
Çiftçilik belgesi nedir ve 3 adımda nasıl alınır?
Tarımsal üretime adım atmak ve devlet desteklerinden faydalanmak isteyen yatırımcıların, devlet nezdinde resmi bir üretici olduğunu kanıtlayan “çiftçilik belgesini” almaları gerekiyor. Bu belge, toprağınızı işletirken size mazot, gübre ve hibe destekleri gibi avantajların kapısını aralayan en kritik yasal evraktır.
Tarımsal üretimde yasal bir kimlik kazanmak ve devletin sunduğu mali teşviklerden faydalanmak isteyenlerin çiftçilik belgesini alması gerektiğinin altını çizen İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları söyledi:
“İster kendi tapulu arazinizde, ister kiraladığınız bir tarlada üretim yapıyor olun, yasal kayıt sistemine dahil olmak tarımsal yatırımınızın güvenliğini sağlayan önemli bir teminattır. Gerekli harçları yatırıp, resmi evrakları hazırlayarak ve Ziraat Odaları ile koordineli çalışarak, çiftçilik belgesini almayı hızlıca tamamlayabilirsiniz. Böylece, arazinizden ve devlet desteklerinden maksimum fayda elde etmeye başlayabilirsiniz.” dedi.
Çiftçilik belgesine başvuru yapma ve belgeyi almanın adımları nelerdir?
Tarımsal veya hayvansal üretimin yapıldığını resmi olarak gösteren çiftçilik belgesini almanın adımlarını anlatan İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları kaydetti.
1-Hukuki açıdan çiftçilik belgesi nedir ve nasıl alınır:
Tarım arazisi satın alarak üretime geçmek isteyenlerin karşısına “çiftçilik belgesi” alınması çıkmaktadır. Çiftçilik belgesi, kişinin tarımsal veya hayvansal üretimle aktif olarak uğraştığını resmi olarak kanıtlayan ve Ziraat Odaları tarafından verilen yasal bir kimlik evrakıdır. Bu belge sayesinde, üreticiler tarımsal faaliyetlerini, devletin kayıt altına aldığı Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) yasal olarak entegre edebilirler. Doğru bir planlama ile çiftçilik belgesi sayesinde tarımsal kredilerin yolu da açılacaktır. Devletin sağladığı uygun faizli krediler, Devlet Destekli Tarım Sigortaları (TARSİM) prim destekleri ve hibe programları, sadece bu resmi belgeye sahip olan üreticilere verilmektedir. Dolayısıyla, tarıma yatırım yapmayı planlıyorsanız, çiftçilik belgesini almanız gereklidir. Bu resmi evrak olmadan ürettiğiniz mahsulleri, tüccarlara, hal kayıt sistemine veya kurumsal fabrikalara faturalı olarak satmanız da hukuken ve ticari olarak oldukça zordur.
2-Ziraat Odası başvurusu ile çiftçilik belgesi nasıl alınır:
İlk adım olarak, arazinizin bağlı bulunduğu ilçedeki Ziraat Odası’na şahsen başvuru yapılarak üye olunması gereklidir. Ziraat Odası tarafından, nüfus cüzdanı fotokopisi, muhtarlıktan onaylı çiftçi kütük belgesi, tapu fotokopisi veya resmi kira sözleşmesi gibi temel evraklar talep edecektir. Tüm evraklar teslim edildiğinde, çiftçilik belgesi almak için sürecin önemli bir aşaması gerçekleşmiştir. Ziraat Odası’na kayıt olduktan sonra kurumdan aldığınız çiftçilik belgesi ile birlikte, İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine giderek Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)’ya bizzat kaydınızı oluşturmanız gerekmektedir.
3-e-Devlet üzerinden Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Belgesi sorgulaması yapılıyor:
Gelişen teknolojiyle birlikte, halihazırda Ziraat Odası kaydı bulunan ve ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi)’ne aktif olarak dahil olan üreticiler için çiftçilik belgesi işlemleri tamamen dijitalleşmiş olacaktır. İlk defa sisteme kayıt olacakların kurumlara bizzat gitmesi gerekse de, mevcut kayıtlı çiftçiler e-Devlet kapısı üzerinden “Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Belgesi” sorgulaması yaparak, güncel evraklarını saniyeler içinde indirebiliyorlar. Bu dijital kolaylık, her yıl yapılması gereken evrak yenileme işlemlerinde vatandaşları ciddi bir iş süreci zahmetinden kurtarmaktadır. Örneğin, sıfır traktör alımı, devlet destekli kredi başvurusu veya indirimli tarımsal sulama abonelikleri gibi işlemlerde, ilgili kurumlar, karekodlu e-Devlet belgesini anında resmi evrak olarak kabul etmektedir. Resmi kayıtların dijitalde olması iş süreçlerini hızlandırmaktadır.
Sabiha Gökçen’den Costa Blanca’ya direkt bağlantı başladı
İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, Pegasus Hava Yolları’nın İspanya’nın önemli turizm merkezlerinden Alicante’ye başlattığı direkt seferlerle Avrupa uçuş ağını genişletmeye devam ediyor. ISG’nin İspanya’daki 5. uçuş noktası olacak Alicante hattı ile yolcular, İspanya’nın Akdeniz kıyısındaki en önemli destinasyonlarından Costa Blanca bölgesine doğrudan ulaşım imkânına kavuşacak.
Pegasus Hava Yolları tarafından İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ile Alicante–Elche Miguel Hernández Havalimanı arasında haftada 4 frekans olarak gerçekleştirilecek direkt uçuşlar, Türkiye ile İspanya arasındaki hava ulaşımı alternatiflerini artırırken, iki ülke arasındaki turizm ve ticari bağların güçlenmesine de katkı sağlayacak.
Yaklaşık 4 saat 10 dakika sürecek uçuşlarla Alicante, İstanbul’dan doğrudan erişilebilen yeni bir Akdeniz destinasyonu olarak yolcuların hizmetine sunulacak.
PİAPİRİ’DEN YAPAY ZEKA DESTEKLİ YATIRIM ASİSTANI “PİRİ AI”
ÜNLÜ & Co’nun fintech girişimi Piapiri, yatırımcıların şirketlere ilişkin haber, finansal veriler, raporlar gibi bilgileri tek ekranda analiz etmelerine imkan veren yapay zeka destekli yatırım asistanı Piri AI’ı kullanıma sundu.
Piri AI; haber analizi, temel analiz ve rakip analizi gibi yatırım karar süreçlerinde önemli rol oynayan farklı veri setlerini tek ekranda bir araya getirerek yatırımcılara daha bütüncül bir analiz deneyimi sunuyor. Kullanıcılar, ilgilendikleri hisselere ilişkin güncel haber yorumlarına, şirketlerin finansal performanslarına ve rakip karşılaştırmalarına tek ekrandan ulaşabiliyor.
Dağınık veriyi tek noktada toplayan analiz deneyimi
Yatırımcıların farklı kaynaklardan bilgi toplamak için harcadığı zamanı azaltmayı hedefleyen Piri AI, karmaşık piyasa verilerini sadeleştirerek daha anlaşılır hale getiriyor. Yapay zeka desteğiyle çalışan sistem; şirketlere ilişkin haber akışlarını analiz ediyor, bilanço ve finansal tablo verilerini değerlendiriyor, şirketlerin rakipleriyle karşılaştırmalı performanslarına ilişkin özet bilgiler sunuyor.
Bu sayede yatırımcılar, ilgilendikleri şirketlere dair farklı kaynaklardan topladıkları verileri tek ekranda takip edebiliyor; bilgi yoğunluğunu daha etkin yöneterek yatırım karar süreçlerini daha güçlü bir bilgi zemini üzerinde şekillendirebiliyor.
DOĞRU ANALİZLE BEREKETLİ HASADA
Haziran ayında ekim hazırlıklarını sürdüren üreticiler ve hobi bahçıvanları için toprağın ve sulama suyunun özelliklerini bilmek, sürdürülebilir bir tarımın ilk adımı sayılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ bünyesinde hizmet veren AR-GE Laboratuvarı, Tarım ve Orman Bakanlığı yetkisi ve TÜRKAK akreditasyonuyla Türkiye’nin dört bir yanındaki üreticilere rehberlik ediyor.
“Numunemi toprağın hangi derinliğinden, kaç kilogram almalıyım, sulama suyum ekeceğim ürün için güvenli mi, analiz raporunu ne zaman teslim alabilirim ve ücretlendirme nasıl yapılıyor?” Yazlık sebze, meyve ekimlerine ve peyzaj uygulamalarına devam eden kullanıcılar, ekim öncesinde en çok bu soruların yanıtını arıyor. İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ AR-GE Laboratuvarı, bu sorulara uluslararası standartlarda analiz kalitesiyle yanıt vererek yol gösteriyor. Numunelerinin doğru derinlikten, doğru miktarda ve uygun paketlemeyle alınması analizin doğruluğu için büyük önem taşıyor. Kullanıcılar, numune alma rehberlerine, gerekli sözleşmelere ve formlara agac.istanbul web sitesi üzerinden kolayca erişebiliyor.
Vatandaş Soruyor, AR-GE Laboratuvarı Analiz Ediyor
Laboratuvarda bireysel kullanıcılardan hobi bahçıvanlarına, çiftçilerden büyük ölçekli şirketlere kadar herkes için Toprak, Sulama Suyu, Bitki ve Toprak Düzenleyici analizleri gerçekleştiriliyor. Kullanıcıların en çok talep ettiği toprak analizi paketleri ile su analizi parametreleri titizlikle incelenerek raporlanıyor. Laboratuvar, numunelerin analiz sürecini minimum 10 iş günü, maksimum 20 iş günü içerisinde detaylıca raporluyor. Rapor tamamladıktan sonra şifreli PDF olarak kullanıcıların e-posta adresine ulaştırıyor. Dileyen üreticiler laboratuvardan ıslak imzalı raporu da teslim alabiliyor. Üreticiler, elde ettikleri bu bilimsel veriler ve raporlarla birlikte, bağlı bulundukları mevkideki Ziraat Odaları veya İlçe Tarım Müdürlükleri ile görüşerek “Hangi ürün ekilmeli?” veya “Hangi gübre kullanılmalı?” sorularına en doğru uzman yönlendirmesini alabiliyorlar.
Keskinoğlu, Bandırma’da Damızlık Yetiştiricileri ile Bir Araya Geldi
Türkiye’nin ilk entegre piliç eti ve en büyük yumurta üreticisi Keskinoğlu, Bandırma’da etlik ve yumurtacı damızlık yetiştiricilerinin katılımıyla bir istişare toplantısı düzenledi. Sektör paydaşlarını bir araya getiren toplantıda biyogüvenlik uygulamaları, sürdürülebilir üretim ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmeler paylaşılırken, canlı üretim zincirinin tüm halkalarında verimliliği artırarak Türkiye’nin hayvansal protein üretimindeki gücünü daha da ileri taşımaya yönelik hedefler ele alındı ve bu doğrultuda hayata geçirilmesi gereken uygulamalar ve ortak çalışma alanları masaya yatırıldı.
Toplantı, Keskinoğlu Canlı Faaliyetler Genel Müdür Yardımcısı Güven Atlı’nın açılış konuşmasıyla başladı. Damızlık faaliyetlerinde kısa sürede elde edilen başarıların temelinde karşılıklı güven ve güçlü iş birliğinin yer aldığını vurgulayan Atlı, yetiştiricilerle kurulan ilişkinin sadece ticari değil, aynı zamanda ortak hedeflere dayanan bir çalışma kültürünün sonucu olduğunu ifade etti. “Biz sizlere inanıyoruz ve sizleri Keskinoğlu ekibinin bir parçası olarak görüyoruz” diyen Atlı, sahada elde edilen başarıların en önemli nedeninin bu güven ortamı olduğunu belirtti.
Matlı çatısı altında üretim faaliyetlerinin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydeden Atlı, “Damızlık üretimi, ülkemizin sürdürülebilir hayvancılık altyapısının güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu stratejik önemin bilinciyle, damızlık üretim kapasitemizi artırmaya ve sektörümüzün gelişimine katkı sağlayacak yatırımlarımızı sürdürmeye; ülkemiz için üretmeye, değer oluşturmaya ve bunu sizlerle birlikte gerçekleştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.
Açılış konuşmasının ardından Matlı Şirketler Grubu’nun faaliyet alanları ve gelecek vizyonuna ilişkin bilgi paylaşımının yapıldığı programın devamında, H&N firmasından Teknik Veteriner Hekim Fernando Carrasquer Puyal, “Yumurtacı Damızlıkta Biyogüvenlik” başlıklı sunumuyla katılımcılarla bir araya geldi. Puyal, biyogüvenliğin kanatlı sektöründeki kritik rolüne dikkat çekerek işletmelerde uygulanması gereken temel kurallar ve hastalık risklerinin azaltılmasına yönelik önlemler hakkında bilgi verdi.
İş Bankası’na The Banker’dan Açık Bankacılık Ödülü
Türkiye İş Bankası, dünyanın önde gelen yayınlarından The Banker dergisinin düzenlediği “2026 Teknoloji Ödülleri” programında API (Uygulama Programlama Arayüzü) Portalı ile “Açık Bankacılıkta En İyi Banka” ödülüne layık görüldü.
Dijital dönüşümle birlikte finans sektörünün vazgeçilmez enstrümanlarından biri haline gelen açık bankacılık, müşterilerin onayı doğrultusunda, farklı finanslar hizmetlerin tek bir platform üzerinden kolay ve hızlı bir şekilde sunulmasına olanak tanıyor. Teknolojiyi odağına alan İş Bankası da açık bankacılık alanında geliştirdiği API Portalı ile iş ortaklarının finansal hizmetlere kolay erişimini destekleyerek yenilikçi ürün ve hizmetlerin hayata geçirilmesine katkı sağlıyor. Bankanın bu yaklaşımı The Banker’ın düzenlediği “2026 Teknoloji Ödülleri” programında “Açık Bankacılıkta En İyi Banka” ödülünün sahibi olmasında etkili oldu.
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sabri Gökmenler, 2018 yılında hayata geçirdikleri API Portalı’nın geçtiğimiz yıl kapsamlı bir yenilemeden geçtiğini belirterek, açık bankacılık ve gömülü finans yaklaşımlarının önemli bir göstergesi olan Portal ile kazandıkları ödülden duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Henkel teknolojisi, Sagrada Familia’nın merkezi kulelerinin tamamlanmasına katkı sağladı.
Sagrada Familia’nın altı merkezi kulesi, bu ikonik yapının mimarı Antoni Gaudí’nin ölümünün 100. yıl dönümünde, Henkel’in ileri teknoloji yapıştırıcı çözümlerinin desteğiyle tamamlandı.
Henkel’in sunduğu yapıştırıcı çözümü, Sagrada Familia’nın modüler inşaat sisteminde uygulama sürecinin hızlanmasına katkı sağlarken yapının uzun vadeli dayanıklılığını da güvence altına aldı.
Barselona – Sagrada Familia’nın merkezi kulelerinin tamamlanması, bazilikanın tarihindeki en karmaşık yapısal mühendislik aşamasında tarihi bir dönüm noktası oldu. Henkel’in gelişmiş Loctite çözümü, bu zorlu mühendislik aşamasının başarıyla tamamlanmasında kritik rol oynadı. 10 yılı aşkın süredir devam eden iş birliği kapsamında Henkel; yalnızca yüksek performanslı yapısal yapıştırıcısı Loctite EA 9497 ile değil, standart gerekliliklerin ötesine geçen kapsamlı test ve doğrulama süreçleri, teknik uzmanlığı ve projenin ihtiyaçlarına göre esnek biçimde planlanan kesintisiz tedarik desteğiyle de projeye katkı sağladı.
Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkan Yardımcısı Mark Dorn, “Bu proje, Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri olarak yaptığımız işi en iyi şekilde yansıtıyor. Müşterilerimizle birlikte onların vizyonlarını gerçeğe dönüştürmek için çalışıyoruz. Sagrada Familia, doğru iş ortakları bir araya geldiğinde nelerin mümkün olabileceğini gösteriyor. En kritik noktalarda performans sunan çözümlerimizle bunu mümkün kılıyoruz. Henkel’in 150. yılında Sagrada Familia gibi bir projeye katkı sunmak da gerçek ilerlemenin ancak inovasyon ve iş birliği nesiller boyu sürdüğünde mümkün olduğuna dair güçlü bir gösterge oldu.” dedi.
GÜVENLİ YAPI TALEBİ GAYRİMENKUL PİYASASINI ŞEKİLLENDİRİYOR
Son yıllarda yaşanan büyük ölçekli depremler, artan yapı güvenliği farkındalığı ve şehirleşme dinamiklerindeki değişim, gayrimenkul sektöründe önceliklerin yeniden tanımlanmasına neden oldu. Uzmanlara göre artık konut tercihinde yalnızca lokasyon, fiyat ve tasarım değil; yapının mühendislik kalitesi, zemin güvenliği ve depreme dayanıklılığı da belirleyici ana kriterler arasında yer alıyor. Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer alması nedeniyle yapı stokunun önemli bir bölümü risk altında bulunurken, resmi değerlendirmelere göre ülkedeki yapıların yaklaşık yüzde 60’ının 2000 yılı öncesi inşa edildiği ve bu yapıların önemli bir kısmının güncel deprem yönetmeliklerine uygun olmadığı ifade ediliyor. Uzmanlar ayrıca her yıl gerçekleşen küçük ve orta ölçekli binlerce depremin de yapı dayanıklılığının önemini sürekli gündemde tuttuğunu belirtiyor…
Sektör verileri, deprem sonrası dönemlerde “güvenli yapı” vurgusu yapılan projelere olan talebin yüzde 25 ila yüzde 40 arasında arttığını ortaya koyuyor. Yeni nesil projelerde ise deprem performans analizi, zemin etüdü ve yapı denetim süreçlerinin yatırım kararlarında belirleyici olduğu; bu projelerin aynı segmentteki yapılara göre ortalama yüzde 15–20 daha yüksek değerleme ile piyasaya çıktığı görülüyor. Ayrıca güvenli yapı sertifikalarına sahip projelerde satış sürelerinin de yüzde 30’a kadar daha hızlı gerçekleştiği ifade ediliyor.
Artan risk algısı, sigorta sistemlerini de doğrudan etkiliyor. Güçlendirilmiş ve yönetmeliklere tam uyumlu yapıların deprem sigortası primlerinde %10–25 arasında avantaj sağladığı belirtilirken, bu durum yatırımcıların uzun vadeli tercihlerini de şekillendiriyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, sektörün geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Gayrimenkul sektöründe değer algısı artık çok daha bilinçli ve veri odaklı bir noktaya geldi. Türkiye’de yapı stokunun önemli bir kısmının eski olması, güvenli yapı ihtiyacını daha kritik hale getiriyor. Biz Medar İnşaat olarak projelerimizi yalnızca yönetmeliklere uygun şekilde değil, aynı zamanda yüksek mühendislik standartları ve güncel deprem performans kriterleriyle hayata geçiriyoruz. Bu yaklaşım, hem kullanıcı güvenliğini artırıyor hem de yatırımın uzun vadeli değerini koruyor.”
Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bina kimlik sistemleri, dijital yapı pasaportları ve deprem dayanıklılık skorlarının gayrimenkul fiyatlamasında standart hale gelmesinin beklendiğini belirtiyor. Bu dönüşümün sektörde daha şeffaf, ölçülebilir ve güven odaklı bir yapı oluşturacağı ifade ediliyor.
Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu değişim, “güvenli konut” kavramını artık bir tercih değil, temel bir yatırım kriteri haline getiriyor.
Logo Yazılım KOBİ’lerin verimliliğini ve rekabet gücünü artırıyor
Dünya KOBİ Günü, Türkiye ekonomisinin büyümesi ve istihdamın sürdürülebilirliği açısından KOBİ’lerin sahip olduğu kritik rolü bir kez daha hatırlatıyor. KOBİ’lerin hızla değişen ekonomik ve teknolojik koşullarda, verimliliklerini artırmaları ve dönüşüme daha hızlı uyum sağlayabilmeleri dijitalleşmeden geçiyor. Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, Ar-Ge gücüyle geliştirdiği geniş çözüm portföyü, danışmanlık hizmetleri ve esnek ödeme modelleriyle KOBİ’lerin dijital dönüşümlerini destekliyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) 2017 yılında ilan ettiği 27 Haziran Dünya KOBİ Günü, KOBİ’lerin ekonomi için taşıdığı hayati öneme vurgu yapıyor. Ekonominin belkemiği olan KOBİ’ler, BM verilerine göre, tüm dünyadaki işletmelerin %90’ını oluşturuyor, küresel gayrisafi hasılanın yarısını üretiyor ve küresel istihdamın üçte ikisinden fazlasını sağlıyor. Türkiye’de de ekonomik dinamizmin ve büyümenin temelinde KOBİ’ler yer alıyor. KOBİ’ler, yüksek rekabet ortamında ulusal ekonomilerin gelişmesi ve korunması bakımından önemli bir role sahip. Ülkemizdeki girişimlerin yaklaşık %99,6’sını oluşturan KOBİ’ler istihdamın %68,5’ini sağlıyor, ihracatımızın %29,6’sını gerçekleştiriyor ve Ar-Ge harcamalarının %28,8’ini yapıyor.
Günümüzde bulut bilişim, büyük veri, makine öğrenmesi, yapay zekâ gibi yeni teknolojiler KOBİ’lerin önünde yeni ufuklar açıyor. Yeni teknolojilerle donatılmış iş yazılımları da sürdürülebilir ve operasyonel büyüme için kritik bir kaldıraç niteliği taşıyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında çalışan sayısı 10-49 kişi arasında olan girişimlerin %23,6’sı kurumsal kaynak planlaması (ERP), %9,9’u müşteri ilişkileri yönetimi (CRM), %4,9’u iş zekâsı (BI) yazılımları kullandı. Çalışan sayısı 50-249 kişi arasında olan girişimlerin %46’sı ERP, %18,4’ü CRM, %10,7’si BI yazılımları kullandı. Bu açıdan dijitalleşme alanında ülkemizdeki KOBİ’lerin önünde önemli bir potansiyel bulunuyor.
SağlamPay Faaliyet İznini Aldı:
Kuveyt Türk’ün Ödeme Sistemleri İştiraki SağlamPay, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Lisanslama Sürecini Başarıyla Tamamladı
Kuveyt Türk’ün ödeme sistemleri ve finansal teknolojiler alanındaki stratejik yatırımı olan SağlamPay, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan faaliyet iznini alarak faaliyete başlamaya hazır hale geldi.
Kuveyt Türk’ün ödeme sistemleri ve finansal teknolojiler alanındaki iştiraki Sağlam Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. (SağlamPay), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından verilen resmi faaliyet iznini alarak katılım finans sektörünün ilk elektronik para kuruluşu olarak hizmet vermeye hazır hale geldi. SağlamPay, TCMB tarafından ödeme ve elektronik para kuruluşları faaliyetleri çerçevesinde geniş kapsamlı faaliyet izniyle yetkilendirildi. Resmi faaliyet iznini alan SağlamPay, bireylerin ve işletmelerin finansal ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümleri tek çatı altında sunarak ödeme sistemleri alanında kullanıcılarıyla buluşmaya hazırlanıyor.
“Katılım finans ilke ve değerlerini dijital geleceğe taşıyoruz”
Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, faaliyet izninin alınmasına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Katılım finans alanında yenilikçi çözümler geliştirme vizyonumuz doğrultusunda önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktık. Kuveyt Türk’ün katılım finans sektöründeki deneyimi ve müşterilerimiz nezdinde inşa ettiği güveni, şimdi ödeme sistemleri alanında yeni nesil finansal teknolojilerle buluşturuyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu konularda 360 derece hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Hizmet ağımıza dahil olan SağlamPay, müşterilerimize sunduğumuz hizmetleri daha da genişletecek. Yeni nesil kredi kartımız Sağlam Kart, Türk Hava Yolları iş birliğiyle ile çıkardığımız Miles&Smiles Kuveyt Türk kartlarımız ve akıllı telefon ile ödeme alma çözümümüz CebimPOS gibi sektörde fark oluşturan uygulamalarımızla ödeme sistemleri alanında güçlü bir altyapı oluşturduk. Yeni iştirakimiz SağlamPay’in TCMB’den faaliyet izni almasıyla birlikte bu vizyonumuzu bağımsız ve dinamik bir finansal teknoloji yapısıyla yeni bir seviyeye taşıyoruz. SağlamPay, katılım finansın güven ve değerler dünyasını, dijital ödeme sistemlerinin hızı ve yalınlığıyla birleştirecek. Hedefimiz hem işletmelerimizin dijitalleşme yolculuğunda en güçlü iş ortağı olmak hem de bireysel kullanıcıların hayatına güvenli, sade ve erişilebilir finansal çözümler sunmaktır. Yeni iştirakimizin kuruluşu, Kuveyt Türk Finans Grubu’nun yenilikçi ve müşteri odaklı yaklaşımının bir göstergesidir. Bu adımla birlikte, Kuveyt Türk Finans Grubu’nun sunduğu ürün ve hizmetler daha da genişleyecektir. Müşterilerimize bütünsel finansal çözümler sunmaya devam edeceğiz. Sektörümüze ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”
adidas, ADISTAR CONTROL 5’i Yeniden Yorumladı
adidas Originals, koşu teknolojisi mirasından ilham alarak ADISTAR CONTROL 5’i günümüz streetwear stiline uygun şekilde yeniden tasarladı.
ADISTAR, ilk olarak 1970’lerin sonlarında yalnızca yarış için tasarlanmış bir atletizm ayakkabısı olarak tanıtıldı. 2000’li yıllara gelindiğinde ise maraton ve ultra koşucuların ihtiyaçlarına cevap veren, daha konforlu ve uzun mesafe koşularına uygun modellerle genişledi.
2008’de doğan ADISTAR CONTROL 5, yalnızca retro bir koşu ayakkabısı olmanın ötesinde, Y2K döneminin performans ikonlarından biri olarak gelişmiş FORMOTION teknolojisiyle koşuda maksimum denge sunmak üzere tasarlandı. ADISTAR CONTROL 5, şimdi yeniden yorumlanıyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.




