
Ücretli Çalışan İstatistikleri, Ağustos 2026Ücretli çalışan sayısı yıllık %2,0 arttı
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2026 Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,0 arttı. Ücretli çalışan sayısı bir önceki yılın aynı ayında 16 milyon 89 bin 37 kişi iken, 2026 yılı Ağustos ayında 16 milyon 409 bin 588 kişi oldu.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2026 Ağustos ayında ücretli çalışan sayısı yıllık olarak sanayi sektöründe %1,0 azaldı, inşaat sektöründe %3,4 arttı ve ticaret-hizmet sektöründe %3,3 arttı.
Ücretli çalışan sayısı bir önceki aya göre yüzdesel olarak değişim göstermedi
Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı 2026 Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzdesel olarak değişim göstermedi.
Ücretli çalışanların alt detaylarına bakıldığında; 2026 Ağustos ayında ücretli çalışanlar aylık olarak sanayi sektöründe %0,2 azaldı, inşaat sektöründe yüzdesel olarak değişim göstermedi ve ticaret-hizmet sektöründe %0,2 arttı.
Göbeklitepe’den İda’ya, Tarladan Sofraya: Nadas Fırın’dan Kadim Buğdaylarla Sürdürülebilir Geleceğe Anlamlı Yatırım
16 Ekim Dünya Ekmek Günü’nde Nadas Fırın, Anadolu’nun 12 bin yıllık tarım hafızasını geleceğe taşıyor.
16 Ekim Dünya Ekmek Günü, insanlığın en temel besinlerinden biri olan ekmeğin yalnızca sofralardaki yerini değil; toprağın, tarımın, kültürel mirasın ve sürdürülebilir bir geleceğin önemini de hatırlatıyor. Nadas Fırın, bu anlamlı günde Anadolu’nun kadim buğdaylarını yaşatma ve sürdürülebilir tarım modelini güçlendirme hedefiyle hayata geçirdiği üretim modelini öne çıkarıyor. Kaz Dağları’nın bereketli topraklarında kendi arazisinde yetiştirdiği Akkunduz, Siyez ve Kızılca buğdaylarıyla Nadas, tarladan sofraya uzanan yolculuğun her aşamasını doğayla uyumlu bir anlayışla ele alıyor.
Nadas Fırın, Anadolu’nun kadim buğdaylarını yaşatma ve sürdürülebilir tarım modelini güçlendirme hedefiyle önemli bir adım attı. 90 dekarlık kendi arazisinde yaklaşık 25 tona ulaşan rekolteyle Akkunduz, Siyez ve Kızılca buğdaylarını yetiştiren marka, sürdürülebilir tarım vizyonunu somut bir üretim modeliyle hayata geçirdi.
Pesticide Action Network Europe adlı sivil toplum kuruluşunun 2025 yılında Avrupa’da tahıl ürünleri üzerinde gerçekleştirdiği bir çalışmada, trifluoroasetik asit (TFA) kimyasalının incelenen tahıl örneklerinin yüzde 81,5’inde tespit edildiği raporlandı. 4 Aralık 2025’te yayımlanan çalışma, gıda üretiminde kimyasal kalıntılar ve çevresel kirleticiler konusunun önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Bu bulgular, temel besin kaynaklarımızın üretiminde toprak sağlığının, temiz üretim uygulamalarının ve gıda güvenliğinin birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Nadas, bu bilimsel ve tarihsel gerçeklerden hareketle Anadolu’nun kadim buğdaylarını yaşatmanın yanı sıra, kimyasal girdilerden uzak bir üretim anlayışını da benimsiyor. Marka, bu yıl kendi arazisinde yetiştirdiği buğdayların ilk hasadını gerçekleştirdi. Kaz Dağları’nın iklimi ve toprak koşullarında, sentetik pestisit ve kimyasal gübre kullanılmadan yetiştirilen buğdaylar, geleneksel öğütme yöntemleriyle una dönüştürülerek geleneksel ekmek üretiminde değerlendirilecek.
GÖBEKLİTEPE’DEN İDA’YA UZANAN 12 BİN YILLIK YOLCULUK
Anadolu’nun tarım tarihine ışık tutan Göbeklitepe ve çevresindeki arkeolojik bulgular, insanlığın yerleşik yaşama ve üretim kültürüne geçişini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Siyez buğdayı da Anadolu’nun kadim tarım mirasıyla özdeşleşen türlerden biri olarak bu tarihsel yolculukta özel bir yere sahip.
Nadas Fırın, bu bilgi ve vizyondan hareketle Kaz Dağları yöresinin Kızılca ve Akkunduz atalık tohumlarının yanı sıra siyez buğdayını da yeniden toprakla buluşturuyor. Geleneksel yöntemlerle ekmeğe dönüştürülen bu buğdaylar, Göbeklitepe’den İda’ya uzanan binlerce yıllık tarım kültürünün günümüzde de yaşatılmasına katkı sunuyor.
Böylece Nadas, kadim tohumların korunmasını, gelecek kuşaklara aktarılmasını ve kimyasal girdilerin azaltıldığı sürdürülebilir tarım anlayışının yaygınlaşmasını kurumsal vizyonunun temel bir parçası olarak benimsiyor. Her bir ekmek, yalnızca sofralara ulaşan bir ürün değil; aynı zamanda Anadolu’nun tarım hafızasını geleceğe taşıyan bir emeğin ve sorumluluğun da temsilcisi oluyor.
İKİ EKMEK, İKİ COĞRAFYA: YEŞİLYURT VE BAYRAMİÇ
Nadas Fırın, toprağın hafızasını iki özgün ekmek reçetesiyle sofralara taşıyor. Kaz Dağları ve Ayvacık yöresinin buğday kültüründen ilham alan Yeşilyurt Akkunduz Köy Ekmeği, atalık Akkunduz buğdayını; Bayramiç Kızılca Köy Ekmeği ise Kızılca buğdayını odağına alıyor. Doğal ekşi mayayla hazırlanan bu iki özel reçete, yalnızca farklı buğdayları değil, ait oldukları coğrafyanın tarımsal mirasını da yaşatıyor. Nadas Fırın, böylece yerel üretimi, kadim tohumları ve tarladan sofraya uzanan sürdürülebilirlik anlayışını her somunda buluşturuyor.
Nadas Fırın danışman şefi Yusuf Özgür İntepe, üretim anlayışlarını şu sözlerle anlatıyor:
“Geleneksel, lezzetli ve sağlıklı olanı yaşatmak ve sofralara ulaştırmak, bizim olmazsa olmazımız. Nadas markası olarak, ilaçsız, pestisitsiz, sağlıklı ve geleneksel ekmek üretimini sürdürülebilir tarım modeliyle yaşatıyoruz. Kaz Dağları’nın doğallığı ve bereketinden aldığımız ilhamla, geçmişin bilgeliklerini her yıl büyüyen bir ölçekle geleceğe taşıyoruz.”
DÜNYA EKMEK GÜNÜ’NDE GELECEĞE TAŞINAN MİRAS
Dünya Ekmek Günü, ekmeğin değerini yalnızca üretimden sofraya uzanan yolculuğuyla değil, o yolculuğun başladığı toprağa duyulan sorumlulukla da düşünmek için bir fırsat sunuyor. Nadas Fırın’ın kadim buğdayları kendi topraklarında yetiştirme girişimi, bu sorumluluğun somut bir örneğini oluşturuyor.
Çünkü sürdürülebilir bir ekmek kültürü, yalnızca bugünün ihtiyacını karşılamakla sınırlı değil; tohum çeşitliliğini korumayı, toprağın verimliliğini gözetmeyi ve üretim bilgisini gelecek kuşaklara aktarmayı da gerektiriyor.
Nadas Fırın, Göbeklitepe’den İda’ya uzanan bu yolculukta, geçmişin buğdaylarını bugünün sofralarına taşıyarak geleceğin tarım kültürüne yatırım yapıyor. Dünya Ekmek Günü’nde verdiği mesaj ise yalın: Ekmeğin geleceği, toprağın geleceğinden ayrı düşünülemez.
BİLGİ NOTU: Yeşilyurt, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış tarihi bir köydür. 1946 yılına ait Türkçe kaynaklarda Büyükçetmi, 1905 yılına ait Yunanca kaynaklarda Büyük Çepni olarak geçen köyün Antik Yunanca adı Gargara’dır… Taş sokakları, özenle restore edilmiş evleri ve benzersiz doğasıyla huzurlu bir tatil noktası arayan tatilcilerin tercihi olan köyümüz Assos ve Troya gibi antik kentlere yakındır.
NADAS FIRIN: Kaz Dağları’nın tertemiz havası, Yeşilyurt Köyü’nün huzurlu doğası ve geleneksel fırıncılığın asırlık bilgeliği… İşte biz, bu üç değeri harmanlayarak yola çıktık. Fırınımızda her şey mevsiminde, katkısız ve en doğal haliyle hazırlanır. Atalık buğdaylardan ürettiğimiz ekşi mayalı ekmekler sabırla yoğrulur, doğanın kendi mayasıyla kabarır ve taş fırının sıcaklığıyla hayat bulur. Her lokmada geçmişin lezzetini, toprağın bereketini ve emeğin değerini hissedersiniz. Taptaze unlu mamuller, mis gibi kokusuyla sizi çocukluğunuza götüren çörekler ve doğanın en saf malzemeleriyle yapılan tatlılar… Hepsi, güne başlarken içinizi ısıtmak, akşam sofranıza doğallığı taşımak için. Burada her ürün, sadece bir yiyecek değil; Kaz Dağları’ndan sofranıza uzanan bir doğa hikâyesidir.
KAZDAĞLARI; Ayvacık, Yeşilyurt Köyünün içinde bulunan butik otelimiz, görselliği ile adeta İtalya’daki Toskana Bölgesi hissi uyandırmaktadır. Denizdeki yosunların Kazdağları ile buluşması ile oluşan yüksek oksijen değeri, Kazdağları’nı, Alp ler’den sonraki ikinci oksijen deposu sıfatına ulaştırır. Antik Dönem Efsanelerine ev sahipliği yapan Ida Mountains (Kazdağları) mitolojik yönden de çok zengindir. Zeus’un Kazdağları’nda doğduğuna inanan Giritliler, yöreye IDA ismini vermiştir. Ayrıca Afrodit ve Hera ve Athena’nın katıldığı ve Truva savaşlarına yol açan güzellik yarışması da burada yapılmıştır. Acı bir aşk hikayesi olan, Kazdağları’ nda yaşayan Sarıkız Efsanesi de Türkmen köylülerin anlattığı efsanelerin en ünlülerindedir. Kaz Dağları Milli Parkı, Hasan Boğuldu Şelalesi, Mıhlı Şelalesi, Zeus Tapınağı, Truva Müzesi çevrenin görülmesi gereken yerlerindendir. Nadas Kazdağları , yeşilin her tonunu görebileceğiniz, hem zeytin, hem Göknarı..(Logomuz olan Kazdağı Göknarı yeryüzünde bir tek bu bölgede bulunduğu için endemik bir ağaç türüdür.)
Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin ikinci yılında kazananlar belli oldu
Nestlé Kahvaltılık Gevrekler ve Migros iş birliğiyle hayata geçirilen Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin ikinci yılı tamamlandı. Tarım ve gıda alanında yenilikçi fikirler geliştiren kadın girişimcilerin projelerini jüriye sunduğu değerlendirme gününde birinci Microhobist, ikinci Soilbiom, üçüncü ise Teatex oldu. Program kapsamında kazanan girişimlere toplam 800 bin TL değerinde hibe desteği sağlanırken, jüri oylamasıyla verilen mansiyon ödülüyle birlikte toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı.
Tarım ve gıda alanında kadın girişimcilerin yenilikçi fikirlerini desteklemek amacıyla yürütülen Tam Tahıl Tam Destek Projesi, ikinci yılında da eğitim ve mentorluk programıyla girişimcilere iş fikirlerini geliştirme fırsatı sundu. Program kapsamında katılımcılar; girişimcilik eğitimlerinin yanı sıra uzman mentorluk desteği, fikir geliştirme çalışmaları ve profesyonel iş ağına erişim imkanlarından yararlandı.
Programın final aşamasında düzenlenen Demo Day’de girişimciler, geliştirdikleri projeleri ve iş modellerini jüriye sundu. Yapılan değerlendirme sonucunda Microhobist birinci, Soilbiom ikinci, Teatex ise üçüncü oldu. Üç girişim, toplam 800 bin TL değerindeki hibe desteğinin sahibi oldu.
Jüri oylamasında alınan kararla, çocuklara yönelik atık yönetimi etkinlikleriyle farkındalık yaratmayı amaçlayan Vega Growloop’ada 50 bin TL değerinde mansiyon ödülü verildi. Böylece proje kapsamında dağıtılan toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı.
Kadın girişimcilerden tarımın geleceğine yenilikçi çözümler
Final aşamasında birinciliği, Sultan Gül Yalçın’ın tarımsal üretimde bitki gelişimini destekleyen ve bitki verimini artıran mikrobiyal biyoteknoloji temelli postbiyotik biyostimülant olan “MHOne bitki gelişim düzenleyici” projesi aldı.
İkinci olan Deniz Sapaz’ın SoilBiom projesi; toprak mikrobiyomu ve biyolojik çeşitliliği analiz ederek toprak sağlığını ölçüyor ve analiz sonuçlarına göre sahaya özel biyolojik ürün ile iyileştirme reçeteleri sunuyor.
Üçüncü olan Menekşe Şakir’in Teatex Malzeme Teknolojileri projesi ise çay işleme atıklarını ileri biyoteknoloji yöntemleriyle yüksek katma değerli biyobazlı bileşenlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında çay atıklarından elde edilen ligninin gıda sektöründe doğal renklendirici olarak değerlendirilmesi hedefleniyor.
Mansiyon ödülünün sahibi Nadide Yarenci’nin Vega Growloop projesi ise tarımsal atıkları ve tahıl sektörü yan ürünlerini miselyum tabanlı biyoteknolojiyle değerlendirerek gıda ve katma değerli biyomalzemelere dönüştürüyor. Üretim sonrası ortaya çıkan organik materyalleri de kompost ve toprak iyileştirmede değerlendirerek atığın yeniden kaynağa dönüştüğü döngüsel bir üretim modeli ortaya koyuyor.
“Kadın girişimcilerin fikirlerinin somut projelere dönüşmesine tanıklık etmekten mutluluk duyuyoruz”
Nestlé Kahvaltılık Gevrekler Genel Müdürü Esra Ateş, “Tam Tahıl Tam Destek’in ikinci yılında da birbirinden değerli ve yenilikçi fikirleri mutlulukla dinledik. Program boyunca kadın girişimcilerimizin fikirlerini geliştirmelerine, iş modellerini güçlendirmelerine ve tarım ile gıda alanında değer yaratacak çözümler üretmelerine eşlik ettik. Bugün ‘Demo Day’de girişimcilerimizin fikirlerini güçlü projeler olarak sunmalarına tanıklık etmek, bu yolculuğun en heyecan verici anlarından biriydi. Birbirinden farklı alanlarda geleceğe yönelik çözümler geliştiren tüm girişimcilerimizi gönülden kutluyoruz. Tarımın geleceğinde kadın girişimcilerin yaratacağı etkinin çok değerli olduğuna inanıyor, onların fikirlerini geliştirmelerine ve hayata geçirmelerine destek olmak için çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
“Tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz”
Migros Grubu FMGC Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman “Tam Tahıl Tam Destek, müşterilerimizin tercihlerinin toplumsal faydaya dönüştüğü çok değerli bir dayanışma modeli. Nestlé Kahvaltılık Gevrekler ile birlikte yürüttüğümüz bu programda, tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz. İkinci yılını tamamlayan programımızda eğitim, mentorluk ve hibe desteğiyle fikirlerin somut projelere dönüşmesine katkı sağlarken, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bugün ödüllendirdiğimiz girişimler, üretimden toprak sağlığına, döngüsel ekonomiden gıda teknolojilerine kadar pek çok alanda çözümler sunuyor. Müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve girişimcilerimizle birlikte yarattığımız bu etkiyi büyüterek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi.
Fırsat eşitliğinin örnek projesi “Tarımın Kadın Yıldızları” 5 yıldır etkisini güçlendiriyor
Türkiye’nin lider dondurulmuş gıda markası SuperFresh’in kadın çiftçilerin ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesini desteklemek amacıyla 2022’de başlattığı Tarımın Kadın Yıldızları Projesi, beşinci yılında büyümeye devam ediyor. 2022’den bu yana ise kadın çiftçilerden 30 bin tonun üzerinde tarımsal ham madde alınırken bu sayede yaklaşık 280 milyon TL ekonomik değer oluşturuldu.
Tarımda kadınlara yönelik fırsat eşitliğini destekleyen örnek proje kapsamında; bugüne kadar 5.500’ün üzerinde kadın çiftçiye ulaşıldı, SuperFresh’in sözleşmeli üretici ağı içindeki kadın üretici oranı yüzde 5’ten yüzde 30’a yükseldi.
SuperFresh’in Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde fırsat eşitliği odağıyla başlattığı Tarımın Kadın Yıldızları; ürün alım garantisi, finansal destek, tohum ve gübre desteği, 7/24 ziraat mühendisi desteği, eğitimler ve dayanışma ağıyla kadın çiftçilerin üretimdeki gücünü artırmak için tasarlandı.
Proje bugün, kadın emeğini görünür kılan ve sosyal faydayı somut etkiye dönüştüren, her yıl sahadaki yeni ihtiyaçlara göre geliştirilen uzun soluklu bir model olarak yoluna devam ediyor.
Her yıl yeni adımlarla güçlenen bir etki modeli
2023’te görünürlüğü artıran iletişim çalışmaları ve yeni paydaşlarla büyüyen Proje, 2024’te finansal okuryazarlık, girişimcilik, ekoloji ve yapay zekâ odaklı eğitimlerle derinleşti, topluluk ağları üzerinden kadın çiftçiler arasındaki bağı güçlendirdi. 2025 yılında ise ürün lansmanı ve staj programı gibi yeni adımlarla etkisini genişletti.
Tarımın Kadın Yıldızları’nın emeğiyle üretilen SuperFresh “Ege’den Hasat” bezelye, kadın emeğinin toplumsal faydadan raflara uzanan en somut çıktılarından biri oldu. Kategoride bir ilki gerçekleştirerek Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsüne de giren ürün, tarladan tabağa sürdürülebilir bereket anlayışını görünür kıldı.
2026’da temel çiftçilik eğitimi başta olmak üzere farklı ihtiyaçlara yönelik eğitim ve söyleşiler devam ederken yaklaşık 2.000 kadının yer aldığı bilgi paylaşımı platformu, uzmanlara erişim ve dayanışmanın yıl boyunca sürdüğü bir alana dönüştü. TABİT iş birliğiyle finansal okuryazarlıktan girişimciliğe, sürdürülebilir tarımdan yapay zekâ uygulamalarına uzanan eğitim ve söyleşiler yıl boyunca devam etti.
Tarımın Kadın Yıldızları Projesi beşinci yılında kadın üreticilerle kurulan ilişkiyi yalnızca üretim dönemleriyle sınırlamayan; eğitim, topluluk, görünürlük ve ekonomik güçlenme başlıklarını bir arada ele alan daha bütüncül bir yapıya ulaştı. Proje; kadınların güçlenmesi, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik alanlarındaki çalışmalarıyla bugüne kadar ulusal ve uluslararası platformlarda 30 kez ödüllendirildi.
Sosyal etki araştırmaları dönüşümü takip ediyor
SuperFresh, Tarımın Kadın Yıldızları Projesi’nin etkisini izlemek ve programı sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmek amacıyla Ipsos Türkiye iş birliğinde düzenli sosyal etki araştırmaları gerçekleştiriyor.
Araştırma sonuçları, projenin yarattığı güçlü ekonomik etkiyle birlikte; bilgiyle karar verme, ekonomik bağımsızlık, dayanışma ve bilgi paylaşımı, özgüven ve karar süreçlerine katılım ile görünürlük alanlarında kadın üreticilerin deneyimlerinde dönüşüm yarattığını ortaya koydu. Üretim kararlarında deneyim ve sezginin yanında bilgi, maliyet hesabı ve planlamanın daha fazla yer almaya başlaması bu dönüşümün öne çıkan örneklerinden biri oldu
Ipsos’un değerlendirmesine göre, projenin ilk döneminde memnuniyet yaratan destekler 2026 itibarıyla daha somut ve derin bir etkiye ulaştı; destek, kadın üreticiler açısından giderek güvenceye dönüşen bir yapıya evrildi.
Mert Altınkılınç: “Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyoruz”
Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, şunları söyledi: “Besler olarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini, birlikte çalıştığımız üreticilerle kurduğumuz uzun vadeli iş birliğiyle destekliyoruz. Yıldız Holding’in fırsat eşitliği ve kapsayıcılık yaklaşımı ve Yıldız Holding Kadın Platformu’nun çalışmaları doğrultusunda, SuperFresh markamızla 2022 yılında başlattığımız Tarımın Kadın Yıldızları projesi bu anlayışın somut örneklerinden biri. Sözleşmeli üretim ve alım garantisinin yanı sıra finansman, eğitim ve ziraat mühendisliği desteği sunarak kadın çiftçilerin üretimlerini planlamalarına, bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz.
Projenin başlangıcında yüzde 5 olan sözleşmeli kadın üretici oranımızın yüzde 30’a ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz. Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyor, projemizi onların ihtiyaçları ve deneyimleri doğrultusunda geliştirmeyi sürdürüyoruz. 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle bilgisi, deneyimi ve üretimiyle tarıma değer katan tüm kadın çiftçilere teşekkür ediyorum.”
Gülizar Öcal Doğan: “Kadın çiftçilerin deneyimleri projemizin gelişimine yön veriyor”
Besler Pazarlama ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Öcal Doğan, şunları söyledi: “Tarımın Kadın Yıldızları’nı kadın çiftçileri dinleyerek, ihtiyaçlarını anlayarak ve onlarla birlikte öğrenerek geliştiriyoruz. TABİT iş birliğiyle sunduğumuz eğitimler ve yıl boyunca devam eden bilgi paylaşımıyla kadınların öğrendiklerini üretim süreçlerine taşımalarını destekliyoruz. Finansal okuryazarlıktan sürdürülebilir tarım uygulamalarına uzanan eğitimlerimizi sahadan gelen geri bildirimlerle şekillendiriyoruz.
Önümüzdeki dönemde eğitimlerimizi ve kadın üreticiler arasındaki dayanışmayı güçlendirerek projemizin sağladığı faydayı geliştirmeye devam edeceğiz.”
“Tarımın Kadın Yıldızları”nı kadın çiftçiler anlatıyor
Projede yer alan kadın çiftçilerin kendi sözleri, Tarımın Kadın Yıldızları’nın sahada yarattığı dönüşümün ekonomik güçlenmenin ötesinde özgüven, planlama ve geleceğe dair umut da ürettiğini gösteriyor:
Sebahat Çoban: “Eskiden tarlada işçiydim, şimdi kendi işimin sahibiyim. Bu proje bana ekonomik gücün yanında öz güven de kazandırdı.”
Başak Süleymanoğlu: “Aldığımız eğitimler öz güvenimi artırdı, herkesle daha rahat iletişim kurabildiğimi fark ettim. Merak ettiklerimi zirai ekiplere sorabiliyorum. Artık üretim bizler için eskisine göre daha verimli, daha az gübre ile daha verimli hasat yapabiliyoruz.”
Elmas Öner: “Çok çalışıyoruz, çok yoruluyoruz ama sözleşmeli tarım sayesinde alacağım parayı biliyorum, mahsulümün boşa gitmeyeceğinden eminim, plan yapabiliyorum.”
Raziye Akgül: “Eğitimler, toprağa bakışımı değiştirdi. Artık ürünümün kalitesini biliyorum, daha planlı çalışabiliyorum. Ürün için endişelenmiyorum, teknolojiyle takip edebiliyorum.”
BU TOPRAĞIN HİKÂYESİNİ KADINLAR YAZIYOR
*KADIN ÇİFTÇİNİN BİLGİ VE FİNANSMANA ERİŞİMİ, TARIMDA 1 TRİLYON DOLARLIK POTANSIYELİN ANAHTARI
Dünyada tarım ve gıda sistemlerinde çalışanların yüzde 42’sini kadınlar oluşturuyor. Ancak FAO verileri, aynı büyüklükteki tarım işletmelerinde kadınlarla erkekler arasında yüzde 24’lük verimlilik farkı bulunduğunu gösteriyor. Türkiye’de gübre ve toprak geliştirici fiyatları yıllık yüzde 33,07 artarken, kadın çiftçilerin bilgiye, teknolojiye ve üretim kaynaklarına erişimi daha da önem kazanıyor. Organo Tarım (Fergo Gübre) Gübre Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hale Coşkun Düzgün, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, “Kadının tecrübesini üretim kararlarının dışında bıraktığınızda, işletmenin önemli bir birikimini de kullanamamış oluyorsunuz” dedi.
Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan etmesiyle, kadınların tarımsal üretimdeki rolü ve karşılaştıkları eşitsizlikler dünya gündeminde daha fazla yer bulmaya başladı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) Haziran 2026’da yayımladığı verilere göre, dünya genelinde tarım ve gıda sistemlerinde çalışanların yüzde 42’si kadın. Ancak üretimdeki bu güçlü varlık, toprak mülkiyetine, finansmana, teknolojiye ve karar alma süreçlerine aynı ölçüde yansımıyor. FAO’nun yeni veri seti, veriye erişilebilen ülkelerin yüzde 85’inde kadınların tarım arazileri üzerindeki mülkiyet veya güvenli kullanım haklarının erkeklerden daha düşük düzeyde olduğunu ortaya koyuyor.
“KADININ EMEĞİ KADAR ÜRETİMDEKİ SÖZ HAKKINI DA KONUŞMALIYIZ”
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Fergo Organomineral Gübre Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hale Coşkun Düzgün, kadınların tarımsal üretimdeki deneyiminin yeterince değerlendirilmediğine dikkat çekti.
“Tohumu seçen, fideyi büyüten, mevsimi takip eden, hasadı bekleyen kadınların çok büyük bir birikimi var. Bir üretim sezonu boyunca verilen emeğin içinde tecrübe de var, sabır da. Ancak kadınlar ekimde, bakımda, hasatta çalışırken kredi kullanılacağı, girdi alınacağı veya ürün satılacağı zaman aynı ölçüde söz sahibi olabiliyorlar mı? Üzerinde durmamız gereken soru bu. Kadın çiftçilerimizin bildiklerine kulak verip bu birikimi bilimle desteklemeliyiz. Benim önemsediğim, sezon bittiğinde üreticimizin ‘Bu yıl emeğimin karşılığını daha iyi aldım’ diyebilmesi.”
FAO’nun 2023 tarihli Tarım ve Gıda Sistemlerinde Kadınların Durumu raporu da bu yaklaşımı destekleyen önemli bulgular içeriyor. Rapora göre aynı büyüklükteki kadın ve erkek yönetimindeki tarım işletmeleri arasında ortalama yüzde 24’lük verimlilik farkı bulunuyor. Kadınların araziye, krediye, eğitime ve teknolojiye erişiminde yaşadıkları güçlükler, bu farkın temel nedenleri arasında gösteriliyor.
TÜRKİYE’DE GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR, DOĞRU ÜRETİM KARARLARI ÖNEM KAZANIYOR
Türkiye’de de kadınların tarımsal üretimde önemli bir ağırlığı bulunuyor. TÜİK’in İstatistiklerle Kadın 2025 yayınında, istihdam edilen kadınların yüzde 17,4’ünün tarım, ormancılık ve balıkçılık alanında çalıştığı görülüyor.
Öte yandan yükselen girdi fiyatları, üreticinin her sezon yaptığı harcamaların daha dikkatli planlanmasını gerektiriyor. TÜİK’in 21 Eylül 2026’da açıkladığı Temmuz ayı verilerine göre Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yıllık yüzde 27,62 arttı. Yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu alt grup ise yüzde 33,07 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu.
Bu tabloyu değerlendiren Düzgün, gübre kullanımında yapılan yanlışların yalnızca üretim maliyetlerini artırmadığını, hasatta alınabilecek verimi de olumsuz etkileyebildiğini söyledi:
“Çiftçinin gübreye ayırdığı bütçe sınırlı. Bu bütçenin karşılığını alabilmesi için önce toprağının neye ihtiyacı olduğunu bilmesi gerekiyor. Geçen yıl kullanılan gübreyi aynı miktarda uygulamak her koşulda doğru sonuç vermez. İhtiyaç olmayan bir besin maddesine para harcamak da gerekli besini eksik bırakmak da üreticinin gelirini azaltır. Kadın çiftçimiz tarladaki uygulamayı yapıyorsa analiz sonucunu da bilmeli, gübreleme programını da anlayabilmeli. Teknik bilgi doğrudan üretimi yapan kişiye ulaşmalı.”
“İYİ GÜBRELEME TOPRAĞI TANIYARAK BAŞLAR”
Toprak verimliliğinin yalnızca kullanılan gübre miktarıyla değerlendirilemeyeceğini belirten Düzgün, üreticinin yıllara dayanan gözlemleriyle bilimsel analiz sonuçlarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Çiftçimiz tarlasının hangi bölümünün daha çabuk kuruduğunu, hangi yıl daha iyi ürün aldığını bilir. Toprak analizi ise bize besin maddelerini, organik maddeyi, pH ve tuzluluk durumunu gösterir. İkisini bir araya getirdiğimizde o tarlaya uygun bir besleme programı hazırlayabiliriz. Komşu tarlada iyi sonuç veren uygulama sizin tarlanızda aynı sonucu vermeyebilir. Bizim işimiz üreticiye yalnızca hangi gübreyi kullanacağını söylemek değil, neden o uygulamayı önerdiğimizi de anlatmak.”
Tarım ve Orman Bakanlığı da doğru gübre kullanımında toprak veya yaprak analizinin esas alınması gerektiğini belirtiyor. Analize dayalı uygulamalar, gereksiz girdi harcamalarını önlerken bitkinin ihtiyacı olan besin maddelerinin doğru zamanda ve uygun miktarda verilmesine yardımcı oluyor.
Organomineral gübrelerin de bu bütünlüklü yaklaşım içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Düzgün, organik ve mineral bileşenlerin birlikte kullanılmasının tek başına yeterli olmadığını, ürünün içeriği ile toprağın ve bitkinin ihtiyacının örtüşmesi gerektiğini ifade etti. Uluslararası Gübre Geliştirme Merkezinin (IFDC) Mayıs 2026 tarihli değerlendirmesi de uygun koşullarda organomineral gübrelerin besin maddesi kullanım etkinliğini ve toprağın organik maddesini destekleme potansiyeline işaret ediyor.
KADIN ÇİFTÇİYE YATIRIM, KÜRESEL EKONOMİYE 1 TRİLYON DOLAR KATKI SAĞLAYABİLİR
Kadınların üretim kaynaklarına erişimindeki eşitsizliklerin giderilmesi, yalnızca bireysel çiftçi gelirlerini değil, küresel tarım ekonomisini de ilgilendiriyor.
FAO’nun 2023 tarihli raporunda yer alan hesaplamalara göre tarımsal verimlilikte ve tarımdaki ücretli istihdamda kadınlarla erkekler arasındaki farkların kapatılması, küresel gayrisafi yurt içi hasılayı yaklaşık 1 trilyon dolar artırabilir. Aynı senaryoda gıda güvencesizliği yaşayanların sayısı 45 milyon kişi azalabilir.
Bu verilerin kadın üreticilere yönelik yatırımların ekonomik karşılığını gösterdiğini belirten Düzgün, finansman, eğitim, teknik danışmanlık ve pazara erişimin birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
“Bir kadın üreticinin toprak analizi yaptırabilmesi, sulamasını doğru planlaması, ürününü uygun zamanda ve iyi koşullarda satabilmesi birbirini tamamlayan işler. Finansman imkânlarını teknik danışmanlıkla, eğitimi tarladaki uygulamayla buluşturduğumuzda yapılan yatırımın karşılığını daha iyi alırız. Kadın üreticinin kazancını artırmak, tarım ekonomisinin de güçlenmesi demek.”
TECRÜBEYLE BİLİMİ BULUŞTURAN ÇALIŞMALAR YAYGINLAŞMALI
Türkiye’de kadın çiftçilerin araştırma kurumlarıyla bir araya geldiği uygulamalı eğitim çalışmaları da sürüyor. Çorum’un Dodurga ilçesinden 45 kadın çiftçi, 24 Eylül 2026’da Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünü ziyaret ederek geliştirilen yeni çeltik çeşitleri ve yetiştiricilik yöntemleri hakkında bilgi aldı, deneme parsellerini yerinde inceledi.
Bu tür çalışmaların artırılmasını önemli bulduğunu ifade eden Düzgün, kadın çiftçilerin yalnızca eğitimlere davet edilmesinin yeterli olmadığını, öğrendiklerini kendi üretim koşullarında uygulayabilmelerinin de desteklenmesi gerektiğini belirtti.
“Bir uygulamayı tarlada görmek, sonucunu incelemek, aklınızdaki soruyu o anda sorabilmek çok öğretici. Ancak eğitimlerin saatini, yerini ve içeriğini belirlerken kadınların iş yükünü de düşünmeliyiz. Üreticiyi dinlemeden verilen eğitimin etkisi sınırlı kalır. Kamu kurumları, üniversiteler, kooperatifler ve özel sektör bu konuda çok daha fazla iş birliği yapabilir.”
HALE COŞKUN DÜZGÜN’DEN SEKTÖRE ÇAĞRI: “BAŞARIYI SATIŞLA DEĞİL, ÜRETİCİNİN KAZANCIYLA DA ÖLÇELİM”
Kadın çiftçilerin güçlendirilmesinde gübre sektörüne de önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Düzgün, teknik danışmanlık ve uygulamalı eğitimlerin üreticinin günlük ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Sektörde ürün kalitesi kadar doğru kullanım bilgisinin yaygınlaştırılmasının da önem taşıdığını belirten Düzgün, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Bir kadın çiftçiye eğitim verdiğimizde sadece kaç kişiye ulaştığımıza bakmamalıyız. O eğitimden sonra kaç üretici toprak analizi yaptırdı, kaç kişi gübreleme programını değiştirdi, kaç kadın maliyetini daha iyi yönetebildi? Bunları da takip etmeliyiz.
Fergo olarak biz de sorumluluğumuzu yalnızca gübre üretmek ve satmakla sınırlı görmüyoruz. Üreticinin neyi, neden kullandığını bilmesi ve yaptığı harcamanın karşılığını alması en az ürünün kendisi kadar önemli. Sektörümüzün bilgi paylaşımında, teknik danışmanlıkta ve üretici eğitimlerinde daha fazla sorumluluk alması gerektiğine inanıyorum.
Kadın çiftçinin önündeki engellerin aşılması için herkesin yapabileceği bir iş var. Bizim görevimiz kadınlara ne kadar emek verdiklerini anlatmak değil; o emeğin karşılığını daha iyi almalarını sağlayacak koşulların oluşmasına katkıda bulunmak.
Ben gelecek yıl 15 Ekim’de kaç kadının gününü kutladığımızı değil, kaç kadın üreticinin kazancını artırdığını, işini büyüttüğünü ve üretim kararlarında daha güçlü söz sahibi olduğunu konuşmak istiyorum. Tarımın geleceğini güçlendirecek olan da budur.”
Duru Gıda’dan Sürdürülebilir Geleceğe Katkı
16 Ekim Dünya Gıda Günü’nün 2026 teması olan “Bugün yenilik yap, yarını besle”, gıda sistemlerinin geleceğinde inovasyonun önemine dikkat çekiyor. Duru Gıda da yerli tohumların yeniden üretime kazandırılmasından sürdürülebilir tarım uygulamalarına, yenilenebilir enerji kullanımından değişen tüketici ihtiyaçlarına yönelik ürün geliştirme çalışmalarına kadar pek çok alanda yenilikçi yaklaşımları benimsiyor.
FAO, IFAD, UNICEF, WFP ve WHO’nun ortak hazırladığı Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu (SOFI) 2026 raporuna göre 2025’te dünyada 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kalırken 2,69 milyar insan sağlıklı beslenmeye ekonomik olarak erişemedi. Çatışmalar, ekonomik istikrarsızlıklar ve iklim kaynaklı riskler tarım ve gıda sistemleri üzerindeki baskıyı artırırken; doğal kaynakları verimli kullanan, değişen iklim koşullarına uyum sağlayan ve erişilebilir, besleyici gıdayı destekleyen modellere duyulan ihtiyaç büyüyor. Duru Gıda da Ar-Ge çalışmalarını yerli tarımsal değerlerin korunmasıyla buluşturarak bu dönüşüme üretimden ürün geliştirmeye uzanan bütüncül bir yaklaşımla katkı sağlıyor.
2 bin yıllık genetik miras yeniden üretimde
Duru Gıda’nın sürdürülebilir tarım alanındaki çalışmalarının merkezinde, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi iş birliğiyle 2018 yılında başlatılan Ahmet Buğdayı Projesi yer alıyor. Anadolu’nun 2 bin yıllık genetik mirasını taşıyan Ahmet Buğdayı’nı yeniden üretime kazandırmayı amaçlayan proje kapsamında yürütülen Ar-Ge ve ıslah çalışmaları tamamlandı. Çalışmalar sonucunda kuraklığa toleranslı, kıraç arazilerde yetişebilen yerli buğday tohumları geliştirildi.
Deneme ekimlerinde dekara 800-850 kilogram verim sağlayan Ahmet Buğdayı, daha az su ihtiyacıyla iklim değişikliğine uyum sağlayabilen tarımsal üretim açısından önemli bir potansiyel ortaya koyuyor. Su ihtiyacının azalması üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlarken yerli tohumların yeniden üretime kazandırılması, çiftçi gelirlerinin artırılması ve bölgesel kalkınmanın desteklenmesi açısından da önem taşıyor. Duru Gıda, sözleşmeli üretim modeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle bu yaklaşımı destekleyerek yerli genetik kaynakların korunmasını ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını hedefliyor.
Bulgur, geleceğin beslenmesinde önemli bir yere sahip
Gıda üretiminde sürdürülebilirlik kadar besin değeri ve tüketim alışkanlıkları da önem kazanıyor. Bitki bazlı beslenmeye yönelik ilginin artması, geleneksel tahılların ve bakliyatların beslenmedeki rolünü yeniden gündeme taşıyor. Yüksek lif ve bitkisel protein içeriği, düşük yağ oranı ve farklı yemeklerde kullanılabilmesiyle öne çıkan bulgur hem besleyici hem de çok yönlü bir gıda alternatifi sunuyor.
Duru Gıda, yerli ve yüksek kaliteli bulgurluk buğday çeşitlerinin geliştirilmesini desteklerken Türk bulgurunun uluslararası pazarlardaki katma değerini artırmaya da odaklanıyor. Şirket, bulguru geleneksel mutfak kültürünün bir parçası olmasının yanında farklı ülkelerin beslenme alışkanlıklarına uyum sağlayabilen, pratik ve besleyici bir tahıl olarak konumlandırmayı amaçlıyor.
Elektrik tüketiminin yüzde 58’i güneşten
Duru Gıda, sürdürülebilirlik çalışmalarını tarımsal üretimin yanı sıra enerji verimliliği ve üretim teknolojileriyle de destekliyor. Şirket, 2020 ve 2022 yıllarında iki etap halinde gerçekleştirdiği güneş enerjisi yatırımları sayesinde toplam elektrik tüketiminin yüzde 58’ini güneş panellerinden karşılıyor.
Geleneksel üretim bilgisini modern teknolojiyle bir araya getiren şirket, Karaman’ın Zengen köyünden çıkarılan taşlarla oluşturulan doğal taş değirmen sistemini de üretim süreçlerinde kullanmayı sürdürüyor. Dünyada doğal taş değirmen sistemiyle üretim yapan tek firma olduğunu belirten Duru Gıda, bu yöntemle geleneksel bulgur üretimini modern üretim teknolojileriyle buluşturuyor.
“Gıdanın geleceği için yerli kaynaklarımızı korumalı, yeniliği üretimin her aşamasına taşımalıyız”
Duru Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Emin Duru, gıda üretiminde inovasyonun ve sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Geleceğin gıdasını üretmek, bugünden doğayı, toprağı ve yerli tarımsal değerlerimizi koruyan adımlar atmayı gerektiriyor. Duru Gıda olarak yeniliği ürün geliştirmeden tarıma, üretim süreçlerinden sürdürülebilirlik çalışmalarına kadar faaliyetlerimizin her aşamasına taşıyoruz. Ahmet Buğdayı Projemizle Anadolu’nun köklü tarımsal mirasını yeniden üretime kazandırırken yenilenebilir enerji yatırımlarımızla doğal kaynakları daha verimli kullanıyoruz. Geleneksel üretim yöntemlerini modern teknolojiyle buluşturarak hem yerli üretimi destekliyor hem de değişen tüketici ihtiyaçlarına yanıt veriyoruz. Bugün attığımız her yenilikçi adımı, gelecek nesillerin sağlıklı ve sürdürülebilir gıdaya erişimine yapılan bir yatırım olarak görüyoruz.”
Duru Gıda, önümüzdeki dönemde hazır gıda yatırımlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve sürdürülebilir tarım projelerini sürdürmeyi; yerli üretimi desteklerken Türk bulgurunu ve katma değerli ürünlerini daha fazla ülkede tüketicilerle buluşturmayı hedefliyor.
Dünya Gıda Günü’nde Sodexo’dan bilinçli tüketim çağrısı
Her yıl 16 Ekim’de kutlanan Dünya Gıda Günü, bu yıl “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla gıdanın geleceğine dikkat çekiyor. Sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezinde konumlandıran Sodexo, gıdanın sürdürülebilirliği için yenilikçi çözümlerin ve geleneksel bilgilerin bir arada değerlendirilmesinin önemini vurguluyor.
Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9,7 milyara ulaşması bekleniyor. Buna karşılık, 2025 yılı verilerine göre yaklaşık 645 milyon insan açlıkla mücadele ederken 2,6 milyardan fazla kişi sağlıklı gıdaya ulaşamıyor. Bir yanda bu yetersizlikler, diğer yanda artan obezite ve yaygın gıda israfı, küresel gıda sistemlerindeki dengesizliği gözler önüne seriyor. Gıda üretimi, tüketimi ve güvencesine dikkat çekmek amacıyla kutlanan Dünya Gıda Günü kapsamında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) bu yıl yenilikçi yaklaşımların önemini gündeme taşıyor. Tarım ve gıda sistemlerini daha kapsayıcı, dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirmek için bilimsel gelişmelerin, teknolojinin ve geleneksel bilgilerin birlikte değerlendirilmesi, geleceğin gıda güvencesi açısından kritik önem taşıyor.
Sürdürülebilir ve teknoloji destekli yaklaşımların halk sağlığı ve gezegen için kritik olduğunu vurgulayan Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi ve Diyetisyen Sibel Mumcu: “Günlük hayatımızda yapacağımız küçük değişikliklerle hem sağlığımızı hem de doğal kaynaklarımızı korumaya katkı sağlayabiliriz. Örneğin biyoçeşitliliği desteklemek için yerel ve mevsiminde yetiştirilen ürünleri tercih edebilir, beslenmemizde çeşitliliğe yer vererek farklı besinlerin faydalarından yararlanabiliriz. Daha fazla enerji, su ve doğal kaynak tüketimine neden olabilen ileri işlenmiş gıdalar yerine daha az işlem görmüş doğal gıdalara yönelmek de önemli bir adım” dedi.
Sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulmasında bireysel tercihlerin önemine de dikkat çeken Mumcu sözlerine ekledi: “İhtiyaçlarımız kadar alışveriş yapmak, öğünlerimizi önceden planlamak ve artan yiyecekleri farklı tariflerle değerlendirmek de gıda israfını azaltmamızda ciddi bir etken. Gıdaları güvenilir kaynaklardan temin etmek, uygun koşullarda saklamak ve doğru yöntemlerle pişirmek de gıda güvenliği açısından dikkat etmemiz gereken konular arasında yer alıyor. Unutmamalıyız ki bugün benimsediğimiz bilinçli alışkanlıklar, geleceğin daha sağlıklı ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulmasına katkı sağlayabilir.”
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.



