Davut Güleç Kimdir?
1960 Kayseri doğumlu gazeteci, köşe yazarı ve haber ajansı temsilcisi. 1974'ten bu yana yerel ve ulusal medyada aktif görev almış, gazeteciliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş bir meslek insanı.
(Lisans)
3 Torun
Biyografi
1960 Kayseri doğumlu olan Davut Güleç, gazeteciliğe 1974 yılında henüz öğrenciyken başlamıştır. Gazeteciliği bir meslekten öte yaşam tarzı olarak benimsemiş, hem yerel hem de ulusal medya organlarında 50 yıla yakın bir süre boyunca aktif görev almıştır. Tarafsızlık, doğruluk ve halk yararını ön planda tutan bir anlayışla hareket etmiş; pek çok olayın ilk haberini kamuoyuna ulaştıran isim olmuştur.
Eğitim Hayatı
Sümer İlkokulu ve Sümer Ortaokulu mezunu olan Davut Güleç, Kayseri Akşam Lisesi'ni tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nde sırasıyla Halkla İlişkiler ve Tanıtım (ön lisans), Kamu Yönetimi (lisans) ve Adalet (ön lisans) bölümlerinden mezun olmuştur. Sürekli öğrenme yaklaşımıyla çeşitli mesleki seminer ve kurslara da katılmıştır.
Kariyer Zaman Çizelgesi
Ulusal ve Yerel Medya
Milliyet, DHA, Cumhuriyet gibi medya kuruluşlarında görev alan Güleç, aynı zamanda yerel medyada da önemli görevlerde bulunmuştur. Kayseri'de yayın yapan çeşitli gazetelere yazılarıyla katkı sağlamış, medya alanında danışmanlık ve yöneticilik de yapmıştır.
TV & Radyo Çalışmaları
Kayseri'deki çeşitli radyo ve televizyon kanallarında yapımcı, sunucu ve haber koordinatörü olarak görev yapmıştır. Medya etiği ve habercilik üzerine programlar hazırlamış, halkla etkileşim odaklı yayıncılık yapmıştır.
Ödüller ve Başarılar
Meslek hayatı boyunca birçok yerel ve ulusal kurum tarafından başarı ödüllerine layık görülmüştür. Özellikle etik gazetecilik ve halk bilgilendirme alanlarında takdir toplamış, meslek örgütleri ve STK'lar tarafından çeşitli plaketlerle onurlandırılmıştır.
STK ve Gönüllülük
Kayseri Gazeteciler Cemiyeti başta olmak üzere birçok meslek odası ve sivil toplum kuruluşunda aktif görevlerde bulunmuş, genç gazetecilerin yetişmesi için gönüllü destek sağlamıştır. Medya dışında da çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde yer almıştır.
Kişisel Anekdotlar
Gazetecilik hayatı boyunca birçok ilginç olayla karşılaşan Güleç, özellikle 1980'li yıllarda yaşadığı olayları hatıra defterine not etmiş ve zaman zaman bu anekdotları genç gazetecilerle paylaşmıştır.
Referanslar
Yıllar içinde birlikte çalıştığı gazeteciler, haber ajansları, medya patronları ve STK başkanları, Davut Güleç'i tarafsız, güvenilir ve çalışkan bir gazeteci olarak tanımlamaktadır. Özellikle DHA ve Milliyet yönetimi tarafından sahada çalışkanlığı ve güvenilirliğiyle sıkça övülmüştür.
Detaylı Yaşam Öyküsü
1960'ta Kayseri'de Başlayan Bir Hayat
1960 yılında Kayseri'de doğdum. Sümer İlkokulu ve Sümer Ortaokulu'nda okudum. Gazeteciliğe adım attığım güne kadar hayatın zorluklarını küçük yaşlarda öğrenmeye başladım.
Sümer Dokuma Fabrikası'nın önünde iş çıkışlarında bardakla çekirdek, yani ayçiçeği satarak, trenlerde su taşıyarak, ayakkabı boyacılığı yaparak, eski sanayide bulunan pazarda karpuz boşaltarak çalıştım. Çocukluk yıllarım yalnızca okuldan ve oyunlardan ibaret değildi; hayatın sorumluluklarını da erken yaşta tanıdım.
İlkokul yıllarımda Türkan öğretmenimden karnım acıktıkça simit isterdim. O da bana simit alırdı. Okuldaki öğretmen disiplini de çok iyiydi.
Sümer vazife evlerinde oturduğumuz yıllarda Kayseri'nin ağır kış şartları hüküm sürerdi. Abartısız, birinci katlara yaklaşan kar kalınlığında, imece usulü küreklerle yollar açılır; insanlar işe ve okula giderdi.
Okula başladığımız yıllardan birinde, tam yılını hatırlamıyorum, "hava saldırısı olacak" denilerek evlere siyah cam örtüleri dağıtılmıştı. Geceleri ışığın dışarı sızmaması için kullanılırdı.
Sümer sinemasına, itfaiyeye, bazen fabrika önündeki İsmail amcanın büfesine giderdim. Annemin Hepatit B nedeniyle hastanede yattığı günler de çocukluğumun zor günleri arasında kaldı.
Kayseri-Sivas maçında mahallemizden yaralananlar olmuştu. O maçtan sonra uzun süre çocuklar sokağa çıkartılmadı, bir süre okula da gönderilmedi.
O yıllarda komşuluk, insan ilişkileri, yardımlaşma ve dayanışma çok güçlüydü. Benim yaşımdaki herkes Sümer Camii imamı rahmetli Salim amcayı unutmaz. Mahalledeki çocukların ayakkabı, giysi, kırtasiye gibi neye ihtiyacı varsa kimse görmeden, duymadan kendisi temin ederdi. Çocuğa verirken de "Baban aldı, sana vermemi söyledi" derdi. Bu, benim çocukluk hafızamda insanlığın ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olarak kaldı.
Gazetecilik Mesleğine Böyle Adım Attım
Sümer Ortaokulu ikinci sınıfta, yani Kıbrıs Savaşı'nın olduğu 1974 yılında, tesadüfen amatör spor muhabirliğine başladım.
Kıbrıs Savaşı sırasında çocukları pilot ve asker olan ailelerin anlattığı ilginç anıları da hatırlıyorum. Vurulan, hatta tek kanatla Kayseri'ye dönen uçaklardan söz edilirdi.
O yıllarda Erciyes ve Milli Ülkü gazetelerinin Düvenönü'nde bulunan matbaa kısmında çalışan ağabeyimin yanına gittiğimde, Sümer Stadı'nda oynanan amatör maçları takip edecek birisi aranıyordu. O dönemde Ülker gazetesinden sonra bölgenin en çok satan iki gazetesinin yazı işleri müdürleri rahmetli Şemsettin Çetinsöz, Mehmet Aydoğan ve Osman Duygulu bana, "Sen, tarif etsek yapar mısın?" diye sordular. Ben de kabul ettim ve böylece gazetecilik mesleğine adım attım.
İlerleyen dönemde "Acı kahve" anlamına gelen "Sales" adıyla köşe yazıları da yazmaya başladım. Polisiye olayları Valilik ve Jandarma'dan aldığımız bültenlerden takip ediyor, çoğu zaman haberleri elimle saman kâğıda yazıyordum.
Ortaokulu tamamladıktan sonra gazeteciliğe devam edebilmek için Kayseri Akşam Lisesi'ne kayıt yaptırdım. Bazı arkadaşlarımın, "Dışarıdan bitirip üniversiteye, tıbba gidelim" önerisini kabul etmedim. Gazeteciliği seçtim. Kayseri Akşam Lisesi'ni tamamladıktan sonra Açık Öğretim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım ön lisans bölümünden mezun oldum. Daha sonra Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi lisans bölümünü ve Adalet ön lisans bölümünü tamamladım.
Çocukluğumun ve Gençliğimin Kayseri'si
O yıllarda sosyal yaşam da çok canlıydı. Haftalığımızı aldığımız zaman gazete patronlarımızdan Atıf Uluyağmur ile birlikte topluca Yenimahalle, Demiryolu, Şahin, Emek, Gaziosman, Alemdar ve Oğulcuklu sinemalarına giderdik. Kovboy filmlerini çok severdik.
Sümer'de ilk kez sinemaya gittiğimizde, perdeye doğru üzerimize araba geliyor zannederek sinemayı dolduran çocuklarla birlikte korkup bağırdığımızı hatırlıyorum.
Cumhuriyet Meydanı'nda, Zümrüt Kitabevi'nin yanındaki mağazada siyah-beyaz televizyon gösterilirdi. Kalabalık olduğunda işyeri sahibi fişi çekerdi. Kalabalıktan biri kendisini sinemada zannederek "Makinist, görüntü, ses!" diye bağırırdı.
Kayseri'nin o günkü şehir yapısı da bugünkünden çok farklıydı. Orduevinin bulunduğu bölge Üçgen Kışla, Bölge İdare'nin bulunduğu yer Doğu Yurtiçi Bölge Komutanlığı, Hilton'un bulunduğu bölge yazlık bahçeler, Kaleiçi sebze ve meyve satış yeri, çarşı bakırcılar ve bedestenciler bölgesiydi. Bugünkü adliye çevresinde Askeri Dikimevi bulunuyordu.
Bayramları hiç kaçırmazdık. Arkadaşlarımızla ve ailelerimizle bayramlara katılır, coşkusunu yaşardık. Kayseri Kalesi'ne sürekli çıkar, her gün surların üstünden iç kısmına iner, tekrar çıkardık. O zamanlar kalede yılanlar da vardı.
Zor Yıllarda Muhabir Olmak
1974'te başladığım gazetecilik mesleğinde 1977 yılında sigortalı olarak çalışmaya başladım. Sırasıyla Kayseri'nin yerel Erciyes, Milli Ülkü ve Ülker gazetelerinde görev yaptım. Daha sonra Günaydın'ın çıkardığı Kayseri Haber gazetesinde ve Tercüman'ın çıkardığı Orta Anadolu'nun önemli gazetelerinden Kayseri'de çalıştım. Cumhuriyet ve Demokrat gazetelerinin Kayseri temsilciliklerini yaptım.
Daha sonra Antalya Orduevi'ne askere gittim. Isparta'dan sonra Trakya'da, Türkiye-Bulgaristan-Yunanistan üçgenindeki Demirköy'de askerliğimi onbaşı olarak tamamladım. Darbe öncesi yaptığım bazı haberler nedeniyle ağır bedeller de ödedim. Gazetecilikte "iyi gazeteci olmak için bedel ödemek gerekir" denir. Ben de mesleğin bu tarafını yaşayarak öğrendim.
Askerlik dönüşü iki yıl İstanbul'da Günaydın ve Cumhuriyet Yurt Haberleri servislerinde görev yaptım. Ancak Kayseri'den ayrılmış olsam da tekrar Kayseri'ye döndüm ve burada gazeteciliğe devam ettim.
Milliyet, Kanal D ve Bölge Gazeteciliği
1984 yılında Milliyet Haberler Ajansı Kayseri Bürosu'nda Orta Anadolu Temsilci Yardımcısı olarak göreve başladım. Bu dönemde yerel Kayseri Anadolu Haber, Flaş ve Objektif gazetelerinde sayfa editörlüğü de yaptım.
1991 yılında Milliyet Haberler Ajansı ve Kanal D Kayseri Bölge Temsilciliği görevine atandım. Sorumluluk bölgem Kayseri'nin yanı sıra Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Aksaray, Yozgat, Sivas, Çorum, Tokat, Kırıkkale, Kahramanmaraş ve kısmen Adana'yı kapsıyordu. Gazetecilikte özellikle polis-adliye muhabirliğinde branşlaştım. Hem gazete hem televizyon haberciliğinde çalıştım. Haber, spor ve jüri dallarında çeşitli ödüller aldım. Spor yazarlığımı da geliştirdim; futbol ve basketbol başta olmak üzere çeşitli spor dallarında görevler yaptım.
Televizyonculuk ve Yerel Medya
1988-1991 yılları arasında Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Niyazi Bahçecioğlu'nun basın danışmanlığını yaptım. Aynı dönemde belediye bünyesindeki KBTV'nin Haber Müdürlüğü görevini de yürüttüm.
1991 seçimlerinden hemen sonra bu iki görevimden istifa ederek beş arkadaşla birlikte Kayseri Televizyonu'nu, yani Kay-TV'yi kurduk. Aynı dönemde Objektif Radyo'nun yayın sorumluluğunu üstlendim. Kay-TV Haber Müdürlüğü görevimin yanı sıra kapanmak üzere olan Pınar TV'nin kapanmaması için bir grup arkadaşla birlikte sorumluluk aldık.
Çeşitli nedenlerle Kay-TV ve Pınar TV'den ayrıldım. Bu sırada adıma Kayseri'nin ilk internet sitesi olan davutgulec.com kuruldu. Siteyi hobi, mesleki çalışma ve haber amacıyla geliştirmeye devam ettim. 2000 yılına kadar Milliyet ve Kanal D Temsilciliği görevimi sürdürdüm. Doğan Grubu ajanslarının birleşmesinin ardından Doğan Haber Ajansı Kayseri Bölge Temsilcisi olarak bir yıl daha görev yaptım.
Gazetecilikten Emeklilik ve Sonraki Dönem
2003 yılında gazetecilikten emekli oldum. Ancak emeklilik benim için gazeteciliğin tamamen sona ermesi anlamına gelmedi. Emekliliğin ardından Show TV, Sky Türk, Akşam, Tercüman, Güneş gazeteleri ve Alem FM gibi birçok yayını bünyesinde bulunduran Çukurova-Türk Medya grubunun Kayseri Temsilciliği görevine getirildim. Bu görevimi 1 Mayıs 2021 tarihine kadar sürdürdüm. 1 Mayıs 2021'de Çukurova-Türk Medya'dan ayrılarak Anka Haber Ajansı Kayseri Bölge Temsilciliği görevine başladım.
Sarıoğlan Belediyesi'nde 2014-2017 yılları arasında basın danışmanlığı yaptım. Kayseri Star Haber gazetesinde kısa süreli Yazı İşleri Müdürlüğü görevinin yanı sıra yaklaşık 5,5 yıl muhabir olarak çalıştım. Evliyim, iki çocuk babası ve üç torun sahibiyim.
Spor, Dağcılık ve Doğa ile İç İçe Bir Hayat
Gazetecilik mesleğim sırasında sporla da çok aktif bir şekilde ilgilendim. Dağcılık, kayak, trekking, yüzme ve izcilik sporcu lisanslarımın yanı sıra Alp Disiplini ulusal kayak hakemliği belgesine sahibim. Kayak Federasyonu'nun çeşitli görevleri nedeniyle İngilizce eğitimi aldım.
Kayseri'de tüm doku ve organlarını bağışlayan ilk kişi olduğumu belirttiğim çalışmamın yanı sıra Kızılay ve İl Sağlık Müdürlüğü'nden ilk yardımcı eğitimi ve belgelerine sahibim. 31 Ağustos 2009 tarihinde, üç dönem yaptığım Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilciliği görevine atanmadan önce iki yıl Beyzbol ve Softbol İl Temsilciliği görevini üstlendim. Bu süre içerisinde Kayseri'de iki beyzbol takımının kurulmasına ve takımların çalışabilmesi için yer tahsis edilmesine katkı sağladım. Üç kez tandem ile uçarak yamaç paraşütüyle Kayseri semalarından haber yaptım. Paraşütlü kayağı da denedim.
Bu Haberlerim Halen Hafızalarda
Polis-adliye muhabirliğinde branşlaşan Kayseri'deki gazetecilerden biri olarak çok sayıda polisiye olayın ayrıntılarını haberleştirdim. Kayseri Kapalı Cezaevi'nden TİKKO militanlarının, Nevşehir Cezaevi'nden PKK'lıların tünel kazarak firar etmeleri; Kırşehir ve Kayseri cezaevleri önündeki kan davaları ve infazlar; Yozgat Akdağmadeni'ndeki bir ocakta yaşanan göçük; Almanya'da yaşayan bir geline yapılan işkence sonrası meydana gelen silahlı saldırı; Erciyes Üniversitesi Gevher Nesibe Hastanesi yapılırken ameliyathanenin unutulması; Rektör Prof. Dr. Aydın İnan'ın Sarımsaklı Barajı'nda boğulması gibi çok sayıda olayı takip ettim.
Türban tartışmaları sırasında Erciyes Üniversitesi'ndeki çarşaflılarla ilgili haberler; "Kara Ses" olarak bilinen Cemalettin Kaplan ve yeğeni Metin Kaplan; İslami yazar Emine Şenliklioğlu ile yaptığım röportaj ve haberler de meslek hayatımda yer aldı.
Kendini "Mehdi" ilan eden bir gurbetçinin daha yaşarken kendisi için yaptırdığı Kur'an kursu ve türbe, Perşembe günleri çocukların benzer intiharları, Kayseri'de yapılan iki kişilik uçakla havadan Karasazlık bölgesinde kaçak avcı operasyonu, Yeşilhisar'da uydu taramasıyla Türkiye'nin en büyük uyuşturucu tarlalarından birinin belirlenmesi ve imhası, Kocasinan ilçesi Obruk'taki uluslararası uyuşturucu kaçakçılarıyla ilişkilendirilen kenevir tarlası gibi çok sayıda haberi takip ettim.
Özvatanlı bir gurbetçinin yurtdışında bulunduğu sırada emekli olabilmek için belediyeden kadrolu gösterilmesi, mor ışıkla ortadan kaldırıldığı belirtilen cinayet delillerinin Türkiye'deki ilk tespiti, tarlaya yaptırılan hayır çeşmesinin ilginç davası ve öyküsü, üç ilçeyi kapsayan asırlık bir davanın devam etmesi, randevuevi işletenlerin müşterilerine yönelik kara defter tutmaları, seri katilin ilk cinayeti sonrasında ortaya çıkan dedikoduların yıkımları, sahte paralarla Kurban Bayramı alışverişleri, hırsızlığa karşı ilk mermi atan kapı icadı, bakır tel hırsızlarının son işlerinde yakalanması, profesyonel hırsızlarla ilgili haberler ve dört isimli hâkimin öğüt verirken cezaları araya sıkıştırması gibi çok farklı olayları haberleştirdim.
Bağevi Mahzeninden Cinayet ve Adliye Haberlerine
Kayseri'nin Haymana bağlarındaki bir mahzende yaşanan fuhuş olayı, Üzeyir Garih cinayeti zanlısı Yener Yermez'in ilk yakalanma anı, Develi ilçesi Bakırdağ Saraycık köyünde üç maden işçisinin yerin 150 metre derinliğinden kurtarılması ve kurtarma sırasında hava hortumuyla beslenmeleri de takip ettiğim haberler arasında yer aldı.
Kayseri Doğumevi'nde prematüre bebeğin bulunduğu kuvözün elektrik kontağı nedeniyle yanması, kendi rahmi ile kocasının adı Rahmi'yi karıştıran kadının ilginç ilaç kullanma yöntemi, yeni çıktığında üç gencin pahalı olduğu gerekçesiyle duvarları delerek Viagra çalması ve bunu denemeleri, Nevşehir'de kaz ayaklı aile, kanserli köyler ve dünyanın ilk eşekli kütüphanesinin öyküsü gibi sıra dışı konular da haberleştirdiğim olaylardı.
Davulcular, dilenciler, yankesiciler, katil köyler, Pınarbaşı ilçesinde içindeki beş mahkûmla birlikte yanan cezaevi aracı, emniyet amirliğine yönelik bombalı terör saldırısı, Kayseri-Ankara karayolu Kızılağıl rampasında iki Muş Seyahat otobüsünün çarpışması ve 54 kişinin hayatını kaybettiği kaza gibi olayları da takip ettim.
Kayseri'nin Talas ilçesinde Şeker Bayramı'nda kaybolan ve feci şekilde öldürülen üç çocuğun katilinin yakalanması, üç kişiyi öldüren bir seri katille yapılan röportaj, İzmir'de tecavüz olaylarına karışan Kayseri bağlantılı bir kişinin yakalanması, Kayseri'de yaşlı kadınlara yönelik saldırılar, Mevlana Mahallesi'nde aynı gün intihar eden kız kardeşlerin bıraktığı mektup gibi haberleri de yaptım.
Sesli Tepesi, Yılanlı Dağı, Erciyes ve Toroslar'da gerçekleştirilen takipler; Sarız Ördekli'de ölü ele geçirilen üç PKK'lının avcı kılığında takip edilmesi; ölü ele geçirilen teröristlerin cenazelerinin ortada kalması; kadavra bulunamadığı için tıp öğrencilerinin maketlerle eğitim görmesi; Türkiye'de ilk kez Kayseri'ye getirilen ithal etin imhasına karar verilmesinin ardından etin depolardan sahte belgelerle alınarak ucuz şekilde halka satılması gibi haberler de meslek hayatımın önemli dosyaları arasında yer aldı.
Uyuşturucu hap fabrikasının cami minaresinden günlerce takip edilmesi, tarihi eser kaçakçılarının kazı ve kandırılma öyküleri, kendisini sakat bırakan genci öldüren engellinin son cinayeti ve intiharı, dağ ve tepelerde uygunsuz şekilde yakalanan kişilerin ilginç savunmaları, deprem bölgelerine Kayseri'den gönderilen yardım ve kurtarma ekipleri, hava tatbikatları, tünellerdeki medeniyetler, mahkeme ve emniyetlerdeki ilginç savunmalar, Kızılay ve Tüketici Koruma Derneği çalışmaları, vatandaşların vali ve belediye başkanlarından talepleri gibi çok sayıda haber yaptım.
Bu çalışmalarım sonrasında çeşitli dallarda Türkiye, Kayseri, Aksaray ve Nevşehir Gazeteciler Cemiyetleri ile çeşitli kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından birincilik ve ikincilik ödüllerine layık görüldüm.
Spor alanında ise Meysuspor erkek basketbol, Yolspor bayan futbol, Kayserispor, Erciyesspor, Emniyet-Hacılarspor futbol takımları ile TED Koleji ve Kayseri Kaskispor bayan basketbol takımlarının karşılaşmalarını takip ettim. Çok sayıda deplasman maçında görev yaptım ve jüri üyelikleri yaptım. İspanya, Rusya ve İsrail'deki spor karşılaşmaları ile Almanya, İtalya, Roma, Avusturya, İsveç, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Macaristan gibi ülkelere çeşitli amaçlarla geziler gerçekleştirdim.
Televizyon Programlarım
Yerel televizyonlarda da çok sayıda program hazırladım ve sundum. "Bacasız Fabrika", "Şekersiz Günler", "Gıdalardaki Tehlikeli Katkılar", "Sokakta, Çöplükte, Dilencilikte, Seyyar Satıcılıkta Nasıl Kazanıyorlar?", "Kayseri'de Asayiş" gibi programlar hazırladım.
Yerel gazetelerde de benzer yazı dizileri yayımladım. Özellikle "Bacasız sulu bankanın ilginç şifreleri, ipuçları, sloganları, isimleri, taktikleri" gibi diziler uzun süre konuşuldu. Birçok yerel gazetede, bazı ulusal ve uluslararası gazete ve dergilerde haberlerimin yanı sıra güncel ve mesleki köşe yazıları yazdım ve yazmaya devam ettim. Yerel, ulusal ve uluslararası radyo ve televizyon programlarına canlı bağlantılarla katılarak çeşitli konularda görüşlerimi ve mesleki deneyimlerimi aktardım. Kayseri Gazeteciler Cemiyeti'nin Kurban Bayramlarında çıkardığı Bayram gazetelerinde de güncel köşe yazıları kaleme aldım.
Eğitim, Gençler ve Sosyal Çalışmalar
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 2012-2013 öğretim yılında eğitim-öğretime açılan Osman Ulubaş Anadolu Lisesi'nde Okul Aile Birliği Başkanlığı yaptım. İki kez Herkes İçin Spor Federasyonu, Erciyes Kar Kaplanları ve okul işbirliğiyle "Öğretmenler Günü Konseri" organize ettim.
Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın "Seyyah ve Bizim İller" projesi kapsamında Kayseri'ye dokuz grup halinde gelen gençlere "Kaplanlar Korosu" olarak ücretsiz dokuz ayrı konser verdik. Okuldaki öğrencilerin tamamını birinci yıl Erciyes'e, ikinci yıl Kapadokya'ya ücretsiz götürdüm.
Akşam bölümünden mezun olduğum Tarihi Kayseri Lisesi Mezunları Derneği'nin ikinci başkanlığını yaptım. Kurtuluş Savaşı'nda son sınıftan mezun veremeyen bu lisenin son sınıf öğrencileri ve öğretmenlerini, Sakarya Meydan Savaşı'nın yapıldığı ve öğrencilerin şehit düştüğü Ankara Polatlı'daki tarihi bölgeye ücretsiz götürdüm. Buradaki Füze Komutanlığı'nda öğrenciler adına bir "hatıra ormanı" kurulmasına katkı sağladım.
Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü ve Kayseri Spor Adamları Derneği'nde basın sözcülüğü yaptım. Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Denetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendim. TEMA, Kızılay ve Plastikçiler Derneği'nin gönüllü basın danışmanlığını yaptım. Orman ve Su Bakanlığı'nda fahri av müfettişliği görevinde bulundum. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi ile Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksekokulu'nda zaman zaman konferanslara katıldım. Özellikle kitaplaşan "Çarşamba Sohbetleri" içerisindeki "Polis-Adliye Muhabirliğinin Püf Noktaları" konulu konferansım ilgi gördü.
Sosyal Sorumluluk Çalışmaları
Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Plastikçiler Derneği ile birlikte mavi kapak kampanyası gerçekleştirdik. İlk olarak Milli Eğitim tarafından belirlenen bir engelliye sandalye, daha sonra iki ayrı okuldaki engelli öğrenciye akülü engelli araçları, Plastikçiler Derneği ile yapılan protokol kapsamında teslim edildi. Mavi kapak toplamaya devam ettim. Bu çalışmaların bir bölümünü kitaba dönüştürerek, Erciyes'ten Adıyaman Kahta'ya giden Jandarma Üsteğmen Hasan Dombaycı'nın başlattığı "Her Okula Bir Kütüphane" kampanyasına katkıda bulundum.
Kayserispor altyapısında oynayan oğlumun ve diğer çocukların az kullanılmış krampon, forma, şort ve eşofmanlarını Yahyalı'nın Sazak köyünde görev yapan imam Abdulkadir Aydın'a göndererek iki futbol takımının kurulmasına katkı sağladım. Kayseri merkez ve ilçelerine bağlı birçok köy okulunun sıra, kütüphane, kitaplık, giyim ve kırtasiye ihtiyaçlarının temin edilmesine aracılık ettim.
Bosna-Hersek'teki katliamlar sırasında yerel televizyonda hazırladığım "Bizim Bosna" programı aracılığıyla 30'a yakın okulda eğitim gören ihtiyaç sahibi öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağladım. Kanser hastası çocukları da sık sık haber konusu yaptım. Tedavilerine yardımcı olmak amacıyla sevdikleri futbolcuları ve istedikleri kişileri onlarla buluşturmaya çalıştım. Birçok yardım kuruluşuna destek oldum.
Koro Kurduk, Korolarda Görev Aldık
Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü bünyesinde gönüllü olarak "Kaplanlar TSM Korosu"nu kurduk. Daha sonra Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Türk Halk Müziği Korosu'nda görev aldım. Arkadaşlarımız da Türk Sanat Müziği korosu ve saz eğitimleriyle müzik çalışmalarını sürdürdü. Türk Halk Müziği korosunda 12. yılı tamamladım. Bir yıl konservatuvarda bağlama ve ritim kursuna gittim.
Ankara'da iki kez gerçekleştirilen "Kadim Kent Kayseri" konserlerinin ilkinde "Bir Of Çeksem Karşıki Dağlar Yıkılır" türküsünü solist olarak söyledim. Kayseri'deki konserlerden birinde "Kara Kaş Gözlerin Elmas" türküsünü seslendirdim. Birçok yerel televizyonda, karasal ve uydu yayınlarında konserler verdik. Herkes İçin Spor Federasyonu ve Erciyes Kar Kaplanları tanıtım programları yaptık. Programların çoğunu hazırladım ve sundum. Ayrıca polis-adliye muhabirliği konusunda da olaylar üzerine yorumlar yaptım.
Habere Giderken Haber Olduk
Gazetecilikte haber peşinde koşarken zaman zaman kendimiz de haber olduk. Mesleğe devam ederken bir kez haberden dönerken aracımız devrildi. Kışın karla mücadele sırasında dört kez aracımız kayarak yoldan çıktı. Üç kez bakan takibi yaparken Erciyes'te aracımız kayarak uçurumun kenarında durdu. Bir defasında aracımızın freni patladı.
Milliyet Gazetesi'nde çalışırken "Harem-Selamlık" konulu haberim nedeniyle bir grup işyerini bastı. Beni tanımadıkları için "Davut Güleç kim?" diye sordular. Beni döveceklerdi; müdürümüz Şemsi Bey, "O şu an görevde" diyerek onları uzaklaştırdı. Bir başka haberimde editörün yaptığı yanlışlık nedeniyle haberde adı geçen kişiyle karşı karşıya geldik. Ancak inandığı için bana bir şey yapmadı. Gazetecilik hayatım boyunca çeşitli tehditlerle de karşılaştım. Bunların çoğunu "Kimse devletten güçlü değil" diyerek ciddiye almadım.
Hayat Felsefem
Yazılarımda ve konuşmalarımda sık sık şu düşünceleri dile getirdim:
"Herkesin bu vatana, millete, devlete, topraklara vefa borcu var. Onunla ödeşmeli. Mevki ve makamlar gelip geçici. O nedenle makam ve mevkiler bitince anılarınızla mı yoksa analarınızla mı anılmak istersiniz, ona göre zamanı iyi kullanın. Hayatı dolu ve doyarak yaşayın. Bunun için harekete geçin. Sahipsiz, kimsesiz, yalnız kimseleri ihmal etmeyin. Dağdaki çobanı da, ayakkabı boyacısını da, hurda toplayanları da, Cumhurbaşkanını da aynı kabul edin. Şansa fazla zaman ayırmayın. Çalışmayanın şansı zaten olmaz. Özgürlüğünüzü hiçbir şeye değişmeyin. Çay-simit keyfini çıkartın. Para belki gerekli ama bazen geçmediği yerlerde var. Her insan nasıl kundağa sarıldı ise kefene de sarılacak ve ölümü tadacak."
Hayata bakışımda insanları makamlarına, ekonomik durumlarına veya mesleklerine göre ayırmamak; çalışmak, üretmek, özgürlüğü korumak ve hayatın değerini bilmek önemli oldu.
Sporla İlgim ve Bilgi Geçmişim
Gazetecilik mesleğim sırasında sporla ilgili çok aktif görevler ve sorumluluklar üstlendim. Kayseri'de futbol alanında Kayserispor, Erciyesspor, Yolspor ve Erciyes Üniversitesi takımlarını; basketbolda Meysuspor ve TED Koleji karşılaşmalarını takip ettim. Jüri üyelikleri yaptım. 13 ülkede futbol karşılaşmaları, çeşitli spor sahaları, dağlar ve kış turizm merkezlerini gezdim. İsrail ve İspanya'da oynanan iki UEFA maçında Show TV adına görevlendirildim. Yurtiçinde çok sayıda spor karşılaşması, haber ve toplantıya katıldım.
1988 yılında Kayseri'de dağlarda spor yapan grubu Türkiye'de ilk kez Kanal D'de yayınlanan Televole programında "Kar Kaplanları" adıyla haber yaptım. Toplumun, kışın kar banyosu yapılmasına ve buzlu suya girilmesine başlangıçta olumlu bakmadığı bir dönemde bu sporun yaygınlaşması için aralıklarla çalışmalar yaptım. Sonraki yıllarda, özellikle kış aylarında ve önemli günlerde başta Show TV olmak üzere ulusal basında yaptığım haberlerle bu etkinlikleri tanıttım. Sağlıklı yaşam için sporun önemini, yaptığım röportajlarla anlatmaya çalıştım.
Erciyes Kar Kaplanları
Kar ve kış şartlarında spor yapan insanlarla bir çatı altında toplanmak amacıyla Erciyes Kar Kaplanları Spor Derneği'ni kurduk. Bir yıl sonra spor kulübü olduk. Yaklaşık 50 üyesi bulunan kulübün çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması için girişimlerde bulundum. Hibe yoluyla seminer sandalyesi, masa ve sandalye temin edilmesini sağladım. Dernek ve kulüp içerisinde bir kütüphane oluşturma çalışmalarını da sürdürdüm. Faaliyetlerimiz kapsamında tişört, eşofman, şort, sırt çantası, ayakkabı ve yazlık-kışlık şapka gibi malzemeler de temin edildi.
Erciyes Kar Kaplanları Derneği ve Spor Kulübü'nün logosunu hazırladım ve Valilik tarafından tescil edilmesi için mücadele verdim. Logoda bulunan Atatürk ve Türk bayrağı nedeniyle "koruma kanunları" kapsamında yaşanan sorunlar nedeniyle yasal mücadele sürdürülmeye çalışıldı.
Türkiye'de siyasi kavga, çekişme ve huzursuzluğun arttığı dönemlerde ve seçimler öncesinde, "Kavga, gürültü, görüntü kirliliği istemiyoruz. Gün birlik, beraberlik, barış günüdür" yazılı pankart açarak sessiz bir mesaj verdik ve bunu ulusal kanallara taşıdık. Spor kulübü olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda "Cumhuriyet ve Zafer Tırmanışı"nı birkaç kez gerçekleştirdik. Sponsor desteği sağlayarak ücretsiz Çanakkale-Edirne gezisi ve ardından Anıtkabir gezisi düzenledik. Bu gezilerde rehberliği, birlikte yürüdüğümüz ve Erciyes Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılapları Bölümü'nde okutman olarak görev yapan, Çanakkale rehberlik kokartı bulunan üyemiz gerçekleştirdi.
Dernek ve spor kulübü olarak siyaset, ibadet ve ticaret konularında hassas davranmaya çalıştık.
Kayseri'nin Tanıtımı İçin Çalışmalar
Kayseri'de doğa sporlarının yaygınlaşması için yönetim olarak çeşitli kurum ve kişilerle ilişkiler kurduk. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, ilçe belediye başkanları, rektörler, emniyet müdürleri ve birlik komutanları ile çeşitli vesilelerle görüştük. Doğa sporları ve Kayseri'nin tanıtımı konusunda destek gördüğümüz çalışmalar oldu.
Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, yurtiçi ve yurtdışı gezilerinde Kayseri'den çok Kar Kaplanları'nın sorulduğunu ifade etti ve kışın kar banyosu yapmamızı görmek istediğini söyledi. Erciyes'te davetimiz üzerine yürüyüşümüze katıldı ve kar banyosu yaptığımız etkinliği izledi. Doğa sporlarının ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekti.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile dağ ve kış turizmi amacıyla Avusturya Alpleri'ne yaptığımız bir gezi sırasında, Erciyes'in, Kayseri'nin ve Türkiye'nin tanıtımı için nasıl kar banyosu yaptığımızı göstermemi istedi. Bunun üzerine Avusturya'nın Innsbruck bölgesinde Avusturya ve Rus televizyonlarının önünde, ısınma hareketlerinden sonra kar banyosu yaptım. Yüzlerce kişinin izlediği etkinlik Kayseri ve Türkiye'nin tanıtımı açısından haber konusu oldu.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin yanı sıra Kocasinan Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve Talas Belediye Başkanı Rıfat Yıldırım da farklı çalışmalarımıza destek verdi.
Dünya Çapında Haber Olan Kar Banyosu
Özellikle dönemin Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Erciyes'te yaptığım ve birlikte gerçekleştirdiğimiz kar banyosu uluslararası ölçekte haber konusu oldu. Metinlerde yer alan bilgilere göre bu etkinlik 110 ülkede 900 köşe yazısı ve 318 bin haber konusu olarak ifade edildi. Etkinlik sırasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ellerinde götürdüğü iki avuç toz kar ile beni kar banyosu yaptırarak etkinliğe katıldı.
Avusturya Alpleri'ndeki Innsbruck'ta ve Belarus'un Kursk bölgelerindeki kar banyosu ve buzlu su etkinliklerimiz de çeşitli dünya televizyonlarında haber konusu oldu ve turistlerin ilgisini çekti.
Cumhurbaşkanı Gül, zaman zaman uydu kanallar aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz "Kaplanlar Türk Sanat Müziği Korosu" programlarına canlı bağlanarak isteklerde bulundu ve programlarla ilgili olumlu ifadeler kullandı.
Türkiye'de İlkleri Başardık
Herkes İçin Spor Federasyonu ve Erciyes Kar Kaplanları Derneği ve Spor Kulübü olarak çeşitli "ilk" niteliğinde olduğunu düşündüğümüz etkinlikler gerçekleştirdik. Türkiye'de Samsun'dan yola çıkarılıp Ankara'da Cumhurbaşkanı'na teslim edilen "Sevgi Bayrağı"nı, atletler ve izciler dışında Kayseri'de bir devlet programı kapsamında taşıdık. Sevgi Bayrağı'nı dernek üyelerinden en yaşlı abimiz ve eşi belirli bir mesafede taşırken, biz de dernek üyeleri olarak arkalarında koşarak etkinliğe katıldık. Bayrağın Kayseri'de bir gün konuk edildiği Tarihi Kayseri Lisesi'ndeki ilk nöbeti de spor kulübü üyeleri olarak protokolle birlikte tuttuk. Gençlik yürüyüşlerine de katıldık. Mümkün olduğunca tek tip kıyafetlerle çok sayıda kişiyle yürüyüşlerde yer aldık.
Vali ve Belediye Başkanlarından Gelen Destekler
Kayseri'de görev yapan valilerle temaslarımızı sürdürdük. Vali Mevlüt Bilici ile doğa sporları üzerine çeşitli görüşmeler yaptık. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki de Avusturya Alpleri gezisinde kar banyosu etkinliğinin Kayseri ve Erciyes'in tanıtımı açısından kullanılmasını istedi. Kocasinan Belediye Başkanı Bekir Yıldız dernek yeri ve iç donanımı ile Çanakkale gezisi konusunda, Talas Belediye Başkanı Rıfat Yıldırım ise sağlıklı yaşam yürüyüşleri konusunda destek verdi. Bu çalışmalar, Erciyes Dağı ve kış turizmi kapsamında yüksek rakımda spor ve yürüyüş yollarının öneminin gündeme gelmesine de katkı sağladı.
Kaplanlarla Yolculuk & Kaplanlar Korosu
Herkes İçin Spor Federasyonu ve Erciyes Kar Kaplanları Derneği ve Spor Kulübü'nün faaliyetlerini özellikle kış aylarında yazılı ve görüntülü olarak yerel ve ulusal yayınlarda haberleştirdim. Daha sonra bu faaliyetleri Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesindeki Kampüs TV'de, çekimlerini ve hazırlığını kendim yaptığım "Kaplanlarla Yolculuk" programıyla izleyicilere aktardım. Program sırasında birçok izleyici, "Biz Kayseri'yi ve sizi böyle bilmiyorduk" diyerek şaşkınlığını dile getirdi. Ayrıca Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü ile yaptığım girişim sonucunda genç gazetecilerden bir grup, Erciyes Kar Kaplanları Spor Derneği ve Spor Kulübü ile üyelerini ve sağlıklı yaşam ile sporu anlatan bir yazı dizisiyle Aydın Doğan Gazetecilik Ödülü yarışmasına katıldı ve mansiyon ödülü aldı.
Herkes İçin Spor Federasyonu ve Erciyes Kar Kaplanları Derneği ve Spor Kulübü bünyesinde, üyelerimiz arasında bulunan konservatuvar öğrencilerinin yardımıyla önce Kayseri türküleri, daha sonra Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği çalışmalarından oluşan "Kaplanlar Korosu"nu kurduk. Bu koro ile kış aylarında Kayseri'deki yerel televizyonlarda "Kaplanlar Korosu" programları yaptık. Aynı zamanda korolar ve müzik çalışmaları benim için sosyal hayatın önemli bir parçası oldu.
Uluslararası Araştırma Konusu Olduk
Herkes İçin Spor Federasyonu ve Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü olarak Erciyes Üniversitesi Spor Hekimliği ve Fizyoloji Ana Bilim Dalı tarafından yüksek irtifada ve kış aylarında spor yapan kişilerle ilgili bir araştırma ve proje kapsamında çalışma konusu olduk. Benim başkanlığımda 25 kişinin bu araştırmaya dahil edildiği; çeşitli testlerden geçen 50 yaş üzerindeki 25 kişinin zaman zaman spora ve bilime katkı sağlamak amacıyla araştırmalara katıldığı belirtilmektedir.
Araştırmanın ilk sonuçlarından birinin 2012 yılında Hindistan'da düzenlenen Uluslararası Tıp Sempozyumu'nda Dr. Nazan Dolu tarafından "Erciyes Kar Kaplanları" araştırması olarak sunulduğu ve dünya tıp literatürüne girdiği ifade edilmektedir. Araştırmanın devam eden bölümlerinin de çeşitli ülkelerde düzenlenen tıp sempozyumlarında anlatıldığı belirtilmektedir.
Gazetecilikten Hayata Kalanlar
Gazetecilik bana yalnızca bir meslek kazandırmadı. Çocukluğumdan itibaren Kayseri'nin değişimine tanıklık ettim. Mahalle kültüründen televizyonculuğa, yerel gazetelerden ulusal ajanslara, polis-adliye muhabirliğinden spor gazeteciliğine, televizyon programlarından internet haberciliğine kadar mesleğin farklı dönemlerini yaşadım.
Bir yandan haber peşinde koşarken diğer yandan spor, doğa, eğitim, sosyal sorumluluk ve kültür çalışmalarının içerisinde yer aldım. Bazen bir cinayetin, bazen bir kurtarma operasyonunun, bazen bir spor karşılaşmasının, bazen de bir çocuğun hayatını değiştirecek küçük bir yardımın içerisinde oldum. Erciyes Kar Kaplanları ile yaptığımız çalışmalar sayesinde doğa sporlarını, sağlıklı yaşamı ve Kayseri'yi farklı yönleriyle anlatmaya çalıştık. Sporu, müziği, gazeteciliği ve sosyal sorumluluğu birbirinden ayrı görmedik. Bunların tamamını hayatın farklı parçaları olarak değerlendirdik.
"İnsan hangi makamda, hangi meslekte veya hangi şartlarda olursa olsun, geride bıraktığı izlerle hatırlanıyor. Dağdaki çobanı da, ayakkabı boyacısını da, hurda toplayanları da, Cumhurbaşkanını da aynı kabul edin. Özgürlüğünüzü hiçbir şeye değişmeyin."
Gazetecilik Benim İçin Ne Anlama Geliyor?
1974 yılında Sümer Stadı'ndaki amatör maçları takip etmek için başlayan gazetecilik serüvenim, yıllar içerisinde Kayseri'nin sınırlarını aşan bir mesleki yolculuğa dönüştü. Yerel gazetelerde başladım, ulusal gazetelerde çalıştım, televizyon haberciliği yaptım, ajans temsilcilikleri üstlendim, polis-adliye muhabirliği yaptım, spor haberleri hazırladım, televizyon programları sundum, köşe yazıları yazdım.
2003 yılında gazetecilikten emekli olmama rağmen haberden hiçbir zaman tamamen kopmadım. 1 Mayıs 2021'de Çukurova-Türk Medya'dan ayrılarak Anka Haber Ajansı Kayseri Bölge Temsilciliği görevine başladım ve gazetecilikle bağımı sürdürdüm.
Benim için gazetecilik yalnızca haber yazmak olmadı. İnsanları dinlemek, olayları araştırmak, gördüğünü doğru aktarmak, yaşadığın şehri anlatmak, toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurmak ve mümkün olduğunca faydalı olmak anlamına geldi. Her insanın anlatılmaya değer bir hikâyesi olduğuna inandım.
Bugün geriye dönüp baktığımda Sümer'in ağır kışlarında kürekle açılan yollardan, trenlerde su sattığım günlerden, ayakkabı boyacılığından, karpuz boşalttığım pazardan, Sümer Stadı'ndaki ilk amatör maçlardan başlayan uzun bir yol görüyorum. O yol beni gazete matbaalarına, televizyon stüdyolarına, haber merkezlerine, adliyelere, dağlara, Erciyes'in karına, spor sahalarına, konser salonlarına ve dünyanın farklı ülkelerine götürdü.
Gazetecilik benim için yalnızca bir meslek olmadı. İnsanların hayatına dokunmak, yaşadığım şehri anlatmak, gördüğüm gerçeği haberleştirmek, gençlere ve çocuklara katkı sağlamak, doğayı ve sporu sevdirmek ve geride mümkün olduğunca faydalı bir iz bırakmak oldu.
📍 İletişim Bilgileri
© Telif Hakları: Bu sayfadaki tüm içerikler Güleç Medya'nın izniyle yayınlanmıştır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanamaz.
🔒 Gizlilik: 6698 sayılı KVKK uyarınca ziyaretçi gizliliğine saygı gösterilir.