ÇANAKKALE YA BİZ!..(KÖŞE YAZISI)

Mustafa TEMİZER

Tüm dünyaya karşımıza alarak hak, adalet ve insanlık için yapmış olduğumuz en büyük savunma savaşı ve sayısız zaferlerimizden biri olan Çanakkale Zaferinin 108. yıl dönümünü idrak etmiş bulunuyoruz.

Türk Milletinin sadece sömürgeci devletleri değil dünyayı karşısına alarak verdiği mücadelenin büyüklüğünü kelimelerle anlatmak mümkün değil.

Bu savaş devletlerarası bir savaş değil, medeniyetler, dinler arası bir savaştı. Bir İngiliz generali yazmış olduğu savaş hatıralarında “Biz Çanakkale de Türklere karşı kaybetmedik, biz tanrıya karşı savaştık, tanrıya karşı olan savaşımızı kaybettik.” diyor.    Türk Milleti, Çanakkale’de sömürgeci devletlere karşı sadece kendini değil bütün mazlum milletleri korumuştur.

Çanakkale de bizi zafere götüren; uğruna savaştığımız değerlere olan bağlılığımız ve samimiyetimizdir. Bu gün güçlü olmak, dünyada barış ve huzurun sağlanmasına katkıda bulunmak, yeni zaferler kazanmak istiyorsak;  Çanakkale’de, uğruna can verip kan akıttığımız değerlere aynı samimiyetle inanmak, hayat haline getirmek zorundayız.

Batı kültürünün dünyaya barış, huzur ve mutluluk getirmesi mümkün değildir. Çünkü batı kültürünün doğasında sömürgecilik var. Batı bu anlayışıyla Çanakkale’ye saldırmıştı.

Batının dünkü anlayışı değişti mi?…  Hayır.

Eskiye göre değişen şey: onları hedeflerine götürmeyen savaş cepheleri, mücadele şekilleri ve taktiklerdir.

Bugün savaş, teknoloji ve kültür cephesinde, siyasi ve ekonomik cephede, devam ediyor.

Özellikle Çanakkale’de bizi zafere taşıyan değerlerimizi yozlaştırmak, birlik ve beraberliğimizi bozmak için her türlü yola başvuruyor. Hem de evrensel değerler olarak kabul edilen insan hakları, demokrasi gibi değerleri maske yaparak.

Dahası kendi eliyle değil, içimizdeki gözleri kör, kulakları sağır, koltuk ve makam sevdasından, şahsi menfaatinden başka bir şey düşünmeyen, bilinen ve gizlenen yandaşlarını kullanarak yapıyor. Özetle Çanakkale’deki düşmanlar emellerinden asla vazgeçmedi. Saldırılarına devam ediyor.

Ya biz?..

Şehitlerimizin sahip olduğu imana sahip miyiz?  Onların bıraktığı birlik ve beraberlik ruhunu koruyor muyuz?..

Çanakkale şehitlerinin din, devlet, vatan, millet için duyduğu coşku ve heyecanı duyuyor muyuz?..

Allah bize Çanakkale gibi bir sıkıntıyı bir daha yaşatmasın ama aynı durumda kalırsak, aynı başarıyı gösterme azim ve kararında mıyız?..                                                                                                  Allah’ın yardımına mazhar olabilecek miyiz?..

Çanakkale’de uğruna kan döküp can vererek Allah’ın yardımına mazhar olduğumuz değerlere gereği gibi sahip çıkmak zorundayız. Zafer için şart olan milletin birlik ve beraberliğini bozan; vatan, millet, din, devlet gibi milli ve manevi değerleri istismar ederek milleti ayrıştıranlar, milleti bu değerlerden uzaklaştıranlar, işbirlikçiler kimler?.. Sorgulamak zorundayız.

Bütün dünya, Türk milletinin,  mazisindeki büyüklüğüne, adaletine muhtaç. İnsanlık, mazlumun dostu, zalimin korkulu rüyası olan Türk milletinin uyanıp tarihteki misyonunu üslenmesini bekliyor. Bu da ancak milleti ayrıştıranlara fırsat vermeden birlik ve beraberliğimizi korumak, şehitlerin emanetine sahip çıkmak, ülkemizi ileri, güçlü Muhteşem Türkiye haline getirmekle mümkündür.

Birliğimiz, Dirliğimiz, Geleceğimiz Tehlikede!

Bizi bekleyen bir tehlikenin ve ihanet çemberinin hala var olduğunu görmek, milli ve manevi kültürel değerlerimize sımsıkı sarılmak- bütün farklılıklarımıza rağmen –  istismarcı ve işbirlikçilere fırsat vermeden Çanakkale’de olduğu gibi birlik ve beraberliğimizi korumak ve devam ettirmek zorundayız. Çanakkale şehidinin emanetine sahip çıkmak zorundayız. Emanete sahip çıkmayan, milleti meydana getiren fakat milli birliği korumayan tüm unsurların sonu felakettir, yok olmadır…

Milletimiz ve insanlık adına kutsal değerler için mücadele edip şehit olan tüm millet evlatlarını rahmetle anıyor Fatihalar gönderiyoruz. Ruhları şad makamları cennet olsun.

Unutmayalım ki “ İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.” Milletimizin ve yöneticilerimizin uyanması basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu -----Davut Güleç Kimdir ? -----

İlginizi Çekebilir

İnsanın Doğa Üzerindeki Etkisi ile Başlayan Antroposen Dönem ve  Gelecekteki  Tehditler

İbrahim Ortaş Ç.Ü. Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, [email protected]  Antroposen kavramı son dönemlerde çok …


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/swtdavut/public_html/wp-includes/functions.php on line 5420