Kayseri Şeker’in geleceği ve diğer ekonomi-teknoloji haberleri

KAYSERİ ŞEKER DOĞA’YI KORUMAK ADINA VAR GÜCÜYLE ÇALIŞIYOR

KAYSERİ ŞEKER’İN GELECEĞİ TARIM ALANLARININ KORUNMASINA BAĞLI

 Kayseri Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Vakfı (KAYEMA) Başkanı Erdoğan Doğan ile Başkan Yardımcıları Recep Tiritoğlu ve Yusuf Şahin, Kayseri Pancar ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay’ı makamında ziyaret ettiler.

Kayseri Şeker’in doğanın korunmasına gösterdiği önem, sürdürülebilir tarım faaliyetleri, toprakların verimli kullanılması ve doğada insan eli değmeden oluşan doğal varlıkların geleceği adına gösterdikleri hassasiyet nedeniyle teşekkürlerini ileten Başkan Erdoğan Doğan, devam eden kampanya nedeniyle de Başkan Hüseyin Akay’a hayırlı olsun dileklerinde bulundular.

Başkan Akay ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kayseri Şeker’in hayatta kalabilmesinin yegâne yollarından bir tanesinin: doğayı, dolayısıyla tarım alanlarını korumasından geçtiğini ifade ederek, Kayseri Şeker olarak çevreci ve doğaya saygılı bir üretim anlayışına sahip olduklarını söyledi. Akay, doğanın korunmasına katkıda bulunmak ve toprak göçünün önüne geçmek adına da, temiz pancar getiren çiftçilere prim desteğinde bulunduklarını belirterek, erozyonun önlenmesi için birçok köy ve ilçede ağaçlandırma çalışması yaptıklarını da sözlerine ekledi.

OİB “Otomotivde Geleceğin Tasarım Yarışması” sonuçlandı

Sürücüsüz araçlarda “insan gibi algılayan” kameraya büyük ödül

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçılar Birliği (OİB) tarafından bu yıl “Elektrikli Araçlar” teması ile düzenlenen 9. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’nda birinciliğe 291 proje arasından Büyütech-Forsight ile Ömer Orkun Düztaş layık görüldü.

Büyütech-Forsight projesi, otonom araçlarda Lidar teknolojisi (ışık algılama ve mesafelendirme) yerine geçip üst düzey üç boyutlu algılama yapan, yapay zeka işlemcisine sahip, çok düşük güç tüketiminde ve gelişmiş sürücü destek sistemlerini bünyesinde barındıran yeni nesil akıllı kamera sistemi sunuyor. Ömer Orkun Düztaş, “Sistemde amacımız, insanın yaptığı algıları, otonom araçların yapmasını sağlamak” dedi.

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Türk otomotiv girişim projelerinin elektrikli araçlarda da öncü olacağına inanıyoruz. Bir yıllık özverili çalışmanın ürünü olan yarışmamıza başvuran 291 proje sahibine ve emeği geçen herkese tek tek teşekkür ederim. Projeler, otomotiv endüstrisinin geleceğinde söz sahibi olmamıza büyük katkı sunacak.”

Türkiye otomotiv sektörünün ihracattaki tek koordinatör birliği olan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından sektörde katma değerli ürün ve teknolojileri geliştirmek amacıyla düzenlenen 9. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması sonuçlandı. Ticaret Bakanlığı desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) koordinatörlüğünde gerçekleşen ve bu yıl “Elektrikli Araçlar” teması ile düzenlenen yarışmada, 291 proje arasından birinciliğe Büyütech-Forsight projesi ile Ömer Orkun Düztaş layık görüldü.

Toplam 70 bin TL’lik büyük ödülün sahibi olan Büyütech-Forsight projesi, otonom araçlarda Lidar teknolojisi (ışık algılama ve mesafelendirme) yerine geçecek, yapay zeka işlemcisine sahip, çok düşük güç tüketiminde ve gelişmiş sürücü destek sistemlerini bünyesinde barındıran yeni nesil akıllı kamera sistemi sunuyor. Ömer Orkun Düztaş, “Amacımız, otonom araçlarda, insanın yaptığı algıları, araçların yapmasını sağlamak” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay ve TİM Başkanı İsmail Gülle’nin de katıldığı, Teknoloji ve Trend AvcısıSerdar Kuzuloğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı etkinliği sektör profesyonellerinden akademisyenlere, girişimcilerden öğrencilere kadar binlercekişi izledi. Dereceye giren başarılı proje sahiplerine toplam 250 bin TL ödülverildi.

Yarışmada ikinciliği Syntonym projesi ile alan Batuhan Özcan 60 bin TL’lik ödülün de sahibi oldu. Üçüncü seçilen Algae Biodiesel projesinin yürütücüsü Selen Şenal da 50 bin TL’lik ödül aldı. Dereceye girenler ayrıca İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi olanaklarından yararlanarak girişimlerini geliştirmeye ve aynı zamanda İTÜ Big Bang sahnesinde yarışmaya hak kazandı.

Kapanışta konuşan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Yarışma, ülkemizin dünya otomotiv endüstrisinde yaşanan dijital dönüşümün bir parçası olmasına katkı sunacak. Türk otomotiv girişim projelerinin elektrikli araçlarda da öncü olacağına inanıyoruz. Yarışmaya katılan 291 projeye tek tek teşekkür ederim. Bir yıllık özverili bir çalışmanın ürünü olan yarışmamızda emeği geçen herkese ve özellikle TİM Başkanı İsmail Gülle’ye teşekkür ederim” dedi. OİB OGTY Yürütme Kurulu Başkanı Ömer Burhanoğluda “Girişim projelerinin el feneri olarak bizlere yol göstermesi çok kıymetli. Yaptığınız tüm projeler ve cesaretiniz için teşekkür ederiz” diye konuştu.

Lidar teknolojisi yerine geçecek akıllı kamera

Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışmasında birinci seçilen Büyütech-Forsight projesi, otonom araçlarda Lidar teknolojisi (ışık algılama ve mesafelendirme) yerine geçecek, yapay zeka işlemcisine sahip, çok düşük güç tüketiminde yeni nesil akıllı kamera sistemi özelliği sunuyor.

Büyütech-Forsight/Yeninesil akıllı kamera sistemi, geliştirilen üst düzey stereo eşleme algoritmalar ve özel yapay zeka donanımı sayesinde Lidar teknolojisi (ışık algılama ve mesafelendirme) yerine geçip üst düzey üç boyutlu algılama yapıyor. Akıllı kamera sistemi, kendi üzerindeki özel yapay zeka işlemcisi ile araçları, yayaları, trafik işaretçilerini ve daha birçok şeyi algılayabiliyor, acil durum fren sistemi, adaptif hız sabitleme gibi ADAS (gelişmiş sürücü destek sistemleri)özelliklerini bünyesinde barındırıyor.

Araç içi iç ve dış kamera verilerinde metrik kaybı yok

Yarışmada ikinci olan ve görsel veri anonimizasyonu yapan özel bir teknoloji olan Syntonym, araç iç ve dış kamera verilerini Kişisel Verilerin Korunması Kanunu/Genel Veri Koruma Yönetmeliği ile uyumlu olarak analitik metrik kaybı olmadan anonimize ediyor. Syntonym, bireylerin yüzlerinin, tüm analitik değerlerinin maksimum oranda korunmasını amaçlayarak hiç var olmamış sentetik yüzler ile değiştirilmesini sağlıyor. Bunuyaparken yaş, cinsiyet, yüz ifadeleri gibi metriklerin korunması ve yapay zeka algoritmalarının doğru ve güvenilir veriler ile beslenmesi sürecinde hiçbir bireyin özel ve gizlilik gibi haklarının ihlal edilmemesini temin ediyor.

Karbon emisyonunu yüzde70 azaltıyor

Üçüncü olan AlgaeBiodiesel projesinde de endüstriyel atık sular ve baca gazları mikroalgler yardımıyla arıtılıyor, bu atıklardan karbon negatif mikroalgal biyoyakıt ve hammadde (gliserin, protein vb.) üretimi yapılıyor. Dizel motorlarda modifikasyonsuz bir şekilde kullanılabilen sistem, setan sayısı, CFPP gibi yakıt özellikleri petroldizeliyle aynı kalitede özellik gösteriyor. Kükürt emisyonunu sıfıra indiren sistem, karbondioksit, nitrojen oksit ve sülfür oksit emisyonunu yüzde70 azaltıyor.

Yarışmada dördüncülüğü Archmir projesi ile İlker Kutsal alırken, 40 bin TL’lik ödülün de sahibi oldu. Beşinciliğe ise Otomotiv Sistemleri için Teşhis ve Güç Yöneticisi projesi ile Can Acar seçildi ve 30 bin TL kazandı.

Filosunu modernleştiren Ünal Nakliyat, 5 adet yeni MAN çekici teslim aldı

MAN çekicileri; üstün nitelikleri ve sundukları avantajlarla ulusal ve uluslararası taşımacılık firmalar için güvenilir çözüm ortağı olmaya devam ediyor. Kayseri’de uzun yıllardır ulusal ve uluslararası alanda nakliye, lojistik ve depolama hizmeti veren Ünal Nakliyat Taahhüt Orman Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. Şti., filosunu 5 adet MAN TGX 18.470 RTD çekici ile güçlendirdi.

İleri teknoloji, performans, dayanıklılık, yakıt tasarrufu ve düşük işletme giderleri ile karayolu taşımacılığında fark yaratan MAN çekicileri, lojistik firmalarının gözdesi olmaya devam ediyor. Filosunu MAN çekicileri ile güçlendirme kararı veren son firma ise, lojistik sektörünün uluslararası firmalarından Ünal Nakliyat Taahhüt Orman Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. Şti. oldu.

Kayseri merkezli faaliyet gösteren ve lojistik sektörünün yanı sıra nakliye ve depolama alanlarında da hizmet veren Ünal Nakliyat Taahhüt Orman Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. Şti., modernleştirdiği filosunu MAN çekicileri ile güçlendirdi. Firma düzenlenen törenle, 5 adet MAN TGX 18.470 RTD çekiciyi filosuna kattı.

“Filomuzu modernleştirme çalışmamız devam edecek”

Ankara, Akyurt’taki MAN Tesislerinde düzenlenen teslimat törenine Ünal Nakliyat’ın sahibi Ferhat Ünal ile MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. adına Şube Kamyon Satış Müdürü Doğucan Suyani katıldı. Törende sembolik MAN anahtarını alan Ferhat Ünal, firma olarak hem ulusal hem de uluslararası alanda lojistik, nakliye ve depolama hizmeti verdiklerini belirterek, “Artan ihtiyaçlarımız doğrultusunda bir yandan kapasitemizi artırırken, diğer yandan da filomuzu yeniliyoruz. Bu kapsamda araç filomuza 5 adet MAN çekici daha kattık. Şirketimizdeki MAN çekicilerin sayısı 8 oldu. Başladığımız filo modernleştirme çalışmalarımız yıl sonuna kadar devam edecek” dedi.

“MAN hem araç hem de hizmet kalitesiyle fark yaratıyor”

MAN’ın hem araç hem de hizmet kalitesiyle taşımacılık sektöründe fark yarattığını vurgulayan Doğucan Suyani ise, şunları söyledi; “MAN olarak; ileri Alman teknolojisine sahip araçlarımız ile dayanıklılık, performans, güvenlik ve düşük yakıt tüketiminin yanı sıra yaygın satış sonrası hizmetler ağı ve finansal çözümlerle her açıdan müşterilerimizin yanında yer alıyoruz. Onları, sadece müşteri olarak değil aynı zamanda ‘yaşam boyu iş ortağı’ olarak görüyoruz. Verdiğimiz tüm hizmetlerde de bu anlayışla hareket ediyoruz. Ünal Nakliyat ile de hem dostluğumuzun hem de iş birliğimizin uzun soluklu olacağına inanıyorum.”

Doruk, Fortune 500 Türkiye Dijital Zirvesi’nde sanayinin geleceğini anlattı

Dünya genelinde 300’den fazla fabrikanın dijital dönüşümünü gerçekleştiren Doruk’un Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden, Fortune 500 Türkiye Dijital Zirvesi kapsamında “Büyük Veri ve Yapay Zeka, Dijitalleşme ve Yeni Teknolojiler” panelinde konuştu. Yapay zekanın değişimi, şirketlerin yapay zekadan nasıl yararlanacağı, 5G ağlarının yakın gelecekte yapay zeka, robotik ve IoT cihazlarının üzerindeki olası etkilerinin konuşulduğu panelde Özden, dijitalleşmenin sanayideki etkilerini ve şirket olarak dijital dönüşüm sürecine katkılarını katılımcılarla paylaştı.

“Eylem 2020: Yeni Bir On Yılı Yeniden Keşfetmek” ana temasıyla dijital olarak gerçekleştirilen Fortune 500 Türkiye Dijital Zirvesi; dijital dönüşüm ortamının geliştirilmesi ve yarının stratejilerinin şekillendirilmesi için Türkiye’nin en etkili CEO, CFO ve CIO’larını bir araya getirdi. Türkiye’nin sanayide dijitalleşme alanındaki ilk Ar-Ge çalışmalarını gerçekleştiren teknoloji şirketi Doruk’un Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden, zirve kapsamında moderatörlüğünü Yapay Zeka ve Teknoloji Derneği Başkanı Esen Girit Tümer’in yaptığı “Büyük Veri ve Yapay Zeka, Dijitalleşme ve Yeni Teknolojiler” paneline katıldı.

Dünya genelinde 300’den fazla fabrikanın dijital dönüşümünü gerçekleştiren Doruk’un IIoT, makine öğrenmesi, artırılmış gerçeklik, yapay zeka ve görüntü işleme teknolojisiyle fark yarattığı alanları ve sanayiye sundukları çözümleri anlatan Aylin Tülay Özden, katılımcılarla şu bilgileri paylaştı: “22 yıllık bir teknoloji şirketi olarak, dünyadaki ilk IoT temelli cihazlardan birini 1998 yılında, TÜBİTAK TEYDEB (O zamanki adıyla TİDEB) tarafından desteklenen bir proje olarak tasarladık ve ticarileştirip sanayide kullandık. Literatüre geçen bu ürünümüzle üretimden bir kısım datayı alarak büyük veri haline getirdik. Devam eden yıllarda da ürünü geliştirmeye devam ederek uluslararası korumalı patentini aldık. Bu cihazı kullanarak 1999 yılında dünyadaki ilk otomatik üretim planlama (data analytics) yazılımlarından birini de yine TÜBİTAK TEYDEB projesi olarak tamamlayarak ticarileştirdik. Bu ürünle de üretimden toplanan verilerle üretim planlama yazılımı gerçekleştirdik. Şu anda 100 kişiyi bulan Ar-Ge ekibimizle Üretim Operasyonları Yönetimi’ni (MOM-Manufacturing Operations Management) ve Üretim Yürütme Sistemleri’ni (MES-Manufacturing Execution System) çağın gereklerine uygun şekilde gerçekleştiriyoruz. 22 yıldır işletmelerin reaktiften proaktif yapıya dönüşümüne destek veriyoruz. Bugün ise yapay zekanın gelişimiyle birlikte artık işletmelerin proaktifllikten kestirimci yani prediktif işletmelere dönüşmeleri için çalışıyoruz. Sanayicilerin küresel rekabete hazır olmak için stratejik olarak operasyonel mükemmelliği amaçlamaları gerekiyor. Bu noktada kritik önem taşıyan dijitalleşme sürecinde büyük verinin toplanarak işlenmesi yüksek verimlilik sağlıyor. Biz de Doruk olarak; makine ve ekipman verimliliğini artırmak, kaliteli ürün üretim oranını yükseltmek, çalışanların bilgi eksikliklerini yapay zekalı sistemlerle tamamlamak ve ürün teslim sürelerini azaltmak gibi çözümlerle büyük ölçekli sanayicileri, bulut tabanlı ürünlerimizle ise KOBİ’leri geleceğe taşımak üzere çalışıyoruz.”

Dijitalleşme ile verimlilik yüzde 40’lardan yüzde 70’lere çıkıyor

Yatırımların geri dönüş periyodları ve maliyetler hakkındaki soruya sanayi bakış açışıyla cevap veren Aylin Tülay Özden, “Özellikle üretim yapan bir sanayi kuruluşunda operasyonların dijitalleşmesiyle bekleme süreleri, makine duruşları, arızalar, kalite bozuklukları veya hammaddeden kaynaklanan maliyetler azalıyor. Bu noktada kalitedeki kestirimciliğe dikkat çekmekte fayda var. Üretim yapan makinelerdeki nem, sıcaklık, basınç, hız gibi proses parametreleri toplanıyor ve bu alanlardaki değişimlerin üretimi ve kaliteyi nasıl etkilediği kaydediliyor. Büyük veriyi yapay zekayla işlediğimizde proses parametreleri takip ediliyor ve böylece sürekli kalite kontrol yapılmasına gerek kalmıyor. Değerlerdeki bir bozulma, potansiyel olarak kalitenin düşebileceğini kestirebiliyor ve işletmeyi haberdar ediyor. Bu sisteme sahip olduğunuzda kalite, ölçüm, duruş, makineyi durdurup tekrar ayarlama maliyetleri ve zaman kaybı azalıyor. Yine görüntü işleme teknolojisiyle ürün ve üretim kalitesi anlık olarak takip edilebiliyor. Dünya genelinde fabrikaların ortalama verimliliği yüzde 40’larda seyrediyor. Üreticiler, dijital operasyona yatırım yaptıklarında ise bu oran birkaç ayda yüzde 70’lere kadar çıkabiliyor, üretimi iki kat artan işletmeleri görüyoruz. En az altı ayda yatırımların geri dönüşünün alınmaya başladığını görmekten ve sanayicilere katkıda bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu.

DEMİRYOLU SEKTÖRÜ İÇİN TÜRKİYE’DE ÜRETİM AVANTAJI

Müşterilerin ihtiyacına yönelik üretim gerçekleştirebilen BM Makina Grup bünyesinde bulunan DEMYKS Kaldırma Krikoları, firmaların isteğine göre tek tek hazırlanıp Türkiye’de üretiliyor.

Türkiye’de belediyelerin metro, tramway hatlarının bakım atölyelerinde ve tren üreticilerinin imalathanelerinde yoğunlukla tercih edilen DEMYKS Kaldırma Krikoları Türkiye’de üretilmesi sayesinde ihtiyaca uygun olarak projelendirilip üretilebiliyor.

Özellikle demiryolu sektöründe tanınan ve güvenilen bir marka olan DEMYKS Kaldırma Krikoları ayrıca İran ve Güney Afrika gibi noktalara ihracat da gerçekleştiriyor.

FARKLI TASARIMLAR İLE FARKLI YÜKLER KALDIRIYOR

Kaldırma krikolarının farklı tasarımlarıyla farklı yükler de kaldırmak mümkün oluyor.

Konsept olarak aynı mobil kaldırma krikolarının sadece yükleme burnunda yapılacak revizyon ile otobüs, kamyon ve ağır iş makinaları gibi yükler kaldırılıp montaj ve bakım yapabilmek mümkün.

Alman firması Kumbruch GmbH lisansı ve güvenlik sertifikasıyla BM Makina Grup tarafından üretimi gerçekleştiren DEMYKS üretim proseslerinde güvenilirlik ve dayanıklılığı esas alarak üretilmekte ve yetkili denetim firmaları tarafından sistemli bir biçimde denetlenip raporlanmaktadır.

“BİR BİLGİSAYAR İLE EĞİTİME BİR ÖĞRENCİ DE SEN KAZANDIR”

Next Level Alışveriş Merkezi uzaktan eğitim döneminde ihtiyaç sahibi öğrencilere destek olabilmek için “Askıda Tablet” projesini başlattı

JLL Türkiye tarafından yönetilen Başkentin temiz ve güvenli alışveriş yanında sosyal konularda da öncü alışveriş merkezlerinden Next Level Alışveriş Merkezi, Covid-19 süreciyle sekteye uğrayan eğitime katkı sağlamak, ihtiyaç sahibi çocukların eğitime erişimine yardımcı olmak için ‘’Askıda Tablet’’ projesini hayata geçirdi.

Askıda Tablet projesi kapsamında AVM yönetiminin temin edeceği tablet bilgisayarlar yanında destekçilerden de sağlanacak olan tabletler imkansızlıklar nedeniyle eğitime erişim sağlayamayan çocuklara teslim edilecek. Ekim ayında başlayan projede yıl sonuna dek bağış sayısının artırılması ve yıl başı itibari ile de çocuklara ulaştırılması hedefleniyor.

AVM yönetiminden yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“ Covid-19 virüsünün dünyayı sardığı salgın döneminde biz de ülkece zor bir dönemden geçerken milletçe birbirimize sarılmanın daha da önem kazandığı, toplumsal duyarlılığımızın da en üst seviyede olması gerektiği günler yaşıyoruz. Ülkemizin yarınları eğitim sistemimizle şekillenecek… Pandemi ile birlikte uzaktan eğitime erişimde yaşanan sıkıntılar, bazı çocuklarımızın bilgisayar ya da tableti olmadığı için eğitim süreçlerine dahil olamaması hepimizi üzen bir konu olmaktadır. Bu süreçte devletimizin ve bakanlığımızın üstün çabalarına biz de katkı sağlamalı ve geleceğimizin teminatı çocuklarımıza bir nebze de olsa destek olmalıyız. Next Level Alışveriş Merkezi ailesi olarak başlattığımız “Askıda Tablet” projesi ile gücümüz yettiğince çocuklarımıza yol açmayı, erişebildiğimiz kadar çok çocuğumuzu tablet sahibi yapmayı ve eğitime erişim yanında fırsat eşitliğine de katkı sunmayı amaçlamaktayız.”

Projeye destek olmak isteyenler AVM danışmaya kişi, kurum, kuruluş ismiyle bağış yapacağı tablet bilgisayarı teslim edebileceği gibi AVM içerisindeki Samsung mağazasından indirimli olarak tableti satın alabilecek. Tabletler yeni yıl ile birlikte Ankara’nın dezavantajlı bölgelerinde yer alan okullarda eğitim gören ihtiyaç sahibi çocuklara dileyen bağışçılarla birlikte teslim edilecek. Bağışçılara katılımdan dolayı teşekkür plaketleri de verilecek.

Irak’a taze domates ihracatı serbest

Irak’ın Temmuz ayından bu yana uyguladığı dönemsel taze domates ithalatı yasağı iki gün önce sonra erdi.

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2018’de Türkiye geneli 292 milyon dolar olan taze domates ihracatının 2019’da 304 milyon dolara ulaştığını söyledi.

“1 Ocak’tan 27 Ekim’e kadar olan dönemde 50 ülkeye 247 milyon dolarlık taze domates gönderdik. Irak’a ise 25 bin 546 ton taze domates ihraç ederek 8 milyon dolarlık gelir elde ettik. Irak, her yıl belli zamanlarda taze domatesin mevsimsel üretiminin yeterli olması nedeniyle tüm ülkelere kısıtlama getiriyor. Temmuz ayından itibaren yürürlüğe giren bu uygulama iki gün önce sona erdi. Pandeminin ardından ülkelerde üretimde yerelleşme eğilimi iyice güçlendi. Tarım sektörünü teşvik etmek amacıyla artık birçok ülke kendince bu uygulamaları yapıyor. Irak’a ihracatımız 2019 ve 2018’de 17 milyon dolar tutarındaydı. Sene sonuna kadar aynı ihracat rakamına ulaşmayı hedefliyoruz.”

“Taze domates ülkemiz için büyük bir gelir kapısı.” diyen Hayrettin Uçak, en fazla taze domates ihracatı yapılan ülkelerin başında Rusya’nın geldiğini açıkladı.

“Türkiye, Rusya’ya 1 Ocak-27 Ekim tarihinde 51 milyon dolarlık taze domates ihracatı gerçekleştirdi. Taze domates ihracatında en fazla payı alan diğer ülkeler ise 38 milyon dolarla Romanya ve 31 milyon dolarla Ukrayna. Komşu ülkemiz Bulgaristan’a ise 23 milyon dolarlık dışsatım gerçekleştirildi. Taze domates alımı yüzde 114 artış gösteren Suriye de ihracatımızdan en fazla pay alan ülkeler arasında. Suriye’ye bu sene 15 milyon dolarlık taze domates ihraç ettik. Türkiye taze domates üretiminde dünyada dördüncü sırada. 2001’den 2019 yılına kadar olan süreçte taze domates üretimimiz yüzde 50 civarında artarak 13 milyon tona ulaştı. Sebze kategorisinde en önemli ihraç kalemlerimizden biri. Türk domatesinin ihracat menzili Avrupa’dan Körfez ülkelerine kadar geniş bir coğrafyayı kapsıyor.”

Yetersiz siber güvenliğin faturası çok ağır oluyor
Her gün dünyanın dört bir yanında iki binin üzerinde siber saldırı gerçekleşiyor. Hedef alınan sistemde bir açık bulunması durumunda yıkıcı ve maliyetli sonuçlar da beraberinde geliyor. Hacklenmeyen bir dünya vizyonu kapsamında serbest çalışan siber güvenlik uzmanlarının yer aldığı bir ekosistem kuran BugBounter, şirketleri siber güvenliklerini daha yaratıcı yollarla test etme konusunda uyarıyor.
Şirketlerin güvenlik açıklarını bulma ihtiyacını platforma kayıtlı yüzlerce bağımsız araştırmacıdan oluşan toplulukla hızlı, hesaplı ve etkin bir şekilde çözen BugBounter, pandemiyle birlikte gözle görülür derecede artan siber saldırılara karşı şirketleri uyarıyor.
2018’de WannaCry fidye yazılımını geliştiren siber saldırganlar, İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi bünyesindeki 16 hastaneyi kilitledikten sonra 92 milyon sterlin fidye talep etti. Yakın zamanda Amerika’daki en büyük hasta zincirlerinden birini hedef alan bir siber saldırı 250 hastanede ameliyatların iptal olmasına ve hastane ekibinin kalem ve kağıda geri dönmesine neden oldu. Eylül ayında Düsseldorf’taki büyük bir hastanenin BT sistemlerini hedef alan başka bir siber saldırı sonucunda ilk kez bir insan hayatını kaybetti. Sene başında ise Kanada’nın en büyük medikal test şirketinin 15 milyon hasta verisi sızdırıldı.
Konuyla ilgili görüşlerini belirten BugBounter Kurucu Ortağı Murat Lostar, şunları söyledi: “Tüm dünyanın sanallaşmasıyla üretilen veri miktarı da büyük ölçüde artıyor ve verilerin kendisi de en az para kadar önemli hale geliyor. Bu yüzden ülkelerde veri sızıntısına karşı önlem oluşturulacak yasalar gün geçtikçe daha da önem kazanıyor. Olası bir veri ihlali durumunda şirketin yaşayacağı maddi kaybın yanı sıra KVKK gibi yasal cezalar da kaybı artırıyor. Şirketlerin sistemlerini denetleterek bu ihtimalleri en aza indirmesi mümkün. BugBounter olarak platform üzerinden buluşturduğumuz araştırmacılar sayesinde şirketler sistemlerini yüzlerce yaratıcı ve yetenekli uzmana güvenle denetletebiliyor ve zayıf alanlarını kötü niyetli hackerlardan daha çabuk öğrenerek açıklarını zarara uğramadan giderebiliyor.”

Panasonic PT-RQ35K projektör serisi, eğlencenin yeni standardı haline geliyor
Dünyanın en küçük ve hafif 30.500 lm 3 Çipli DLP projektörü olan Panasonic PT-RQ35K Serisi, üstün kalitesi ve etkileyici renklerinin yanı sıra kolay ve hızlı kuruluma olanak sağlayan tasarımıyla öne çıkıyor.
Aralık ayında piyasaya sürülecek olan 3 Çipli DLP lazer projektörler, kolay kurulum ve kullanım sağlayan özelliğinin yanı sıra üstün 4K görüntü kalitesiyle mekan temelli sürükleyici eğlencenin yeni standartlarını belirliyor.
Karmaşık projeksiyon gönderimi için ideal çözümler sunan dünyanın en küçük ve en hafif 30.500 lm projektörleri Panasonic PT-RQ35K (4K) ve PT-RZ34K (WUXGA), ziyaretçileri müzeleri, sergileri, tema parklarını ve etkinlikleri adeta ziyaret ediyormuş gibi hissettiriyor.
Kusursuz performans konusunda eşsiz bir güvenirliğe sahip olan projektörler, Sessiz Mod (46dB) sayesinde konferanslar ve salon etkinlikleri için de ideal çözümler haline geliyor.
Panasonic Business’ta Avrupa Pazarlama Müdürü olan Hartmut Kulessa bu konuda şunları söylüyor: “Tüketici davranışlarının değiştiği bir dönemde mekan temelli eğlence (LBE) markaları ve konumları, ziyaretçileri etkinlik lokasyonlarına getirmek için daha büyük ve etkileyici performansları sergileme konusunda rekabete girmek zorunda kalacak. Söz konusu bu dönüşüm sırasında sürekleyici dijital deneyimler önemli bir rol üstlenecek. Büyüleyici görüntü kalitesine, geniş renk gamına, kompakt tasarıma ve sadeleştirilmiş kullanım özelliğine sahip olan PT-RQ35K Serisi, LBE mekanlarının ihtiyaç duyduğu türden kişisel bir deneyim için ideal bir projektör çözümü olarak öne çıkıyor.”
Güvenilirlik özelliği ile sınıfının lideri görüntüler
30.500 lm’lik üstün parlaklık, Quad Piksel Sürücüsü özellikli 4K çözünürlük ve yepyeni lazer motoru bir araya getiren projektör, sürükleyici görüntüler oluşturma alanında yeni standartları belirliyor.
Sadece Panasonic’in kullandığı 2 Eksenli Piksel Kaydırma teknolojisi, en net ve en ayrıntılı görüntüleri oluşturuyor (3840 x 2400 piksel; 4K/16:10).
Panasonic’in kullandığı kırmızı ve mavi lazerleri üreten en yeni lazer motoru, gerçeklik algısını üstün seviyelere ulaştırmak için kendisinden bir önceki RQ32K projektöre kıyasla renk gamında %114 bir artış sunuyor.
Projektörün kullanım ömrü boyunca devrede olan üstün bir renk kalitesini yakalamak için piyasada mevcut olan en güvenilir lazer cihazları kullanılıyor.
Optimize mavi lazer dalga boylarının yanı sıra kırmızı lazer çıktısını kontrol için kullanılan Dinamik Dijital Kontrol ve tutarlı görüntü sağlayacak soğutma sistemi de ürünün diğer özellikleri arasında yer alıyor. Buna ek olarak Çoklu Lazer modülleri de Panasonic’in özel Yük Devretme Devresiyle donatılıyor.
Tekli lazer diyodu arızası söz konusu olduğunda bile projeksiyon, parlaklıkta gözle görülemeyecek bir kayıpla kesintisiz olarak devam eder.
Nakliyat ve kurulumda uygun çözümler
RQ35K Serisi, üstün bir performans sergilemekle birlikte sınıfında dünyanın en küçük ve en hafif projektörü olarak öne çıkıyor. Mevcut RQ32K serisine göre yüzde 40 daha küçük olduğu için iki kişi tarafından kolayca taşınabiliyor, depolanabiliyor ve kurulabiliyor.
Bu serideki projektörler, nakliye işleminin tamamlanmasının ardından kurulumu hızlandırıp kolaylaştıracak özelliklere sahip.
NFC özelliği olan Akıllı Projektör Kontrolü sayesinde kurulumu yapan kişi hazırlık amacıyla cep telefonundaki bir uygulamayı devreye sokabiliyor ve böylece ayrıca bir bağlantı yapılması gerekmiyor.
Uzaktan Önizleme, projeksiyonu yapacak olanların cihaz bekleme modundayken ve denklanşör de açıkken sinyal görüntüsünü internet tarayıcısı veya uygulama üzerinden kontrol etmeleri için vakit kaybetmeden sonuç almalarını sağlıyor.
Alanında çığır açan Ton Düzenleyici’nin de devreye girmesiyle, renk oluşumundaki kusurları ortadan kaldırmak için içerik düzenlemesi ihtiyacı ortadan kalkıyor.
Operatörler ortaya çıkan sorunun boyutlarına göre üç seviyeli bir görüntü düzeltme işlevini kullanabiliyor veya eğer ihtiyaç yoksa bu işlevi devre dışı bırakabiliyor.
Projektörün yüksek görünürlük için kullandığı Bilgi Monitörü’yle daha rahat kurulum ve kullanım sağlanıyor ve monitörde görüntülenen sorunlar hızlı bir şekilde gideriliyor.
Bu serideki projektörlerde Geometry Manager Pro yazılım seçeneği de bulunuyor. Tercih halinde yüklenmiş olarak gelen bu yazılım sayesinde bitmap maskeleme yapılabiliyor ve ayrıca harici bir kamera sayesinde kenar birleştirme kalibrasyonu da otomatik ve eş zamanlı olarak yapılıyor.
Doğasında güvenirlik var
Hermetik yalıtımlı DMD bloğu ve korumalı lazer sürücüsü gibi seçkin optik parçalarla donatılmış RQ35K Serisi, filtresiz tasarımı sayesinde bakım gerektirmeden 20.000 saat[1] çalışma imkanı sunuyor.
Sinyal girişinde bir kesinti olması halinde Yedek Giriş özelliği devreye giriyor ve 0,3 saniye kadar kısa bir süre içinde (bazı durumlarda bu süre biraz daha uzun olabilir) alternatif sinyali kullanarak kusursuz ve kesintisiz görüntü projeksiyonunun devam etmesini sağlar.
Panasonic’in 3 Çipli DLP projektörlerinde kullanılan 18 adet lensle uyumlu olan bu seri, herhangi bir mekanda mükemmel görüntü kalitesini yakalıyor. Kubbe projeksiyonlarında çığır açan Balıkgözü Lens ve yeni ofset Ultra Kısa İzdüşümlü Lens (0,370:1, WUXGA) ve Kısa İzdüşümlü Yakınlaştırma Lensi (0,645-0,850:1, WUXGA) de bu lensler arasında yer alıyor.
[1] Bu süre zarfında ışık çıkışı yaklaşık %50 oranında azalmış olacaktır.
IEC62087:
2008 Yayın İçerikleri, NORMAL Mod, Dinamik Kontrast [AÇIK], sıcaklık 35 oC (95 oF), yükseklik 700 m (2.297 fit) ve 0,15 mg/m3 hava kaynaklı partikül madde.
Parlaklığın %50’ye düşeceği tahmini süre, ortama ve kullanım koşullarına bağlı olarak değişecektir.
Işık kaynağı dışındaki parçaların 20.000 saatten önce değiştirilmesi gerekebilir ve bu süre zarfında cihazın kontrol edilmesi tavsiye edilir.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Ekonomi-teknoloji haberleri (01.12.2020)

TEKSTİLCİLER, ALMANYA VE BİRLEŞİK KRALLIK PAZARINI YAKIN MARKAJA ALDI Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Türkiye’nin …