Köşe Yazıları

Eğilmez başın gibi…

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec.com

Tarihimize ve bazı örneklerine bakıyorum.

Dik duranlara,

Eğilip, bükülmeyenlere,

Komutanına, askerine, milletine güvenip,

Şehit, gazi ya da yaşama veda ettikten sonra bile ‘büyük önder-lider’ Atatürk gibi tarih yazmaya devam eden, her karış toprağı kanla sulanmış, geri dönmeyenleri ile dolu bir ülkede yaşamak.

Anıtları değil, tarih yazan ‘Anıt insanları’ ile dolu.

Çanakkale, Sarıkamış, Polatlı…: Türkiye.

Bu ülke, yaşadığı dönemde ‘sözde lider’ olup, ölünce tarihe karışan, lanetlilerden değil.

***

En sevdiğim türkülerden biri.

Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) tarafından düzenlenen Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu Bağlamında Marmara Bölge Çalıştayına katılan arkadaşlarla Çanakkale’den Ankara’ya dönüş yolunda duygularımı özetleyen türkü.

Ömer Bedrettin Uşaklı’nın ‘Eğilmez başın gibi’

Eğilmez başın gibi / Gökler bulutlu efem / Dağlar yoldaşın gibi /Sana ne mutlu efem.

Oyna yansın cepkenin / Yansın güneşten tenin / Gün senin şenlik senin /Bayramın kutlu efem.

Sabah yıldızı gibi / İçime doğdun efem / Bir yaz güneşi gibi / Bağrımı yaktın efem.

Oyna yansın cepkenin / Yansın güneşten tenin / Gün senin şenlik senin / Bayramın kutlu efem…

Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıç tarihinin yazıldığı ve noktanın konduğu Çanakkale’de, UBK Genel başkanımız Şakir Gürel ile ‘Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği’ için önceden ‘yakılan ‘meşaleyi ‘geri dönmeyi düşünmeyenler’ gibi söndürmeden ilerlemek.

Tıp ki; tarihteki, içimizdeki dahili ve harici düşmanların temizlendiği gibi, bugün eline cep telefonunu alıp ‘sözde gazeteci-kalemşor’ olanları temizlemek için ‘pes etmeden’ verilen amansız mücadele.

Meslek birliğinde tek yumruk olanlarla ‘eğilmez baş’ gibi…

***

Hasan Tahsin. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali sırasında Yunan Alayı’na ilk kurşunu sıkarak Türk direnişini başlatan ve Şehit düşen gazeteci ve vatansever.

Kayseri’de Kuvay-ı Milliye’nin o dönem Memleket Hastanesi ’de olan karargâhının sorumlusu gazeteci Yunus Bekir.

Geri dönmeyenler gibi bu mücadelede yıllarca cezaevinde yatan, sürgüne giden, cephede mücadele veren daha nice ‘Bizim Anıt’ rahmet ve minnetle andığımız gazetecilerimiz var.

Peki var da kaçının adı bulundukları illerde bulvar, cadde, sokak, tesislere, okullarda sınıflara verilmiş.

Neredeyse hiçbirinin.

Peki ne yapmak gerekir?

Tarihin yazıldığı Çanakkale’den başlayarak tüm İletişim Fakültelerinin dersliklerine, kütüphanelerine, uygun yerlerine, kısa bilgileri ile isimleri verilerek başlanabilir.

Hiç olmazsa, yaşayan, bu mücadelede yer alan bugün yaşayan, yaşam mücadelesi veren, rahmetli olan insanlarda onura edilebilir, gelecek nesillere tanıtılır.

Bu konuda, Uluslararası Basın Konfederasyonu ile ‘Medya Meslek Akademileri’nin ilk adımını protokol imzalayarak atan ve söylediğimde ‘ilk adım’ olarak heyecanlanan, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (ÇOMU) Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu’nu da hayata geçireceğine inanarak kutluyorum…

***

Türkiye’de belki de ilk, Erciyes ve çevresindeki dağ-tepelerde kışın kar banyosu yaparak, buzlu suya girerek tarihe geçen ‘çılgın Türklerin’, ‘çılgın torunları’ olan benimde kurucuları arasında olduğum Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü ile, ilk ‘İzlerinde olma’ ziyaretlerimizi Anıtkabir sonrası Çanakkale, Gelibolu, Trakya tabyaları ve diğerleri olmuştu…

Birde Samsun’dan yola çıkan ’19 Mayıs Bayrağı’nı arkadaşlarımla Kayseri’de karşılayıp, atletlerle taşımış, ‘geri dönemeyen’ son sınıf öğrencilerinin bulunduğu Tarihi Kayseri Kalesi’nde nöbetini de tutmuştuk.

50 yaş üzerinde, mevki-makam sahibi çoğu Üniversite mezunu arkadaşlarımız bu etkinliklerimizde gözyaşlarını tutamamış, bana Gençlik Spor Bakanlığı’na bağlı Herkes İçin Spor Federasyonu il Temsilcisi olarak defalarca teşekkür etmiş, daha önce görmedikleri bu yerlere sonrasında aileleri ve torunları ile gitmişlerdi.

Bu konuya nereden geldik?

Bu ülkede tarih yazılan Çanakkale gibi tarihi alanlara Atatürk’ün emanet ettiği gençlerimizi bence anaokulu, ilkokul çağında götürmeli, doğru bilgileri anlatmalı, kitap, gazete okumasını göstermeli, ellerine ‘uslu dursun’ diye cep telefonu ya da oyun konsollarını vermemeliyiz.

Yoksa ilerleyen yaşlarda görmek, gezmek, öğrenmek, okumak yetmiyor.

***

Burada bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum.

Bizim gezdiğimiz dönemlere göre Çanakkale ve Gelibolu’da önemli değişiklikler olmuş.

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının kurulması ve İsmail Kandemir’in atanmasından sonra ciddi çalışmalarda yapılmış.

En çok ihtiyaç duyulan tuvaletler, müzeler, eserler, sergiler, gezi yolları, tabyalar, siperler iyi olmuş.

Rüyalarını anlatan, tarih yerine hurafelerle turlarda insanları gezdiren rehberlere, çalgı-çengi, giyim-kuşam gibi konulara çeki-düzen verilmiş. Şehitliğe yakışır turlara dönüşmüş.

900’e yakın bu rehberler sınava tabi tutulmuş, sayıları 300’e düşmüş.

Doğru ya da yanlış bildiğimiz Çanakkale tarihi ile ilgili bazı bilgileri Alan başkanı İsmail Kaşdemir ve bize bu imkânı sağlayıp, hiç yalnız bırakmayan UBK Çanakkale temsilcisi Vedat Sezer’den dinlemek bir başka güzeldi.

Ağzınıza-yüreğinize sağlık başkanlarım.

***

Gelelim ‘Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği’ konusuna…

Benim burada yazacağım konulardan daha fazlasını çalıştaya katılan başta Şakir Gürel olmak üzere, başkanlarımız fazlasıyla dile getirdi, getiriyor, mücadelesini veriyor.

Umarım bu birliğe katılmayanlarda katılır, yasamız bir an önce hayata geçer.

Ancak, benim yıllardır gündeme getirdiğim konulardan biri, basın suçundan davalık olanlara Barolar ile meslek örgütlerinin protokol imzalayarak ücretsiz ya da Adli yardımla destek verilmesi.

İletişim Fakültelerinde okuyan gençlerin not için yaptıkları özel haberlerin, bugün meslektaşlarını telif hakkı diyerek davalık eden bazı ajanslar tarafından alınarak kullanılması. Bunlar için öğrencilere ya da okullara telif ödenmesi.

Yine İletişim Fakültelerinde okuyan öğrencilerin, stajlarının naylon olmaması, teoriden pratiğe geçmeleri, özlük haklarının korunması, bu sigortalarının da ilk sigorta başlangıcı sayılması.

İletişim Fakültelerinde, adamına göre değil, meslek büyüklerinden daha çok yararlanılması.

***

Belki de sözü çok uzattım.

Yazının başlığına dönersem, son gittiğimiz Çanakkale’de bir tarihi destan yazılmış.

Şimdi aynı yerde, bu son çalıştay ile ‘Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu’nun da ‘sözde’ değil ‘özde’ emek verenlerin istediği son şekli ile yeni bir destanın yazılması.

Yazılırken de ‘Başımız dik, öne eğilmeden, kimseye muhtaç olmadan’ yapmalı.

Artık basın kendi söküğünü dikebilmeli.

Eskisi gibi ‘halkın ağzı, gözü, kulağı, eli, ayağı’ olmalı.

Hadi  ‘tek yumruk-yürekle’ hep birlikte yüksek sesle söyleyelim.

Eğilmez başın gibi / gökler bulutlu efem / dağlar yoldaşın gibi / sana ne mutlu efem, efem…

 

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup