
Kayseri OSB Başkanı Mehmet Yalçın: “1 Yılda 600 Sanayicimizi Ruhsatlarına Kavuşturduk. Sanayicilerimiz Yeni Limanlara Rotayı Kırmalı”
Kayseri OSB Başkanı Mehmet Yalçın, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kayseri OSB’nin alan büyüklüğü, fabrika sayısı ve işletme çeşitliliği açısından Türkiye’nin önde gelen OSB’leri arasında bulunduğunu hatırlatan Başkan Yalçın, Kayseri’nin ihracatının büyük bir bölümünün Kayseri OSB’den yapıldığına dikkati çekti.
Kayseri OSB’nin eskisinden daha güçlü bir yapıda bulunduğunu ifade eden Başkan Yalçın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamalara ilişkin çalışmaların hızla sürdüğünü kaydetti.
1 YILDA YAKLAŞIK 600 FABRİKA RUHSAT ALDI
Özellikle işyeri açma ve çalışma ruhsatı konusunda attıkları adımların meyvelerini vermeye başladığını ifade eden Başkan Yalçın, 1 yıl gibi bir sürede yaklaşık 600 sanayicinin ruhsatlarına kavuştuğu ve ruhsat sahibi fabrika sayısının 850’ye ulaştığını söyledi. Bu sayıyı kısa sürede tüm Kayseri OSB’yi kapsayacak hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Yalçın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sürece ilişkin ortaya koyduğu normlar çerçevesinde adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. Başkan Yalçın, yoğun emekleri için Ruhsat-Proje Müdürlüğü başta olmak üzere tüm birimlere teşekkürlerini iletti ve çalışmalarının aynı başarıyla sürmesini diledi.
“CUMHURBAŞKANIMIZ HER ZAMAN BİZLERİN YANINDA”
Dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişim ve dönüşümü takip ettiklerinin altını çizen Başkan Mehmet Yalçın, “Küresel boyutta yaşanan dönüşüm, ticaret ve ihracattaki değişim sanayicilerimizi etkilemektedir. Sanayicilerimizin bu dönüşüm ve değişim ekseninde yaşadıkları zorluklar da bulunmaktadır. Bu zorluklara ilişkin her fırsatta ve zeminde görüşlerimizi açıklıyoruz. Aldığımız geri dönüşler ve izlenimlerimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki hükümetimizin sanayicimizin her zaman yanında olacaklarına olan inancımızı da pekiştirmektedir. Sanayicilerimizin desteklenmesi noktasında desteklerini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan olmak üzere tüm bakanlarımıza şükranlarımızı sunuyorum” diye konuştu.
KAYSERİ OSB TÜRKİYE’DE ÖNCÜ
Belli başlı sektörlerde kümelenmenin mevcut olduğu Kayseri OSB’nin özellikle mobilya ve çelik kapı sektörlerinde Türkiye’nin lideri konumunda bulunduğuna değinen Başkan Yalçın, Türkiye Yüzyılı’na doğru emin adımlarla ilerlenen bugünlerde yeni sektörlere de yönelmenin gerekliliğini işaret etti. Başkan Yalçın, savunma sanayi başta olmak üzerde bilişim ve inovasyonun ön planda olduğu sektörlere yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.
“SAYIN BAKANIMIZ ELİTAŞ ÇOK HAKLI: KAYSERİ OSB ÜRETİM KARARGÂHIDIR”
AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ın, Kayseri OSB’yi Türkiye Yüzyılı’nın önemli üretim karargâhlarından biri olarak tanımladığını ve bunda da oldukça haklı olduğunu belirten Başkan Yalçın, “Enerji koridorları, yapay zekâ, kritik teknolojiler, siber güvenlik ve ticaret yolları uluslararası rekabetin yeni alanlarını oluşturmaktadır. Türkiye ve dolayısıyla Kayseri bu büyük dönüşümün yalnızca tribünde bekleyen bir izleyicisi olamaz. Sanayicilerimiz, dün olduğu gibi yarın da dünyadaki ticaret ve üretim yarışında ön sıralarda olmak zorundadır” diye konuştu.
“SANAYİCİLERİMİZ YENİ LİMANLARA ROTAYI KIRMALI”
Başkan Yalçın, “Dünya değişiyor. Uluslararası dengeler değişiyor. Teknoloji, enerji, ticaret ve güvenlik anlayışı yeniden şekilleniyor. Böylesine tarihi bir dönüşüm yaşanırken sanayiciler olarak kendimizi yeniden konumlandırmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Kayseri OSB olarak, yeni düzende nerede olmamız gerektiği düşünüyor ve planlıyoruz. Sanayicilerimizin de yeni limanlara doğru rotayı kırma zamanı gelmiştir” dedi.
“SANAYİCİMİZİN TALEPLERİNİ AKTARIYORUZ”
Yaptıkları çalışmalara ve sanayicilerin taleplerine ilişkin zaman zaman devlet büyükleriyle bir araya geldiklerine de değinen Başkan Yalçın, “Sanayicilerimizin taleplerinin ilgili bakanlıklarda ve hükümetimizde karşılık bulabilmesi ve çözüm yolları için adımlar atılması bakımından çeşitli ziyaretlerde bulunmaktayız. Sanayicilerimizin sıkıntılarını ve taleplerini dinleyen ve çözüm noktasında ellerinden gelenden fazlasını yapan AK Parti Genel Başkan Vekilimiz Sayın Mustafa Elitaş, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır, Kayseri Milletvekillerimiz ve tüm yetkililere teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.
Geride bıraktıkları 4 yıllık dönemde Kayseri OSB Sanayicisinin önünün açılması adına önemli hizmetlere imza attıklarını belirten Başkan Yalçın, yeni dönemdeki hizmetlerin de sanayicilerin talepleri doğrultusunda şekillenmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025
Türkiye hariç yıl ortası nüfuslardır.
Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Orta Afrika Cumhuriyeti oldu
Çocuk nüfus oranı dünya ortalaması, 2025 yılında %29,3 oldu. Türkiye’deki çocuk nüfus oranının %24,8 ile dünya çocuk nüfus ortalamasının altında kaldığı görüldü.
Çocuk nüfus oranının en yüksek ve en düşük olduğu 10 ülke, 2025
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025
Türkiye’nin çocuk nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek olduğu görüldü
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla %22,3 ile İrlanda, %20,3 ile İsveç ve %19,9 ile Fransa olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla %14,6 ile İtalya, %15,5 ile Malta ve %15,6 ile Portekiz oldu.
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025
Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Monako oldu
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 65 ve daha yukarı yaştaki yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülke, %36,0 ile Monako oldu. Bu ülkeyi %30,0 ile Japonya, %25,1 ile İtalya izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu ülke, %1,7 ile Katar oldu. Bu ülkeyi %1,8 ile Birleşik Arap Emirlikleri, %2,0 ile Zambiya izledi.
Yaşlı nüfus oranı dünya ortalaması, 2025 yılında %10,4 oldu. Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının %11,1 ile dünya yaşlı nüfus ortalamasının hemen üzerinde olduğu görüldü.
Yaşlı nüfus oranının en yüksek ve en düşük olduğu 10 ülke, 2025
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025
Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden düşük olduğu görüldü
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla %25,1 ile İtalya, %24,9 ile Portekiz ve %24,4 ile Yunanistan olduğu görüldü. En düşük yaşlı nüfus oranına sahip olan ülkelerin ise sırasıyla %14,9 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, %15,8 ile Lüksemburg, %16,2 ile İrlanda olduğu görüldü.
Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının %11,1 ile AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranlarından daha düşük olduğu görüldü.
Yaşlı nüfus oranının AB üye ülkeleri ile karşılaştırması, 2025
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülke, 5,94 çocuk ile Çad oldu. Bu ülkeyi 5,91 çocuk ile Somali ve 5,90 çocuk ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 0,75 çocuk ile Güney Kore oldu. Bu ülkeyi 0,96 çocuk ile Singapur ve 1,00 çocuk ile Ukrayna izledi.
Toplam doğurganlık hızı dünya ortalaması, 2025 yılında 2,24 çocuk oldu. Türkiye’nin toplam doğurganlık hızının 1,42 çocuk ile dünya ortalamasının altında kaldığı görüldü.
Toplam doğurganlık hızının en yüksek ve en düşük olduğu 10 ülke, 2025
TÜİK, Doğum İstatistikleri, 2025
Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu AB ülkesi 1,74 çocuk ile Bulgaristan oldu
Toplam doğurganlık hızının AB üye ülkeleri ile karşılaştırması, 2025
TÜİK, Doğum İstatistikleri, 2025
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2025 yılı için doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya genelinde 73,5 yıl, erkekler için 70,9 yıl ve kadınlar için 76,2 yıl olduğu görüldü.
Ülkelerin 2025 yılı için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 84,7 yıl ile Monako oldu. Bu ülkeyi 84,4 yıl ile San Marino ve 82,4 yıl ile Avustralya, Andorra ve Birleşik Arap Emirlikleri izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 53,5 yıl ile Çad oldu. Bu ülkeyi 54,5 yıl ile Nijerya ve 54,9 yıl ile Güney Sudan izledi.
Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek ve en düşük olduğu 10 ülke, 2025
TÜİK, Hayat Tabloları, 2022-2024
Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu AB ülkesi İtalya oldu
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için 2025 yılı doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 81,9 yıl ile İtalya oldu. Bu ülkeyi 81,8 yıl ile İsveç ve 81,7 yıl ile Malta izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 71,6 yıl ile Litvanya oldu. Bu ülkeyi 71,9 yıl ile Letonya, 72,5 yıl ile Bulgaristan izledi.
Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ile karşılaştırması, 2025
TÜİK, Hayat Tabloları, 2022-2024
Kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke Monako oldu
Ülkelerin 2025 yılı için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 88,7 yıl ile Monako oldu. Bu ülkeyi 88,0 yıl ile Japonya ve 87,4 yıl ile Güney Kore izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 55,1 yıl ile Nijerya oldu. Bu ülkeyi 57,4 yıl ile Çad ve 59,8 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti izledi.
Türkiye’nin kadınlar için 80,7 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.
Kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek ve en düşük olduğu 10 ülke, 2025
TÜİK, Hayat Tabloları, 2022-2024
Kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu AB ülkesi İspanya oldu
Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için 2025 yılı doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 86,6 yıl ile İspanya oldu. Bu ülkeyi 86,3 yıl ile Fransa, 86,0 yıl ile İtalya izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 79,5 yıl ile Bulgaristan oldu. Bu ülkeyi 79,8 yıl ile Romanya ve 80,5 yıl ile Macaristan izledi.
Kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ile karşılaştırması, 2025
TÜİK, Hayat Tabloları, 2022-2024
Sanayi üretimi yıllık aynı kaldı
Sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı) incelendiğinde, 2026 yılı Mayıs ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre %5,0 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi %0,3 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %1,0 arttı.
Sanayi üretimi aylık %2,9 azaldı
Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2026 yılı Mayıs ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre %1,5 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi %3,3 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %0,9 azaldı.
Dış Ticaret Endeksleri, Mayıs 2026 İhracat birim değer endeksi %14,2 arttı
İhracat birim değer endeksi Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %14,2 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde %8,8 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) %11,3 arttı, yakıtlarda %52,5 arttı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %12,0 arttı.
İhracat miktar endeksi %20,8 azaldı
İhracat miktar endeksi Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %20,8 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde %16,0 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) %19,9 azaldı, yakıtlarda %20,6 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %21,4 azaldı.
İthalat birim değer endeksi %14,2 arttı
İthalat birim değer endeksi Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %14,2 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde %2,4 azaldı, yakıtlarda %49,0 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) %4,3 arttı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %6,4 arttı.
İthalat miktar endeksi %21,8 azaldı
İthalat miktar endeksi Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %21,8 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde %6,2 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) %6,9 azaldı, yakıtlarda %3,8 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) %23,1 azaldı.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi %1,2 arttı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi; 2026 Nisan ayında 146,0 iken 2026 Mayıs ayında %1,2 oranında artarak 147,7 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat miktar endeksi; 2025 yılı Mayıs ayında 163,2 iken 2026 yılı Mayıs ayında %5,5 oranında azalarak 154,1 oldu.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi %6,0 azaldı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi; 2026 Nisan ayında 123,4 iken 2026 Mayıs ayında %6,0 oranında azalarak 116,0 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ithalat miktar endeksi; 2025 yılı Mayıs ayında 133,8 iken 2026 yılı Mayıs ayında %10,0 oranında azalarak 120,3 oldu.
Dış ticaret haddi 2026 yılı Mayıs ayında 89,6 olarak gerçekleşti
İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2025 yılı Mayıs ayında 89,5 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 0,1 puan artarak, 2026 yılı Mayıs ayında 89,6 oldu.
İnşaat Maliyet Endeksi, Mayıs 2026İnşaat maliyet endeksi yıllık %29,84 arttı, aylık %1,87 arttı
İnşaat maliyet endeksi, 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %1,87 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,84 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %1,77 arttı, işçilik endeksi %2,04 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %28,62 arttı, işçilik endeksi %32,00 arttı.
Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık %28,56 arttı, aylık %1,96 arttı
Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre %1,96 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,56 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %2,08 arttı, işçilik endeksi %1,75 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %26,93 arttı, işçilik endeksi %31,34 arttı.
Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık %34,06 arttı, aylık %1,60 arttı
Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre %1,60 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %34,06 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %0,85 arttı, işçilik endeksi %3,08 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %33,91 arttı, işçilik endeksi %34,34 arttı.
PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz: “TÜRKİYE ARTIK ATIĞINI DEĞİL, HAMMADDESİNİ TOPLAMALI”
PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi’nin yalnızca çevreyi koruyan bir uygulama olmadığını belirterek, “Her çöpe atılan ambalaj, ülke ekonomisinden eksilen stratejik bir hammaddedir” dedi. Karadeniz, sistem sayesinde yılda 25 milyar ambalajın yeniden ekonomiye kazandırılacağını, yaklaşık 30 milyar liralık ekonomik tasarruf sağlanacağını belirterek, bu rakamın sistemin sanayiye sağlayacağı ekonomik katkının yalnızca başlangıcı olduğunu vurguladı. Asıl katma değerin ise geri dönüştürülebilir atıkların yüksek kaliteli ikincil hammadde olarak yeniden üretime kazandırılmasıyla ortaya çıkacağını ifade etti.
Türkiye genelinde uygulamaya alınan Depozito Yönetim Sistemi (DYS), ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüşüm sanayisine yüksek kaliteli hammadde kazandırılması açısından yeni bir dönemin kapısını araladı.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sistem sayesinde geri dönüşüm sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli hammaddenin ekonomiye yeniden kazandırılacağını belirterek, “Bugün çöpe attığımız her geri dönüştürülebilir ambalaj aslında ülkemizin kaybettiği ekonomik değerdir. Artık atığımızı değil, hammaddemizi toplamak zorundayız” dedi.
Depozito Yönetim Sistemi kapsamında üzerinde DOA (Depozitosu Olan Ambalajlar) işareti bulunan plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajları depozito uygulamasıyla piyasaya sunulurken, tüketiciler boş ambalajlarını depozito iade makinelerine veya yetkilendirilmiş iade noktalarına teslim ederek depozito bedellerini geri alabiliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hedeflerine göre sistemin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte yılda yaklaşık 25 milyar adet ambalaj ekonomiye yeniden kazandırılacak ve yaklaşık 30 milyar TL’lik ekonomik tasarruf sağlanacak. Ancak PLASFED’e göre bu rakam yalnızca doğrudan ekonomik kazanımı ifade ediyor. Asıl katma değer ise sanayinin yeniden kullanabileceği yüksek kaliteli ikincil hammaddenin üretime kazandırılmasıyla ortaya çıkacak.
“Çöpe attığımız her ambalaj, ekonomiden eksilen bir değerdir”
Depozito Yönetim Sistemi’nin plastik geri dönüşüm sektörü açısından tarihi bir adım olduğunu belirten çatı kuruluş PLASFED Başkanı Karadeniz, şunları söyledi:
“Plastik sektörü olarak biz atığı hiçbir zaman çöp olarak görmedik. Her geri dönüştürülebilir ambalaj, yeniden üretime kazandırılabilecek değerli bir hammaddedir. Bugün çöpe giden her plastik, cam veya metal ambalaj aslında ekonomiden eksilen bir değerdir. Başka bir ifadeyle paramızı çöpe atıyoruz. Depozito Yönetim Sistemi sayesinde özellikle PET içecek ambalajları çok daha temiz, ayrıştırılmış ve geri dönüştürülebilir şekilde toplanacak. Böylece geri dönüştürülmüş hammaddenin kalitesi yükselecek, üretimde kullanım oranı artacak ve ithal hammadde ihtiyacının azaltılmasına önemli katkı sağlanacaktır.”
“30 milyar liralık tasarruf, gerçek kazancın sadece başlangıcı”
Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi ile sağlanacak yaklaşık 30 milyar liralık ekonomik kazanımın, sistemin oluşturacağı toplam katma değerin yalnızca görünen kısmını oluşturduğunu söyledi. Yılda 25 milyar ambalajın yeniden ekonomiye kazandırılmasının geri dönüşüm sanayisi açısından stratejik önem taşıdığını belirten Karadeniz, sistem sayesinde geri dönüşüm tesislerinin daha kaliteli hammaddeye ulaşacağını, üretim maliyetlerinin azalacağını, enerji ve doğal kaynak kullanımında tasarruf sağlanacağını ifade etti. Kaynak verimliliğinin artmasının yanı sıra geri dönüştürülebilir hammaddelerin yeniden üretime kazandırılmasıyla ithal hammaddeye olan bağımlılığın da azalacağına dikkat çeken Karadeniz, bu nedenle açıklanan 30 milyar liralık tasarrufun, sistemin sanayiye sağlayacağı gerçek ekonomik katkının yalnızca başlangıcı olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin Avrupa’nın en güçlü plastik geri dönüşüm altyapılarından birine sahip olduğunu hatırlatan Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi’nin mevcut kapasitenin daha verimli kullanılmasına önemli katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi.
“KAS ve DYS birlikte başarıya ulaşacak”
PLASFED’in uzun yıllardır Kaynağında Ayrıştırma Sistemi’nin (KAS) yaygınlaştırılması gerektiğini savunduğunu hatırlatan Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi’nin bu anlayışın en önemli tamamlayıcılarından biri olduğunu söyledi. Karadeniz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Depozito sistemi çok önemli bir adımdır. Ancak gerçek başarı, kaynağında ayrıştırma kültürünün toplumun her kesiminde yaygınlaşmasıyla mümkün olacaktır. Evlerde, iş yerlerinde ve tüm yaşam alanlarında geri dönüştürülebilir atıkların ayrı toplanması, sanayinin ihtiyaç duyduğu kaliteli hammaddenin sürdürülebilir şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Kaynağında Ayrıştırma Sistemi ile Depozito Yönetim Sistemi birlikte çalıştığında atık olarak gördüğümüz ürünler yüksek katma değerli ekonomik kaynaklara dönüşecektir.”
Türk konfeksiyon sektörü Çin’den uzaklaşan ABD’li ithalatçıları Türkiye’ye çekme çabasında
Amerika Birleşik Devletleri’ni 2026 yılında hedef pazar olarak belirleyen Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, 14-15 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek Premiere Vision (PV) Manufacturing New York Fuarı’na 13 firmayla Türkiye Milli Katılım Organizasyonu düzenliyor.
ABD’nin yıllık 100 milyar dolarlık konfeksiyon ithalatıyla Avrupa Birliği büyüklüğünde bir pazar olduğuna dikkati çeken Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, 2025 yılında ABD yönetiminin Çin, Hindistan, Bangladeş, Pakistan gibi rakip ülkelere yönelik açıkladığı yüksek gümrük vergileri sonrasında 2025 yılında Çin’in ABD’ye konfeksiyon ürünleri ihracatının yüzde 32’lik düşüşle 27,7 milyar dolardan 19 milyar dolara düştüğünü, Çin’in boşluğunu Vietnam ve Kamboçya’nın doldurduğunu, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün ABD pazarında daha hızlı büyümesi için ABD’ye yönelik pazarlama faaliyetlerine yoğunlaştıklarını dile getirdi.
ABD’ye ihracatta hedef 2 milyar dolar
Ticaret Bakanlığı’nın “Uzak Ülkeler Stratejisi”yle da uyumlu hareket ettiklerinin altını çizen Bağcı; “Premiere Vision (PV) Manufacturing New York Fuarı 2026 yılındaki 5.dış pazar faaliyetimiz olacak. Bu 5 faaliyetin 3’ü ABD’ye yönelikti. ABD’ye Türkiye’nin yıllık konfeksiyon ihracatı 1,2 milyar dolar seviyesinde. ABD pazarına yoğunlaşarak ihracat hacmimizi 2 milyar dolara çıkarabileceğimize inanıyoruz” diye konuştu.
Axis Communications’tan güvenlik sektörünün geleceğine yatırım
Axis Communications, güvenlik sektöründe bilgi paylaşımını, araştırmayı ve mesleki gelişimi destekleyen ASIS Foundation’ın “Foundation Five” destekçileri arasına katıldı. Bu iş birliğiyle şirket, güvenlik profesyonellerinin gelişimine ve sektörün geleceğine yönelik küresel çalışmalara katkı sunmayı hedefliyor.
Fiziksel güvenlik teknolojileri her geçen gün daha akıllı ve daha entegre hale gelirken, bu dönüşümü sürdürülebilir kılan en önemli unsur ise nitelikli insan kaynağı olmaya devam ediyor. Bu anlayışla hareket eden Axis Communications, güvenlik sektörünün gelişimine katkı sağlayan en önemli kuruluşlardan biri olan ASIS Foundation’ın “Foundation Five” destekçileri arasına katıldığını duyurdu.
ASIS International’ın hayır vakfı olan ASIS Foundation, dünya genelinde güvenlik profesyonellerinin gelişimini desteklemek amacıyla faaliyet gösteriyor. 1955 yılında kurulan ASIS International, 34 binden fazla üyesiyle dünyanın en büyük güvenlik profesyonelleri organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Kuruluş; fiziksel güvenlik, kurumsal güvenlik, risk yönetimi ve güvenlik teknolojileri alanlarında uluslararası standartların gelişimine katkı sağlarken, eğitim programları, sertifikasyonlar ve küresel etkinlikleriyle sektörün en önemli referans kuruluşları arasında yer alıyor.
ASIS Foundation ise burs programları, akademik araştırmalar, eğitim girişimleri ve mesleki gelişim projeleriyle güvenlik sektöründe bilgi paylaşımını destekliyor ve yeni nesil güvenlik profesyonellerinin yetişmesine katkıda bulunuyor.
Teknolojinin yanında bilgi paylaşımı da kritik önem taşıyor
Güvenlik sektöründe yaşanan dijital dönüşüm; yapay zekâ, video analitiği, siber güvenlik ve veri odaklı çözümler gibi alanlarda yeni yetkinlikleri zorunlu hale getiriyor. Bu nedenle yalnızca yeni teknolojiler geliştirmek değil, bu teknolojileri doğru şekilde kullanabilecek uzmanların yetişmesine katkı sağlamak da büyük önem taşıyor.
Axis Communications, uzun yıllardır Axis Academy eğitimleri, teknik seminerler ve sektör iş birlikleri aracılığıyla güvenlik profesyonellerinin bilgi seviyesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Şirketin ASIS Foundation’a verdiği destek de bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olarak öne çıkıyor.
Güçlü bir güvenlik ekosistemi için ortak sorumluluk
Günümüzde güvenlik sistemleri yalnızca fiziksel varlıkları korumakla kalmıyor; operasyonel verimlilikten iş sürekliliğine kadar birçok kritik süreci destekliyor. Bu nedenle sektörün sürdürülebilir gelişimi; üreticiler, entegratörler, danışmanlar, son kullanıcılar ve eğitim kuruluşlarının ortak katkısıyla mümkün oluyor.
Axis Communications, ASIS Foundation ile gerçekleştirdiği bu iş birliği sayesinde yalnızca teknoloji alanındaki inovasyonunu değil, güvenlik sektörünün bilgi birikiminin gelişmesine yönelik uzun vadeli yaklaşımını da ortaya koyuyor.
Şirket, güvenlik profesyonellerinin gelişimine yatırım yapmanın; sektörün daha güçlü, daha kapsayıcı ve geleceğin ihtiyaçlarına daha hazır hale gelmesine katkı sağlayacağına inanıyor.
Yapay zekâ televizyon ve sinema sektörünü dönüştürüyor!
Reklam gelirlerindeki düşüş, dijital platformların yükselişi ve artan yapım maliyetleri, televizyon ve sinema sektörünü yeni çözümler aramaya yönlendiriyor. Yapay zekâ destekli içerik üretimi ise bu dönüşümün en dikkat çekici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Yapay zekânın senaryo yazımı, diyalog oluşturma, görüntü ve ses üretimi gibi birçok alanda kullanılabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Geleneksel reklam gelirlerinin önemli bir bölümü dijital platformlara kayarken yapım maliyetleri sürekli artıyor. Bu nedenle yapay zekâya, sektör için teknolojik bir yenilik olarak kullanımının yanı sıra, ekonomik bir çözüm olarak da başvuruluyor.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, TV ve sinema sektöründe yapay zekayla içerik üretimini değerlendirdi.
Yapay zekâ artık ekonomik bir çözüm olarak da değerlendiriliyor
Televizyon ve sinema sektörünün son yıllarda ciddi ekonomik baskılarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Geleneksel reklam gelirlerinin önemli bir bölümü dijital platformlara kayarken yapım maliyetleri sürekli artıyor. Bu nedenle yapay zekâya, sektör için teknolojik bir yenilik olarak kullanımının sıra, ekonomik bir çözüm olarak da başvuruluyor.” dedi.
Saat ve Saat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin halka arzı başarı ile sonuçlandı
709.901 yatırımcının talebiyle Saat ve Saat’in halka arz büyüklüğü 3.748.917.480 TL olarak gerçekleşti
Türkiye’de saatçilik sektörünün önde gelen şirketlerinden Saat ve Saat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (“Saat&Saat”) talep toplama süreci başarıyla tamamlandı. Halka arzda toplam 709.901 kurumsal ve bireysel yatırımcıdan talep geldi. Bireysel yatırımcılar için planlanan tahsisatın 1,78 katı talep alan Saat&Saat’in halka arz büyüklüğü ise 3.748.917.480 TL olarak gerçekleşti.
Dünyaca ünlü 30’dan fazla portföyünde barındıran Türkiye’nin önde gelen saatçilerinden Saat ve Saat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (“Saat&Saat” ya da “Şirket”)‘in talep toplama süreci başarıyla tamamlandı. ’Türkiye’nin Saatçisi’ Saat&Saat’in halka arzında 709.776’sı bireysel yatırımcı olmak üzere toplam 709.901 yatırımcıdan talep geldi.
Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. (“Halk Yatırım”) ile Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. (“Garanti BBVA Yatırım”) liderliğinde oluşturulan konsorsiyum aracılığı ile 6-7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde pay başına 56 TL’den talep toplayan Şirket’in halka açıklık oranı yüzde 10,14 ve halka arz büyüklüğü ise 3.748.917.480 TL oldu.
Halka arzda yurt içi bireysel yatırımcılardan 1,78 kat ve yurt içi kurumsal yatırımcılardan ise 1,22 kat talep toplandı. Halka arz edilen şirket payları, Borsa İstanbul’da “SSAAT” kodu ile 16 Temmuz’da gerçekleşecek gong töreni sonrası işlem görmeye başlayacak.
Corendon Airlines, 2. İstanbul Buluşması’na katıldı
Royal Avis Aviation ev sahipliğinde düzenlenen 2. İstanbul Buluşması Gala Yemeği, hac ve umre turizmi sektörünün önde gelen temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi
Gecede konuşan Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, 2026-2027 sezonunda kutsal topraklara 38 havalimanından 200 bin yolcuyu misafir etmeyi hedeflediklerini açıkladı
Royal Avis Aviation ev sahipliğinde düzenlenen 2. İstanbul Buluşması Gala Yemeği, hac ve umre turizmi sektörünün önde gelen temsilcilerini İstanbul’da buluşturdu.
CVK Park Bosphorus Hotel’de gerçekleştirilen organizasyona Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer başta olmak üzere sektörün önde gelen iş ortakları, acente temsilcileri ve davetliler katıldı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada sektörün güncel gelişmeleri değerlendirilirken, iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.
Eren Holding’in 850 Milyon Dolarlık Yatırımı Hizmete Açıld ı
Eren Holding bünyesinde faaliyet gösteren Modern Karton’un 850 milyon dolar yatırımla hayata geçirdiği Kâğıt Üretim Tesisi (PM6), T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla 10 Temmuz 2026 tarihinde Zonguldak’ta düzenlenen törenle hizmete açıldı.
Yıllık 650 bin ton üretim kapasitesine sahip tesis, Modern Karton’un toplam üretim kapasitesini 2 milyon tona çıkararak şirketin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ve Türkiye’nin üretim gücüne katkı sağlayacak.
“Türkiye’nin Eren’i” vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Eren Holding A.Ş.; enerji, kâğıt, ambalaj, tekstil, perakende ve çimento başta olmak üzere faaliyet gösterdiği sektörlerde gerçekleştirdiği yatırımlarla ülke ekonomisine katma değer üretmeye, istihdamı desteklemeye ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamaya devam ediyor.
Eren Holding’in sürdürülebilir sanayi vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği, Modern Karton’un 6. büyük yatırımı olan Kâğıt Üretim Tesisi’nin (PM6) açılış törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn. Mehmet Fatih Kacır, Zonguldak Valisi Sn. Osman Hacıbektaşoğlu, Sn. Milletvekillerimiz Muammer Avcı ve Saffet Bozkurt, Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Emir Eren, Modern Karton Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Hamdullah Eren, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, yerel yöneticiler ve iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı.
Türkiye’den otomotiv sektöründe 41,5 milyar dolarlık tarihi ihracat rekoru
Allianz Trade’in her yıl hazırladığı Otomotiv Sektörü Raporu’na göre, Türkiye 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla kapattı. Öte yandan raporda otomotiv sektöründe güç dengesinin Asya’ya, özellikle de Çin’e kaydığı vurgulanıyor.
Dünyada Ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere rehberlik eden raporlarından bir yenisini daha Otomotiv Sektörü odağında hazırladı. Raporda yeni “Made in Europe“ çerçevesinin hâlen birçok belirsizlik içerdiği, bu belirsizlikten Türkiye’nin de etkilenebileceği belirtiliyor. Küresel otomotiv sektöründe güç dengesinin ise Asya’ya kaydığı vurgulanıyor.
Küresel otomotiv sektöründeki güç dengesinin hızla değiştiği belirtilen raporda, Çin’in tek başına artık dünya otomobil satışlarının yüzde 37’sini gerçekleştirdiği ve bu oranın, 2024 yılına göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puan artış anlamına geldiği belirtiliyor. Aynı dönemde Avrupa’nın küresel pazar payının yüzde 20’nin altına, Kuzey Amerika’nın payının ise yüzde 21’e gerileyerek her iki bölge için de yeni tarihi düşük seviyelere ulaştığı raporda vurgulanıyor.
DÖKTAŞ VE PARSAN İHRACAATIN ŞAMPİYONU ÖDÜLLERİNİ ALDILAR
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından düzenlenen İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde 2025 yılının en başarılı kuruluşları ödüllendirildi. GÜRİŞ Sanayi Grubu şirketlerinden DÖKTAŞ Altın İhracatçı ödülü alırken, yine GÜRİŞ Sanayi Grubu şirketlerinden PARSAN ise Bronz İhracatçı ödülü aldı.
OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı’nın ev sahipliğinde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlenen geceye Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkan Vekili Baran Çelik, OİB Yönetim Kurulu ile birlikte otomotiv endüstrisinin lider firmalarının üst düzey yöneticileri katıldı.
GÜRİŞ Sanayi Grubundan yapılan açıklamada “küresel pazarlarda ülkemizi başarıyla temsil etmenin gururunu yaşarken, bu başarıya katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyoruz. Sürdürülebilir büyüme hedefimiz doğrultusunda üretmeye, geliştirmeye ve ihracatımızı artırmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi.
Turkcell, yapay zekâ altyapısına beş farklı katmanda yatırım yapıyor
Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) düzenlediği İyilik İçin Yapay Zekâ Zirvesi’ne katıldı. İki ayrı oturumda konuşma yapan Koç, sektörel dönüşüme ilişkin mesajlar verirken, Turkcell’in yapay zekâ odaklı altyapı yatırımları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Teknoloji, mobil iletişim ve yapay zekâ dünyasının küresel temsilcileri, 7-10 Temmuz tarihlerinde İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldi. Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından düzenlenen İyilik İçin Yapay Zekâ Zirvesi’nde konuşan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, yapay zekâ yarışının artık yalnızca model yarışı olmadığını söyledi. Koç, “Yapay zekâ artık bir model meselesi değil, bir altyapı meselesidir. Kim altyapıya hükmederse, geleceğe de o hükmeder. Güçlü bir dijital geleceğin anahtarı yapay zekâdaysa, yapay zekânın geleceği de sağlam ve bağımsız bir altyapıdadır” dedi.
Turkcell’in, yapay zekânın temel katmanlarına yönelik yatırımlarını da paylaşan Koç, şirketin Türkiye’nin dijital geleceğini taşıyacak bölgesel bir teknoloji sağlayıcısı olma hedefini vurguladı
“Yapay zekâ, 5 temel katman üzerinde yükseliyor”
Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, “Yapay zekâ çağında belirleyici faktör artık yalnızca modellerin büyüklüğü ya da işlem kapasitesi değil. Zekâyı veri merkezlerinden çıkarıp gerçek dünyaya taşıyacak, yapay zekâ temelli bir altyapı kurabilmek giderek daha kritik hale geliyor. Bu altyapı; enerji, çip ve işlem gücü, veri merkezi ile bulut, modeller ve uygulamalardan oluşan beş temel katman üzerinde yükseliyor. Şebeke ise bütün bu katmanları bir araya getiren ana platform konumunda. Yapay zekâ; şebeke planlamasından enerji verimliliğine kadar ağları daha öngörülü ve dayanıklı hale getiriyor. Yeni nesil şebekeler de yapay zekâyı veri merkezlerinden çıkarıp insanlara, cihazlara, şehirlere ve endüstrilere ulaştıran temel altyapıyı sağlıyor” dedi.
“Hedefimiz, dijital altyapıda operasyonel milli bağımsızlık”
Turkcell’in yatırımlarına değinen Koç şöyle devam etti: “Bugün küresel güç mücadelesinin en kritik cephelerinden biri şu: Enerjisini kendi üreten, verisini kendi topraklarında işleyen, bulutunu kendi kuran ülkeler yarının belirleyicisi olacak. Turkcell’in neden enerji yatırımları yaptığının, neden veri merkezleri kurduğunun, neden bulut teknolojilerinde vites yükselttiğinin cevabı tam da bu vizyonumuzla ilişkili. Enerji, veri, bulut, model ve uygulamalara yönelik çalışmalarımızın hepsi bütünsel bir stratejinin parçaları. Turkcell olarak hedefimiz, dijital altyapıda operasyonel bağımsızlık. Doğu’ya ya da Batı’ya bağımlı olmadan, ulusal regülasyonlarımızdan taviz vermeden, açık, dengeli ve çok kaynaklı bir teknoloji yaklaşımıyla ilerliyoruz. Bu, şirketimizin de ötesinde bizim milli sorumluluğumuz. Ülkemize kurduğumuz her altyapıyı, milli geleceğimize atılmış stratejik bir imza olarak görüyoruz.”
Yapay zekânın 5 temel katmanında Turkcell neler yapıyor?
ENERJİ: Turkcell, “daha fazla bit, daha az watt” yaklaşımıyla rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerindeki toplam aktif kurulu gücünü 99,1 MW’a yükseltti. GSMA Mobile Net Zero inisiyatifine katılan dünyadaki ilk 8 operatör arasında yer alan Turkcell, 2050’de net sıfır şirket olmayı hedefliyor. Elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılayan şirket, sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarıyla da sektöre liderlik ediyor. Dünyanın önde gelen çevresel raporlama platformu Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) İklim Değişikliği ve Tedarikçi Katılımı derecelendirmelerinde en yüksek not olan “A” seviyesine sahip olan şirket, TIME ve Statista’nın hazırladığı World’s Best Companies in Sustainable Growth 2026 sıralamasında kendi sektöründe 1’inci oldu.
BADEM PINARI’NDAN 6 MİLYON EUROLUK SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM YATIRIMI
Badem Pınarı, Interpack Fuarı kapsamında gerçekleştirdiği yaklaşık 6 milyon euroluk yeni nesil teknoloji yatırımıyla sürdürülebilir ve verimli üretim altyapısını güçlendiriyor.
Sürdürülebilir üretim, kaynak verimliliği ve daha düşük plastik kullanımı, ambalaj ve içecek sektöründe teknoloji yatırımlarını her geçen gün daha kritik hale getiriyor. Almanya’da düzenlenen ve dünyanın önde gelen ambalaj ve içecek teknolojileri fuarları arasında gösterilen Interpack Fuarı da bu yıl sektörün global teknoloji üreticilerini ve yatırımcılarını bir araya getirdi. Üretim teknolojileri, sürdürülebilir ambalaj sistemleri, kaynak verimliliği ve yeni nesil üretim çözümlerinin öne çıktığı fuarda Badem Pınarı; üretim altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırım kararlarıyla dikkat çekti. Badem Pınarı Yönetim Kurulu üyelerinin katılım sağladığı fuarda gerçekleştirilen temaslar kapsamında, sektörün dünya lideri teknoloji markalarından Krones ile üretim hattına yönelik yeni nesil üretim yatırımı için anlaşma sağlandı. Yaklaşık 6 milyon euroluk yatırım kapsamında devreye alınacak yeni nesil üretim sistemleriyle birlikte şirket, üretim kapasitesini yaklaşık yüzde 25 artırmayı hedefliyor. Yatırımın tamamlanmasıyla birlikte yıllık şişe üretim kapasitesinin 33 milyondan 39 milyona çıkarılması planlanıyor.
Yeni yatırım sürecinde özellikle daha düşük plastik kullanımına, hafifletilmiş ambalaj teknolojilerine ve yüksek verimlilik sağlayan üretim altyapılarına odaklanıldı. Bu kapsamda devreye alınacak yeni nesil üretim sistemleriyle birlikte hem plastik kullanımının azaltılması hem de daha sürdürülebilir bir üretim modelinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
YILLIK ŞİŞE ÜRETİM KAPASİTEMİZİ 39 MİLYONA ÇIKARIYORUZ
Üretim altyapısında Endüstri 4.0 odaklı sistemleri devreye alan şirket, üretim süreçlerini anlık izleme ve verimlilik analiziyle yönetirken; enerji, ham madde ve operasyonel süreçlerde daha optimize bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Özellikle hafifletilmiş ambalaj teknolojileriyle birlikte plastik kullanımının azaltılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve çevresel etkinin düşürülmesi yatırım sürecinin temel başlıkları arasında yer alıyor.
Interpack Fuarı kapsamında gerçekleştirilen yatırım sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Badem Pınarı Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem: “Ambalaj teknolojileri artık yalnızca üretim süreçlerinin değil; sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve çevresel sorumluluğun da en önemli başlıklarından biri haline geldi. Interpack Fuarı kapsamında gerçekleştirdiğimiz görüşmeler doğrultusunda özellikle daha hafif ambalaj yapıları, yüksek verimlilik sağlayan üretim sistemleri ve sürdürülebilir üretim teknolojilerine odaklandık. Bu kapsamda sektörün dünya lideri teknoloji markalarından Krones ile yeni nesil üretim sistemlerine yönelik önemli bir yatırım anlaşması gerçekleştirdik Yaklaşık 6 milyon euroluk yatırım kapsamında yeni nesil üretim makinelerimizin satın alma ve kurulum süreçlerini başlattık. Yatırımın tamamlanmasıyla birlikte üretim kapasitemizi artırırken, daha az plastik kullanımıyla daha verimli ve sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.
PIRELLI, GOODWOOD’A P ZERO AİLESİYLE DAMGA VURUYOR
Yeni ürünler için alınan 300’ü aşkın homologasyon, P Zero’nun elektrikli spor otomobillerden rekor kıran hiper otomobillere kadar performans dünyasının dönüşümüne ayak uydurduğunu gösteriyor.
Pirelli P Zero, dünyanın en yenilikçi ve yüksek performanslı otomobillerini bir araya getiren Goodwood Hız Festivali’ne geri dönüyor. Etkinlikte sergilenen en yeni modellerin ve ünlü Hill Climb tırmanışında yarışacak araçların önemli bir bölümü, yeni nesil Pirelli P Zero ailesinin lastikleriyle donatılıyor. Bu durum, yeni P Zero ürünlerinin şimdiden elde ettiği 300’ü aşkın homologasyonla da kanıtlandığı üzere, P Zero serisinin premium ve prestij segmentindeki otomobil üreticilerinin öncelikli tercihi olmayı sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. Bu onaylar, performans, sürüş keyfi ve güvenlik odağını paylaşan çok çeşitli araçları kapsıyor. P Zero ailesi, 2023 yılından bu yana kapsamlı bir yenilenme sürecinden geçti. Yeni nesil P Zero, ilk kez Goodwood Festival of Speed’de tanıtıldıktan sonra birçok yeni modelde orijinal ekipman olarak kullanılmaya başlandı.
YEDAŞ’TAN ENERJİ SEKTÖRÜNDE 3. YAPAY ZEKÂ ZİRVESİ
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. (YEDAŞ), dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda bu yıl üçüncüsünü düzenlediği “Enerji Sektöründe 3. Yapay Zekâ Zirvesi” ile enerji sektöründe yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu fırsatları, dijital dönüşüm süreçlerini ve geleceğin teknoloji vizyonunu ele aldı. YEDAŞ çalışanlarının yanı sıra üniversitelerden akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı zirvede, yapay zekânın enerji sektöründeki rolü farklı yönleriyle değerlendirildi.
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. (YEDAŞ), çalışanlarının yapay zekâ alanındaki farkındalığını artırmak, sektör ile akademiyi aynı platformda buluşturmak ve enerji sektöründeki dijital dönüşüme katkı sağlamak amacıyla bu yıl üçüncüsünü düzenlediği EnerDünyanın en önemli diplomatik buluşmalarından biri olan NATO Zirvesi, yalnızca uluslararası kararların alındığı bir platform değil, aynı zamanda mimari, gastronomi ve estetik tercihlerin de küresel ölçekte sergilendiği prestijli bir organizasyon olarak öne çıkmaktadır. Bu seçkin organizasyonda, Ermaş Madencilik’in özgün doğal taşlarından Patara Bej, doğal güzelliği ve zamansız karakteriyle dikkat çeken yüzeyler arasında yer aldı.ji Sektöründe 3. Yapay Zekâ Zirvesini gerçekleştirdi. Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen zirveye YEDAŞ çalışanlarının yanı sıra üniversitelerden akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
ERMAŞ MADENCİLİĞİN PATARA BEJİ, DÜNYA SAHNESİNDE TÜRK DOĞAL TAŞININ ZARAFETİNİ TEMSİL ETTİ
Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde bulunan kütüphane, sergi ve yemek alanlarında kullanılan Patara Bej, sıcak bej tonları, doğal damar yapısı ve sofistike görünümüyle mekânların mimari bütünlüğüne değer kattı. Doğadan aldığı eşsiz karakteri modern mimariyle buluşturan ürün, zarafetin ve sadeliğin güçlü bir temsilcisi olarak öne çıkıyor.
Patara Bej’in hikâyesi yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Sınırlı rezervi ve özgün yapısı sayesinde dünyanın dört bir yanında seçkin projelerde tercih edilen bu özel doğal taş İzmir’deki Swissôtel projesinden Meksika’nın turizm merkezi Cancun’daki otellere, Boston’daki Wyndham Beacon Hill Hotel’den Singapur Havalimanı’na kadar birçok prestijli yapıda tercih edilen ürün; Amerika’daki Mormon Kilisesi projesinde, Abu Dabi’de, Florida’da ve çeşitli lüks konut ile otel yatırımlarında da kullanıldı. Mimarların ve yatırımcıların tercihinde ilk sıralarda yer alan Patara Bej, yalnızca estetik görünümüyle değil, aynı zamanda uzun ömürlü performansı ve doğal taşın sunduğu kalıcı değer ile de fark yaratıyor. Her plakasında doğanın milyonlarca yıllık izlerini taşıyan ürün, kullanıldığı projelere benzersiz bir kimlik kazandırıyor.
Günsan’dan yaşam alanlarına yaz ruhunu yansıtan tasarım çözümleri
Yaz aylarıyla birlikte yaşam alanlarında daha ferah, dinamik ve kişisel dokunuşlara sahip dekorasyonlar öne çıkıyor. Günsan Elektrik, Radius Design serisiyle anahtar ve prizleri yalnızca işlevsel bir detay olmaktan çıkararak dekorasyonun tamamlayıcı bir parçasına dönüştürüyor. Modern çizgileri, farklı renk ve tasarım seçenekleriyle sunulan seri, evlere estetik ve özgün bir atmosfer kazandırıyor.
Yaz mevsiminin ferahlatıcı etkisi, ev dekorasyonlarında da kendini gösteriyor. Daha aydınlık, sade ve karakter sahibi yaşam alanları oluşturmak isteyenler renk, doku ve tasarım detaylarıyla mekanlarını kişiselleştirmeye yöneliyor. Anahtar ve prizleri dekorasyonun önemli bir parçası olarak konumlandıran Günsan Elektrik, Radius Design serisiyle yaşam alanlarına estetik bir değer katıyor. Minimal ve çağdaş çizgileriyle dikkat çeken seri, salonlardan yatak odalarına, çalışma alanlarından ortak yaşam alanlarına kadar farklı mekanlara uyum sağlıyor.
“Plastiği Azalt, Geleceği Yaşat”
Dünya genelinde plastik kullanımının çevresel etkileri giderek daha fazla tartışılırken, tek kullanımlık plastiklere alternatif, sürdürülebilir malzemelere yönelik ilgi hızla artıyor. Temmuz ayında dünya genelinde yürütülen “Plastic Free July (Plastiksiz Temmuz)” hareketi, plastik tüketimini azaltmak için küresel bir farkındalık çalışması olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım’ın döngüsel ekonomi yaklaşımı ve grup şirketi Sunar NP’nin mısır nişastası bazlı ham maddeden ürettiği biyobozunur ürünler, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, Plastiksiz Yaşam farkındalık ayı kapsamında yaptığı değerlendirmede, biyopolimerlerle plastik kullanımına güçlü alternatifler geliştirdiklerini belirterek, sanayiye sundukları çözümlerle bu yeşil dönüşüm hareketinin merkezinde yer aldıklarını vurguladı. Çomu, “Stratejik biyopolimer üreticisi olarak yalnızca sanayinin değil, tüketici alışkanlıklarının da sürdürülebilir dönüşümüne katkı sunmayı amaçlıyoruz.” dedi.
Tarım, gıda ve biyoendüstri alanlarında faaliyet gösteren Sunar Yatırım, üretim gücünü sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştiren entegre yapısıyla dikkat çekiyor. Şirket döngüsel ekonomi yaklaşımını merkeze alarak bir mısır tanesini yalnızca tek bir ürüne değil; biyopolimer, ilaç, kozmetik, gıda ve yem başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten entegre bir üretim ekosistemine dönüştürüyor. Ayrıca; doğal kaynakların verimli kullanıldığı, karbon ayak izinin azaltıldığı ve çevresel etkinin minimize edildiği bir üretim modeliyle çalışıyor. Ar-Ge yatırımlarıyla biyomalzeme teknolojilerine odaklanan Sunar Yatırım, geleceğin sanayi dönüşümünde çevreyle uyumlu çözümler geliştirmeyi stratejik bir öncelik olarak konumlandırıyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.




