
YEŞİLAY BAŞKANI MEHMET DİNÇ’TEN TOPLUMA UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE ÇAĞRISI
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Uyuşturucu sorununun küresel ölçekte tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığını vurgulayan Dinç, önleme çalışmalarının toplumların geleceğine yapılan en değerli yatırım olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2025 yılında yayımladığı Dünya Uyuşturucu Raporu, küresel tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2023 yılı itibarıyla dünya genelinde 316 milyon kişi uyuşturucu kullanırken, bu sayı 15-64 yaş grubundaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyor. Son on yılda uyuşturucu kullanımı yüzde 28 artış gösterirken, uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 64 milyon kişinin yalnızca yüzde 8,1’i tedavi hizmetlerine erişebiliyor.
Ülkemizde 15 yaş üstü bireylerde uyuşturucu kullanım oranı yüzde 0,9 düzeyinde seyrediyorken, bu oran Batı Avrupa’da yüzde 7-9 bandına ulaşıyor. Bu tablo, uzun yıllardır sürdürülen koruyucu önleme çalışmalarının ve toplumsal farkındalığın önemli bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen Türkiye’de uyuşturucu maddeye bağlı ölümler 2024 yılında bir önceki yıla göre %42 artarak 427’ye yükseldi. (Emniyet Genel Müdürlüğü-Türkiye Uyuşturucu Raporu) Bu ölümlerin büyük çoğunluğunda sentetik ve çoklu madde kullanımı ön plana çıkıyor. Veriler, Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadelede önemli bir noktada olduğunu gösterirken, önleyici çalışmaların kesintisiz sürdürülmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.
“AGRESİF YÖNTEMLERLE GENÇLERİ HEDEF ALIYORLAR”
Bağımlılıkların her geçen gün daha agresif yöntemlerle özellikle gençleri hedef aldığına dikkat çeken Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç şunları söyledi:
“Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uyuşturucu sorununun bireysel bir mesele olmanın çok ötesine geçtiğini; aileleri, eğitim sistemini, çalışma hayatını ve toplum güvenliğini derinden etkileyen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini gösteriyor. Uyuşturucu ile mücadele yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil; ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve tüm toplumun ortak sorumluluğu. Bu noktada medyaya da kritik bir sorumluluk düşüyor. Uyuşturucu haberlerinde merak uyandıran, özendirici ya da kullanım yöntemlerini tarif eden bir dilden özellikle kaçınılmalı; bağımlılık bir suç ya da zayıflık olarak değil, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır.”
“EN GÜÇLÜ KALKANIMIZ ÖNLEME ÇALIŞMALARIDIR”
Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntemin önleme olduğunu vurgulayan Dinç şöyle devam etti:
“Küresel tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor. Uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 8’i tedavi hizmetlerine ulaşabiliyor. Bu nedenle önleme çalışmaları her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bir gencimizin uyuşturucuya hiç başlamamasını sağlamak, başladıktan sonra tedavi etmeye çalışmaktan hem insani hem de ekonomik açıdan çok daha kıymetlidir. Türkiye’nin bugün sahip olduğu avantajı koruyabilmesi için bilimsel temelli önleme programlarına, aile eğitimlerine ve gençleri güçlendiren çalışmalara kararlılıkla devam etmeliyiz. Her çocuğumuzun ve her gencimizin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe hakkı var. Bu sorumluluk hepimize aittir.”
“HER BAĞIMLILIĞIN BİR HİKÂYESİ VARDIR, HER HİKÂYENİN DE BİR UMUDU”
Dinç açıklamasını umut vurgusunu öne çıkararak şöyle tamamladı:
“Bağımlılık bir kader değildir. Doğru destekle, doğru zamanda ve bilimsel yöntemlerle insanlar hayatlarını yeniden inşa edebilir. Her bağımlılığın bir hikâyesi vardır, her hikâyenin de umudu. YEDAM çatısı altında bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz, gizlilik ilkesiyle psikolojik ve sosyal destek sunuyor, iyileşme yolculuklarında yanlarında oluyoruz. Dünya küresel bir krizle boğuşurken Türkiye’nin bu tablonun dışında kalması mümkün ancak bunun için kararlı, sürekli ve toplumun tüm kesimlerinin katkı sunduğu bir mücade sürdürmemiz gerekiyor. 26 Haziran Uyuşturucu ile Mücadele Günü vesilesiyle, herkesi bu ortak sorumluluğun bir parçası olmaya davet ediyoruz.”
KIZILAY GENEL BAŞKANI ARAKANLI MÜSLÜMANLARIN KAMPLARINI ZİYARET ETTİ
Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Bangladeş’e gerçekleştirdiği ziyarette Cox’s Bazar’daki Arakanlı mültecilerin kamplarında yürütülen insani yardım çalışmalarını yerinde inceledi. Türk Kızılay’ın 1999’dan bu yana yaklaşık 3,5 milyon kişiye ulaştığı ülkede Bangladeş Kızılayı ile yeni bir iş birliği anlaşmasına da imza atan Yılmaz, Bangladeş Kızılayı ve insani yardım alanında faaliyet gösteren paydaşlarla bir araya gelerek Arakan krizinin insani boyutunu değerlendirdi.
Dünyanın dört bir yanında ihtiyaç sahiplerine ulaşan Türk Kızılay, Bangladeş’te yürüttüğü çalışmalarla bölgedeki insani ihtiyaçların karşılanmasını desteklemeyi sürdürüyor. Bu kapsamda Bangladeş’e ziyaret ederek sahadaki çalışmaları yerinde inceleyen Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Bangladeş Kızılayı, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) ile insani yardım alanında faaliyet gösteren paydaşlarla bir araya gelerek Arakan krizine ilişkin insani ihtiyaçları ve gelecekteki iş birliği alanlarını değerlendirdi.
Arakan krizinde uluslararası dayanışma çağrısı
Yılmaz, görüşmelerde Arakan krizinin mevcut durumunu, yerel kapasitenin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları ve insani ihtiyaçlara ilişkin öncelikleri ele aldı. Arakan krizinin dokuzuncu yılına yaklaşılırken insani ihtiyaçların devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, azalan uluslararası fonların gıda, sağlık, eğitim ve koruma hizmetleri üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı. Ziyaretler kapsamında Yılmaz, Bangladeş Dışişleri Bakan Yardımcısı Shama Obaed Islam ve Türkiye Cumhuriyeti Dakka Büyükelçisi Ramis Şen ile bir araya geldi. Yerinden edilmiş Arakanlılar ile ev sahibi topluluklara yönelik desteğin kesintisiz sürdürülmesinin önemine değinildi, krizin uluslararası gündemdeki görünürlüğünün korunması gerektiği ifade edildi. Yılmaz, temel ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra eğitim ve beceri geliştirme çalışmalarının da bireylerin geleceğe daha güçlü hazırlanmasında önemli rol oynadığını belirtti.
Yılmaz, Bangladeş Kızılayı Başkanı Barrister Mohammed Abdus Salam ve Genel Sekreteri Dr. Kabir M. Ashraf Alam ile görüşerek kurumsal iş birliğini ve yerel kapasitenin güçlendirilmesini ele aldı; bu kapsamda dijital nakit destek kapasitesini artıracak Green Cash Ready Projesi imzalandı.
Arakanlı mültecilere yönelik çalışmalar yerinde incelendi
Türk Kızılay, Bangladeş’te 1999 yılından bu yana yürüttüğü insani yardım faaliyetleri kapsamında 3,5 milyonun üzerinde ihtiyaç sahibine ulaştı. Arakanlı mültecilere yönelik çalışmalarının yanı sıra Bangladeş genelinde afet ve acil durumlardan etkilenen topluluklara da destek veren Türk Kızılay; gıda yardımı, sağlık hizmetleri, eğitim, su ve sanitasyon ile geçim kaynaklarının güçlendirilmesine yönelik projeler yürütüyor. Yeni nesillerin eğitimden kopmaması ve insanların hayatlarını yeniden kurabilmesi amacıyla hayata geçirilen uygulamalar da bu desteğin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Türk Kızılay’ın Kamp 16’daki ihtiyaç sahiplerine gıda kolisi ulaştırdığı Cox’s Bazar’daki Arakanlı mülteci kamplarında temaslarda bulunan Yılmaz, kadınların üretime katılımını destekleyen Türk Kızılay Mesleki Eğitim Merkezi’ndeki projeleri değerlendirdi. Sahadaki incelemeleri kapsamında TİKA Çok Amaçlı Eğitim Merkezi ve Türkiye Diyanet Vakfı Meslek Edindirme Kursları’ndaki eğitimler hakkında bilgi alıp, Türk Sahra Hastanesi sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi.
“Uluslararası desteğin sürdürülmesi büyük önem taşıyor”
Bangladeş ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, şunları söyledi: “Bangladeş, uzun yıllardır milyonlarca yerinden edilmiş Arakanlıya ev sahipliği yaparak büyük bir insani sorumluluk üstleniyor. Aradan geçen yıllara rağmen insani ihtiyaçlar devam ederken, uluslararası desteğin sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Türk Kızılay olarak ihtiyaç sahiplerinin yalnızca temel ihtiyaçlarının karşılanmasına değil, eğitim, beceri geliştirme ve geçim kaynaklarını destekleyen çalışmalarla hayatlarını yeniden kurabilmelerine de katkı sunmayı önemsiyoruz. Bugün sahada gördüğümüz çalışmalar, insanların geleceğe daha umutla bakabilmeleri ve kendi ayakları üzerinde durabilmeleri açısından büyük değer taşıyor. Bangladeş Kızılayı ve tüm paydaşlarımızla birlikte insani dayanışmayı güçlendirmeye, ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya ve toplulukların dayanıklılığını artırmaya devam edeceğiz.”
‘Bir Sen Bir Gelecek’te üçüncü dönem mezuniyet coşkusu yaşandı
Gençlerin gelişim yolculuğuna eşlik eden Zeren Group’un gençlerin potansiyellerini keşfetmeleri ve geleceğe daha güçlü adımlarla hazırlanmaları amacıyla hayata geçirdiği ‘Bir Sen Bir Gelecek’ programının üçüncü dönemi başarıyla tamamlandı. Yıl boyunca eğitimlere 436 öğrenci katılırken, programı başarıyla tamamlayan öğrenciler mezuniyet töreninde sertifikalarını alarak bu yolculuğu tamamlamanın gururunu yaşadı.
Öte yandan Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education tarafından gerçekleştirilen ‘Dünya Üniversiteleri 2026 Sürdürülebilirlik Etki Sıralaması’nda Bahçeşehir Üniversitesi Türkiye’deki üniversiteler arasında birinci sırada yer aldı. Üniversite ‘Bir Sen Bir Gelecek’ projesinin de raporlandığı ‘Amaçlar için Ortaklıklar’ alanında ise ilk kez dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girerek dünya sıralamasında 89. oldu.
Gençlerin eğitim, kariyer ve sosyal gelişim yolculuklarına rehberlik etmek amacıyla Zeren Group tarafından ilk kez 2024 yılında hayata geçirilen ‘Bir Sen Bir Gelecek’ programı bu yıl da büyük ilgi gördü. Üçüncü dönem mezunlarını veren program, bu yıl 45 ildeki 93 okuldan, 436 gencin hayallerine ortak oldu. Program bugüne kadar 1.000’in üzerinde öğrenciye ulaşarak, gençlerin sürdürülebilir kalkınma konularında bilinçlenmelerini, yetkinliklerini artırmalarını ve toplum için fayda yaratacak fikirler geliştirmelerini hedefliyor.
Zeren Group, CIFAL Istanbul UNITAR (United Nations Institute for Training and Research) ve Bahçeşehir Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Bir Sen Bir Gelecek’ programı kapsamında öğrenciler yıl boyunca alanında uzman isimler ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin güçlü akademisyenlerinden eğitimler alırken; sürdürülebilirlikten liderliğe, gönüllülükten sosyal etkiye kadar birçok farklı başlıkta kendilerini geliştirme fırsatı buldu. Programın üçüncü dönem mezuniyet töreni Zeren Group Holding Yönetim Kurulu Üyesi Seda Zeren Adıgüzel ve Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı ve CIFAL Istanbul Direktörü Prof. Dr. Çisil Sohodol, CIFAL Istanbul ekibi ve Bahçeşehir Üniversitesi akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Program; Bahçeşehir Üniversitesi’nin akademik birikimi, BAUGO’nun dijital öğrenme altyapısı ve CIFAL Istanbul ile UNITAR iş birliğinin uluslararası boyutuyla hibrit bir yapıda gerçekleştirildi. Katılımcılar, 29 dersten oluşan “Yeni Çağın Eşiğinde: 21. Yüzyılın Liderlik Yolculuğu Eğitim Programı” kapsamında hem senkron hem de asenkron eğitimlerle çok yönlü bir gelişim fırsatı elde etti.
“Sizlerin başarıları, bizim için en büyük gurur kaynağı”
Mezuniyet töreninde konuşan Zeren Group Holding Yönetim Kurulu Üyesi Seda Zeren Adıgüzel, gençlerin geleceğin en önemli değeri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Zeren Group olarak “Bir Sen Bir Gelecek” projesini hayata geçirirken en büyük amacımız, gençlerimizin potansiyellerini keşfetmelerine destek olmak, onları geleceğe daha güçlü hazırlamak ve hayallerine giden yolda yanlarında olmaktı. Bugün burada gördüğümüz tablo, bu amacın ne kadar değerli ve anlamlı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Zeren Group olarak gençlerin geleceğine yatırım yapmanın, aslında ülkemizin geleceğine yatırım yapmak olduğuna inanıyoruz. 50 yılı aşkın süredir ülkemize hizmet ederken gençlerimizi desteklemek en büyük önceliklerimiz arasında yerini aldı. Ülkemizin dört bir yanından daha fazla gence ulaşacağız ve bu yolculuğu önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdüreceğiz. Sizlerin başarıları, bizim için en büyük gurur kaynağı.”
“Bir Sen Bir Gelecek” projesinin paydaşlarından Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı ve CIFAL Istanbul Direktörü Prof. Dr. Çisil Sohodol ise, “Dünya Üniversiteleri 2026 Sürdürülebilirlik Etki Sıralaması”na değinerek, “Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education tarafından gerçekleştirilen ‘Dünya Üniversiteleri 2026 Sürdürülebilirlik Etki Sıralaması’nda Türkiye’deki üniversiteler arasında birinci sırada yer aldık. Bahçeşehir Üniversitesi olarak ‘Amaçlar için Ortaklıklar’ alanında ilk kez dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girerek dünya sıralamasında 89. olurken, nitelikli eğitimin topluma yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirdiğimiz projelerle de ‘Nitelikli Eğitim’ alanında dünya genelinde 6. sırada yer aldık. Üniversitemizin sürdürülebilirlik, toplumsal katkı ve uluslararası iş birliği alanlarında yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Zeren Group ile hayata geçirdiğimiz ‘Bir Sen Bir Gelecek’ projesi de değerlendirme sürecinde raporlanan projeler arasında yer aldı. Zeren Group’la gerçekleştirdiğimiz güçlü iş birliğiyle gençlerin hayallerine ortak oluyoruz. Uluslararası listelerde ülkemizi temsil etmenin ve dereceye girmenin gururunu yaşarken, birlikte daha fazla gence ulaşmaya ve geleceğimize yön verecek liderlerin yetişmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” dedi.
Uluslararası geçerliliğe sahip sertifika imkânı ile gençlere kariyer yolculuğuna katkı sunuyor
“Bir Sen Bir Gelecek” programı kapsamında öğrenciler, Bahçeşehir Üniversitesi’nin uzman akademisyenleri ve alanında tanınmış konuşmacılarından eğitim alırken; CIFAL Istanbul ve UNITAR iş birliğinin sağladığı uluslararası perspektifle desteklenen kapsamlı bir öğrenme deneyimi yaşadı. Eğitimleri başarıyla tamamlayan öğrenciler, UNITAR onaylı sertifika alma fırsatı elde etti. Düzenlenen mezuniyet töreninde öğrenciler, başarılarını sertifikalarıyla taçlandırarak programdan mezun oldular.
TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ SİMGE, FESTİVALİN ALTINCI GÜNÜNE DAMGA VURDU
Samsun Kültür Yolu Festivali’nin altıncı akşamında sahne alan Simge, hit şarkıları ve sahne performansıyla unutulmaz bir akşama imza attı. Sanatçı, yüksek enerjisi ve estirdiği müzik rüzgarıyla festival coşkusunu zirveye çıkardı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin yedinci durağı Samsun, Batı Park’ta sevilen sanatçıların konserlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Festivalin altıncı akşamında sahne alan Simge, hayranlarına unutulmaz anlar yaşattı.
“Ben Bazen”, “Miş Miş” ve “Sevmek Yüzünden” gibi sevilen parçalarını seslendiren Simge, güçlü sahne performansı ve bitmeyen enerjisiyle büyük beğeni topladı. Konser boyunca tempoyu hiç düşürmeyen sanatçı, alanı dolduran müzikseverlerin şarkılarına hep bir ağızdan eşlik etmesiyle eğlenceyi doruklara taşıdı.
Türk sinemasının baş tacı KEMAL SUNAL, vefatının 26. yılında ÖZLEMLE ANILIYOR.
Türk sinemasının büyük oyuncusu Kemal Sunal, aramızdan ayrılışının 26. yılında, 3 Temmuz 2026 Cuma saat 11:00’de, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında, ailesi tarafından okutulacak dua ile anılacak
Gülümsemesi ve canlandırdığı karakterlerle yeri asla doldurulamayan usta oyuncu Kemal Sunal, filmlerindeki genellikle saf, şanslı, iyi yürekli tiplemelerle Türk izleyicisinin kalbine taht kurmuştur.
Filmlerinin ilk gösterimlerinden yıllar sonra bile hala 7’den 70’e büyük bir ilgiyle izlenmesi büyük sanatçının ne kadar çok sevildiği ve özlendiğini gözler önüne seriyor.
Kemal Sunal Anma Programı;
Tarih 3 Temmuz Cuma 2026
Saat 11:00
Yer Zincirlikuyu Mezarlığı
TEK KİŞİLİK HANELER YÜZDE 20’Yİ AŞTI KONUT ÜRETİMİ KÜÇÜK DAİRELERE DÖNDÜ
Türkiye’de konut sektörü son yıllarda yalnızca ekonomik koşulların değil, toplumsal dönüşümün de etkisiyle önemli bir değişim yaşıyor. Bir dönem ağırlıklı olarak 3+1 ve 4+1 dairelerin üretildiği projelerde bugün 1+1 ve 2+1 konutlar daha fazla yer buluyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşümün arkasında değişen aile yapısı, artan tek kişilik haneler, şehirleşme, yükselen yaşam maliyetleri ve yatırım alışkanlıklarındaki değişim bulunuyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de ortalama hane halkı büyüklüğü 2008 yılında 4 kişi seviyesindeyken, 2025 itibarıyla 3,08 kişiye kadar geriledi. Aynı dönemde tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20,5’e yükselirken, çekirdek ailelerin oranı artmaya devam etti. Demografik yapıdaki bu değişim, konut talebinin niteliğini de doğrudan etkiliyor.
DEĞİŞEN YAŞAM ALIŞKANLIKLARI KONUT TERCİHLERİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR
Değişen yaşam biçimleri de bu dönüşümü destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Gençlerin daha geç evlenmesi, tek başına yaşamayı tercih eden profesyonellerin artması, boşanma oranlarındaki yükseliş ve üniversite ile iş nedeniyle büyük şehirlere yönelen nüfus, küçük metrekareli konutlara olan ihtiyacı artırıyor.
Bunun yanında ekonomik nedenler de tüketici tercihlerini değiştiriyor. Konut fiyatlarındaki artış, yüksek kredi maliyetleri, aidat ve enerji giderlerinin yükselmesi, daha ulaşılabilir fiyatlı ve işletme maliyetleri düşük konutlara olan ilgiyi güçlendiriyor. Özellikle yatırımcılar açısından değerlendirildiğinde ise 1+1 ve 2+1 daireler; daha düşük yatırım maliyeti, daha hızlı kiralanabilmesi ve geniş kiracı kitlesine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor.
Türkiye’de yeni üretilen konutların ortalama büyüklüğünün de son yıllarda küçülmesi, sektörün bu talebe uyum sağladığını gösteriyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde özellikle büyükşehirlerde geliştirilecek projelerde fonksiyonel planlanan küçük metrekareli konutların ağırlığının artacağını öngörüyor.
KONUT ÜRETİMİNİ ARTIK SADECE EKONOMİ DEĞİL, TOPLUMUN DEĞİŞEN YAPISI BELİRLİYOR
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, konut sektörünün yeni dönemde demografik değişimi çok iyi okumak zorunda olduğunu söyledi.
“Eskiden aileler daha kalabalıktı ve konut projeleri buna göre planlanıyordu. Bugün ise tek yaşayan bireylerin, yeni evli çiftlerin ve küçük ailelerin sayısı her geçen yıl artıyor. Dolayısıyla konut üretiminde de doğal olarak daha kompakt yaşam alanlarına yönelim görüyoruz. Bu değişimi yalnızca ekonomik şartlarla açıklamak eksik olur. Asıl belirleyici unsur, toplumun yaşam biçimindeki dönüşümdür. Konut geliştiricileri artık sadece bugünün talebini değil, geleceğin demografik yapısını da dikkate alıyor. İnsanlar kullanılmayan büyük alanlar yerine
fonksiyonel, merkezi konumda ve yaşam maliyetleri daha düşük evleri tercih ediyor. Özellikle büyük şehirlerde zamanın büyük bölümünü dışarıda geçiren yeni nesil için evin büyüklüğünden çok kullanım verimliliği önem kazanıyor. 1+1 ve 2+1 daireler hem satın alma maliyetinin daha ulaşılabilir olması hem de kiralama sürecinde daha geniş bir hedef kitleye hitap etmesi nedeniyle yatırımcı açısından da öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde şehir merkezlerinde geliştirilecek projelerde küçük metrekareli ancak iyi planlanmış konutların payının artacağını düşünüyoruz. Çünkü artık konut sektörünü yalnızca ekonomik göstergeler değil, sosyolojik dönüşüm de yönlendiriyor” ifadelerini kullandı. m değeri yüksek projeler üretmeyi amaçlamaktadır.
Küresel Lüks Sektöründe Yeni Denge Arayışı
Bain & Company tarafından yayımlanan ‘Küresel Lüks Raporu 2026’ raporuna göre, küresel lüks harcamaları 2025 yılında 1,443 trilyon euroya ulaştı. Lüks deneyimler fiziksel ürünlere kıyasla büyümeye devam ederken, kişisel lüks ürünler pazarı 2026 yılında dengelenme sürecine giriyor. 2025 yılında 358 milyar euro büyüklüğe ulaşan pazar (2024’e göre cari kurla yüzde 2 daralırken, sabit kurla yüzde 1 büyüdü), temel senaryoya göre 2026 yılında yüzde 2 ila yüzde 4 arasında büyüyerek 365-373 milyar euro seviyesine ulaşması bekleniyor.
Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin 25 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan ve İtalyan lüks üreticileri birliği Altagamma iş birliğinde hazırlanan “Luxury Goods Worldwide Market Study” raporuna göre, küresel lüks sektörü 2026 yılının ikinci yarısına ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler ve kültürel dönüşümlerin yarattığı çok katmanlı kriz ortamında giriyor. Bununla birlikte sektörün temel göstergeleri, kademeli bir istikrar sürecine işaret ediyor.
Rapora göre küresel lüks harcamaları 2025 yılında 1,443 trilyon euroya ulaştı. 2026 yılında ise pazarın 1,440 ila 1,470 trilyon euro arasında bir büyüklüğe ulaşması ve sabit kur bazında yüzde 0 ila yüzde 2 arasında büyümesi bekleniyor.
Araştırma, lüks sektörünü şekillendiren dört temel dönüşüm alanını ortaya koyuyor: sahiplik yerine deneyimlerin ön plana çıkması, büyümenin coğrafi olarak yeniden dengelenmesi, tüketicilerin lükse yüklediği anlamın değişmesi ve yapay zekânın müşteri yolculuğunu yeniden şekillendirmesi.
Raporun öne çıkan temel bulguları şöyle sıralanıyor:
Kişisel lüks ürünler pazarındaki büyüme bölgeler arasında belirgin şekilde ayrışıyor. ABD merkezli markaların performansı ve genç tüketicilerin güçlü talebi sayesinde Amerika kıtası hızla büyürken, Avrupa ve Orta Doğu genel performansı aşağı çeken bölgeler olarak öne çıkıyor.
Lüks sektöründeki performans farklılıkları devam etse de, markalar arasındaki uçurum geçen yıla göre daralıyor. Lüks oyuncuların yaklaşık yüzde 60’ı geçen yılın aynı dönemine göre daha iyi performans gösteriyor. Bu durum, sektörün zorlu bir dönemin ardından yeniden denge bulmaya başladığına işaret ediyor.
Tüketici davranışları da pazar kadar hızlı değişiyor. Lüks tüketicilerin yarısı yeni bir ürün satın almadan önce ikinci el pazarını araştırıyor. Aynı şekilde tüketicilerin yarısı satın alma yolculuğunda yapay zekâdan yararlanıyor ve bu kullanıcıların büyük bölümü gelecekte de yapay zekâyı kullanmaya devam etmeyi planlıyor.
Spor sponsorluğu, lüks markaların marka inşasında giderek daha önemli bir araç haline geliyor. Son 12 ay içinde spor organizasyonlarına sponsorluk yapan markalar, bugün küresel lüks pazarının değerinin yüzde 80’inden fazlasını temsil ediyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.






