İlhan Karaçay’dan bir analiz ve 4 kitap (Köşe yazısı)

‘TÜRK KÖKENLİ’ VE ‘TÜRKİYELİ’ ANALİZİ…

Türk mü, ‘Türkiyeli’ mi? Türk mü, ‘Türk kökenli Hollandalı’ mı?
Türk göçmen topluluğuna ‘Türk diasporası’, futbol kalesinin üstündeki lataya ‘üst direk’ ve çok güzel hareket yerine ‘kritik’ diyenlere de cevap.
Hollanda vatandaşlığına geçtikten sonra subay olan bir Türk kökenliye ‘Türk subay mı’ yoksa ‘Türk kökenli Hollandalı subay mı’ denir?
Önceki gün değerli bir dostum, Facebook’ta ‘Türk kökenli’ ve ‘Türkiyeli’ laflarına kafayı takmış. Bakınız ne diyor o değerli dost:
‘Hollanda basını veya resmi kurumları, Hollanda’da yaşayan Türkiye’den gelmiş olanları ‘Türk kökenli’ olarak ifade ederken, nedendir bilinmez Türk kökenli olmakdan imtina edenler kendilerine ‘Türkiyeli veya Türkiye kökenli’ demeye başladılar..
Türkiye, Türklerin yaşadığı bir devletin adıdır. Orada yaşayanlara batılılar dahi ‘Türk’ler’ diye hitap eder. Oradan Hollanda’ya göc etmiş olanlardan olan bizler de kendimizi Hollandada yaşayan azınlık Türk’ü olarak görürüz. Kendilerini ‘Türkiye kökenliler ve Türkiyeliler’ diye ifade edenler olabilir, o da onların tercihidir. Ama bizler Türk’üz. Kimliğimizin sulandırılması, gelecekteki neslimiz varlığının devamiyetini tehlikeye düşereceğinden, kullanılan ifadeler bize göre yanlıştır. Hadi bir kesimi anladık da, Türkçe lisanı ile Hollanda Türklerine bilgilendirme yapmaya calışan bazı medya organlarının yazılarında kullandıkları ‘Türkiye kökenliler’ gibi ifadelere dikkat etmeleri gerekir.
Eğer kendileri icin Türk olmak bir değer ifade ediyorsa.
“Soyunu bilmeyen nesilden, güçlü bir gelecek inşa etmesini beklemek hüsran olur.”
Kaşgarlı Mahmud
Divanü Lugati’t Türk’
Yukarıdaki serzenişi yazan değerli dosta ben de şu yanıtı verdim:
‘Türk kökenli’ ifadesini kullanan gazetecilerden biri de benim.
Özellikle seçim yazılarımda bu sözü çok kullandım.
Bunun nedeni şu: Genel seçimlerde Türkler oy kullanamaz.
Hollanda tabiyetine geçmiş olanlar oy kullanabiliyor.
Bu nedenle, Hollanda tabiyetine geçmiş olanları anlatabilmek için en doğru söz, ‘Türk kökenli’dir.
Yani, Türk kökenli Hollandalı.
Bu sözde siyasi bir amaç yoktur.
Ama, ‘Türkiyeli’ sözü için eleştirine katılıyorum.
Ben bu sözü, 57 yıllık gazetecilik yaşamımda bir tek defa bile kullanmadım.
Adı, resmi olarak ‘Türkiyeli İşçiler Birliği’ olan kuruluşu bile ben, ‘Türk İşçiler Birliği’ olarak yazmışlığım oldu.
HOLLANDA‘nın başkenti Amsterdam’da, geçen yıl Hollandalı komşularını yangından kurtaran Türk kökenli Hollanda subayı Ekrem Karadeniz, kahramanlık ödülüne layık görüldü.Hollanda ordusunda Kara Kuvvetlerinde Yüzbaşı olarak görev yapan 44 yaşındaki Ekrem Karadeniz, 15 Mart 2017’de çıkan yangının dumanı nedeniyle evlerinde yarı baygın bulduğu komşularını kurtararak hayatta kalmalarına yardımcı oldu.Komşularına ambulans gelene kadar ilk yardımı sağlayan Karadeniz’e, bu başarısı için Carnegie Kahramanlar Vakfınca verilen ödül, Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema tarafından takdim edildi. Fotoğraftaki Hollandalı subaya, ‘Türk kökenli Hollandalı’ demek en doğru olan değil mi?
Coğrafi olarak kabul edilebilecek olan ‘Türkiyeli’ sözcüğünün, siyasi olarak kullanıldığı kesin.
Yani diyeceğim şu: ‘Türk kökenli’ sözü, siyasi amaç taşımayan doğru bir sözdür. ‘Türkiyeli’ sözü ise, kendilerini ‘Türk’ olarak kabul etmeyenlerin, siyasi amaçlı sözüdür.
Tekrar ediyorum: Türk kökenli demek, kökü Türk olan demek. Yani Türk oğlu Türk.
Oy kullanabilen bir Hollanda tabiyetli yabancı, ancak böyle ifade edilebilir.
Umarım anlatabilmişimdir. Okurlarımın da anlamış olması dileğiyle, selamlar.
Yukarıdaki sözcüklerden başka bir başka sözcük daha var ki, ben de o sözcüğe takıntılıyım.
Sözünü ettiğim sözcük, ‘diaspora’dır.
Yabancı dillerde ‘Greek diaspora’ olarak kullanılan kelime, bizde ‘Rum diasporası’ olarak kullanılır. Yunanistan dışında yaşayan tüm Yjnanlılar’a ‘Rum’ diyoruz. Greek diasporası bu eski haritaya göre, Anadolu’nun tüm kıyılarına yayılmıştı.
Eskiden bu sözü, en çok ‘Ermeni diasporası’, ‘Rum Diasporası’ ve ‘Yahudi diasporası’ olarak kullanırdık. Nedense şimdilerde, ‘Türk diasporası’ olarak da kullanılmaya başlandı.
Sözlüklerde daha önce, diasporanın karşılığı olarak, ‘Ülkelerinden göç etmeye zorlanmış gruplara diaspora denir’ diye yazılıydı. Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler, ülkelerinden göç etmeye zorlandıkları bir tartışma konusudur ama, Türkler’in böyle bir zorlanma ile göç ettikleri savı bence doğru değildir. Zorlanmadan kasıt, dini ve siyasi nedenler olmalıydı.
Ama nedense şimdiki sözlük açıklamalarına, ‘ekonomik nedenlerle’ lafı da eklenmiş.
Anlayacağınız, eskiden Türkler için kullanılmasından imtina ettiğimiz ‘diaspora’, son yıllarda üst düzey birkaç yöneticimiz tarafından kullanılmaya başlanınca, birden bire sempatik bir laf oldu.
Dilimizdeki imla ve sözcük hatalarından sık sık söz etmişimdir.
Özellikle futbol maçı spikerlerinin, en çok kullandıkları ‘kritik’ sözcüğü gibi. Spikeler, ‘kritik’ sözcüğünü çok yerde yanlış kullanıyorlar. Örneğin, kalecinin güzel bir gol önlemesine, ‘Kritik bir kurtarış’ diyorlar. Bir futbolcunun güzel bir hareketine ‘çok kritik’ diyorlar. Kaldı kı, ‘kritik’ sözcüğünün anlamı ‘tehlikeli’dir. Kaleci bir tehlikeyi önler. Futbolcu güzel bir hareket yapar. Ama bizim spikerler hep ‘kritik’ sözcüğünü kullanııyorlar.
Spikerlerin bir de ‘üst direk’ yanlışı vardır. Direk, dikine duran desteğin adıdır. Bu destek demirden de olabilir, tahtadan da. Futbl sahasındaki kaleler, tahtadan yapılmış, iki direk ve bir de latadan oluşur. Zira, iki direğin üzerine yatay olarak yerleştirilen tahta ‘direk’ olmaz ‘lata’ olur.
İki kale direğinin üzerine yatay konulan tahtaya üst direk değil ‘lata’, kalecinin kurtarışına da kritik değil ‘Güzel kurtarış’ denir.
Ne ilginçtir ki, Hollandaca dilinde bizim lata, ‘lat’ olarak geçer. Direk ise ‘Paal’ olarak geçer.
Vallahi biz Hollandalı spikerlerden sürekli olarak ‘lat’ veya ‘paal’ sözlerini duyuyoruz.
Tehlikeli bir durum karşısında da ‘kritisch’, yani kritik lafını duyuyoruz.
Dilerim, bizim dil bilimcilerimiz bir gün bu konulara el koyarlar.

AMSTERDAM TÜRKEVİ’NDEN AVRUPA TÜRKLERİ SOSYOLOJİSİNE 4 KİTAP

‘Kütüphane Haftası’ çerçevesinde, Avrupa Türkleri sosyolojisi literatürüne 4 yeni eser daha kazandırıldı. Aynı zamanda, Avrupa’ya Türk iş gücü göçünün 60’ıncı yılına armağan olan 4 yeni eser, 2 doktora tezi ve 2 sosyoloji yazılarından oluşmakta. Yeni eserler Çizgi Kitabevi ve Türkevi ortak yayını olarak okuyucuya sunuldu.
Amsterdam merkezli, Türkevi Araştırmalar Merkezi desteği ve koordinesinde gerçekleştirilen kitap yayın faaliyetleri, Avrupa’daki Türklerin sosyolojisi başta olmak üzere, Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri, Türk ve İslam kültürünün Avrupa dillerine tercümesi ve yayınlamasını kapsıyor. Aynı zaman da Hollanda Türkevi Doktora Tezleri Yayınlama projesi çerçevesinde, 2021 yılının ilk çeyreğinde yayınlanan ve Avrupa Türkleri literatürüne zenginlik katacak dört yeni eser ve yazarları şöyle:
“RELIGIOUS EDUCATION OF CHILDREN IN MIXED-MARRIAGE FAMILIES, The British Case”, Fatma KURTTEKİN,
“Politics of Ethnicity, Identity and Religion: Turkish Muslims in Britain”, Talip KÜÇÜKCAN
“DİASPORA TÜRKLERİ: Avrupa’da Türk imajı ve İslamofobi”, Talip KÜÇÜKCAN
“AMSTERDAM TARTIŞMALARI Siyasi Katılım, Türkiye-AB İlişkileri, Göç, İslam, Irkçılık, İslamofobi”, Ahmet Suat ARI
Karma Evlilikler ve Çocukların Din Eğitimi
Fatma Kurttekin tarafından hazırlanan doktora tezi, “RELIGIOUS EDUCATION OF CHILDREN IN MIXED-MARRIAGE FAMILIES, The British Case” (Karma Evliliklerden Doğan Çocukların Din Eğitimi) kitabı, Britanya’daki Müslüman ve gayrimüslimler arasındaki evlilikler başta olmak üzere, evliliklerin ebeveynlerin ve çocukların dinî kimliklerini etkilemesi ve ebeveynlerin çocuklarına dinî nasıl ve hangi boyutta aktardıklarını ele almaktadır.
Araştırmada, karma evliliklerden doğan çocukların dinî-kültürel kimliklerinin gelişimi ele alınmıştır. Bu tür ailelerdeki çocukların kendilerini nasıl tanımladıkları ve hangi faktörlerin dinî inançlarını etkilediği incelenmiştir. Türk Müslüman ve gayrimüslimlerden oluşan karma ailelerde çocuklara aktarılan dinî inançlar, uygulamalar ve gelenekler anket formu ve görüşmelerle toplanan veriler aracılığıyla dinî sosyalleşmenin ve din eğitiminin çocukların dinî gelişimleri ve tepkileri üzerine etkisi değerlendirilmiştir.
Diaspora Türkleri
Talip Küçükcan tarafından yazılan, “Diaspora Türkleri: Avrupa’da Türk İmajı ve İslamofobi” kitabı, geçmişten günümüze Avrupa’daki Türk imajını ve Türk Diasporasının içinde yaşadığı toplumla ilişkilerini etkileyen sosyolojik yapısını aydınlatmaya çalışıyor. Kitapta yer alan yazılar ayrıca sosyoloji, antropoloji ve siyaset bilimi çalışmalarının verilerine dayalı olarak Diaspora Türklerinin karşılaştığı temel meselelere ve Avrupalıların zihin haritasına ışık tutuyor.
Türkler dünyanın her bölgesine yayılmış durumda. Nüfusu her geçen gün artan, ekonomik ve kültürel sermayesi güçlü büyük bir Türk Diasporası var. Ancak popülizm yükselirken bilhassa Avrupa ülkelerinde Türk ve Müslüman olmak, Türk ve Müslüman olarak yaşamak hiç te kolay değil. Avrupa’daki dördüncü ve beşinci kuşak Türkler bu coğrafyada doğup büyümelerine ve yaşadıkları ülkenin vatandaşı olmalarına rağmen hala önyargıların ve eşitsizliklerin kurbanı olabiliyor.
Din, Etnisite ve Kimlik Siyaseti
Talip Küçükcan tarafından İngiltere’de yapılan saha araştırması ve yüz yüze görüşmelerden oluşan, “Politics of Ethnicity, Identity and Religion: Turks in Britain” (Din, Etnisite ve Kimlik Siyaseti: İngiltere Türkleri) kitabı İngiltere’de yaşayan Türkleri anlatıyor. Kitap, Türklerin İngiltere’ye göç serüveninin başlıca neden ve sonuçları, özellikle genç kuşakların kimlik inşasına etki eden faktörleri değerlendirirken, dini inanç ve değerlerin kültürel kimliğin oluşumuna nasıl ve ne kadar katkıda bulunduğunu analiz ediyor.
Kitapta yer alan bilgilere göre, Avrupa’da yaklaşık 6 milyon, İngiltere’de ise (Kıbrıs Türkleri de dahil) 450 bin Türk yaşıyor. Gittikçe genişleyen ve büyüyen Türk Diasporasının önemli bir parçası olan İngiltere Türkleri bir taraftan kendi kimlik ve değerlerini korumaya, diğer yandan da içinde yaşadıkları topluma uyum sağlamaya gayret ediyorlar.
Amsterdam Tartışmaları
Ahmet Suat Arı tarafından derlenen “Amsterdam Tartışmaları” kitabı, adından da anlaşılacağı üzere Amsterdam merkezli tartışmalardan oluşmaktadır. Amsterdam Tartışmaları, Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezinin bir alt faaliyeti olarak 2010 yılında yapılmaya başlamış ve bugüne kadar 60 tartışmayı geride bırakmıştır. Amsterdam Tartışmaları; katılımcılar ve ilgi duyanlara, başta yaşadığımız ülkenin ve toplumun sosyal yapısı, ilişkileri ve kurumlarını tanımaları, toplumsal konularda fikir yürütmelerine yardımcı olmayı hedefler. Bununla birlikte, Avrupa ve küresel gelişmeleri öğrenme, algılama ve yorumlamayı da teşvik eder.
Süreli olarak yapılan Amsterdam Tartışmalarında siyasi katılım, sivil toplum, Avrupa Türk diasporası, Türkiye-Hollanda ilişkileri, ana dili, göç, Avrupa Birliği değerleri, İslamofobi, yabancı düşmanlığı, ırkçılık gibi bir çok konu ele alınmıştır. Bugüne kadar, Hollanda ve Avrupa’daki toplumsal ve siyasi gelişmeler, Türkiye’deki değişim, Türkiye-Avrupa ilişkileri, sivil diplomasi ve tüm insanlığı yakından ilgilendiren küresel konular başta olmak üzere birçok konu alanlarında uzman kişilerin davet edilmesiyle ele alınarak tartışılmıştır. Elinize alacağınız kitap bu tartışmaların notlarından oluşmuştur.
Kitaplar, Çizgi Kitabevi Yayınları ve Bengü Kitabevi ve diğer kitapçılardan temin edilebilir.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Bir başarı hikayesi (Köşe yazısı)

DÜNYA GAZETESİ’NDE HOLLANDACA REDAKTÖRÜMDÜ… ŞİMDİ ÇOCUK EĞİTİM MERKEZİ ‘İPEKYOLU’NUN BAŞKANI… *Çok genç yaşta müslüman olan …