
Otel ve tatil köyü şikayetleri bir ayda yüzde 168 arttı
Şikayetvar verilerine göre yaz tatilinin en yoğun dönemlerinden temmuz ayında turizm sektörüne yönelik tüketici şikayetlerinde dikkat çekici artışlar yaşandı. Otel-tatil köyü kategorisinde haziranda 560 olan şikayet sayısı temmuzda bin 500’e çıkarak yüzde 168 arttı. Zincir otellerde artış yüzde 109, otel pazarlama sitelerinde yüzde 92, villa-ev pazarlama sitelerinde yüzde 90 olurken, tur operatörleri ve tatil pazarlama şirketlerine yönelik şikayetler yüzde 50 yükseldi. Şikayetlerde hijyen ve hizmet kalitesinden rezervasyon iptallerine, ücret iadelerinden gerçeği yansıtmayan ilanlara kadar birçok sorun öne çıktı.
Yaz sezonunun yoğunlaşmasıyla birlikte tatil planları tüketiciler için pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Çözüm platformu Şikayetvar’ın verileri, hazirandan temmuza geçişte tatil sektörünün farklı alanlarında şikayetlerin belirgin biçimde yükseldiğini ortaya koydu.
En dikkat çekici artış otel-tatil köyü kategorisinde gerçekleşti. Haziran ayında 560 olan şikayet sayısı temmuzda bin 500’e yükseldi. Böylece bu kategoride yalnızca bir ayda 940 ek şikayet kaydedilirken artış oranı yüzde 168’e ulaştı.
İncelenen diğer tatil kategorilerinde de benzer bir tablo görüldü. Zincir otellere yönelik şikayetler 215’ten 450’ye çıkarak yüzde 109 arttı. Otel pazarlama sitelerinde şikayet sayısı 630’dan bin 208’e yükseldi ve yüzde 92 artış kaydedildi. Villa-ev pazarlama sitelerine yönelik şikayetler 136’dan 259’a çıkarak yüzde 90 yükselirken, tur operatörleri ve tatil pazarlama şirketlerine ilişkin şikayet sayısı 997’den bin 495’e ulaştı. Bu kategorideki artış yüzde 50 olarak gerçekleşti.
Beş kategorinin toplamına bakıldığında ise haziran ayında 2 bin 538 olan şikayet sayısının temmuzda 4 bin 912’ye yükseldiği görülüyor. Böylece incelenen beş tatil kategorisinde şikayet hacmi bir ayda yaklaşık yüzde 94 arttı.
Otellerde hijyen ve hizmet kalitesi şikayetleri öne çıktı
Otel-tatil köyü kategorisinde tüketicilerin dile getirdiği sorunların başında temizlik ve hijyen problemleri geliyor. Odaların yeterince temizlenmemesi, nevresim ve banyoların hijyen standartlarını karşılamaması, ortak alan ve havuz temizliği, kötü koku ve haşere şikayetleri tüketicilerin paylaşımlarında öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Yemeklerin kalitesi ve çeşitliliğinin beklentiyi karşılamaması da sık dile getirilen sorunlardan biri oldu. Özellikle “her şey dahil” konseptiyle hizmet veren tesislerde yemek çeşitliliğinin yetersiz olması, yiyeceklerin kalitesi, restoranlardaki hijyen ve yoğunluk tüketicilerin tepki gösterdiği konular arasında yer aldı.
Tüketiciler ayrıca rezervasyon veya tanıtım sırasında sunulan hizmetlerle tatil sırasında karşılaştıkları koşulların uyuşmadığını belirtti. Klima, sıcak su ve oda donanımlarındaki teknik sorunlar; vaat edilen tesis olanaklarının kullanılamaması; personelin ilgisizliği ve yaşanan sorunlara çözüm bulunamaması da şikayetlerde öne çıktı. Tatilini erken sonlandırmak isteyen bazı tüketiciler ise ücret iadesi süreçlerinde sorun yaşadıklarını aktardı.
Zincir otellerde fiyat-hizmet dengesi sorgulanıyor
Şikayet sayısının bir ayda yüzde 109 arttığı zincir otel kategorisinde oda temizliği, genel hijyen ve teknik aksaklıklar ön plana çıktı. Klima, sıcak su ve oda ekipmanlarında yaşanan sorunların yanı sıra yemek ve içecek hizmetlerinin kalite açısından beklentiyi karşılamaması tüketicilerin dile getirdiği başlıca konular arasında yer aldı. Şikayetlerde, satın alınan oda veya hizmet ile tesiste sunulan hizmet arasında farklılık bulunduğuna yönelik bildirimler de dikkat çekti. Personelin tutumu, ek ücret talepleri ve ücret iadesi süreçlerinde yaşanan sorunlar da tüketicilerin gündemindeydi. Özellikle yüksek fiyat ödenen tesislerde beklenti ile sunulan hizmet arasındaki fark şikayetlerin önemli nedenlerinden biri olarak öne çıktı.
Rezervasyon var, otelde kayıt yok
Otel pazarlama sitelerine yönelik şikayetlerde ise sorunların odağı konaklama deneyiminden çok rezervasyon ve ödeme süreçleri oldu. Kategoride şikayetler hazirandan temmuza yüzde 92 artarak 1.208’e ulaştı. Tüketicilerin öne çıkardığı başlıca sorunlar arasında ödeme yapılmasına ve rezervasyon onayı alınmasına rağmen kaydın otel sisteminde görünmemesi, otelin rezervasyonu kabul etmemesi veya rezervasyonun sonradan iptal edilmesi yer aldı. İptal edilen rezervasyonların ücretinin zamanında iade edilmemesi, çift ya da hatalı tahsilatlar, ücretsiz iptal koşullarına ilişkin anlaşmazlıklar ve müşteri hizmetlerine ulaşmakta yaşanan güçlükler de şikayetlerde öne çıktı. Bazı tüketiciler satış sırasında gördükleri fiyat ile ödeme aşamasında ya da sonrasında karşılaştıkları tutarların farklı olduğunu belirtti.
Villa tatilinde ilan ile gerçek arasındaki fark tepki çekti
Villa-ev pazarlama sitelerinde şikayet sayısı bir ayda yüzde 90 artarak 259’a çıktı. Bu kategoride özellikle ilanlarda gösterilen özelliklerle tüketicilerin tatil yerine gittiklerinde karşılaştıkları koşulların uyuşmaması dikkat çekti. Fotoğrafların, konumun, manzaranın, tesis özelliklerinin veya villanın kapasitesinin ilanda sunulandan farklı olduğu yönündeki şikayetlerin yanı sıra sahte ilan ve kapora dolandırıcılığı iddiaları da tüketicilerin paylaşımlarında yer aldı. Rezervasyonun tek taraflı iptal edilmesi, farklı bir tesise yönlendirilme, kapora veya rezervasyon bedelinin iade edilmemesi, sonradan ek ücret talep edilmesi ve platform ya da tesis yetkililerine ulaşılamaması da bu kategoride öne çıkan sorunlar arasında bulunuyor.
Tur operatörlerinde şikayet sayısı bin 500’e yaklaştı
Tur operatörleri ve tatil pazarlama şirketleri kategorisinde şikayetler yüzde 50 artarak 997’den bin 495’e yükseldi. Böylece kategori, temmuz ayında şikayet hacmi en yüksek alanlardan biri oldu.
Tüketiciler tur veya rezervasyonların firma tarafından iptal edilmesi ya da değiştirilmesi, iptal sonrası ücret iadelerinin gecikmesi, satın alınan otel yerine farklı veya daha düşük standartta bir tesise yönlendirilme gibi sorunları gündeme taşıdı. Satış sırasında vaat edilen hizmetlerin veya tur programının değiştirilmesi, müşteri hizmetlerinden çözüm alınamaması, fiyat farkları ve ek ücret talepleri de öne çıkan diğer başlıklar oldu. Paket turlarda ise ulaşım, rehberlik hizmetleri, otel seçimi ve program organizasyonuna ilişkin sorunlar tüketicilerin şikayetlerine yansıdı.
Türkiye’de Şarj Pazarı İvme Kazanmayı Sürdürüyor: Aylık Şarj İşlemi 3,3 Milyonu Aştı, Elektrikli Araç Sayısı 464 Bine Ulaştı
Türkiye otomotiv pazarında dengeler hızla değişiyor. Elektrikli ve hibrit araç satışlarının benzinli otomobilleri geride bıraktığı 2026 yılında, büyüyen elektrikli araç parkı şarj altyapısındaki işlem hacmini de yeni seviyelere taşıyor.
Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’deki elektrikli araç sayısı 464 bine, aylık şarj işlemi ise 3,3 milyonun üzerine çıktı.
Otomotiv ve enerji piyasalarında yayımlanan güncel veriler, Türkiye’de geleneksel yakıtlardan e-mobilite ekosistemine doğru yapısal bir geçiş yaşandığını ortaya koyuyor. Haziran ayından bu yana platform güncellemelerini sürdüren Spark Connect, pazardaki bu dönüşümle eş zamanlı olarak teknolojik altyapısını ölçeklendirerek kullanıcı deneyimini geliştirmeye devam ediyor.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yayımlanan raporlar da yıl içerisinde tüketici tercihlerindeki değişimi somut biçimde ortaya koyuyor.
Otomotivde Dengeler Değişiyor: Elektrikli ve Hibrit Satışları Benzinliyi Geride Bıraktı
ODMD verilerine göre, 2026 yılı Ocak-Temmuz döneminde otomobil pazarı %12,14 daralırken, akaryakıtlı araç satışlarında belirgin düşüşler kaydedildi:
Benzinli otomobil satışları %19,8 azalarak 208.046 adede, dizel otomobil satışları ise %32 oranında azalarak 30 bin adede geriledi.
Buna karşın elektrikli (94 bin adet) ve hibrit (165 bin adet) araçların toplam satışı 259 bin adede ulaşarak 208 bin adet seviyesindeki benzinli otomobil satışlarını geride bıraktı.
Hibrit ve elektrikli araçların otomobil pazarındaki toplam payı %51,7 seviyesine ulaştı.
Bu tablo, Türkiye’de elektrikli mobilitenin artık yalnızca yükselen bir trend değil, otomotiv pazarının ana dönüşüm alanlarından biri haline geldiğine işaret ediyor.
Otomotiv pazarındaki değişim enerji sektöründeki verilerde de takip ediliyor. EPDK raporlarına göre Haziran 2026’da motorin ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %24,30 oranında azalarak 913.254 tona, benzin ihracatı ise %52,55 azalarak 5.916 tona geriledi.
464 Bin Elektrikli Araç, Ayda 3,3 Milyondan Fazla Şarj İşlemi
Geleneksel yakıtlardaki gerilemeye karşılık Türkiye’nin elektrikli araç şarj ekosistemi hızla büyümeye devam ediyor.
Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’deki toplam elektrikli araç sayısı 464 bine, şarj soketi sayısı ise 46 bine ulaştı. Şarj istasyonlarındaki aylık elektrik tüketimi 89 bin MWh seviyesine çıkarken, aylık şarj işlemi adedi 3,3 milyonu geride bıraktı.
Bu ölçek yalnızca daha fazla şarj istasyonu ihtiyacını değil; istasyonların anlık durumu, uygunluğu ve erişilebilirliğine ilişkin verilerin doğru ve kesintisiz biçimde yönetilmesini de kritik hale getiriyor.
Spark Connect, uygulamaya aldığı gerçek zamanlı istasyon senkronizasyonu ile yoğun veri trafiğini test edilmiş teknolojik mimarisi üzerinden yönetiyor. Kullanıcılar, istasyonların anlık uygunluk durumlarını sistem üzerinden görüntüleyerek şarj planlarını ve rotalarını daha güvenli şekilde oluşturabiliyor.
Temmuz ayında Yeşil Şarj İstasyonlarının toplam tüketimdeki payının %65,25’e yükselmesi ise sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelik artan talebi destekleyen göstergeler arasında yer alıyor.
Spark Connect, sunduğu yalın onboarding akışı ile kullanıcıların yeşil enerji sertifikalı istasyonları kolayca filtrelemesine ve şarj süreçlerini hızlı biçimde başlatmasına olanak sağlıyor.
“Elektrikli Araç Artık Niş Bir Pazar Değil”
Spark Connect Kurucusu Çağan Koyun, Türkiye’de hızlanan dönüşüme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Otomotiv pazarında artık çok net bir tüketici tercihi değişimi görüyoruz. Türkiye’de elektrikli araç sayısının 464 bine ulaşması ve ayda 3,3 milyondan fazla şarj işleminin gerçekleşmesi, elektrikli mobilitenin artık niş bir pazar olmaktan çıktığını gösteriyor.
Elektrikli ve hibrit araç satışlarının benzinliyi geride bıraktığı bu yeni dönemde mesele yalnızca daha fazla şarj noktası oluşturmak değil; kullanıcıya doğru istasyonu, doğru zamanda ve doğru veriyle gösterebilmek.
Spark Connect olarak gerçek zamanlı istasyon senkronizasyonumuz, düzenli test süreçlerimiz ve şeffaf veri akışımızla elektrikli araç sahiplerinin şarj deneyimini mümkün olduğunca kesintisiz ve güvenilir hale getirmeyi amaçlıyoruz.”
Büyüyen Şarj Ekosisteminin Arkasında Ölçeklenebilir Teknoloji
Spark Connect, temel mimarisini Gartner Hype Cycle raporlarında da yer alan KOBIL SuperApp Platform altyapısı üzerinde geliştiriyor.
Bu altyapı, Spark Connect’in yalnızca şarj istasyonlarını görüntüleyen bir uygulama olmasının ötesine geçerek farklı mobilite hizmetlerinin aynı dijital ekosistem içerisinde sunulabilmesine imkan sağlıyor.
Platformun merkezinde ID, Pay, Chat ve Sign olmak üzere dört temel servis bulunuyor. Örneğin sisteme dahil olan bir araç kiralama şirketi; kullanıcı kimliği ve ehliyet doğrulamasından dijital sözleşmenin imzalanmasına kadar farklı süreçleri Spark Connect platformu içerisinde uçtan uca gerçekleştirebiliyor.
Bu teknolojik altyapı, elektrikli mobilite pazarında artan kullanıcı ve işlem hacmine karşı yüksek güvenlik, hız ve ölçeklenebilirlik sağlamayı hedefliyor.
Sürdürülebilir Mobilite İçin Teknoloji
Elektrikli araç sayısının ve şarj işlemlerinin hızla arttığı Türkiye pazarında kullanıcı deneyiminin önümüzdeki dönemde yalnızca istasyon sayısıyla değil, verinin doğruluğu, sistemlerin birbiriyle konuşabilmesi ve şarj hizmetlerine erişimin kolaylığıyla şekillenmesi bekleniyor.
Spark Connect; test otomasyon süreçleri, teknik dokümantasyon standartları, gerçek zamanlı veri yönetimi ve ürün tasarımındaki analitik yaklaşımıyla büyüyen e-mobilite ekosisteminin ihtiyaçlarına yönelik teknolojik çözümler geliştirmeyi sürdürüyor.
Gençler kültürel mirası deneyimleyerek keşfetti: Kundura Hafıza Kültürel Miras Yaz Okulu Beykoz Kundura’da tamamlandı
Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Kültürel Miras Yaz Okulu, 17–21 Ağustos tarihleri arasında 14–17 yaş arasındaki gençleri Beykoz Kundura’da bir araya getirdi. Beş gün süren programda gençler; arkeoloji, mimarlık, arşivcilik, müzecilik, doğal ve somut olmayan kültürel miras ile hikâye anlatıcılığı gibi farklı disiplinler üzerinden kültürel mirası keşfederken, atölyeler ve saha gezileriyle öğrendiklerini deneyimleme fırsatı buldu.
Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin kültürel mirası yalnızca korunması gereken bir geçmiş değeri olarak değil, deneyimlenen, paylaşılan ve geleceğe taşınan yaşayan bir miras olarak ele aldığı Kültürel Miras Yaz Okulu, bu yıl da gençleri farklı disiplinlerden uzmanlarla buluşturdu. Beş gün boyunca interaktif dersler, uygulamalı atölyeler, yaratıcı üretim süreçleri ve saha ziyaretleriyle ilerleyen program, gençlerin kültürel mirasa farklı perspektiflerden bakmalarına alan açtı.
Programın ilk gününde kültürel mirasın temel kavramları ve koruma yaklaşımı ele alınırken, gençler Beykoz Kundura’nın kendi hafızasıyla da buluştu. “Kundura’nın Hafızası: Bir Fabrikaya Sığan Dünya” sergi turu ve hafıza yürüyüşünün ardından gerçekleşen belgeleme atölyesinde katılımcılar, somut ve somut olmayan kültürel mirasın nasıl kayıt altına alınabileceğine dair uygulamalı bir çalışma gerçekleştirdi.
İkinci ve üçüncü günlerde program; arkeolojik miras, mimari miras, arşivcilik ve müzecilik başlıklarıyla devam etti. Alanında uzman eğitimciler eşliğinde gerçekleşen derslerin ardından düzenlenen arkeolojik deneyim, mimari maket, arşivcilik ve “Kendi Müzemi Kuruyorum” atölyelerinde gençler, edindikleri bilgileri kendi üretimleri üzerinden deneyimledi. Böylece kültürel miras, yalnızca teorik olarak öğrenilen bir konu olmaktan çıkarak katılımcıların aktif olarak dahil olduğu bir öğrenme sürecine dönüştü.
Yaz okulunun dördüncü günü ise gençleri Beykoz’un farklı kültürel miras duraklarına taşıyan; Mecidiye Kasrı, Cam ve Billur Müzesi ve Çubuklu Silolar’ı ziyaret eden katılımcılar, farklı dönemlere ve işlevlere ait yapı ve koleksiyonları yerinde inceleyerek kültürel mirasın farklı ölçeklerdeki örnekleriyle buluştu. Mecidiye Kasrı ziyaretinde yapının tarihsel ve mimari özellikleri üzerine bilgi alan gençler, gün boyunca gerçekleştirdikleri gezileri değerlendirme etkinliğiyle birlikte ele aldı.
Programın son gününde ise doğal ve ekolojik miras ile yaşayan miras ve hikâye anlatıcılığı başlıkları öne çıktı. Ekolojik mirasın izini süren uygulamalı çalışmanın ardından gerçekleşen hikâye anlatıcılığı atölyesinde gençler, kültürel mirasla kurdukları kişisel ilişkiyi kendi anlatıları üzerinden ifade etme fırsatı buldu. Beş günlük programı tamamlayan genç katılımcılara program sonunda gerçekleşen sertifika töreni ile Katılım Belgeleri teslim edildi.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.




