Politika

İYİ Partili kadınlardan Cumhurbaşkanı için suç duyurusu, Ataman’dan sansür tepkisi

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

İyi Parti Kayseri Kadın Politikaları Başkanı Berlin Önder, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Türk kadınına alenen ettiği hakaret nedeniyle, İYİ Parti Kayseri Kadın Politikaları Başkanlığımızca suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Açıklama şöyle.

Aziz Türk Milleti; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Genel Başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 01.06.2022 tarihli grup toplantısında, bizlerin burada tekraren ifade etmekten ar edeceğimiz bir ifade ile Türk kadınına alenen hakaret etmiştir.
Cumhurbaşkanının tüm televizyonlarda canlı yayında alenen kullandığı ifadenin açıkça “hakaret” suçunu teşkil ettiği Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatlarında sabittir.
Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı bu eylemi ile Anayasamızın 103.maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanı yemini de ihlal etmiştir.
Bizler;Türk kadınları adına, tüm kadınlar adına toplumsal ve siyasi vazifemiz gereği Sayın Cumhurbaşkanı’nın suç teşkil eder eylemine istinaden Ankara Cumhuriyet Savcılığı nezdinde şikayette bulunduk.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın “hakaret” suçunu alenen, tüm televizyonlar önünde canlı yayında ve en önemlisi Gazi TBMM çatısı altında işlemiş olmasının ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirilmesi, mübrez eylem ile hukuki dayanağını T.C. anayasasından alan “Cumhurbaşkanı yemininin ihlal edilmiş olmasının” da soruşturulması talepli olarak şikayet dilekçemizi Sayın Cumhuriyet Savcılığımıza arz ettik.
Bağımsız Türk Yargısı’nın, şikayetimize istinaden hukukun gereklerini eksiksiz ve adil bir şekilde yapacağına, failin siyasi kimliğinden etkilenmeksizin başta Anayasamız olmak üzere kanunlarımızın emirlerini yerine getireceğine olan inancımız tamdır. İYİ PARTİ Kadın Politikaları Başkanlığı olarak bizler de başlattığımız hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Kamuoyuna saygı ile arz ederim.

İl Başkanı Sebati Ataman: Özgür basına, tarafsız haberciliğe neden tahammül edemiyorsunuz?

Birkaç gündür gazeteci Azim DENİZ’in yaptığı haber ve karşılığında Talas Belediyesi’nin yapmış olduğu basın açıklaması gündemde…

Gazeteci haber kovalar, haberinin ilgi uyandırması için de çarpıcı başlık, görsel, kısa ama ilgi çeken  fragmanlar yayınlar…

Gazeteci Azim DENİZ bir haber alır, araştırır, yayınlamadan önce de olayın muhatabı olan belediyenin basın yayın müdürü ile görüşür, mesajlaşır, soruları ona aktarır, cevap alamaz, hatta “Cevap hakkımızı yarın kullanacağız.” cevabını alır.

Haber ; ehliyetine “alkollü araç kullanmaktan” 2021 yılında el konulan  bir kişinin, Talas Belediyesi’ne Mart 2022 yılında şoför olarak alınması, bu şahsın belediyenin aracı ile kazaya karışması buna rağmen haber yayınlanana kadar işine devam etmesi ile ilgilidir. Elbette ki sayın belediye başkanının bu kişinin işe alımında belgelerinin tam olup olmadığını bilemez, ama bu kişiyi işe alanların bu kişiye ait belgeleri görmesi ve incelemesi gerekmez mi?

Talas Belediyesi tarafından hazırlanan Kamuoyuna duyuru ise hem hazırlanış hem de yayınlanması için basın yayın kuruluşlarına ve gazetecilere para teklif edilmesi açısından son derece etik dışıdır.

Biz bunlara artık şaşırmıyoruz. Bu iktidar döneminde ne ilk oldu ne de son olacak. AKP hükümeti ve yerel yöneticileri, aleyhlerine bir haber olduğunda anında reaksiyon gösterme, dezenformasyon yapma refleksini devreye sokmakta, gazetecileri hedef tahtasına oturtmakta ve konuyu başka mecralara çekmekte çok mahirler. Bu olayda da; sayın Azim DENİZ’i “kendini devlet yerine koyuyor, racon kesiyor, şantaj yapıyor; Cumhurbaşkanından, iş adamına, STK başkanına, saygısızlık yapmakla, iftira atmakla” suçluyor, konuyu yine rayından çıkararak, gazeteci Azim DENİZ’e aslında aba altından sopa gösteriliyor. Yapılan açıklamada, gazeteciyi hedef gösterir şekilde “Bundan böyle alışkanlık haline getirdiğin bu tür davranış ve hareketlerine karşı bu şehir daha fazla tahammül gösteremez.” diye açıkça tehdit dili kullanılıyor.

Gazeteciler bir nevi kamu görevlisidir. Milletin sorunlarını, hırsızlığı, yolsuzluğu, soygunu, talanı, liyakatsiz atamaları, gündeme getirdiği için tehdit alan, şiddet gören, abuk sabuk iddianameler ile hapse atılan, saldırıya uğrayan gazetecilerin sayısı her geçen gün artarken; saldırganların serbest kaldığı veya hiç yakalanamadığı günümüz Türkiye’sinde, Talas Belediyesi’nce yapılan açıklamanın böyle bir üzücü olaya meydan vermesi halinde sorumlu kim olacaktır?

 Makam sahipleri açıklamalarında daha dikkatli olmak zorunda değil midir?

Talas Belediyesi tarafından yapılan bu talihsiz açıklama, AKP hükümetinin basına ve basın çalışanlarına yönelik sistemli baskılarının yerel iz düşümüdür.

Yıllardır devri iktidarınızda yandaş gazeteciler marifeti ile insanların onuru ile oynandığı, kumpas davalarında yapılanlara, tv kanallarında boy gösteren adı gazeteci olan iftiracılara tahammül eden, onları destekleyen, açılan davaları onurlarına yediremeyenlerin canlarına kıydığı, kahırlarından hastalanıp öldüğü günlerde sesi çıkmayanların, eleştirilere ve doğru haberciliğe tahammül göstermelerini beklemekte sanırım iyimserlik olur.

Ülkemizde basın özgürlüğünün hiç bu kadar baskı altına alındığı bir dönem olmamıştır. Geçmişte de iktidarlar basın yayın organlarına ve gazetecilere baskı yapmışlardır ama hiç bu kadar tek seslilik, hiç bu kadar baskı, hiç bu kadar gazetecilerin tek merkezden yönetilmeye çalışılmamıştır ve hiç bu kadar şiddet ve saldırı görülmemiştir.

Siz ülkeyi parsel parsel satışa çıkarırken, Cumhuriyetin kazanımı olan Milli kuruluşları peşkeş çekerken, devrinizde yapılan yolsuzlukları, haksızlıkları ortaya çıkarma cesareti gösteren bir avuç gazeteciyi de susturmak için her türlü baskıyı yaparken ve bunu hak görürken bizler; bu ülkede 4’ncü güç olarak gördüğümüz ve öyle olması gerektiğine inandığımız basınımızın ve basın mensuplarımızın özgürce haber yapabileceği günlere ‘’Az Kaldı’’ diyoruz.

Sayın Genel Başkanımız Meral AKŞENER’in dediği gibi “Kahrolsun İstibdat, kahrolsun zulüm, yaşasın hürriyet, yaşasın adalet’’.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

İYİ Partili kadınlardan Cumhurbaşkanı için suç duyurusu, Ataman’dan sansür tepkisi

İYİ Partili kadınlardan Cumhurbaşkanı için suç duyurusu, Ataman’dan sansür tepkisi

İyi Parti Kayseri Kadın Politikaları Başkanı Berlin Önder, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Türk kadınına alenen ettiği hakaret nedeniyle, İYİ Parti Kayseri Kadın Politikaları Başkanlığımızca suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Açıklama şöyle.

Aziz Türk Milleti; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Genel Başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 01.06.2022 tarihli grup toplantısında, bizlerin burada tekraren ifade etmekten ar edeceğimiz bir ifade ile Türk kadınına alenen hakaret etmiştir.
Cumhurbaşkanının tüm televizyonlarda canlı yayında alenen kullandığı ifadenin açıkça “hakaret” suçunu teşkil ettiği Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatlarında sabittir.
Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı bu eylemi ile Anayasamızın 103.maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanı yemini de ihlal etmiştir.
Bizler;Türk kadınları adına, tüm kadınlar adına toplumsal ve siyasi vazifemiz gereği Sayın Cumhurbaşkanı’nın suç teşkil eder eylemine istinaden Ankara Cumhuriyet Savcılığı nezdinde şikayette bulunduk.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın “hakaret” suçunu alenen, tüm televizyonlar önünde canlı yayında ve en önemlisi Gazi TBMM çatısı altında işlemiş olmasının ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirilmesi, mübrez eylem ile hukuki dayanağını T.C. anayasasından alan “Cumhurbaşkanı yemininin ihlal edilmiş olmasının” da soruşturulması talepli olarak şikayet dilekçemizi Sayın Cumhuriyet Savcılığımıza arz ettik.
Bağımsız Türk Yargısı’nın, şikayetimize istinaden hukukun gereklerini eksiksiz ve adil bir şekilde yapacağına, failin siyasi kimliğinden etkilenmeksizin başta Anayasamız olmak üzere kanunlarımızın emirlerini yerine getireceğine olan inancımız tamdır. İYİ PARTİ Kadın Politikaları Başkanlığı olarak bizler de başlattığımız hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Kamuoyuna saygı ile arz ederim.

İl Başkanı Sebati Ataman: Özgür basına, tarafsız haberciliğe neden tahammül edemiyorsunuz?

Birkaç gündür gazeteci Azim DENİZ’in yaptığı haber ve karşılığında Talas Belediyesi’nin yapmış olduğu basın açıklaması gündemde…

Gazeteci haber kovalar, haberinin ilgi uyandırması için de çarpıcı başlık, görsel, kısa ama ilgi çeken  fragmanlar yayınlar…

Gazeteci Azim DENİZ bir haber alır, araştırır, yayınlamadan önce de olayın muhatabı olan belediyenin basın yayın müdürü ile görüşür, mesajlaşır, soruları ona aktarır, cevap alamaz, hatta “Cevap hakkımızı yarın kullanacağız.” cevabını alır.

Haber ; ehliyetine “alkollü araç kullanmaktan” 2021 yılında el konulan  bir kişinin, Talas Belediyesi’ne Mart 2022 yılında şoför olarak alınması, bu şahsın belediyenin aracı ile kazaya karışması buna rağmen haber yayınlanana kadar işine devam etmesi ile ilgilidir. Elbette ki sayın belediye başkanının bu kişinin işe alımında belgelerinin tam olup olmadığını bilemez, ama bu kişiyi işe alanların bu kişiye ait belgeleri görmesi ve incelemesi gerekmez mi?

Talas Belediyesi tarafından hazırlanan Kamuoyuna duyuru ise hem hazırlanış hem de yayınlanması için basın yayın kuruluşlarına ve gazetecilere para teklif edilmesi açısından son derece etik dışıdır.

Biz bunlara artık şaşırmıyoruz. Bu iktidar döneminde ne ilk oldu ne de son olacak. AKP hükümeti ve yerel yöneticileri, aleyhlerine bir haber olduğunda anında reaksiyon gösterme, dezenformasyon yapma refleksini devreye sokmakta, gazetecileri hedef tahtasına oturtmakta ve konuyu başka mecralara çekmekte çok mahirler. Bu olayda da; sayın Azim DENİZ’i “kendini devlet yerine koyuyor, racon kesiyor, şantaj yapıyor; Cumhurbaşkanından, iş adamına, STK başkanına, saygısızlık yapmakla, iftira atmakla” suçluyor, konuyu yine rayından çıkararak, gazeteci Azim DENİZ’e aslında aba altından sopa gösteriliyor. Yapılan açıklamada, gazeteciyi hedef gösterir şekilde “Bundan böyle alışkanlık haline getirdiğin bu tür davranış ve hareketlerine karşı bu şehir daha fazla tahammül gösteremez.” diye açıkça tehdit dili kullanılıyor.

Gazeteciler bir nevi kamu görevlisidir. Milletin sorunlarını, hırsızlığı, yolsuzluğu, soygunu, talanı, liyakatsiz atamaları, gündeme getirdiği için tehdit alan, şiddet gören, abuk sabuk iddianameler ile hapse atılan, saldırıya uğrayan gazetecilerin sayısı her geçen gün artarken; saldırganların serbest kaldığı veya hiç yakalanamadığı günümüz Türkiye’sinde, Talas Belediyesi’nce yapılan açıklamanın böyle bir üzücü olaya meydan vermesi halinde sorumlu kim olacaktır?

 Makam sahipleri açıklamalarında daha dikkatli olmak zorunda değil midir?

Talas Belediyesi tarafından yapılan bu talihsiz açıklama, AKP hükümetinin basına ve basın çalışanlarına yönelik sistemli baskılarının yerel iz düşümüdür.

Yıllardır devri iktidarınızda yandaş gazeteciler marifeti ile insanların onuru ile oynandığı, kumpas davalarında yapılanlara, tv kanallarında boy gösteren adı gazeteci olan iftiracılara tahammül eden, onları destekleyen, açılan davaları onurlarına yediremeyenlerin canlarına kıydığı, kahırlarından hastalanıp öldüğü günlerde sesi çıkmayanların, eleştirilere ve doğru haberciliğe tahammül göstermelerini beklemekte sanırım iyimserlik olur.

Ülkemizde basın özgürlüğünün hiç bu kadar baskı altına alındığı bir dönem olmamıştır. Geçmişte de iktidarlar basın yayın organlarına ve gazetecilere baskı yapmışlardır ama hiç bu kadar tek seslilik, hiç bu kadar baskı, hiç bu kadar gazetecilerin tek merkezden yönetilmeye çalışılmamıştır ve hiç bu kadar şiddet ve saldırı görülmemiştir.

Siz ülkeyi parsel parsel satışa çıkarırken, Cumhuriyetin kazanımı olan Milli kuruluşları peşkeş çekerken, devrinizde yapılan yolsuzlukları, haksızlıkları ortaya çıkarma cesareti gösteren bir avuç gazeteciyi de susturmak için her türlü baskıyı yaparken ve bunu hak görürken bizler; bu ülkede 4’ncü güç olarak gördüğümüz ve öyle olması gerektiğine inandığımız basınımızın ve basın mensuplarımızın özgürce haber yapabileceği günlere ‘’Az Kaldı’’ diyoruz.

Sayın Genel Başkanımız Meral AKŞENER’in dediği gibi “Kahrolsun İstibdat, kahrolsun zulüm, yaşasın hürriyet, yaşasın adalet’’.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…