
ERÜ’nün QS Dünya Üniversiteleri 2027 Sıralamasındaki Başarısı
Küresel yükseköğretim alanındaki en prestijli ve güvenilir endekslerden biri kabul edilen QS Dünya Üniversite Sıralaması (QS World University Rankings) 2027 sonuçları açıklandı.
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) her geçen yıl katlanarak artan küresel rekabete ve endekse yeni dahil olan dünya üniversitelerinin oluşturduğu hacimsel baskıya rağmen, dünya genelindeki 1201-1400 bandındaki güçlü konumunu korudu. ERÜ, Türkiye genelinde sıralamaya dahil edilen seçkin yükseköğretim kurumları içerisindeki yerel sıralamada 15. sıra olarak sabit kaldı.
Temel Başarı Göstergesi: Genel Skorda %10,6 Net Artış!
Küresel ve yerel kulvardaki yeri sabit kalmakla birlikte ERÜ, temel metodolojik genel skoru 10.3’ten 11.4’e yükselerek %10,6’lık net bir artış kaydetti. Toplam puandaki bu yükseliş, ERÜ’nün kurumsal kapasitesinin, araştırma kalitesinin ve iş dünyasındaki marka algısının somut olarak geliştiğini ortaya koydu.
Bilimsel Üretim ve Araştırma Kalitesinde Büyük Sıçrama
ERÜ’nün Scopus verilerine göre özgün atıf sayısı %21,5 oranında net bir artışla 90.167’ye ulaştı. Bu güçlü yerel ivme, “Akademisyen Başına Atıf” alanında ERÜ’yü Türkiye’de ilk 10 üniversite arasına taşıdı.
İş Dünyasında Yükselen Erciyes Markası
ERÜ mezunlarının kalitesini ve iş dünyasındaki itibarını yansıtan “İşveren İtibarı” puanı iki katına yakın bir gelişimle 4.5’ten 8.4’e yükselmiş, yerel sıralamada da 3 basamak birden tırmandı. Ayrıca sisteme başarıyla yansıyan %84.2’lik Mezun İstihdam Oranı İstihdam Sonuçları puanını doğrudan yukarı çekti.
ERÜ, URAP 2025-2026 Dünya Üniversiteleri Sıralamasında İlk 1000’de
ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren URAP (University Ranking by Academic Performance) Araştırma Laboratuvarı, 2025-2026 Dünya Üniversiteleri Sıralaması sonuçlarını açıkladı.
Dünyada en fazla bilimsel makale yayımlamış 3.500 üniversite arasından, altı akademik üretkenlik göstergesine (Makale Sayısı, Atıf Sayısı, Toplam Bilimsel Doküman Sayısı, Toplam Yayın Etkisi, Toplam Atıf Etkisi ve Uluslararası İş Birliği) göre puanlanan ilk 3.000 üniversite belirlenerek sıralandı.
Açıklanan sonuçlara göre Erciyes Üniversitesi (ERÜ), URAP 2025-2026 Dünya Sıralaması’nda toplam puanını geçen yıla göre 5,58 puan artırarak 282,27 puana yükseltmiş ve dünya üniversiteleri arasında 996. sırada, Türkiye üniversiteleri arasında ise 15. sırada yer almıştır. Üniversitemiz, bu sonuçla dünya sıralamasında geçen yılki 1023. konumundan 27 basamak birden yükselerek önemli bir başarıya imza attı.
ERÜ’de, özellikle Atıf Sayısı, Toplam Yayın Etkisi ve Toplam Atıf Etkisi göstergelerinde kayda değer bir artış sağlamış; bu yükseliş, son yıllarda araştırma kalitesine ve atıf performansına yönelik yürütülen çalışmaların somut bir karşılığı oldu.
ERÜ, Küresel Sürdürülebilirlik Liginde Zirveye İlerliyor
Times Higher Education (THE), üniversitelerin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) sundukları katkıyı küresel ölçekte değerlendiren 2026 THE Sürdürülebilirlik Etki Sıralaması sonuçlarını açıkladı. Dünya genelinden başvuran 1603 seçkin yükseköğretim kurumu arasında Erciyes Üniversitesi, tüm beklentilerin üzerinde bir performansla adını en başarılı kurumlar arasına yazdırdı.
ERÜ, puanını 78.4’e yükselterek dünya genelinde İLK 300 Üniversite arasına girdi. Bu, ERÜ’nün sürdürülebilirlik stratejisinde attığı en büyük adımlardan biri oldu.
SKA 9 — SANAYİ, YENİLİKÇİLİK VE ALTYAPI DÜNYA 61.’Sİ
Geçen yılki 83. sıradan 22 basamak birden yükselerek İLK 100 içine giren ERÜ’nün 94.4 puan ile Üniversite Spin-off’ları (99.9), Endüstriyel Gelirler (98.3) ve Patent Başvuruları (92.6) en güçlü alanları oldu.
I. DÜNYA GENELİNDE ERÜ’NÜN İLK 300’DE YER ALDIĞI GÜÇLÜ SKA’LER
Küresel rekabetin en yoğun olduğu üç temel amaçta dünyanın en iyi kurumları arasında:
SKA 9 – Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı: Dünya 61.’si, 94.4 puan. Üniversite Spin-off’ları, Endüstriyel Gelirler ve Patent Başvuruları başarımızın temel taşları. | |
SKA 13 – İklim Eylemi: Dünya 201–300 bandı, 55.2 puan. İklim/Çevre Araştırmaları (82.9) ve Düşük Karbonlu Enerji Kullanımı (59.4) öncü rol oynadı. | |
SKA 17 – Amaçlar İçin Ortaklıklar: Dünya 301–400 bandı, 70.2 puan. SKA Raporlarının Uluslararası Yayınlanması (78.4) ve Sürdürülebilirlik Araştırmaları (77.4) kurumsal gücümüzü teyit etti. |
II. ERÜ’NÜN EN BÜYÜK YÜKSELİŞİ YAKALADIĞI ALANLAR
2025 sonuçlarına kıyasla ERÜ’nün performansını en çok artırdığı ve bant atladığı dört alan:
SKA 3 – Sağlık ve Kaliteli Yaşam: 601–800 ➜ 401–600 bandına yükseliş, 53.0 puan. Nitelikli mezun oranı (57.9) ve sağlık iş birlikleri (57.3) güçlü alanlarımız oldu. | |
SKA 5 – Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: 601–800 ➜ 401–600 bandına yükseliş, 46.5 puan. İlk nesil kadın öğrenci oranı (62.8) ve kadın mezun oranı (51.2) öne çıktı. | |
SKA 7 – Erişilebilir ve Temiz Enerji: 401–600 ➜ 301–400 bandına yükseliş, 50.9 puan. Düşük Karbonlu Enerji Kullanımı (85.5) ve Enerji Araştırmaları (82.1) öne çıktı. | |
SKA 16 – Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar: 601–800 ➜ 401–600 bandına yükseliş, 46.1 puan. Demokratik ve katılımcı yönetişim önlemlerimiz öne çıktı. |
Milli Teknoloji Hamlesi’nin Genç Temsilcileri Uzay Yaşamını Tasarlıyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TÜBİTAK ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı iş birliğiyle yürütülen DENEYAP Teknoloji Atölyeleri Dönem Sonu Proje Şenliği, 27-28 Haziran 2026 tarihlerinde Türkiye genelinde düzenleniyor.
Türkiye genelinde 15 bini aşkın öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilecek şenlikte gençler, bu yıl “Yeni Bir Gezegende Yaşam Destek Kapsülü” teması kapsamında geliştirdikleri projeleri sergileyecek.
İstanbul Anadolu Yakasındaki organizasyonda, Milli Teknoloji Hamlesi’nin genç temsilcilerinin geleceğin uzay yaşamına yönelik geliştirdiği yaratıcı çözümleri yerinde takip etmek üzere siz değerli basın mensuplarını etkinliğimize davet ediyoruz.
Yapay Zeka Çağında Veri Egemenliği Ekonomik Güvenlik Meselesine Dönüştü
Yapay zeka, jeopolitik riskler, siber tehditler ve regülasyon gereklilikleri kurumların veri ve bulut altyapısı kararlarını ekonomik güvenliğin parçası haline getiriyor. DT Cloud, veri egemenliğinin yalnızca verinin nerede saklandığıyla değil; hangi hukuk, teknoloji, kontrol düzlemi ve operasyonel dayanıklılık modeliyle yönetildiğiyle kazanıldığına dikkat çekiyor.
Dijital ekonomide veri, kurumların operasyonlarını destekleyen bir kaynak olmanın ötesine geçerek ekonomik sürekliliği, rekabet gücünü ve kritik hizmetlerin devamlılığını taşıyan stratejik bir altyapı unsuruna dönüştü. Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, gerçek zamanlı veri işleme ihtiyacı, artan siber riskler ve dijital tedarik zincirlerinde derinleşen bağımlılıklar, kurumların bulut stratejilerini teknik bir satın alma kararının ötesine taşıdı. Veri ve bulut altyapısı tercihleri artık regülasyon uyumu, operasyonel dayanıklılık, teknoloji bağımsızlığı ve ekonomik güvenlik başlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor.
Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler de bu dönüşümü hızlandırıyor. Avrupa Komisyonu’nun egemen bulut hizmetleri için Avrupalı sağlayıcılara yönelmesi, Avrupa Birliği’nin bulut, yapay zeka ve yarı iletken alanlarında dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik adımları ve NATO’nun güvenli bulut altyapısını kritik BT modernizasyonunun parçası olarak ele alması, dijital altyapı kararlarının stratejik kontrol ve operasyonel süreklilik ekseninde yeniden şekillendiğini gösteriyor. Bulut altyapısı artık kapasite, maliyet veya esneklik avantajı sunan bir teknoloji modeli olmanın ötesinde; kurumların kritik veriye, işlem gücüne ve dijital sistemlere kriz anlarında da erişebilmesini sağlayan ekonomik güvenlik katmanı olarak görülüyor.
ASELSAN SÜPER İLETKEN KUANTUM İŞLEMCİ BİRİMİ GELİŞTİRECEK
ASELSAN ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi Geliştirilmesi Projesi için imzalar, SSB Kuantum Programı Tanıtımı Toplantısı’nda atıldı.
ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek dört yıllık proje kapsamında, kuantum bilgisayarların en kritik bileşenlerinden biri olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi yerli ve milli olarak geliştirilecek.
Kuantum bilgisayarların hesaplama gücündeki oyun değiştirici etkisi sayesinde savunma sanayii, siber güvenlik ve kriptoloji, ilaç, kimya, finans ve malzeme bilimi gibi birçok sektörde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. Bugün dünyada teknoloji şirketleri, araştırma merkezleri ve kamu destekli programların odağında yer alan kuantum teknolojileri, geleceğin stratejik rekabet alanlarından biri olarak görülüyor.
Kuantum bilgisayarların kalbi yerli olarak geliştirilecek
Yapılacak çalışmalarla birlikte;
- Türkiye’nin kuantum donanım alanında teknolojik bağımsızlığının sağlanması,
- Kritik kuantum bileşenlerinde dışa bağımlılığın azaltılması,
- Yoğun madde fiziği, mikrodalga mühendisliği, elektronik, kuantum bilgi teorisi gibi alanlarda yetkinlik artışı ve araştırma-geliştirme çalışmalarına altyapı kazandırılması,
- Savunma, iletişim ve bilgi güvenliği alanlarında kuantum teknolojileri altyapısının oluşturulması,
- Kuantum teknolojileri için ihtiyaç duyulacak insan kaynağının yetiştirilmesi hedefleniyor.
Proje kapsamında Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME ile çalışılacak. QPU tasarımlarının uzun süredir yapıldığı projede, ASELSAN’da birimlerin seri üretimi için gerekli altyapı yatırımları da tamamlanıyor.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“2021 yılından beri çalıştığımız, geleceğin dünyasını şekillendirecek kuantum teknolojilerinde stratejik bir adım daha attık. ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi’nde ilk imzalar atıldı. Proje kapsamında geliştireceğimiz süper iletken işlemci birimlerinin üretimlerini, yatırımlarına tüm hızıyla devam ettiğimiz Türkiye’nin ilk süper iletken üretim evinde gerçekleştireceğiz. Eşzamanlı olarak, kuantum çip üretim evini ASELSAN’da hayata geçirecek yatırımlarımızı sürdürüyoruz.
Süperiletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi ile kuantum bilgisayarların kalbi sayılan kuantum işlemci birimini yerli ve milli olarak tasarlayıp üretecek, geleceğin teknolojilerinde dışa bağımlılığımızı azaltacak ve ülkemize öncü bir Ar-Ge altyapısı kazandıracağız. Değerli paydaşlarımız Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME ile birlikte yüksek teknolojide ülkemizi zirveye taşımaya kararlıyız.”
Yapay zeka çağında gerçek liderlik, geleneği geleceğe dönüştürmek
Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ, 18 Haziran 2026’da İstanbul Radisson Blu Bosphorus Hotel’de “İşin Ritmi Değişiyor” zirvesini düzenledi. Farklı sektörlerden iş insanlarını bir araya getiren etkinlik, yalnızca bir teknoloji buluşması değildi; kuşak değişiminden veriyle yönetime, yapay zekanın geleceğinden insan ve kültür dönüşümüne uzanan kapsamlı bir liderlik fikir alışverişi oldu. Etkinliğin öne çıkan başlıkları, “Değişim artık bir tercih değil, zorunluluk. Görünür olmayan süreçler yönetilemez. Veri, yalnızca bir raporlama aracı değil, stratejik bir varlık olarak ele alınmalıdır. Yapay zeka çağında gerçek liderlik, geleneği geleceğe dönüştürmektir” oldu.
Uyumsoft küresel yolculuğunu sürdürüyor
Açılış konuşmasını yapan Uyumsoft Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, Türkiye’deki işletmelerin yarısına dokunan Uyumsoft’un küresel bir şirket olma yolunda hızla ilerlediğini kaydetti. Haziran ayı başında Silikon Vadisi’nde gerçekleştirdiği temaslardan söz eden Mehmet Önder, yapay zekadaki hızlı gelişmeleri müşterilerine en kısa sürede yazılım ve danışmanlık hizmetleri aracılığıyla aktarma kararlılıklarını dile getirdi.
Panel: Kuşak değişimi, liderlik ve dönüşüm
Uyumsoft Müşteri İlişkileri ve Deneyim Direktörü Nazmiye Güneş Bahar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Yeni Nesil Liderlik: Sezgiden Veriye, Geçmişten Geleceğe” paneli, üç ana eksen üzerine kuruldu: Kuşak değişimi ve liderlik anlayışı; sezgiden veriye geçiş; geleceğin şirketini inşa etmek. Panelde Güral Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral ve Adell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Topçu, kendi şirketlerindeki dönüşüm deneyimlerini ve geleceğe dair öngörülerini samimi bir dille aktardı.
Eğitim ve Teknoloji Profesyonellerini Buluşturan TETZ 2026, Bakan Tekin’in Katılımıyla Başladı
Millî Eğitim Bakanlığı himayesinde bu yıl yedincisi düzenlenen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla İstanbul’da başladı. Zirvenin açılışını gerçekleştiren Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye, eğitim teknolojilerinde son 22 yılda devrim niteliğinde işler yaptı. Türkiye bu anlamda derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi referanslar açısından da uluslararası göstergelerin üzerine çıkmış durumda.” dedi.
Millî Eğitim Bakanlığı himayesinde bu yıl yedincisi düzenlenen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı’nın (TETZ 2026) resmi açılışı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla gerçekleştirildi.
Ana teması “Dijital Çağda İnsan Yetiştirmek: Barış Kültürü, Değerler, Kimlik ve Gelecek” olarak belirlenen zirve, uluslararası arenada tanınan çok sayıda prestijli ismi İstanbul’da ağırlıyor.
“Teknolojiyi kucaklayalım ama evlatlarımızın ruhunu yazan kalem haline gelmesine rıza gösteremeyiz”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, yapay zekanın eğitimi yeniden şekillendirdiği bu dönemde, teknolojinin insan onuru ve milli değerler ekseninde yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Hackerların Öncelikli Hedefi Olan Gölge BT Uygulamaları Kurumlar İçin Büyük Risk Barındırıyor
Yönetilen hizmet sağlayıcıları (MSP) için bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, siber saldırganların kurumların farkında bile olmadığı zayıflıkları nasıl hedef aldığını yeni çalışmasıyla ortaya koyuyor. Dış saldırı yüzeyinin (external exposure) sürekli izlenmesinin görünmeyen ihlalleri önlemedeki kritik rolüne dikkat çeken şirket, kurumların proaktif bir güvenlik yaklaşımını benimsemesinin yollarını detaylandırıyor.
Siber güvenlik dünyası, tehditlerin hızla evrim geçirdiği ve kurumsal ağ sınırlarının tamamen ortadan kalktığı tarihi bir dönüşümden geçiyor. WatchGuard’ın dış saldırı yüzeyine odaklanan yeni analizi, şirketlerin kendi iç ağlarına odaklanırken internete açık sistemlerindeki zayıflıkları nasıl gözden kaçırdığını gösteriyor. Farklı lokasyonlara yayılmış kurumsal organizasyonların dijital ayak izleri her geçen gün büyürken, gölge BT uygulamaları, unutulmuş alt alan adları ve yanlış yapılandırılmış bulut servisleri siber suçlular için açık birer kapı haline geliyor. Kurumların bu görünmeyen ihlallerin önüne geçmesi, tamamen dışarıdan nasıl göründüklerini sürekli olarak izleyen bütünleşik bir saldırı yüzeyi yönetimi yaklaşımını benimsemeleriyle mümkün hale geliyor.
Sürekli İzleme ile Kapanan Güvenlik Açıkları
Geleneksel güvenlik önlemleri genellikle kurum içindeki tehditlere ve bilinen zayıflıklara odaklanırken, saldırganlar çok daha farklı bir yol izliyor. İnternete açık varlıkların sürekli olarak taranması ve izlenmesi, potansiyel güvenlik açıklarının saldırganlardan önce tespit edilmesine olanak tanıyor. Dış saldırı yüzeyini izlemek, yalnızca mevcut varlıkların envanterini çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu varlıkların barındırdığı riskleri önceliklendirerek güvenlik ekiplerine operasyonel bir yol haritası sunuyor. Böylece, yaması yapılmamış bir sunucu veya kimlik avı saldırılarına zemin hazırlayabilecek korumasız bir alan adı anında tespit edilerek müdahale süreci hızla başlatılabiliyor.
Proaktif Güvenlik Yaklaşımı ve Bütünleşik Koruma
Güvenlik stratejilerinin yalnızca reaktif önlemlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Günümüzde siber saldırıların büyük bir kısmı, kurumların internete açık ve unutulmuş dijital varlıkları üzerinden gerçekleşiyor. Kurumlar ancak kendi ağlarına bir saldırganın gözünden bakmayı başardıklarında gerçek anlamda güvende kalabilirler. Dış saldırı yüzeyini sürekli izleyerek görünmeyen ihlalleri önlemek, operasyonel yükü hafifleten bütünleşik bir güvenlik yaklaşımının en temel yapıtaşını oluşturuyor.” dedi.
Önce alarmı kapatıyor, sonra saldırıyor
Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, bir hizmet olarak fidye yazılımı (RaaS) çetesi olan ve 2026 yılının başından bu yana fidye yazılımı ekosistemindeki en aktif çetelerden biri olarak öne çıkan Gentlemen’in sağlam EDR engelleme araç setini analiz etti.
Grup, güvenlik yazılımlarını devre dışı bırakmaya yarayan, olgun ve operatörler tarafından yönetilen bir uç nokta tespit ve müdahale (EDR) devre dışı bırakma araçları setiyle öne çıkıyor. Çoğu üst düzey çetenin aksine, Gentlemen’in kurban profili ABD merkezli değil; bunun yerine Güneydoğu Asya, Güney Amerika ve Batı Avrupa’daki kurbanları hedef alıyor. Çetenin hedefleri arasında Tayland, Brezilya ve Fransa gibi normalde nadiren hedef alınan bazı ülkeler de bulunuyor.
EDR katillerini takip eden ESET araştırmacısı Jakub Souček yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Son aylarda Gentlemen ile ilgili çok sayıda rapor yayımlanmış olsa da bu raporlar grubun EDR katillerinin ayrıntılı bir analizine odaklanmamıştı. ESET’in olay düzeyinde sağladığı sürekli görünürlük sayesinde, Gentlemen’in EDR engelleyici geliştirme uygulamalarına ilişkin benzersiz ve derinlemesine bir bakış sunabiliyoruz. Gentlemen’in Mayıs 2026’da maruz kaldığı iç veri sızıntısı, grubun iç işleyişi hakkında bize daha fazla bilgi sağladı. Bu sızıntı, Şubat 2026’da oluşturduğumuz hipotezi de doğrulamamızı sağladı: Gentlemen operatörleri, GentleKiller adını verdiğimiz kendi iç çerçevelerini merkez alarak, bağlı kuruluşlarına sundukları bir EDR katilleri portföyünü aktif olarak geliştiriyor ve sürdürüyorlar.
Buna ek olarak, grup HexKiller, ThrottleBlood ve HavocKiller gibi üçüncü taraf veya sızdırılmış araçları da kullanıyor. Bu araçlar, ortak bir savunma atlatma katmanı aracılığıyla standartlaştırılmakta ve sahte sürüm bilgileri ile kopyalanmış meşru sertifikalar ve simgeler kullanılarak ağırlıklı olarak güvenlik sağlayıcılarının kimliğine bürünüyor. Gentlemen ayrıca yeni açıklanan “Bring Your Own Vulnerable Driver” (Kendi Güvenlik Açığı Olan Sürücünü Getir) kavram kanıtlarını, genellikle kamuya açıklanmasından birkaç gün sonra, alışılmadık derecede hızlı bir şekilde işlevsel hâle getirme yeteneği sergilemektedir. EDR katillerinin yanı sıra OxideHarvest adını verdiğimiz bir kimlik bilgisi hırsızı da tespit ettik; bu araç, Gentlemen’in bağlı kuruluşlarından biri tarafından geliştirilmiş
Rapora göre liderlerin %65’i, yapay zeka ajanlarının üç yıl içinde işlerinin en az yarısını gerçekleştirebileceğine inanıyor
Boston Consulting Group (BCG) tarafından bu yıl dördüncüsü yayımlanan “İş Yerinde Yapay Zeka / AI at Work” raporu, çalışanların neredeyse yarısının artık zamanlarının önemli bir bölümünü işi doğrudan yapmak yerine yapay zekayı yönlendirmeye ve yönetmeye ayırdığını ortaya koyuyor. 14 farklı pazarda, geniş bir sektör yelpazesinde faaliyet gösteren 11.749 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmanın bulgularına göre, yapay zeka artık iş yerinde yalnızca üretkenliği artırmak ve zaman kazandırmakla kalmıyor; işin doğasını, liderliği ve çalışan deneyimini de kökten şekillendiriyor.
Bireysel çalışanlar arasında Yapay Zeka kullanıcı oranı geçen yıla göre 23 puan artarak %74’e ulaştı
Bireysel katkı sağlayan çalışanlar (individual contributors) arasında yapay zeka kullanımının hızla arttığı görülüyor. Bu gruptaki düzenli kullanıcı oranı, son iki yıla göre 20 puandan fazla artarak %74’e ulaştı. Hindistan, Orta Doğu, Brezilya ve Güney Afrika; küresel ortalamanın ve ABD, Fransa ve İtalya gibi pek çok ülkenin üzerinde düzenli yapay zeka kullanımı bildirdi.
Yapay Zeka işi hem daha iyi hem daha zor hale getirdiği için bir “iş tatmini paradoksu” yaratıyor
Katılımcıların %72’si yapay zekanın kendi rollerindeki beceri beklentilerini şimdiden önemli ölçüde değiştirdiğini söylüyor. %47’si ise artık zamanını işin kendisini yapmaktan ziyade yapay zekayı yönetmeye ve yönlendirmeye harcadığını belirtiyor. Düzenli yapay zeka kullanıcılarının %67’si bu teknolojinin iş tatminini artırdığını ifade ederken, %41’i bilişsel yükün arttığını rapor ediyor. Bu durum, yapay zekanın işi aynı anda hem kolaylaştırıp hem de zorlaştırdığı bir “iş tatmini paradoksu” yaratıyor.
Kullanıcıların %42’si Yapay Zeka ile haftada bir iş gününden fazla tasarruf ederken, çoğu kurum bu zamanı henüz değere dönüştüremiyor
Yaygın kullanıma rağmen birçok kuruluş yapay zeka kaynaklı verimlilik kazançlarını ölçülebilir bir değere dönüştürmekte zorlanıyor. Düzenli saha kullanıcılarının %42’si yapay zeka sayesinde haftada en az bir tam iş günü tasarruf ettiğini belirtirken, %66’sı bu kazandıkları zamanla ne yapacakları konusunda sınırlı rehberlik aldıklarını veya hiç almadıklarını söylüyor. Yarısından fazlası ise bu zamanı stratejik işlere yönlendirmiyor. Doğru bir dönüşüm süreci işletilmediğinde, tasarruf edilen zaman organizasyon içinde eriyip gidiyor.
Çalışanların Yapay Zeka ile olan “Balayı Dönemi” stratejik netlik olmazsa sona erecek
BCG Yönetici Ortağı; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika Sanayi Grubu Başkanı Gözde Yalazı Özbek konuyla ilgili şunları söyledi:
‘Yapay zekanın ilk dalgası bireysel üretkenliğe; zaman kazanımına, verimliliğe ve iş yükünün azaltılmasına odaklanmıştı. Gelecek dalganın ise kolektif çalışmayı dönüştürmesi bekleniyor. Çünkü mesele artık yeni araçlar kullanmak değil; işlerin, rollerin ve ekiplerin nasıl çalıştığını yeniden tanımlamak. Rapor, yapay zeka çağında gerçek bir yönetim dönüşümünün geldiğine işaret ediyor.
Türkiye’de de benzer bir tablo görüyoruz. Birçok kurum yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir etkiyi yaratanlar, teknolojiyi yalnızca verimlilik aracı olarak değil, organizasyonel dönüşüm aracı olarak ele alanlar oluyor. Yapay zekanın neden kullanıldığı, hangi iş sonuçlarının hedeflendiği ve çalışanlardan ne beklendiği netleşmedikçe, ilk dönemde elde edilen heyecan ve benimseme hızının korunması zorlaşacak.’
Çalışanlar net bir strateji bekliyor, net strateji iş etkisini 25 puan artırıyor
Çalışanlar yapay zekanın yoğunluğuna karşı direnç göstermiyor. Kurumlarda strateji net olduğunda, beklentiler gerçekçi şekilde tanımlandığında ve çalışanlarla etkili iletişim kurulduğunda yapay zeka dönüşümü daha başarılı sonuçlar veriyor. Net bir strateji, ölçülebilir iş etkisini 25 puan artırıyor. Strateji olmadan sunulan daha iyi araçlar, bu etkiyi yalnızca yaklaşık 5 puan yukarı taşıyor. İş akışını yeniden tasarlayan şirketlerdeki katılımcıların ölçülebilir iş geliştirme görme olasılığı 24 puan, haftada en az tam bir gün tasarruf etme olasılığı 22 puan ve artan iş tatmini bildirme olasılığı 20 puan daha yüksek.
Araştırma ayrıca, yapay zeka ajanlarının iş akışlarına dahil olma ve olgunlaşma sürecinin devam ettiğini de vurguluyor. Katılımcıların %30’u, bu ajanların iş akışlarına halihazırda entegre edildiğini belirtiyor ki bu oran geçen yılki raporda yer alan %13’lük oranın iki katından fazla. Her on katılımcıdan altısı, ajanların üç yıl içinde işlerinin en az yarısını yapabileceğine inanıyor. Buna rağmen katılımcıların yarısından fazlası ajanların tam olarak ne olduğu konusunda hala sınırlı bir anlayışa sahip ve yönetişim (denetim, hesap verebilirlik) mekanizmaları teknolojinin hala çok gerisinde kalıyor.
Türkiye’de teknoloji altyapısının olgunluğu ve veri regülasyonları kurumlardaki yaygınlaşmayı etkiliyor
Türkiye’de ise yapay zekanın kurumsal ölçekte yaygınlaşmasının önündeki en önemli başlıklar arasında veri ve teknoloji altyapısının olgunluğu ile regülasyonlar yer alıyor. Özellikle veri yerelleştirme gereklilikleri, bazı sektörlerde yapay zeka uygulamalarının ölçeklenmesini daha seçici hale getiriyor. Bununla birlikte, yurt içi bulut altyapılarının gelişmesi ve kurumların veri temellerini güçlendirmeye yönelik yatırımları, bu engelleri kademeli olarak azaltıyor. Türkiye’de birçok kurum artık yapay zekayı deneme aşamasından çıkarıp iş süreçlerine entegre etmeye hazırlanırken, önümüzdeki dönemde asıl farkı yaratan unsur teknolojiye erişimden çok, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilme kabiliyeti olacak.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.




