Politika

Yeni Parti, CHP, SP ve İYİ Parti’den fon tepkisi

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Arıkan “Çıplak Vatandaş Bugün İktidarın Ekonomi Modelinin Adıdır!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. TBMM’ye getirilecek “Mekke savunma İş birliği Anlaşması” hakkında eleştirilerini sıralayan Arıkan, “İlan Ediyoruz; Mekke Anlaşması’nı Bu Haliyle Kabul Etmeyeceğiz” dedi. İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Arıkan, iktidarın ekonomisini “Çıplak Vatandaş Ekonomisi” olarak tanımladı.

Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

“AK PARTİ BİNBİR KRİZİN BAŞ SORUMLUSUDUR”

“Bugün 4 Kasım 2026! Tam 24 yıl önce, 4 Kasım sabahı AK Parti ilk defa iş başı yapmıştı… Değerli arkadaşlar, siyasetin hafızası silinmez. Hele ki bir iktidarın kendi el yazısıyla tarihe bıraktığı sözler hiç silinmez… AK Parti’nin 2002 seçim beyannamesini sizlere hatırlatmak istiyorum… Beyannamenin 8. sayfasında şu iki cümle art arda yer alıyordu: “Krizin sorumlusu halkımız değildir. Krizin sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir.” Kesinlikle doğru, o gün de bugün de gerçekçi bir çıkış… Milletimiz o gün, tam da bu yüzden, güçlü, özgür, üreten bir Türkiye umuduyla oy vermişti… Ancak 2001 krizinin ardından “Sorumlu iktidardır, biz krizleri çözeceğiz” diyerek iktidara gelen AK Parti, bugün binbir krizin baş sorumlusu olarak iktidarda duruyor.

Bu iktidar, her fırsatta; Eski Türkiye’nin zayıf, kendi yönettikleri Türkiye’nin güçlü olduğunu söylüyor. Hatırlarsınız; Eski Türkiye’de gensoru vardı. Bakanlar Meclis’in karşısına çıkardı. Bugün ise milletin sorularını cevapsız bırakan, hesap vermekten kaçan bakanlar var, iktidar var. Eski Türkiye’de bakanlar Yüce Divan’da yargılanırdı. Bugün, haklarında tweet bile atılamıyor! Sorumluluğu üstlenmek yerine koltuğa yapışanlar var.

AK Partinin 24 yıl önceki “Güçlü Türkiye” vaadinin karşılığında bugün ne var? Trump istedi diye, Rahip Brunson’ı bırakan, Aliyev kızdı diye, danışmanını görevden alan bir iktidar var… Pekii; “Özgür Türkiye” vaadinin karşılığında ne var? “Başörtüsüne özgürlük” diye yola çıkıp Azerbaycan’da “Başörtüsüne özgürlük” diyenleri susturan, olağanüstü hâli, “olağan” hâle getiren, muhalif sesleri, susturan bir anlayış var. Pekii; “Üreten Türkiye” vaadinin karşılığında ne var? Borç senedi ile fon senedi arasına sıkıştırılmış bir Türkiye var!

“SORUNUN SEBEBİ OLANLAR, ÇÖZÜMÜN ADRESİ OLAMAZLAR!”

“Düşünününüz, 4 Kasım 2002’de 1 yaşında olan bir evladımız bugün 25. yaş gününü kutluyor… Ancak, ne acıdır ki; 25 yaşındaki o genç iş bulamıyor! İş bulsa, güvencesiz ya da düşük ücretlerle çalıştırılıyor! Böyle olunca, evlilik hayali kuramıyor! Düşünün! O genç, iktidarın ürettiği ve acımasızca artırdığı; IMEI kayıt ücreti yüzünden telefon alamıyor, pasaport harcı yüzünden, yurt dışı çıkış harcı yüzünden yurt dışına çıkamıyor, ehliyet harcı yüzünden ehliyet alamıyor! O gençlerin hayalleri, bugün iktidar sakinlerinin, makam sahiplerinin vurgunlarına arka fon olmuş… Görüyor ve yaşıyoruz ki: İktidarın takvimiyle milletin takvimi aynı işlemiyor

Sözün özü; AK Parti iktidarı, neyi eleştirdiyse ona dönüştü, dün neye karşı çıktıysa, bugün daha fazlasını yapar hâle geldi. Bu kürsüden birçok kez söyledim, yine söylüyorum; sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamazlar. Bu iktidar miadını doldurmuştur! Ve Türkiye, bu tükenmişliğe, bu fetret devrine mecbur değildir”

“TÜRKİYE ARTIK BU RAKAM OYUNLARINDAN BIKTI!”

“O kadar çok problem var ki bu kürsüden hangisini konuşacağımızı şaşırıyoruz; yıllardır konuştuğumuz bir türlü ateşi söndürülemeyen enflasyon meselesi var. Dün yeni enflasyon rakamları açıklandı. Yıllık enflasyon ise %29,77 oldu. Türkiye sizin bu rakam oyunlarınızdan bıktı artık! Enflasyonun hikâyeden düşmesiyle, hayatın ucuzlaması arasındaki farkı vatandaş sayenizde yaşayarak biliyor. O yüzden, bu rakam oyunlarının milletin nezdinde hiçbir karşılığı yok. Ama sizin oynadığınız bu rakamlar, milyonlarca emeklinin, milyonlarca asgari ücretlinin maaş artışlarını belirleyecek… Sözde komisyonlar toplayacaksınız, müzakereler yapacaksınız, pazarlıklar yürütüleceksiniz… İşin sonunda asgari ücretliye de, emekliye de sabır tavsiye edeceksiniz… Emekliye gelince takvim gösterip, sabır isteyenler; faizciye, foncuya gelince hiç aynı sabrı istemiyor! Neden; yeter ki iş görülsün! Yeter ki dosya kapansın!”

“EKONOMİ BÜYÜYORSA, BU VATANDAŞ NEDEN DAHA FAZLA BORÇLANIYOR?”

“Bütün bu olanlar karşısında iktidara bakıyorsunuz; “Enflasyon düşüyor” diyorlar, “Faiz düşüyor” diyorlar, “İstihdam artıyor” diyorlar, “Tarımsal üretim yükseliyor” diyorlar. Peki, bunlar gerçekten oluyor mu vatandaşın penceresinden bakalım? Önce vatandaşın cebine bakalım. Kredili mevduat hesabı, yani “eksi bakiye” kullanımı 4 yılda %271 artmış! Yani vatandaş artık ev almak, araba almak için değil; ay sonunu getirmek için borçlanıyor. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’de ilk defa milyonlarca insan evine ekmek götürebilmek için kredi çekiyor… Çarşıya, esnafa bakalım. Esnafın çeki karşılıksız çıkıyor, senedi protesto oluyor, borcu takibe düşüyor. İktidar yetkilileri çok uzağa değil, meclisin 500 metre aşağısındaki Kızılay’a inip, esnafla bir görüşürlerse durumun ciddiyetini anlarlar! İstihdama bakalım. Eylül ayında istihdam 49 bin kişi azalmış, işsiz sayısı 198 bin kişi artmış. Genç işsizlik, yani -hepsi AK Parti döneminde doğup büyümüş- gençlerde işsizlik oranı %14,8 olmuş. -Allah aşkına- Milletvekili, belediye başkanı transfer sayısını düşündüğünüz kadar hiç işsiz genç sayısını düşündünüz mü? Ekonomi büyüyorsa, bu vatandaş neden daha fazla borçlanıyor? Ekonomi büyüyorsa, bu esnaf neden borcunu ödeyemiyor? Neden bu memlekette her gün, vatandaşın sofrasından bir şeyler eksiliyor? “

“ÇIPLAK VATANDAŞ BUGÜN İKTİDARIN EKONOMİ MODELİNİN ADIDIR!”

“Hatırlarsınız… 1985 yılında Şener Şen’in başrolünü oynadığı bir Yeşilçam filmi vardı: ÇIPLAK VATANDAŞ! Filmde, İbrahim bir devlet memuruydu. Maaşı yetmiyor, ek iş yapıyordu. Çalışıyordu, didiniyordu, alın teri döküyordu. Ama ne yaparsa yapsın evini geçindiremiyordu. Sonunda, -çaresizlikten- kendini yarı çıplak bir şekilde sokağa atıyordu… Aradan tam 41 yıl geçti! Çıplak vatandaş eskiden sadece bir Yeşilçam filmi idi, bugün iktidarın ekonomi modelinin adı oldu! Bugün; Vatandaşın maaşı daha hesabına yatmadan borçlara gidiyor… Cebindekini vergiler, sofrasındakini zamlar, geleceğini borçlar tüketiyor! Ak Parti ekonomisi, bugün çıplak vatandaş ekonomisidir! Açık söylüyorum: Vatandaşı; fonla soydular, enflasyonla soydular, zamlarla soydular, ÖTV’yle, KDV’yle, MTV’yle soydular. Bu yüzden; insanımızın pazarda, meyveyi taneyle aldığı ekonomi, Çıplak Vatandaş ekonomisidir! Çocuğuna istediği harçlığı veremeyen babanın ekonomisi, Çıplak vatandaş ekonomisidir! Ancak! Bu ülke sahipsiz değildir. Çıplak vatandaş ekonomisinin hesabını milletimiz sandıkta soracaktır!”

“SİZ KALP CERRAHINI, BEYİN AMELİYATINA SOKUYORSUNUZ”

“Fon vurgunun 40’ı çıktı. Bu ülke tam 47 gündür fon yolsuzluğunu konuşuyor. Ama bir türlü, fon listesindeki vurguncuları öğrenemedik. Sürekli yeni görevlendirmeler yapılıyor. SPK Başkanlığına, Vergi Denetim Kurulu Başkanı atandı. Başkan Vekilliğine de MASAK kökenli bir isim getirildi. Yeni atananlar liyakatlidir, değildir; onu zaten süreç gösterecektir. Ancak bir hatırlatma yapmak istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı “bir cerrah titizliğiyle” meseleyi ele alacağız demişti. Size bir dost uyarısında bulunmak istiyoruz: Yaptığınız atamalara baktığımızda, siz kalp cerrahını, beyin ameliyatına sokuyorsunuz. Bu hasta, bu masada kalır! Soruşturma yürütmek başka, sermaye piyasasını yeniden güvenilir hâle getirmek başkadır. Mevcut dosyaları incelemek başka, aynı krizin bir daha yaşanmayacağı bir sistem kurmak başkadır!”

“AKP’YE OPERASYON NE ZAMAN YAPILACAK?”

“Ben size “cerrah titizliği ile meseleyi ele alacağız” cümlesinden anladığımı söyleyeyim: Bu iktidar, SPK’ya operasyon yaptı, MKK’ya operasyon yaptı, BDDK’ya operasyon yaptı. Peki; bu iktidar, AKP’ye ne zaman neşter vuracak, bu iktidar, AKP’ye ne zaman operasyon yapacak? Liste orada! AK Parti Genel Başkanının makam odasında, masanın üstünde! Bu yolsuzlukta, bütün yollar siyasi ayağa çıkar. Bu işin siyasi ayağını açıklamak zorundasınız! Bu işin bedelini sadece bürokratlara, hatta bu olayla hiç alakası olmayan insanlarımıza ödetemezsiniz.”

“DİYANET CAMİASINI VE TÜRKİYE DİYANET VAKFINI HEBA ETMEYİN!”

“Bir şahitliğimi paylaşmak istiyorum… Geçtiğimiz günlerde bir imam kardeşimizle görüştüm… Bana yaşadığı bir hadiseyi anlattı. Dedi ki: “Başkanım, beş vakit namazı camimizde kılan bir kardeşimiz geldi. Bana dönüp dedi ki: ‘Hocam! Bizden topladığınız paraları, Diyanet fona yatırmış diyorlar. Yoksa siz de mi foncusunuz?’” Arkadaşlar! İmam kardeşimiz bunu anlatırken neredeyse ağlayacaktı! Dinlerken benim tüylerim diken diken oldu! Düşünebiliyor musunuz? Yıllardır aynı camide, aynı safta namaz kılan insanlar, bugün birbirinden şüphe eder hâle gelmiş! Şimdi buradan iktidara sesleniyorum! Sizin yaptığınız hataların bedelini, milletin önüne geçip, mihrapta namaz kıldıran imamlarımız ödemek zorunda değil! Şunu altını özellikle çiziyorum; biz, kürsüdeki vaizimizin, mihraptaki imamımızın, sahadaki müftümüzün böylesi karanlık ilişkiler ağında yeri olmadığını biliyoruz. Birilerinin oğlundan soramadığınız hesabın faturasını, zan altında bıraktığınız kurumlara ve masum insanlara kesemezsiniz! Sizin açıklamadığınız listeler yüzünden bugün imamlarımız, cemaatinin yüzüne bakamaz hâle geliyorsa; sizin vermediğiniz hesaplar yüzünden milletimiz, hayır yaptığı kurumlardan şüphe eder hâle geliyorsa; bunun sorumluluğunu taşımak zorundasınız! Lafı eveleyip gevelemeyeceksiniz! O listeleri açıklayacaksınız! Kim bu işin içindeyse ortaya çıkaracaksınız! Kim milletin parasına el uzatmışsa hesabını soracaksınız! Kendi sorumluluğunuzu gizlemek uğruna, bu milletin imamını da hayır kurumlarını da zan altında bırakmayacaksınız! 6 Şubat Depreminde iş bilmezliğiniz yüzünden, “Kızılayı” bitirdiniz. Bak bugün, güven tazelemek için “Kızılay Kanunu’nu” konuşuyoruz. Bu Fon Depreminde de Diyanet camiasını ve Türkiye Diyanet Vakfını heba etmeyin!

“KİM OLURSA OLSUN O HESAP SORULACAK!”

“Adalet nedir? Masumu korumak, suçludan hesap sormaktır! Kamuoyuna yansıyan iddiaları, ifadeleri görüyoruz: Biri “Oğluma dokundurmam” diyor. Öbürü “Damadıma dokundurmam” diyor. Bir başkası “Bana kimse dokunamaz” diyor. Biri, diğeri; “Bana dokunursanız, hepinizi yakarım” diye tehdit ediyor. Arkadaşlar; çok net söylüyorum! Bizim iktidarımızda, ortada bir suç varsa, bir yolsuzluk varsa; oğlumuz da olsa dokunulacak, damadımız da olsa dokunulacak, pederimiz de olsa dokunulacak, kayınpederimiz de olsa dokunulacak. Milletin hakkına, yetimin malına, gençlerimizin geleceğine el uzatan herkesten hukuk önünde hesap sorulacak!”

“PİSLİK PİSLİKLE YIKANMAZ”

“Türkiye’de siyaset, milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine, bir skandalı başka bir skandalla unutturma yarışına sürükleniyor. Artık her yeni iddia, bir öncekinin üzerini örtmenin aracına dönüştü. Hesap vermesi gerekenler, hesap sormaya; açıklama yapması gerekenler başkalarının ayıplarını sergilemeye soyunuyor. Bugün bir tarafta fon soygunu iddiaları, diğer tarafta gayriahlaki ilişkiler ve istismar iddiaları üzerinden yürütülen tartışmalar var. Bir taraf, fon krizini gündemden düşürmek için karşı tarafın ahlaki zaaflarını öne çıkarıyor. Diğer taraf, kendi cephesindeki ahlaki çürümüşlük iddialarını perdelemek için fon dosyasına sarılıyor. Herkes birbirinin kirli çamaşırlarını ortaya döküyor… ama, kimse kendi kapısının önünü süpürmeye yanaşmıyor. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Pislik, pislik ile yıkanmaz!”

“BİZ DOĞRUNUN KENDİSİNİ İSTİYORUZ”

“Bizim aradığımız, kötüler arasında bir sıralama yapmak değildir. Milletimiz kötünün iyisini seçmek mecburiyetinde değil, biz milletimize doğrunun kendisini teklif ediyoruz!
Buradan hem iktidara hem muhalefete sesleniyoruz: Bu millet, sizin birbirinizin ayıplarını saymanızdan yoruldu! Sürekli değişen gündemlerin, cevapsız bırakılan soruların, sonuçsuz kalan tartışmaların arasında milletin gerçek meseleleri kayboluyor. Az önce bahsettik, emeklinin, asgari ücretlinin, gençlerin, çiftçinin birçok derdi var.
Siz ise milletin gerçek sorunlarına çözüm üretmek yerine birbirinizin yanlışlarından siyasi kazanç elde etmenin hesabını yapıyorsunuz. Millet sizden birbirinizin kirli dosyalarını saymanızı değil, kendi sorumluluğunuzun hesabını vermenizi bekliyor!”

YENİ Partili Aşkın Genç’ten KEPSAŞ’a: “Kimlerden haber aldınız da operasyondan önce fondan çıkış yaptınız?”

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin iştiraklerinden KEPSAŞ’ın 630 milyon liralık yatırım fonu işlemleriyle ilgili yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Şirketin, anlaşmalı bankanın önerisiyle yatırım yaptığını ve 5 Eylül’de stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıktığını duyurmasının ardından açıklama yapan Genç, çıkış tarihinin fon krizinin kamuoyuna yansımasından önce olmasına dikkat çekti. “Stopaj yükü artmasa siz devam mı edeceksiniz?” diye soran Genç, “Borsada, fonda değil, vatandaşın yanında olmanız lazım” ifadelerini kullandı.

Kayseri Büyükşehir Belediyesinin iştiraklerinden Kayseri Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin (KEPSAŞ), Hedef Portföy bünyesindeki bir yatırım fonuna 630 milyon lira yatırdığı ve fondan 675 milyon lira çektiği yönündeki iddialar tartışma yarattı.

İddiaların ardından YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Kayseri Büyükşehir Belediyesine yönelttiği sorularla işlemlerin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Genç, yatırım kararının kim tarafından alındığını, belediye yönetiminin bilgisi bulunup bulunmadığını, işlemlerden kazanç veya zarar doğup doğmadığını ve diğer belediye iştiraklerinin benzer fon yatırımlarının olup olmadığını sordu.

KEPSAŞ: “ANLAŞMALI BANKAMIZIN ÖNERİSİ DOĞRULTUSUNDA YATIRIM YAPTIK”

Genç’in açıklamasının ardından KEPSAŞ, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Şirket, fon yatırımını doğrularken işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ve 5 Eylül 2026 tarihinde fondan çıkıldığını bildirdi.

KEPSAŞ’ın kamuoyu açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Şirketimizin banka hesaplarında bulunan nakit varlıkları, anlaşmalı bankamızın önerisi doğrultusunda banka aracılığı ile yatırım fonunda değerlendirilmiştir. Yapılan iş ve işlemler mevzuata uygundur. Ancak, 05.09.2026 tarihinde stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıkış gerçekleştirilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Şirketin açıklamasında yatırımın hangi tarihlerde ve hangi tutarlarda yapıldığına, fon işlemlerinden elde edilen kazanca ve yatırım kararını alan yöneticilere ilişkin ayrıntılar paylaşılmadı.

GENÇ: “SON İKİ AYDIR ÜLKEMİZ FON VURGUNUYLA YATIP KALKIYOR”

YENİ Partili Aşkın Genç verilen yanıtların kamuoyunu tatmin etmediğini belirterek konuyla ilgili yeni açıklama yaptı.

Türkiye’de son dönemde gündeme gelen yatırım fonu soruşturmalarına değinen Genç, konunun TBMM’deki bütçe görüşmelerinde de gündemlerinde olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Son iki aydır ülkemiz fon vurgunuyla yatıyor, fon vurgunuyla kalkıyor. 100 yılın vurgunu, 100 yılın soygunu olarak ifade ediyoruz. Bu vurgunu AKP’li yetkililer de kabul ediyorlar. Bugün Meclis’te Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçesi görüşülüyor, orada da biz açıklamalarımızı, sorularımızı Hazine Bakanının yüzüne karşı yapıyoruz.”

Kayseri’deki iddiaların basına yansımasının ardından belediyeye açıklama çağrısında bulunduğunu hatırlatan Genç, KEPSAŞ’ın kentin köklü kuruluşlarından biri olduğunu vurguladı.

Genç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tabi bugün medyaya bir haber yansıdı, bizlere de gelen bilgiler var. Biz kurumun açıklama yapmasını bekledik, sabah biz açıklamamızı yapmıştık. Kayseri’de halkımızın elektrik şirketi diye de bildiği şirket, KEPSAŞ. Bu kurum da fonlara yatırım yapmış, 630 milyon TL yatırmış, 675 milyon TL çekmiş. Ben bununla ilgili sabah bir açıklama yaptım. Büyükşehir belediyesini açıklama yapmaya davet ettim, çünkü ana hissedarlardan bir tanesi de Kayseri Büyükşehir Belediyesi’dir. Tabi elektrik şirketi Türkiye’nin köklü kurumlarından birisidir. 1928 yılında kurulmuş, çok önemli bir elektrik şirketidir ama geldiğimiz noktada yöneticileri tarafından fon işine bulaşmış görünüyor.”

“STOPAJ YÜKÜ ART MASA SİZ DEVAM MI EDECEKSİNİZ?”

KEPSAŞ’ın fondan çıkış gerekçesi olarak stopaj yükündeki artışı göstermesine tepki gösteren Genç, şirketin açıklamasının yatırım kararına ilişkin temel soruları yanıtsız bıraktığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Üç satırlık bir açıklama… Stopaj yükü artmasa siz devam mı edeceksiniz? Vatandaş perişan, vatandaş aç, vatandaş evine ekmek götüremiyor, siz kurumun parasıyla fonda işlem yapıyorsunuz, bir vurgun da siz vuruyorsunuz. Bu kadar paranız çoksa vatandaşa yansıtın. Bu kadar paranız bolsa vatandaşın faturalarına yansıtın. ‘Kurum zarar etmemiş’, kurumun zarar etmesini kim ister? Ama bunlar kamu kurumlarıdır, vatandaşın lehine hareket edecekler.”

“BORSADA, FONDA DEĞİL, VATANDAŞIN YANINDA OLMANIZ LAZIM”

KEPSAŞ’ın açıklamasının yatırımın gerekçesine ve kamu yararına ilişkin soruları yanıtlamadığını savunan Genç, şirket yönetimine yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“Bu kadar geliriniz varsa, bu kadar karınız varsa vatandaşa yansıtın, vatandaş faturalarını ödeyemiyor. Bu açıklama kamuoyunu tatmin etmemiştir. Bu vurgunla alakalı daha doğru bilgiler verin. Sizlerin vatandaşın yanında olması lazım. Borsada, fonda değil vatandaşın yanında olmanız lazım. Bu konunun takipçisi olacağız. Sorumluların bu konuda hesap vermesini bekliyorum.”

“5 EYLÜL’DE FONDAN ÇIKMIŞSINIZ, 15 EYLÜL’DE KRİZ PATLADI”

Şirketin 5 Eylül’de fondan çıktığını açıklamasına işaret eden Genç, yatırım fonlarına ilişkin sorunların 15 Eylül’de kamuoyuna yansıdığını, 17 Eylül’de ise Sermaye Piyasası Kurulunun Hedef Portföy dahil yedi portföy yönetim şirketinin fonları hakkında işlem durdurma ve tasfiye kararları aldığını hatırlatan gelişmeler çerçevesinde, çıkış kararının nasıl alındığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

KEPSAŞ’ın söz konusu işlemi herhangi bir ön bilgiye dayanarak gerçekleştirip gerçekleştirmediğini sorgulayan Genç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“5 eylülde fondan çıkmışsınız, 15 eylülde de fon krizi patlak verdi, kamuoyuna yansıdı. Sizi kim yönlendirdi fon almaya ve kimlerden haber aldınız da vurgundan önce çıkış yaptınız?”

YENİ Partili Aşkın Genç, Kayserili çiftçilerin sorunlarını Meclis’e taşıdı: “Çiftçimiz üretiyor ama emeğinin karşılığını alamıyor”

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda Yeşilhisar ve Yahyalı başta olmak üzere Kayseri’deki üreticilerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Şeker pancarı, buğday, çerezlik ayçiçeği, kabak çekirdeği ve elma üreticilerinin karşı karşıya kaldığı fiyat ve maliyet sorunlarına dikkat çeken Genç, “Ürünün fiyatını gerçek maliyete göre belirleyin, kota fazlası ürünü sahipsiz bırakmayın, çiftçinin borcunu hafifletin” çağrısında bulundu.

YENİ Parti Kayseri Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kayseri’deki çiftçilerin sorunlarını gündeme getirdi.

Yeşilhisar’da üreticilerin artan girdi maliyetleri, alım fiyatları, ürünlerini pazarlama güçlükleri ve borç yüküyle karşı karşıya kaldığını belirten Genç, şeker pancarından buğdaya, çerezlik ayçiçeğinden elma ve kabak çekirdeğine kadar farklı ürünlerde yaşanan sorunları sıraladı.

“PANCAR FİYATI YÜZDE 20 ARTTI, GİRDİ MALİYETLERİ YÜZDE 100 YÜKSELDİ”

Yeşilhisarlı şeker pancarı üreticilerinin yaşadığı ekonomik güçlükleri gündeme getiren Genç, pancarın prim dâhil ton başına alım fiyatının bir yılda yüzde 20 artışla 3 bin 720 liraya yükseldiğini, buna karşılık aynı süreçte üretim girdilerinin yüzde 100 zamlandığını söyledi.

Üreticiler açısından maliyet ve alım fiyatları arasındaki dengesizliğe dikkat çeken Genç, kota fazlası şeker pancarının alınmayacağı yönündeki bildirimlerin de çiftçilerin karşı karşıya kaldığı sorunları artırdığını ifade etti.

“BUĞDAY ÇİFTÇİNİN ELİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA FİYAT 20 LİRAYI AŞTI”

Buğday üreticilerinin yaşadığı fiyat sorununu da gündeme taşıyan Genç, çiftçinin ürününü 14 lira 75 kuruştan sattığını, ancak buğday üreticinin elinden çıktıktan sonra fiyatın 20 liranın üzerine yükseldiğini belirtti.

Bu artıştan ürününü daha önce satmış olan üreticilerin yararlanamadığını vurgulayan Genç, “Yani artış çiftçiye değil, sonrasına yaradı” dedi.

“AYÇİÇEĞİ 90 LİRADAN 55 LİRAYA DÜŞTÜ, ELMA DALDA KALIYOR”

Kayseri’deki tarımsal üretimin farklı alanlarında yaşanan sorunlara da değinen Genç, çerezlik ayçiçeğinin geçen yıl 90 lira olan fiyatının bu yıl 55 liraya kadar gerilediğini söyledi.

Kabak çekirdeği fiyatlarının yerinde saydığını, Yeşilhisar ve Yahyalı’da ise elmaların dalında kaldığını dile getiren Genç, üreticilerin emeğinin karşılığını alamadığını belirtti.

“ÇİFTÇİNİN BORÇ YÜKÜNÜ HAFİFLETİN”

Artan üretim maliyetlerinin ve ürün fiyatlarında yaşanan sorunların gelecek sezon ekimlerini de tehdit ettiğini belirten Genç, çiftçilerin üretime devam edebilmek için ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Üreticilerin yaşadığı güçlükleri Meclis gündemine taşıyan Genç, iktidara alım fiyatlarının gerçek üretim maliyetlerine göre belirlenmesi, kota fazlası ürünlerin değerlendirilmesi ve çiftçilerin borç yükünün hafifletilmesi çağrısında bulundu.

Aşkın Genç’in konuşması şu şekilde:

“Türkiye’de milyonlarca vatandaş maaşını aldığında önce kirayı düşünüyor. Kirayı ödedikten sonra kara kara ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Ev sahibi olmak isteyenlerin karşısına ise milyonlarca liralık konut fiyatları ve maaşları aşan kredi taksitleri çıkıyor.

TÜİK’in 2025 verilerine göre, en düşük gelirli yüzde yirmilik kesim tüketim harcamalarının yüzde 39’unu konut ve kiraya, yüzde 29’unu gıdaya ayırıyor. Yani hanelerin her 100 liralık harcamasının yaklaşık 68 lirası yalnızca bu iki kaleme gidiyor. Üstelik konut ve kiranın payı 2023’te yüzde 29’idi, iki yılda yaklaşık on puan yükseldi. Vatandaş daha uygun bir ev bulmak için işinden, okulundan uzaklaştığında bu kez yol masrafı ve zaman kaybıyla karşılaşıyor.

Son açıklanan ekim verilerinde genel enflasyon yaklaşık yüzde 30 iken kiracıların ödediği kiralarda yıllık artış neredeyse yüzde 40’a yaklaştı. Kira, genel fiyat artışından daha hızlı yükseliyor.

Ev sahibi olmanın hesabı daha ağır. Ekim ayı piyasa verilerine göre Türkiye’de ortalama konut fiyatı yaklaşık 5,5 milyon lira. Net asgari ücret ise 28 bin lira. Bir asgari ücretli hiçbir harcama yapmadan bütün maaşını biriktirse, bugünkü fiyatla ortalama bir ev için 16 yıldan fazla çalışmak zorunda.

Kredi de çözüm olmuyor. Ekim sonunda bir milyon liralık, on yıl vadeli konut kredisinin en düşük aylık taksitlerinden biri 29 bin 700 lira. Ortalama konut bedelinin beşte birinden azını karşılayan kredinin taksiti bile asgari ücretin üzerinde.

TÜİK’in ikinci çeyrek verilerinde yapı ruhsatı verilen daire sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 azaldı. Ağustosta inşaat maliyetleri de yıllık yaklaşık yüzde 30 arttı. Uygun fiyatlı konut arzı için planlama ve finansman politikasını birlikte düşünmek gerekiyor.

Barınmanın bir de güvenlik boyutu var. TÜİK’e göre nüfusun yüzde 28’i yalıtım sorunları nedeniyle evini ısıtmakta zorlanıyor. Milyonlarca bağımsız bölümün deprem açısından riskli olduğu belirtiliyor. Dar gelirli vatandaş, güvenli bir konuta taşınmanın veya binasını yenilemenin maliyetini nasıl karşılayacak?

Barınma politikası; kira yükünü hafifletmeyi, erişilebilir sosyal kiralık konut üretmeyi, öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılamayı ve dar gelirliyi yerinden etmeden güvenli dönüşümü sağlamayı hedeflemeli. Bu nedenle barınma krizinin tüm boyutlarının Meclis tarafından araştırılmasını gerekli ve yerinde görüyoruz.

Sayın Başkan, kalan süremde seçim bölgem Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesindeki çiftçilerimizin sorunlarına değinmek istiyorum.

Yeşilhisar ilçemizde çiftçimiz üretmeye çalışıyor ama emeğinin karşılığını alamıyor. Şeker pancarının alım fiyatı bir yılda yalnızca yüzde 20 artarak prim dahil 3 bin 720 liraya çıktı. Buna rağmen aynı süreçte girdi fiyatları yüzde 100 arttı. Üstelik kota fazlası pancarın alınmayacağı bildiriliyor. Buğday çiftçinin elinden 14 lira 75 kuruşa alındı, ürün üreticinin elinden çıktıktan sonra fiyat 20 liranın üzerine yükseldi.

Yani artış çiftçiye değil, sonrasına yaradı. Türkiye’nin en güzel elmalarını yetiştiren Yeşilhisar ve Yahyalı’da ne yazık ki dalında kalıyor. Çerezlik ayçiçeği geçen yıl 90 lira iken, bugün 55 liraya düştü.

Kabak çekirdeği yerinde sayıyor, çiftçi açıkça söylüyor: ‘Böyle giderce ekim yapamayacağız.’ İktidara çağrıda bulunuyoruz: Ürünün fiyatını gerçek maliyete göre belirleyin, kota fazlası ürünü sahipsiz bırakmayın, çiftçinin borcunu hafifletin. Ürün kurtarılmazsa Türkiye üretemez.”

YENİ Partili Aşkın Genç, Develi Ovası’ndaki obruk tehlikesini Meclis gündemine taşıdı: “Yeni çökmeleri önlemek için hangi tedbirler alınıyor?”

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Develi ilçesinde art arda meydana gelen obrukları Meclis gündemine taşıdı. Kuraklık, iklim değişikliği ve yer altı sularının aşırı kullanımına dikkat çeken Genç, yetkililere seslenerek, “Obruk riski taşıyan alanlar belirlendi mi? Kaçak kuyular denetleniyor mu” diye sordu.

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Sindelhöyük’te meydana gelen yeni obruk ve bölgede giderek artan çevresel risklere ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda konuştu.

Sindelhöyük’te geçtiğimiz günlerde 8 metre derinliğinde yeni bir obruk oluştuğunu hatırlatan Genç, aynı bölgede mart ayında meydana gelen çöküntüye bir koyunun düştüğünü, son olayda ise bir çobanın sürüsüyle birlikte faciadan kıl payı kurtulduğunu belirtti.

“AŞIRI SU ÇEKİMİ OBRUK RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR”

Develi Ovası’ndaki çökmelerin tarım arazileri, hayvancılık ve su kaynakları açısından oluşturduğu tehlikeye dikkat çeken Genç, kuraklık ve iklim değişikliğinin yer altı suları üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı.

Bölgede düzenli ölçüm, sürekli denetim ve bilimsel risk haritalarının gerekliliğine işaret eden Genç, yer altı su seviyelerinin nasıl izlendiğinin, kaçak kuyuların denetlenip denetlenmediğinin ve çiftçilerin riskler konusunda nasıl bilgilendirildiğinin açıklanmasını istedi.

“OBRUK RİSKİ TAŞIYAN ALANLAR BELİRLENDİ Mİ?”

Aşkın Genç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Seçim bölgem Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Sindelhöyük’te geçtiğimiz günlerde 8 metre derinliğinde yeni bir obruk oluştu. Benzer çökmeler bu yıl aynı ovada daha önce de yaşandı. Mart ayında bir koyun obruğa düştü. Son olayda bir çoban sürüsüyle birlikte faciayı kıl payı atlattı. Kuraklık ve iklim değişikliği yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı ne yazık ki artırıyor. Aşırı su çekimi ise zeminin dengesini bozarak obruk riskini büyütüyor. Develi Ovası’nın su kaynakları, tarım alanları ve hayvancılığı için düzenli ölçüm, etkin ve sürekli denetim ve bilimsel risk haritaları gerekiyor. Yetkililere soruyorum: Ovada yer altı su seviyesi nasıl izleniyor? Kaçak kuyular denetleniyor mu? Obruk riski taşıyan alanlar belirlendi mi? Çiftçilerimiz nasıl bilgilendiriliyor? Yeni çökmeleri önlemek için hangi somut tedbirler alınıyor?”

CHP KAYSERİ İL BAŞKANI OKAN MARZIOĞLU: SAYIN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ, KAYSERİ HALKININ PARASININ HESABINI VERİN!

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri üzerinden gündeme gelen yüz milyonlarca liralık fon işlemleri, kamuoyunun yanıt beklediği ciddi soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.

Sayın Memduh Büyükkılıç’a açıkça soruyoruz:

Kayseri halkının parasını hangi yetkiyle, hangi gerekçeyle ve kimin kararıyla yatırım fonlarına aktardınız?

630 milyon TL’nin bir yatırım fonuna aktarıldığı ve 675 milyon TL olarak geri çekildiği yönündeki iddialar karşısında, kamuoyuna yapılan genel açıklamalar yeterli değildir.

Bu mesele birkaç cümleyle geçiştirilecek bir mesele değildir. Söz konusu olan, Kayseri halkının alın teriyle oluşan kamu kaynaklarıdır.

Sayın Büyükkılıç;

* Bu işlemin kararını kim aldı?
* Belediye yönetiminin bu işlemden haberi var mıydı?
* Fonun risk durumu ve tercih edilme gerekçesi nedir?
* İşlemlerin tüm belgeleri ve mali kayıtları neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?
* Belediyenin diğer iştiraklerinde de benzer işlemler gerçekleştirildi mi?

“Mevzuata uygundur” demek, kamuoyuna hesap vermek değildir.

Bir işlemin yasal çerçevede yapıldığı iddiası, onun kamu yararına olduğu sorusunu ortadan kaldırmaz. Kamu yönetimi yalnızca mevzuata uygunluk değil, aynı zamanda şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı sorumluluğu taşır. Sayın Büyükkılıç, Kayseri halkı sizden laf değil, açık ve somut cevap bekliyor! Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri İl Başkanlığı olarak bu konunun takipçisi olacağız. Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tüm soru işaretleri giderilene, gerçekler bütün açıklığıyla ortaya konulana kadar susmayacağız. Kayseri sahipsiz değildir. Kayseri halkının parasının da hesabı sorulacaktır!

İYİ PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI TANSU ŞENER : KEPSAŞ FON İŞLEMİNE AÇIKLIK GETİRMELİDİR!
SAYIN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ’A SORUYORUZ!
Kayseri Büyükşehir Belediyesi iştiraki KEPSAŞ’ın yatırım fonu işlemiyle ilgili yaptığı kamuoyu açıklaması, merak edilen sorulara yanıt vermek yerine yeni soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.
KEPSAŞ’ın açıklamasında, şirketin banka hesaplarında bulunan nakit varlıklarının, anlaşmalı bankanın önerisi doğrultusunda bir yatırım fonunda değerlendirildiği ve 5 Eylül 2026 tarihinde stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıkış yapıldığı belirtilmiştir.
Ancak yapılan bu açıklama, işlemin kapsamını, karar sürecini ve finansal boyutunu aydınlatmaktan uzaktır.
Daha önce kamuoyuyla paylaştığımız üzere, iddialara göre 625 milyon TL’nin bir yatırım fonuna aktarıldığı ve bu tutarın kısa sürede 675 milyon TL seviyesine ulaştığı öne sürülmektedir. Bu rakamların doğruluğu ve işlemin tüm ayrıntıları kamuoyuna açıklanmalıdır.
Ülkemizde binlerce küçük yatırımcının fon piyasasında yaşanan gelişmeler nedeniyle mağduriyet endişesi yaşadığı bir dönemde, kamu niteliği taşıyan şirket kaynaklarının nasıl değerlendirildiği konusunda şeffaflık sağlanması bir zorunluluktur.
Bu nedenle Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Memduh Büyükkılıç’a açıkça soruyoruz:
1. KEPSAŞ’ın banka hesaplarında bulunan nakit varlıklarının ne kadarı yatırım fonuna aktarılmıştır? Kamuoyuna yansıyan 625 milyon TL iddiası doğru mudur? Yatırımın toplam tutarı neden açıklanmamaktadır?
2. Şirketin nakit varlıklarının yatırım fonunda değerlendirilmesi kararını kim almıştır? Bu karar hangi yönetim kurulu kararıyla ve hangi finansal gerekçelerle alınmıştır?3. Bankanın önerisi dışında bağımsız bir risk analizi yapılmış mıdır?
4. İddialara konu olan 625 milyon TL’nin 675 milyon TL seviyesine ulaştığı doğru mudur? Eğer doğruysa bu artış hangi tarihler arasında gerçekleşmiş, fondan çıkışta ne kadarlık bir tutar elde edilmiştir?
5. KEPSAŞ, 5 Eylül 2026 tarihinde stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıkış yaptığını açıklamıştır. Ancak bu tarihin, 15 Eylül 2026 tarihinde yaşanan fon krizinden yalnızca 10 gün öncesine denk gelmesi dikkat çekicidir.
Fondan çıkış kararının arkasındaki gerçek gerekçe nedir? Çıkış kararının zamanlamasını belirleyen değerlendirme neydi?
6. Fon alım ve satım tarihleri, banka kayıtları, yatırım yapılan fonun adı, işlem tutarları ve yönetim kurulu kararları neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır? Bu belgelerin açıklanmasının önünde herhangi bir engel var mıdır?
SAYIN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ;
KEPSAŞ’ın işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirtmesi, kamuoyunun sorularını ortadan kaldırmamaktadır.
Bizim sorguladığımız yalnızca işlemin yasal olup olmadığı değildir. Asıl mesele; kamu niteliği taşıyan şirket varlıklarının hangi gerekçeyle, kimin kararıyla ve hangi riskler göze alınarak yatırım fonunda değerlendirildiğidir.
Üstelik 15 Eylül’de yaşanan fon krizinden yalnızca 10 gün önce, 5 Eylül’de fondan çıkış yapılmış olması, bu kararın zamanlamasının da bütün yönleriyle açıklanmasını gerektirmektedir.
Kayseri halkının kaynakları söz konusu olduğunda hiçbir işlem kapalı kapılar ardında bırakılamaz. Kamu kaynaklarını yönetenler, aldıkları kararların hesabını kamuoyuna vermek zorundadır.
Sayın Başkan, Kayseri kamuoyu genel ifadeler değil; rakamlarla, tarihlerle ve resmi belgelerle desteklenmiş açık cevaplar beklemektedir.
Kamu kaynaklarının korunması, şeffaflık ve hesap verebilirlik adına bu sorunlarin cevaplanmasi elzemdir

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Yeni Parti, CHP, SP ve İYİ Parti’den fon tepkisi

Yeni Parti, CHP, SP  ve İYİ Parti’den fon tepkisi

Arıkan “Çıplak Vatandaş Bugün İktidarın Ekonomi Modelinin Adıdır!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. TBMM’ye getirilecek “Mekke savunma İş birliği Anlaşması” hakkında eleştirilerini sıralayan Arıkan, “İlan Ediyoruz; Mekke Anlaşması’nı Bu Haliyle Kabul Etmeyeceğiz” dedi. İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Arıkan, iktidarın ekonomisini “Çıplak Vatandaş Ekonomisi” olarak tanımladı.

Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

“AK PARTİ BİNBİR KRİZİN BAŞ SORUMLUSUDUR”

“Bugün 4 Kasım 2026! Tam 24 yıl önce, 4 Kasım sabahı AK Parti ilk defa iş başı yapmıştı… Değerli arkadaşlar, siyasetin hafızası silinmez. Hele ki bir iktidarın kendi el yazısıyla tarihe bıraktığı sözler hiç silinmez… AK Parti’nin 2002 seçim beyannamesini sizlere hatırlatmak istiyorum… Beyannamenin 8. sayfasında şu iki cümle art arda yer alıyordu: “Krizin sorumlusu halkımız değildir. Krizin sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir.” Kesinlikle doğru, o gün de bugün de gerçekçi bir çıkış… Milletimiz o gün, tam da bu yüzden, güçlü, özgür, üreten bir Türkiye umuduyla oy vermişti… Ancak 2001 krizinin ardından “Sorumlu iktidardır, biz krizleri çözeceğiz” diyerek iktidara gelen AK Parti, bugün binbir krizin baş sorumlusu olarak iktidarda duruyor.

Bu iktidar, her fırsatta; Eski Türkiye’nin zayıf, kendi yönettikleri Türkiye’nin güçlü olduğunu söylüyor. Hatırlarsınız; Eski Türkiye’de gensoru vardı. Bakanlar Meclis’in karşısına çıkardı. Bugün ise milletin sorularını cevapsız bırakan, hesap vermekten kaçan bakanlar var, iktidar var. Eski Türkiye’de bakanlar Yüce Divan’da yargılanırdı. Bugün, haklarında tweet bile atılamıyor! Sorumluluğu üstlenmek yerine koltuğa yapışanlar var.

AK Partinin 24 yıl önceki “Güçlü Türkiye” vaadinin karşılığında bugün ne var? Trump istedi diye, Rahip Brunson’ı bırakan, Aliyev kızdı diye, danışmanını görevden alan bir iktidar var… Pekii; “Özgür Türkiye” vaadinin karşılığında ne var? “Başörtüsüne özgürlük” diye yola çıkıp Azerbaycan’da “Başörtüsüne özgürlük” diyenleri susturan, olağanüstü hâli, “olağan” hâle getiren, muhalif sesleri, susturan bir anlayış var. Pekii; “Üreten Türkiye” vaadinin karşılığında ne var? Borç senedi ile fon senedi arasına sıkıştırılmış bir Türkiye var!

“SORUNUN SEBEBİ OLANLAR, ÇÖZÜMÜN ADRESİ OLAMAZLAR!”

“Düşünününüz, 4 Kasım 2002’de 1 yaşında olan bir evladımız bugün 25. yaş gününü kutluyor… Ancak, ne acıdır ki; 25 yaşındaki o genç iş bulamıyor! İş bulsa, güvencesiz ya da düşük ücretlerle çalıştırılıyor! Böyle olunca, evlilik hayali kuramıyor! Düşünün! O genç, iktidarın ürettiği ve acımasızca artırdığı; IMEI kayıt ücreti yüzünden telefon alamıyor, pasaport harcı yüzünden, yurt dışı çıkış harcı yüzünden yurt dışına çıkamıyor, ehliyet harcı yüzünden ehliyet alamıyor! O gençlerin hayalleri, bugün iktidar sakinlerinin, makam sahiplerinin vurgunlarına arka fon olmuş… Görüyor ve yaşıyoruz ki: İktidarın takvimiyle milletin takvimi aynı işlemiyor

Sözün özü; AK Parti iktidarı, neyi eleştirdiyse ona dönüştü, dün neye karşı çıktıysa, bugün daha fazlasını yapar hâle geldi. Bu kürsüden birçok kez söyledim, yine söylüyorum; sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamazlar. Bu iktidar miadını doldurmuştur! Ve Türkiye, bu tükenmişliğe, bu fetret devrine mecbur değildir”

“TÜRKİYE ARTIK BU RAKAM OYUNLARINDAN BIKTI!”

“O kadar çok problem var ki bu kürsüden hangisini konuşacağımızı şaşırıyoruz; yıllardır konuştuğumuz bir türlü ateşi söndürülemeyen enflasyon meselesi var. Dün yeni enflasyon rakamları açıklandı. Yıllık enflasyon ise %29,77 oldu. Türkiye sizin bu rakam oyunlarınızdan bıktı artık! Enflasyonun hikâyeden düşmesiyle, hayatın ucuzlaması arasındaki farkı vatandaş sayenizde yaşayarak biliyor. O yüzden, bu rakam oyunlarının milletin nezdinde hiçbir karşılığı yok. Ama sizin oynadığınız bu rakamlar, milyonlarca emeklinin, milyonlarca asgari ücretlinin maaş artışlarını belirleyecek… Sözde komisyonlar toplayacaksınız, müzakereler yapacaksınız, pazarlıklar yürütüleceksiniz… İşin sonunda asgari ücretliye de, emekliye de sabır tavsiye edeceksiniz… Emekliye gelince takvim gösterip, sabır isteyenler; faizciye, foncuya gelince hiç aynı sabrı istemiyor! Neden; yeter ki iş görülsün! Yeter ki dosya kapansın!”

“EKONOMİ BÜYÜYORSA, BU VATANDAŞ NEDEN DAHA FAZLA BORÇLANIYOR?”

“Bütün bu olanlar karşısında iktidara bakıyorsunuz; “Enflasyon düşüyor” diyorlar, “Faiz düşüyor” diyorlar, “İstihdam artıyor” diyorlar, “Tarımsal üretim yükseliyor” diyorlar. Peki, bunlar gerçekten oluyor mu vatandaşın penceresinden bakalım? Önce vatandaşın cebine bakalım. Kredili mevduat hesabı, yani “eksi bakiye” kullanımı 4 yılda %271 artmış! Yani vatandaş artık ev almak, araba almak için değil; ay sonunu getirmek için borçlanıyor. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’de ilk defa milyonlarca insan evine ekmek götürebilmek için kredi çekiyor… Çarşıya, esnafa bakalım. Esnafın çeki karşılıksız çıkıyor, senedi protesto oluyor, borcu takibe düşüyor. İktidar yetkilileri çok uzağa değil, meclisin 500 metre aşağısındaki Kızılay’a inip, esnafla bir görüşürlerse durumun ciddiyetini anlarlar! İstihdama bakalım. Eylül ayında istihdam 49 bin kişi azalmış, işsiz sayısı 198 bin kişi artmış. Genç işsizlik, yani -hepsi AK Parti döneminde doğup büyümüş- gençlerde işsizlik oranı %14,8 olmuş. -Allah aşkına- Milletvekili, belediye başkanı transfer sayısını düşündüğünüz kadar hiç işsiz genç sayısını düşündünüz mü? Ekonomi büyüyorsa, bu vatandaş neden daha fazla borçlanıyor? Ekonomi büyüyorsa, bu esnaf neden borcunu ödeyemiyor? Neden bu memlekette her gün, vatandaşın sofrasından bir şeyler eksiliyor? “

“ÇIPLAK VATANDAŞ BUGÜN İKTİDARIN EKONOMİ MODELİNİN ADIDIR!”

“Hatırlarsınız… 1985 yılında Şener Şen’in başrolünü oynadığı bir Yeşilçam filmi vardı: ÇIPLAK VATANDAŞ! Filmde, İbrahim bir devlet memuruydu. Maaşı yetmiyor, ek iş yapıyordu. Çalışıyordu, didiniyordu, alın teri döküyordu. Ama ne yaparsa yapsın evini geçindiremiyordu. Sonunda, -çaresizlikten- kendini yarı çıplak bir şekilde sokağa atıyordu… Aradan tam 41 yıl geçti! Çıplak vatandaş eskiden sadece bir Yeşilçam filmi idi, bugün iktidarın ekonomi modelinin adı oldu! Bugün; Vatandaşın maaşı daha hesabına yatmadan borçlara gidiyor… Cebindekini vergiler, sofrasındakini zamlar, geleceğini borçlar tüketiyor! Ak Parti ekonomisi, bugün çıplak vatandaş ekonomisidir! Açık söylüyorum: Vatandaşı; fonla soydular, enflasyonla soydular, zamlarla soydular, ÖTV’yle, KDV’yle, MTV’yle soydular. Bu yüzden; insanımızın pazarda, meyveyi taneyle aldığı ekonomi, Çıplak Vatandaş ekonomisidir! Çocuğuna istediği harçlığı veremeyen babanın ekonomisi, Çıplak vatandaş ekonomisidir! Ancak! Bu ülke sahipsiz değildir. Çıplak vatandaş ekonomisinin hesabını milletimiz sandıkta soracaktır!”

“SİZ KALP CERRAHINI, BEYİN AMELİYATINA SOKUYORSUNUZ”

“Fon vurgunun 40’ı çıktı. Bu ülke tam 47 gündür fon yolsuzluğunu konuşuyor. Ama bir türlü, fon listesindeki vurguncuları öğrenemedik. Sürekli yeni görevlendirmeler yapılıyor. SPK Başkanlığına, Vergi Denetim Kurulu Başkanı atandı. Başkan Vekilliğine de MASAK kökenli bir isim getirildi. Yeni atananlar liyakatlidir, değildir; onu zaten süreç gösterecektir. Ancak bir hatırlatma yapmak istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı “bir cerrah titizliğiyle” meseleyi ele alacağız demişti. Size bir dost uyarısında bulunmak istiyoruz: Yaptığınız atamalara baktığımızda, siz kalp cerrahını, beyin ameliyatına sokuyorsunuz. Bu hasta, bu masada kalır! Soruşturma yürütmek başka, sermaye piyasasını yeniden güvenilir hâle getirmek başkadır. Mevcut dosyaları incelemek başka, aynı krizin bir daha yaşanmayacağı bir sistem kurmak başkadır!”

“AKP’YE OPERASYON NE ZAMAN YAPILACAK?”

“Ben size “cerrah titizliği ile meseleyi ele alacağız” cümlesinden anladığımı söyleyeyim: Bu iktidar, SPK’ya operasyon yaptı, MKK’ya operasyon yaptı, BDDK’ya operasyon yaptı. Peki; bu iktidar, AKP’ye ne zaman neşter vuracak, bu iktidar, AKP’ye ne zaman operasyon yapacak? Liste orada! AK Parti Genel Başkanının makam odasında, masanın üstünde! Bu yolsuzlukta, bütün yollar siyasi ayağa çıkar. Bu işin siyasi ayağını açıklamak zorundasınız! Bu işin bedelini sadece bürokratlara, hatta bu olayla hiç alakası olmayan insanlarımıza ödetemezsiniz.”

“DİYANET CAMİASINI VE TÜRKİYE DİYANET VAKFINI HEBA ETMEYİN!”

“Bir şahitliğimi paylaşmak istiyorum… Geçtiğimiz günlerde bir imam kardeşimizle görüştüm… Bana yaşadığı bir hadiseyi anlattı. Dedi ki: “Başkanım, beş vakit namazı camimizde kılan bir kardeşimiz geldi. Bana dönüp dedi ki: ‘Hocam! Bizden topladığınız paraları, Diyanet fona yatırmış diyorlar. Yoksa siz de mi foncusunuz?’” Arkadaşlar! İmam kardeşimiz bunu anlatırken neredeyse ağlayacaktı! Dinlerken benim tüylerim diken diken oldu! Düşünebiliyor musunuz? Yıllardır aynı camide, aynı safta namaz kılan insanlar, bugün birbirinden şüphe eder hâle gelmiş! Şimdi buradan iktidara sesleniyorum! Sizin yaptığınız hataların bedelini, milletin önüne geçip, mihrapta namaz kıldıran imamlarımız ödemek zorunda değil! Şunu altını özellikle çiziyorum; biz, kürsüdeki vaizimizin, mihraptaki imamımızın, sahadaki müftümüzün böylesi karanlık ilişkiler ağında yeri olmadığını biliyoruz. Birilerinin oğlundan soramadığınız hesabın faturasını, zan altında bıraktığınız kurumlara ve masum insanlara kesemezsiniz! Sizin açıklamadığınız listeler yüzünden bugün imamlarımız, cemaatinin yüzüne bakamaz hâle geliyorsa; sizin vermediğiniz hesaplar yüzünden milletimiz, hayır yaptığı kurumlardan şüphe eder hâle geliyorsa; bunun sorumluluğunu taşımak zorundasınız! Lafı eveleyip gevelemeyeceksiniz! O listeleri açıklayacaksınız! Kim bu işin içindeyse ortaya çıkaracaksınız! Kim milletin parasına el uzatmışsa hesabını soracaksınız! Kendi sorumluluğunuzu gizlemek uğruna, bu milletin imamını da hayır kurumlarını da zan altında bırakmayacaksınız! 6 Şubat Depreminde iş bilmezliğiniz yüzünden, “Kızılayı” bitirdiniz. Bak bugün, güven tazelemek için “Kızılay Kanunu’nu” konuşuyoruz. Bu Fon Depreminde de Diyanet camiasını ve Türkiye Diyanet Vakfını heba etmeyin!

“KİM OLURSA OLSUN O HESAP SORULACAK!”

“Adalet nedir? Masumu korumak, suçludan hesap sormaktır! Kamuoyuna yansıyan iddiaları, ifadeleri görüyoruz: Biri “Oğluma dokundurmam” diyor. Öbürü “Damadıma dokundurmam” diyor. Bir başkası “Bana kimse dokunamaz” diyor. Biri, diğeri; “Bana dokunursanız, hepinizi yakarım” diye tehdit ediyor. Arkadaşlar; çok net söylüyorum! Bizim iktidarımızda, ortada bir suç varsa, bir yolsuzluk varsa; oğlumuz da olsa dokunulacak, damadımız da olsa dokunulacak, pederimiz de olsa dokunulacak, kayınpederimiz de olsa dokunulacak. Milletin hakkına, yetimin malına, gençlerimizin geleceğine el uzatan herkesten hukuk önünde hesap sorulacak!”

“PİSLİK PİSLİKLE YIKANMAZ”

“Türkiye’de siyaset, milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine, bir skandalı başka bir skandalla unutturma yarışına sürükleniyor. Artık her yeni iddia, bir öncekinin üzerini örtmenin aracına dönüştü. Hesap vermesi gerekenler, hesap sormaya; açıklama yapması gerekenler başkalarının ayıplarını sergilemeye soyunuyor. Bugün bir tarafta fon soygunu iddiaları, diğer tarafta gayriahlaki ilişkiler ve istismar iddiaları üzerinden yürütülen tartışmalar var. Bir taraf, fon krizini gündemden düşürmek için karşı tarafın ahlaki zaaflarını öne çıkarıyor. Diğer taraf, kendi cephesindeki ahlaki çürümüşlük iddialarını perdelemek için fon dosyasına sarılıyor. Herkes birbirinin kirli çamaşırlarını ortaya döküyor… ama, kimse kendi kapısının önünü süpürmeye yanaşmıyor. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Pislik, pislik ile yıkanmaz!”

“BİZ DOĞRUNUN KENDİSİNİ İSTİYORUZ”

“Bizim aradığımız, kötüler arasında bir sıralama yapmak değildir. Milletimiz kötünün iyisini seçmek mecburiyetinde değil, biz milletimize doğrunun kendisini teklif ediyoruz!
Buradan hem iktidara hem muhalefete sesleniyoruz: Bu millet, sizin birbirinizin ayıplarını saymanızdan yoruldu! Sürekli değişen gündemlerin, cevapsız bırakılan soruların, sonuçsuz kalan tartışmaların arasında milletin gerçek meseleleri kayboluyor. Az önce bahsettik, emeklinin, asgari ücretlinin, gençlerin, çiftçinin birçok derdi var.
Siz ise milletin gerçek sorunlarına çözüm üretmek yerine birbirinizin yanlışlarından siyasi kazanç elde etmenin hesabını yapıyorsunuz. Millet sizden birbirinizin kirli dosyalarını saymanızı değil, kendi sorumluluğunuzun hesabını vermenizi bekliyor!”

YENİ Partili Aşkın Genç’ten KEPSAŞ’a: “Kimlerden haber aldınız da operasyondan önce fondan çıkış yaptınız?”

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin iştiraklerinden KEPSAŞ’ın 630 milyon liralık yatırım fonu işlemleriyle ilgili yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Şirketin, anlaşmalı bankanın önerisiyle yatırım yaptığını ve 5 Eylül’de stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıktığını duyurmasının ardından açıklama yapan Genç, çıkış tarihinin fon krizinin kamuoyuna yansımasından önce olmasına dikkat çekti. “Stopaj yükü artmasa siz devam mı edeceksiniz?” diye soran Genç, “Borsada, fonda değil, vatandaşın yanında olmanız lazım” ifadelerini kullandı.

Kayseri Büyükşehir Belediyesinin iştiraklerinden Kayseri Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin (KEPSAŞ), Hedef Portföy bünyesindeki bir yatırım fonuna 630 milyon lira yatırdığı ve fondan 675 milyon lira çektiği yönündeki iddialar tartışma yarattı.

İddiaların ardından YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Kayseri Büyükşehir Belediyesine yönelttiği sorularla işlemlerin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Genç, yatırım kararının kim tarafından alındığını, belediye yönetiminin bilgisi bulunup bulunmadığını, işlemlerden kazanç veya zarar doğup doğmadığını ve diğer belediye iştiraklerinin benzer fon yatırımlarının olup olmadığını sordu.

KEPSAŞ: “ANLAŞMALI BANKAMIZIN ÖNERİSİ DOĞRULTUSUNDA YATIRIM YAPTIK”

Genç’in açıklamasının ardından KEPSAŞ, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Şirket, fon yatırımını doğrularken işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ve 5 Eylül 2026 tarihinde fondan çıkıldığını bildirdi.

KEPSAŞ’ın kamuoyu açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Şirketimizin banka hesaplarında bulunan nakit varlıkları, anlaşmalı bankamızın önerisi doğrultusunda banka aracılığı ile yatırım fonunda değerlendirilmiştir. Yapılan iş ve işlemler mevzuata uygundur. Ancak, 05.09.2026 tarihinde stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıkış gerçekleştirilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Şirketin açıklamasında yatırımın hangi tarihlerde ve hangi tutarlarda yapıldığına, fon işlemlerinden elde edilen kazanca ve yatırım kararını alan yöneticilere ilişkin ayrıntılar paylaşılmadı.

GENÇ: “SON İKİ AYDIR ÜLKEMİZ FON VURGUNUYLA YATIP KALKIYOR”

YENİ Partili Aşkın Genç verilen yanıtların kamuoyunu tatmin etmediğini belirterek konuyla ilgili yeni açıklama yaptı.

Türkiye’de son dönemde gündeme gelen yatırım fonu soruşturmalarına değinen Genç, konunun TBMM’deki bütçe görüşmelerinde de gündemlerinde olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Son iki aydır ülkemiz fon vurgunuyla yatıyor, fon vurgunuyla kalkıyor. 100 yılın vurgunu, 100 yılın soygunu olarak ifade ediyoruz. Bu vurgunu AKP’li yetkililer de kabul ediyorlar. Bugün Meclis’te Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçesi görüşülüyor, orada da biz açıklamalarımızı, sorularımızı Hazine Bakanının yüzüne karşı yapıyoruz.”

Kayseri’deki iddiaların basına yansımasının ardından belediyeye açıklama çağrısında bulunduğunu hatırlatan Genç, KEPSAŞ’ın kentin köklü kuruluşlarından biri olduğunu vurguladı.

Genç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tabi bugün medyaya bir haber yansıdı, bizlere de gelen bilgiler var. Biz kurumun açıklama yapmasını bekledik, sabah biz açıklamamızı yapmıştık. Kayseri’de halkımızın elektrik şirketi diye de bildiği şirket, KEPSAŞ. Bu kurum da fonlara yatırım yapmış, 630 milyon TL yatırmış, 675 milyon TL çekmiş. Ben bununla ilgili sabah bir açıklama yaptım. Büyükşehir belediyesini açıklama yapmaya davet ettim, çünkü ana hissedarlardan bir tanesi de Kayseri Büyükşehir Belediyesi’dir. Tabi elektrik şirketi Türkiye’nin köklü kurumlarından birisidir. 1928 yılında kurulmuş, çok önemli bir elektrik şirketidir ama geldiğimiz noktada yöneticileri tarafından fon işine bulaşmış görünüyor.”

“STOPAJ YÜKÜ ART MASA SİZ DEVAM MI EDECEKSİNİZ?”

KEPSAŞ’ın fondan çıkış gerekçesi olarak stopaj yükündeki artışı göstermesine tepki gösteren Genç, şirketin açıklamasının yatırım kararına ilişkin temel soruları yanıtsız bıraktığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Üç satırlık bir açıklama… Stopaj yükü artmasa siz devam mı edeceksiniz? Vatandaş perişan, vatandaş aç, vatandaş evine ekmek götüremiyor, siz kurumun parasıyla fonda işlem yapıyorsunuz, bir vurgun da siz vuruyorsunuz. Bu kadar paranız çoksa vatandaşa yansıtın. Bu kadar paranız bolsa vatandaşın faturalarına yansıtın. ‘Kurum zarar etmemiş’, kurumun zarar etmesini kim ister? Ama bunlar kamu kurumlarıdır, vatandaşın lehine hareket edecekler.”

“BORSADA, FONDA DEĞİL, VATANDAŞIN YANINDA OLMANIZ LAZIM”

KEPSAŞ’ın açıklamasının yatırımın gerekçesine ve kamu yararına ilişkin soruları yanıtlamadığını savunan Genç, şirket yönetimine yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“Bu kadar geliriniz varsa, bu kadar karınız varsa vatandaşa yansıtın, vatandaş faturalarını ödeyemiyor. Bu açıklama kamuoyunu tatmin etmemiştir. Bu vurgunla alakalı daha doğru bilgiler verin. Sizlerin vatandaşın yanında olması lazım. Borsada, fonda değil vatandaşın yanında olmanız lazım. Bu konunun takipçisi olacağız. Sorumluların bu konuda hesap vermesini bekliyorum.”

“5 EYLÜL’DE FONDAN ÇIKMIŞSINIZ, 15 EYLÜL’DE KRİZ PATLADI”

Şirketin 5 Eylül’de fondan çıktığını açıklamasına işaret eden Genç, yatırım fonlarına ilişkin sorunların 15 Eylül’de kamuoyuna yansıdığını, 17 Eylül’de ise Sermaye Piyasası Kurulunun Hedef Portföy dahil yedi portföy yönetim şirketinin fonları hakkında işlem durdurma ve tasfiye kararları aldığını hatırlatan gelişmeler çerçevesinde, çıkış kararının nasıl alındığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

KEPSAŞ’ın söz konusu işlemi herhangi bir ön bilgiye dayanarak gerçekleştirip gerçekleştirmediğini sorgulayan Genç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“5 eylülde fondan çıkmışsınız, 15 eylülde de fon krizi patlak verdi, kamuoyuna yansıdı. Sizi kim yönlendirdi fon almaya ve kimlerden haber aldınız da vurgundan önce çıkış yaptınız?”

YENİ Partili Aşkın Genç, Kayserili çiftçilerin sorunlarını Meclis’e taşıdı: “Çiftçimiz üretiyor ama emeğinin karşılığını alamıyor”

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda Yeşilhisar ve Yahyalı başta olmak üzere Kayseri’deki üreticilerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Şeker pancarı, buğday, çerezlik ayçiçeği, kabak çekirdeği ve elma üreticilerinin karşı karşıya kaldığı fiyat ve maliyet sorunlarına dikkat çeken Genç, “Ürünün fiyatını gerçek maliyete göre belirleyin, kota fazlası ürünü sahipsiz bırakmayın, çiftçinin borcunu hafifletin” çağrısında bulundu.

YENİ Parti Kayseri Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kayseri’deki çiftçilerin sorunlarını gündeme getirdi.

Yeşilhisar’da üreticilerin artan girdi maliyetleri, alım fiyatları, ürünlerini pazarlama güçlükleri ve borç yüküyle karşı karşıya kaldığını belirten Genç, şeker pancarından buğdaya, çerezlik ayçiçeğinden elma ve kabak çekirdeğine kadar farklı ürünlerde yaşanan sorunları sıraladı.

“PANCAR FİYATI YÜZDE 20 ARTTI, GİRDİ MALİYETLERİ YÜZDE 100 YÜKSELDİ”

Yeşilhisarlı şeker pancarı üreticilerinin yaşadığı ekonomik güçlükleri gündeme getiren Genç, pancarın prim dâhil ton başına alım fiyatının bir yılda yüzde 20 artışla 3 bin 720 liraya yükseldiğini, buna karşılık aynı süreçte üretim girdilerinin yüzde 100 zamlandığını söyledi.

Üreticiler açısından maliyet ve alım fiyatları arasındaki dengesizliğe dikkat çeken Genç, kota fazlası şeker pancarının alınmayacağı yönündeki bildirimlerin de çiftçilerin karşı karşıya kaldığı sorunları artırdığını ifade etti.

“BUĞDAY ÇİFTÇİNİN ELİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA FİYAT 20 LİRAYI AŞTI”

Buğday üreticilerinin yaşadığı fiyat sorununu da gündeme taşıyan Genç, çiftçinin ürününü 14 lira 75 kuruştan sattığını, ancak buğday üreticinin elinden çıktıktan sonra fiyatın 20 liranın üzerine yükseldiğini belirtti.

Bu artıştan ürününü daha önce satmış olan üreticilerin yararlanamadığını vurgulayan Genç, “Yani artış çiftçiye değil, sonrasına yaradı” dedi.

“AYÇİÇEĞİ 90 LİRADAN 55 LİRAYA DÜŞTÜ, ELMA DALDA KALIYOR”

Kayseri’deki tarımsal üretimin farklı alanlarında yaşanan sorunlara da değinen Genç, çerezlik ayçiçeğinin geçen yıl 90 lira olan fiyatının bu yıl 55 liraya kadar gerilediğini söyledi.

Kabak çekirdeği fiyatlarının yerinde saydığını, Yeşilhisar ve Yahyalı’da ise elmaların dalında kaldığını dile getiren Genç, üreticilerin emeğinin karşılığını alamadığını belirtti.

“ÇİFTÇİNİN BORÇ YÜKÜNÜ HAFİFLETİN”

Artan üretim maliyetlerinin ve ürün fiyatlarında yaşanan sorunların gelecek sezon ekimlerini de tehdit ettiğini belirten Genç, çiftçilerin üretime devam edebilmek için ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Üreticilerin yaşadığı güçlükleri Meclis gündemine taşıyan Genç, iktidara alım fiyatlarının gerçek üretim maliyetlerine göre belirlenmesi, kota fazlası ürünlerin değerlendirilmesi ve çiftçilerin borç yükünün hafifletilmesi çağrısında bulundu.

Aşkın Genç’in konuşması şu şekilde:

“Türkiye’de milyonlarca vatandaş maaşını aldığında önce kirayı düşünüyor. Kirayı ödedikten sonra kara kara ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Ev sahibi olmak isteyenlerin karşısına ise milyonlarca liralık konut fiyatları ve maaşları aşan kredi taksitleri çıkıyor.

TÜİK’in 2025 verilerine göre, en düşük gelirli yüzde yirmilik kesim tüketim harcamalarının yüzde 39’unu konut ve kiraya, yüzde 29’unu gıdaya ayırıyor. Yani hanelerin her 100 liralık harcamasının yaklaşık 68 lirası yalnızca bu iki kaleme gidiyor. Üstelik konut ve kiranın payı 2023’te yüzde 29’idi, iki yılda yaklaşık on puan yükseldi. Vatandaş daha uygun bir ev bulmak için işinden, okulundan uzaklaştığında bu kez yol masrafı ve zaman kaybıyla karşılaşıyor.

Son açıklanan ekim verilerinde genel enflasyon yaklaşık yüzde 30 iken kiracıların ödediği kiralarda yıllık artış neredeyse yüzde 40’a yaklaştı. Kira, genel fiyat artışından daha hızlı yükseliyor.

Ev sahibi olmanın hesabı daha ağır. Ekim ayı piyasa verilerine göre Türkiye’de ortalama konut fiyatı yaklaşık 5,5 milyon lira. Net asgari ücret ise 28 bin lira. Bir asgari ücretli hiçbir harcama yapmadan bütün maaşını biriktirse, bugünkü fiyatla ortalama bir ev için 16 yıldan fazla çalışmak zorunda.

Kredi de çözüm olmuyor. Ekim sonunda bir milyon liralık, on yıl vadeli konut kredisinin en düşük aylık taksitlerinden biri 29 bin 700 lira. Ortalama konut bedelinin beşte birinden azını karşılayan kredinin taksiti bile asgari ücretin üzerinde.

TÜİK’in ikinci çeyrek verilerinde yapı ruhsatı verilen daire sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 azaldı. Ağustosta inşaat maliyetleri de yıllık yaklaşık yüzde 30 arttı. Uygun fiyatlı konut arzı için planlama ve finansman politikasını birlikte düşünmek gerekiyor.

Barınmanın bir de güvenlik boyutu var. TÜİK’e göre nüfusun yüzde 28’i yalıtım sorunları nedeniyle evini ısıtmakta zorlanıyor. Milyonlarca bağımsız bölümün deprem açısından riskli olduğu belirtiliyor. Dar gelirli vatandaş, güvenli bir konuta taşınmanın veya binasını yenilemenin maliyetini nasıl karşılayacak?

Barınma politikası; kira yükünü hafifletmeyi, erişilebilir sosyal kiralık konut üretmeyi, öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılamayı ve dar gelirliyi yerinden etmeden güvenli dönüşümü sağlamayı hedeflemeli. Bu nedenle barınma krizinin tüm boyutlarının Meclis tarafından araştırılmasını gerekli ve yerinde görüyoruz.

Sayın Başkan, kalan süremde seçim bölgem Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesindeki çiftçilerimizin sorunlarına değinmek istiyorum.

Yeşilhisar ilçemizde çiftçimiz üretmeye çalışıyor ama emeğinin karşılığını alamıyor. Şeker pancarının alım fiyatı bir yılda yalnızca yüzde 20 artarak prim dahil 3 bin 720 liraya çıktı. Buna rağmen aynı süreçte girdi fiyatları yüzde 100 arttı. Üstelik kota fazlası pancarın alınmayacağı bildiriliyor. Buğday çiftçinin elinden 14 lira 75 kuruşa alındı, ürün üreticinin elinden çıktıktan sonra fiyat 20 liranın üzerine yükseldi.

Yani artış çiftçiye değil, sonrasına yaradı. Türkiye’nin en güzel elmalarını yetiştiren Yeşilhisar ve Yahyalı’da ne yazık ki dalında kalıyor. Çerezlik ayçiçeği geçen yıl 90 lira iken, bugün 55 liraya düştü.

Kabak çekirdeği yerinde sayıyor, çiftçi açıkça söylüyor: ‘Böyle giderce ekim yapamayacağız.’ İktidara çağrıda bulunuyoruz: Ürünün fiyatını gerçek maliyete göre belirleyin, kota fazlası ürünü sahipsiz bırakmayın, çiftçinin borcunu hafifletin. Ürün kurtarılmazsa Türkiye üretemez.”

YENİ Partili Aşkın Genç, Develi Ovası’ndaki obruk tehlikesini Meclis gündemine taşıdı: “Yeni çökmeleri önlemek için hangi tedbirler alınıyor?”

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Develi ilçesinde art arda meydana gelen obrukları Meclis gündemine taşıdı. Kuraklık, iklim değişikliği ve yer altı sularının aşırı kullanımına dikkat çeken Genç, yetkililere seslenerek, “Obruk riski taşıyan alanlar belirlendi mi? Kaçak kuyular denetleniyor mu” diye sordu.

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Sindelhöyük’te meydana gelen yeni obruk ve bölgede giderek artan çevresel risklere ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda konuştu.

Sindelhöyük’te geçtiğimiz günlerde 8 metre derinliğinde yeni bir obruk oluştuğunu hatırlatan Genç, aynı bölgede mart ayında meydana gelen çöküntüye bir koyunun düştüğünü, son olayda ise bir çobanın sürüsüyle birlikte faciadan kıl payı kurtulduğunu belirtti.

“AŞIRI SU ÇEKİMİ OBRUK RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR”

Develi Ovası’ndaki çökmelerin tarım arazileri, hayvancılık ve su kaynakları açısından oluşturduğu tehlikeye dikkat çeken Genç, kuraklık ve iklim değişikliğinin yer altı suları üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı.

Bölgede düzenli ölçüm, sürekli denetim ve bilimsel risk haritalarının gerekliliğine işaret eden Genç, yer altı su seviyelerinin nasıl izlendiğinin, kaçak kuyuların denetlenip denetlenmediğinin ve çiftçilerin riskler konusunda nasıl bilgilendirildiğinin açıklanmasını istedi.

“OBRUK RİSKİ TAŞIYAN ALANLAR BELİRLENDİ Mİ?”

Aşkın Genç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Seçim bölgem Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Sindelhöyük’te geçtiğimiz günlerde 8 metre derinliğinde yeni bir obruk oluştu. Benzer çökmeler bu yıl aynı ovada daha önce de yaşandı. Mart ayında bir koyun obruğa düştü. Son olayda bir çoban sürüsüyle birlikte faciayı kıl payı atlattı. Kuraklık ve iklim değişikliği yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı ne yazık ki artırıyor. Aşırı su çekimi ise zeminin dengesini bozarak obruk riskini büyütüyor. Develi Ovası’nın su kaynakları, tarım alanları ve hayvancılığı için düzenli ölçüm, etkin ve sürekli denetim ve bilimsel risk haritaları gerekiyor. Yetkililere soruyorum: Ovada yer altı su seviyesi nasıl izleniyor? Kaçak kuyular denetleniyor mu? Obruk riski taşıyan alanlar belirlendi mi? Çiftçilerimiz nasıl bilgilendiriliyor? Yeni çökmeleri önlemek için hangi somut tedbirler alınıyor?”

CHP KAYSERİ İL BAŞKANI OKAN MARZIOĞLU: SAYIN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ, KAYSERİ HALKININ PARASININ HESABINI VERİN!

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri üzerinden gündeme gelen yüz milyonlarca liralık fon işlemleri, kamuoyunun yanıt beklediği ciddi soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.

Sayın Memduh Büyükkılıç’a açıkça soruyoruz:

Kayseri halkının parasını hangi yetkiyle, hangi gerekçeyle ve kimin kararıyla yatırım fonlarına aktardınız?

630 milyon TL’nin bir yatırım fonuna aktarıldığı ve 675 milyon TL olarak geri çekildiği yönündeki iddialar karşısında, kamuoyuna yapılan genel açıklamalar yeterli değildir.

Bu mesele birkaç cümleyle geçiştirilecek bir mesele değildir. Söz konusu olan, Kayseri halkının alın teriyle oluşan kamu kaynaklarıdır.

Sayın Büyükkılıç;

* Bu işlemin kararını kim aldı?
* Belediye yönetiminin bu işlemden haberi var mıydı?
* Fonun risk durumu ve tercih edilme gerekçesi nedir?
* İşlemlerin tüm belgeleri ve mali kayıtları neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?
* Belediyenin diğer iştiraklerinde de benzer işlemler gerçekleştirildi mi?

“Mevzuata uygundur” demek, kamuoyuna hesap vermek değildir.

Bir işlemin yasal çerçevede yapıldığı iddiası, onun kamu yararına olduğu sorusunu ortadan kaldırmaz. Kamu yönetimi yalnızca mevzuata uygunluk değil, aynı zamanda şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı sorumluluğu taşır. Sayın Büyükkılıç, Kayseri halkı sizden laf değil, açık ve somut cevap bekliyor! Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri İl Başkanlığı olarak bu konunun takipçisi olacağız. Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tüm soru işaretleri giderilene, gerçekler bütün açıklığıyla ortaya konulana kadar susmayacağız. Kayseri sahipsiz değildir. Kayseri halkının parasının da hesabı sorulacaktır!

İYİ PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI TANSU ŞENER : KEPSAŞ FON İŞLEMİNE AÇIKLIK GETİRMELİDİR!
SAYIN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ’A SORUYORUZ!
Kayseri Büyükşehir Belediyesi iştiraki KEPSAŞ’ın yatırım fonu işlemiyle ilgili yaptığı kamuoyu açıklaması, merak edilen sorulara yanıt vermek yerine yeni soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.
KEPSAŞ’ın açıklamasında, şirketin banka hesaplarında bulunan nakit varlıklarının, anlaşmalı bankanın önerisi doğrultusunda bir yatırım fonunda değerlendirildiği ve 5 Eylül 2026 tarihinde stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıkış yapıldığı belirtilmiştir.
Ancak yapılan bu açıklama, işlemin kapsamını, karar sürecini ve finansal boyutunu aydınlatmaktan uzaktır.
Daha önce kamuoyuyla paylaştığımız üzere, iddialara göre 625 milyon TL’nin bir yatırım fonuna aktarıldığı ve bu tutarın kısa sürede 675 milyon TL seviyesine ulaştığı öne sürülmektedir. Bu rakamların doğruluğu ve işlemin tüm ayrıntıları kamuoyuna açıklanmalıdır.
Ülkemizde binlerce küçük yatırımcının fon piyasasında yaşanan gelişmeler nedeniyle mağduriyet endişesi yaşadığı bir dönemde, kamu niteliği taşıyan şirket kaynaklarının nasıl değerlendirildiği konusunda şeffaflık sağlanması bir zorunluluktur.
Bu nedenle Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Memduh Büyükkılıç’a açıkça soruyoruz:
1. KEPSAŞ’ın banka hesaplarında bulunan nakit varlıklarının ne kadarı yatırım fonuna aktarılmıştır? Kamuoyuna yansıyan 625 milyon TL iddiası doğru mudur? Yatırımın toplam tutarı neden açıklanmamaktadır?
2. Şirketin nakit varlıklarının yatırım fonunda değerlendirilmesi kararını kim almıştır? Bu karar hangi yönetim kurulu kararıyla ve hangi finansal gerekçelerle alınmıştır?3. Bankanın önerisi dışında bağımsız bir risk analizi yapılmış mıdır?
4. İddialara konu olan 625 milyon TL’nin 675 milyon TL seviyesine ulaştığı doğru mudur? Eğer doğruysa bu artış hangi tarihler arasında gerçekleşmiş, fondan çıkışta ne kadarlık bir tutar elde edilmiştir?
5. KEPSAŞ, 5 Eylül 2026 tarihinde stopaj yükünün artması nedeniyle fondan çıkış yaptığını açıklamıştır. Ancak bu tarihin, 15 Eylül 2026 tarihinde yaşanan fon krizinden yalnızca 10 gün öncesine denk gelmesi dikkat çekicidir.
Fondan çıkış kararının arkasındaki gerçek gerekçe nedir? Çıkış kararının zamanlamasını belirleyen değerlendirme neydi?
6. Fon alım ve satım tarihleri, banka kayıtları, yatırım yapılan fonun adı, işlem tutarları ve yönetim kurulu kararları neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır? Bu belgelerin açıklanmasının önünde herhangi bir engel var mıdır?
SAYIN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ;
KEPSAŞ’ın işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirtmesi, kamuoyunun sorularını ortadan kaldırmamaktadır.
Bizim sorguladığımız yalnızca işlemin yasal olup olmadığı değildir. Asıl mesele; kamu niteliği taşıyan şirket varlıklarının hangi gerekçeyle, kimin kararıyla ve hangi riskler göze alınarak yatırım fonunda değerlendirildiğidir.
Üstelik 15 Eylül’de yaşanan fon krizinden yalnızca 10 gün önce, 5 Eylül’de fondan çıkış yapılmış olması, bu kararın zamanlamasının da bütün yönleriyle açıklanmasını gerektirmektedir.
Kayseri halkının kaynakları söz konusu olduğunda hiçbir işlem kapalı kapılar ardında bırakılamaz. Kamu kaynaklarını yönetenler, aldıkları kararların hesabını kamuoyuna vermek zorundadır.
Sayın Başkan, Kayseri kamuoyu genel ifadeler değil; rakamlarla, tarihlerle ve resmi belgelerle desteklenmiş açık cevaplar beklemektedir.
Kamu kaynaklarının korunması, şeffaflık ve hesap verebilirlik adına bu sorunlarin cevaplanmasi elzemdir

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…