.” (Karal, C.8, s. 133)
Rusya, “Ermeni Sorunu” na destek vermemesi konusunda neden ikide bir “Bulgaristan engelini” ni öne sürmüştü? Buna ana sebep şu idi: Bulgaristan, Rusya’nın Avrupa’da Balkanlar üzerinden Sıçak Denizlere inme (o cihetten Ege denizine) milli emeli uğrunda, 1878 Ayastefonos ve Berlin Antlaşmalarıyla Osmanlı’dan koparılarak kendi nüfuzunda kurulmuş bir Prenslik Devlet (Osmanlı’ya özerk yönetimle bağlı) olup, onun bu hali Rusya’nın yayılmacılık ve sömürgecilikte rakibi İngiltere tarafından hazmedilememişti. Bulgaristan kuruduktan sonra kendisi Rusya’dan daha çok atak davranarak buradaki Rusya’nın nüfuzunu yıkarak kendi nüfuzunu kurup Rusya’yı buradan çıkarmıştı. Bu haliyle Balkanlar bölgesinden Rusya’nın Sıcak Denizlere inmesine set çekmiş olunuyordu. Eğer Doğu Anadolu’da da bir İngiltere’nin nüfuzunda bağımsız Ermenistan kurulabilirse, bu coğrafya üzerinden de Rusya’nın deniz yolu kesileceği için Rusya, kendisini göstermesinde etkili olduğu “Ermeni Sorunu” ndan el çekmek zorunda kalmıştı.
Rusya, bu el çekmesi yanında, aynı zamanda kendi hakimiyetindeki Kafkasya Ermenileri üzerinde tam bir zulüm, baskı ve asimilasyon politikası uygulamaya başlamıştı. Bu sebeplerden eğer Ermeni toplumuna yönelik bir ıslahat yapılacaksa, bu öncelikle Rusya Ermenileri üzerinde yapılmalı idi. Çünkü, Osmanlı Ermenileri Rusya Ermenilerine nazaran daha hür ve huzur içinde yaşadıkları 6için bunlarla ilgili ıslahatlar yapmaya gerek yoktu.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.



