Eğitim

ERÜ’nün Yeni Hastane Binası Kendi Enerjisini Üretecek, KÜN ile MTA Arasındaki Yapay Zekâ İş Birliği, Yeşil Turizm Eğitimi, Vertiv’e Göre Yapay Zeka, BÜ’de Geleceğin Sporcuları İçin Yeni Dönem, dijital inovasyon, Türkiye eğitim üssü

ERÜ’nün Yeni Hastane Binası Kendi Enerjisini Üretecek

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, 2026 yatırım programına alınarak ERÜ Tıp Fakültesi’ne kazandırılacak olan 800 yataklı yeni hastane projesinin kendi enerjisini üreten bir bina olacağını söyledi.

Rektörlük Binası girişinde bulunan yeni hastane binasının maketi üzerinden projenin genel yapısı, teknik özellikleri hakkında ERÜ Senato Üyelerine bilgi veren Rektör Prof. Dr. Altun, yeni hastane projesinin üniversiteye, bölgeye ve ülkeye sağlayacağı katkılara dikkat çekerek, “Yılsonu itibariyle projemizi tamamladık. Bu süreç tamamlandıktan sonra da yapım süreci artık gündeme geldi. Bu da Resmi Gazetede yayınlanarak 2026 yılı yatırım programına alınmış oldu. Yani bunun anlamı üniversite hastanemizin yapılması için 2026 yılı içerisinde ihale süreci yapılmış olacak. Devamında da inşaatına başlanmış olacak” dedi.

Hastane projesinin özellikleri hakkında da bilgi veren Rektör Prof. Dr. Altun, sürdürülebilirlik açısından yapılacak binanın kendi enerjisini üreten ve yağmur suyunun sulama suyu olarak kullanılacağı bir proje olduğuna dikkat çekti.

Binanın sismik izolatörlü bir bina olması nedeniyle olası bir deprem olayından etkilenmeyeceği için önemli bir değere sahip olduğunun da altını çizen Rektör Prof. Dr. Altun, projeye desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a teşekkür etti.

KÜN ile MTA Arasındaki Yapay Zekâ İş Birliği Değerlendirildi

Kapadokya Üniversitesi ile MTA Genel Müdürlüğü arasında 2. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması sırasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen yapay zekâ temelli bilimsel ve teknik çalışmalara ilişkin değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.

MTA Genel Müdürü Vedat Yanık’ın yanı sıra MTA Üst Yöneticileri ve MTA’nın teknik uzmanlarının katıldığı toplantıda, Kapadokya Üniversitesini Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Candan Gökçeoğlu, Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Özcan ve Yazılım Geliştirme Bölüm Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Gizem Karakaş temsil etti. Toplantıda, yapay zekâ iş birliği kapsamında devam eden çalışmalar ve iki kurum arasındaki teknik ve akademik etkileşim değerlendirildi.

Toplantıda, Kapadokya Üniversitesinin yapay zekâ alanında yürüttüğü akademik çalışmalar ve uygulamaya dönük projeler doğrultusunda sürece sunduğu katkılar ele alınıp, çalışmalara ilişkin MTA yöneticileri ve uzmanlarının görüşleri değerlendirildi.

Üniversitenin farklı disiplinleri bir araya getiren akademik yapısı içerisinde faaliyet gösteren Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi’nin, alanında uzman akademisyen kadrosuyla bu iş birliğine bilimsel ve teknik destek sunduğu vurgulanırken, fakülte bünyesinde yürütülen çalışmaların, yapay zekâ temelli araştırmaların geliştirilmesi ve doğru şekilde yönlendirilmesi açısından önemli bir birikim oluşturduğu ifade edildi.

MTA tarafından yürütülen teknik çalışmalar ile Kapadokya Üniversitesinin akademik uzmanlığı arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerin de yapıldığı toplantıda, mevcut çalışmaların geliştirilmesi ve yapay zekâ temelli araştırmaların nitelikli biçimde sürdürülmesi konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

Yeşil Turizm Eğitiminde Kapadokya Üniversitesi İmzası

Kapadokya Üniversitesi (KÜN), Erasmus+ Sustainable Eco-Tourism Awareness projesi kapsamında Turizm Yeşil Sürdürülebilirlik Sertifikasyon Denetçileri Kursu’nu yürütecek.

Erasmus+ Sustainable Eco-Tourism Awareness projesinde paydaş olarak yer alan Kapadokya Üniversitesi “Turizm Yeşil Sürdürülebilirlik Sertifikasyon Denetçileri Kursu” basamağını yürütecek. Eğitim, mentörlük ve danışmanlığı entegre eden proje; turizm sektöründe ekonomik kalkınmayı desteklemeyi, istihdam yaratmayı ve çevresel sürdürülebilirliği güçlendirmeyi esas alıyor.

KÜN tarafından yürütülecek kurs ile sürdürülebilir turizm alanında gelişmiş yeşil beceri ve yetkinliklere sahip denetçilerin yetiştirilmesi amaçlanıyor. Eğitim sürecinde katılımcıların; sürdürülebilirlik odaklı turizm uygulamaları, çevresel etki yönetimi ve yeşil dönüşüm süreçlerine ilişkin bilgi ve uygulama kapasitelerinin güçlendirilmesi öngörülüyor.

Kursun temel odaklarından biri, yeşil sertifikasyon süreçlerinde kurumsal uzmanlığın artırılması olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir turizm sertifikasyon kriterleri ve denetim mekanizmalarına ilişkin yetkinliklerin kazandırılmasıyla sektörde nitelikli ve uzman insan kaynağının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında yürütülen eğitim faaliyetleri, sürdürülebilir turizm konusunda farkındalığın artırılmasını ve sektör paydaşlarının harekete geçirilmesini amaçlıyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliğin yalnızca teorik bir kavram olarak değil, sahada uygulanabilir ve ölçülebilir bir çerçevede ele alınmasını ön plana çıkarıyor.

Uluslararası iş birliğiyle yürütülen Erasmus+ projesi, sektörler arası ve sınır ötesi iş birliklerini teşvik eden bir yapı sunuyor. Farklı ülkelerden ve disiplinlerden paydaşların katkısıyla yürütülen çalışmalar, bilgi paylaşımını ve ortak öğrenme süreçlerini destekleyen bir zemin oluşturuyor.

Kapadokya Üniversitesi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu yaklaşımı doğrultusunda, yürütücülüğünü üstlendiği bu kurs ile sürdürülebilir turizm alanında kalıcı etki oluşturmayı ve çevreye duyarlı uygulamaların yaygınlaştırılmasına katkı sunmayı hedefliyor.

TÜRKİYE EĞİTİMDE KÜRESEL ÜS OLDU: DÜNYADA EN ÇOK TERCİH EDİLEN 8. ÜLKE

İLKE Vakfı ve UDEF’in hazırladığı rapor, Türkiye’nin uluslararası eğitimdeki yükselişini belgeledi. Öğrenci sayısı son 10 yılda 5 kat artarak 337 bine ulaştı. Araştırmaya göre uluslararası öğrencilerin yüzde 55’i Türkiye’deki yaşamından memnun ve Türkiye’yi “eğitim kalitesi” nedeniyle tercih ediyor.

Yükseköğretimde son yıllarda attığı adımlarla dikkat çeken Türkiye, uluslararası öğrenciler için bir cazibe merkezine dönüştü. İLKE Vakfı Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM) ve Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF) tarafından yayımlanan “Türkiye’de Uluslararası Öğrencilerin Eğitim ve Yaşam Deneyimleri” raporu, bu başarının arka planını verilerle ortaya koydu.

551 öğrenciyle yüz yüze görüşülerek hazırlanan rapora göre Türkiye, 337 bini aşan uluslararası öğrenci sayısıyla dünyada en çok öğrenci ağırlayan ilk 10 ülke arasına (8. sıra) girdi.

TÜRKİYE ARTIK BİLİNÇLİ BİR TERCİH: EĞİTİM KALİTESİ ÖN PLANDA

Doç. Dr. Elyesa Koytak ve Enes Koru tarafından hazırlanan rapor, öğrencilerin Türkiye’ye geliş nedenlerinin değiştiğini gösteriyor. Eskiden sadece coğrafi yakınlık etkiliyken, bugün öğrenciler Türkiye’yi “Eğitim Kalitesi” (%46,6) ve “Kültürel/Dini Yakınlık” (%50,5) nedeniyle tercih ediyor. Özellikle Türkiye’de lise eğitimi almış öğrencilerin %54,5’inin üniversite için tekrar Türkiye’yi seçmesi, eğitim sistemine duyulan güvenin en büyük kanıtı oldu.

ÖĞRENCİLERİN YARISINDAN FAZLASI “MEMNUNUM” DİYOR

Rapor, Türkiye’deki öğrencilerin yaşam memnuniyetinin yüksek olduğunu ortaya koydu.

Yaşam Standartları Yüksek: Öğrencilerin %53,5’i, Türkiye’deki yaşam koşullarının kendi ülkelerinden çok daha iyi olduğunu belirtiyor.

Genel Memnuniyet: Tüm süreçler değerlendirildiğinde öğrencilerin %55’i Türkiye’deki hayatından memnun olduğunu ifade ediyor.

Kampüs İmkânları: Üniversitelerin sunduğu kütüphane ve kampüs hizmetleri, öğrencilerin en çok beğendiği ve tam not verdiği alanların başında geliyor.

TÜRKİYE’Yİ TAVSİYE EDİYORLAR

Türkiye’nin “gönüllü elçileri” olan uluslararası öğrencilerin %43,9’u, ülkelerine döndüklerinde veya çevrelerine Türkiye’de okumayı tavsiye edeceklerini belirtiyor. Ayrıca öğrencilerin %41,9’u, “Tekrar seçme şansım olsa yine Türkiye’de okurdum” diyerek ülkeye olan bağlılıklarını dile getiriyor.

SOSYAL UYUMDA KIRMIZI ALARM: HER 10 ÖĞRENCİDEN 6’SI AYRIMCILIK MAĞDURU

Raporun en dikkat çekici ve acil çözüm bekleyen bulgusu, uluslararası öğrencilerin yaşadığı ayrımcılık ve dışlanma deneyimleri oldu. Araştırmaya katılan öğrencilerin %59,6’sı, Türkiye’de bulundukları süre zarfında en az bir kez ayrımcılığa maruz kaldıklarını belirtti.

Ayrımcılığın Adresi Şaşırttı: Sokakta ve Sınıfta “Yabancı” Olmak Rapora göre ayrımcılık sadece sokaktaki münferit olaylarla sınırlı değil; kampüs içine de sızmış durumda. Öğrencilere ayrımcılığın kaynağı sorulduğunda çıkan tablo şöyle:

Tanımadığım yerel vatandaşlar: %62,5 (Zirvede)

Sınıf arkadaşları (Yerli öğrenciler): %51,8 (İkinci sırada)

Esnaf: %32,4

Ev sahibi/Emlakçı: %31,7

Öğrenciler en sık “Göçmen Ayrımcılığına” (%44,7) ve “Etnik Ayrımcılığa” (%37,6) uğradıklarını ifade etti. Özellikle sınıf arkadaşlarından gelen dışlanma, öğrencilerin akademik motivasyonunu ve aidiyet duygusunu zedeleyen en kritik faktör olarak öne çıkıyor.

HEDEF 1 MİLYON ÖĞRENCİ İÇİN YOL HARİTASI

Türkiye’nin “1 Milyon Uluslararası Öğrenci” hedefine emin adımlarla ilerlediğini belirten rapor, bu büyümenin sürdürülebilir olması için bazı gelişim alanlarına da dikkat çekti. Öğrenci memnuniyetini daha da yukarı taşımak için barınma imkanlarının artırılması ve sosyal uyum/entegrasyon çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiği vurgulandı. Rapor, bu alanlarda yapılacak iyileştirmelerle Türkiye’nin eğitimdeki liderliğini pekiştireceğini öngörüyor.

Raporu incelemek için: https://ilke.org.tr/tr/

Vertiv’e Göre Yapay Zeka, Dijital İkizler ve Uyarlanabilir Sıvı Soğutma Teknolojileri, Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonlarını Yeniden Şekillendirecek

İşlem yoğunluğunun hızla artması, gigawatt ölçeğinde büyüme ve veri merkezlerinin artık birer bilişim birimi olarak konumlanması bu trendleri yönlendiriyor

Kritik dijital altyapı ve süreklilik çözümlerinin küresel sağlayıcısı Vertiv’in yayımladığı rapora göre, veri merkezi inovasyonu, yapay zekâ odaklı makro dinamikler ve teknolojik trendlerin etkisiyle şekillenmeye devam ediyor. Kurum genelindeki uzmanların katkılarıyla hazırlanan Vertiv™ Frontiers raporu, yapay zeka (AI) için güç altyapısının dönüşümünden dijital ikizlere ve uyarlanabilir sıvı soğutma teknolojilerine kadar, bugün ve gelecekte inovasyonu yönlendiren başlıca teknoloji trendlerini mercek altına alıyor.

Vertiv Ürün ve Teknoloji Direktörü Scott Armul, konuyla ilgili şunları söyledi: “Veri merkezi sektörü, yapay zeka uygulamalarının ihtiyaç duyduğu yüksek işlem gücü ve hızlı kurulum beklentilerine uyum sağlamak için tasarım, kurulum ve işletme süreçlerini hızla değiştiriyor. Artan işlem yoğunluğu, veri merkezlerinin artık gigawatt seviyelerinde ve çok daha büyük ölçekte kurulmasını gerektiriyor. Bu da daha yüksek voltajlı DC güç altyapıları ve gelişmiş sıvı soğutma sistemleri gibi yeni teknolojilerin öne çıkmasına yol açıyor. Ayrıca, yerinde enerji üretimi ve dijital ikiz gibi çözümlerin, yapay zekânın daha hızlı yaygınlaşmasına ve ölçeklenmesine önemli katkı sağlamasını bekliyoruz.”

Vertiv Frontiers raporu, Vertiv’in önceki yıllarda paylaştığı Veri Merkezi Trendleri öngörülerini bir adım ileri taşıyor. Raporda, veri merkezlerini dönüştüren başlıca etkenler yer alıyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve yüksek performanslı bilişimin (HPC) yol açtığı işlem yoğunluğundaki hızlı artış, veri merkezlerinin artık çok daha büyük ölçekte ve çok daha kısa sürede, gigawatt seviyelerinde kurulması, tesislerin yapay zekâ çağında tek bir “bilişim birimi” olarak tasarlanıp işletilmesi gereği ve artan çip ve işlemci çeşitliliğine uyum sağlama ihtiyacı öne çıkıyor.

Raporda, bu büyük değişimlerin veri merkezlerinin farklı alanlarını etkileyen beş temel trendi nasıl şekillendirdiği detaylı şekilde ele alınıyor.

1. Yapay zekâ için güç altyapısının dönüşümü

Günümüzde pek çok veri merkezi, şebekeden BT kabinlerine kadar uzanan hibrit AC/DC güç dağıtım sistemleriyle çalışıyor. Ancak bu yapı, birden fazla enerji dönüşüm aşaması içerdiği için verimlilik kayıplarına neden oluyor. Yapay zekâ uygulamalarının beraberinde getirdiği yüksek güç yoğunluğu ise mevcut sistemleri giderek daha fazla zorlamaya başladı.

Daha yüksek voltajlı DC mimarilerine geçiş, akımın azalmasını, kablo kesitlerinin küçülmesini ve dönüşüm adımlarının sadeleşmesini sağlıyor. Ayrıca güç dönüşümünün oda seviyesinde merkezi olarak yapılmasına imkân tanıyarak sistemi daha verimli ve ölçeklenebilir hale getiriyor.

Bugün hibrit AC ve DC çözümler yaygın olsa da, tam DC standartları ve teknolojileri olgunlaştıkça, artan raf yoğunluklarıyla birlikte yüksek voltajlı DC altyapıların daha yaygın şekilde kullanılacağı öngörülüyor. Yerinde enerji üretimi ve mikro şebekeler de bu dönüşümü destekleyen ve hızlandıran önemli faktörler arasında yer alıyor.

2. Dağıtık Yapay Zekâ (Distributed AI)

Bugüne kadar büyük dil modellerini (LLM) desteklemek için yapay zekâ veri merkezlerine yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar, yapay zekâ çözümlerinin hem bireyler hem de kurumlar tarafından yaygın şekilde kullanılmasını amaçladı. Vertiv’e göre yapay zeka, şirketler için artık kritik bir iş bileşeni haline geliyor; ancak bu servislerin nerede ve nasıl sunulacağı, her kurumun kendi ihtiyaçlarına ve çalışma koşullarına göre farklılık gösterecek.

Finans, savunma ve sağlık gibi regülasyonun yoğun olduğu sektörlerde ise veri güvenliği, verinin bulunduğu ülke sınırları içinde kalması ve düşük gecikme gereksinimleri nedeniyle yapay zekâ uygulamalarının, bulut yerine özel ya da hibrit ortamlarda, kurum içi veri merkezleri üzerinden çalıştırılması gerekebilecek.

Bu noktada esnek ve ölçeklenebilir, yüksek yoğunluklu sistemleri destekleyen güç altyapıları ile sıvı soğutma çözümleri; ister yeni veri merkezi yatırımlarıyla ister mevcut tesislerin dönüştürülmesiyle, dağıtık yapay zeka mimarileri için gerekli kapasitenin hızlı ve güvenli şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak.

3. Enerji Otonomisinin Hızlanması

Veri merkezlerinde kısa süreli yerinde enerji üretimi, uzun yıllardır kesintilere karşı dayanıklılığı sağlamak için kullanılıyor. Ancak bugün, özellikle yapay zeka veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı ve şebeke kapasitesindeki sınırlamalar, daha uzun süreli ve daha bağımsız bir enerji yapısına geçişi zorunlu kılıyor.

Doğal gaz türbinleri ve benzeri teknolojilerle tesis içinde enerji üretimine yapılan yatırımlar; esneklik, güvenilirlik ve operasyonel süreklilik gibi önemli avantajlar sunsa da bu dönüşümün asıl itici gücü enerjiye erişimde yaşanan kısıtlar oluyor. Bu nedenle “Kendi Enerjini (ve Soğutmanı) Getir” gibi yaklaşımlar, veri merkezlerinin gelecekte daha otonom ve şebekeye daha az bağımlı çalışmasını sağlayacak stratejilerin temel parçaları arasında yer alacak.

4. Dijital İkiz Odaklı Tasarım ve Operasyonlar

Yapay zekâ iş yüklerinin giderek yoğunlaşması ve GPU’ların daha güçlü hale gelmesi, bu karmaşık “AI fabrikalarının” çok daha hızlı şekilde devreye alınmasını zorunlu kılıyor. Yapay zekâ destekli araçlar sayesinde veri merkezleri artık dijital ikizler aracılığıyla sanal ortamda birebir modellenebiliyor. BT ve kritik altyapı sistemleri prefabrik ve modüler tasarımlar halinde entegre edilerek birer “bilişim birimi” (unit of compute) olarak sahaya kurulabiliyor.

Bu yaklaşım, kurulum ve devreye alma sürelerini ciddi ölçüde kısaltarak, yapay zekâ uygulamalarında “time-to-token” süresini yüzde 50’ye varan oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Dijital ikiz tabanlı bu model, gelecekte yapay zekâ için gerekli olacak gigawatt ölçeğindeki veri merkezi yatırımlarının daha hızlı ve verimli şekilde hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynayacak.

5. Uyarlanabilir ve Dayanıklı Sıvı Soğutma

Yapay zeka iş yüklerinin hızla artması, sıvı soğutma teknolojilerini veri merkezlerinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Ancak yapay zekâ sadece daha güçlü soğutma ihtiyacı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda bu sistemlerin çok daha akıllı ve verimli çalışmasını da sağlıyor.

Yapay zeka destekli izleme ve kontrol mekanizmaları sayesinde sıvı soğutma altyapıları, olası arızaları önceden öngörebilen, akışkanları ve ekipmanları en verimli şekilde yöneten ve kendi performansını sürekli optimize edebilen yapılara dönüşüyor.

Bu yaklaşım, yüksek değerli donanımların ve üzerlerinde çalışan kritik iş yüklerinin daha güvenilir, kesintisiz ve dayanıklı bir şekilde çalışmasına olanak tanıyor.

Vertiv, 130’dan fazla ülkede faaliyet göstererek dünya genelinde veri merkezleri, iletişim ağları ile ticari ve endüstriyel tesislere yönelik kritik dijital altyapı çözümleri sunuyor. Güç yönetimi, ısı yönetim ve BT altyapısını kapsayan geniş ürün ve servis portföyü, buluttan ağın uç noktasına kadar uzanan tüm dijital ekosistemi destekliyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde müşteriler, giderek karmaşıklaşan dijital dünyada operasyonlarını kesintisiz sürdürebiliyor, yüksek performans elde edebiliyor ve güvenle ölçeklenebiliyor.

Boğaziçi Üniversitesi 1863 Spor Kulübü Geleceğin Sporcuları İçin Yeni Döneme Başladı

1863 yılına uzanan köklü geçmişiyle Türkiye’nin en saygın akademik kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitesi, spor alanındaki birikimini Boğaziçi Üniversitesi 1863 Spor Kulübü aracılığıyla yeni dönemde yeniden yapılandırarak faaliyetlerine başladı.

Boğaziçi Üniversitesi 1863 Spor Kulübü, akademik mükemmeliyet anlayışını sporun birleştirici ve geliştirici gücüyle buluşturan yaklaşımıyla; çağdaş, çok branşlı ve sürdürülebilir bir yapı çerçevesinde yeni dönemde kapılarını açtı. Kulüp, sporu yalnızca fiziksel gelişim alanı olarak değil; disiplin, karakter, takım ruhu ve toplumsal aidiyet oluşturan bütüncül bir eğitim alanı olarak ele alıyor.

Bu vizyon doğrultusunda kulüp bünyesinde hayata geçirilen Boğaziçi Üniversitesi Spor Okulu, çocukları ve gençleri erken yaşta sporla buluşturarak geleceğin sporcularını yetiştirmeyi hedefliyor.

Boğaziçi Üniversitesi Spor Okulu: Geleceğin Yıldızları Bu Çatı Altında Yetişiyor

Boğaziçi Üniversitesi 1863 Spor Kulübü’nün ana çatısı altında faaliyet gösterecek olan Spor Okulu; geleneği, kaliteyi ve çok yönlü gelişimi merkeze alan çağdaş bir eğitim modeliyle yapılandırıldı. Spor Okulu, 6-16 yaş arası çocuklar ve gençlere yönelik olarak 8 farklı spor branşında kapsamlı eğitim programları sunacak.

Eğitimler; alanında deneyimli ve pedagojik formasyona sahip uzman eğitmenler eşliğinde yürütülürken, Boğaziçi Üniversitesi’nin Hisar Kampüs, Güney Kampüs, Anadolu Hisarı Kampüs ve Kilyos Kampüslerinde yer alan modern spor alanları bu sürece ev sahipliği yapacak. Üniversitenin akademik ve kültürel atmosferi, spor eğitimine güçlü bir zemin sağlayacak.

Boğaziçi Üniversitesi 1863 Spor Kulübü’nün yaklaşımı, yalnızca teknik beceriler kazandırmayı değil; bilimsel ve pedagojik temellere dayanan programlarla disiplinli, özgüvenli, takım ruhuna sahip, fiziksel olduğu kadar sosyal ve zihinsel açıdan da güçlü bireyler yetiştirmeyi amaçlıyor. Çocukların fiziksel gelişimlerini karakter ve sorumluluk bilinciyle birleştiren bu yapı, her sporcunun kendi potansiyelini keşfedebileceği kapsayıcı bir spor ortamı sunuyor.

              Yeni dönemde faaliyetlerine başlayan Boğaziçi Üniversitesi Spor Okulu hakkında detaylı bilgilere bogaziciuniversitesisporokulu.org adresinden ulaşılabiliyor.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ PROJESİ DİJİTAL İNOVASYONDA ÖNCÜ DURUMDA

Boğaziçi Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen DIGI4AGE Projesi, Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı sunan Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri (ADİM) ağına katılmaya hak kazandı. Proje, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ulusal düzeyde koordine edilen ve Dijital Avrupa Programı (DAP)kapsamında desteklenen ADİM ekosistemine dâhil olarak, Türkiye’nin dijital kapasitesini Avrupa ile daha güçlü bir zeminde buluşturmayı hedefliyor.

2025 yılında ADİM’ler için açılan çağrı kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda, aralarında Boğaziçi Üniversitesi’nin de bulunduğu üç yeni merkez daha ağa kabul edildi. “Önce dene, sonra yatırım yap” yaklaşımıyla faaliyet gösteren ADİM’ler; test ve pilot uygulama imkânları, eğitim ve beceri geliştirme programları, finansmana erişim danışmanlığı ve Avrupa çapında iş birliği ağlarına erişim gibi kapsamlı destekler sunuyor.

Boğaziçi Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen DIGI4AGE Projesi’nin ADİM ağına katılması, Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda stratejik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, üniversite olarak dijital dönüşümü yalnızca teknolojik bir ilerleme alanı değil; toplumsal ve ekonomik etki üreten stratejik bir sorumluluk olarak ele aldıklarını vurgularken, projenin üniversitenin bilgi birikimini ulusal ve uluslararası ölçekte uygulamaya dönük çözümlerle buluşturma vizyonunun güçlü bir yansıması olduğuna dikkat çekti.

Proje, Boğaziçi Üniversitesi Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi (Boğaziçi HTTM) bünyesinde; akademi, sanayi, kamu ve girişimcilik alanlarından paydaşların yer aldığı bir konsorsiyum tarafından yürütülüyor. DIGI4AGE’in ADİM ekosistemine dâhil edilmesiyle birlikte Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye’nin dijital yetkinliklerinin gelişimine ve Avrupa ile daha entegre bir inovasyon ekosisteminin oluşmasına katkı sunmayı amaçlıyor.

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup