TKP’den NATO zirvesiyle ilgili Valilik yasağına karşı dava açtı, Okuyan ‘Oyun bozucu Erdoğan’ın elinde koz yok, AKP muhalefeti dağıtmasına rağmen ülkeyi yönetemiyor’ dedi
Davut Güleç3 hafta ÖnceSon Güncelleme: 23 Haziran 2026
8 8 dakika okuma süresi
TKP’den NATO zirvesiyle ilgili Valilik yasağına karşı dava
7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesine karşı ülkemizin yurtseverlerinin, cumhuriyetçilerinin, devrimcilerinin, komünistlerinin sesi yükselirken Ankara Valiliği tarafından 13 gün süreyle kentte adeta OHAL ilan edileceği anlamına gelen ve yapılacak toplantı ve eylemlerin yasaklandığını belirten bir karar açıklandı.
Türkiye Komünist Partisi, “NATO onursuzluk ve ölümdür. Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm.” sloganıyla zirveye karşı 5 Temmuz’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda bir miting düzenleyeceğini duyurmuştu.
Miting için ülkenin her yerinde yoğun bir çalışma sürerken açıklanan Valilik kararı Ankara halkının NATO zirvesi dolayısıyla evlere hapsedilmesinin amaçlandığı anlamına geliyor.
TKP, Valilik kararının yürütmesinin bir an önce durdurulması ve iptali talebiyle dava açarak gerekli hukuki adımları attı. TKP tarafından açılan davada 26 maddeyle Valilik kararının baştan aşağı hukuksuz olduğuna işaret edildi.
TKP’nin sosyal medya hesabından yapılan duyuruda “Ankara Valiliği 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO zirvesine ilişkin kentte 13 gün sürecek utanç verici bir yasaklama kararına imza attı. Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun liderleri Ankara’ya gelecek diye başkentte NATO karşıtı eylem ve etkinliklerin yasaklanmasını öngören bu karara karşı partili avukatlarımız bugün yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açmıştır. Bu ülkenin sahibi ne NATO temsilcileri ne de onların işbirlikçileridir. Bu vesileyle bir kez daha ülkemizin tüm yurtseverlerini, cumhuriyetçilerini, onurlu halkını emperyalizme karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz” denildi.
TKP, geçtiğimiz günlerde NATO karşıtı eylem ve etkinliklerin yasaklanacağına dair kamuoyuna yansıyan iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, “aklınızdan bile geçirmeyin” uyarısında bulunmuş, açıklamada “Ankara’da NATO’yu hak ettiği gibi karşılamak, on binlerce kişiyle bu emperyalist haydutluğun karşısına dikilmek bu ülkenin yurtseverlerinin, cumhuriyetçilerinin, devrimcilerinin, komünistlerinin boynunun borcudur. Bu miting bu anlamıyla sadece TKP’nin değil, ülkemizin tüm onurlu yurttaşlarının ve emperyalizme karşı samimi olarak mücadele yürütenlerin mitingidir” ifadesi kullanılmıştı.
Kemal Okuyan: Oyun bozucu Erdoğan’ın elinde koz yok, AKP muhalefeti dağıtmasına rağmen ülkeyi yönetemiyor
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de yayınlanan Komünist Bakış programında bu hafta AKP’nin derinleşen yönetme problemi, NATO zirvesi ve Küba’daki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Okuyan, Erdoğan’ın adaylığının yeniden duyurulmasının ne anlama geldiği sorusunu, “Muhalefeti dağıtma niyetiyle hamleler yapılıyor ama öte yandan görüyoruz ki, AKP’nin elinde kendi öyküsü yok. Bir oyun kurma, heyecanlandıran, topluma bir şey söyleyen söylemleri yok. Bugün Ömer Çelik de yeni bir şey söylemedi. ‘Çözüm’ sürecine ilişkin de yeni bir şey yoktu. İsrail tehlikesine işaret etti. AKP zamanı durdurmuş durumda, vakit kazanmaya çalışıyorlar” diye yanıtladı.
Erdoğan’ın adaylığının daha önce de çeşitli AKP’li isimler tarafından dillendirildiğini hatırlatan Kemal Okuyan, bu adaylığın hayata geçmesi için herhangi bir şey de yapılmadığını ifade etti. Adaylık için bazı hamlelere ihtiyaçları olacağını kaydeden Okuyan, “Birincisi seçimler. Tarihe ilişkin bir şey söylüyorlar ama aslında söylemiyorlar. ‘Zamanında yapılacak’ ısrarı epeydir var. Bundan ne kastedildiğine ilişkin görüşlerse farklı dedi.
TKP Genel Sekreteri şöyle devam etti:
“Seçimleri erkene çekmeye isteksizler, temel nedeni olarak ekonomi gösteriliyor. Bir yandan da anketlerde işler, muhalefeti bu kadar dağıtmalarına rağmen iyi gitmiyor. İki CHP olmasına, oyların dağılması umuduna bel bağlamaya başladılar. Unutulan bir şey var ki, AKP’nin oyları artmıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise işler daha çok karışıyor, seçime partiler katılmıyor.
Söylenen seçim tarihlerine baktığımız zaman, insanların enerjisi düşüyor, AKP içerisinde bazı isimler Erdoğan’ın yardımcıya ihtiyacı olduğunu yazdılar. 2033’e kadar sürecek olay diyelim ki. Bu çok gerçekçi gelmiyor. AKP’de de hem bir arayış hem de mücadele var. Zaman zaman Hakan Fidan zaman zaman Bilal Erdoğan öne geçti burada, karşılıklı hamleler yapıldı. Herkesin ötekine karşı elinde koz olduğu biliniyor ama orada da durmuş durumdalar.
Önümüzdeki seçimde Erdoğan’ın adaylığı niyeti var ama bu gerçekçi mi? Ayrıca aday olsa dahi, yerine gelecek kişiye dair bir şey ortaya çıkmalı, gücü ve otoritesi sarsılmadan birinin belirlenmesi gerekiyor. Burası da belirsiz. Erdoğan ısrarla işaret etmiyor, kendi oğlu dahil. Bunun arkasında yalnızca Erdoğan’ın devam etme isteği ya da birilerinin ‘Erdoğansız olmaz’ demesi yok. AKP’nin elinde Erdoğansız devam etmek için koz yok.
İktidara gelirken elinde koz vardı, büyük bir rüzgarla geldi. Demokratikleşme diyordu, islamcılara vaatleri vardı, AB dedi, bazı solcular ve Kürt yurttaşları heyecanlandıran söylemleri olmuştu. Şimdi ellerinde yeni anayasa ve çözüm süreci. Aslında bunlar birbirine bağlı. Ancak o da gitmiyor. AKP tabanında hareketlenmeye neden olacak bir öykü yok ellerinde. O yüzden AKP’nin arayışı Erdoğan sonrası yeni liderden de ibaret değil.
Bir şey yazmaya çalışıyorlar ve unutmayalım burada da yetenekliler. Ama Erdoğan’ın 25 yıllık öyküsüne bakınca Erdoğan iyi oyun kuran değil, iyi oyun bozandır. Bu siyasette ittifak bozmaktır. Böyle bakınca da şu gerçekle yüzleşiriz; doludizgin ittifak bozmaya devam ediyor. Altılı masanın bozulmasında AKP’nin müdahalesi olduğunu biliyoruz. Sonra CHP ile HDP ya da DEM arasında bir ilişki vardı, onu bozdular, yerine de bir şey koymadılar. Şimdi devam ediyor, CHP’nin içini bozuyorlar.
Türkiye’de sürekli olarak yıkan ama yerine bir şey koymayan bir siyasi özne AKP, sürekli masa dağıtıyor. Bunun maliyetleri olur. Bunun maliyetlerini en çok ödeyeceklerden biri de AKP’dir. Erdoğan’ın yerine alternatif isimlerle ilgili çok ciddi kuşku var, AKP tabanında bile. AKP yeni lider çıkaramıyor ancak Erdoğan, ‘Benim veliahtım budur’ diyebilirdi ama bunda gecikti. İkna edici bir lider henüz yok. Daha önemlisi 2023 ve özellikle 2024 seçimlerinde epey bir belediyeyi kaybettiler. Oradan sonra çözüm süreci ortada duruyor ve bir de tuhaf operasyonlar var. CHP’yi yönetilemez hale getirdiler.”
‘AKP ülkeyi yönetemiyor’
Kemal Okuyan, Nevzat Evrim Önal’ın “CHP operasyonlarında AKP istediğini elde etti mi? Sosyal demokrasinin bu kadar hırpalanması düzenin hırpalanması anlamına gelmiyor mu?” sorusunu da yanıtladı.
CHP operasyonlarında AKP’nin başarılı olduğunu söyleyen Okuyan, “Artık dikiş tutmaz” diyerek Ekrem İmamoğlu stratejisi ile Özgür Özel’in stratejisi arasında bir boşluk olduğunu belirtti. CHP’deki karmaşayı görüp, “Ben etkili olabilirim” diyen aktörlerin sayıca fazla olduğuna da dikkat çekti. Bunun AKP’nin de sorunu olabileceğini vurguladı.
“Hayat pahalılığı sürüyor ve Türkiye konusuz yönetilebilir bir ülke değil. Diğer yandan DEM tabanında bir beklenti yaratıldı, ortada bir şey yok. Buradan umutlananlarda bir psikolojik kopuş başlıyor. Ülkede ana muhalefete oy veren ve vermek isteyenler arayış içerisinde. Bu kesim de tepkili. Asıl ilginci AKP tabanı da hoşnutsuz, herkes izliyor. Bu durum da AKP’nin işini kolaylaştırmıyor” şeklinde konuştu.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, NATO Zirvesi’ne dikkat çekerek Türkiye’de yalnızca dış politika eksenli bir çerçeveden bir öykü yaratmanın mümkün olamayacağını söyledi. Baskın seçim ihtimaline de kapıyı kapatmayan Okuyan, AKP’nin bunu da tercih edebileceğini vurguladı. Öte yandan AKP’nin içinde bulunduğu durum nedeniyle sandıktan istediği sonucu alamamasıyla da seçimden çıkılabileceğini belirtti. “AKP’de bir yönetme problemi var” dedi.
‘Ellerini güçlü tutmak istiyorlar’
Avrupa Parlamentosu’nun Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptırım önerisine de değinen Okuyan, bunun önemsiz olmadığını ancak bir hükmü bulunmadığını ifade etti. “Ellerini güçlü tutmak istiyorlar” diyen Okuyan, tek bir siyasi öznenin elinin güçlenmesinden duyulan rahatsızlığı hatırlattı. “İnsan hakları, demokrasi onların umurunda değildir. Sadece iktidarın alternatifi olsun isterler” dedi.
‘Hakan Fidan gidip NATO zirvesi öncesi tepkileri ölçtü’
“Hakan Fidan gitti, olası bir NATO zirvesindeki Türkiye’nin tutumuna, Türkiye’nin Karadeniz’de Ruslar’ı sıkıştırmaya dönük hamlelerine ilişkin Ruslar’ın tepkisini ölçtü” diyen Kemal Okuyan, Rusya’nın da sıkışmış halde olduğu için yüksek perdeden tepki vermediğini belirtti ve ekledi:
“Türkiye sistematik bir biçimde NATO eksenine yerleşiyor, orada görev üstleniyor. Türkiye’nin motor güç olduğu silah endüstrisini de unutmayalım. Evet abartıldığı kadar yok ama 40’a yakın ülkeye silah satmak az buz şey mi? Herkes dron üretimine bakıyor ama oradan çıktı iş. Türkiye kapitalizmi silah sanayi yatırımını artırdı.
Türkiye Ukrayna’ya silah satıp sonra ‘çatışmaları sonlandırmak için tarafsız şekilde toplantılar düzenlemeye hazırız’ diyor. Şunu bilelim, birtakım kazalar olmazsa Türkiye bu zirveyi iyi kullanacak. NATO üyesi olmayan ülkeler geliyor, Zelenskiy davetli. Çok kapsamlı olacak. Davetli olmayan kimler? Çin, Rusya, İran. O yüzden NATO dağılmadı, yeniden yapılandırılıyor. Ancak buradan bir öykü çıkmaz. İnsanlar ne yazık ki, NATO’dan rahatsız değil.”
Türkiye’nin Dünya Kupası başarısızlığı ve TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Akın Gürlek’i göreve davet ettiği açıklamalar da soL TV’de gündem oldu.
‘AKP Türkiye’sini dayatmak için futbolu da kullanıyorlar’
Kemal Okuyan, “Futbol çürütülse de bir oyun. Elenirsin, kazanırsın ama bir misyonla gittiler. AKP Türkiye’sini dayatmak için futbolu da kullanıyorlar. O zaman buna dur demek lazım. Bireyciliği, tarikatları dayattılar” dedi. Futbolda büyük paralara çok kolay ulaşılmasının oyuncular üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çeken Okuyan, “Ne bekleniyor? Yorumcusundan, hakemine her yeri saran bir bahis hikayesi var. Bahis operasyonlarına resmen dünya kupası molası verildi. Herkes içinde, kolay para. Futbol üzerinden kumar oynatırsan bu da kaçınılmaz” şeklinde konuştu. TKP Genel Sekreteri şöyle devam etti:
Güzel bir eğlence aracı futbol ama öte yandan bu fanatizm çürütüyor. Toplumdaki total çürümeyle bağı var. Mesele sadece federasyon başkanını değiştirmek değil.”
‘Kaygılar arttı ancak Küba çok zor durumda’
Kemal Okuyan programın sonunda Küba’daki “reform” paketine de değindi. Küba’nın sosyalizmi olağan koşullarda sürdüren bir ülke olmadığını söyleyen Okuyan şu ifadeleri kullandı:
“Korkunç bir tablo var. Boğazı sıkılmış bir ülkeden söz ediyoruz. Buna direnecek kaynakları yok. Küba çok zor durumda ve buradan çıkmak için bazı geri adımlar atıyor. Geri adımlar atılır. Bunların geri adım olduğunu bilerek atılır. Küba’da çok ciddi bir evreye giriliyor. Bir kere piyasayla sosyalizm birlikte olabilir tezi yalandır, yanlıştır. ‘Piyasa sosyalizmi’ni uygularsın ama geçici bir adımdır dersin. Böyle süremez çünkü meta ekonomisi ürer. Altın kuraldır.
Küba küçük ve takibi, müdahale edilmesi kolay bir ülke. Ancak bunu becerebilecek vakitleri olacak mı, yoksa daha önce çok tanıklık ettiğimiz bir yol açılacak mı meselesi karmaşık bir mesele. Ben Kübalı devrimcilerin bir dış güce asla teslim olmayacağından eminim. Ama bu politikaların da kolay yönetilemediğini biliyoruz. Risk var mı, çok büyük. ‘Ne yapsalar haklıdır’ diyemeyiz. Biz siyasi partiyiz.
Kaygılarımız arttı mı, arttı. Bir yandan da Küba’nın nefes alması için tüm dünyada yürütülen kampanyaları yürütüyoruz, o dayanışmamız güçlenerek devam edecek. Ancak bunlar, ‘Ne olacak canım’ denilecek önlemler değil. Bu bir mücadele, sınıf mücadelesi. Bunun altını çizelim. Küba’daki eşitlikçi damarın, sosyalizmin tehdit altında olduğunu hissettiğinde bir reaksiyon göstermesi mümkün. Ama bu duruma neden geldiklerini unutmayalım. Küba tek başına bir eşitlikçi projeyi çok olumsuz koşullarda yaşatmaya çalışıyor.”
Okuyan, son olarak NATO karşıtı duruşun önemine dikkat çekerek TKP’nin 5 Temmuz’da Ankara Tandoğan’daki NATO karşıtı mitingine de destek çağrısı yaptı. İstanbul Caferağa Spor Salonu’nda bu hafta sonu yapılacak etkinliği de hatırlattı. “Birtakım pazarlıklar yapıp ellerini kollarını sallayıp gidemezler. Bu ülke sahipsiz değil, bunun gösterilmesi lazım. Bu ülkede bu onursuzluğa isyan eden herkes mitinge gelmelidir” dedi.
TKP Genel Sekreteri Okuyan: Futbol her yerde çürümektedir, Türkiye’de daha hızlı
A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası’ndan elenmesinin ardından değerlendirmelerde bulunan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, futboldaki çürümeye dikkat çekti. Tarikatların futbolcu devşirmeye çalıştığını söyleyen Okuyan, “Futbol her yerde çürümektedir, Türkiye’de daha hızlı” ifadelerini kullandı.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, A Milli Futbol Takımı’nın 2026 Dünya Kupası’ndan elenmesinin ardından sosyal medya hesabından bir değerlendirme yaptı.
“Türkiye’de futbol çürümeden daha fazla pay aldığı için kolay bir gruptan çıkılamadı. İktidar futbolun üzerine her şeyiyle yüklenmiş, belki de kendi geleceğini orada hegemonya kurarak kurtaracağını düşünüyor. Tarikatlar futbolcuları bir bir teslim alma yoluna girmiş” diyen Kemal Okuyan, “Futbol her yerde çürümektedir, Türkiye’de daha hızlı” ifadelerini kullandı.
Okuyan’ın değerlendirmelerinin tamamı şöyle:
“Milli Takım Dünya Kupası’ndan iki maç oynayıp eleniverdi. Herkes kızgın. Kadro tercihlerine, oyuncuların performansına, oyun planına ya da plansızlığına dair çok şey konuşuldu.
Ama artık herkes biliyor ki, futbol sadece futbol değil. “Büyük bir endüstriye dönüştü” deniyordu. Bu tanımlamada bir olumluluk görebilirsiniz. Oysa futbol çoktan kendi “çürümesi”ni yaşıyor, tıpkı emperyalist sistem gibi.
Transfer borsaları, devasa stadyumlar, sponsorlar, “yasal” ve yasal olmayan bahis şirketleri, canlı yayınlar, reklam pastası, satış mağazaları derken ortada gerçekten büyük ve gerçekten çürüyen-çürüten bir ekonomi var.
Sporların belki de en keyiflisi futbol bu hengamenin içinde direnmeye çalışıyor.
Türkiye’de futbol çürümeden daha fazla pay aldığı için kolay bir gruptan çıkılamadı.
İktidar futbolun üzerine her şeyiyle yüklenmiş, belki de kendi geleceğini orada hegemonya kurarak kurtaracağını düşünüyor.
Tarikatlar futbolcuları bir bir teslim alma yoluna girmiş. Holdingler futbolun dengesini bozmuş, şehir ve kurum takımları yok olmaya yüz tutmuş.
Yabancı sporcu transferi altyapıdan yetişen sporcu sayısını azaltmış bazı pozisyonlar için oyuncu bulunamaz hale gelmiş.
Bahis şebekeleri topçusundan hakemine, yorumcusundan teknik direktörüne her tarafı sarmış.
Yüksek transfer bedelleri, reklam gelirleri, absürt primler futbolcuyu tembelleştirmiş, üstüne medya goygoyu onları gerçeklikten koparmış.
Bedeni ve kafayı çalıştırmak yerine “nasipse kazanırız”la idare edilmiş.
Takım ruhu yerine ağır abilerin reisliği konmuş. Sonuç budur.
Futbol her yerde çürümektedir, Türkiye’de daha hızlı!”
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.
Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----