Ekonomi-teknoloji, kültür-sanat, magazin-yaşam haberleri

Ekonomik Güven Endeksi, Haziran 2024 Ekonomik güven endeksi 95,8 oldu
Ekonomik güven endeksi Mayıs ayında 98,2 iken, Haziran ayında %2,5 oranında azalarak 95,8 değerini aldı.
Bir önceki aya göre Haziran ayında tüketici güven endeksi %2,7 oranında azalarak 78,3 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi %1,9 oranında azalarak 100,5 değerini, hizmet sektörü güven endeksi %1,5 oranında azalarak 115,4 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi %2,6 oranında azalarak 108,8 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %0,5 oranında azalarak 87,9 değerini aldı.

Yıllık Sanayi Ürün (PRODCOM) İstatistikleri, 2023 Ülkemizde 1 milyon 203 bin 933 adet otomobil üretildi

“Dünya kayısı üretiminde ülkemiz ilk sırada yer alıyor”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı başlayan kayısıya ilişkin yazılı değerlendirme yaptı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2022 yılında dünyada 558 bin hektar alanda, 3 milyon 863 bin ton kayısı üretimi gerçekleştiğini belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü;

“Ülkemiz 803 bin ton üretim ile dünya kayısı üretiminin yüzde 20,8’ni gerçekleştirerek ilk sırada yer aldı. Ülkemizi ikinci sırada yüzde 11,7 oranında pay ve 451 bin ton üretim miktarı ile Özbekistan, yüzde 7,9 oranında pay ve 305 bin ton üretim rakamı ile üçüncü sırada İran izliyor. Dünya’da üretilen kayısının önemli bir bölümü sofralık olarak tüketiliyor.

  TÜİK verilerine göre ülkemizde 2023 yılında, 1 milyon 450 bin dekar alanda 750 bin ton kayısı üretimi gerçekleşti. Toplam üretimin yüzde 43,8’ini gerçekleştiren Malatya 328 bin 767 ton üretimle ilk sırada yer alıyor. Mersin 156 bin 950 ton üretim ve yüzde 20,9 pay ile ikinci sırada yer alırken, bu illeri yüzde 5’er pay alan Kahramanmaraş, Hatay ve Iğdır takip ediyor.

Geçen yıl 750 bin ton olan kayısı üretiminin, bu yıl ilk tahminlere göre yüzde 6,7 artışla 800 bin ton olacağı öngörülüyor.”

“Ülkemiz yaş ve kuru kayısı ihracatında dünya lideri”

“FAO verilerine göre, dünyada 2022 yılında 472 milyon dolar karşılığında 362 bin ton taze kayısı, 514 milyon dolar karşılığı 134 bin ton kuru kayısı ihracatı gerçekleşti. Ülkemiz hem taze hem de kuru kayısı ihracatında dünyada ilk sıradadır.

TÜİK verilerine baktığımızda ülkemiz için önemli bir ihracat ürünü olan kayısı ve yan ürünlerinden 2023 yılında 503 milyon 353 bin dolar ihracat geliri sağlandı. 2023 yılında ülkemizde 71 bin 486 ton taze kayısı, 70 bin 535 ton kuru kayısı olmak üzere toplam 142 bin 21 ton kayısı ihracatı gerçekleşti. Taze kayısı ihracatından 58 milyon 634 bin dolar, kuru kayısı ihracatından ise 402 milyon 178 dolar ise gelir elde edildi.

Kuru kayısı ihracatından elde edilen gelir, katma değerli ürün ihracatının ne kadar kıymetli olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Dünya kayısı üretiminde ve ihracatında ilk sırada yer alan ülkemiz bu liderliğini avantaj olarak değerlendirebilmelidir.”

“Tüccarlar çeşitli bahanelerle piyasada kayısı fiyatlarını düşürüyor”

“Üreticilerimiz dünya lideri olduğu kayısının piyasada hak ettiği değeri görmesini istiyor”

“Normallerin üzerinde gerçekleşen sıcak hava, kayısı hasadının erken başlamasına neden oldu. Kayısı hasadı Malatya bölgesinde devam ediyor. Yeni sezon olmasına rağmen kayısı geçen yılın fiyatlarıyla piyasada işlem görüyor. Rekoltenin yüksek olmasını fırsat bilen tüccarlar, kayısıya geçen sezonun fiyatını veriyor. Üreticinin geçen yıl 30 liradan sattığı taze kayısıya bu yıl tüccar 33 lira fiyat veriyor. Kuru kayısı fiyatlarında da aynı durum yaşanıyor. Geçen yıl 200 liraya kadar yükselen kuru kayısı fiyatları bu yıl 130-140 liraya kadar gerilemiş durumdadır.

Son bir yılda mazot fiyatlarında yüzde 109, gübre fiyatlarında yüzde 37, tarım ilacı fiyatlarında yüzde 67 artışlar oldu. Bu yıl kayısı üreticisini birde sulama ücretleri zorladı. Yüksek seyreden sıcaklıklar nedeniyle daha fazla sulama yapıldı. Artan sulama ücretlerinin yanı sıra sulama sayısının da artması maliyetleri daha fazla artırdı. Yine geçen yıl 450 lira olan toplama işçiliği bu yıl 2 katını da aşarak 1000 liraya çıktı.”

“Kayısı fiyatları artan maliyetleri karşılamaktan uzaktır”

“Mayıs ayı üretici market fiyat değişimlerinde üreticide 140 lira olan kuru kayısı, marketlerde 362 lira 76 kuruşa satılıyor. Üreticilerimiz maliyetini karşılayamazken, kuru kayısı marketlerde yüzde 160 fazlaya satılıyor.

Son yıllarda sağlıklı beslenmeye yönelik çabaların artması kuru kayısının diyet listelerinde her zaman tercih edilen ürün olması ile kuru kayısı tüketiciler tarafından daha fazla tercih ediliyor. Bu artan ilginin üreten çiftçiye refah olarak yansıması beklenirken, piyasada gerçekleşen düşük fiyatlar üreticilerimizi mağdur ediyor.”

“TMO üreticilerimizin yanında olmalıdır. Bu yıl kuru kayısı alımı yaparak, piyasa fiyatlarını artırmalıdır”

“Geçen yıl yaşanan deprem felaketi sonrası, yıkılan binaların, depoların tesislerin altında binlerce ton kayısı enkaz altında kaldı. Üreticilerimiz geçen sezonu zararla kapattı.

Depremi yaşamış insanlarımıza destek olmak, artan maliyetler ve yaşanan ekonomik sıkıntılar karşısında üreticimizi korumak adına TMO kuru kayısı alımı yapmalı, piyasada fiyatları artırmalıdır.”

İŞÇİSİZLİĞE Çözüm: Akredite Göçmen İşçi Vizesi

Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), Akredite Göçmen Çalışma Vizesi raporunu kamuoyu ile paylaştı. KOSAM Yönetim Kurulu Başkanı ve Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Lütfi Can Başaran, rapor hazırlanırken gelişmiş ülkelerin göçmen işçi politikalarının analiz edildiğini ifade ederek, “Türkiye’nin küresel kalkınma perspektifine uyumlu olarak yabancıların çalışma koşullarının yeniden gözden geçirilmesi, incelenmesi ve yenilikçi çözüm önerileri geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

Rapordan Satırbaşları: Turizm işletmelerine verilen “1 Türk isçiye karşılık 1 yabancı işçi” hakkının  sanayi, inşaat ve tarım işletmelerine de tanınması, Göçmen işçilerin ihtiyacına yönelik organize sanayi bölgelerinde ilave %5 lojman imar izni, Özel istihdam büroları ile işgücü arz ve talebinin dengelenmesi  , Elâ Kart: Kalifiye işgücüne yeni bir kapı

KOSAM, “Türkiye İçin Yeni Akredite Göçmen Çalışma Vizesi: Bir Model Önerisi” raporunu kamuoyu ile paylaştı. Türk iş dünyasının uzun süredir gündeminde olan ve özellikle sanayi, inşaat ve tarım sektörlerinde kritik noktaya gelen kalifiye işçi arayışına çözüm niteliği taşıyan rapor, aynı zamanda ülkemizdeki geçici koruma statüsündeki göçmenleri de yakından ilgilendiriyor.
Ülkemizin sosyo-politik gündemiyle birleştirerek hazırlanan “Türkiye İçin Yeni Akredite Göçmen Vizesi: Bir Model Önerisi” raporu, ekonomi güvenliğini önceliklendirerek işletmelerimizin uluslararası piyasalarda rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Paylaşılan rapor; sonuç odaklı pratik çözümlerle, nitelikli ve kalifiye göçmenlerin farklı değerlendirilmesi gerektiğini ve planlamanın buna uygun yapılması önceliğini savunuyor.
Göç politikamızın, geleceğimizde ve şekillenen yeni dünya düzeninde önemli rol oynayacağını kaydeden KOSAM Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Can Başaran raporla ilgili şu ifadelere yer verdi: “Raporumuzda göçmen işçi istihdamının geçmişini, bugünü ve geleceğini, farklı ülkelerde uygulanan çalışma vizesi ile kart modellerini ele aldık. Göçmen işgücü, gelişmiş ülkelerin ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Türkiye ise yüksek nitelikli ve kalifiye yabancı çalışanlar için büyük bir potansiyel taşıyor. Ancak bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için yabancıların çalışma koşullarının yeniden gözden geçirilmesi, incelenmesi ve yenilikçi çözüm önerileri geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin küresel işgücü piyasasında rekabeti artırmaya yönelik özgün politikalar üretmesi gerektiğini biliyoruz. Raporumuzda Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu işgücünü ‘yüksek nitelikli’ ve ‘kalifiye’ olarak iki başlık altında sınıflandırarak konuyu inceledik. Bu sayede önerdiğimiz modeller için çok daha verimli ve uygulanabilir sonuçlar elde ettik. İnşaat, sanayi ve tarım ülkemiz ekonomisinin bel kemiğini oluşturan en önemli sektörler. Kalifiye işçi açığı, bu sektörlerin varlığı ve gelişimlerine darbe vuruyor; sektörel yavaşlamalar ise ülke ekonomimizde ciddi ihracat kayıpları yaşatıyor. Tam da bu sebeplerle Akredite Göçmen İşçi Vizesi modelimiz ekonomi güvenliği için de önemli bir çözüm sunuyor.”

UTİB VE UHKİB’DEN İNOVASYON VE GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİNE BÜYÜK KATKI

UTİB ve UHKİB’in inovasyonu geliştirmek amacıyla firmalara yönelik düzenlenen Mini MBA programı tamamlandı. Program Koordinatörü Ufuk Batum, “Eğitimler inovasyon kültürünün benimsenmesine katkı sağlıyor.” dedi.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) ve Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB); Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektöründe rekabet gücünü artırmak ve inovasyon kültürünü geliştirmek amacıyla gerçekleştirdiği Mini-MBA Programı kapsamında firmalara yönelik çevrimiçi eğitimlerini tamamladı. TechXtile Program Koordinatörü Ufuk Batum’un mentörlüğünde gerçekleştirilen programda katılımcılara yönelik gerçekleşen 8 haftalık çevrimiçi eğitim programı, firmaların gruplara ayrılarak gerçekleştirdikleri sunumlarla sona erdi.

‘AR-GE Merkezleri ve Start-Up İş Birlikleriyle Türkiye’nin Girişimcilik Ekosistemi Gelişiyor’

AR-GE merkezleri ve Start-Up’ların ortak çalışmasının önemine dikkat çeken Program Koordinatörü Ufuk Batum, “Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini geliştirmek amacıyla fikir alışverişinde bulunduk. Farklı sektörlerden elde ettiğimiz bilgiler, bize gelecekte uygulayabileceğimiz stratejiler konusunda rehberlik etti. Her şirketin kendine özgü bir iş yapma şekli, kültürü ve karakteriyle bu çeşitlilik eğitimdeki bilgi paylaşımını verimli hale getirdi.” ifadelerini kullandı.

‘İnovatif Bilinç Artıyor’

Programın bireylerde ve kurumlarda inovatif bilincin gelişmesini amaçladığına değinen Batum, “Ülkemizde Ar-Ge, inovasyon ve tasarımın gelişimi için yapılan çalışmalar kapsamında TechXtile İnovasyon Ligi gibi etkinliklerle sektörde Ar-Ge ve inovasyona değer veren şirket ve işletmeleri destekleyerek farkındalık oluşturma çabalarımız devam ediyor. Bu doğrultuda firmalara ve bireylere yönelik gerçekleştirdiğimiz Mini MBA Programı ile tamamladığımız eğitim yolculuğunun inovasyona dayalı ihracatın artırılmasında ve kurumlarda bu kültürün oluşmasında büyük farkındalık sağladığını düşünüyorum. Güç birliği göstererek programa değer katan tüm katılımcılara ve UTİB-UHKİB ailesine teşekkür ediyorum.” dedi.

Artemis Halı’dan Sürdürülebilir Çevre Dostu Ürünler

Halı Sektöründe Sürdürülebilir Ürünlere İlgi Artıyor

Yaklaşık 12 yıl önce Türkiye’de halı üretiminin yüzde 90’ını karşılayan Gaziantep’te temelleri atılan Artemis Halı, çevre dostu ve sürdürülebilir ürünler üretme yolunda önemli adımlar atıyor. Geri dönüşümlü Pamuk arka tabanlı halılar, özel motifli tasarımlar ve doğal ve çevre dostu malzemeler ile dikkat çeken Artemis Halı, kullanıcılarına sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam sunmayı hedefliyor.

Değişen kullanıcı tercihleri ve trendlerle yatırımlarını şekillendiren Artemis Halı, doğanın sunduğu güzelliklerden ilham alarak çevre dostu ve sürdürülebilir ürünlere yöneldi.

Son yıllarda tüketicilerin çevreye ve doğaya duyarlı ürünlere olan ilgisinin önemli ölçüde arttığına dikkat çeken Acme Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Batallı, “Müşteri ihtiyaçlarına ve çağın değişen anlayışına odaklanmak bizim için büyük önem taşıyor. Artemis Halı olarak, sürdürülebilirlik anlayışımızı desteklemek adına özel motif tasarımlarımıza ve geri dönüşümlüpamuk içerikli arka tabanlarımıza büyük önem veriyoruz. Doğaya yakınlık ve doğadan ilham alan koleksiyonlar oluşturmak, sadece motiflerle sınırlı kalmayan bir yaklaşımı ifade ediyor. Pamuk, doğal ve biyoçözünebilir bir malzeme olması sebebiyle, sentetik malzemelere kıyasla çevresel etkileri azaltan ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını teşvik eden bir tercih olmuştur. Pamuk arka halılar, kullanım süresi sona erdiğinde geri dönüştürülebilir özellikleriyle doğa dostu bir çözüm sunmaktadır. Bu özellikleri sayesinde evdeki hava kalitesini artırarak, daha sağlıklı bir yaşam ortamı yaratmaktadır” dedi.

Sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli adımlar atarak, doğal kaynaklara saygılı ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini benimsediklerine değinen Batallı, “Bu süreçte sadece doğa ile uyumlu ürünler üretmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumun refahına katkıda bulunmayı da hedeflemekteyiz. Doğal yaşamın kıymetini bilerek, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma amacındayız. Geri dönüşümlüpamuk arka halılarımız, evlerinizde sağlıklı bir iç ortam yaratırken, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşam tarzını benimsemenize yardımcı olacaktır. Artemis Halı olarak, doğadan ilham alan motiflerimiz ve sürdürülebilirlik anlayışımızla geleceğe umutla bakıyoruz.”

Armis’ten Evlilik Sezonuna Özel Fırsat

Evlilik Sezonunda Konforun Adı

Havaların ısınmasıyla birlikte hareketlenen evlilik sezonu, alışveriş telaşını da beraberinde getiriyor. Yeni başlangıçlara hazırlanan ve evlilik heyecanı yaşayan çiftler için Armis, özel bir kampanya başlattı. Armis’in sunduğu yatak, baza ve başlıktan oluşan Max Sleep Pedli Yatak Seti, 9.990 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Rahatlık ve konforu için özenle tasarlanan Max Sleep Pedli Yatak Seti, kaliteli uyku deneyimi sunarken, şıklığı ve dayanıklılığı ile de dikkat çekiyor.

Hareketlenen evlilik sezonunda, “Evet diyince Armis” sloganıyla hizmet veren marka, evlenecek çiftlere ve yeni bir başlangıç yapmak isteyenlere özgün ve inovatif ürünlerini satışa sunuyor.

Yatak+ baza+ başlıktan oluşan Armis’in Max-Sleep Pedli Yatak Seti, sağladığı teknolojik yeniliklerle kullanıcılarına benzersiz bir uyku deneyimi sunuyor. Pedli yapısıyla öne çıkan Max Sleep yatak seti, optimal konfor ve üstün uyku kalitesi sunarak vücudunuzun doğal kontorlarına uyum sağlıyor. Sırt, boyun ve bel desteği sunarak olası rahatsızlıklara karşı destek sunan Max Sleep yatak seti,sabahları daha canlı ve enerjik hissetmenizi sağlıyor. Türkiye’nin dört bir noktasında bulunan 235 mağazası ve internet sitesinde geçerli olan kampanya ile Armis, yeni sezonda da trend ürünleriyle, mutlu yuvaların mimarı olmaya devam ediyor.

Yuvanıza yakışır bir başlangıç yapmak için Armis’in sınırlı stokta satışa sunduğu kampanya ürünü, Armis Yatak noktalarında 9.990 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

“Elâ Kart Kalifiye İşçi İhtiyacını Karşılamak Amacıyla Geliştirildi”

Lütfi Can Başaran, göçmen işçi vizesi modellerinin detaylarını açıklarken, her bir modelin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal dinamiklerine nasıl uyum sağlayacağına da değindi. Başaran; “Ülkemizde hali hazırda mevcut olan Turkuaz Kart uygulaması genişletilmeli ve güncellenmelidir. Turkuaz Kart ile odaklanılan yüksek nitelikli işgücü modelinin bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında ülkemize katkı sağlayacak profesyonelleri çekmek için ideal bir uygulama olduğu kanısındayız. Elâ Kart ise bu karttan farklı olarak kalifiye işçi ihtiyacını karşılamak amacıyla projelendirildi. Bu model özellikle ara eleman açığını kapatarak, iş dünyasında verimliliği artıracak. Puan temelli sistem, her iki alandaki ihtiyaçlara esnek ve sürdürülebilir yanıtlar vererek, sektörlerin talep ettiği niteliklere sahip göçmen işgücünü, hızlıca ülkemize kazandıracaktır” dedi.

Göçmen işçi entegrasyonunun sadece ekonomik faydalar sağlamakla kalmayıp, kültürel zenginlik ve sosyal uyum açısından da önemli olduğunu vurgulayan Başaran; “Göçmenlerin ülkemize uyum sağlaması ve burada kendilerini güvende hissetmeleri, toplumsal barış ve dayanışma için kritik öneme sahip. Bu nedenle, eğitim programları ve sosyal destek mekanizmalarının geliştirilmesini de önemsiyoruz” dedi.

Siber Güvenlik Sektörünün Gizli Silahı Trend Micro Zero Day Initiative 

Trend Micro Zero Day Initiative güvenlik açıklarını erken aşamada tespit ederek güvenlik ihlallerinin önlenmesine ve işletmelerin milyonlarca dolar tasarruf etmesine yardımcı oluyor

Dünyanın önde gelen siber güvenlik şirketlerinden Trend Micro, Omdia’nın hazırladığı rapora göre 2023 yılında dünya genelinde açıklanan güvenlik açıklarının yüzde 60’ını tespit ederek Pazar lideri oldu.

Omdia’nın hazırladığı “Güvenlik Açığı Pazarı: 2023” raporunun tamamına ulaşmak için https://www.trendmicro.com/explore/omdia-research  adresini ziyaret edebilirsiniz.

Trend Micro COO’su Kevin Simzer, “İş operasyonlarımız, kritik altyapılarımız ve günlük yaşamlarımız giderek daha fazla yazılıma dayandığından, bu sistemlerin güvenliğini sağlamak hiç bu kadar önemli olmamıştı. Trend Micro Zero Day Initiative’in (ZDI), güvenlik açığı açıklamalarına yönelik proaktif ve kapsamlı yaklaşımı, uzun yıllara dayanan deneyimimiz ve uzmanlığımızla birleştiğinde müşterilerimizi her zamankinden daha hızlı korumamızı sağlıyor. Bu alandaki liderliğimiz riskleri azaltıyor ve işletmeler için önemli maliyet tasarruflarına dönüşerek küresel siber güvenliği geliştirme ve iş sürekliliğini destekleme hedefimizi daha da ileriye taşıyor” dedi.

Omdia, güvenlik açıklarını kamuya açık bir şekilde araştıran ve açıklayan 9 küresel tedarikçinin/kuruluşun bağımsız bir karşılaştırmalı analizini yaparak 2023 yılında kamuoyuna duyurulan ve CVE atanan 1.211 güvenlik açığını analiz etti.

Omdia, Trend Micro’nun kamuoyuna en yakın rakibinden 2,5 kat daha fazla güvenlik açığı açıkladığını tespit etti. ZDI, 16 yıl üst üste dünyanın en büyük tedarikçiden bağımsız hata ödül programı oldu ve 2007’deki ilk pazar analizinden bu yana güvenlik açığı yönetimi pazarına liderlik ediyor.

ZDI tarafından gerçekleştirilen araştırmaların kazandırdığı bilgi ve farkındalık, XDR, saldırı yüzeyi yönetimi (ASM) ve sanal yama gibi yetenekler de dahil olmak üzere Trend Vision OneTM platformuna dahil ediliyor. Bu, şirketin müşterilerini rakiplerinden daha verimli ve hızlı bir şekilde korumasını sağlıyor. Örneğin, bir güvenlik açığı tespit edilip tedarikçiye bildirildikten hemen sonra, genellikle resmi bir yama yayınlanmadan haftalar hatta aylar önce ağ IPS koruması sunuyor.

Genel olarak Omdia, 2023 yılında açıklanan tüm tehditlerin %10’unun kritik, %69’unun yüksek önem derecesine sahip, %21’inin orta ve %1’den azının düşük önem derecesine sahip olarak sınıflandırıldığını tespit etti. Bu bulgular, programın önemli güvenlik açıklarını bulma ve ele alma konusundaki başarısını ortaya koyuyor.

İlk erişimde yama uygulanmamış bir güvenlik açığından kaynaklanan veri ihlalinin ortalama maliyeti 2023 yılında tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 4,45 milyon dolara ulaşmış durumda. Bu rakam, güvenlik olaylarının işletmeler üzerindeki önemli mali etkisini gözler önüne seriyor. Bu maliyetlere katkıda bulunan faktörler arasında tespit ve tehlikenin büyümesi, bildirim, ihlal sonrası müdahale ve iş kaybı yer alıyor.

Siber tehditler daha sofistike hale geldikçe, finansal sonuçlar işletmeler açısından daha ciddi hale geliyor. Trend Micro tarafından uzun süredir savunulan proaktif güvenlik açığı yönetimi ve zamanında yapılan açıklamalar, bu riskleri azaltmada büyük önem taşıyor.

DFSK Yeni Şarj Edilebilir Hibrit SUV Modeli E5’i Türkiye’de Satışa Sundu

Çin’in en büyük dört otomobil üreticisinden biri olan DFSK, model atağına devam ediyor. Türkiye’de SHS Otomotiv distribütörlüğünde binek ve ticari araçlarıyla adından söz ettiren DFSK, şimdi ise şarj edilebilir hibrit SUV modeli E5’i Türk kullanıcılarıyla buluşturdu. 7 kişilik oturma kapasitesi, şık tasarımı ve 1150 km’ye varan sürüş menziliyle D-SUV modeli DFSK E5, lansmana özel 1.890.000 TL’den başlayan fiyatlarla DFSK showroomlarındaki yerini aldı.

DFSK adına yeni dönemi E5 ile başlatıyoruz

Şarj edilebilir hibrit SUV model E5’in Türkiye pazarına girişi ile ilgili düzenlenen lansmanda konuşma yapan DFSK Türkiye Genel Müdürü Çınar Noyan, DFSK modellerinin dayanıklılık, verimlilik ve ulaşılabilir fiyat avantajlarıyla rekabete farklı bir soluk getirdiğini belirterek “Bugün DFSK’nın yeni dönemini amiral gemisi SUV modeli E5 ile başlatıyoruz. Yeni sunduğumuz E5 modelimiz ile SUV segmentinde konumumuzu güçlendireceğiz. DFSK E5, bizim için yeni dönemin en önemli ürünü olacak. Ticari araçlardaki uzmanlığıyla öne çıkan bir markaydık ve yeni SUV modellerimizle bu uzmanlığımızı daha da genişleteceğiz. Yeni DFSK E5, sektördeki önemli rakiplerle rekabet etmemizi sağlayacak bir ürün. E5’in ardından birçok yeni ürünle DFSK’nın Türkiye’de arzu edilir bir marka olmasını sağlayacağız. Önümüzdeki 2 ay içerisinde C+ SUV modelimiz E4’ü benzinli olarak sunacağız. Eylül ayında B-SUV modelimiz plug-in hibrit ve tam hibrit olarak gelecek. Yıl sonunda D+ SUV konumunda olan E6’yı tüketicilerle buluşturacağız. Böylece yeni dönemde tamamen yeni modellerle ürün yelpazemizi hızla genişleteceğiz” dedi.

Segmentte oyunu ürün kalitesiyle değiştireceğiz

DFSK E5’in satışa sunulmadan önce Türkiye’de zorlu yol şartlarında ve koşullarda kapsamlı şekilde test edildiğini belirten Noyan, sözlerine şöyle devam etti;

“DFSK E5’i 24 ilde çeşitli yükseklikte 5 bin kilometreyi aşan şekilde test ettik. Sıcak, soğuk, yağışlı ve kuru olmak üzere bütün iklimlerde ve farklı yüksekliklerde aracı denedik. Sürüş kalitesinden batarya dayanıklılığına ve konforuna kadar tüm testlerden geçti. Bunun için Çin’den 5 mühendis bize eşlik etti ve şimdi sonuna kadar güvendiğimiz bu ürünü Türkiye’deki kullanıcılarla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Biz bu ürünü ‘oyunu değiştirmeye geliyoruz’ iddiasıyla satışa sunuyoruz ve benzinli araç fiyatına plug-in hibrit sunan bir marka olarak rekabete farklı bir boyut getiriyoruz. Biz oyunu ürün kalitesiyle ve teknolojiyle değiştireceğiz. Tüm modellerimizi rekabetçi ve ulaşılabilir rakamlarla ülkemize ulaştırmak istiyoruz. Cazibesiyle ve tutkusuyla otomobili kullandığınızda iyi hissettiren bir marka olacağız. Satış sonrası eğitimlerimizle birlikte DFSK Türkiye’nin servis hizmetleri ve yedek parçalarıyla bütün Avrupa’yı desteklemesini hedefliyoruz.”

Türkiye, DFSK için Avrupa’ya açılan kapı konumunda

Seres Group Denizaşırı Başkanı Zhang Xingyan, DFSK markasının en yeni plug-in hibrit elektrik aracı E5’in Türkiye’deki sunmanın heyecanını yaşadıklarını ifade ederek, “DFSK için değil, aynı zamanda yenilikçi teknolojimizi ve küresel pazardaki çevresel taahhüdümüzü sergileyen önemli bir lansman. Bizim şirket olarak misyonumuz, ‘otomotiv enerji dönüşümünü harekete geçirmek ve daha akıllı bir mobil yaşam yaratmak’. Türkiye’de sunduğumuz E5 modeli, en son teknolojiyi entegre ediyor ve sürdürülebilir kalkınma konusunda kararlılığımızı simgeliyor. DFSK markasının geçen Ekim ayında Türkiye’de piyasaya sürülmesinden bu yana, ürünlerimizi ve iş birliği modellerimizi sürekli olarak iyileştirdik. Türkiye pazarı DFSK için stratejik öneme sahip ve Türkiye’yi Avrupa’ya açılan bir kapı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Avrupa’da üretim tesisleri kurma planlarımızdan biri olan Türkiye, en önemli aday ülke konumunda. Türkiye pazarına daha iyi hizmet verebilmek amacıyla, Temmuz ayından itibaren kapsamlı satış sonrası eğitimleri başlatmayı planlıyoruz. Her tüketiciye uygun ve profesyonel hizmet sunabilmek için güçlü bir satış ve hizmet ağı kurmayı hedefliyoruz. Ayrıca, yerel hükümetler ve iş ortaklarıyla aktif işbirliği yaparak yeni enerji araçları endüstrisinin gelişimine katkıda bulunuyoruz” dedi.

İnşaat geçen yıla göre yavaşladı

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), her ay merakla beklenen inşaat ile bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durum ile beklenen gelişmeleri gösteren “Hazır Beton Endeksi” 2024 Mayıs Ayı Raporu’nu açıkladı. Rapor, mayıs ayında eşik değerin üstünde konumlanan Faaliyet Endeksi’nin geçen yıla kıyasla gerilemiş olmasının kritik olduğunu gösterirken Beklenti ve Güven Endeksi’nin düşük kalması, Faaliyet Endeksi’nin önümüzdeki dönemde artış trendine giremeyeceğine işaret etti.

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye’de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir.

Hazır Beton Endeksi 2024 Mayıs Ayı Raporu’na göre, nisan ayında eşik değerin altına düşen Faaliyet Endeksi yeniden pozitif tarafa geçmiştir. Yılın ilk dört ayında negatif tarafta seyreden Beklenti ve Güven Endeksleri mayıs ayında bir önceki aya göre yükselmiş görünse de hâlâ eşik değerin altında görünmektedir. Endekslerdeki bir önceki aya göre oluşan bu artış Hazır Beton Endeksi’ni eşik değerin üzerine çıkarmayı başaramamıştır.

Geride bıraktığımız mayıs ayında tüm endeksler geçen yılın aynı ayına göre azalmış durumdadır. En fazla daralma Faaliyet Endeksi’nde görünmektedir. Her ne kadar Faaliyet Endeksi mayıs ayında eşik değerin üstünde konumlansa da, endeksin geçen yıla kıyasla gerilemiş olması kritiktir. Beklenti ve Güven Endeksi’nin düşük kalması Faaliyet Endeksi’nin önümüzdeki dönemde artış trendine giremeyeceğine işaret etmektedir. Tüm endekslerdeki gerileme Birleşik Beton Endeksini de aşağı çekmiştir.

Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Nisan ayında eşik değerin altına düşen Faaliyet Endeksi mayıs ayında yeniden pozitif tarafa geçmiştir. Eşik değerin üstünde konumlansa da, Faaliyet Endeksi’nin geçen yıla kıyasla gerilemiş olması kritiktir. Beklenti ve Güven Endeksi’nin düşük kalması Faaliyet Endeksi’nin önümüzdeki dönemde artış trendine giremeyeceğine işaret etmektedir.” dedi.

İnşaat sektörüne yönelik değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, “Bir önceki yılın aynı ayına göre, nisan ayındaki ipotekli konut satışlarındaki %67,5’lik azalma, mayıs ayında %64 olarak devam etmiştir. Her ne kadar kredi faizleri mayıs ayında gerilemiş olsa da %60’ın üzerinde devam eden bir kredi faiz haddi ile konut sektöründe hareketlilik beklenmemektedir. Ekonomi yönetimi tarafından enflasyon ile mücadele programının oldukça sıkı bir şekilde uygulanıyor olması, yılın geri kalan kısmında politika faizinde aşağı yönlü ciddi bir hareket beklentisini ortadan kaldırmaktadır. Son çeyrekteki olası faiz indirimleri dahi sektörde beklenen hareketliliği getirmeyecektir.” dedi.

GURUR PROJEMİZ TÜRKSAT 6A AMERİKA’DA

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antonov An-124 tipi uçakla 4 Haziran gecesi yola çıkan Türksat 6A uydusunun SpaceX Cape Canaveral Hava Kuvvetleri İstasyonu’nda son testlerinin yapıldığını söyledi. Türksat 6A uydusunun SpaceX hangarında olduğunu bildiren Uraloğlu, “Türksat 6A uydumuz artık gün sayıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ne nakli sonrası devam eden standart testlerin tamamlanmasının ardından temmuz ayının ikinci haftasında yerli ve milli gururumuz Türksat 6A uydumuzu Falcon 9 roketi ile uzaydaki konumuna göndereceğiz. Yüzde 81’in üzerinde yerlilik oranıyla geliştirilen uydumuz 15 yılı aşkın süre boyunca hizmet edecek” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Türksat-6A Uydu Projesi’nin planlanan bir şekilde ilerlediğini belirterek, 4 Haziran’da Antonov An-124 tipi uçak ile Türkiye’den uğurladıkları uydunun, 19 saatlik yolculuğun ardından ABD’nin Florida Eyaleti’nde bulunan SpaceX Cape Canaveral Hava Kuvvetleri İstasyonu’na gönderildiğini anımsattı.

SpaceX Falcon 9 Roketiyle Fırlatılacak

Türksat 6A uydusunun faaliyetlerinin Bakanlığın yanı sıra proje paydaşları ve ilgili kurumlarca yakından takip edildiğinin de altını çizen Bakan Uraloğlu, Türksat uydularının yedekliliğini sağlayacak ve mevcut kapasiteyi artıracak Türksat 6A’nın mevcut proje takvimine göre temmuz ayının ikinci haftasında Space X firmasının Falcon 9 roketiyle uzaya göndermeyi planladıklarını söyledi.

10 Günlük Uzay Yolculuğu Sonrası Yörünge Testleri Yapılıyor

Türksat-6A’nın üretim süreci sonrasında 400’e yakın çevresel ve fonksiyonel testi başarıyla tamamladığını anımsatan Uraloğlu, “Türksat 6A uydumuzu taşıyan Antonov An-124 tipi uçak yaklaşık 19 saatlik seyahatin ardından SpaceX Cape Canaveral Hava Kuvvetleri İstasyonu’na inmişti. Yaklaşık 4 saat süren indirme işleminin ardından Türksat 6A uydumuz SpaceX’in hangarındaki yerini almıştı. Burada da seyahat sonrası testler gerçekleştiriliyor. Testlerin tamamlanmasının ardından temmuz ayının ikinci haftasında uydumuzu uzaya göndereceğiz” ifadelerini kullandı.

Uydunun uzaya gönderilmesinin ardından yaklaşık 10 gün sürecek yolculuğun da başlayacağının altını çizen Uraloğlu, yörüngesine ulaştıktan sonra da yörünge testlerine başlamasının planlandığını söyledi. Bakan Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Testlerin ardından Türksat tarafından yörüngede teslim alarak Türksat 6A uydusunu faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Faaliyete geçmesi ile birlikte Türksat 6A uydusu ile Türksat’ın hizmet verdiği kapsama alanı Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya’yı kapsayacak şekilde genişleyecek. Böylece Türksat 6A ile Türkiye’nin uydularının ulaştığı nüfus, 3,5 milyardan 5 milyarın üzerine çıkacak. Türkiye, kendi haberleşme uydularıyla dünya nüfusunun yüzde 65’inden fazlasına ulaşabilir hale gelecek. Ku Band kapasitesi ile yayıncılık sektörüne hizmet verecek. Uydumuz 7,2 kW güç kapasitesi ile 15 yıl boyunca hizmet verecek.”

OTOYOLLARDAN 21 MİLYON 67 BİN 377 ARAÇ GEÇTİ

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı tatili trafik verilerini açıkladı. Bakan Uraloğlu, 14-21 Haziran tarihleri arasında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyol ve köprüler ile birlikte Kamu-Özel İşbirliği ile yapılan otoyol ve köprülerden toplam 21 milyon 67 bin 377 aracın geçiş yaptığını açıkladı. Bakan Uraloğlu, bu tarihler arasında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyollardan 13 milyon 413 bin 68, Kamu-Özel İşbirliği ile hayata geçirilen projelerden de 7 milyon 654 bin 309 aracın geçiş yaptığını bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı tatili otoyol kullanım verilerini açıkladı. Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı otoyolların Kurban Bayramı tatili boyunca ücretsiz hizmet verdiğini anımsatan Bakan Uraloğlu, 14-21 Haziran tarihleri arasında bu otoyollardan toplam 13 milyon 413 bin 68 aracın geçiş yaptığını söyledi. 14–21 Haziran tarihleri arasında Mahmutbey-Edirne Otoyolu’ndan geçiş yapan araç sayısının 2 milyon 52 bin 782 olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, İstanbul-Ankara Otoyolu’nu ise 4 milyon 133 bin 874 aracın kullandığını kaydetti.

Uraloğlu, “14-21 Haziran tarihleri arasında Adana Otoyolumuzdan 1 milyon 200 bin 182, Mersin Otoyolumuzdan 1 milyon 104 bin 841, Çeşme-İzmir-Aydın Otoyolumuzdan da 1 milyon 587 bin 79 araç geçişi oldu. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü 779 bin 809, Fatih Sultan Mehmet Köprümüzü ise toplamda 975 bin 60 araç kullandı. Bu sürede 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bağlantı yollarından da toplam 1 milyon 579 bin 441 araç geçişi oldu” diye konuştu.

“Kamu-Özel İşbirliği İle Hayata Geçirilen Projelerden 7 Milyon 654 Bin 309 Araç Geçişi Oldu”

Kamu-Özel İşbirliği ile hayata geçirilen projelerden de 7,6 milyonun üzerinde aracın geçiş yaptığının altını çizen Bakan Uraloğlu, “Kuzey Marmara Otoyolu’ndan 3 milyon 328 bin 127, Malkara Çanakkale Otoyolu’ndan 258 bin 970, İstanbul-İzmir Otoyolu’ndan 3 milyon 128 bin 398, Ankara-Niğde Otoyolu’ndan 737 bin 128, Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu’ndan 151 bin 825, Aydın-Denizli Otoyolu’ndan ise 49 bin 861 araç geçişi oldu” dedi.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden Açıldığı Günden Bu Yana En Yüksek Araç Geçişi 13 Haziran Tarihinde Gerçekleşti

13 Haziran tarihinde 186 bin 828 araç geçişi ile açıldığı günden bu yana en yüksek geçiş sayısına ulaşan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden 14-21 Haziran haftasında 580 bin 369 aracın geçiş yaptığını kaydeden Uraloğlu, Osmangazi Köprüsü’nü ise 684 bin 398, 1915 Çanakkale Köprüsü’nü ise 130 bin 753 aracın kullandığını söyledi.

Ulaşım altyapısına yaptıkları yatırımlar sayesinde vatandaşlara güvenli bir seyahat imkanı sunduklarını ifade eden Bakan Uraloğlu, “Otoyollarımızla bu Kurban Bayramı’nda da halkımıza güvenli ve konforlu seyahat imkanı sunduk. Gerek Karayolları Genel Müdürlüğümüz tarafından işletilen gerekse de Kamu-Özel İşbirliği ile hayata geçirilen projelerimiz sayesinde vatandaşlarımız bayramda sevdiklerine kavuştular.” dedi.

EMEKLİLERİN DE TERCİHİ YHT

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 1 Nisan’dan itibaren yüksek hızlı (YHT), anahat ve bölgesel trenlerde uygulanmaya başlanan emeklilere yüzde 10 indirimin kampanyasından faydalanan emekli vatandaş sayısının 62 bin kişiye ulaştığını söyledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2024 yılının emekli yılı ilan edildiğini belirterek, “Son 22 yılda ulaşım altyapısına 275 milyar dolar yatırım yaptık. Türkiye güçlendi, büyüdü. Türkiye artık eski Türkiye değil. Ulaşım altyapısı, Milli savunma, teknoloji ve uzay olmak üzere ileri teknoloji gerektiren birçok ilke hep birlikte imza attık. Bu günleri hazırlayan, bu başarılarda imzası olan Türkiye Yüzyılı’ nın emektarları emeklilerimiz için trenlerimizde 1 Nisan’dan itibaren yüzde 10 indirim uygulaması başlattık.”

“62 Bin Emeklimiz Trenlerdeki Yüzde 10 İndirimden Faydalandı”

Çalışma hayatına bir ömür veren emeklilerimizin maddi yükünü hafifletmeyi, sosyal ve kültürel yaşama katılmalarını sağlamayı amaçladığımız yüzde 10 indirim kampanyasından 1 Nisan’dan bu yana 62 bin emekli vatandaşın faydalandığını ifade edem Bakan Uraloğlu, “Akıl ve alın terleriyle ülkemize hizmet eden emeklilerimiz, seyahatlerinde ağırlıklı olarak yüksek hızlı trenleri tercih ediyor.  İndirimi başlattığımız Nisan ayının başından bu yana yüksek hızlı trenlerle 37 bin 500, anahat trenleri ile 10 bin 321, bölgesel trenlerle ise 14 bin 240 emeklimiz yolculuk yaptı.” dedi.

“Emeklilerimiz Türkiye Yüzyılı’nın Mimarı, Başımızın Tacı”

Emekli vatandaşların hayatlarının ikinci baharında günlük yaşamın içerisinde yer almaları, toplumdan kopmamaları için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak her türlü tedbiri almaya devam edeceklerinin altını çizen Bakan Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olan emeklilerimiz başımızın tacıdır. Onları trenlerimizde misafir etmekten mutluluk duyarken, trenlerimizde konforlu ve güvenli seyahat edebilmeleri içinde her türlü tedbiri alıyoruz. Hayata geçirdiğimiz turuncu masa uygulamasıyla yaşlı veya hareket kısıtlı vatandaşlarımıza destek oluyoruz.”

Meşher podcast yayınlarına Göz Alabildiğine İstanbul sergisiyle devam ediyor

Meşher, İstanbul’un 500 yılına seyir imkânı sunan “Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar” sergisini podcast yayınlarına taşıyor. Şehrin zengin bir görsel kaydı niteliğindeki serginin ilk podcast bölümünde küratör Şeyda Çetin ile müzik tarihçisi ve besteci Emre Aracı, 19. yüzyılda yaşayan Avrupalı bestecilerin eserlerindeki İstanbul manzaralarını konuşuyor.

Meşher, podcast yayınlarına Göz Alabildiğine İstanbul sergisiyle devam ediyor

Meşher, İstanbul’un 500 yılına seyir imkânı sunan Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar sergisini podcast yayınlarına taşıyor. Şehrin zengin bir görsel kaydı niteliğindeki serginin ilk podcast bölümünde küratör Şeyda Çetin ile müzik tarihçisi ve besteci Emre Aracı, 19. yüzyılda yaşayan Avrupalı bestecilerin eserlerindeki İstanbul manzaralarını konuşuyor.

İstanbul’un önde gelen disiplinlerarası sergi mekânı Meşher, sergi içeriğinden ilhamla çeşitli alanlarda uzman isimlerin davet edildiği podcast yayınlarına Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar sergisiyle devam ediyor. Sergiye ilişkin yayınlanan ilk bölümde, küratör Şeyda Çetin ile müzik tarihçisi, orkestra şefi, besteci Emre Aracı, sergideki eserlerden yola çıkarak İstanbul temsillerinin çeşitliliğini 19. yüzyıl müzik tarihinden anekdotlarla inceliyor.

Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Avrupai müzik geleneği üzerine araştırmalar yapan Aracı; 19. yüzyılda büyük bir değişim içine giren payitahtta Sultan II. Mahmud’la başlayan modern bandoların kurulması süreci, bu dönemdeki besteler ve müzik tarihine etkileri, bu dönüşümde iz bırakan önemli Batılı müzisyenler ve İstanbul’la bağları hakkında bilgiler aktarıyor. Dönemin değişim rüzgârını ve İstanbul manzaralarını yansıtan Avrupai müzik örneklerini dinleyicilerle paylaşıyor.

19. Yüzyılda Avrupalı Bestecilerin Eserlerinde İstanbul Manzaraları

Yayında 19. yüzyılda İstanbul’da yaşayan Giuseppe Donizetti ve şehri ziyaret eden ünlü piyanist Franz Liszt’ten arpist Parish Alvars’a, Naum Tiyatrosu’nda operalar idare etmiş besteci Luigi Arditi’den yazar Gustave Flaubert’e Avrupalı sanatçıların kente dair izlenimleri de tartışılıyor. Çetin ve Aracı, dönemin İstanbul manzaralarının Batılı bestecilerin müziklerine ve nota kapaklarına yansımalarını inceleyerek Göz Alabildiğine İstanbul sergisine farklı bir bakış açısı katıyor.

“TURİSTİK TATVAN TRENİ, 1262 KM MESAFEYİ 28 SAATTE TAMAMLAYACAK”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara ile Tatvan arasında işleyecek Turistik Tatvan Treni’nin Kurban Bayramı’ndan sonra yola çıkacağını bildirerek, trenin 140 yolcusuyla 24 Haziran’da Ankara’dan hareket edeceğini söyledi. Uraloğlu, Tatvan’dan 26 Haziran’da Ankara istikametine yola çıkacak trenin bin 262 kilometrelik mesafeyi 28 saatte tamamlayacağını belirterek, “Ankara’dan hareket eden yolcularımız özel olarak verilen 3 saatlik molada Elazığ’ın güzelliklerini keşfederken Tatvan’dan trene binen yolcularımız da Sivas’ta verilen molada unutulmaz turistik deneyimler yaşayacak.” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı’nın ertesinde hizmete verilecek olan Turistik Tatvan Treni’nin Ankara’dan 24 Haziran saat 14.30’da 140 yolcusuyla, Tatvan’dan ise 26 Haziran saat 19.00’da hareket edeceğini duyurdu. Turistik Tatvan Treni’nin parkurunu 28 saatte tamamlayacağını aktaran Uraloğlu, “Uzunca bir dönem sadece seyahat ihtiyaçlarını karşılayan konvansiyonel trenlerimiz artık ülke turizmine de hizmet veriyor. Turistik Doğu Ekspresi ve Turistik Diyarbakır Ekspresi’nden sonra Turistik Tatvan Treni’ni de 24 Haziran’da uğurlayacağız.” şeklinde konuştu.

Turistik Tatvan Treni ile Eşsiz Manzara ve Nostalji Buluşuyor

Bakan Uraloğlu, Turistik Tatvan Treni’nin, nostalji ve konforu eşsiz bir manzarayla buluşturduğunu söyleyerek, “Trenimiz ev konforunda seyahat imkanına sahip yataklı vagonlardan oluşuyor. Yataklı vagonlarımızın bir odasında 2 kişi seyahat edebiliyor, her odada buzdolabı ve lavabo bulunuyor.  Ayrıca yolcularımız Anadolu manzarası eşliğinde yemekli vagonlarda sunulan lezzetleri tadabilecek.” dedi.

Elazığ ve Sivas’ta Turizm Molası

Turistik Tatvan Treni’nin Ankara-Tatvan seferinde 3 saat Elazığ’da turizm amaçlı duracağını söyleyerek, “Bu molada yolcular Elazığ’ın kültürel ve tarihi dokusunu keşfetme olanağına sahip olacak. Dönüş yolculuğuna Tatvan’dan çıkacak tren bu kez Sivas’ta 3 saat durarak yolculara Sivas’ta vakit geçirme imkanı tanıyacak.” diye konuştu.

Tren Geçtiği İllerin Ekonomisine Katkı Sağlıyor

Uraloğlu, TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından işletilen başta Turistik Doğu Ekspresi olmak üzere Turistik Erzurum Kars Bölgesel Treni ve Turistik Diyarbakır Treniyle seyahat eden binlerce yolcunun güzel anılar biriktirdiğini belirterek, “Eşsiz coğrafyalarda süzülen turizm elçisi trenlerimiz turizme alternatif sunarak geçtiği illerin ekonomisine de katkı sağlıyor. Ünü ülke sınırlarını aşan ve dünyanın en güzel rotalarından birisinde hizmet veren Turistik Doğu Ekspresi bunun en güzel örneklerinden. Turistik Tatvan Treni de tıpkı bu sezon seferlerini tamamlayan Turistik Diyarbakır Ekspresi gibi rotası üzerindeki birçok şehrimizin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına dokunarak güzergah boyunca tarihi ve kültürel değerlerle doğa harikası manzaraları görme imkanı sunacak.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE, HAVADA AVRUPA’NIN EN YOĞUN 3. ÜLKESİ

Türkiye, 15 Haziran 2024 Cumartesi günü hava sahasında 5573 uçuşa hava seyrüsefer hizmeti vererek, Avrupa’da en yoğun kullanılan hava trafik hacmine sahip 3. ülke oldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “15 Haziran 2024 tarihinde ülkemizdeki havalimanlarına iniş kalkış yapan uçak sayısı 4227’e ulaşarak 2023 yılının aynı gününde kayıtlara geçen 3587 rakamına oranla %17,8 artış göstermiştir. Ülkemiz havayolu sektöründe Avrupa’nın zirvesine doğru tırmanışını sürdürmektedir” dedi.

Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı “EUROCONTROL”ün Performans İnceleme Birimi tarafından 15 Haziran 2024 tarihinde yapılan ölçümlere göre Türkiye, EUROCONTROL üyesi 41 ülke içerisinde, 5573 uçuş ile hava sahası en yoğun ülkeler arasında 3. sırada yer aldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, tüm ulaşım modlarına olduğu gibi havayollarına da yaptıkları yatırımlar ile Dünya’da ve Avrupa’da söz sahibi bir ülke konumuna geldiklerini belirterek, “Yaptığımız yatırımlar sonucunda Türkiye havacılık alanında önemli bir aktarma merkezi haline geldi. Yaz döneminin başlamasıyla havalimanlarımızdaki hava trafiğinde önemli derecede yoğunluklar yaşanıyor” dedi.

Türkiye’deki hava yolu trafiğinin her geçen gün arttığına da vurgu yapan Bakan Uraloğlu, “15 Haziran 2024 tarihinde ülkemizdeki havalimanlarına iniş kalkış yapan uçak sayısı 4227’e ulaşarak 2023 yılının aynı gününde kayıtlara geçen 3587 rakamına oranla %17,8 artış göstermiştir. Ülkemiz hava trafik sayılarının her geçen gün artarak Avrupa çapında zirveye çıkacağımıza olan inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.

Lexus LBX Modelinde Sıra Dışı Satış Kampanyası Başladı

Premium otomobil üreticisi Lexus, sıra dışı B-SUV modeli LBX için kaçırılmayacak bir satış kampanyası başlattı. Lexus LBX satış kampanyasında, 430 bin TL’ye varan indirimler uygulanıyor.

LBX modelinin herkesin yaşam tarzını yansıtan Cool, Relax, Emotion ve Elegant atmosferleri, önemli indirimlerle satın alınabilecek. Bu sıra dışı LBX modeli Lexus bayilerinden satın alınabilirken aynı zamanda online.lexus.com.tr adresinden online olarak rezerve edilebiliyor. Stoklarla sınırlı kampanya kapsamında LBX Elegant 1 milyon 935 bin TL, LBX Emotion 1 milyon 995 bin TL, LBX Relax 2 milyon 155 bin TL ve LBX Cool 2 milyon 220 bin TL fiyatla tercih edilebilecek.

Lexus LBX modeli, aracın dinamik tasarımını yansıtan ve sürüş karakterine büyük katkı sağlayan 1.5 litrelik hibrit motor ile donatıldı. Yüksek verimliliğe sahip ve hızlı tepkiler veren 1.5 litrelik hibrit motor, 136 HP maksimum güç ve 185 Nm maksimum tork üretiyor. LBX, 0-100 km/s hızlanmasını 9.2 saniyede tamamlıyor. Bununla birlikte resmi WLTP birleşik ölçümlerine göre sadece 4.4 lt/100 km yakıt tüketimi ve 100 g/km CO2 emisyonuyla dikkat çekiyor.

Üst düzey Lexus kalitesi B-SUV segmentinde

Segmentindeki ilk tam hibrit model olarak öne çıkan Lexus LBX, aynı zamanda bu segmente markanın herkes tarafından büyük beğeni toplayan kalite ve işçilik seviyesini de getirdi. Tüm Lexus modelleri gibi kusursuz bir işçiliğe sahip Lexus LBX, premium segmentteki kalıpları kırarak tüm lüks unsurları B-SUV segmentine taşıyarak farkını ortaya koydu. Tüm LBX atmosferlerinde standart olarak 18 inç alaşım jantlar, 9.8 inç Dokunmatik Multimedya Ekranı, Akıllı Giriş ve Çalıştırma Sistemi, Akıllı Telefon Entegrasyonu, e-Latch elektronik kapı sistemi, Isıtmalı Ön Koltuklar, Kablosuz Şarj Ünitesi ve elektrikli bagaj kapağı gibi donanımlar yer alıyor.

Elegant ve Relax atmosferleri daha şık ve rafine bir his vermek üzere tasarlanırken Emotion ile Cool atmosferleri ise daha sportif bir karakterleriyle öne çıkıyor. LBX’in her bir atmosferi, farklı tip müşteriler düşünülerek tasarlandı.

Tercih edilen atmosfere göre LBX modelinde 12.3 inç dijital göstergeler, 13 Hoparlörlü Mark Levinson Premium Surround Ses Sistemi, Adaptif Uzun Far Sistemi, Aktif Gürültü Kontrolü, Akustik Ön ve Ön Yan Camlar, Direksiyon Arkasında Vites Kulakçıkları, Elektrikli Ayarlanabilir Sürücü Koltuğu, 8 Yönlü, Isıtmalı Direksiyon ve Ön Cama Yansıyan Renkli Gösterge Ekranı gibi özellikler de yer alıyor.

ALJ Finans, Ticari Kredilerde Büyümeyi Hedefliyor

Otomotiv kredilerinde uzmanlaşan ALJ Finans, tecrübesini sektörün farklı segmentlerini kapsayacak şekilde genişletiyor. Araçlar için ticari kredilerde destek sağlayan ALJ Finans, müşterilerine birçok avantaj sunuyor.

“Ticari araç sektörü daralmadan etkilenmiyor”

ALJ Finans CEO’su Volkan Döşoğlu binek araçlarda bireysel müşteriler için uygulanan sınırlandırmalar dışında hareketliliğin devam ettiğini belirtti.

Döşoğlu “Özellikle finansman şirketleri olarak yerli üretimi destekleyecek şekilde, onay oranları ve kredilendirme oranları konusunda sektöre destek vermeye devam ediyoruz. Toplam taşıt kredi hacmi yaklaşık 380 milyar TL’ye ulaştı. Bunun 285 milyar TL’si, yani yaklaşık yüzde 75’i ticari segmentteki müşterilere verilen kredilerden oluşuyor. İçinde bulunduğumuz dönemde özellikle ticari segmentteki kredi kullandırım oranında artış gözlemliyoruz” şeklinde değerlendirdi.

Filo Pazarı Büyümeye Devam Ediyor

2024 yılının ilk çeyreğinde filo pazarının büyümeye devam ettiğini ifade eden Döşoğlu, filo müşterilerinin en önemli konusunun şu an krediye ulaşmak olduğunu vurguladı. Özellikle KOBİ’lerin bu alanda hareket alanının daha sınırlı olabildiğini ve piyasa gelişmelerinden direkt etkilendiklerini belirtti. Filo kiralama sektöründe sürdürülebilirliğin temel taşının krediye ulaşmak olduğunu ekledi.

ALJ Finans olarak, 2023 yılına kadar bireysel müşteri ağırlığının yüzde 85’lere çıktığını, ancak 2023 yılı son çeyreğinde müşteri dağılımı kademeli olarak ticari kredi segmentine kaydığını da sözlerine ekleyen Döşoğlu “Güncel olarak ticari kredi ağırlığı yüzde 50’nin üzerine çıktı. 2024 Ocak-Mart döneminde otomotiv sektöründe talebin de yoğun olması ve tüketicinin de araca rahat ulaşabilmesi sebebiyle oldukça hareketliydi. Araç fiyatlarındaki artışla doğru orantılı olarak bireysel kredilerdeki kredilendirme kademelerinin artmaması, piyasadaki talebi zorlamakta. İlk 6 ayda bütçelenen rakamlara ulaşabileceğiz, yılın son çeyreğinde de sektörün hareketlenmesini bekliyoruz“ dedi.  Vergi levhalı ve tüzel müşterilerin genellikle 24 ay vadeyi tercih ettiklerini belirten Döşoğlu, 1 milyon TL ile 1.5 milyon TL aralığında kredi miktarı talebinde bulunulduğunu gözlemlediklerini ifade etti.

“Süreçler azaldı, işlemler hızlandı”

ALJ Finans CEO’su Volkan Döşoğlu “Bağlı çalıştığımız otomotiv sektörü oldukça dinamik, biz de bu dinamizme ayak uydurmak için tabi ki öncelikle süreçlerimizi dijitalleştirdik. Kredi değerlendirme süreçlerimizi otomatize ediyor ve böylece ihtiyaç sahiplerine hızlı hizmet sunuyoruz.  Yeni araç kredisi dışında, 2. el araç kredisi taleplerini karşılıyoruz. Tüketicilerin talep ettiği araca güvenle ulaşmalarını sağlamak amacıyla, tüm kontrol noktalarını titizlikle denetliyoruz. Bunun yanında çözüm ortağı olduğumuz anlaşmalı satıcılarımıza da stok finansmanı ürünümüzü sunuyor ve anlaşmalı satıcılarımızın 2.el araç kaynaklarına ulaşmaları için tedarik kanallarıyla iş birlikleri yaparak işlerini büyütmelerini destekliyoruz” açıklamasında bulundu.

1 Temmuz itibariyle her 3 işletmeden 1’i e-Fatura kullanıcısı olacak

e-Fatura uygulamasının kapsamı, 1 Temmuz 2024 tarihinde, yeni mükelleflerin zorunlu geçişleri ile genişliyor. Brüt satış hasılatı 2023 yılında 3 milyon TL ve üzeri olan mükellefler ile geçen yıl 500 bin TL ve üzeri satış hasılatı yapan gayrimenkul, motorlu taşıt, internet reklamcılığı ve e-ticaret gibi iş kollarında faaliyet gösteren mükellef grupları, e-Fatura ve e-Arşiv Fatura’ya zorunlu olarak geçişlerini yapacak.

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından her yıl kademeli olarak şirketlerin e-Fatura uygulamasına geçişleri sağlanıyor. e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-İrsaliye, e-Defter’in aralarında bulunduğu e-Belge uygulamalarında, işletmeler dijitalleşmenin zirvesine çıkıyor.

Son 10 yıldır iş dünyasının gündeminde olan e-Fatura uygulaması kapsamında 1 milyon 100 bini geçen işletmenin fatura işlemlerini dijitale taşıdığını kaydeden Uyumsoft Kurumsal İş Sistemleri A.Ş. Bulut Hizmetleri Genel Müdürü Arif Erhun Öçal, 1 Temmuz itibariyle 200 bine yakın yeni mükellefin daha zorunlu geçişlerini yapacağını  ve e-Fatura kullanan işletme sayısının 1.3 milyonu bulacağını açıkladı.

1 Temmuz’dan sonra ülkemizdeki her 3 işletmeden 1’nin e-Fatura kullanıcısı olacağını anlatan Uyumsoft Kurumsal Bulut Hizmetleri Genel Müdürü Arif Erhun Öçal, zorunlu geçişlerin yanı sıra geçiş yapanların yarısından fazlasının gönüllü geçtiğinin altını da çizerek, Anadolu’dan yoğun geçişlerin sürece hız kazandırdığını da belirtti.

Uyumsoft, mükelleflerin e-Fatura’ya geçişlerini 3 dakikaya indirdi

Türkiye’nin inovasyon lideri Uyumsoft, bu yılın sonunda e-Fatura, e-Arşiv fatura dahil e-Belge uygulamalarında 200 bini aşkın yerli ve global firmaya hizmet vererek, dijital dönüşümde öncü rolüne devam ediyor.

Mükelleflerin e-fatura’ya ilk geçiş süresini 3 dakikaya indiren “Uyumsoft e-Fatura Portalı” altyapısını kurduklarını ifade eden Arif Erhun Öçal, işletmelerin e-Fatura’ya ilk geçişlerindeki hizmeti en kısa sürede sunan ilk ve tek e-Fatura özel entegratörü olduklarını kaydetti.

Uyumsoft’un e-Fatura, e-Arşiv fatura dahil e-belge çözümleriyle sınırlı kalmayıp, dijital dönüşümün diğer alanlarında inovatif yazılım çözümlerini sunarak yerli ve global şirketlere değer katmaya devam ettiğine vurgu yapan Arif Erhun Öçal, ülkemizde elde ettikleri başarıyı bulunduğumuz coğrafya başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerine taşımayı hedeflediklerini söyledi.

Her yıl binlerce ağaç kesilmekten kurtuluyor

e-Fatura uygulamalarının en büyük artısı, ormanlarımıza ve doğamıza oluyor. e-Fatura, e-Arşiv fatura dahil e-Belge uygulamalarının zaman, verimlilik ve hız sağlamasının yanı sıra ağaçların kesilmesinin önüne geçtiğine işaret eden Arif Erhun Öçal, her yıl İstanbul’un Beşiktaş ilçesi büyüklüğünde bir orman alanının, ülkemizin ağaç servetinin kesilmekten kurtulduğunu sözlerine ekledi.

Efes Deneyim Müzesi adını dünyaya duyurdu 

Türkiye’den Efes Deneyim Müzesi, dünya çapında sergi ve ağırlama sektöründeki prestijli projeleri onurlandırmak amacıyla düzenlenen Mondo-Dr Awards’tan birincilik ödülü ile döndü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, DEM Müzecilik tarafından geliştirilen ve işletilen Efes Deneyim Müzesi “En İyi Müze” alanında rakiplerini geride bırakarak dünyaya adını duyurdu.

İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan ve Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Efes Antik Kenti içindeki Efes Deneyim Müzesi, teknoloji, tasarım ve sergi alanında dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olan Mondo-Dr Awards’ta kendi alanında en iyiler arasına girerek adını dünyaya duyurdu. 1984 yılından bu yana kesintisiz olarak yayınlanan İngiltere merkezli Modriale Publishing Dergisi’nin yedincisini düzenlediği Mondo-Dr Awards, bu yıl 12 Haziran’da Las Vegas’ta yapıldı. Sergi ve ağırlama sektöründeki en iyi projeleri ve başarıları tanımak amacıyla organize edilen ödül töreninde, özellikle mekanların tasarımı, ziyaretçi deneyimi ve teknik donanımlar üzerine odaklanılıyor. Bağımsız jüri üyelerinden oluşan bir kurul tarafından dünya çapındaki çalışmaları ödüllendiren Mondo-Dr Awards’ta bu yıl Türkiye’den Efes Deneyim Müzesi ödüle layık bulundu.

Paris Dome Des Invalides’ı geride bırakarak birinci oldu

Dünyada ‘Deneyim müzeciliği’ni tarih anlatımı ile birleştiren ilk müzelerden biri olan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı DEM Müzecilik tarafından geliştirilen ve işletilen Efes Deneyim Müzesi, “En İyi Müze” alanında, Paris Eternal Mucha ve Danimarka’nın Carl Nielsen ve Regan Vest gibi müzelerini geride bırakarak ilk 4 arasına girmeye hak kazandı.  Finalde ise, Riyad’da bulunan Aramco VIP Visitor Center, Hindistan’da bulunan India in Fashion ve Paris’te bulunan Dome Des Invalides Müzeleri ile yarışan Efes Deneyim Müzesi, rakiplerini geride bırakarak Mondo-Dr 2024 Awards’da “Müzeler” Kategorisi’nde birinciliğe adını yazdırdı.

Geçtiğimiz sene aynı kategoride birinciliği Dubai’de bulunan “Museum of the Future” kazanmıştı.

ÇEKÜL Kültür Elçileri, “Balıkesir Kentimin Öyküsü Eğitim Programı” Başarıyla SonaErdi

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle başlatılan “ÇEKÜL Kültür Elçileri, Balıkesir Kentimin Öyküsü EğitimProgramı” başarıyla tamamlandı. Program kapsamında, Edremit ilçesindeki 16farklı okuldan 23 öğretmen, 634 öğrenciye doğa, kültür ve insan arasındakivazgeçilmez ilişkiyi keşfettirdi.

Şubat 2024 tarihinde başlayan “ÇEKÜLKültür Elçileri: Balıkesir Kentimin Öyküsü Eğitim Programı”, BalıkesirBüyükşehir Belediyesi ve Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiylebaşarıyla tamamlandı. Program, Edremit ilçesindeki 16 farklı okuldan 23öğretmen tarafından 634 öğrenciye uygulandı. Eğitim, doğa, kültür ve insanarasındaki vazgeçilmez ilişkiyi temel alan etkinliklerle zenginleştirildi.

Balıkesir’in Zengin Mirası Keşfedildi

21-22 Şubat 2024 tarihlerindegerçekleştirilen öğretmen eğitimlerinin ardından programa katılan 27 öğretmen,Kentimin Öyküsü kılavuzunu öğrencileriyle uygulamaya başladı. Toplam 20etkinlikten oluşan kılavuz, sınıf içinde ve kentin farklı yerlerinde uygulandı.Örneğin, birçok sınıf Antandros Antik Kenti’ni ziyaret ederek Eskinin BilimiArkeoloji etkinliğini gerçekleştirdi. Motiflerdeki Doğa etkinliği ileöğrenciler, bölgedeki canlıları ve bu canlıların kültür üzerindeki etkilerinikeşfetti. Geçmişten Öğreniyorum etkinliği ile miras, bellek ve müzekavramlarını öğrendiler. Geleneksel Konutlar etkinliği ise öğrencilerin yerelmimariyi keşfetmesini sağladı.

12 Haziran’da gerçekleştirilen programkapanış etkinliği, IDA Madra Jeoparkı Müzesi’nde yapıldı. Etkinliğe BalıkesirBüyükşehir Belediyesi Turizm ve Tanıtım Şube Müdürü Derya Solak, ÇEKÜL VakfıGenel Sekreteri Ilgın Sözen ve Bilgi Ağacı Eğitim Uzmanı Pınar Ayöz Saydamkatıldı. 24 öğretmen ve öğrencilere katılım sertifikaları takdim edildi.

ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen,programın öğrenciler üzerindeki etkilerini vurgulayarak, “Öğrencilerimiz Balıkesir’i doğası vetarihiyle etkileşim içinde, geçmişten bugüne yaşamaya devam eden mirası farklıyönleriyle keşfetti” dedi. Öğretmenler, programın öğrencileresağladığı faydaları dile getirerek, yeni sınıflarıyla programı uygulamaya devametmek istediklerini belirttiler. Sertifika töreninin ardından katılımcılar,Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çiftçi Eğitim Merkezi’ni ziyaret etti ve yerel tarımsalürünler hakkında bilgi aldı.

Başarıyla tamamlanan ÇEKÜL KültürElçileri: Balıkesir Kentimin Öyküsü Eğitim Programı’nın, önümüzdeki dönemlerdeBalıkesir’in farklı ilçelerindeki öğretmen ve öğrencilerle buluşmasıplanlanıyor.

FYZoo Dünya Zürafa Gününü Renkli Bir Hafta Sonu ile Kutluyor!

Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı (FYZoo), Dünya Zürafa Günü’nü unutulmaz bir etkinlikle kutluyor! FYZoo, 22-23 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek olan ” İpli El Davulu Atölyesi ” ile ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunacak.

Faaliyete geçtiği 1993 yılından bu yana Türkiye’de doğal hayatı tanımanın en önemli merkezlerinden biri olan FYZoo, koruma altında olan 160’ın üzerinde canlı ve 300’ün üzerinde bitki türü ile zengin botanik atmosferiyle tatilde olan çocuklara özel etkinlikler düzenliyor.

22-23 Haziran 2024 tarihlerinde kutlanacak “Dünya Zürafa Günü” için FYZoo, çocuklara özel İpli El Davulu Atölyesi düzenliyor. 3-5 yaş ve 6-12 yaş gruplarına özel olarak tasarlanan atölyede minik ziyaretçiler, kendi el davullarını yaparak el becerilerini geliştirecek, hayal güçlerini kullanarak zürafa şablonları ile İpli El Davullarını süsleyecekler. Atölye sırasında, çocuklar zürafa türleri hakkında ilginç bilgiler öğrenerek, uzun boyunlu güzelliklerin dünyasına daha yakından bakma fırsatı bulacaklar.

Renkli etkinlikler ve öğretici sunumlarla dolu bu iki gün hem küçük kaşifler hem de doğa severler için eşsiz bir macera olacak.

Doğa ve canlı severlerin kaçırmaması gereken etkinlikler için FYZoo haftanın her günü saat 10.00-19.00 arası açık. Etkinlikler, hava koşullarına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Egeli hububat bakliyat yağlı tohum ihracatçıları 4 firmayla ihracat şampiyonları listesinde

Türkiye’de gıda ihracatının yüzde 47’sini tek başına gerçekleştirerek, 2023 yılında Türkiye’ye 12,4 milyar dolar döviz kazandıran hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü TİM İlk 1000 İhracatçı Listesi’nde 84 firmayla güçlü bir şekilde temsil ediliyor.

TİM 1000 İhracatçı Listesine toplam 158 gıda firması girerken, 84 firmasını bu listeye taşıyan hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü gıda firmaları içinde yüzde 53’lük temsile ulaştı.

Son 10 yılda ihracatının 3 kattan fazla artırarak 335 milyon dolardan1 milyar 65 milyon dolara ulaşan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 2023 yılında 4 üyesiyle TİM ilk 1000 İhracatçı Listesinde yerini aldı.

Abalıoğlu Yağ sektöründe 12. oldu

Abalıoğlu Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 200. sıradan listeye girerken, Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar sektöründe en çok ihracat yapan 12. firma olmayı başardı.

Yonca Gıda 9 sıra ilerledi

TİM İlk 1000 Listesinin gediklisi, Yonca Gıda Sanayi İşletmeleri İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi, Hububat bakliyat yağlı tohumlar sektöründe en çok ihracat yapan 14. Firma olurken, total listede diğer sektörlerde yaptığı ihracatın itici gücüyle 9 basamak ilerleyerek 163. Sıraya adını yazdırdı.

Ferrero Türkiye Çikolata 445 basamak birden yükseldi

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyeleri arasında TİM ilk 1000 ihracatçı listesinde yer alan üçüncü firma Ferrero Türkiye Çikolata ve Tarım Ürünleri San. ve Dış Tic. A.Ş. oldu.

Ferrero Türkiye Çikolata ve Tarım Ürünleri San. ve Dış Tic. A.Ş., TİM İlk 1000 İhracatçı Listesinde en hızlı yükselen firmalar arasında öne çıktı. Listede 445 basamak birden tırmanan firma 813. sıradan 368. sıraya yükseldi.

Petfood sektörü TİM İlk 1000 Listesine temsilci gönderdi

Kedi-köpek maması üretim merkezi konumuna gelen Ege Bölgesi bu başarısını bu sektörden bir firmayı TİM İlk 1000 İhracatçı Listesine vererek taçlandırdı. Petfood sektörünün lider üretici firmalarından Lider Petfood Yem Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, TİM İlk 1000 İhracatçı Listesiyle 731. sıradan tanıştı.

GENÇ TASARIMCILAR SERTİFİKALARINI ALDI…

Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB) Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) ve İstanbul Moda Akademisi (İMA) işbirliği ile hayata geçirdiği ‘Moda Tasarım Teknolojilerinde Kalıp Geliştirme Eğitim Programına’ katılanlar, BUÜ Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen törende sertifikalarını aldılar.

Programın ilk mezunu olan öğrencilerin sertifika törenine, Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nüvit Gündemir, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu, BUÜ TBMYO Müdürü Tasarım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karahan, İstanbul Moda Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Jale Tunçel, eğitmenler ve öğrenciler katıldı.

“Türkiye’nin en güçlü sektörlerinden biriyiz”

Moda Tasarım Teknolojilerinde Kalıp Geliştirme Sertifika Programı açılışında konuşan UHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Nüvit Gündemir, İMA tarafından belirlenen eğitmenlerin ilk dönemdeki 17 öğrenciye toplamda 1080 saatlik bir eğitim programı gerçekleştirildiğini aktararak,  “Bu eğitimlerin ardından öğrencilerimizin bir kısmı daha mezun olmadan firmalarımı tarafından istihdam edildiler. Öğrencilerimizin bir kısmının da şirketlerle görüşmeleri devam ediyor. Bu sonucu elde etmekten dolayı çok mutluyuz. Tekstil ve Konfeksiyon sektörümüz toplamda 30 milyar doları aşan ihracatı ile ülkemizin üçüncü en büyük ihracatçı sektörüdür. Yılda yaklaşık 20 milyar dolarlık dış ticaret fazlası oluşturarak bu alanda Türkiye’nin lider sektörü konumundadır. Sektörümüzün global rakamlarına bakarsak 2023 yılında moda endüstrisinde 1,7 trilyon dolarlık bir ciro gerçekleşmiştir ve 100 milyon kişi bu sektörde çalıştı. 2000-2014 yılları arasında kişi başına satın alınan giyim ürünü adedi yüzde 60 oranında arttı” şeklinde konuştu.

“Rekabet ortamı gelişimi getiriyor”

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz da sertifika programındaki konuşmasında, “Bursa Uludağ Üniversitesi, Türkiye genelindeki 23 araştırma üniversitesi arasında yer alıyor. Bu durum kendiliğinden akademik dünyamıza bir dinamizm getiriyor. Fiilli olarak bu tür çalışmalarla üniversite-sanayi işbirliği anlamında ön plana almış oluyoruz. Bu anlamda bu sertifika programı çok önemli” dedi.

“Öğrencilerimizin istihdamları için çalışıyoruz”

Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu ise “Son yıllarda bakanlığımızın da duyarlılığı ile artık öğrencilerimizin mezuniyetinden sonra istihdamları, mezun olmadan önce hangi becerilerle donanmaları gerektiği gibi konular üzerinde çalışılıyor. Bu oluşumlara, bu birlikteliklere en fazla katkı koyan adres biziz ve çok heyecanlıyız” ifadelerini kullandı.

“Çağın gereklerine uygun eğitimler veriliyor”

BUÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Mehmet Karahan ise, “Bugün ilk mezunlarını verdiğimiz programa iki yıl önce bir protokolle başladık. İki yıllık bir sürede öğrenciler hem teorik hem de pratik eğitimler aldılar. Çağın gereklerini ve moda tasarımı sektörünün beklentilerini karşılayan bir program yerine getirmiş olduk” dedi.

“İMA’nın sektöre katkıları artarak sürüyor”

İMA Yönetim Kurulu Başkanı Jale Tunçel ise şunları söyledi:

“Yaklaşık 3 yıl önce UHKİB Başkanımız Sayın Nüvit Gündemir ile görüşmelerimizle birlikte Bursa’da bu programın hayata geçirilmesi fikri doğdu. Şu anda İMA 20 binin üzerinde mezunu, London College of Fashion ile olan ortaklık protokolü ve Avrupa Birliği’nden almış olduğu ikinci projesi ile birlikte hem dijital dönüşüm ile ilgili kaslarını güçlendirdi hem de sektöre katkılarını daha da ileriye götürdü.”

Yapılan konuşmaların ardından ‘Moda Tasarım Teknolojilerinde Kalıp Geliştirme Eğitim Programına’ katılanlara sertifikaları verildi. Sertifika töreninin akabinde katılımcılarımız öğrencilerimizin bitirme projesi sergisine davet edildi. Sergi esnasında öğrencilerimiz çalışmalarının başında durarak ziyaretçilere çalışmalarını hangi teknik ve uygulama ile yaptığını anlattı.

Türkiye’nin ilk Hidrojen Vadisi Projesi “Güney Marmara Hidrojen Kıyısı – HYSouthMarmara” Projesi’nin ilk çalıştayı Sabancı Üniversitesi’nde Düzenlendi

Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde düzenlenen HYSouthMarmara Hidrojen Vadisi Projesi’nin ilk çalıştayına proje ortaklarının yanı sıra, hidrojen ekosisteminin önemli paydaşları, firma temsilcileri ve akademisyenler katıldı. Güney Marmara Kalkınma Ajansı’nın (GMKA) koordinatörlüğünde 15 ortaklı bir konsorsiyum ile yürütülen “Güney Marmara Hidrojen Kıyısı – HYSouthMarmara” Projesi, Türk sanayisinin yeşil dönüşümü ve hidrojen ekosisteminin canlandırılması için önemli bir adım olacak.

Sabancı Üniversitesi, Türkiye’nin ilk hidrojen vadisi projesi olan “HYSouthMarmara” projesinin ilk çalıştayına ev sahipliği yaptı. Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi (SGM)’nde gerçekleştirilen çalıştayda proje paydaşları, firma temsilcileri ve akademisyenleri bir araya getirildi. ‘HYSouthMarmara Hidrojen Vadisi’ Projesi’ hakkında bilgiler verilerek başlanan çalıştayda başarıyla devam eden vadilerden ve vadi adayı bölgelerden sunumların yanı sıra, 4 ayrı panelde; hidrojenin geleceği, diğer hidrojen vadisi çalışmaları ve hidrojen ekosistemi konusundaki gelişmeler aktarıldı.

Güney Marmara Kalkınma Ajansı’nın (GMKA) koordinatörlüğünde 15 ortaklı bir konsorsiyum ile yürütülen “Güney Marmara Hidrojen Kıyısı – HYSouthMarmara” Projesi, yeşil hidrojen üretimi ve hidrojenin farklı uygulamalarda kullanımı için örnek bir model oluşturma misyonuyla hareket ediyor. Projenin ortaklıkların verimli iş birlikleri ve çalışmaları ile daha temiz ve yeşil bir geleceğe ulaşma hedefi için önemli bir dönüm noktası olması öngörülüyor. Proje paydaşları, firma temsilcileri ve akademisyenleri bir araya getirerek, “Yeşil Hidrojen” ve “Hidrojen Vadileri” konusundaki farkındalığın artırılması, iş birliklerinin oluşturulması ve görüş alışverişinde bulunulması hedeflenen HYSouthMarmara Hidrojen Vadisi Çalıştayı’nda, başarıyla devam eden vadiler ve vadi adayı bölgeler anlatıldı.

Çalıştayın açılışında HYSouthMarmara Projesi’nin anlatıldığı video gösterimi sonrası devam eden hidrojen vadisi projelerinden örnekler verildi ve vadi adayı bölgelerin sunumları yapıldı. Tatiana Block Avrupa’nın ilk hidrojen vadisi projesi olan HEAVENN hakkında bilgiler verirken, Holger Wiertzema Kuzey Almanya’daki önemli bir iş birliği projesi olan Norddeutsches Reallabor’u anlattı. Proje ortaklarından Prof. Marco Pellegrini University of Bologna’nın çalışmalarını ve İtalya’daki hidrojen ekosistemini, Prof. Hicham Benyoucef ise Mohammed VI Polytechnic University’nin çalışmaları ile birlikte Fas’taki hidrojen ekosistemini katılımcılarla paylaştı.

“Hedef yılda 500 ton hidrojen”

HYSouthMarmara Proje Koordinatörü Mehmet Volkan Duman açılışta yaptığı konuşmada, Güney Marmara’da bu projeyi başlatmalarının özel nedenleri olduğuna dikkat çekerek “Burası çok kritik bir alan. Bu bölgenin özelliği nedeniyle hidrojen işini bu bölgede başlattık ve bir model olarak ortaya çıkmaya çalışıyoruz. Projemizin ana hedefi yılda beş yüz ton hidrojen üretmek” dedi. Güney Marmara’nın avantajlı coğrafi konumunun yanı sıra temiz enerji sektörünün gelişen sanayisi ile birlikte çok kuvvetli olduğunun da altını çizen Duman şöyle konuştu;

“Proje kapsamında Güney Marmara Bölgesi’nin illeri olan Balıkesir, Çanakkale ve Bursa’nın hidrojen networkünü ortaya çıkaracağız. Hem Ege Denizi hem Marmara Denizi’ne kıyısı olan bir bölge olduğu için toplamda bin kilometrelik kıyı sınırıyla suya erişim sınırsız olacak. Bu erişim yeşil hidrojen üretimi ve su sürdürülebilirliği açısından çok kritik bir aşama. Bölgeyi kıymetli kılan bir başka kritik özellik ise iki ana doğalgaz hattının Güney Marmara’dan geçiyor olması. Bunlardan biri Rusya, İran ve Azerbaycan’dan gelen hatların birleştiği ana hat; diğeri ise TANAP hattı.Bu süreçte hidrojene verilecek misyonun ve ilgili hedeflerin doğru belirlenmesi gerekiyor. Temiz dönüşüm sürecinin başarıya ulaşabilmesi için odaklanılması gereken ilk alan enerjiverimliliği; sonrasında olabildiğince elektrikasyon ve ardından oluşacak açığın hidrojen ile kapatılması. Önümüzde kolay bir süreç olmadığını da eklemem gerek. Hidrojenin önünde çeşitli politik, ekonomik ve hatta yasal zorluklar ve engeller olabilir ama bizim yapmamız gereken pilot çalışmaları tamamlamak ve Ar-Ge çalışmalarına hız vermek. Vadi Projemizin önünü açtığı fizibilite çalışmaları ile de bu süreçte kendimizi hazır halde tutmak amacını taşıyoruz.”

“Türkiye’nin ilk karbon-nötr bölgesi olmak istiyoruz”

HYSouthMarmara Proje Koordinatörü Mehmet Volkan Duman yeşil yakıtlar için bir merkez ve Türkiye’nin ilk karbon-nötr bölgesi olmak için yola çıktıklarını da kaydederek sözlerine şöyle devam etti;

“Güney Marmara Kalkınma Ajansı olarak bölgede birçok farklı projeye de öncülük ediyoruz. Balıkesir Üniversitesi ve Çanakkale Üniversitesi’nde iki yenilenebilir enerji eğitim merkezini kurduk. Bunun yanında; projemizin bir başka ana faaliyeti ise bor minerali ile ilgili. Borun çok kıymetli özellikleri var ama biz tabii ki bu projede hidrojeni depolayabilme özelliğini ön plana çıkartıyoruz. Vadi Projesi kapsamında yılda 10 tonluk sodyum borhidrür tesisi kurulacak. Eti Maden’in bu konuda daha kuvvetli bir yapıya bürüneceğini düşünüyoruz. Üretilecek bu yeni bor kimyasalı, katı faz hidrojen taşıyıcısı olarak TÜBİTAK MAM tarafından geliştirilecek yeni bir güç sisteminde kullanılacak.”

“Bu proje sadece sanayide yeşil hidrojenin üretimi veya tüketimini değil, aynı zamanda verimli iş birlikleri ile yeşil bir geleceğe ulaşmanın önünü açacak bir dönüm noktası niteliğindedir”

Açılış konuşmasını gerçekleştiren Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Selmiye Alkan Gürsel, çalıştayda HYSouthMarmara Projesi’nin yeşil hidrojeni üretimi, taşınması ve farklı uygulamalarda kullanımı için Türkiye’de örnek bir model oluşturacağını belirttiği konuşmasında ayrıca, proje sonuçlarının yayılması ve iletişimi konusundaki önemi de vurgulayarak:

“Hidrojen vadisi konsept olarak hızla yayılıyor. Tüm dünyada farklı ölçeklerde 98 tane hidrojen vadisi projesi var. Aktif hidrojen vadileriyle ve hidrojen vadisi adayı bölgeler ile etkileşimlerde bilgi ve tecrübe paylaşımlarının gerçekleştirilmesi ve tekrarlanabilir bir model oluşturulması oldukça önemli. Bunlara ilaveten yeşil hidrojen konusunda kamu bilincini oluşturmak ve algıları olumlu şekilde değiştirmek ve hidrojen teknolojilerini doğru bir şekilde anlatmak konusunda da bu proje büyük önem taşıyor.

Sabancı Üniversitesi, HYSouthMarmara Hidrojen Vadisi Projesinde; aktif hidrojen vadileriyle ve hidrojen vadisi adayı bölgeler ile etkileşimlerde bilgi ve tecrübe paylaşımlarının gerçekleştirilmesi, projenin yaygın etkisini artırmaya yönelik iletişim stratejilerinin oluşturulması, seminer, çalıştay ve çevrimiçi iletişim yöntemleri ile proje kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerin ve proje sonuçlarının etkin bir şekilde paylaşımı ve projenin geniş bir kitle tarafından görünürlüğünün artırılmasında ve yeşil hidrojen üretimi için elektrolizör kurulumu ve devreye alınmasındaki süreçlerde görev alacağız.’’ dedi.

Panellerde tüm yönleriyle hidrojen konuşuldu

Çalıştayın ilk paneli olan “HYSouthMarmara Konsorsiyumu’nda Yer Alan Yeşil Hidrojen Üreticisi, Dağıtıcı ve Kullanıcılarının Çalışmaları ve Görüşleri” temalı oturumun moderatörlüğünü EnerjiSa Üretim’den Dr. Kahraman Çoban üstlendi. PaneldeLinde Gaz A.Ş.’den İsmail Erilhan, Kaleseramik Çanakkale Kalebodur Seramik Sanayi A.Ş.’den Dr. Kağan Kayacı, Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.’den Gizem Yumru, TÜBITAK MAM’dan Doç. Dr. Fehmi Akgün ve Türk-Alman Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi. Sibel Özenler konuşmacı olarak yer aldı.

Çalıştayın öğleden sonraki bölümü, TÜBİTAK AB Çerçeve Programlar Müdürü-Ufuk Avrupa Programı Ulusal Koordinatörü Çağrı Yıldırım’ın, yeşil hidrojenin Avrupa Birliği araştırma alanındaki önemi ve hidrojene yönelik AB destek mekanizmaları ve bu alanlardaki fırsatlar hakkında bilgiler paylaştığı sunumla devam etti.

Günün ikinci panelindeki tema ise “Güney Marmara Hidrojen Kıyısı Platformu” oldu. Güney Marmara Kalkınma Ajansı’ndan (GMKA) Petek Eğerci Coşkun moderatörlüğünde gerçekleşen panele; İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş’den Serdar Erdemiş, TEKFEN Holding A.Ş’den Filiz Güler, Akçansa’dan İsmail Gökalp ile RightShip’ten Yücel Yıldız katıldı.

Çalıştayın üçüncü panelinde “Hidrojenin Geleceği” konusu masaya yatırıldı. Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selmiye Alkan Gürsel moderatörlüğündeki panel; Hidrojen Teknolojileri Derneği’nden Prof. Dr. İnci Eroğlu, Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Can Erkey ve IICEC’den Bora Şekip Güray ‘Hidrojen Teknolojileri’ ve ‘Yeşil Hidrojen’ konusunda yapılan çalışmalar konusunda bilgiler verdiler.

Dördüncü panel ise “Türkiye’deki Diğer Potansiyel Hidrojen Vadileri” temasıyla düzenlendi. Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alp Yürüm moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; Ford Otosan’dan Dr. Emrah Kınav, Tüpraş’tan Dr. İpek Harmanlı ve İZKA’dan Hülya Ulusoy görüşlerini paylaştı.

Vaillant Akademi Dijital Pazarlama Eğitimi ile İş Ortaklarına Güç Katıyor

Vaillant Akademi’nin 2024 yılı eğitim programında yer alan “Dijital Pazarlama Eğitim Programı” başarıyla gerçekleştirildi. İki oturumda düzenlenen eğitime 70 iş ortağı katıldı.

Vaillant Türkiye, gelişen teknoloji ve tüketicilerin satın alma davranışlarındaki değişimin etkileriyle ilgili iş ortaklarının farkındalığını artırmak amacıyla Vaillant Akademi kapsamında “Dijital Pazarlama Eğitimi” düzenledi. İş ortaklarının dijital platformlarda daha etkili bir şekilde temsil edilmesine destek olmak adına dijital dünyanın önemli stratejilerinin ele alındığı eğitime, birçok farklı ilden 70 iş ortağı katıldı.

Müşterilerine kattığı değeri en üst noktaya taşıma yolunda iş ortaklarının donanımlarını artırmayı hedefleyen Vaillant Akademi’nin “Dijital Pazarlama Eğitimi” Smartnet tarafından verildi. Eğitimlerde; güncel dijital pazarlama teknikleri, sosyal medya yönetimi, doğru hedef kitleye doğru iletişim yaparak dijital reklamları daha etkin kullanma konuları ele alındı.

İnovatif sensör çözümleri ile makine üreticilerinin de çözüm ortağı

90 yılı aşkın deneyimiyle 20’den fazla ülkede sensör teknolojileri alanında faaliyet gösteren Telemecanique Sensors, makine üreticilerine sunduğu yenilikçi sensör çözümleriyle sektördeki etkinliğini ve pazardaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Uzman ekibi, geniş bayi ağı ve global erişilebilirliği sayesinde makine üreticilerinin ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunan şirket, 21. yüzyılın üretim beklentilerini bugünden karşılamayı başarıyor.

Elektromekanikten elektronik ürünlere, algılamadan tanımlama ve mesafe ölçümüne kadar sensörler alanında yaklaşık bir asırlık deneyime sahip olan Telemecanique Sensors, geliştirdiği inovatif çözümler ve üstün hizmet anlayışıyla makine üreticilerine katma değer sağlıyor. Sürekli geliştirdiği teknolojisi ile yeni ürün ve çözümler üreten şirket, müşterilerinin her zaman bir adım önde olmalarına katkı sağlıyor.

Yenilikçi ürün grupları ve geliştirdikleri teknolojilerle makine üreticilerinin performanslarını artırmak için çalıştıklarını söyleyen Telemecanique Sensors Pazarlama Müdürü Melisa Altuntaş Karanlık; “Uzman ekibimiz ile sektördeki en son gelişmeleri ve ihtiyaçları yakından takip ederek, makine üreticilerinin karşılaştığı zorluklara akıllı çözümler sunuyoruz. Makine üreticilerinin verimliliklerini artırmak için geliştirdiğimiz akıllı sensör çözümleri, üretim süreçlerini daha güvenilir ve etkin hale getiriyor. Oluşturduğumuz bu güçlü ekosistemi bir adım ileriye taşımak için sürekli olarak yenilikçi ürünler geliştiriyoruz. Yeni lansmanını yaptığımız ve yenilediğimiz ürün gruplarımız, makine üreticilerine ileri teknoloji çözümler sunuyor. Yüksek hassasiyet, dayanıklılık ve enerji tasarrufu özellikleriyle öne çıkan bu ürünleriniz üretim hatlarının en zorlu koşullarda bile kesintisiz çalışmasını sağlıyor” dedi.

Geniş bayi ağı ile müşterilerinin her an yanında

Türkiye’deki geniş bayi ağı sayesinde, makine üreticilerinin Telemecanique Sensors ürünlerine kolayca erişebildiklerini belirten Karanlık; “Global bir marka olmanın getirdiği avantajlarla, müşterilerimize en yüksek kalitede ürün ve hizmeti sunmayı taahhüt ediyoruz. Her bölgede bulunan bayilerimizle, müşterilerimizin ihtiyaçlarını hızlı ve etkin bir şekilde karşılayarak, operasyonel verimliliklerini artırmalarına yardımcı oluyoruz. Aynı zamanda uzman ekibimizle her zaman müşterilerimizin yanında yer alıyoruz. Teknik destekten eğitim programlarına kadar geniş bir yelpazede sunduğumuz hizmetlerle, müşterilerimizin ürünlerimizi en verimli şekilde kullanmalarını sağlıyoruz. Makine üreticilerine sunduğumuz bu destek, onların üretim süreçlerini daha akıllı ve sorunsuz hale getirmelerine yardımcı oluyor” diye belirtti.

Solvia Digital Solutions, 10. yılında basın mensuplarıyla bir araya geldi

Türkiye’nin önde gelen kurumsal yazılım çözümleri sağlayıcısı ve SAP’ın Gold Partneri olan Solvia Digital Solutions, kuruluşunun 10. yılında basın mensupları ile bir araya geldi. Gerçekleşen etkinlikte, Solvia Digital Solutions’ın kurulduğu günden bu yana elde ettiği başarılar ve gelecek hedefleri paylaşıldı.

Solvia Digital Solutions CEO’su Ali Tamer Keskin ve CFO Sinan Fındıkçı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik, basın mensuplarının yanı sıra şirketin önemli marka birim yöneticilerini de bir araya getirdi. Keskin, açılış konuşmasında şirketin 10 yıl boyunca elde ettiği başarıları ve yurt dışındaki ofislerinin açılışını duyurdu. Ayrıca, önümüzdeki 10 yıl için belirledikleri hedefler ve planlanan projeler hakkında da bilgi verdi.

Yenilikçi çözümleriyle işletmelerin potansiyelini açığa çıkarıyor

İşletmelerin iş süreçlerini gelişmiş yazılım teknolojileriyle destekleyen Solvia Digital Solutions, bilişim sektöründeki uzun yıllara dayanan SAP danışmanlığı deneyimi ile markaların iş süreçlerini optimize etmelerine yardımcı oluyor. Ali Tamer Keskin, konuşmasında Solvia Digital Solutions’ın geleneksel danışmanlık firmalarından ayrıldığını vurgulayarak, SAP ERP projelerinden edindikleri tecrübeyle modern teknolojilerin iş süreçlerine entegrasyonuna odaklandıklarını belirtti.

Açılış konuşmasında gelecek planlarından bahseden Ali Tamer Keskin, “Önümüzdeki dönemde yurt dışında genişleme hedefleri doğrultusunda Avrupa’daki konumumuzu güçlendirmeyi planlıyoruz. İsviçre ve Almanya’daki ofislerimizi büyüterek Euro cinsinden yüzde 60’ın üzerinde bir büyüme sağladık. Ayrıca, Hindistan’da bir ofis açarak teknoloji alanındaki global kaynak ihtiyaçlarımızı karşılamayı amaçlıyoruz. EMEA bölgesinde büyümeye devam ederken Dubai ve Riyad’da ofisler açmayı planlıyoruz. Bu adımların global rekabetçi konumumuzu güçlendirmesini ve istihdamı artırarak Euro bazında gelirimizi yüzde 30 oranında artırmamızı bekliyoruz” dedi.

Ali Tamer Keskin: “Misyonumuzdan ödün vermeden geçen 10 yıl.”

Geçtiğimiz 10 yıl boyunca hedeflerine ulaşmak için müşterilerine yenilikçi çözümler sunan Solvia Digital Solutions, müşterilerine ve ekosistemine değer katmaya devam ediyor.

Müşterilerine en yenilikçi ve etkili çözümleri sunma misyonundan asla taviz vermediğini belirten Ali Tamer Keskin, “10 yıl boyunca elde ettiğimiz başarılar, ekibimizin tutkusu ve iş ortaklarımızın desteği sayesinde mümkün oldu. Gelecek 10 yılda da aynı azim ve kararlılıkla, sınırlarımızı zorlayarak daha büyük hedeflere ulaşacağız. Birlikte daha parlak bir geleceğe yürüyoruz” dedi.

Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe 21 ihracat şampiyonunun 11’i Egeli

 TİM İlk 1000 ihracatçı listesinde su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 21 firmayla temsil edilirken, Egeli su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatçıları 11 firmayla listeye ağırlığını koydu.

 2023 yılında 1 milyar 565 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi’nde gıda sektörleri arasında ihracat şampiyonu olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, TİM İlk 1000 İhracatçı Listesi açıklanınca başarılarına yeni bir halka eklemiş oldu. 

Türkiye’de 2000 sonrasında ihracatın yıldız sektörleri arasında yer alan Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan 2023 yılı TİM İlk 1000 İhracatçı Listesinde 21 firmayla gıda sektörleri arasında en çok temsilci veren ikinci sektör oldu. 

Gümüşdoğa 75. sıranın sahibi oldu

Gümüşdoğa Su Ürünleri Üretim İhracat ve İthalat A.Ş. su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe birinci firma olurken, genel sıralamada 14 basamak yükselerek Türkiye’de en çok ihracat yapan 75. firma, Muğla’da en çok ihracat yapan birinci firma olmayı başardı.

Kılıç Deniz ilk 100’de yer aldı

Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe uzun yıllardır zirvede yer alan Kılıç Deniz Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş. firması 2023 yılında 99. sıradan adını yazdırdı ve ilk 100 içinde yer alan ikinci su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü firması oldu. Öte yandan Kılıç Deniz, Türkiye genelinde sektöründe ikinci sıraya adını yazdırdı. 2024 yılı içinde Kılıç Holding A.Ş. bünyesine katılan Agromey Dış Ticaret A.Ş. 2023 yılında TİM İlk 1000 ihracatçı listesinde kendi sektörünün sekizincisi olurken, totalde 404. sırada yer buldu.

 Noordzee su ürünledi 106 sıra yükseldi

 Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyelerinden Noordzee Su Ürünleri İhracatı Sanayi ve Ticaret A.Ş. sektöründe en çok ihracat yapan dördüncü firma olurken genel sıralamada 106 sıra birden çıkarak 334. basamaktan 228. sıraya ilerledi.

Abalıoğlu 3 firmayla listeye girdi ikisi su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründen

Abalıoğlu Holding, 3 firmasıyla TİM İlk 1000 Listesi’nde yer almayı başarırken su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe Abalıoğlu Lezita Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. sektörel sıralamada yedinci sıraya, genel listede 396. basamağa adını yazdırdı. 

Abalıoğlu Balık ve Gıda Ürünleri A.Ş. sektöründe 9. Olurken, genel listeye bu yıl 446. Sıradan giriş yaptı. 

Türkiye’de su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe pek çok ilkleri hayata geçiren Yaşar Holding’in şirketi Yaşar Dış Ticaret A.Ş. su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe en çok ihracat yapan 11. Firma olurken, TİM İlk 1000 Listesinde 291. oldu.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyesi İlknak Su Ürünleri San. Tic. A.Ş. 2023 yılında sektöründe 13., genel sıralamada ise; 116 sıra birden yükselerek 698. sıradan, 582. sıraya çıktı. 

TİM İlk 1000 İhracatçı Listesine girme başarısı gösteren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyesi bir firma isminin açıklanmasını istemedi. 

Dünya’nın üç öğün protein ihtiyacını karşılamak için üretim yaptıklarını dile getiren Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, bu çabaları sonrasında 21 firmayla TİM İlk 1000 İhracatçı Listesinde yer almayı başardıklarını, 21 firmanın 12 tanesinin Egeli ihracatçı firmalardan oluştuğunu bunun gururunu yaşadıklarını kaydetti.  

Egeli 11 firmanın 2023 yılında 1 milyar 250 milyon dolarlık ihracat yapma başarısı gösterdiğini vurgulayan Kızıltan, “Su ürünleri, kanatlı, yumurta, süt ürünleri ve bal alt sektörlerimizde Türkiye’nin ihtiyacını karşıladığımız gibi 100’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracata üreticilerimizin sigortası gözüyle bakmak gerekiyor. İhracatın önünde kısıtlar olmadığı sürece üreticimiz üretir. İhracatta kısıtlamalar hem üreticimize hem ihracatçımıza hem de ülkemizin imajına zarar verir. İhracat kısıtlamaları olmadığı takdirde 2024 yılında TİM İlk 1000 İhracatçı Listesi’ndeki firma sayımızı artıracak potansiyele sahibiz” şeklinde konuştu. 

Türkiye’den “Her zaman Yeni – Always New” başlıklı proje, 2024 Yeşil Beceriler İkincilik Ödülü’nü (Green Skills Award) kazandı

Sürdürülebilir tarımı ve kenevirin ekolojik faydalarını teşvik amacıyla Kenevir Okulu girişimini başlatan Andris Višnevskis’in öyküsü, bu yılki Yeşil Beceriler Ödülü’nün kazananı oldu. Türkiye ve Madagaskar sırasıyla ikinci ve üçüncülük koltuğunu kazandı.

Kız meslek lisesinde sürdürülebilir modanın teşvikine yönelik bir proje (İkincilik Ödülü)

Türk moda ve tasarım öğretmeni Nilüfer Günay, Türkiye’nin kuzeyinde yer alan Zonguldak’ta tamamı kız öğrencilerden oluşan bir meslek lisesinde ‘Her Zaman Yeni’ (Always New) adlı projenin başında… Bu girişim, eski giysilerin yeniden değerlendirilmesi ve çevre dostu moda uygulamalarının teşviki yoluyla moda endüstrisinin çevre üzerinde yarattığı etkilere odaklanıyor. Günay’ın projesi yalnızca tekstil atıklarını azaltmakla kalmıyor; aynı zamanda, toplumu sürdürülebilir tüketim konusunda da eğitiyor. Seminerler ve atölye çalışmaları aracılığıyla pek çok kadına moda alanında yaptıkları seçimlerde çevre bilinciyle hareket etmesi için yol gösteren proje, bu uygulama ve seçimlerin yarattığı daha geniş etkiyi vurguluyor. Günay projeyi “atık olarak çöp sahalarına gidecek giysilerin yeniden değerlendirilerek, hızlı modanın çevre üzerinde yarattığı ayak izini azaltmakla ilgili bir proje” olarak tanımlıyor ve şunları ifade ediyor: “Ancak bu proje aynı zamanda, çevre dostu seçimler yapmaları için diğer bireylere ilham vermek üzere bilgi paylaşmakla da ilgili bir proje…”
ETF Yeşil Beceriler Ödülü
ETF (Avrupa Eğitim Fonu) Yeşil Beceriler Ödülü, ilk olarak 2021 yılında düzenlenen küresel bir girişimdir. Dünyanın dört bir yanında bireyler ve kurumlar sayesinde gerçekleştirilen inovasyonlar hakkında fikir paylaşımı ve ilham kaynaklığı yapan bu girişim, döngüsel ve karbon-nötr ekonomiler ve toplumlar yaratmak doğrultusunda gerçek bir değişim yaratmak üzere her nerede yaşıyor olursa olsun insanlara ilham verecek bir iyi uygulama kaynağı haline gelmiştir.
Geçen dönemin kazananları: 2023: (1) Lübnan: Zero Waste project; (2) Fas ve İspanya: Bouregreg Med-O-Med Gardening School by FUNCI; (3) Kenya: E-waste management. 2022 (1) Hırvatistan (Ermenistan ve Türkiye ile birlikte):The Green Changemakers; (2) Nijerya: Operation Skill Them Up; (3) Kenya: Don Bosco Tech Africa. 2021 (1) Filistin: Ghada Krayem, Gaza Training Centre; (2) Türkiye: Selcuk Arslan, Ataturk Vocational and Technical High School; (3) Hindistan: PSS Central Institute of Vocational Education
Ülkelere göre geçen dönem finalistleri: Arnavutluk: City of my Dreams; Arnavutluk: Shipmentt; Ermenistan: TUMO Labs; Azerbaycan: Inkoel; Belarus: Volma; Belçika (Fransa ile): Label Emmaüs; Hırvatistan (Ermenistan ve Türkiye ile birlikte): The Green Changemakers; Gürcistan: Agriculture education in school; Gürcistan: Sustainable Development Academy K4S; Gürcistan: Construct2; Hindistan: PSS Central Institute of Vocational Education;Endonezya: Carbon Addons; İrlanda: Fifty Shades Greener; İtalya: Atelier Riforma; Ürdün: Creating Green Land; Kenya: Don Bosco Tech Africa; Kenya: E-waste management; Lübnan: Zero Waste project; Moldova: Training the Green Trainers; Fas ve İspanya: Bouregreg Med-O-Med Gardening School by FUNCI; Hollanda: Blue Hotspot Dordrecht; Hollanda (Çekya, Danimarka, Finlandiya, Romanya ve İspanya ile): European Platform Urban Greening; Nijerya: Operation Skill Them Up; Filistin: Ghada Krayem, Gaza Training Centre; Sırbistan: The Green Art Incubator; Türkiye: Selcuk Arslan, Ataturk Vocational and Technical High School; Ukrayna: Emau; Ukrayna: Professional Qualifications in Energy Efficiency Project; Ukrayna: Taras Shevchenko National University; ABD ve Liberya, Sierra Leone, Uganda, Zimbabwe: WeCareSolar.

Avrupa Eğitim Vakfı (ETF), AB’ye komşu ülkeleri eğitim, öğretim ve işgücü piyasası sistemlerinde reform yapmaları için destekleyen AB ajansıdır. Ajans AB Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Beceriler Yılı hedefleri doğrultusunda, beceri geliştirme yoluyla sürdürülebilir, karbon-nötr ve döngüsel ekonomilere ve toplumlara doğru ilerlemeyi aktif olarak desteklemektedir.
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası muhteşem açılışını yapıyor
Turnuvanın resmi akıllı telefonu vivo V30 Serisi, heyecanı ve unutulmaz anları yakalamayı mümkün kılan özellikleri ile dikkat çekiyor. Kullanıcılar vivo V30 Serisi sayesinde açılış töreninin heyecanını kolaylıkla yakalayacak.
UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası 2024 (UEFA EURO 2024™), 14 Haziran 2024’te Almanya’daki Münih Futbol Arena’da başlıyor. Dünya çapında en çok izlenen futbol turnuvalarından biri olan bu etkinlik, Avrupa’nın dört bir yanından en iyi takımları bir araya getiriyor ve milyonlarca futbolseverin ilgisini çekiyor. vivo da 2022 FIFA Dünya Kupası’nın ardından UEFA EURO 2024™’ün resmi ortağı olarak yeniden uluslararası futbol arenasına dönüyor.
vivo, sektör lideri teknolojilerinden, en yeni amiral gemisi ürünlerinden ve uluslararası spor etkinliklerinde yaptığı iş birliklerinden elde ettiği zengin deneyiminden yararlanarak UEFA EURO 2024™’teki seyirci deneyimini daha da geliştirmeyi hedefliyor. UEFA EURO 2024™’ün resmi ortağı olan vivo V30 Serisi, gelişmiş görüntüleme yeteneklerini sergileyerek kullanıcıların hem saha içinde hem de dışında profesyonel kalitede portreler ve heyecan verici anlar yakalamasına olanak tanıyacak.
vivo V30 serisi: Stüdyo düzeyinde portre fotoğrafçılığı ile sahadaki harika anları yakalayın
Yeni vivo V30 serisi, en yeni Star Işığı (Aura Light) özelliği ile desteklediği portre fotoğrafçılığını yükseltirken akıcı performans, parlak bir ekran ve uzun pil ömrü sunuyor. Özel teknolojisi ile güçlendirilen yumuşak ışık, renk sıcaklığını ortamdaki renk tonlarına göre akıllıca kalibre edebiliyor ve parlaklığını yakınlığa göre ayarlayabiliyor. Bu yenilik, renk tonlarını çevredeki ortamla uyumlu hale getirerek zorlu aydınlatma koşullarında bile çarpıcı portrelerin oluşturulmasını sağlıyor.
Spor ve teknolojinin sinerjisi: İnsanlığın sevincini paylaşıyoruz
UEFA EURO 2024™ sadece dünya çapında tanınan bir spor etkinliği değil, aynı zamanda vivo’nun “İnsanlığın Sevinci” marka mesajını küresel çapta izleyicilere iletmesi ve dünyanın dört bir yanındaki futbol taraftarlarıyla bağlantı kurması için bir köprü görevi görüyor.
vivo her zaman insanlığın ve sporun otantik ruhunu küresel çapta hayranlara ve izleyicilere ulaştırmaya kendini adadı. Lider bir akıllı telefon markası olan vivo; araştırma ve inovasyon, stratejik ortaklıklar ve ürün geliştirme yoluyla mobil görüntülemenin sınırlarını zorlamaya devam ediyor. vivo V30 serisinin benzersiz görüntüleme yetenekleri ile futbol severler ve fotoğrafçılar UEFA EURO 2024™’te sporun güzelliğini kolayca kayıt altına almak için daha fazla imkâna sahip olacaklar.
Konuyla ilgili açıklama yapan vivo Yurt Dışı Ürün Departmanı Genel Müdürü Yongduan Zhou, “UEFA EURO 2024™ ile ortaklığımız, herkesin güzel oyunun tadını çıkarmasını ve en değerli anılarını yakalamasını sağlayarak kullanıcı deneyimini geliştirmemize olanak tanıyor. Bu heyecan verici oyun dünyanın dört bir yanındaki insanları bir araya getiriyor. V30 Serisi ile kullanıcıların bu unutulmaz yolculuğun hikâye anlatıcıları olmalarını sağlayarak bu tutkuyu körüklemek istiyoruz. Mobil fotoğrafçılığı ilerleten en son teknolojileri geliştirmeye devam edeceğiz ve herkesin tek bir dokunuşla kendi deneyimlerinin hikâye anlatıcısı olabilmesini sağlayacağız.” dedi.

Evcil hayvan bakımı sektörünün yeni oyuncusu Pet Love’ın reklam filmi yayında!

Evyap’ın evcil hayvan bakımı kategorisindeki yeni markası Pet Love, yüzde 100 doğal içeriğiyle dikkat çeken hijyen ürünlerinden oluşuyor. Kedi ve köpekler için durulanan şampuan ve durulanmayan köpük şampuanı, tüy bakım spreyi, tüy ve deri bakım yağı, temizleme mendili, köpek eğitim pedi ve kedi kumundan oluşan serinin yeni reklam kampanyası başladı. Evcil hayvanların farklı bakım ihtiyaçlarının olduğunu vurgulayan reklam filmi, “Evyap’tan Pet Love. Paylaşılamayan Bakım” sloganı ile yayına girdi.

Evcil hayvan bakım kategorisinin yeni oyuncusu Pet Love, patili dostlarımızın ihtiyaç duyduğu bakımın insanlardan farklı olduğuna vurgu yapan yeni reklam filmini yayına aldı. Evcil hayvanları ile hayatı, sevgiyi ve zaman zaman bakım ürünlerini paylaşan hayvan sahiplerini gördüğümüz reklam filmi, seyirciye “tüylü dostlarınızla sevginizi paylaşın, bakım ürünlerini onlara özel seçin” çağrısı yapıyor. “Evyap’tan Pet Love. Paylaşılamayan Bakım” sloganı ile yola çıkan Pet Love, evcil hayvanların ihtiyaçlarına uçtan uca çözüm üreterek, tamamlanmış bir hijyen-bakım deneyimi sağlamayı hedefliyor.

Evyap Hijyen Kategorisi Pazarlama Direktörü Fatma Yeşim Tütüncü, yeni yayına giren reklam filmi hakkında şunları söylüyor: “Reklam filmimizde evcil hayvanların özel ürünlere ihtiyacı olduğu ve evcil hayvan sahiplerinin kendi kullandıkları ürünleri onlarla paylaşmaması gerektiğine vurgu yapmak istedik. Onları ailelerinin bir ferdi gibi gören ve onlara konforlu bir yaşam sağlamaya çalışan evcil hayvan sahipleri kendileri için kullandıkları ürünleri hayvanları ile paylaşabiliyor. Patili dostlarımızın bakım ihtiyaçları insanlardan oldukça farklı. Bu ihtiyaçlara cevap veren Pet Love ürünleri yüzde 100 doğal argan yağı içeren, pH dengeli, cilt dostu vegan formülü ile hayvanların cildi ve tüyleri için özel olarak Evyap Ar-Ge departmanında Türk mühendisler tarafından geliştirildi.”

“Paylaşılamayan bakım” sloganının kendi içinde iki anlam barındırdığını ifade eden Tütüncü, “Sloganımız ilk olarak ürünün kedi ve köpeklere özel üretildiğini, sahiplerin kendi bakım ürünlerini onlarla paylaşmaması gerektiğini ifade ediyor. İkinci olarak da, kedi ve köpeklerin de ürünleri kullanmaktan keyif alacağı ve paylaşmakta zorlanacaklarını anlatıyor. Türkçe’nin iki anlamlı kullanım zenginliğiyle zekice oluşturulmuş bu slogan ile Pet Love, hayranlık uyandıran, herkesin kendinde olsun istediği, çok sevdiği için kimselerle paylaşamadığı duygularını da pekiştiriyor. Filmimiz kedi ve köpeklerin sahiplerinin içgörülerine dayanıyor. İnsanların evcil hayvanlarıyla hayatı nasıl paylaştıklarını duygusal ve samimi anlarla anlatıyor. Filmde duygusal olduğu kadar eğlenceli de bir ton yakalamaya çalıştık. Patili dostlarımızla koca bir hayatı paylaştığımız için içgörü seçmekte biraz zorlanmadık değil. Bilindik klişeler yerine, ilk bakışta dışarıdan çok görünmeyen ama kedi veya köpekle aynı evi paylaşanların izlediklerinde kolaylıkla bağ kurabileceği anlar olmasına özen gösterdik. Filmde, patili dostlarımızla aramızdaki özel bağı en iyi şekilde anlatmayı amaçladık” şeklinde konuşuyor.

STILL ARSER’E YENİ SATIŞ DİREKTÖRÜ

Türkiye’de sektörünün öncü markalarından STILL ARSER’in Satış ve Pazarlama Direktörlüğü görevine Feridun Çoğalan getirildi.

Sektöründe Avrupa’da 1’inci, dünyada 2’nci konumdaki KION Group ile Arkas Holding ortaklığı olan STILL ARSER’in üst yönetiminde yeni görevlendirmeler devam ediyor. İç lojistik sektörünün öncü markası STILL ARSER’in Satış Direktörlüğüne Feridun Çoğalan atandı.

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden 2001 yılında mezun olan Çoğalan, Yüksek Lisansını İstanbul Teknik Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Teknolojisi alanında yaptı. Ardından Koç Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı’nı tamamladı.

Proje mühendisi olarak başladığı kariyerine, değişik firmalarda servis müdürlüğü ve satış sonrası grup müdürlüğü ile devam etti. 2022 yılında STILL ARSER ailesine satış sonrası hizmetler direktörü olarak katılan Feridun Çoğalan, mayıs ayından itibaren de STILL ARSER Satış Direktörlüğü görevine getirildi.

 

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

Dronlara özel hava otobanları, Türkiye’deki Mobil Uygulama Ortamı

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI URALOĞLU:“KARADA ARAÇLAR, HAVADA UÇAKLAR VE DENİZDE GEMİLER İÇİN OLDUĞU GİBİ DRONLAR …


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/swtdavut/public_html/wp-includes/functions.php on line 5427