Politika

ÜMİT ÖZDAĞ ZAFER PARTİSİ’NİN GENÇLİK POLİTİKALARINI AÇIKLADI

ÜMİT ÖZDAĞ ZAFER PARTİSİ’NİN GENÇLİK POLİTİKALARINI AÇIKLADI

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Samsun Gençlik Buluşmasında Gençlik Politikalarımızı açıkladı.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Sevgili Samsunlular, sevgili Zafer Partililer ve sevgili Türk gençliği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele’nin ilk adımını attığı şehirde, Samsun’da, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda sizlerle birlikte olmaktan dolayı mutluluk ve onur duyuyorum.

Büyük Atatürk, Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919 tarihini Türk gençliğine armağan etmiştir. 19 Mayıs yalnızca bir tarih değildir. 19 Mayıs, yok edilmek istenen bir milletin yeniden ayağa kalkmaya başladığı günün tarihidir. 19 Mayıs, umutsuzluğun içerisinden doğan Türk’ün iradesidir. 19 Mayıs, Türk gençliğine bırakılmış bir mücadele emanetidir. Atatürk, İstiklal Savaşı’na başlamak üzere ayak bastığı Samsun’da ‘Bütün ümidim gençliktedir’ diyerek yola çıkmıştır.

Sevgili gençler,

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Hayatta tam mutluluk ve esenlik ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı ve esenliği için çalışmakla sağlanabilir’ demiştir. Ve Atatürk, mutluluğu Türk milletinin mutluluğu, huzuru, zenginliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin inşası çabasıyla geçirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin sizin olduğunuzu düşünmüş ve Cumhuriyeti size, Türk gençliğine emanet etmiştir.

Siz sevgili Türk gençleri, Atatürk’ün size emanet ettiği Türkiye’de, kendi vatanınızda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorsunuz bir süreden beri. Size haksızlık yapıldığını görüyoruz. Adaletsizliği her gün hissediyorsunuz. Ve istemediğiniz bir yaşam tarzı size dayatılmak isteniyor.

Erdoğan’ın sizi anlamadığını, ötekileştirdiğini, yalnızlaştırdığını, görüşlerini dayatmaya çalıştığını görüyorsunuz. Onun gibi düşünmezseniz ve düşünmediğinizi söylerseniz suçlanıyorsunuz, baskı altına alınıyorsunuz.

Türkiye’de gençlik ne yazık ki umutlu değil. Kaygıyla büyüyor, kaygıyla yaşıyor. Bir genç üniversiteyi kazanıyor, barınacak yer bulamıyor. İş buluyor, geçinemiyor. Aylarca çalışıyor ama bir telefon bile alamıyor. Hayal kuramıyor, evlenemiyor, aile kuramıyor. Ve kendi ülkesinde ne yazık ki geleceğini göremiyor.

Buradan tekrar altını çizerek açıkça söylüyorum: Türk gençliği bu duruma mahkum değildir. Borçla yaşamaya mahkum değildir. Torpil düzenine mahkum değildir. Tarikat yurtlarına mahkum değildir. Asgari ücretle sürünmeye mahkum değildir.

O kadar yoğun bir haksızlık, baskı ve adaletsizlik hissiyle yaşıyor ki gençliğimiz; üzülerek söylüyorum, ülkelerine olan bağlılıkları azalıyor. Ve ümitlerini yitirerek yurt dışında hayat kurmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin geleceğine ve Türkiye’de kendinize bir gelecek bulma konusunda inancınızı yitiriyorsunuz.

Ülkeniz sizi heyecanlandırmıyor. Aksine baskıcı bir monotonluk siz Türk gençliğinin üzerine çöküyor. Birçok gencimiz Türkiye’yi terk ediyor ve geri kalanlar da ‘Bir fırsatını bulursak biz de yurt dışında yaşamaya devam etmek isteriz’ diyorlar.

Öte yandan son 15 sene içerisinde ülkemiz, dünyadan en fazla sığınmacı ve kaçağın geldiği ülke oldu. Gayrisafi milli hasıla açısından dünyada mültecilere, sığınmacılara, kaçaklara en fazla para harcayan ülke ve halk olduk. Her birimizin cebinden binlerce dolar çıktı sığınmacılar için, kaçaklar için. Ve sadece geçici koruma statüsündeki Suriyeliler yok; Pakistanlılar, Afganistanlılar, İranlılar, Iraklılar, Sudanlılar, Somalililer, Cibutililer, Yemenliler ve Afrika’nın değişik ülkelerinden gelen milyonlarca insan ülkemizi doldurmuş durumda.

Sevgili gençler,

Sokaklarımız artık daha güvensiz. Doğup büyüdüğümüz şehrin sokaklarında, mahallelerinde ürkmeden ne yazık ki yürünmüyor. Sizlerle aynı yaşta olan birçok genç kardeşiniz, sığınmacı terörü neticesinde hayatını kaybetti. Ankara’da Önder Mahallesi’nde, Gaziantep’te, İzmir’de, Torbalı’da, Mersin’de, Erzurum’da, Gebze’de…

Sadece hayatınız mı tehdit altında? Hayır, başka haksızlıklarla da karşı karşıya Türk gençliği. Siz okula giderken annenizin verdiği harçlık ile otobüs bileti alıyorsunuz. Aynı okula giden Suriyelinin otobüs ücreti devletin sağladığı fonlardan ödeniyor. Siz üniversiteye gidebilmek için çabalarken Ahmet Davutoğlu çıkıyor, gururla söylüyor: Sınavsız aldık onları.

Sevgili gençler,

Sokaklarımız sadece sığınmacı ve kaçaklardan dolayı güvensiz değil. ‘Suça sürüklenen çocuklar’ adı verilen kişiler sokaklarda vahşi bir terör estirmeye başladılar. Neredeyse hiçbir sebep yokken çocuklarımız sokak aralarında katlediliyor. Suçlular ise yaptıklarından adeta gurur duyarak ‘Birkaç sene yatarız, çıkınca büyük mafya oluruz’ havasında mahkemeye ellerini kollarını sallayarak çıkıyorlar. Aileleri, çevreleri onlarla gurur duyduğunu söyleyebiliyor.

Sevgili gençler,

Gençliğimizin ve ülkemizin karşı karşıya olduğu bir başka büyük tehdit de hiç şüphesiz uyuşturucu ve sanal kumar tehdidi. Uyuşturucu baronları ve sanal kumar baronları birlikte çalışırlar. Uyuşturucudan gelen para sanal kumarda sözde aklanmaya çalışılır.

3 ila 4 milyon arasında uyuşturucu bağımlısı var bu ülkede. Ve en az 2 milyon sanal kumar bağımlısı var. 20 milyon kişi de sanal kumar oynadığı devlet tarafından tespit edilmiş durumda. Bunun yüzde 10’unu bağımlı kabul ediyoruz: 2 milyon.

Yani toplam 6 milyon uyuşturucu ve kumar bağımlısı var. Ve Zafer Partisi dışında hiçbir partinin bu konuda bir programı, bir yok ediş programı, baronları tasfiye ediş, narkoterör örgütlerini yok ediş programı yok. Ama Zafer Partisi, ‘Tertemiz Türkiye’ projesiyle Türk gençliğini ve Türk insanını baronların ve emperyalizmin saldırısından koruyacak. Sokaklarda mafya değil, Türk devleti ve Türk gençliği hâkim olacak.

Sevgili gençler,

Ne yazıktır ki ve ne acıdır ki bugün birçok gencimiz, siz de arkadaşlarınızdan gayet iyi biliyorsunuz, ülkesinden, güzel Türkiye’den umudunu keserek yurt dışına adeta kaçmak istiyor. Gelecek kaygısı, siz Türk gençlerinin ruhunun adeta bir parçası haline gelmiş durumda.

Ben 1961 doğumluyum. 70’li yıllarda çocukluğumu yaşadım. Burada benim yaşımda olan birçok kimse var. Sonra 1970’lerin başında doğanlar var, 80’lerde çocukluğunu yaşayanlar var. Bizim böyle bir duygumuz yoktu. Biz ülkemizin geleceğinden şüpheye düşmemiştik. Biz umutsuzluk içinde de değildik, sokakta yürümeye de korkmuyorduk. Sokaklar o günün terörüne rağmen bugüne göre daha güvenliydi.

Ama bugün gençlerimizin önemli bir bölümü, hatta sadece gençler değil; doktorlar, bilgisayar mühendisleri, avukatlar, meslek sahibi olmuş insanlar, hastanede çalışırken doktorluğu bırakıp gidenler, çalıştığı şirketi bırakıp giden beyaz yakalılar, bu ülkenin geleceğinden umutlarını keserek, adeta adaletsizliğe isyan ederek ülkemizden ayrılıyorlar.

Elbette herkesin ve elbette sizin de dünyayı görmeye hakkınız var. Yurt dışına çıkmalısınız da. Ancak bunu turist olarak gezmek, eğlenmek ve keşfetmek için yapmalısınız. Bunu kendinizi yurt dışında eğitimle yetiştirerek ülkenize dönüp daha iyi hizmet vermek için yapmalısınız. Beyin göçü ya da gelecek kaygısından dolayı değil.

Siz Türk gençlerinin tertemiz zihinlerinin, kabiliyet ve becerilerinin kendi vatanlarında değeri olmadığını düşünüyorsunuz. Oysa siz son derece değerlisiniz. Size bunu düşündürenler ise son derece değersizler.

Sevgili gençler,

Sizi kendi yurdunuzda ikinci sınıf vatandaş, adeta mülteci konumuna getirdiler. Siz gençlerin desteğini almak için aslında hiç dinlemedikleri rap müziği dinlermiş gibi yapan siyasetçiler var. ‘Kanka’ diye dolaşan, gençlerle şakalaşan siyasetçiler var. ‘Z kuşağını önemsiyoruz’ diyen siyasetçiler var. Ve daha sonra kendi aralarında konuşurken ‘Şu seçimleri bir atlatalım, ondan sonrasına tekrar bakarız’ deyip gençliği kandırmaya çalışan siyasetçiler var. Yine ‘Şunun hassasiyeti var aman bunu söylemeyelim’ deyip Türk milletinin ve Türk gençliğinin hassasiyetlerinin ayaklar altında çiğnenmesine izin verenler var!

Yeri gelmişken Samsunspor’u çok seviyorum. Neden? Göğsünde Atatürk’ün heykeli var. Kimi sevmediğimi de siz biliyorsunuz. Bölücüleri sevmiyorum.

Sevgili gençler,

Yaşanan durum gençlik açısından gerçekten ağır bir travma olmasına rağmen Zafer Partisi dışında hiçbir siyasi parti gençleri gerçekten anlamıyor. Zafer Partisi size yağ çekmek, her dediğiniz ve istediğinizin doğru ve haklı olduğunu söyleyerek sizi seçimlere kadar oyalamak isteyen bir parti hiç olmadı.

Biliyorsunuz bizim bir âdetimiz var: Salağa salak deriz. Kitabın ortasından konuşuruz. Sadece inandığımızı söyleriz. Ve size de sadece inandıklarımızı söyledik. Siz de Zafer Partisi’ne sahip çıktınız, destek oldunuz. Ve bugün Zafer Partisi 18-24 yaş grubunda Türkiye’de ikinci parti oldu ve yakın zamanda söz veriyorum birinci parti olacak!

Biz Türk gençliğinin meziyetlerini bilip onlara güvenerek yola çıktık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıktığı günlerde ‘Bütün ümidim gençliktedir’ demişti. Zafer Partisi’nin de bütün umudu Türk gençliğidir. Zafer Partisi’ni de bugünlere Türk gençliği getirdi.

Sevgili gençler,

Biz Zafer Partisi olarak siz gençler adına Türkiye’yi yönetenleri, bir iş bulabilen gençlerin hayat pahalılığı yüzünden düştükleri bu bitap ve acınası hâli görüp birazcık olsun utanmaya davet ediyoruz. AK Parti iktidarına göre Türk gençliğinin gelecek kaygısı duymamasının ön şartı bir millete mensup olmak değil, gidip AK Parti’ye üye olmak. Zafer Partisi olarak biz, Türk gençliğinin kendi ülkesinden kaçmaya mecbur bırakılmadığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Bizim için gençler, bir partinin üyesi olmaktan önce büyük Türk milletinin evlatlarıdır. Ve biz onlara öyle davrandık, öyle davranmaya devam edeceğiz. Siz Türk gençlerini cemaat ve tarikatların kurbanı olmasına izin vermeyeceğiz. Tek bir gencimizin bile umudunu yitirip hayatına son vermesine sessiz kalmayacağız.

AK Parti iktidarında; yandaş genel müdür, danışman yeğen, damat bakan, 33 yaşında tuğgeneral gibi seçme yöntemleri Zafer Partisi’nin liyakat esasıyla yöneteceği Türkiye’de olmayacak. Büyük Atatürk, ‘Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır’ cümlesiyle eşsiz bir tanımlama yapmış, liyakati Türk milletini ve devletini yönetenlerin temel esas olarak alması gerektiğini ifade etmiştir. Ve biz de liyakati devlet yönetiminin esası yapacağız.

Siz Türk gençleri dünyadaki emsallerinizden daha üstün, yetenekli ve cesursunuz. Söz konusu liyakat ise sizler, liyakat esasına göre yönetilen bir ülkede yaşamaya elbette layıksınız.

Türk gençleri ne istiyor?

Adalet istiyorlar. Liyakat istiyorlar. Gelecek kaygısı olmasın istiyorlar. Refah istiyorlar. Özgürce yaşamak, konuşmak istiyorlar. Kadına şiddetin olmamasını istiyorlar. Nefret söylemi olmasın istiyorlar. Baskı ve ayrımcılık olmasın istiyorlar. Sığınmacı ve kaçakların vatanlarına dönmesini istiyorlar. Bunu için Zafer Turizm var!

Hayvan haklarının korunmasını istiyorlar. Doğayla barışık olmayı ve doğamızın tahrip edilmemesini istiyorlar. Türk gençleri ülkelerinde huzur içinde, verimli ve üretken olmak istiyorlar. Türk gençleri ülkelerini elbette seviyor ama baskıdan, ayrımcılıktan, dışlanmadan ve adaletsizlikten haklı olarak nefret ediyorlar.

Soruyoruz: Türk gençleri çok şey mi istiyor? Hayır. Türk gençleri hak ettiklerini istiyorlar.

Artık Türk gençlerinin Türkiye’yi değiştirmesinin, baskıyı, adaletsizliği ve düşmanlaştırmayı tarihin çöplüğüne atmasının vakti gelmiştir. Artık susmayacaksınız. Artık Türkiye’yi terk etmek için değil, Türkiye’yi değiştirmek için çalışacaksınız. Çünkü siz Türk gençliğisiniz ve biliyoruz ki bütün bu sorunları çözecek olan da Türk gençliğidir. Bunun için muhtaç olduğunuz kudret, damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur! Ve biz Zafer Partisi olarak yanınızda, arkanızda ve sizinle birlikte mücadele ediyor olacağız.

Sevgili Gençler,

Bugün 19 Mayıs 2026’da Samsun’da sadece bir salon toplantısı yapmıyoruz. Bugün burada sadece birkaç vaat de açıklamıyoruz. Bugün burada Türk gençliğinin elinden çalınan geleceğini geri almak için tarihi bir iradeyi ortaya koyuyoruz.

Zafer Partisi bu düzeni değiştirme mücadelesi veriyor. Biz gençlere ‘Sabredin’ demiyoruz. Biz gençlere ‘Ayağa kalkın, üretin, kazanın, mücadele edin ve Türkiye’yi yeniden birlikte ayağa kaldıralım’ diyoruz. Çünkü biliyoruz ki Türk gençliği ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar.

Sevgili gençler;

Bugün size doğrudan hayatınıza dokunacak Zafer Partisi’nin gençlik politikalarını anlatacağım. Bugüne kadar Zafer Partisi’ne büyük bir destek verdiniz. Bu desteği Zafer Partisi’nin gençlik politikalarından dolayı vermediniz. Siz bu desteği; biz Atatürk’ün kurucu felsefesine sahip çıktığımız için, bu ülkenin demografik bir işgale uğramasına karşı çıktığımız için, terörle müzakere değil mücadele edilmesini savunduğumuz için, doğanın yanında olduğumuzu gördüğünüz için, Türk gençliğinin ve Türk milletinin yanında olduğumuzu gördüğünüz için verdiniz.

Aslında biz de size, siz gençlere yönelik politikalarımızı açıklamakta geç kaldık. Bu politikalar bugün yapılmadı. Bu politikalar yıllardan beri partinin programları içerisinde olmakla birlikte Türkiye’nin ağır ve yoğun gündeminden dolayı bunları istediğimiz ölçüde bugüne kadar gündeme getiremedik.

Ama siz gençler de ‘Bize vaatleriniz nedir?’ diye sormadan Türkiye için ortaya koyduğumuz politikalardan dolayı bizi güçlü bir şekilde desteklemeye devam ettiniz. Bunun için hepinize teşekkür ediyorum.

Bugün Türkiye’de milyonlarca genç üniversiteden mezun oluyor, iş bulamıyor, gelir elde edemiyor ama devlet ona destek olmak yerine borç çıkarıyor. Arkadaşlar, Genel Sağlık Sigortası borçlarını tamamen sileceğiz. Tekrar ediyorum: Türk gençlerinin Genel Sağlık Sigortası borçlarını tamamen sileceğiz. Bir genç henüz iş bulamamışken, hayata tutunmaya çalışırken devlete borçlu hale getirilemez. Bu vicdansızlığa son vereceğiz. Genel Sağlık Sigortası adı altında faiz işletilmesine izin vermeyeceğiz. Türk devleti gençlerini borçla cezalandıran değil, gençlerinin önünü açan devlet olacak.

KYK borçlarının tamamını da sileceğiz. Şimdi birileri çıkıp soracak: İyi de bunun için kaynağı nereden bulacaksınız? Nereden bulacağız? Hani şu beş tane firmaya 250 milyar dolarlık ihale verdiniz, bir de vergi muafiyetleri getirdiniz ya; o vergi muafiyetlerini kaldırıp vergiyi onlardan tahsil edip Türk gençlerine ve emekli insanlarımıza dağıtacağız. Hiçbir genç daha hayata başlamadan devlete borçlu hâle gelmeyecek.

Öğrenim kredilerini artıracağız. Başarılı öğrencilerin kredilerini doğrudan bursa dönüştüreceğiz. Diyeceğiz ki: Sen devlete, millete ve ailene karşı vazifeni yerine getirdin. Bu krediyi ödemene gerek yok. Yeter ki dört yıllık not ortalaması 90 ve üstü olsun.

Çift anadal yapan öğrenciler çift burs alacaklar. Şimdi milyonlarca üniversiteli öğrenciye seslenmek istiyorum. Telefon artık lüks değil. Bilgisayar lüks değil. Tablet lüks değil. İnternet lüks değil. Bunlar çağımızın temel eğitim ve iletişim ihtiyaçlarıdır.

Bu nedenle cep telefonu, tablet, bilgisayar ve iletişim teknolojilerinden bir kez ilk alımda bütün vergileri kaldıracağız. Vergisiz telefonunuzu, bilgisayarınızı, tabletinizi alacaksınız.

Aynı zamanda ilk motosikletinizi de vergisiz alacaksınız. Arkadaşlar, ilk motosikletten KDV almayacağız, ÖTV almayacağız; yerli üretim olması kaydıyla. Ve keza motosikletçilerin kullandıkları kasklar ve ekipmanlardan da ilk alımda vergiyi kaldıracağız. Motosiklet kullanmayı da gençlerin belirli motor gücü çerçevesinde teşvik edeceğiz. Yollarda nasıl kamyonlar için şerit ayrılıyorsa motosiklet şeritlerinin oluşması için de çaba sarf edeceğiz.

Başarılı öğrencilere yine not ortalamasına göre indirimli internet sağlanacak. Çünkü biz Türk gençliğinin dijital çağın kölesi değil, kurucusu olması gerektiğini düşünüyoruz.

Sevgili Türk gençleri,

18-30 yaş arasındaki genç girişimcilerimizin yazılım, mühendislik, mimarlık, tasarım, oyun geliştirme, yapay zeka, dijital üretim ve teknoloji ihracatından elde ettiği gelirleri tam 10 yıl boyunca gelir ve kurumlar vergisinden muaf hale getireceğiz.

Genç girişimcileri desteklemek için 26 yaşına kadar iş kuran gençlere Bağ-Kur desteği vereceğiz.

Ve yine 26 yaşını doldurana kadar gençler yurt dışına çıkışta harç ödemeyecekler.

Türk gençliği başka ülkelerin şirketlerine ucuz iş gücü olmayacak. Türk gençliği kendi ülkesinde onurlu bir şekilde hayatını kazanacak, kendi ülkesinde üretecek.

Genç girişimcilere hibe destekleri, faizsiz krediler, AR-GE teşvikleri ve devlet danışmanlığı sağlayacağız.

Bilim ve teknoloji projeleri için özel devlet birimleri kuracağız. Küresel rekabet gücü taşıyan projeleri doğrudan devlet desteğiyle hayata geçireceğiz.

Ama emin olun, bizim desteklediğimiz projeler son yıllarda bazı devlet kurumlarının desteklediği projelere hiç benzemeyecek. Çünkü biz teknolojiyi satın alan değil, teknoloji üreten bir Türkiye istiyoruz. Ve Türk gençleri bunu yapabilecek yetenek ve kabiliyettedir.

Sevgili Zafer Partililer;

Bugün Türkiye’de gençlerin en büyük problemlerinin başında işsizlik geliyor. Çünkü eğitim sistemiyle ekonomik yaşam birbirinden kopmuş durumda. Biz bu çarpık düzeni tamamen değiştireceğiz. Üniversite-sanayi iş birliğini yeniden kuracağız. Meslek liseleri, teknik liseler, üniversiteler ve üretim merkezleri birlikte çalışacak. Gençlerimiz mezun olduktan sonra iş arayan değil, mezun olmadan önce iş teklifi alan bireyler olacak.

Uzun süreli tüm stajlar ücretli hale gelecek. Staj adı altında gençlerimizin sömürülmesini engelleyeceğiz.

Nitelikli iş gücü için taban maaş sistemi kurarak gençlerimizin sömürülmesini engelleyeceğiz. Mühendislerimizin, öğretmenlerimizin, yazılımcılarımızın, doktorlarımızın, araştırmacılarımızın emeğinin değersizleştirilmesinin önüne set çekeceğiz.

Ve en önemlisi; bugün yurt dışına gitmek zorunda kalan Türk gençlerinin yeniden ülkelerine dönmeleri için çalışacağız.

Zafer Turizm ile sığınmacılar gidecek, Zafer Havayolları ile gençlerimiz geri gelecek.

Sevgili gençler,

Üniversite gençliğinin en önemli sorunlarından birisi de yurttur. Yurtlarda kalan gençler 6 kişilik, 8 kişilik, 10 kişilik odalarda kalıyorlar. Ben 40 yıl önce Almanya’da tahsilimi yaparken tek kişilik odada kalıyordum. İki kişilik oda yoktu bile. Almanlar bizi çok kıskanıyorlar neden acaba?

Arkadaşlar,

Üniversite gençlerine söz veriyoruz. Yapacağımız ilk şeylerden bir tanesi; bütün üniversite öğrencilerinin devlet yurtlarında tek kişilik odalarda kalabilmelerini sağlamak olacak. Ve bunun bedelini de devletten aldıkları bursla ödeyebilecekler.

Yurt yemekleri taşeron şirketlerin insafına bırakılmayacak. Beslenme sistemleri diyetisyenler, gıda mühendisleri ve gastronomi uzmanları tarafından hazırlanacak ve denetlenecek. Üniversite burslarını asgari ücrete göre belirleyeceğiz ve endeksleyeceğiz. İhtiyaç sahibi öğrencilere kampüslerde part-time iş imkânı sağlanacak.

Tabii üniversite gençliği dışında da gençler var. Türkiye’de 4 milyon ev gencimiz var. Ne herhangi bir eğitim alıyorlar ne herhangi bir öğretim kurumundalar. Bu gençlerimiz milli değerimiz, doğal zenginliğimiz. Eğitimlerini bitirmişler ise iş yaşamına entegre edeceğiz. Eğitimlerini hızlı meslek edindirme kurslarıyla takviye edeceğiz. Ama okullarını bitirmemişlerse, okullarını, eğitimlerini tamamlayarak bitirmelerini ve iş hayatına atılmalarını sağlayacağız.

Sevgili gençler,

Sizin için değil anne ve babanız için bile ne yazık ki bugünün Türkiye’sinde ev sahibi olmak zor kurulan bir hayale dönüştü. Bir Mısırlı gelip Türkiye’de ev alıyor; kendisi, eşi, 5, 6, 7 çocuğuna vatandaşlık alıyor. Bir süre sonra evi satıyor, kar ediyor, Türk vatandaşlığı da kalıyor. Ama dedesi bu ülke için kan dökmüş, babası bu ülkenin inşasında ter dökmüş sizin babanız, kendi ülkesinde ev sahibi olmayı hayal dahi edemiyor ve kirada oturuyor.

Böyle bir ortamda siz gençler, değişik ülkelerden insanlar Türkiye’de ev satın alırken, yeni kurulan şehir bölgelerinin reklamları Arapça sosyal medyada ve televizyonlarda dönerken, kendi ülkenizde ev sahibi olmayı değil, kirada oturmayı bile hayal edemiyorsunuz. Bu, Türk milletine ve Türk gençliğine yapılan büyük bir haksızlıktır. Biz bunu değiştireceğiz.

Gençlere en geç 30 yaşında, 10 yıllık bir birikim yaptıktan sonra ev sahibi olma imkanı vereceğiz. Hesabımızı, kitabımızı çok iyi yaptık. Arazi devletten olacak. Arazi fiyatı böylece kalkıyor. Devlet alması gereken vergileri almayacak. Bunlar da rakamı düşürüyor. 80 metrekare ev için 120 ay boyunca her gencimiz bir ödeme yapacak. Bu ödeme devlet tarafından değerlendirilecek ve en yüksek faizle katlamalı olarak 120 ay boyunca ödeme devam edecek. 10. yılın sonunda 80 metrekare bir eviniz olacak bu ülkede.

Eğer bu arada evlenirseniz, evlerden birisinde ve evlendiğiniz kişinin de yine böyle bir evi varsa, iki evi birleştirebilirsiniz, birisini kiraya verebilirsiniz ya da birisini satabilirsiniz. Ama biz hesabımızı iyi yaptık. Biz Türk topraklarını, dünyanın değişik yerlerinden gelip 400 bin dolar karşılığında Türk vatandaşlığı alıp Türk vatanına ortak olmak isteyenlere değil, gayrimenkulleri Türk çocuklarına yapacağız.

Şimdi milyonlarca aileye seslenmek istiyorum. İlkokuldan üniversiteye kadar tüm öğrencilerin ulaşım, yemek ve temel ihtiyaç sorunlarında sosyal devlet anlayışını uygulamak zorundayız. Hiçbir anne baba ‘Çocuğumu nasıl okutacağım?’ kaygısı yaşamamalı. Eğitim temel yurttaşlık hakkıdır.

Şimdi bakıyoruz, bütün anne babalar daha çocukları olmadan ‘Çocuğumu hangi kolejde okuturum, kaliteli bir eğitim aldırırım?’ endişesine düşüyorlar. ‘Bir çocuk yapar da onu koleje yollarsak, ikinciyi yapmayalım çünkü ikinciyi koleje yollayamayız’ konuşmaları evlerde oluyor. Eğitim bir temel haktır ve Türk insanı çocuklarını kaliteli eğitim alması için kolejlere, özel okullara yollamak zorunda kalmamalıdır. Devlet okulları Türk çocuklarına kaliteli eğitim verecek hale gelecektir. Anne ve babalar, çocuklarını pahalı özel okullara yollamadan da çocuklarının devlet okullarında kaliteli eğitim alacaklarından emin olacaktır.

Okullar temiz, tertemiz olacak. Çocukların yanlarına içmeleri için temiz su vermek zorunda kalmayacaksınız sevgili anne ve babalar. Çocuklarınızın kullandığı tuvaletlerden hastalık kapmasından korkmayacaksınız. Çocuklarınızın okuldan çıktığı zaman torbacılar tarafından önünün kesilmesinden korkmayacaksınız. Çünkü Zafer Partisi’nin yönettiği bir Türkiye’de sokaklarda torbacılar, çeteciler değil; Türk polisi ve Türk devleti hâkim olacak.

Çocuklarımızın yardımcı ders kitaplarını sırt çantalarında taşımamaları için okullarda öğrencilerin kitaplarını koyacakları, malzemelerini koyacakları, anahtarlarının kendilerinde olan özel dolap sistemleri kurulacak.

Evet, Türkiye’de ilkokul, ortaokul ve liseye giden ve bunu talep eden bütün öğrencilere 200 gün boyunca günde bir kez üç kap sıcak yemek vereceğiz. Tekrar ediyorum: Türkiye’de ilkokul, ortaokul ve liseye giden bütün öğrencilere, anne ve babası ‘Ben talep ediyorum, etmiyorum’ diye yazılı bir dilekçe vermediği sürece 200 gün boyunca, yani bütün yıl boyunca üç kap sıcak yemek vereceğiz.

Bunun maliyetini hesapladık: 9 milyar dolar. Bunun maliyeti 9 milyar dolar. Nereden bulacağız bu parayı? Arkadaşlar, eğer ihaleler şeffaf yapılsa ve devlet ihaleleri rekabetle yapılsa, devletin yıllık karı 20 milyar dolar oluyor. Şimdi hükümet biliyorsunuz ihaleleri istediğine veriyor. Biz ihaleleri şeffaf ve rekabet içerisinde yapacağız. Devletin bu ihalelerden yaptığı karın yarısını da çocuklarımızın gıda ihtiyacını karşılamak için kullanacağız.

Bütün devlet okullarında paramedik sağlık görevlileri istihdam edilecek ve sağlık odası olacak. Okullar kampüs şeklinde, bahçe içinde, açık-kapalı spor tesisiyle birlikte inşa edilecek. Özel okulların fahiş fiyatlar vermesini engelleyeceğiz. Burada güçlü bir denetim olacak.

Köy okullarını açacağız. Bir köyde bir öğrenci bile olsa muhakkak bir öğretmen olacak ve her köyde İstiklâl Marşı tekrar okunacak.

Tarım liselerini açacağız ve bu okullarda öğretmen olarak diğer öğretmenlerin yanında ziraat mühendisleri ve veterinerler de öğretmen olarak çalışacaklar.

Millî Eğitim Strateji Komisyonu’nu kuracağız. Bu komisyon bilim insanları, öğretmen temsilcilerinden oluşacak ve eğitim bir siyasi deney olmaktan çıkacak, milletin geleceğini şekillendiren bir alan haline gelecek. Müfredat, Türk milletinin milli karakterine uygun olacak; bilimsel, çağın ihtiyaçlarına cevap veren bir yapıya dönüşecek.

Okul öncesi eğitim ücretsiz ve zorunlu olacak. Çocuklarımızın ekran bağımlısı olmasına izin vermeyeceğiz. İlkokuldan itibaren güçlü Türkçe, sayısal-mantıksal düşünme, bilimsel merak, dijital okuryazarlık ve karakter eğitimi temel önceliğimiz olacak. Ortaokuldan itibaren kodlama ve yapay zeka eğitimi zorunlu hale gelecek. Türk gençliği dijital çağın kullanıcısı değil, tasarlayıcısı olacak.

Her bir öğrencinin aynı olmadığını biliyoruz. Bu nedenle eğitimde çok boyutlu bir değerlendirme sistemi kuracağız. İlkokuldan itibaren sayısal, sözel, sportif, sanatsal ve teknik beceri analizleri yapacağız. Üstün yetenekli öğrenciler özel programlara alınacak. Bilim insanı adayı gençler ise lise çağından itibaren üniversitelerden akademik destek alabilecekler.

Spor ve sanat alanında yetenekli gençler yarı zamanlı akademik sistemle desteklenecek, uluslararası yarışmalara hazırlanacaklar. Türk gençlerinin yabancı dil eğitimi ortaokul-lise döneminde bitecek. Üniversite dil kursu değildir. Öğrenciler yabancı dili liseyi bitirdikleri zaman öğrenmiş olacaklar. Çünkü biz dünyayla rekabet eden bir Türk gençliği istiyoruz.

Yeni lise sistemi kuracağız. Genel akademik liseler, mesleki ve teknik öğretim liseleri, uygulamalı Anadolu liseleri ve tabii ki lise deyince Kuleli Lisesi, Deniz Lisesi, Işıklar Askeri Lisesi, Hava Lisesi tekrar açılacak. Ve Atatürk’ün teğmenleri Türk ordusuna geri dönecek.

Değerli arkadaşlar, apartman üniversitelerine son vereceğiz. Vakıf üniversitelerinin bilimsel seviyesini artırmaya, yeterli sayıda araştırma görevlisi istihdam etmeye teşvik edeceğiz. Fiziki, akademik ve sosyal açıdan yetersiz üniversitelere süre vereceğiz. Bu sürede kendilerini düzeltmezlerse kapatacağız. Bölünen üniversiteleri tekrar gerekliyse birleştireceğiz. Üniversitelerin sayısı değil, kalitesi önemlidir. Türk üniversiteleri tekrar dünyadaki ilk yüz üniversite arasında bayrak gösterecekler.

Sevgili gençler, tüm ders kitapları ücretsiz olmalı, olacak. Sınava hazırlık kitapları ücretsiz olacak. Devlet okullarında ücretsiz etüt merkezleri kurulacak. Ücretsiz sanal eğitim platformları oluşturacağız. Her okulda zengin içerikli kütüphaneler olacak, bilgisayar odaları kurulacak, ulusal kitap geri dönüşüm sistemi kurulacak. YKS’ye ilk kez giren öğrenciden sınav ücreti alınmayacak. Sınıf mevcutları 20 ile sınırlanacak.

Depreme dayanıklı, yatay mimari okul kampüsleri kurulacak. İçinde laboratuvar, spor tesisleri olacak. Eğer köy okuluysa mini tarım alanları, hayvancılık alanları ve sosyal yaşam merkezleri de olacak.

Okullar yalnızca akademik alanlar olmayacak. Gençlere yerli üretim bilinci, finansal eğitim, tasarruf bilinci, çevre ve doğa bilinci, etik, kültür, ahlak ve bilinçli sosyal medya kullanımı öğretilecek. Millî dijital filtreme sistemi kurulacak. Pedagojik denetim kurulları oluşturulacak. Ekransız mahalle projeleri geliştireceğiz. Geleneksel oyun atölyeleri kuracağız. Akran zorbalığına karşı aktif ve özel mücadele programları geliştireceğiz.

Okullarda psikologlar, pedagoglar, danışman psikiyatristler görev yapacak ve 7/24 erişilebilir genç destek hattı kuracağız.

Sevgili Türk gençleri,

Eğitim sizi yalnızca sınavlara hazırlamaz, hazırlamamalı. Eğitim sizi hayata ve başarıya da hazırlamalı. Bu nedenle her ilçede gençlik merkezleri kuracağız. Her mahallede muhtarlıklar çerçevesinde örgütlenen ve bir spor hocasının atanacağı mahalle spor kulüpleri kuracağız. Futbol, basketbol, voleybol ve aletli jimnastik sahaları kuracağız.

Bu merkezlerde kütüphaneler, bilgisayar laboratuvarları, deney odaları, müzik salonları, heykel atölyeleri, satranç alanları, dil kursları ve spor salonları olacak. Her gencimize kültür kartı vereceğiz. Bu kartla tiyatro, sinema, konser, müze, spor müsabakaları ve seyahatlerde kullanılabilecek bakiyeler yüklenecek ve indirim yapılacak. Belediyelere ait spor tesisleri bedava kullanılacak.

Ve sevgili gençler, mülakat sistemini kaldıracağız. Kamuda tek ölçü liyakat olacak. Ücretli ve sözleşmeli öğretmen sistemine son vereceğiz. Köy okullarını yeniden açacağız.

Ve sevgili gençler, başarılı öğrencilere ücretsiz pasaport ve vize desteği sağlayacağız. Dereceye giren öğrenciler yurt içi ve yurt dışında ücretsiz kültürel programlara katılabilecekler.

Biz sadece şehirleri değil, köyleri de ayağa kaldıracağız gençlik aracılığıyla. Cumhuriyet köyleri kurulacak. Gençlerimize sera desteği, tarım arazisi, sulu ve susuz tarım imkanları, düşük maliyetli lojman sağlayacağız. Teknolojik projeleriyle internet yapısı güçlü modern yaşam alanları oluşturacağız.

Sevgili Türk gençleri, biz güçlü toplumun güçlü aileyle kurulacağına inanıyoruz. Yani evlenecek gençlerimize eğer o zamana kadar konut sahibi olmamışlarsa uzun vadeli, düşük faizli konut kredileri, araç desteği, iki yıl kira desteği, beyaz eşya indirimi sağlayacağız. Evlilik öncesi danışmanlık sistemi kuracağız.

Hani iktidar diyor ya ‘Çocuk sayısı düşüyor, çocuk sayısı düşüyor’ Verdiğiniz parayla millet evlenemiyor ki çocuk sayısı artsın. Evlenenler geçinemiyor ki çocuk sayısı artsın. Çalışan kadınlar için kreş, anaokulları ve esnek çalışma modelleri geliştireceğiz.

Evet, Türk gençliği yeniden zaferle ayağa kalkacak. Borçla susturulan gençlik ayağa kalkacak. İşsiz bırakılan gençlik ayağa kalkacak. Mülakatlarla hakkı çalınan gençlik ayağa kalkacak. Tarikatlara mahkûm edilen gençlik ayağa kalkacak. Kendi ülkesinde değersizleştirilen Türk gençleri ayağa kalkacak. Çünkü bu gençlik, Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğidir.

Türk gençliği ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar. Türk gençliği üretirse Türkiye güçlenir. Türk gençliği inanırsa hiçbir güç Türk milletini durduramaz. İstiklal Harbi’nde Türk gençliği inandı, mücadele etti ve istiklalini kazandı. 21. yüzyılda da yine Atatürk’ün izinde, onun çizdiği yolda Türk gençliği ayağa kalkacak ve Türkiye’yi de ayağa kaldıracak.

Sizler Z kuşağı değilsiniz. Atalarınız gibi bir mücadeleden diğer mücadeleye koşan ve zafer kazanan Türk gençliğisiniz. Tıpkı sizden öncekiler gibi sizin çocuklarınız da dilerim zaferleriyle ve cesaretleriyle Türk tarihine geçerler.

Ey Türk gençliği! 106 yıl önce Samsun’da yakılan bağımsızlık ateşi bugün sizin yüreğinizde yanmaktadır. Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur. Zafer muhakkak Türk milletinin olacaktır. Zafer Türk gençliğinin olacaktır.

Yaşasın Türk gençliği! Yaşasın tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti! Ne mutlu Türküm diyene!

Sevgili arkadaşlar, sevgili gençler, şimdi sıra bundan sonra ve bugünden itibaren bütün Türkiye’de Türk gençlerine Türkiye’yi Türk gençliğinin nasıl Zafer Partisi’yle birlikte ayağa kaldıracağını anlatmaya gelmiştir. Allah yardımcımız olsun. Bu mücadeleden muhakkak zaferle çıkacağız!”

“MESELE VATANDAŞIN UĞRADIĞI AFET OLUNCA KOLAYLIKLA SARF-I NAZAR EDİP GÖRMEMEZLİKTEN GELEBİLİYORLAR”

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Değerli basın mensupları, bugün Samsun’dayız. 19 Mayıs 2026. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk İstiklal Harbi’ni başlatmak üzere ilk adımı attığı, şanlı bir mücadelenin başlangıcının gerçekleştiği şehirde, onun bize bıraktığı emaneti, onun Türk gençliğine bıraktığı emaneti kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi bir kere daha haykırmak için buradayız. Bugün Samsun’da, Türk gençliğinin kurulduğu günden beri arkasında olan, yanında olan, hatta Zafer Partisi’ni kucaklamış, omuzlamış, harçlıklarından yapmış olduğu bağışlarla partiyi ayakta tutmuş olan Türk gençliğine Zafer Partisi’nin bundan sonraki süreçte takdim etmek istediği politikaları bugün burada Samsun’da açıklayacağız. Yani Zafer Partisi’nin gençlik programını yapacağımız toplantıyla hem sevgili Türk gençliğiyle hem de bütün Türk kamuoyuyla paylaşacağız. Ve bu açıklanacak program, Zafer Partisi’nin Türk gençliği tarafından neden kucaklandığını ve bundan sonra neden daha güçlü bir şekilde kucaklanacağını da ve destekleneceğini de gösterecek.

Ama Samsun’a gelirken tabii yolda birkaç gün önce ağır bir sel felaketiyle karşılaşmış olan Havza’ya uğradık ve selde malını mülkünü yitiren ya da ağır tahribata uğrayan esnafı ziyaret ettik, dertlerini dinledik. Onlara tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ama metanetli, sabırlı, dirayetli tavırlarından dolayı da tebrik ediyorum. Hepsi el ele vererek dükkanlarını, hayatlarını düzene koyma mücadelesine hemen başlamışlar ve kısa zaman içerisinde bir mesafe kaydetmişler. Ancak Ankara’dan yapılan 50 milyon TL civarındaki yardımın yetersiz olduğu çok açık. 400’den fazla dükkan bu selden ağır şekilde etkilenmiş. Selin meydana gelmesi vatandaşın değil yerel yönetimin bir hatası çok net gözüküyor. Ve bu hatanın bedelini vatandaş ödememeli. Zaten ödeyeceği kadar ödedi ve yapılan yardımın yetersizliği ortada.

Gerçekleştirdiğimiz temaslardan anladığımız husus şu ki yapılan yardımın en az 8 katının yapılması gerekiyor ki işler yolunda biraz girsin. Eğer mecliste afet durumu kabul edilseydi bölge için iyi olurdu. Ancak iktidarın oylarıyla reddedilmiş, iktidarın bunu neden reddettiğini anlamak da mümkün değil. O ret oyunu veren milletvekillerinden birisinin evine bu havzada gerçekleşen felaketin onda biri gerçekleşse ayağa kalkar, evim afet yeri haline geldi diye bağırır ama mesele başkasının, vatandaşın uğradığı afet olunca demek ki çok kolaylıkla sarf-ı nazar edip görmemezlikten gelebiliyorlar.”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Ahmet Türk’ün Kürdistan’ın ilk takımı Amedspor Süper Lig’e çıktı diye bir ifadesi oldu. Siz neler söylemek istersiniz bunun hakkında?” sorusuna verdiği yanıt:

“Ahmet Türk, bu açıklamayı yapmadan önce ne içti merak ediyorum. Türkiye coğrafyası üzerinde bir santimetre kare bile Kürdistan vesaireistan yoktur. Birinci Cihan Harbi’nden sonra Türk milletinin zayıf düşmesinden istifade eden emperyalistler, Anadolu’dan Türk milletini tasfiye etmek ve yok etmek amacıyla saldırdıkları zaman ve Anadolu coğrafyası üzerine bu tür ‘istanlar’ çizmeye kalktıklarında sonucun ne olduğunu Ahmet Türk ve benzerlerine hatırlatmak isterim. Ona Ahmet Ağa deyip sırtını sıvazlayan milliyetçilere de hatırlatmak isterim. Demek ki bölücülere verilen tavizlerin, bölücülere gösterilen sözde iyi niyetlerin hiçbir faydası yok. Bölücüyle Mustafa Kemal Atatürk’ün konuştuğu gibi konuşmak lazım. Onun davrandığı gibi davranmak lazım. Yani bölücüyle, vatan hainiyle, Türk toprakları üzerinde Kürdistan hayalleri görenlerle bizim tavrımız Atatürk çizgisinde bir tavırdır. Atatürk bunu Tunceli’de nasıl yaptıysa, nasıl hallettiyse, Şeyh Said’de nasıl hallettiyse, 1984’ten sonra PKK terör örgütü nasıl ezildiyse Türk güvenlik güçleri tarafından Öcalan nasıl yakalanıp ensesinden tutulup İmralı’da hapse atıldıysa, hendek teröründe nasıl teröristlerin canı okunduysa, yapılması gereken bu sefer sonuç alıcı ve bitirici şekilde terörle mücadeledir, terörle müzakere değil.”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Devlet Bahçeli’nin Türkgün Gazetesi’ne yaptığ açıklama hakkında neler söyleyeceksiniz?” sorusuna verdiği yanıt:

“Okudum ve çok tehlikeli bir açıklama olarak görüyorum. Hele daha önce Kuzey İrlanda’da da İngiliz Devleti ile IRA arasında yapılmış görüşmelere atıfta bulunması, mask görüşmelerine atıfta bulunması, meseleyi uluslararasılaştıracak bir zemine çekecek şekilde önünü açması, Abdullah Öcalan’a önce umut hakkı demişti, Meclis’e gelip konuşmasını istemişti. Şimdi koordinatörlük vermeye çalışması. Bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. Türk milletinin vicdanında ağır yaralara neden olmaktadır. Türk milleti ağır tepki vermektedir. Özetle ne Abdullah Öcalan o hapishaneden çıkabilir, statüsü de bellidir, idam cezasına çarptırılmış bir mahkum.”

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

PWA Kurulum Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Modern GDPR Çerez Popup
Davut Güleç