Sanayi-teknoloji haberleri, TUİK verileri (29.11.2023)

Ekonomik güven endeksi 95,3 oldu
Ekonomik güven endeksi Ekim ayında 96,5 iken, Kasım ayında %1,3 oranında azalarak 95,3 değerini aldı.
Bir önceki aya göre Kasım ayında tüketici güven endeksi %1,1 oranında artarak 75,5 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi %1,3 oranında azalarak 103,9 değerini, hizmet sektörü güven endeksi %2,4 oranında azalarak 110,9 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi %1,9 oranında azalarak 111,7 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %2,2 oranında artarak 91,0 değerini aldı.

Ekim ayında genel ticaret sistemine göre ihracat %7,4, ithalat %0,6 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2023 yılı Ekim ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %7,4 artarak 22 milyar 871 milyon dolar, ithalat %0,6 artarak 29 milyar 390 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Ekim döneminde ihracat %0,2, ithalat %1,1 arttı
Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %0,2 artarak 209 milyar 904 milyon dolar, ithalat %1,1 artarak 303 milyar 821 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ekim ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat %4,6, ithalat %18,8 arttı
Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 Ekim ayında %4,6 artarak 19 milyar 721 milyon dolardan, 20 milyar 627 milyon dolara yükseldi.
Ekim ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat %18,8 artarak 18 milyar 637 milyon dolardan, 22 milyar 135 milyon dolara yükseldi.
Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Ekim ayında 1 milyar 508 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi %11,5 artarak 42 milyar 761 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı %93,2 oldu.
Dış ticaret açığı Ekim ayında %17,5 azaldı
Ekim ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %17,5 azalarak 7 milyar 902 milyon dolardan, 6 milyar 519 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ekim ayında %72,9 iken, 2023 Ekim ayında %77,8’e yükseldi.
Dış ticaret açığı Ocak-Ekim döneminde %3,2 arttı
Ocak-Ekim döneminde dış ticaret açığı %3,2 artarak 91 milyar 44 milyon dolardan, 93 milyar 917 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Ekim döneminde %69,7 iken, 2023 yılının aynı döneminde %69,1’e geriledi.
Ekim ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı %93,5 oldu
Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Ekim ayında imalat sanayinin payı %93,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı %4,6, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı %1,5 oldu.
Ocak-Ekim döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı %94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı %3,6, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı %1,5 oldu.
Ekim ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı %68,2 oldu
Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2023 Ekim ayında ara mallarının payı %68,2, sermaye mallarının payı %15,7 ve tüketim mallarının payı %16,1 oldu.
İthalatta, 2023 Ocak-Ekim döneminde ara mallarının payı %73,0, sermaye mallarının payı %14,1 ve tüketim mallarının payı %12,8 oldu.
Ekim ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu
Ekim ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 763 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 322 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 254 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 115 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri, 1 milyar 110 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %28,7’sini oluşturdu.
Ocak-Ekim döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 17 milyar 666 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 12 milyar 261 milyon dolar ile ABD, 10 milyar 269 milyon dolar ile İtalya, 10 milyar 253 milyon dolar ile Irak ve 10 milyar 178 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %28,9’unu oluşturdu.
İthalatta ilk sırayı Çin aldı
İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Ekim ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 761 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 233 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 606 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 344 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 247 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın %41,5’ini oluşturdu.
Ocak-Ekim döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 38 milyar 156 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 37 milyar 937 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 23 milyar 796 milyon dolar ile Almanya, 17 milyar 707 milyon dolar ile İsviçre, 13 milyar 87 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın %43,0’ını oluşturdu.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat %0,2 azaldı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Ekim ayında bir önceki aya göre ihracat %0,2 azalırken, ithalat %6,6 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat %4,7 artarken, ithalat %1,9 azaldı.
Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı %4,1 oldu
Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Ekim ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı %93,5’tir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı %4,1’dir. Ocak-Ekim döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı %94,5’tir. Ocak-Ekim döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı %3,7’dir.
Ekim ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı %82,6’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı %11,1’dir. Ocak-Ekim döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı %80,9’dur. Ocak-Ekim döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı %10,3’tür.

Zeytinyağında taklit ve tağşiş devam ediyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, zeytinyağında artan taklit ve tağşişe ilişkin görüntülü basın açıklaması yaptı.

“Artan fiyatlar piyasada taklit ve tağşişli ürünlerin sayısını daha fazla artırıyor” diyen Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti.

“İçerdiği fonksiyonel nitelikteki bileşenler nedeniyle yağlar arasında ön planda olan zeytinyağı dengeli ve sağlıklı beslenmek için mutfaklarımızda her zaman kullanılıyor. Zeytinyağı en fazla taklit ve tağşiş uygulanan gıdalardan biridir.

Tağşiş sorunu sadece ülkemizde değil, zeytinyağı üretilen ve ticareti yapılan ülkelerin tamamında yaşanan bir sorundur.

Zeytinyağının perakende fiyatını düşük tutarak daha fazla kar sağlamak için taklit ve tağşişe başvuruluyor. Tüketicilerimizin bu hile ve sahtekârlığı tespit etmesi mümkün değildir. Bu gibi taklit ve tağşiş ürünler kesin olarak laboratuvar testleriyle anlaşılıyor.”

“Üreticilerimizin emeği korunmalıdır”

“Üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği ürünü korumak, her türlü hile ve sahtekârlığa karşı çıkmak gerekiyor. Üreticilerimizin ürünü sofralarımıza içeriğinde ne olduğu belli olmayan yağ olarak girmemelidir.”

“Denetimler daha fazla yapılmalı”

“Tüketicilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesinde önemli bir yeri olan zeytinyağında taklit ve tağşişin önlenmesi için 81 ilde denetimlerin sık sık yapılması gerekiyor.

Denetimler sonucu sahtekarlık yapan firmalar ifşa edilmeli ve gerekirse kapatılmalıdır. Bizler bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Tüketicilerimiz de zeytinyağı alırken bilinçli olmalı, güvendikleri yerlerden veya firmalardan yağlarını almalıdır.”

“Avrupa’da zeytinyağı üretimi geçen yıl yüzde 33,7 düştü”

“Avrupa’da geçen yıl son 500 yılın en büyük kuraklığı yaşandı ve zeytinyağı üretimi yüzde 33,7 oranında düştü.

Dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi İspanya’da üretim 2022 yılında yaklaşık yüzde 48, İtalya’da ise yüzde 29 azaldı. Bu yıl da önemli zeytin üreticisi ülkelerde geçen yılın olumsuzlukları, kuraklık, hastalık gibi nedenlerle rekolte kaybının görüleceği bekleniyor.

İspanya ve İtalya’da iki yıl arka arkaya rekoltenin düşmesiyle Avrupa’da zeytinyağı fiyatları yükseldi.

Artan fiyatlar nedeniyle İspanya’da zeytinyağı hırsızlığının önüne geçmek amacıyla market raflarına kilit takıldığı haberleri görülüyor.”

“Üreticilerimizin zeytine verdiği önemle, Ülkemiz sofralık zeytinde dünya 1.si, zeytinyağı üretiminde dünya 2.si”

“Avrupa’daki zeytinyağı üretimindeki gerilemelere karşın ülkemizde geçen yıl rekor üretim gerçekleşti.

2022 yılında toplam 421 bin ton zeytinyağı üretimi ile dünya ikincisi, 735 bin ton sofralık zeytin üretimi ile dünya liderliğine ulaştık. Son 3 yılda ülkemizde zeytin üretimi yüzde 95 oranında arttı.

2023 yılının ‘yok yılı’ olmasına karşın üretimimizin normal seviyeye yakın olacağı tahmin ediliyor. İklim değişikliğinin etkilerine rağmen zeytin üretiminde lider olmamızın sebebi üreticilerimizin başarısı ve izlenen politikaların sonucudur.

Zeytin üretimine devam eden üreticilerimizin, üretimde kalması için yeterli geliri elde etmesi şarttır. Girdi fiyatları, lojistik, işçilik vb. maliyetler hızla artıyor. Bu maliyetlerle üretilen ürünlerin tüketiciye ucuza ulaşması mümkün değildir.  İşte bu noktada halkımızın sofrasına hakiki zeytinyağını düşük fiyatla sunabilmek için, üretim maliyetlerinin düşürülmesi de büyük önem taşıyor.”

AstraZeneca Türkiye sürdürülebilirlik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi  AstraZeneca Türkiye ve ÇEVKO Vakfı’nın İstanbul’un Kartal ilçesinde düzenlediği çöp toplama etkinliğinde gönüllüler ve aileleri daha sürdürülebilir bir gelecek için bir araya geldi. AstraZeneca Türkiye, ambalaj atıklarının geri kazanımında Türkiye’nin önde gelen kuruluşu ÇEVKO Vakfı ile İstanbul’un Kartal ilçesinde atık toplama etkinliği düzenledi. AstraZeneca Türkiye çalışanları ve ailelerinin gönüllü olarak katıldığı etkinlik, Kartal Belediyesi ile koordineli şekilde gerçekleşti. Şirket, sürdürülebilirlik taahhüdünün bir parçası olarak İstanbul, İzmir ve Ankara’daki ilçe belediyelerine, üzerinde AstraZeneca Türkiye’nin koşulsuz desteğinin yazıldığı toplamda 6 adet geri dönüşüm konteyneri de bağışladı. Etkinlik, AstraZeneca Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için kurduğu gönüllülük esasına dayanan “Sıfır Karbon Çalışma Grubu” öncülüğünde gerçekleştirildi. Grup, şirket içinde ve dışında sürdürülebilirlik alanında farkındalığı artırmak için çevresel etkiyi azaltacak önerilerde bulunuyor, bilgilendirmeler yapıyor ve atölye çalışmaları düzenliyor. Konuyla ilgili açıklama yapan AstraZeneca Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü Erdal Kiraz, “AstraZeneca olarak iklim krizinin bir sağlık krizi olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla hepimizin bağımlı olduğu doğal kaynaklardan taviz vermeyen, toplumun ve gezegenimizin sağlığını destekleyen sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için yenilikçi yaklaşımlar geliştirmenin önemine inanıyoruz. Bu çerçevede oluşturduğumuz sürdürülebilirlik stratejimiz sağlık hizmetlerine erişim, çevre koruma ve etik ve şeffaflık alanlarına odaklanıyor. Sürdürülebilirlik faaliyetlerimizi hayata geçirirken kurum içi ve kurum dışı paydaşlarımızla farkındalık çalışmaları da gerçekleştirmeye büyük önem veriyoruz. Türkiye’de çevrenin korunması için fark yaratan çalışmalara imza atan ÇEVKO Vakfı ile gerçekleştiğimiz bu aktivitemizde, gönüllü çalışma arkadaşlarımız ve aileleriyle atıkları toplayarak çevre üzerinde anlamlı bir etki yaratmayı hedefledik. Etkinliğimizin toplumda oluşturmak istediğimiz çevre duyarlılığı için bir örnek olmasını diliyoruz. Etkinliğe katılan ve çevre koruma hareketimize destek veren tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer de şunları dile getirdi: “Sürdürülebilir bir dünyada, daha iyi ekonomik ve sosyal şartlar ve daha iyi bir yaşam için çaba göstermek, tüm insanlığın ortak sorumluluğu. Kamu ve yerel yönetimler, kurum ve kuruluşlar ve bireyler olarak hepimiz, sürdürülebilir yaşama katkı sağlamaya yönelik çözümler oluşturma ve yakın çevremizde bu çözümlerin elçiliğini üstlenme gücüne ve sorumluluğuna sahibiz. Çevre ve sürdürülebilirlik konusunda örnek uygulamalarıyla dikkat çeken paydaşlarımızla iş birliği içerisinde ve belediyelerin değerli desteğiyle gerçekleştirdiğimiz, çalışanların aktif katılımıyla zenginleşen etkinliklerimiz, bu konuda güzel bir örnek oluşturuyor. AstraZeneca Türkiye’ye, etkinliğe gönüllü katılan tüm çalışanlarına ve ailelerine, Kartal Belediyesi’ne birlikte oluşturduğumuz fayda ve farkındalık için teşekkür ediyoruz. Vakfımız, sürdürülebilir yaşama katkı sağlamak isteyen herkesle iş birliğine daima hazırdır.” Kartal Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Dr. Dilek Kars da açıklamasında şunları söyledi: “Kartal Belediyesi olarak ‘Tabiata saygı, aklın vicdanıdır’ diyen Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çevre ve doğa ile ilgili bu güzel sözünü kendimize rehber ediniyoruz. İstanbul’un gözbebeği Aydos’ta yaptığımız bu etkinlikte sadece piknik yapanların arkalarında bıraktıkları çöpleri toplamakla yetinmeyip özellikle geri dönüştürülebilir atıklara da vurgu yapmayı istedik. Organik atıklar kompost haline getirilebilirken plastik, cam, metal, plastik poşet, kâğıt, karton gibi atıklar doğada çok uzun yıllar yok olmadan kalıyor. Bu nedenle bu atıkların toplanarak geri dönüştürülmesi sürdürülebilir bir çevre temizliği için büyük önem taşıyor. Kartal’da düzenlenen bu çöp toplama etkinliğinin özellikle çevre bilinci konusunda herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Cumhuriyetimizin 100. yaşını kutlarken çevre konusunda farkındalık yaratacak böylesi anlamlı bir etkinliğin Kartal’da düzenlenmesinden mutluluk duyuyorum. ÇEVKO Vakfı’na ve gönüllü olarak çevre temizliğine katkıda bulunan AstraZeneca Türkiye çalışanlarına da müdürlüğümüz ve Belediye Başkanımız Sayın Gökhan Yüksel adına teşekkür ediyorum.”

URALOĞLU, FSM KÖPRÜSÜ’NDE ASKI HALAT YENİLEME ÇALIŞMALARINI İNCELEDİ

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “120 personel ile 2023 yılında başlanan çalışmalarda şu ana kadar 120 çift askı halatının 112 çiftinin değişim işlemini tamamladık. Kalan 8 çifti de en kısa sürede değiştirerek tüm çalışmalarımızı 2024 yılı başında tamamlamayı hedefliyoruz. Önümüzdeki 80 yıl boyunca yeni bir kablo değişimine ihtiyaç kalmayacak” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde (FSM) Karayolu Genel Müdürlüğü eliyle yürütülen bakım çalışmalarını yerinde inceledi. İncelemeleri sonrası açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, günlük ortalama 240 bin araç ile dünyanın en yoğun trafiğini yaşayan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hizmete açıldığı 1988 yılından bu yana askı halatlarını ilk kez değiştirildiğini söyledi. Bakan Uraloğlu, bakım çalışmaları ile köprünün çok daha güvenli, konforlu ve uzun süreli hizmet vermesini sağladıklarını belirtti.

ÇALIŞMALAR TRAFİK YOĞUNLU OLUŞMAMASI İÇİN GECE YAPILIYOR

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, hayata geçirilen tüm projelerde yapıların güvenliği açısından bakım çalışmalarının aksatılmadan yapıldığına dikkati çeken Bakan Uraloğlu, “Maalesef bu tür çalışmalar sırasında işin doğası gereği ekstradan trafik yoğunluğu oluşabiliyor. Ama görüldüğü üzere trafik yoğunluğu açısından vatandaşlarımıza en az sıkıntı oluşturacak şekilde gece çalışması tercih ederek gece saat 00.00 ile sabah 5.30 saatleri arasında sadece bir şerit daraltması yaparak çalışıyoruz” dedi.

112 ÇİFT ASKI HALATI YENİLENDİ VE 8 ÇİFT ASKI HALATINDA ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR

Bakan Uraloğlu, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü halat değişimlerinin doğrudan depreme karşı güçlendirme amacıyla yapılmadığını ancak elbette deprem durumunda da köprünün eskisine göre çok daha güçlü ve dayanaklı olacağını ifade etti. 120 personel ile 2023 yılında başlanan çalışmalar kapsamında şu ana kadar 120 çift askı halatının 112 çiftinin değişim işlemini tamamladık diyen Bakan Uraloğlu, “Kalan 8 çifti de en kısa sürede değiştirerek tüm çalışmalarımızı 2024 yılı başında tamamlamayı hedefliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

KALICI RAHATLIK İÇİN GEÇİCİ SIKINTILARI GÖZE ALMAK ZORUNDAYIZ

Bakan Uraloğlu, bakım çalışmaları nedeniyle oluşan trafik yoğunluğu noktasında vatandaşlardan anlayış beklediğini ifade etti. Bakan Uraloğlu, “Köprünün bakım ve onarımını bugün yapmazsak her geçen gün, her geçen ay ve her gecikilen senenin bize bedeli çok daha ağır olur. Kalıcı rahatlık için geçici sıkıntıları mutlaka göze almak zorundayız. İstanbul trafiğindeki vatandaşlarımızın ufak aksamalar için sabır ve anlayış göstermelerini umuyoruz.” şeklinde konuştu.

İSTANBUL BOĞAZI ÜZERİNDEKİ SAĞLANAN 2 GEÇİŞ İMKÂNINI 3 YENİ PROJEYLE 5’E ÇIKARDIK

Bakan Uraloğlu, İstanbul Boğazı üzerinde yaşanan trafik yoğunluğunu azaltmak için hayata geçirilen dev projeleri de hatırlattı. Bakan Uraloğlu, “Yıllar boyunca İstanbul’un Asya ve Avrupa’daki iki yakasını birleştiren sadece 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü var iken, bugün; Avrasya Tüneli ve Marmaray ile İstanbul Boğazı’nın altından hem karayolu hem de demiryolu geçişi tesis ettik. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İstanbul Boğazı’nın üstünde üçüncü bir köprü daha inşa ettik. Asya ile Avrupa’yı İstanbul Boğazı noktasında 3 dev projeyle yeniden bağladık. Böylece İstanbul Boğazı üzerindeki Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü üzerinden sağlanan 2 geçiş imkânını 3 yeni projeyle 5’e çıkardık” dedi.

MARMARAY, AVRASYA TÜNELİ VE YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ İLE İSTANBUL’UN TIKANABİLECEK DAMARLARINI DAHA TIKANMADAN AÇMIŞ, BAYPAS ETMİŞ OLDUK

Bakan Uraloğlu, hayata geçirilen dev projelerin İstanbul’un trafik yoğunluğuna etkisini anlattı. Bakan Uraloğlu, “Marmaray’ı her gün ortalama 600 bin yolcu kullanıyor. Avrasya Tüneli’nden günde ortalama 65 bin, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden 148 bin araç geçiyor. Bu dev projelerin hayata geçmediğini ve bu geçişlerin sadece 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerine yöneldiğini, oluşacak trafik yoğunluğunu düşünün. Yani, aslında Marmaray, Avrasya Tüneli ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İstanbul’un tıkanabilecek damarlarını daha tıkanmadan açmış, baypas etmiş olduk.” açıklamasında bulundu.

ÖNÜMÜZDEKİ 80 YIL BOYUNCA YENİ BİR KABLO DEĞİŞİMİNE İHTİYAÇ KALMAYACAK

Bakan Uraloğlu, 2016 yılında Yavuz Sultan Selim Köprüsü açılana kadar FSM Köprüsü’nün yoğun ağır taşıt trafiğine maruz kaldığını ve bu durumun askı halatlarının yorulma ömrünü kısalttığını belirtti. Bakan Uraloğlu, yapılan halat değişimlerinden sonra ağır tonajlı araçların Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü kullandığı için önümüzdeki 80 yıl boyunca yeni bir kablo değişimine ihtiyaç kalmayacağı bilgisini paylaştı.

BİZİM SİYASETİMİZ HEP ESER VE HİZMET SİYASETİ OLMUŞTUR

Bakan Uraloğlu, İstanbul’un trafik yoğunluğunu azaltan dev projelerin hayata geçirilmesi noktasında karşı çıkanların olduğuna da dikkati çekti. Uraloğlu, “Bugün bu projelerin yapılmadığını düşündüğünüzde ortaya çıkacak yoğunluğu ve aksamaları hayal edebilirisiniz. Bizim siyasetimiz hep eser ve hizmet siyaseti olmuştur. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında ülkemizin her karış toprağına hizmetlerimizle mührümüzü vuruyoruz.” dedi.

BAKAN KACIR’DAN BÜYÜME TRENDİ İÇİN YÜKSEK TEKNOLOJİ VURGUSU

“BÖLGESİNDE GÜÇ SAHİBİ, DÜNYADA SÖZ SAHİBİ BİR TÜRKİYE İÇİN SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAŞTA OLMAK ÜZERE HER SEKTÖRDE DAHA FAZLA ÇALIŞIYORUZ. DÜŞÜK TEKNOLOJİLİ ÜRÜN İHRACATINA DAYALI YAPIDAN ADIM ADIM ORTA-YÜKSEK TEKNOLOJİLİ BİR ÜRETİM YAPISINA GEÇTİK.”

MESS TÖRENİNDEKİ ÖDÜLLER, DEPREM BÖLGESİNDEKİ KADINLARIN ELİNDEN

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından düzenlenen ‘İş Güvenliğinin Yıldızları Ödül Töreni’ Kuruçeşme’de yapıldı. Törene, katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin istikrarlı büyüme trendini sürdürmek için dijital dönüşümün en önemli başlıklardan biri olduğunu belirterek, “Bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi bir Türkiye için sanayi ve teknoloji başta olmak üzere her sektörde daha fazla çalışıyoruz. Düşük teknolojili ürün ihracatına dayalı yapıdan adım adım orta-yüksek teknolojili bir üretim yapısına geçtik.” dedi.

TÜRKİYE’DE 450 KURULUŞ İŞ SAĞLIĞI KONUSUNDA BELGELENDİRİLDİ

Bakan Kacır, “Geride bıraktığımız 21 yılda büyük bir sanayi ve teknoloji ekosistemi inşa ettik. Bu ekosistem ile Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji üssüne dönüştürmekte kararlıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok alanda büyük atılımlara imza attık. Teknoloji üreterek, alın teri dökerek Cumhuriyetimizin ikinci asrını ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak inşa ediyoruz. Tabi, bunları yaparken her zaman insan odaklı bir yaklaşım sergilemeye gayret ettik. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözünü şiar edindik. Türk Standartları Enstitümüz 2001 yılından bu yana gerçekleştirdiği belgelendirme ve standardizasyon çalışmaları ile ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi çalışmalarına öncülük ediyor. TS 18001 ile başlayıp TS EN ISO 45001 ile devam eden İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi çalışmalarında bugüne denk 450 kuruluşumuzu belgelendirdik. Ama hep birlikte bu sayıyı arttırmak için çalışmalıyız” şeklinde konuştu.

YÜKSEK TEKNOLOJİDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Bakan Kacır, “Bizler de ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken bu düsturu, bu anlayışı geleceğe taşımaya devam edeceğiz. İnsanımıza güvenli, emniyetli ve huzurlu bir çalışma iklimi oluşturacağız. Kıymetli Katılımcılar, ‘Tam Bağımsız Türkiye’ vizyonuyla, ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ hedeflerimiz istikametinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmalarımızla yeni teknolojileri geliştiren ülke idealimize adım adım yaklaşıyoruz. Bu doğrultuda; paradigma değişimlerini yakalayan, çağın gereklerini karşılayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi bir Türkiye için sanayi ve teknoloji başta olmak üzere her sektörde daha fazla çalışıyoruz. Düşük teknolojili ürün ihracatına dayalı yapıdan adım adım orta-yüksek teknolojili bir üretim yapısına geçtik. Sanayi ve teknoloji gelişim yolculuğumuz devam ederken, istikrarlı büyüme trendimizi sürdürmemiz için, dijital dönüşüm önemli kritik başlıklarımızdan biri. MESS’le yol arkadaşlığımız bu açıdan da oldukça kıymetli. Başarılı yürüyüşümüze en büyük örneklerden biri MEXT Teknoloji Merkezi. Sanayimizin dijital dönüşüm süreçlerine rehberlik etmek, dijital dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla kurulan MEXT Teknoloji Merkezi, firmalarımızın dijital dönüşüm yolculuğunun lokomotifi rolü üstleniyor. 10 binlerce kişiye dijital yetkinlikler kazandırıyor. Uluslararası heyetlerle bir araya geldiğimizde, dijital dönüşüm çalışmalarında MEXT’i ülkemizin gözde çalışmalarından örnek gösteriyoruz. Sanayimizin yeni teknolojileri benimsemesini MEXT’le hızlandırıyor, iş birliklerini MEXT’le artırıyor ve dijital dönüşüm vizyonumuzu MEXT’le geliştiriyoruz” dedi.

Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “MESS; 64 yıllık yolculuğuyla, ülkemiz çalışma hayatı içinde güzide bir yere sahip. Temsil ettiği 268 işveren üyesinde doğrudan 230 bin emekçimiz istihdam ediliyor. Dolaylı olarak ise istihdam edilen kişi sayısı 1 milyonun üzerinde. MESS, “Yeni nesil sendikacılık” anlayışıyla Türkiye’nin iş barışına önemli katkılar sunuyor. İşveren sendikası olarak MESS’in işçi sağlığına ve iş güvenliğine gösterdiği hassasiyet bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Çünkü işçi sağlığı ve iş güvenliğinin üç tarafı bulunuyor: İşveren, işçilerimiz ve elbette devlet” diye konuştu.

İŞ KAZALARININ YÜZDE 95’İ ÖNGÖRÜLEBİLİR VE ÖNLENEBİLİR

Ödül törenindeki konuşmasında, çalışma hayatını dönüştürürken yeni teknolojilerin İSG alanında özellikle kazaların önlenmesi için yeni imkanları da beraberinde getirdiğini vurgulayan MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, “Bilimin ve teknolojinin geldiği seviye itibarıyla iş kazalarının yüzde 95’i öngörülebilir ve önlenebilir. Sıfır iş kazası hedefine ulaşmak dijital çözümler ile artık daha kolaylaşıyor. İmalat sanayimizi üretimin ve çalışma hayatının dijital geleceğine hazırlamak için kurduğumuz MEXT Teknoloji Merkezimiz dijital İSG çalışmalarımızın da odağında yer alıyor. Bu merkezde en çok önem verdiğimiz konuların başında çalışma arkadaşlarımızın iş ortamındaki sağlığı ve güvenliği yer alıyor. Vazgeçilmez hedefimiz ise sıfır kaza çözüm sağlayıcılarla iş birliği içinde sunacağımız yeni dijital çözümlerle

PROGRAMIN ÖDÜLLERİ DEPREM BÖLGESİNDEKİ KADINLARIN ELİNDEN

Törene, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Lütfihak Alpkan da katıldı. Törende ayrıca deprem bölgesindeki kadınlar tarafından el emeğiyle yapılan ödüller Cumhuriyetin 100. yılına özel olarak sahiplerine verildi. 5 Kategoride Toplam 33 Ödül 5 kategoride 33 ödülün verildiği yarışmada, ödül almaya hak kazanan projeler iki aşamada belirlendi. Projeler ilk aşamada, alanında uzman kişilerden oluşan Teknik Komite tarafından ön elemeden geçti. İkinci aşamada ise halk oylaması ve jüri değerlendirmesiyle ile ödül sahipleri belirlendi. Cumhuriyetimizin 100. Yılı vesilesiyle, bugüne kadar en çok başvuru yapan ve ödül alan 6 MESS üyesi şirkete İSG 100. yıl özel ödülü verildi.

Uyumsoft “inovasyon şampiyonları” arasında yer aldı

 Türkiye İnnovation Week İnovaLİG 2023 ödülleri açıklandı. Türkiye’nin inovasyon liderlerinin seçildiği İnovaLİG 2023’te, Uyumsoft “İnovasyon Organizasyonu ve Kültürü” kategorisinde 1.’lik ödülünün sahibi oldu. Cumhuriyetimizin 100.’cü, TİM’in kuruluşunun 30.’cu ve Türkiye İnnovation Week’in 10.’sunun kutlandığı bu anlamlı senede, Uyumsoft’un birincilik ödülünü Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder aldı.

Ticaret Bakanlığı destekleriyle, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’in ev sahipliğinde, Haliç Kongre Merkezi’nde 24 Kasım 2023 tarihinde düzenlenen Türkiye İnnovation Week İnovaLİG Ödül Töreni’ne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, törende ödül alan Uyumsoft Yönetim Kurulu Mehmet Önder’in aralarında bulunduğu iş insanları ve davetliler  katıldı.

Toplamda 5 farklı kategoride yarışan, birbirinden farklı sektörlerde faaliyet gösteren 2500 firma arasından, Uyumsoft bu yıl “İnovasyon Organizasyonu ve Kültürü” kategorisindeki birincilik ödülü ile 3.’cü kez İnovaLİG liderleri arasındaki yerini aldı. Uyumsoft, 2017 yılında “İnovasyon Döngüsü” kategorisindeki üçüncülük ödülü ve 2022 yılında “İnovasyon Sonuçları” kategorisinde ikincilik ödülünü almıştı.

Türkiye İnovasyon Haftası İnovaLİG 2023 şampiyonları ödül töreninde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İnovaLİG şampiyonları başta olmak üzere ülkemizin üretimine, istihdamına ve ihracatına katkı yapan tüm firmalar ile gurur duyduğunu dile getirdi.

Birincilik ödülümüzü ülkemize ve milletimize hediye ediyoruz

 Uyumsoft ailesi adına duydukları mutluluğu ve gururu anlatan Uyumsoft Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Devletimize, Bakanlıklarımıza, TİM’e, jüriye ve bize bu ödülü layık gören herkese Uyumsoft ailem adına en kalbi duygularımla teşekkür ederim. Bugün aldığımız birincilik ödülümüzü, Cumhuriyetimizin 100. yılına, ülkemize ve milletimize hediye ediyoruz. Alın terimiz ve akıl terimiz, milletimize feda olsun. Uyumsoft ailesi adına, böyle bir günü birlikte yaşayabilmiş olmaktan dolayı çok mutluyuz ve gururluyuz. Bu motivasyon ile bundan sonraki başarılarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz. Bugüne kadar aldığımız ödüllerimizde, 27 yıldır Uyumsoft’a değer katan tüm çalışma arkadaşlarıma, müşterilerimize, iş ve çözüm ortaklarımıza çok teşekkür ederim. Hepimizin başarısını, yurtiçi ve yurtdışında yeni ödüller alarak birlikte taçlandırmaya devam edeceğiz.” dedi.

Uyumsoft geniş ürün ailesi ile hizmet veriyor

 Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ, 27.’ci yılında 100 binin üzerindeki yerli ve global müşterisinin uçtan uca dijital dönüşümünü sağlıyor. Uyumsoft A.Ş.’nin ürün ailesinde; LioX Kurumsal Kaynak Planlama (LioXERP, LioXHR, LioXCRM) ürün ailesi; Girus bulut tabanlı ticari yazılımlar (girusTİCARİ, girusCRM, girusHR, girusBORDRO ürün ailesi; e-Uyum (e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-SMM, e-Defter, e-İrsaliye ve diğer tüm e-Belgeler) uygulamaları, Banka Bakiyem, uyumYEDEK, uyumİYS dahil 30’u aşkın yazılım ürün ailesi çözümleri bulunuyor.

Trend Vision One’a eklenen yeni özellikler Güvenlik Operasyon Merkezi Ekiplerine Olay Başına İki Haftaya Kadar Zaman Kazandırıyor

İşletmeler, Trend Vision One platformuna yapılan son ekleme ile bulut güvenliği risklerini azaltıyor

Siber güvenlik alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Trend Micro, siber güvenlik platformuna yeni bulut tabanlı konteyner güvenliği özelliklerinin eklendiğini açıkladı. Platforma eklenen bu son özellik, güvenli dijital dönüşümü desteklemek için uçtan uca koruma, tespit ve müdahale sağlıyor.

Yeni özellikler, analistlerin olayları daha hızlı ve daha doğru bir şekilde önceliklendirmesini sağlayarak soruşturmaları basitleştiriyor ve her bir konteyner güvenlik olayı için harcanan süreyi iki haftaya kadar azaltıyor.*

ZUP Siber Güvenlik Yöneticisi Fernando Gadelha, “Hiçbir şey işle ilgili riskleri azaltmaktan daha önemli değil ve biz bunu siber tehdit tespit yeteneklerimizin verimliliğini artırarak yapıyoruz. Dürüst olmak gerekirse, konteynerler çalışmalarımızın yalnızca bir kısmını oluşturuyor. Büyük resimde bu, eğitim ve ekranlar arasında geçiş için daha az zaman harcanması ve iş dönüşümüne daha fazla zaman ve kaynak ayrılması anlamına geliyor” dedi.

Trend’in operasyon müdürü Kevin Simzer: “Modern işletmelerin, gelişen pazar taleplerinin yanı sıra geliştirmeyi hızlandırmak ve ölçeklendirmek için konteynerlere giderek daha fazla yöneldiğini görüyoruz, ancak bu gelişmeler bulut görünürlüğünün azalmasına ve yeni güvenlik açıklarına yol açabiliyor. Platformumuz, ekiplerin saldırı yüzeyinin geri kalanındaki riskleri yönetmek için güvendikleri konsol ve kullanıcı arayüzünün aynısını kullanarak bulut konteyner ortamlarındaki tehditlere karşı güvende kalmalarına ve müdahale etmelerine olanak tanıyor” dedi.

Trend Vision OneTM platformu, noktasal çözümlerle ilişkili maliyeti, güvenlik açıklarını ve idari yükü ortadan kaldıran kapsamlı, katmanlar arası yetenekler sunmak üzere tasarlandı. Trend Micro’nun konteyner güvenliğindeki en son yeniliği, tehdit tespitini, müdahalesini ve kontrol altına alınmasını hızlandırmak için güvenlik operasyon merkezine (SOC) benzersiz bir görünürlük getiriyor. Uzman bulut güvenliği ekipleri, konteynere alınmış uygulamaları koruyan ve kuruluşların bulut ortamlarının tüm potansiyelinden güvenli bir şekilde yararlanmasını sağlayan özel bir yaklaşımdan yararlanma fırsatı buluyor.

Dünyanın önde gelen bağımsız araştırma firmalarından Gartner’a göre, “Önceden izole edilmiş güvenlik yeteneklerinin entegre edilmesi, güvenlik iş akışlarını basitleştiriyor ve birden fazla aracın yönetilmesiyle ilgili karmaşıklığı azaltıyor, böylece güvenlik ortamına daha iyi görünürlük sağlıyor. Merkezi platform, güvenlik ve geliştirme ekipleri arasında daha iyi koordinasyon ve iletişim sağlayarak işbirliğini teşvik ediyor ve olayların daha verimli bir şekilde ele alınmasını sağlıyor. “**

Trend Vision One™ – Container Security çözümünün avantajları arasında şunlar yer alıyor:

  • Konsolide güvenlik: Kapsayıcı güvenliğini tümleşik bir platformda merkezileştirmek, güvenlik yönetimini kolaylaştırırken uç nokta, sunucu, iş yükü, kimlik, e-posta ve ağ dahil olmak üzere daha fazla yerel güvenlik katmanında kapsamlı ve ilişkili telemetri yoluyla benzeri görülmemiş bir görünürlük sağlıyor. Bu konsolide yaklaşım, güvenlik ekiplerinin tehditleri saldırı yaşam döngüsünün daha erken aşamalarında tespit ederek hızlı ve etkili bir şekilde kontrol altına almalarını sağlıyor. Platform yaklaşımı, güvenlik politikalarının kurum genelinde tutarlı bir şekilde izlenmesini ve uygulanmasına olanak tanıyor.
  • Optimize operasyonel verimlilik: Güvenlik Operasyon Merkezi ekiplerinin konteyner güvenlik operasyonları için harcadıkları zamanı büyük ölçüde azaltarak olay başına iki haftaya kadar tasarruf sağlıyor. Bu verimlilik artışı, kaynakları diğer kritik görevler için boşa çıkararak kuruluşların bulutta daha az riskle çalışmasını sağlıyor.
  • Tüm bulut ortamlarında tutarlılık: Güvenlik politikalarının yönetimini basitleştirerek ve olası güvenlik açıkları riskini en aza indirerek hem Kubernetes kümelerinde (çoklu bulut ve şirket içi) hem de Amazon ECS’de sorunsuz güvenlik yönetimi sağlıyor.
  • İleri düzey güvenlik: Amazon ECS ve Kubernetes’teki hataları bularak riski proaktif olarak azaltıyor. Konteynerleri derlemeden sonlandırmaya kadar güvence altına alan uçtan uca korumayı destekliyor ve konteyner yaşam döngüsü boyunca kesintisiz güvenlik sağlıyor.

BAKAN KACIR, YTAK’TAN YARARLANACAK STRATEJİK ÖNCELİKLİ ÜRÜN VE ALANLARI AÇIKLADI
BAKAN KACIR’DAN “YTAK” MESAJI: “YATIRIM, ÜRETİM, İSTİHDAM, İHRACAT”
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MEHMET FATİH KACIR, YTAK’TAN YARARLANACAK STRATEJİK ÖNCELİKLİ ÜRÜN VE ALANLARI AÇIKLADI
“TEKNOLOJİ VE STRATEJİ DEĞERLENDİRMESİ YAPACAĞIMIZ, 1 MİLYAR TL VE ÜZERİ DÜZEYDE YATIRIM PROJELERİ İÇİN 281 ÜRÜNDEN OLUŞAN STRATEJİK ÖNCELİKLİ ÜRÜN VE 261 BAŞLIKTAN OLUŞAN TEKNOLOJİ ALANLARI LİSTESİNİ YAYIMLADIK.”
“BU PROGRAM; YATIRIMCILARIMIZIN UZUN VADELİ VE UYGUN KOŞULLARDA YATIRIM KREDİSİNE ERİŞİMİNİ SAĞLAYACAK. YÜKSEK TEKNOLOJİ YATIRIMLARINI HIZLANDIRACAK. CARİ DENGE VE FİYAT İSTİKRARINA KATKI SAĞLAYACAK.”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) çerçevesinde 1 milyar TL ve üzeri düzeyde yatırım projeleri için 281 üründen oluşan Stratejik Öncelikli Ürün ve 261 başlıktan oluşan Teknoloji Alanları Listesinin yayımlandığını belirterek, “Bu program, Yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini sağlayacak. Yüksek teknoloji yatırımlarını hızlandıracak. Cari denge ve fiyat istikrarına katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın açıkladığı YTAK’ın ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sorumluluğundaki Stratejik Öncelikli Ürünler ve Teknoloji Alanları listesi Resmî Gazetede yayımlandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, verilere ilişkin X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti; “Yatırım, İstihdam, Üretim, İhracat Merkez Bankası, teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan, yıllık 100 milyar TL olmak üzere üç yılda 300 milyar TL limit tahsis edilmesi planlanan yeni Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programını duyurdu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, teknoloji ve strateji değerlendirmesi yapacağımız, 1 milyar TL ve üzeri düzeyde yatırım projeleri için 281 üründen oluşan Stratejik Öncelikli Ürün ve 261 başlıktan oluşan Teknoloji Alanları Listesini yayımladık. Bu program, yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini sağlayacak. Yüksek teknoloji yatırımlarını hızlandıracak. Cari denge ve fiyat istikrarına katkı sağlayacak. Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğumuzu güçlendirecek”
YTAK İLE SAĞLANAN AVANTAJLAR
Yatırım taahhütlü avans kredisi yeni uygulama çerçevesine göre; firmaların yatırım projeleri için alacakları Teknoloji/Strateji puanı dikkate alınarak, toplam yatırım tutarı en az 1 milyar Türk lirası olan yatırım projelerine aracı bankalar kanalıyla YTAK tahsis edebilecek. Azami 10 yıl vadeli olarak kullandırılacak kredilerin faiz oranı; Teknoloji/Strateji puanı, yatırım kapsamında yurtdışından sağlanan finansman oranı, finansal sağlamlık değerlendirmesine bağlı olarak yüzde 30 ile yüzde 15 aralığında belirlenecek.
Yeni YTAK programına yıllık 100 milyar Türk lirası limit tahsis edilmiştir. Program kapsamında 3 yıl boyunca toplam 300 milyar Türk lirası limit tahsis edilmesi bekleniyor.
RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI
Türk ekonomisinin yatırım, üretim, istihdam ve ihracatına katkı sağlayacak olan stratejik öncelikli ürünler ile kapsama giren teknoloji alanları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenerek, bugünkü Resmî Gazetede yayımlandı.

Ülkemizde Satış Yapan E-ihracatçıların Sayısı Son 3 Yılda Yüzde 400 Arttı

Bilişim dünyasının önde gelen etkinliklerinden biri olan Bilişim Zirvesi, kamu, bilişim, akademi ve iş dünyasının geniş katılımıyla Fişekhane’de Enigma temasıyla gerçekleşti. Yapay zekadan e-ihracata birçok konunun konuşulduğu etkinliğe Türkiye’nin ilk Türk teknoloji-lojistik şirketi ShipEntegra da destek verdi. İlgili bakanlık temsilcileri ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçinin katıldığı etkinlikte ShipEntegra CTO’su Mustafa Çolak, E-ihracatın önemi ve Yazılımın E-ihracata Katkısı panelinde yurt dışında global Pazar yerlerinde satış yapan e-ihracatçıların sayısının son 3 yılda yüzde 400 arttığına dikkat çekti.

1923’ten 2023’e 23 parantezinde 23. kez Fişekhane’de gerçekleştirilen Bilişim Zirvesi, Kamu, bilişim, akademi ve iş dünyasının geniş katılımıyla gerçekleşti.

“E-ihracatın önemi ve Yazılımın E-ihracata Katkısı” başlığı çerçevesinde konuşma yapan ShipEntegra CTO’su Mustafa Çolak, “ Son 3 yılda ülkemiz e-ihracat sektöründe hem pazar payı hem de markaların önemli yatırımları ile etkileyici bir performans gösterdi. Bu dönemde ülkemizde e-ihracatçıların sayısı yüzde 400 oranında artış gösterdi. Bu, ülkemizin dijitalleşme ve global pazarlara entegrasyon konusundaki kararlılığının bir göstergesidir. Gelişen teknolojiye uyum sağlayan iş dünyası, dünya genelindeki pazarlara erişim konusunda önemli adımlar atmıştır. Tüm bu avantajların yanı sıra ülkemiz sunduğu genç-dinamik nüfusuyla çeşitli üretim yetenekleriyle ve coğrafi avantajlarıyla e-ihracat pazarında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Yatırımların artması, teknolojik altyapının güçlenmesi ve girişimcilik ruhunun desteklenmesi Türkiye’nin dünya ekonomisindeki konumunu daha da güçlendirecektir” dedi.

Çin’deki ürün tedarik sorununun Türkiye’nin üretim avantajını ön plana çıkardığına değinen Çolak, “Bu nedenle özellikle son dönemde, global pazar yerlerinin Türkiye’ye olan ilgisi artmıştır. Bu pazar yerleri, Türk satıcıları kendi platformlarına dahil etmek için çeşitli reklam ve teşvik kampanyaları başlatmışlardır. Bu durum, Türk iş dünyasının dünya genelinde daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşma fırsatını daha da artırmıştır. Türkiye, bu zorlukları başarıyla aşarak küresel ticarette daha fazla rol oynamış ve uluslararası tedarik zincirinde önemli bir oyuncu haline gelmiştir. Ülkemizin esnek ve çeşitli üretim kapasitesi, dünya genelinde talep değişikliklerine hızlı bir şekilde uyum sağlamamıza olanak tanımaktadır. Türkiye’nin e-ihracat alanındaki başarısı sadece ekonomik büyüme açısından değil, aynı zamanda uluslararası ticaretteki etkileşim ve rekabet gücü açısından da büyük bir öneme sahiptir. Gelecekte de dijitalleşme ve küresel pazarlara entegrasyon konusundaki çabalarımızı sürdürerek, Türkiye’nin dünya ekonomisindeki etkin rolünü daha da güçlendireceğimize inanıyoruz” açıklamasında bulundu.

Dünyanın en büyük güneş tarlaları Şanlıurfa ekonomisini uçuracak

Şanlıurfa tamamlandığında dünyanın en büyük güneş tarlaları sayesinde ekonomik anlamda altın dönemini yaşayacak. Şehir, enerji ve tarım üssü konumuna yükseldiğinde dünya şehirleri arasına gireceğini belirten iş insanı Mehmet Mutlu, “Enerji yatırımlarının üzerine turizm yatırımları da eklenirse Şanlıurfa bölgenin yeni ekonomi üssü olabilir” dedi.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli en yüksek şehirlerinden biri olan Şanlıurfa, yılda 3 bin saatin üzerinde güneşlenme süresiyle güneş enerjisi üretiminde büyük potansiyel barındırıyor. Geçtiğimiz yıl açıklanan ve yazın adımların atıldığı Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki toplam kapasitesini yüzde 50 artıracak ve 5 gigavatlık güneş enerjisi tarlaları, 2-3 yıl içinde tamamlanası ile dünyanın en büyük güneş tarlası olacak. Böylece Şanlıurfa, enerji ve tarım üssü konumu ile hem ülke ekonomisine hem de Şanlıurfa’ya büyük katkı sağlayacak.

Şanlıurfa Türkiye’nin en önemli enerji şehirlerinden biri oluyor

Şanlıurfa’nın enerji potansiyeli, tarım ve diğer iş kollarının gelişmesine de imkân tanınacağını açıklayan Şanlıurfalı iş insanı Mehmet Mutlu, “Şehirde tarım ve hayvancılık faaliyetleri sonucu oluşan atıkların değerlendirilmesiyle biogaz tesisleri de kurulabilmesi ile Şanlıurfa Türkiye’nin en önemli enerji şehirlerinden biri konumuna gelecektir. Ayrıca, biogaz tesislerinin yan ürünü olan kompost, tarımda gübre olarak kullanılabilecek ve toprağın verimliliğini artıracaktır. Böylece, Şanlıurfa’nın tarım ürünleri hem kalite hem de miktar olarak artacaktır” dedi.

Şanlıurfa enerji ve tarım atılımları ile dünya şehirleri arasına girecektir

Şanlıurfa’nın, yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde hem kendi hem de ülkenin enerji ihtiyacını karşılayacağını ve enerji bağımlılığını azaltılmasında kilometre taşı olacağına inandığını belirten Mutlu, şehrin büyük potansiyeline inandığı için belediye başkanlığına aday adaylığını açıkladığını kaydederek, “Aynı zamanda, enerji üretimi, tarım ve diğer iş kollarının gelişmesine de katkı sağlamakta ve şehrin sosyo-ekonomik kalkınmasına destek olacaktır. Şanlıurfa’nın yenilenebilir enerji ve tarım sektörlerindeki liderliğini Türkiye’yi aşacağı hatta dünyanın önemli şehirleri arasına girecektir” ifadelerini kullandı.

Geliştirdiği projelerle tarım ve enerji alanındaki atılımları artırmak için çalışmalarını hızlandırdıklarını kaydeden aday adayı Mutlu, enerji yatırımlarının üzerine turizm yatırımları da eklenirse Şanlıurfa bölgenin yeni ekonomi üssü olabileceğini kaydetti.

Çalışanlarına yatırım yapan şirketler kazanıyorHappy Workplaces Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri ödül töreni, Hilton Bosphorus İstanbul’da 400’ün üzerinde üst düzey yönetici ve profesyonelin katılımıyla gerçekleştirildi. Törenin açış konuşmasını yapan Happy Workplaces MENA Bölge Müdürü Prof. Dr. Türker Bas, çalışan mutluluğu ve finansal başarı arasındaki ilgi çekici bağlantıyı vurgulayarak, çalışanlarına yatırım yapan şirketlerin BIST30 endeksindeki şirketler arasında iki kat daha yüksek performans gösterdiklerine dikkat çekti.Happy Workplaces Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri ödül töreninde, Happy Place to Work tarafından düzenlenen anketler sonucunda, Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Listesi’ne giren şirketlerin, piyasadaki finansal performansları üzerine dikkat çekici veriler paylaşıldı.Çalışanlarına yatırım yapan şirketler BIST30’da iki kat yüksek performans gösteriyorAnalize göre, Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Listesi’ndeki ve BIST’te işlem gören Happy Workplaces şirketlerinin son altı aydaki performansı, BIST 30 endeksine dahil şirketlerin performansıyla karşılaştırıldı. Bu karşılaştırmada, En Mutlu İşyerleri Listesi’ndeki şirketlere yapılan 100 TL’lik yatırımın, altı ay içinde 161 TL’ye yükseldiği belirtildi. Öte yandan, BIST30 endeksindeki şirketlere aynı miktarda yapılan yatırımın 68 TL kazanç sağladığı gözlendi. Prof. Dr. Türker Bas, bu verilere dayalı olarak çalışanlarına yatırım yapan şirketlerin BIST30 şirketlerinden iki kat daha yüksek performans gösterdiklerine dikkat çekti. Şirketlerin çalışan mutluluğuna verdiği önemin, sadece iş yerindeki atmosferi değil, aynı zamanda şirketin finansal performansını da olumlu yönde etkileyebileceğini vurguladı. Bu verilerin, şirketlerin insan kaynakları stratejilerini ve iş yaklaşımlarını değerlendirmede önemli bir rol oynayabileceği belirtilen Prof. Dr. Bas, bu tür analizlerin, yatırım tavsiyesi olarak değil, çalışan mutluluğu ve iş performansı arasındaki ilişkiyi anlamak için bir araç olarak kullanılmasını önerdi.“İnsan odaklı yönetim stratejisi belirleyen kurumların yanındayız”Happy Place to Work iş geliştirme ortağı HiDoctor’un CEO’su Ahmet Bal, yaptığı konuşmasında; akıl sağlığının iş hayatı üzerindeki derin etkisine dikkat çekerek, “çalışan esenliği adına yapılmayan ne kaldı?” sorusuna yanıt olarak burada olduklarını söyledi.Ahmet Bal, “Şimdi iş yeri odaklı sorunları çözmenin, çalışma ortamını iyileştirmenin ötesine geçmenin zamanı. Buradaki her kurumun zaten bu aşamayı geçtiğini biliyorum. Kurumların çalışanları için, psikolojik destek başta olmak üzere kişisellestirilmiş bütüncül esenlik hizmetlerine kolaylıkla ulaşabilmesini sağlayarak, daha mutlu ve başarılı bir gelecek için çalışma zamanı” diyerek insan odaklı yönetim stratejisi belirleyen kurumların yanında olacaklarını ifade etti.

BAE’de MENA’nın En Büyük Hackathon’u: Web3’ü Geliştiren Buluşlarıyla Üç Kazanan

Dünyanın en büyük üçüncü kripto borsası olan Bybit, Dubai’de Web3 yeniliğini güçlendiren çığır açan bir hackathon’u başarıyla tamamlamak için DMCC Crypto Center ile ortaklık kurdu.

Bybit ve DMCC arasında Dubai’de Crypto ve Web3’ün kitlesel benimsenmesini teşvik etmek amacıyla Haziran ayında açıklanan işbirlikçi çaba, MENA bölgesindeki en büyük hackathon ile sonuçlandı. Bahse konu ortaklıkta bir dönüm noktası olan etkinlikte, Web3 ekosistemi içinde kripto inovasyonunu ilerletmeye adanmış 110.000 USD tutarında bir ödül havuzu yer aldı.
On öncü ekip, hackathon’un son aşamasında GameFi, merkezi olmayan finans (DeFi), Web3 altyapısı, Web3 eğitimi için NFT’ler ve sürdürülebilir blockchain çözümleri dahil olmak üzere çeşitli blockchain alanlarındaki çığır açan yeniliklerini sergiledi. Yarışma, en üst sıralarda yer alan üç öne çıkan projeyle sonuçlandı.
Kazananlar aşağıdaki gibidir:
Evai.io
BAE’deki bu yılki Crypto Innovation Challenge hackaton’unun birincisi, Crypto, DeFi ve NFT’ler gibi gelişmekte olan varlık sınıflarının değerlendirilmesinde devrim yaratan öncü bir çözüm olan Evai.io’dur. Evai.io hakemli finansal araştırmaları en son makine öğrenimi modellemesiyle birleştirerek tarafsız varlık değerlendirmesi sağlar. 2019 yılında kurulan şirket, günlük simülasyonları denetleyen UK’de yaşayan profesörlerin rehberliğinde gelişen tahmin yeteneklerine sahiptir. Uygulamanın derecelendirmeleri ve sinyalleri portföy yönetimine, alım-satım botlarına ve API’lere yardımcı olur. Birleşik Krallık hükümeti ve kurumları tarafından tanınan bu program, daha geniş varlıklara uyum sağlıyor ve web seminerleri, kurslar ve sektör raporları aracılığıyla içgörüler sunuyor.
Pravica
Hackathon’un ikinci kazananı Pravica, son teknoloji ürünü eşler arası Web3.0 mesajlaşma ve değer aktarımı altyapısını tanıtıyor. Yenilikçi modelleri, çeşitli blockchain ağları arasında güvenli mesajlaşmayı sağlayarak güvenilir iletişim için yeni bir standart belirliyor. Pravica’nın merkezi olmayan, açık kaynaklı mesajlaşma platformu, gizliliğe ve şeffaflığa öncelik vererek güvenilir dijital konuşmalara olanak tanır. Güçlü kriptografik şifreleme ve DID’ler ve cüzdan anahtarları gibi benzersiz kullanıcı kimlik doğrulama yöntemleriyle Pravica, eşsiz güvenliği garanti ederek kullanıcılara gerçekten özel ve korumalı bir alanda iletişim kurarken tam bir gönül rahatlığı sunar.
Timeswap
Timeswap, hackathon’un üçüncü kazananı, DeFi içindeki ilk tamamen merkezi olmayan borç verme ve borç alma protokolünü tanıtan çığır açıcı bir konsepti sunuyor. Yenilikçi 3 değişkenli bir AMM tarafından desteklenen Timeswap, herhangi bir kripto varlık için izinsiz ödünç verme ve borç almayı kolaylaştırarak DeFi alanında devrim yaratıyor. Tıpkı Uniswap’in izin gerektirmeyen borsa devrimi gibi, Timeswap, izin gerektirmeyen borç verme ve borç alma işlemlerinde benzersiz 3 değişkenli AMM modellerinden yararlanarak öncülük ediyor. Bu öncü yaklaşım, DeFi’de önemli bir ilerlemeyi işaret ederek kripto alanında çeşitli borç verme ve borç alma fırsatları için kapılar açıyor.
Bybit’in Kurucu Ortak ve CEO’su Ben Zhou, hackathon’un sonuçlarına duyduğu heyecanı şu sözlerle ifade etti: “DMCC ile işbirliği içinde gerçekleşen canlı hackathon, bölgedeki olağanüstü teknoloji yeteneklerini sergiledi ve bölgedeki dikkate değer inovasyon potansiyelini ortaya koydu. DMCC ve Crypto Centre üyeleriyle gelecek projelerde devam eden işbirliğimizden heyecan duyuyoruz.”
Bybit, küresel ölçekte Web3 yeteneklerini geliştirmenin ön saflarında yer alarak, dünya genelinde bireylere bu evrilen ekosistemde yol alabilme becerileri ile güç veriyor. Bu denli anlamlı bir hackaton’un, ilk defa, Arap ülkelerinden biri olan Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenmesi tesadüf değildir. Birleşik Arap Emirlikleri, inovasyon konusunda bir ışık olarak durmakta ve devrim niteliğindeki girişimlere sürekli öncülük etmektedir. Öncü girişimleri kucaklayan bir topluluk olarak, Bybit, özellikle gençlerin mükemmeliyeti arayışlarında ve keşfedilmemiş bölgelere yönelik keşiflerinde BAE topluluğunu destekleme ve donatma taahhüdünde kararlıdır.
Bybit ve DMCC’nin işbirliği, yeni kripto tabanlı iş modellerini güçlendirmeyi amaçlıyor; Bybit, DMCC Kripto Merkezi’nde varlığını kuran işletmelere toplam 500.000 AED (136.000 USD) tutarında önemli mali destek sunuyor. Ek olarak Bybit, merkezin listeleme ortağı olarak hizmet veriyor ve dijital varlıkları küresel ölçekte listelemek isteyen kripto para birimi firmalarına özel destek sağlıyor.

İnşaat 6 Aydır Pozitif Konumda Seyrediyor

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), her ay merakla beklenen inşaat ile bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durum ile beklenen gelişmeleri gösteren “Hazır Beton Endeksi” 2023 Ekim Ayı Raporu’nu açıkladı. Faaliyet Endeksi mayıs ayından sonra geçen 6 aylık süre zarfında eşik değerin üstünde kalmayı başarmıştır. Hem Beklenti hem de Güven endeksleri yukarı yönlü hareket etmesine rağmen Güven Endeksi tam eşik değerde iken, Beklenti Endeksi eşik değerin hemen altında kalmıştır. Endeks değerlerinin tamamında görülen artış sonrasında ise Hazır Beton Endeksi eşik değerin üstüne çıkmıştır.

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye’de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir.

Hazır Beton Endeksi 2023 Ekim Ayı Raporu’na göre, Faaliyet Endeksi mayıs ayından sonra geçen 6 aylık süre zarfında eşik değerin üstünde pozitif tarafta kalmayı başarmış görünmektedir. Önceki dönemlerle kıyaslandığında söz konusu 6 ay oldukça uzun bir süredir. Hem Beklenti hem de Güven endeksleri yukarı yönlü hareket etmesine rağmen Güven Endeksi tam eşik değerde, Beklenti Endeksi ise eşik değerin hemen altında kalmıştır. Özellikle Beklenti Endeksi’nin 4 aydır düşük seyretmesi Faaliyetteki hareketin devam etmesini zorlaştıracak bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Endeks değerlerinin tamamında görülen artış sonrasında Hazır Beton Endeksi eşik değerin üstüne çıkmıştır.

Geride bıraktığımız ekim ayında tüm endeksler geçen yılın aynı ayına göre yükselmiştir. En fazla yükseliş Güven, en az artış ise Faaliyet Endeksi’nde olmuştur.

Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Faaliyet Endeksi mayıs ayından sonra geçen 6 aylık süre zarfında eşik değerin üstünde pozitif tarafta kalmayı başardığını ifade ederken, Endeks değerlerinin tamamında görülen artış sonrasında Hazır Beton Endeksi eşik değerin üstüne çıkmıştır.” dedi.

Türkiye ekonomisi ve inşaat sektörüne yönelik değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, “Ocak ayında özellikle kamu bankaları tarafından verilmeye başlanan “İlk Evim” konut kredisi ve sonrasında şubat ayında BDDK’nın konut alımında azami kredi tutarı güncellemesi sonrasında konut kredileri hareketlenmiştir. Bununla birlikte ağustos ayından itibaren uygulamaya konulan ve talebi kısma amaçlı politikalar ile yükselen faiz son 3 aydır konut kredisine olan talebi aşağı çekmeye devam etmektedir. Nitekim açıklanan ekim ayı konut satış rakamlarında ipotekli satışların payı %5,9’a gerilemiştir. Son 10 aydaki ipotekli satışlardaki azalma, geçen yıla kıyasla %31 olmuştur. Hem ekim ayına hem de yılın on aylık bölümüne toplam olarak bakıldığında, ilk ve ikinci el konut satış rakamlarındaki performansın aşağı yönlü hareket ettiği görülecektir. ” dedi.

TCLGreen Sürdürülebilir Sanat Yapıtı, prestijli Red Dot Tasarım Ödülü’nü kazandı Dünyanın önde gelen akıllı teknoloji şirketlerinden TCL’in dünyaca ünlü sanatçı Kevin Chu ile iş birliği yaparak oluşturduğu yenilikçi sürdürülebilir sanat yapıtı #TCLGreen, saygın “Markalar ve İletişim Tasarımı 2023 için Red Dot Tasarım Ödülü”ne layık görüldü. Aldıkları ödül hakkında açıklamada bulunan TCL X-Lab Tasarım İnovasyon Merkezi Başkanı Tiago Abreu, “İyi tasarımımız ve yaratıcılığımızla dünyanın en büyük tasarım yarışmalarından birinde ödüle layık görülmekten büyük heyecan duyuyoruz. TCLGreen heykeli, sanat ve teknolojinin mükemmelliğe ilham verme ve etki yaratma konusundaki birleşik gücünün mükemmel bir vitrinidir. Büyümeyi ve gezegenimizin tüm kaynaklarının değerini bilmeyi simgeleyen bu yapıt, herkes için daha yeşil bir gezegeni destekleme kararlılığımızı göstermektedir.” dedi. İlk olarak küresel #TCLGreen kampanyasıyla birlikte tanıtılan TCLGreen heykeli, TCL’in ÇSY (çevresel, sosyal, yönetişim) hikâyesini ve sürdürülebilir kalkınma yolculuğunu temsil ediyor. TCL tarafından tedarik edilen 1.000’den fazla geri dönüştürülmüş ve atılmış elektronik devre kartından yapılan heykel, çim yapraklarından ilham alıyor. Bu yapıt elektronik ürünlerin geri dönüşümünün temel zorluğunu gösterirken sürdürülebilir fiziksel sanat, etkileşimli sanat, metaverse sanat ve yapay zekâ unsurlarını birleştirerek gerçek anlamda sürükleyici bir deneyim sunuyor. Bu yılın başlarında TCLGreen heykeli, Döngüsel Ekonomi ve Yenilebilir Tasarım Kategorisi’nin tek kazananı olarak Altın A’ Tasarım Ödülü’nün de sahibi olmuştu. Bu ödülden önce de bu yapıtın bir kısmı Las Vegas’taki CES 2023’te ve Milano Tasarım Haftası’nda ziyaretçilere sürdürülebilir bir yaşam tarzına giden yolda ilham vermek için sergilenmişti. Eylül ayında düzenlenen IFA 2023’te ise eser kısmen video, ses ve ışığı bir araya getirerek birçok duyuya hitap eden bir serginin parçası olarak sergilenmişti. TCLGreen resmi olarak 2022 yılında başlatılmış olsa da sürdürülebilirlik çalışmaları uzun zamandır TCL’in öncelikleri arasında yer alıyor. Küresel bir teknoloji şirketi olarak TCL; ürünleri, üretimi, tedarik zinciri ve kültürü genelinde inovasyonu, yeşil teknolojiyi ve temiz enerji çözümlerini kullanıyor. Şirket hafif, kirliliğe yol açmayan, yenilenebilir ve sürdürülebilir ambalaj malzemeleri kullanmanın yanı sıra titiz AR-GE çalışmalarıyla her ürününü mümkün olduğunca çevre dostu olacak şekilde tasarlıyor. Böylelikle çevreyi korumak ve tüketicilerin tasarruf etmesine yardımcı olmak amacıyla pratiklik, dayanıklılık ve verimlilik sunuyor. TCL Industries, geçtiğimiz ay Dünya Yeşil Tasarım Organizasyonu tarafından da seçkin Yeşil Tasarım Uluslararası Katkı Ödülü’ne layık görülmüştü. Üretim açısından TCL, kirliliği azaltmak, enerji tüketimini optimize etmek ve süreç boyunca sera gazını yönetmek için çeşitli etkili prosedürler uyguluyor. Şirket özellikle 2025 yılına kadar sera gazı emisyonlarının yanı sıra su, elektrik, doğal gaz ve EPS tüketimini azaltmak için önemli taahhütlerde bulunuyor. TCL ayrıca Temmuz 2023’te yayımladığı Karbon Nötrlüğü Beyan Belgesi’nde, 2030’dan önce karbondioksit emisyonlarını en aza indirme ve 2050 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşma hedeflerini de resmi olarak ilan etmişti. Ayrıca TCL, daha sürdürülebilir bir tedarik zinciri ve kültürü oluşturmak için tedarikçilerini ve çalışanlarını aktif olarak süreçlere dâhil ediyor. Geçtiğimiz yıl şirket, dâhilî çevre koruma gereksinimlerini güncelledi ve tedarikçileriyle birlikte halojensiz bir teknik standart sistemi başlattı. Bu sayede TCL’in akıllı telefonlarının çoğu için halojensiz malzeme listesi oluşturuldu. TCL ayrıca ABD’de America Recycles Pledge kapsamında Çevre Koruma Ajansı (EPA) ile çalışmasının yanı sıra eyalet kurumları, yerel topluluklar ile ileri geri dönüşüm ve eğitim programlarını geliştirmek için de çalışıyor. Sürdürülebilirliğe olan güçlü bağlılığı nedeniyle şirket, EPA’nın yıllık Sürdürülebilir Malzeme Yönetimi Elektronik Yarışması’nda dört yıl üst üste Altın Seviye Ödülü’nü kazandı ve 2021’de ilk kez Özel Sürdürülebilirlik Liderliği Ödülü’nü aldı. Altmış yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Red Dot Tasarım Ödülü, bugün dünya çapında iyi tasarım için en çok aranan kalite işaretlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ödüllü bir proje olan TCLGreen sanat yapıtı, Red Dot web sitesinde ve yüz yüze yapılacak diğer sergilerde küresel çapta daha geniş bir izleyici kitlesine sunulacak ve böylelikle TCL’in olağanüstü yaratıcılığı ve yeşil taahhütlerini temas noktalarına aktarmadaki güçlü iletişimi de sergilenecek.

Panasonic Projektörler İngiltere’nin İlk Sürükleyici Karting Deneyimini Sunmak İçin Kullanıldı

Manchester’daki Chaos Karts, Panasonic’in 20.000 lümen PT-MZ20 Serisi LCD projektörlerini kullanarak oyuncuları canlı aksiyon video oyun deneyiminin merkezine yerleştiriyor.Panasonic Connect Europe’un LCD lazer projektörleri, Birleşik Krallık’ın türünün ilk örneği olan interaktif eğlence mekanında oyun ve go-kart’ı birleştirerek Manchester’ın merkezindeki Chaos Karts’a kuruldu. Alanda bulunan toplam 23 Panasonic PT-MZ20 Serisi LCD SOLID SHINE lazer projektör, oyuncuları rakiplerle yarışmak için sanal bir video oyununa sokuyor.The Ents Inc tarafından tasarlanan Chaos Karts, oyuncuların dijital olarak yansıtılan bir dünyada sonsuz potansiyele sahip pistin etrafında lastik yaktığı,  araçlarının sanal pistle etkileşime girdiği ve rakip oyuncuların kendi yollarına “fırlatabileceği” pek çok zorluk çıkardığı yenilikçi bir deneyim olarak öne çıkıyor. Panasonic projektörler, gerçekten ilgi çekici ve sürükleyici bir canlı aksiyon video oyunu deneyimi için pistlerin görüntülerini ve her oyuncunun kullanılabileceği sanal güçlendirmeleri ve silahları yansıtmak için kullanılıyor.Uzun Süreli Parlaklık ve GüvenilirlikPT-MZ20 Serisi, Panasonic’in 20.000 lm’ye kadar parlaklığın yanı sıra WUXGA çözünürlüğü ve yüksek kaliteli projeksiyon sağlayan SOLID SHINE teknolojisi sunan en küçük, en hafif ve en parlak LCD lazer projektörü olma özelliğine sahip. Panasonic’in bu serisi, bir yıl sürecek deneyimi sunmak için projeksiyonların sürekli kullanılmasını ve bu sırada minimum bakım gerektiren Chaos Karts’ın ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılıyor.Sadece 23 kg ağırlığında olan ve toz geçirmez yapısı, uzun ömürlü eko filtresi ve özel Sıvı Soğutma Sistemi sayesinde 20.000 saat bakım gerektirmeden çalışabilen PT-MZ20 Serisi, sürükleyici deneyim mekanları için kritik olan sınıfında lider güvenilirlik ve kurulum esnekliği sunuyor.Panasonic Oyunlaştırmada Lider  Panasonic Connect Europe Görsel Sistem Çözümleri Avrupa Pazarlama Müdürü Hartmut Kulessa, konuyla ilgili şunları söyledi: “Eğlence sektöründeki sürükleyici ve oyunlaştırılan deneyimler hızla artıyor. Panasonic olarak da bu mekanların ihtiyaçları için özel olarak tasarlanmış bir projektör serimizi sunuyoruz. Sektörün ihtiyaçlarının başında projektör güvenilirliği ve kaliteli görseller geliyor. Panasonic olarak bir deneyimin planlanmasına ve tasarlanmasına yardımcı olabilecek ekiplerimiz ve yüksek kaliteli, güvenilir görsel projeksiyonlarımızın yanı sıra katılımcıları yeni dünyalara taşıyan projektörlerimizle bu gelişmelerin ön saflarında yer alıyoruz.”

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

Depremin doğasını anlayan sismik teknolojilere ihtiyaç var, Bankacılıkta sadece dijital olmak yetmiyor

Depremin doğasını anlayan sismik teknolojilere ihtiyaç var Büyük ölçekli depremlerle defalarca ağır yıkımlar yaşayan Türkiye’de …