Canlı Döviz Bilgileri
Döviz kurları yükleniyor...
Gündem

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü mesajları

ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 111’İNCİ YILINDA ŞEHİTLER ANILDI

Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve şehir protokolü ile birlikte Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü kapsamında düzenlenen anma programında şehitleri dualarla anıldı; birlik ve beraberlik vurgusu yapıldı.

Kayseri’de 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla düzenlenen programlara katılan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kartal Hava Şehitliği’nde gerçekleştirilen törende şehitlik anıtına çelenk sundu. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla devam etti.

Programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek başta olmak üzere protokol üyeleri, gaziler, şehit yakınları ve vatandaşlar katıldı. Başkan Büyükkılıç ve beraberindeki heyet, törenin ardından şehit kabirlerini ziyaret ederek karanfil bıraktı ve dua etti.

Anma programı kapsamında Kartal Şehitliği’nin ardından Asri Mezarlık Polis Şehitliği’ni de ziyaret eden heyet, burada da şehitleri tek tek anarak kabirlerine karanfil bıraktı. Günün devamında gaziler ve şehit ailelerine yönelik dernek ziyaretleri gerçekleştirilirken, Büyükkılıç, toplumun ortak hafızasında önemli bir yer tutan gazilik ve şehitlik kavramlarının taşıdığı değere dikkat çekti.

Başkan Büyükkılıç yaptığı açıklamada, “18 Mart, sadece bir zaferin yıl dönümü değil, aynı zamanda milletimizin bağımsızlık uğruna gösterdiği eşsiz direnişin simgesidir. Çanakkale Zaferi, inancın, azmin ve vatan sevgisinin en güçlü ifadesidir” dedi.

Büyükkılıç, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanları rahmet ve minnetle andıklarını belirterek, “Vatan uğruna fedakârlığın nişanesi olan gazilerimizle bir araya geldik. Aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ettik. Bu toprakları bizlere emanet eden kahramanlarımızın emanetine sahip çıkmaya, onların yanında olmaya devam edeceğiz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun” ifadelerini kullandı.

Vali Gökmen Çiçek’in “18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferi” Mesajı

Aziz Türk milletinin tarihine altın harflerle yazılan en büyük kahramanlık destanlarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü büyük bir gurur, minnet ve saygıyla anıyorum.

Çanakkale’de verilen mücadele; yalnızca bir savaşın kazanılmasından ibaret olmayıp, milletimizin vatan sevgisini, fedakârlığını ve sarsılmaz iradesini tüm dünyaya gösterdiği eşsiz bir direnişin simgesi olmuştur. Yokluk ve imkânsızlıklar içerisinde dahi vatanını korumaktan vazgeçmeyen kahraman Mehmetçik, azmi ve inancıyla tarihin akışını değiştirmiş, milletimizin birlik ve beraberlik ruhunu en güçlü şekilde ortaya koymuştur.

Kahraman askerlerimizin gösterdiği fedakârlık ve cesaret sayesinde kazanılan bu büyük zafer, sadece askerî bir başarı değil; aynı zamanda bir milletin bağımsızlık ve özgürlük konusundaki kararlılığının da en güçlü ifadesi olmuştur. Çanakkale’de ortaya çıkan bu ruh ve inanç, daha sonra verilen Millî Mücadele’nin de ilham kaynağı olmuştur.

Bugün bizlere düşen en önemli görev; ecdadımızdan miras kalan bu kutsal emanete sahip çıkmak, birlik ve beraberliğimizi koruyarak ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımaktır. Çanakkale’de yazılan destan, geçmişten geleceğe uzanan millî bilincimizin ve ortak değerlerimizin en önemli dayanaklarından biri olmaya devam etmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha gururla kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor, kahraman gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum.

BAŞKAN BÜYÜKKILIÇ’TAN ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ’NİN 111. YIL DÖNÜMÜ MESAJI

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Büyükkılıç, Çanakkale’de yazılan destanın Türk milletinin birlik, inanç ve vatan sevgisinin en güçlü göstergelerinden biri olduğunu vurguladı.

Başkan Büyükkılıç, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Türk milletinin bağımsızlık ve vatan sevgisini tüm dünyaya gösterdiği en büyük destanlardan biri olan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünü gurur ve minnetle anıyoruz. Çanakkale’de, imkânsızlıklar içerisinde fakat büyük bir iman ve kararlılıkla mücadele eden ecdadımız, vatan toprağını savunurken tarihin akışını değiştiren eşsiz bir zafer kazanmıştır.”

Çanakkale’nin yalnızca askeri bir başarı olmadığını belirten Büyükkılıç, bu destanın aynı zamanda milletin birlik ve beraberlik ruhunun en güçlü sembollerinden biri olduğunu ifade ederek, “Çanakkale, milletimizin inancı, cesareti ve fedakârlığıyla yazdığı bir kahramanlık destanıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen Mehmetçikler, aynı bayrak altında kenetlenerek vatanı için canını ortaya koymuş, ‘Çanakkale geçilmez’ sözünü tarihe altın harflerle yazdırmıştır” ifadelerini kullandı.

Başkan Büyükkılıç, mesajında Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’deki liderliğine de dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“Çanakkale’de gösterilen kahramanlık, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızın ve Mehmetçiğimizin üstün fedakârlığı sayesinde büyük bir zafere dönüşmüştür. Atatürk’ün savaş sonrasında Anzak askerlerinin annelerine hitaben söylediği ‘Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır’ sözleri ise Türk milletinin savaşta dahi insanlığını ve merhametini kaybetmediğinin en güçlü göstergelerinden biridir.”

Çanakkale ruhunun bugün de milletin en büyük gücü olduğunu ifade eden Büyükkılıç, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, “Çanakkale ruhu; birliktir, beraberliktir, dayanışmadır, kardeşliktir. Bugün bizlere düşen görev, ecdadımızdan miras kalan bu ruhu yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır” dedi.

Başkan Büyükkılıç mesajını şu sözlerle tamamladı:

“Bu duygu ve düşüncelerle Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünü gururla kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.”

BAŞKAN PALANCIOĞLU’NDAN “18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ” MESAJI

Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Türk tarihinin en büyük kahramanlık destanlarından biri olan 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün 111. yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama ve anma mesajı yayınladı.

Çanakkale Zaferiyle Türk milletinin tüm imkânsızlıklara rağmen vatan sevgisi ve iman gücünü tüm dünyaya gösterdiğini söyleyen Başkan Palancıoğlu mesajında şunları ifade etti:

“Adını tarihe altın harflerle yazdıran 18 Mart Çanakkale Zaferi’mizin 111. yıl dönümünü, bir kez daha milletçe büyük bir onur ve gururla idrak ediyoruz. Çanakkale Zaferi, 18 Mart 1915’te vatan ve milletin bağımsızlığını korumak, vatan ve milletin bekası için yurdumuzun dört bir yanından gelen kahramanlarımızın her türlü imkânsızlık ve yokluğa rağmen varını yoğunu ortaya koyarak, verilen olağanüstü mücadeleyle, eşine az rastlanır, anlamlı ve unutulmaz bir kahramanlık destanıdır. Türk milleti tarih boyunca var olma mücadelesinden her zaman başarıyla çıkmıştır. Bugünün güçlü Türkiye’sinin temelini şanlı tarihi ve destanlaşmış zaferleri oluşturmuştur. Çanakkale Zaferi, milletimizin birliğinin, beraberliğinin, inancının, vatan, millet ve istiklal sevdasının göstergesidir. Çanakkale ruhunu koruyarak ecdadımızın bizlere emanet bıraktığı bu mukaddes topraklar için yılmadan yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz ve ülkemizi daha aydınlık yarınlara taşıyacağız. Bu duygularla başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğrunda şehit düşen, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.”

KAYÜ Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’dan “Çanakkale Zaferi” Mesajı

Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, “18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa mesajında, Çanakkale Savaşı’nda kazanılan zaferin Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurgulayarak, bu büyük zaferin milletimizin birlik, inanç ve fedakârlık ruhuyla neleri başarabileceğinin en güçlü göstergesi olduğunu ifade etti.

Çanakkale’de kazanılan zaferin yalnızca askeri bir başarıdan ibaret olmadığını; aynı zamanda milletimizin kaderini etkileyen büyük bir direniş ve diriliş destanı niteliği taşıdığını belirten Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Türk milletinin inancı, azmi ve vatan sevgisiyle tarihe altın harflerle yazdığı Çanakkale Savaşındaki büyük mücadelenin 111. yıl dönümünü idrak etmenin gururunu yaşıyoruz. Çanakkale’de verilen mücadele, yokluk ve imkânsızlıklar içerisinde dahi bir milletin bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. ‘Çanakkale Geçilmez’ sözünü tarihe kazıyan bu eşsiz mücadele, aynı zamanda Türk Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu besleyen ve milli direniş bilincini güçlendiren önemli bir ilham kaynağı olmuştur.
Vatanı uğruna canını hiçe sayan kahraman Mehmetçiklerimiz; iman, cesaret ve büyük bir fedakârlıkla bu toprakları bizlere emanet etmiştir. Bugün bizlere düşen en önemli görev, bu kutsal emaneti korumak, birlik ve beraberlik ruhunu daima canlı tutarak ülkemizi her alanda daha ileriye taşımaktır.
Kayseri Üniversitesi olarak; tarihimizin bu anlamlı mirasını gelecek nesillere doğru biçimde aktarmayı önemli bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Gençlerimizin tarih bilinci yüksek sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesi yönünde çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz.
Geçmişte vatanımıza göz dikenler hangi niyetle hareket etmiş olursa olsun, Türk Milleti tarih boyunca olduğu gibi bugün de birlik ve beraberlik içinde hareket ettiği sürece, hiçbir güç bu topraklar üzerindeki emeline ulaşamayacaktır. Çanakkale’de ortaya konan o imanlı ruh, dün olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve bu vatan uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden gazilerimizi, rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.”

BAŞKAN YALÇIN’DAN ÇANAKKALE ZAFERİ MESAJI

Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Mesajında Çanakkale Zaferi’nin milletimizin tarihindeki eşsiz yerini vurgulayan Başkan Yalçın, şehitlerin aziz hatıralarını yaşatmanın her Türk vatandaşının en önemli milli sorumluluğu olduğunu ifade etti. Başkan Yalçın mesajında, “Şehitlerimizin aziz hatıralarını ebediyete kadar yüreğimizde taşımak en başta gelen milli görevimizdir.” ifadelerine yer verdi.

Türk milletinin var olma mücadelesinin Çanakkale’de bir kahramanlık destanına dönüştüğünü belirten Başkan Yalçın, “Bu güzel vatan için yüzbinlerce şehidin verildiği eşine az rastlanır bir mücadele yaşanmıştır. Göğüs göğüse çarpışmaların yaşandığı o topraklarda bugün bile o günlerin hatıraları canlılığını korumaktadır. Ecdadımız, kendisinden çok daha güçlü bir orduyu Çanakkale Boğazı’nın serin sularına gömerek bizlere gururla anlatacağımız bir zafer ve huzurla yaşayacağımız bir vatan bırakmıştır.” ifadelerini kullandı.

“GÖREVİMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE YAPMALIYIZ”

Ecdadın emaneti olan vatana sahip çıkmanın herkes için en önemli görev olduğunu vurgulayan Başkan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır. Gerek milli mücadele döneminde gerekse daha sonraki yıllarda vatan savunmasında toprağa verdiğimiz tüm şehitlerimizle helalleşmek istiyorsak, her birimiz bulunduğumuz yerde görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeliyiz. Ancak bu şekilde onlara layık olabiliriz.”

Başkan Yalçın mesajını, “Bu vesileyle başta Çanakkale şehitlerimiz olmak üzere, vatan uğruna canını feda eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.” sözleriyle tamamladı.

Başkan Yalçın ayrıca Osmanlı Kültür Sokağı’nda açtıkları Çanakkale’den Cumhuriyete 100. Yıl Müzesini ve aynı konseptte hazırladıkları Müze Otobüsü gezmeye davet etti.

Çanakkale Zaferi’nin Yıl Dönümünde Başkan Bağlamış’tan Anlamlı Mesaj
Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin Yıl Dönümünde bir mesaj yayımladı.
18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış bir mesaj yayımlayarak, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan bu büyük zaferi gurur ve minnetle andıklarını ifade etti.
Bağlamış mesajında, Çanakkale’de yazılan destanın sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda milletin birlik, beraberlik ve vatan sevgisinin en güçlü göstergesi olduğunu vurguladı. Bağlamış “Çanakkale, imanın ve azmin teknolojiye karşı zaferidir. Bu destan, milletimizin hiçbir şartta esareti kabul etmeyeceğinin tüm dünyaya ilanıdır.” ifadelerine yer verdi.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitleri rahmet ve minnetle andıklarını belirten Bağlamış, gazilere de şükranlarını sundu.
Bağlamış mesajının devamında, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek, “Bizlere düşen en büyük görev, bu aziz mirası korumak ve ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımaktır.” dedi.

KİGDER BAŞKANI DR. SEMA KARAOĞLU’DAN 18 ART MESAJI

18 MART BÜYÜK BİR ZAFERDİR  AMA ÇANAKKALE ZAFERİ YALNIZCA 18 MART DEĞİLDİR

DENİZİN ZAFERİNİ SELAMLARKEN, KARADA YAZILAN DESTANI VE BİR MİLLETİN TOPYEKÛN DİRENİŞİNİ UNUTMUYORUZ

Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve  Şehitleri Anma günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.  KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu mesajında “18 Mart büyük bir zaferdir  ama Çanakkale Zaferi yalnızca 18 Mart değildir” de.

Yazılı bir açıklama yayımlayan KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, “Bugün 18 Mart. Çanakkale’de, dünyanın en güçlü donanmalarına karşı kazanılmış büyük bir deniz zaferinin yıl dönümü. 18 Mart’ta düşman donanması boğazı geçememiş,“Çanakkale geçilmez” sözü tüm dünyaya kabul ettirilmiştir.Ama şunu çok açık söylemek gerekir ki, eğer sadece 18 Mart’a bakarsak, Çanakkale Zaferi’ni eksik anlatmış oluruz. Çünkü eğer düşman, 25 Nisan’da Arıburnu’ndan karaya çıktıktan sonra ilerleyebilseydi, eğer kara savaşlarında durdurulamasaydı, bugün ne Çanakkale Zaferi’nden ne de Türkiye Cumhuriyeti’nden söz edebilirdik. İşte bu yüzden, Çanakkale Zaferi, denizle başlar ama kara savaşlarıyla kazanılır. Kara savaşları olmadan bir Çanakkale Zaferi’nden söz edilemez.” dedi.

Sözlerine devam eden Başkan Karaoğlu, “Bu zafer; yalnızca cephede savaşan askerlerin değil, bir milletin topyekûn mücadelesinin adıdır. Cephede, vatanına inanan komutanlar ve Mehmetçik omuz omuza savaşırken, cephe gerisinde de bu ülkenin evlatları; analar, bacılar, genç kızlar ve çocuklar aynı inançla mücadele etmiştir. Mühimmat taşımışlar, yaralıları tedavi etmişler, yemek yapmışlar, cepheyi ayakta tutmuşlar. Yani bu savaş, yalnızca bir cephe savaşı değil, bir milletin var olma mücadelesidir. Ancak bu büyük mücadelenin içinde, tarihin yönünü değiştiren kritik anlar ve o anlarda alınan hayati kararlar vardır. İşte o anlarda sorumluluğu tereddütsüz üstlenen bir komutan çıkar karşımıza: Mustafa Kemal. Eğer o gün, o zor anlarda inisiyatif alıp doğru kararları vermeseydi, eğer askerine “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyerek bir milletin kaderini omuzlayan o iradeyi göstermeseydi, Çanakkale’nin seyri bambaşka olabilirdi. Çünkü o emir sadece bir askeri taktik değil; ocaklarımız sönmesin, analarımız ağlamasın, çocuklarımız bu vatanda yaşayabilsin, baba ocakları tütsün diye verilmiş bir varoluş kararıdır.” dedi.

Başkan Karaoğlu, “Bugün biliyoruz ki, o gün verilen bu kararların doğruluğu, tarihin akışıyla, zaferle ve bir milletin yeniden doğuşuyla defalarca ispatlanmıştır. Mustafa Kemal’in büyüklüğü yalnızca savaş meydanlarındaki başarısıyla da sınırlı değildir. Onun askeri dehası ve insanlığı, düşmanları tarafından bile kabul edilmiştir. Nitekim yıllar sonra, Gelibolu’da hayatını kaybeden Anzak askerlerinin annelerine şöyle seslenmiştir:

“Evlatlarınız bizim bağrımızdadır…

Onlar artık bizim evlatlarımızdır.”

Bir zamanlar karşı cephede olan milletlerin, yıllar sonra onun adını kendi topraklarında yaşatması; Anzak ülkelerinden Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da onun adına dikilen anıtlarve Gelibolu’da onların hatırasına verilen isimler,sadece bir komutana değil,insanlığa örnek olmuş bir lidere duyulan saygının en açık göstergesidir. Çanakkale’yi “geçilmez” yapan;  yalnızca batırılan gemiler değil, toprağa düşerken bile geri adım atmayan Mehmetçik ve o direnişi aklıyla, cesaretiyle yöneten Mustafa Kemal’dir. Çanakkale’de yakılan o meşale, Kurtuluş Savaşı’nın yolunu aydınlatmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atmıştır. Bugün 18 Mart’ı anarken, denizin zaferini selamlarken, karada yazılan destanı ve bir milletin topyekûn direnişini unutmuyoruz.Ruhları şad olsun…Minnetle, saygıyla anıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Otizmli Çocuklara Anlamlı Jest ‘’Bu Forma Benden Sana Kardeşim” Kampanyası.Değer Otizm Derneği’nde

Beşiktaşlı gönüllülerin yürüttüğü “Bu Forma Benden Sana Kardeşim” kampanyası kapsamında, dayanışma ruhuyla temin edilen Beşiktaş formaları İstanbul’da Değer Otizm Derneği’nde otizmli bireylere hediye edildi.

Beşiktaşlı gönüllülerin büyük bir özveriyle yürüttüğü “Bu Forma Benden Sana Kardeşim” kampanyası, dayanışma ruhunu bu kez otizmli bireylerle buluşturdu. BJK Kongre Üyeleri Dostluk Grubu, Perpa Kartalları Beşiktaşlılar Platformu ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü iş birliği kapsamında düzenlenen anlamlı etkinlikte, temin edilen formalar İstanbul Kartal’daki Değer Otizm Derneği’nde eğitim gören çocuklara hediye edildi.

Sporun Birleştirici Gücü Kartal’da Yankılandı

18 Mart 2026 tarihinde gerçekleşen ziyarette, Beşiktaş sevgisi engel tanımadı. Organizasyon, sadece bir forma hediyesi olmanın ötesinde, sporun birleştirici gücünü sosyal sorumluluk bilinciyle harmanlayarak otizmli bireylerin sosyal hayata adaptasyonunu desteklemeyi amaçladı. Beşiktaş JK’nın da kurumsal desteğiyle büyüyen bu gönüllülük hareketi, çocukların yüzünde unutulmaz bir tebessüm bıraktı.

Beşiktaş’ın dayanışma ruhunu hissettik

BJK Genel Kurul Üyeleri Dostluk Grubu ve Kampanya Sözcüsü Hacı Demir yaptığı konuşmada kampanyanın temel amacının çocuklara umut olmak olduğunu belirtti:

“Bu kampanya yalnızca bir forma hediye etmekten ibaret değil. Bir çocuğun yüzünde oluşan tebessüm, bizim için en büyük kazanç. Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde çocukların mutluluğunu görmek bize büyük güç verdi. Şimdi aynı dayanışma ruhunu otizmli bireylerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.Otizmli kardeşlerimizin toplumsal hayatta ‘biz de varız’ demeleri ve kendilerini değerli hissetmeleri bizim en öncelikli sorumluluğumuzdur. Bu forma, sadece bir spor giysisi değil; onlarla kurduğumuz gönül bağının ve sarsılmaz kardeşliğimizin bir sembolüdür. Onların dünyasına bir nebze de olsa renk katabilmek, bizler için en büyük gurur kaynağıdır.”

Dayanışma Yolculuğu Türkiye’nin Dört Bir Yanında

“Bu Forma Benden Sana Kardeşim” kampanyası, bugüne kadar Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirilen etkinliklerle geniş bir dayanışma ağı oluşturdu.

Kampanya kapsamında;

  • Afyonkarahisar’da çocuklara forma ve spor malzemeleri hediye edildi,
  • Mardin Dargeçit’te öğrencilerle dayanışma etkinliği gerçekleştirildi,
  • Ankara Sosyal İşler Müdürlüğü’nde kalan 50 çocuk İstanbul’a getirilerek Beşiktaş TÜPRAŞ Stadyumu’nda ağırlandı ve Beşiktaş–Samsunspor maçını tribünden izleme fırsatı buldu,
  • Hatay’da depremzede çocuklarla buluşularak forma dağıtımı yapıldı.
  • Değer Otizm Derneği Hakkında

2015 yılında kurulan Değer Otizm Derneği, otizm spektrum bozukluğu olan çocukların erken tanı, özel eğitim ve rehabilitasyon süreçlerine destek olmak amacıyla faaliyet gösteren gönüllülük esaslı bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek; eğitim, spor ve sosyal gelişim programlarıyla otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımını güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Dernek bünyesinde akademik eğitim, spor ve beceri geliştirme çalışmaları, sosyalleşme programları ve duyu bütünleme gibi bireysel gelişimi destekleyen çeşitli eğitim faaliyetleri yürütülmektedir.

BAŞKAN GÜLSOY“ÇANAKKALE ZAFERİ; YALNIZCA BİR ASKERİ BAŞARI DEĞİL, AYNI ZAMANDA TÜRK MİLLETİNİN BAĞIMSIZLIĞINA OLAN SARSILMAZ BAĞLILIĞININ TÜM DÜNYAYA İLANIDIR” 

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Türk milletinin bağımsızlık uğruna gösterdiği eşsiz mücadelenin, tarih boyunca ilham kaynağı olmaya devam ettiğini vurgulayan Başkan Gülsoy, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Şanlı tarihimizin en parlak sayfalarından biri olan, kahraman Türk ordusunun ve aziz milletimizin ‘Çanakkale Geçilmez’ nidasıyla tarihe altın harflerle yazdığı bu büyük zaferin 111. yıl dönümünü gurur ve minnetle anıyoruz. 18 Mart 1915, yokluk ve imkânsızlıklar içerisinde dahi inancını ve vatan sevgisini kaybetmeyen bir milletin yazdığı eşsiz bir kahramanlık destanıdır.

Çanakkale Zaferi; yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlığına olan sarsılmaz bağlılığının tüm dünyaya ilanıdır. Bu yüksek ruh ve inanç, aradan geçen yıllara rağmen her daim yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Dün cephede sergilenen o büyük irade, bugün de ülkemize yönelen her türlü tehdit karşısında en büyük gücümüz olmaktadır.

Bu aziz millet, tarih boyunca olduğu gibi yakın geçmişte de birlik ve beraberliğini koruyarak, milli iradeye sahip çıkma kararlılığını tüm dünyaya göstermiştir. Geçmişten aldığımız bu ilhamla, ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımak için var gücümüzle çalışmayı sürdürüyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanı uğruna canını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.

Milletimizin birlik ve beraberlik içinde, aynı azim ve kararlılıkla geleceğe yürüyeceğine olan inancımız tamdır.”

MMO Kayseri Şube Başkanı Süleyman Varol’un mesajı 

Türk milletinin bağımsızlık ve vatan sevgisinin en büyük simgelerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü gururla kutluyoruz.

Çanakkale’de verilen mücadele; yalnızca bir askeri zafer değil, aynı zamanda bir milletin inançla, kararlılıkla ve büyük bir fedakârlıkla yazdığı kahramanlık destanıdır. İmkânsızlıklar içerisinde dahi vatan toprağını savunmak için canlarını ortaya koyan aziz şehitlerimiz, bizlere bağımsız ve onurlu bir vatan bırakmıştır.

Çanakkale’de gösterilen birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu; milletimizin zor zamanlarda nasıl kenetlendiğinin en güçlü örneklerinden biridir. Bu destan, sadece geçmişimizin değil, aynı zamanda geleceğimizin de yol göstericisi olmaya devam etmektedir.

Bugün bizlere düşen en önemli görev; ecdadımızın emanet ettiği bu kutsal vatanı aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle korumak, onların aziz hatırasını daima yaşatmaktır.

Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Çanakkale’de destan yazan kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR’DAN 18 MART MESAJI

Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Türk Milleti’nin tarih boyunca kahramanlıklarıyla destanlar yazdığına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, “Çanakkale Şehitleri başta olmak üzere, vatanı, bayrağı ve milleti için canını feda eden tüm şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

Başkan Çolakbayrakdar mesajında şu ifadelere yer verdi: “Türk Milleti; tarihi destanlarla dolu bir millettir. Bin yıllık Anadolu topraklarında Çanakkale, Kurtuluş Savaşı ve diğer savaşlarda destanlar yazdık ve bugünlere kadar birçok bedel ödedik. Rabbim, bu topraklarda yaşayan Türk Milleti’nin yüreğine bir daha şehit acısı düşürmesin. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi ve huzurumuzu daim eylesin. Geçmişimizi hiçbir şekilde unutmayacak ve geleceğe emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz. Vatanımızda huzurlu bir şekilde yaşıyorsak, bu şehitlerimizin sayesindedir. Vatanı ve bayrağı uğruna canlarını seve seve feda eden tüm şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimizi şükran ve minnetle anıyorum.”

BAŞKAN ÖZDOĞAN: “ÇANAKKALE RUHU, MİLLETİMİZİN EN BÜYÜK MİRASIDIR” 

Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Çanakkale’de ortaya konulan fedakârlık ve inancın Türk milletinin tarihindeki en güçlü dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti.

Başkan Bilal Özdoğan, Çanakkale’de verilen mücadelenin yalnızca cephede kazanılmış bir zafer değil; milletin ortak iradesi, vatan sevgisi ve bağımsızlık kararlılığının açık bir göstergesi olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Çanakkale, milletimizin imkânsız görünen şartlar altında dahi inancı, cesareti ve kararlılığıyla nasıl ayağa kalktığını tüm dünyaya gösterdiği büyük bir destandır. O gün cephede verilen mücadele, sadece bir savaşın değil; bir milletin var olma iradesinin de sembolü olmuştur. ‘Çanakkale Geçilmez’ sözü, bu topraklarda yazılmış en güçlü tarihî mesajlardan biridir.” 

Başkan Özdoğan, vatan uğruna can veren kahramanların hatırasının daima yaşatılması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: 

“Başta Gazi Mustafa Kemâl Atatürk olmak üzere, Çanakkale’de ve vatanımızın dört bir yanında bağımsızlığımız için mücadele eden tüm aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve dualarla anıyorum. Bugün sahip olduğumuz huzur, onların fedakârlıkları sayesinde mümkün olmuştur. Bu emaneti korumak ve gelecek nesillere güçlü şekilde aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” 

Çanakkale ruhunun sadece anma günlerinde değil, her zaman canlı tutulması gerektiğine dikkat çeken Başkan Özdoğan, özellikle genç nesillerin tarih bilinciyle yetişmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Başkan Özdoğan mesajını şu sözlerle tamamladı:

“18 Mart vesilesiyle milletimizin bağımsızlık uğruna yazdığı bu büyük destanı bir kez daha saygıyla yad ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Çanakkale ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğinin en güçlü temelidir.”

KİGDER BAŞKANI DR. SEMA KARAOĞLU’DAN 18 ART MESAJI

18 MART BÜYÜK BİR ZAFERDİR  AMA ÇANAKKALE ZAFERİ YALNIZCA 18 MART DEĞİLDİR  DENİZİN ZAFERİNİ SELAMLARKEN, KARADA YAZILAN DESTANI VE BİR MİLLETİN TOPYEKÛN DİRENİŞİNİ UNUTMUYORUZ

Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve  Şehitleri Anma günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu mesajında “18 Mart büyük bir zaferdir  ama Çanakkale Zaferi yalnızca 18 Mart değildir. Bugün 18 Mart. Çanakkale’de, dünyanın en güçlü donanmalarına karşı kazanılmış büyük bir deniz zaferinin yıl dönümü… 18 Mart’ta düşman donanması boğazı geçememiş, “Çanakkale geçilmez” sözü tüm dünyaya kabul ettirilmiştir. Ama şunu çok açık söylemek gerekir: Eğer sadece 18 Mart’a bakarsak, Çanakkale Zaferi’ni eksik anlatmış oluruz. Çünkü eğer düşman, 25 Nisan’da Arıburnu’ndan karaya çıktıktan sonra ilerleyebilseydi, eğer kara savaşlarında durdurulamasaydı, bugün ne Çanakkale Zaferi’nden ne de Türkiye Cumhuriyeti’nden söz edebilirdik. İşte bu yüzden: Çanakkale Zaferi, denizle başlar ama kara savaşlarıyla kazanılır. Kara savaşları olmadan bir Çanakkale Zaferi’nden söz edilemez.

Bu zafer; yalnızca cephede savaşan askerlerin değil, bir milletin topyekûn mücadelesinin adıdır. Cephede, vatanına inanan komutanlar ve Mehmetçik omuz omuza savaşırken, cephe gerisinde de bu ülkenin evlatları; analar, bacılar, genç kızlar ve çocuklar aynı inançla mücadele etmiştir. Mühimmat taşımışlar, yaralıları tedavi etmişler, yemek yapmışlar, cepheyi ayakta tutmuşlar… Yani bu savaş, yalnızca bir cephe savaşı değil, bir milletin var olma mücadelesidir. Ancak bu büyük mücadelenin içinde, tarihin yönünü değiştiren kritik anlar ve o anlarda alınan hayati kararlar vardır. İşte o anlarda sorumluluğu tereddütsüz üstlenen bir komutan çıkar karşımıza: Mustafa Kemal.

Eğer o gün, o zor anlarda inisiyatif alıp doğru kararları vermeseydi, eğer askerine “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyerek bir milletin kaderini omuzlayan o iradeyi göstermeseydi, Çanakkale’nin seyri bambaşka olabilirdi. Çünkü o emir sadece bir askeri taktik değil; ocaklarımız sönmesin, analarımız ağlamasın, çocuklarımız bu vatanda yaşayabilsin, baba ocakları tütsün diye verilmiş bir varoluş kararıdır. Bugün biliyoruz ki, o gün verilen bu kararların doğruluğu, tarihin akışıyla, zaferle ve bir milletin yeniden doğuşuyla defalarca ispatlanmıştır.

Mustafa Kemal’in büyüklüğü yalnızca savaş meydanlarındaki başarısıyla da sınırlı değildir. Onun askeri dehası ve insanlığı, düşmanları tarafından bile kabul edilmiştir. Nitekim yıllar sonra, Gelibolu’da hayatını kaybeden Anzak askerlerinin annelerine şöyle seslenmiştir: “Evlatlarınız bizim bağrımızdadır…Onlar artık bizim evlatlarımızdır.” Bir zamanlar karşı cephede olan milletlerin, yıllar sonra onun adını kendi topraklarında yaşatması; Anzak ülkelerinden Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da onun adına dikilen anıtlar ve Gelibolu’da onların hatırasına verilen isimler, sadece bir komutana değil, insanlığa örnek olmuş bir lidere duyulan saygının en açık göstergesidir.

Çanakkale’yi “geçilmez” yapan; yalnızca batırılan gemiler değil, toprağa düşerken bile geri adım atmayan Mehmetçik ve o direnişi aklıyla, cesaretiyle yöneten Mustafa Kemal’dir. Çanakkale’de yakılan o meşale, Kurtuluş Savaşı’nın yolunu aydınlatmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atmıştır. Bugün 18 Mart’ı anarken, denizin zaferini selamlarken, karada yazılan destanı ve bir milletin topyekûn direnişini unutmuyoruz. Ruhları şad olsun… Minnetle, saygıyla anıyoruz.” ifadelerini kullandı.

HAGİAD Başkanı Fatih Erkan: “Çanakkale Ruhu Geleceğimizi İnşa Etmeye Devam Ediyor” 

Hacılar Girişimci İş İnsanları Derneği (HAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erkan, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Çanakkale ruhunun yalnızca tarih sayfalarında kalan bir hatıra değil, bugün de milletimize yol gösteren güçlü bir miras olduğunu vurgulayan Erkan, Türkiye’nin geleceğinin üretimle, girişimle, ticaretle ve çalışmayla daha da güçleneceğini ifade etti. Geçmişte vatanı korumak için verilen mücadelenin bugün aynı kararlılıkla çalışarak, üreterek ve ülkeye değer katarak sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Fatih Erkan mesajında,
“Bu topraklar kolay kazanılmadı. Çanakkale’de verilen mücadele, bir milletin vatan sevgisini, fedakârlığını ve sarsılmaz iradesini tüm dünyaya gösterdiği büyük bir destandır. O gün yüz binlerce kahramanımız vatanı korumak için canını ortaya koymuş, bu topraklar bir milletin fedakârlığıyla şekillenmiştir.” ifadelerine yer verdi.

Erkan mesajının sonunda şu ifadelere yer verdi:
“18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.”

“NATO UNSURU OLMASA VEYA NATO FÜZE ÖNLEMEDE BAŞARISIZ OLSA HALİMİZ NE OLACAK?”

“HAVA SAHAMIZA GİREN FÜZELERİN MİLLİ İMKANLAR YERİNE NATO TARAFINDAN DÜŞÜRÜLMESİ EKSİKLİĞİMİZİ GÖSTERMEKTEDİR”

“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ TARİKAT VE CEMAATLERİN YA DA İKTİDARIN DEĞİL, TÜRK MİLLETİNİN ORDUSU OLACAK”

Zafer partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısında Türkiye gündemini değerlendirdi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Dün 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. Yıldönümünü kutladık. Çanakkale Zaferi Türkün unutturulmaya çalışılan milli kimlik ve gücünün yeniden şahlanışıdır. Çanakkale Zaferi Türk milleti düşüncesine, duygusuna geçişin ilk adımıdır. Çanakkale’de aynı zamanda milli devletin ve cumhuriyetin duygusal temelleri atılmıştır. Kutlu olsun.

Çanakkale Zaferi ve takip eden süreçte Kurtuluş Savaşı bize tarihi bir gerçeği ifade ediyor. Aziz vatan toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş ve harmanlanmış, devletimiz ulus egemenliği temelinde şekillenen Cumhuriyetle anlam ve değer kazanmıştır. Bugün 111. yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale’de aziz kahramanlarımızı başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi saygıyla, minnetle, şükranla anıyoruz. ‘Ben size taarruz etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum’ düstur ve cesaretiyle kurulan Cumhuriyetimizi bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Terörsüz Türkiye adıyla sergilenen silik, korkak ve teslimiyetçi anlayışla ve Anayasa değişiklikleriyle dağıtmalarına Türk milleti izin vermeyecektir. Kanımız ve canımız pahasına devletimizi, milletimizi, vatanımızı Atatürk’ten aldığımız emir doğrultusunda savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu aziz vatan şehitlerimizin bize emaneti, tarihi ve kutsal bir miras ve emanettir. Bize emanet ettikleri bu güzel vatanı korumak namus ve şeref borcumuzdur.

Her Perşembe yapmakta olduğumuz Türk milleti toplantılarımızı bir süredir yapamadık, gerçekleştiremedik. Çünkü Ramazan boyunca Anadolu’da Amasya’dan başlayıp Malatya’ya kadar uzanan bir dizi ziyaretle 13 ilimizde iftar programlarına katıldık. Ziyaret ettiğimiz bu illerde vatandaşlarımızla bir araya iftar sofrasında geldik. Onların sorunlarını dinledik, bizim tespitlerimizi anlattık, çözüm yollarımızı ortaya koyduk. Ramazan ayının sadece sabır, şükür ve kanaat ayı değil, aynı zamanda adalet ve kul hakkının yenmediği aylar olması gerektiğini söyledik. Ama adaletin ve kul hakkının sadece Ramazan’da değil, 12 ay boyunca yenmemesi, saygı gösterilmesi gerektiğini ifade ettik. Gençlerle buluştuk, söyleşi ve sohbetlerde gençlerimize Türkiye’nin güvenli geleceğinin nasıl mümkün olacağını ifade ettik. Mütevazı iftar sofralarında hep birlikte dua ettik ve oruçlarımızı açtık.

“Ramazan eskiden bereket getirirdi, şimdi yokluk ve açlık sınavına dönüştü”

Ramazan sabır ayı, kanaat ayı, şükür ayı ama açlık sınırının 32 bin lira, yoksulluk sınırının 105 bin lira olduğu ülkede 5 milyon emekliye 20 bin lira bir maaş reva görülüyorsa, 17 milyon emeklinin ortalama maaşı olağanüstü düşükse, 11 milyon işçi28 bin lirayla geçinmeye çalışıyorsa ve 4 bin TL bayram harçlığı veriliyorsa, memleketin emeklisi, işçisi, memuru, çiftçisi, yani orta direk Ramazan’da aç kaldı demektir. Sadece Ramazan’da değil ama. 12 ay boyunca Türk milleti oruç tutmaya zorlanıyor. Ramazan eskiden bereket getirirdi, şimdi yokluk ve açlık sınavına dönüştü. Sadece Ramazan değil, bütün aylar yokluk ve açlık sınavına dönüştü. Emekli vatandaşlarımızın bayramda elini öpecek torunlarına bir hediye veya bayram harçlığı vermeleri neredeyse mümkün olmaktan çıktı.

Özetle ortada çok büyük bir ayıp var. Ama bu ayıp emeklilerin ayıbı değil, bu ayıp AKP hükümetlerinin ayıbı. ‘Ver yetkiyi, gör etkiyi’ dediler, görüyoruz. İşte ortaya çıkan sonuç bu. Açlık, yoksulluk ve perişanlık. Perişan ettiler, bayramların tadını kaçırdılar. Ama geri sayım da başladı. Bu devran dönecek ve sandık milletimizin önüne gelecek ve başta emekliler ve asgari ücretliler olmak üzere halkımız bu yaşanan açlığın, yoksulluğun ve sefaletin siyasi faturasını iktidara sandıkta kesecekler. Kendisini aç ve açıkta bırakanları seçmen sandığa gömecek.

Öte yandan ABD ve Siyonist İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın 20. gününe de gelmiş bulunuyoruz. Taraflar hava saldırılarıyla karşı tarafın askeri ve ekonomik değeri olan hedeflerini vuruyorlar. ABD ve İsrail tarafı başkent Tahran ve İran’ın batı kesimlerini hedef alırken İran da bölge ülkelerindeki ABD üslerine yönelik saldırılar düzenliyor ve son günlerde bu Amerikan hedefleri dışında İran Körfez’deki petrol ve doğalgaz tesislerini de vurmaya başladı.

Bu arada İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla bölgedeki deniz trafiği durma noktasına geldi ve petrol fiyatları da 100 dolar seviyesinin üstünü gördü. Bölgedeki petrol rafineri tesislerine de saldırılar düzenlenmesiyle savaş küresel ekonomiyi etkileyecek bir boyuta çıktı. Birleşmiş Milletler teşkilatı kararı olmadan başlayan ve meşruluğu olmayan bu savaşla ABD ve İsrail tarafının İran’da rejim değişikliğini gerçekleştirememesi ve İran’ın Güçlü bir şekilde direnmeye devam etmesi, henüz ülke içerisinde bir isyan ve ayaklanma çıkaramaması, İran’ın füze ve drone kapasitelerini yok edememesi, bölgedeki bir Amerikan savaş grubu merkezinde uçak gemisi olan bunu bölgeden çekmek zorunda kalması, savaşın ağır ekonomik maliyeti ve yüksek teknoloji ürünü mühimmat stoğunda kritik seviyeye gelinmesi, NATO ülkelerinin Amerika Birleşik Devletleri’ne ters cevaplarla destek vermemesi ve ABD’nin savaştan bilinen bir çıkış planı olmaması gibi hususlardan ötürü savaşın uzaması ve saldırgan tarafın stratejik kayıplar yaşaması ihtimali kuvvetlenmektedir.

Bununla birlikte üzerinde önemle durduğumuz bir husus da ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı saldırıların sadece Tahran’la sınırlı kalmaması, savaşın ilk günlerinden itibaren bu iki ülkenin hava saldırılarının Tebriz, Urmiye, Kirmanşah, Hüramabat şehirlerine yoğunlaştığını görüyoruz. İran’ın batısındaki bu yoğunlaşmanın iki amacı olabilir. Bu bölgede İran güvenlik kuvvetlerini vurarak PKK unsurlarının Irak’tan İran’a PKK ve PJAK’ın girmesini sağlamak ve bu bölgeye girecek PKK ve PJAK’lıların bölgede bir ayaklanma çıkarmasına yardımcı olmak.

Değerli Zafer Partililer, değerli basın mensupları,

Zafer Partisi’nin milli güvenlikten sorumlu kadroları, İran içinden düzenli olarak bilgi almaktadırlar ve almış olduğumuz bilgiler, Batı İran’daki bombardımanın diğer bölgelerdeki bombardımandan farklı olduğunu, burada İran’ın sınır güvenliğinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, bütün bölgedeki karakolların ve cephaneliklerin vurularak PKK ve PJAK’ın saldırması durumunda, İran güvenlik güçlerinin bir organize direnişi örgütleyememesinin bu bombardımanla hedeflendiği anlaşılmaktadır. İran’da rejime yönelik geniş katmanlı bir ayaklanma gerçekleşmediği için mevcut durumda batı İran’da PKK PJAK idaresinde özerk bir yapı kurulmaya çalışıldığı görülüyor ve PKK-PJAK yönetiminden Güney Azerbaycan Türklerine yapılan çağrıları da incelediğimizde ‘birlikte ayaklanalım’ çağrısının son dönemde sıklaştığını görüyoruz.

PKK-PJAK’ın bölgede yaşayan yani Güney Azerbaycan’da yaşayan Türk nüfusu hedef alacağı saldırılar düzenleyerek etnik temizlik yapacağına dair bölgeden gelen raporlarda önemli bir endişenin olduğunu görüyoruz. Bu kapsamda AKP hükümetini İran ile diplomatik görüşmelerde bölgedeki yani Güney Azerbaycan’daki Türk nüfusunun güvenlik ve emniyetinin sağlanması konusunda hassas davranmaya çağırması milli, insani ve tarihi bir sorumluluktur diye düşünüyoruz ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu konuda hızla adım atması gerektiğine inanıyoruz. PKK terör örgütünün Kerkük’e yapmış olduğu baskını ve katliamı da hatırlatarak benzer bir baskın ve katliamın Urmiye’den başlayarak Güney Azerbaycan’da olmaması gerektiğinin, buna izin verilmemesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Zafer Partisi olarak başta Tebriz ve Urmiye olmak üzere Türk nüfusunun yoğun yaşadığı bölgedeki gelişmeleri ve Türk kardeşlerimizin güvenliğini yakından takip etmeye devam edeceğiz. Ayrıca İran’da ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı olması ihtimali yüksektir. Değişik ülkelerden Azerbaycan Cumhuriyeti dahil İran’a insani yardımlar başlamıştır. Burada Türkiye’nin de ilaç ve tıbbi malzeme yardımı konusunu değerlendirmeye almasının gerektiğine inanıyoruz.

Değerli basın mensupları, değerli Zafer Partililer, kıymetli vatandaşlarım,

Savaşın 4., 9. ve 13. günlerinde İran tarafından atıldığı anlaşılan balistik mühimmat, Türkiye hava sahasına yönelmiş ve Doğu Akdeniz’deki NATO havuz savunma birlikleri tarafından vurularak önlenmiştir. Burada şunun altını çizelim, İran tarafından atılmış olduğunu söylüyoruz. Bu İran’dan atılmış olduğu anlamına gelir ama bu savaşta her şey öyle karışık ki atanlar, İran birlikleri mi? Bunu bilmek mümkün değildir. Evet, bu meselenin iki önemli yanı var, onlara değinmek istiyorum. İran’ın yoğun saldırı altındayken 5 bin 600 km kara sınırı olan ve NATO üyesi olan Türkiye’ye saldırarak yeni bir cephe açması hiç akla yakın bir husus değildir. Bu konuda sahte bayrak operasyonuna dikkat edilmeli ve Türkiye itidalli davranmaya devam etmelidir.

“NATO unsuru olmasa veya NATO füze önlemede başarısız olsa halimiz ne olacak?”

Diğer yanda Türkiye’ye yönelen balistik mühimmat NATO radarları tarafından tespit edilmiş ve yine NATO füze savunma birlikleri tarafından önlenmiştir. Hatırlanacağı üzere 16 Aralık 2025’te Karadeniz’den gelen bir İHA yine NATO radarlarınca tespit edilmiş, bu drone yaklaşık bir saat batan toprakları üzerinde uçmuş, keşif yapmış ancak Elmadağ, Ankara yakınlarına gelince düşürülmüştü. Şimdi buradan Zafer Partisi olarak kamuoyu önünde soruyoruz. Türkiye’ye yönelen bu balistik füzeleri neden Türk radarları görmüyor, tespit etmiyor? Görüyor, tespit ediyor ise neden NATO radarlarının tespit ettiği kamuoyuna duyuruluyor? Balistik mühimmatı önlemek için yerli füze savunma bataryalarımız yok mu? Bizim yerli çelik kubbe sistemimiz, propagandası yapılıyordu, nerede, faal değil mi? S-400 sistemleri faal mi? Bunlar kullanılmayacaksa niçin alındı? Yoksa S-400’leri kullanmama konusunda bir söz mü var? NATO unsuru olmasa veya NATO füze önlemede başarısız olsa halimiz ne olacak? Biz Türkiye’nin füzelerden korunma işini NATO’ya mı taşer ettik de haberimiz yok. Şimdi de Almanya’dan Adana’ya yeni bir yüksek irtifa hava savunma sistemi geliyormuş.

Saddam’ın Scud füzelerinden bu yana yaklaşık 50 yıldır çevre ülkelerden kaynaklanan balistik füze tehdidi var. Üstelik bu tehdit, süpersonik füzelerle daha teknolojik ve tehlikeli bir boyut kazandı. Süpersonik füzeler, ses hızından yaklaşık 5-15 kat daha hızlı, balistik eğik atış parabolü yerine manevra yaparak yörünge değiştirme yeteneğine sahipler. Hedefe tam tepeden 90 derece ile ve çok yüksek bir hızla saldırı yaptığı için patriot gibi sistemler terminal safhada hipersonikleri önlemede çoğu zaman yetersiz kalıyorlar. Yani aslında İran’ın bir hipersonik sistemi Küreci’yi hedef alsa patriot sistemi büyük ihtimalle yetersiz kalacak. Durum böyleyken 24 yıldır Türkiye’yi yöneten AK Parti hükümetleri füze savunması ve çelik kubbe hava savunma sistemi konusunda ne yaptılar? İşte ilk ciddi krizle karşı karşıyayız. Savunma sanayii konusunda yapılmış güzel işler olduğunu biz de görüyoruz. Ama bunun yeterli olmadığı ve Türkiye’nin savunmasına yetmediği de ortada.

“Hava sahamıza giren füzelerin milli imkanlar yerine NATO tarafından düşürülmesi eksikliğimizi göstermektedir”

AK Parti hükümetleri 24 yıllık iktidarları sonunda ana muharebe tankı, Altay ortada yok. Milli Muharip uçak yok. Baristik hipersonik füze programları ve füze savunma alanlarında kayda değer Türkiye’nin savunmasını gerçekleştirebileceği bir sistem henüz üretilmiş durumda değil. Özetle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önümüzdeki süreçte bu savaştan alınan dersler doğrultusunda hızla bazı temel modernizasyonları yapması gerektiği açıktır. Hava sahamıza giren füzelerin milli imkanlar yerine NATO tarafından düşürülmesi çok net bir şekilde eksikliğimizi göstermektedir. Oluşan bu güvenlik hassasiyetinin birinci derecede sorumlusu olarak AK Parti hükümetlerini görüyoruz. Bu gelinen aşamada milli savunma sanayinin çağın gerekleri ve bölgemizde oluşan tehditlere göre yeniden düzenlenmesi işini artık AK Parti hükümetlerinin önümüzdeki seçimden sonra yapmayacağı, yapamayacağı anlaşılmıştır. TSK’nın yeniden modernize edilmesi, buna paralel olarak savunma sanayinin geliştirilmesi Zafer Partisi iktidarında partimizin liyakatli, devlet aklına sahip kadroları tarafından gerçekleştirilecektir.

ABD-İran savaşı ile Türkiye’nin KKTC’nin egemenliğine yönelik bir girişim de 13 Mart 2026’da gerçekleşti. Bu çok önemli gelişmeye Türkiye’de Zafer Partisi dışında dikkat çeken, karşı çıkan, altını çizen hiç kimse olmadı. ABD, 13 Mart 2026 tarihinde yayınladığı bir notam ile askeri operasyonları bahane ederek Doğu Akdeniz hava sahasında KKTC’nin kuzeyi ve Türkiye’nin güneyindeki hava sahalarımızı gasp etme girişiminde bulundu. Yayınlanan notamda bölgedeki hava trafiğine, bölgede tek ve meşru otorite olan Ercan Havalimanı Hava Trafik Kontrol Merkezi yok sayılarak Lefkoşa Hava Trafik Kontrol Merkezi ile telsiz irtibatı kurmaları dayatıldı. Bu notam ile ABD’nin asıl amacı, Rum yönetiminin Adanın tamamının ve çevre denizlerin tek meşru hakimi olduğu fikrini dikte etmektir. KKTC’nin devlet varlığını, egemenliğini ve kurumlarını uluslararası alanda fiilen yok saymak demektir. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de, Mavi Vatan’da, şimdi de Gök Vatan’da, Antalya Körfezi’ne hapsetme girişimidir. Oysa KKTC, 21 Mart 1977’de Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı ve buna bağlı 225 üye ülkeye notamla bildirdiği gibi KKTC kuzeyinde hava sahası trafik kontrol düzenleme yetkisi Ercan Havalimanı Trafik ve Kontrol Merkezindedir. İstanbul’dan Ankara’dan KKTC’ye nasıl uçtuğumuzu zannediyorsunuz? Herhalde Lefkoşa havalimanıyla irtibat içerisinde değil. ABD’nin bu girişimi Türkiye ve KKTC’nin hava sahalarındaki egemenlik haklarına karşı bir saldırı ve işgal girişimidir. Zafer Partisi olarak KKTC’nin alınan ABD notamına karşı Kıbrıs’ın kuzeyindeki hava sahasında tek yetkili otorite olarak KKTC ve Ercan Havalimanı olduğu yönündeki karşı bildirisini destekliyoruz ve AK Parti hükümetini bu konuda daha aktif bir tutum almaya davet ediyoruz.

Rum-Yunan ikilisinin sinsi planları Doğu Akdeniz hava sahasıyla da sınırlı değil. ABD-İsrail-İran savaşını fırsat bilen Atina, Kerpe Adası’ndan sonra Semadirek adasına da Patriot hava savunma sistemleri yerleştirdi. Hatırlanacağı üzere daha önce Güney Kıbrıs Rum kesimine Fransız, İsrail, ABD askeri üsleri kuruldu, en son Yunan F-16’ları adaya indi. Gelinen aşamada Yunanistan’ın 1923 Lozan, 1947 Paris, 1959 Zürih Garanti Antlaşmasına aykırı saldırganlığı sadece kınama ile geçiştirilemez. Buradan AK Parti hükümetini uyarıyoruz. Türkiye’nin acilen alması gereken tedbirler şunlardır:

Türkiye’nin Kıbrıs’ta deniz ve hava üssü tesis etmesi.

Bozaada ve Gökçeada’da hava savunma, radar ve Hisar, Siper, S-400 füze sistemleri oluşturması.

1959 Zürih Garanti Antlaşması 3. madde, yani tek taraflı garantörlük müdahalesi hakkının saklı olduğunu ilan etmesi.

Konuyu NATO’nun gündemine getirip, NATO bağlamında veto etmesi.

Jetlerimizin artık tekrar Ege görevine çıkması.

Kıbrıs Adası etrafında ve Mavi Vatan sınırları, Münhasır Ekonomik Bölgemiz içinde yeniden petrol, doğalgaz arama faaliyetlerine başlaması, kararlılığımızın gösterilmesi bakımından önemli ve gereklidir.

Bunları seçimlere kadar iktidarda kalmaya devam edecek olan AK Parti’ye önemle altını çizerek ifade ediyoruz.

Değerli basın mensupları, kıymetli Zafer Partililer, görüldüğü üzere ABD, İsrail, İran savaşı başta Türkiye olmak üzere tüm bölgeyi ekonomik ve güvenlik bakımından olumsuz etkiliyor. Rum-Yunan sinsiliğiyle fırsatçılığı karşısında AK Parti iktidarının silik ve sessiz tavrı ve teslimiyetçi tutumu güvenlik riskleri ve tehditleri oluşturuyor. Oluşan bu tablo karşısında Türkiye’nin bugün İran’a ama İsrail’in eski Başbakanının Washington’da bir toplantıda Amerikalı düşünce kuruluşu yetkililerine söylediği ve Netanyahu’nun da her fırsatta dile getirerek Türkiye’yi tehdit ettiği g’electe Türkiye ikinci İran olacaktır’ söylemi ciddiye alınmalı ve gereken önlemler hızla yaşama geçirilmelidir.

Bu çerçevede Türkiye’nin vakit geçirmeden parlamenter demokratik sisteme geri dönmesi gerekiyor. Çünkü Soğuk Savaş sonrasında ABD’nin bütün dünyada saldırmış olduğu ülkeleri incelerseniz bunların hepsinin otoriter başkanlık rejimiyle yönetildiğini görürsünüz. Hiçbiri parlamenter demokrasiyle yönetilmiyor. Parlamenter demokrasi Türkiye için sadece bir siyasal sistem değil, aynı zamanda bir milli güvenlik rejimidir.

Diğer yandan Türk silahlı kuvvetlerinin oluşan riskler karşısında yeniden düzenlenmesi ve modernize edilmesi gerekiyor. Kuvvet Komutanlıkları hızla Genelkurmay Başkanlığı’na bağlanmalıdır. İran’a son saldırılarda ortaya çıkmıştır ki jandarmanın da TSK bünyesi içinde kalması gerekmektedir. Onun için jandarmanın TSK’ya bağlanması ve idari yönden İçişleri Bakanlığı’na bağlılığının devam etmesi gerekiyor. Askeri yargı tesis edilirken, GATA Gülhane Askeri Tıp Akademisi açılmalı ve askeri sağlık sistemi hızla kurulmalıdır.

ABD-İsrail-İran savaşları, İran’daki Afganların Mossad tarafından nasıl rahat devşirildiğini göstermiştir. Milli İstihbarat Akademisi’nin Ağustos 2025’te yayınladığı raporda Zafer Partisi’nin yıllardan beri dikkat çekmiş olduğu tehdit çok net bir şekilde ifade edilmiştir. Bu, yurt dışından gelip ülkemizin ekmeğini yiyen, suyunu içen milyonlarca insan içerisinden Mossad’ın ve diğer istihbarat servislerinin eleman devşirmesi daha kolaydır. Bu insanların artık vatanlarına dönmesinin vakti gelmiştir.

Keza son savaş göstermektedir ki hava savunma ve füze savunma sistemlerimizin geliştirilmesi gerekmektedir. Keza menzili 2000 kilometreye ulaşacak hipersonik füze imalatı geliştirilmek zorundadır. Ancak bunların imal yerleri ve stokları bugün olduğu gibi Ankara’nın çevresindeki ovalarda yapılamaz. Bu olağanüstü büyük bir tehdide açık bırakmak demektir. Bunların muhakkak çok güvenli şekilde coğrafya içine, dağlık bölgelerde dağların içerisine gizlenmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Türkiye’nin ana muharebe tankını, Altay’ı bir an önce motor sorununu çözerek üretime geçmesi gerekmektedir. Keza beşinci nesil savaş uçağı Kaan 4,5 ama beşinci nesil savaş uçağının motor meselesinin halledilerek üretime geçilmesi bir zorunluluktur. Türk Hava Kuvvetleri’nin yeni bir atılım içerisine girmesi, gök vatanın savunulması açısından bir zorunluluktur.

Siber vatan doktrini çerçevesinde siber savunma ve karşı tedbirler konusunda bir yeni siber ordu düzenlemesi TSK içerisinde gerçekleştirilmek zorundadır.

Hudutlarımıza yeniden mayın döşenmeli ve oluşturulacak müşterek hudut güvenlik komutanlığıyla kara, deniz ve hava sınırlarımızın güvenliği tek bir komuta altında ve eşgüdümle sağlanmalıdır. Türk milletinin gıda güvenliğini sağlamak için yarından itibaren köylerin canlanması için modern tarım tekniklerinin ziraatte uygulanması için harekete geçilmelidir.

“Türk Silahlı Kuvvetleri tarikat ve cemaatlerin ya da iktidarın değil, Türk milletinin ordusu olacak”

Biz Zafer Partisi olarak saydığımız bu tedbirler konusunda eylem planlarımızı hazırladık, dosyalarımızı oluşturduk. Milletimizin desteği ve teveccühüyle zafer iktidarında bir gün kaybetmeden AK Parti’nin kaybettiği 24 yılı telafi ederek onarıma başlayacağız. Böylece Türk Silahlı Kuvvetleri, dosta güven, düşmana korku veren yapısı ve teknolojik donanımlarıyla, tarikat ve cemaatlerin ya da iktidarın değil, Türk milletinin ordusu olacak. Yeniden Atatürk ideallerinin ordusu olacak.

Değerli basın mensupları, kıymetli vatandaşlarım, sevgili Zafer Partililer,

Yarın Ramazan Bayramı’nı hep birlikte idrak edeceğiz, kutlayacağız. Bayramları bayram gibi kutlayamadığımız bir dönemden geçerken hepinizin bayramını Zafer Partisi Genel Başkanı olarak içtenlikle kutluyor, daha güzel Ramazanlar ve daha güzel bayramlar göreceğimiz günlerin en kısa zamanda gelmesini Yüce Allah’tan diliyorum.”

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “NATO ittifakını nasıl bir ittifak olarak değerlendiriyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıt:

“NATO her şeyden önce çok büyük sarsıntılardan geçen bir ittifak. Anlamını yitirdiği düşünülen bir ittifak. Amerika Birleşik Devletleri’nin çıkacağını söylediği bir ittifak ama çıkmasının muhtemel olmadığı bir ittifak. NATO ittifakı birçok eylemde Türkiye’nin menfaatlerini gözetmeyen bir ittifak. Ama bütün bunlara rağmen Türkiye’nin NATO’da kalması, Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması anlamında da önemli. En azından Türkiye’ye karşı açık düşmanlıkların yapılamamasını sağlamak için içeride bulunmanın faydaları var. Ne zaman ki Türkiye kendi uçağını yüzde 100 yerli uçağını, milli uçağını yapar, yüzde 100 yerli ve milli tankını yapar, yüzde 100 Türk süpersonik füzelerini yapar, hava savunma sistemlerini yapar, o gün dünyanın değişen şartlarına göre tekrar bir durum değerlendirmesi yapılabilir. Bugün ise NATO ittifakı sarsılan ve sallanan bir ittifak olmakla birlikte Türkiye’nin ne olduğunu ne bittiğini içinden görmesi gereken bir askeri yapıdır.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Sizi ittifak ziyaretlerinde az görüyoruz, ittifaka bakış açınız nedir?” sorusuna verdiği yanıt:

Biz daha çok partileri değil, millete ziyaret ediyoruz ve sürekli Türkiye’yi dolaşıyoruz. İlçe ilçe dolaşıyoruz. Bu yıl 90 ilçe ziyaret etmişim arkadaşlar tespit etmişler. Ramazan’da da 13 il ziyareti gerçekleştirdim. Özetle şu anda yapmamız gereken şey Zafer Partisi olarak programımızı seçmene anlatmak için sahada olmak. Bu sadece benim sahada olmam değil, Genel Başkan Yardımcılarımızın, Genel İdare Kurulu Üyelerimizin, İl ve İlçe Başkanlarımızın da sahada olması anlamına geliyor. Muhakkak seçimlerin yaklaştığı bir aşamada, siyasal sistemin ittifak dayatması çerçevesinde biz de seçim ittifakı yapabileceğimiz bazı siyasi partilerle bir araya geleceğiz. Ama bugün için henüz çok erken. Evet, söylediğiniz gibi diğer partiler arasında bazı nezaket ziyaretleri yapılıyor, görüşmeler yapılıyor. Ama onların da içinin çok dolu olmadığını, siyasette 24 saatin çok uzun olduğunu ve bugün için sonuca ulaşmayacak ziyaretler olduğunu düşünüyoruz.”

“TBMM’DEKİ KOMİSYON ÜYELERİ GELSİNLER, O YAZMIŞ OLDUKLARI RAPORU BURADA ŞEHİT AİLELERİNE SORSUNLAR, ACABA KABUL EDİLECEK Mİ?”

Ümit Özdağ, Ankara Cebeci Askeri Şehitliği’nde kahraman şehitlerimizin kabrini ziyaret etti. Şehit aileleriyle bayramlaştı ve basın açıklaması yaptı.

Cebeci’de şehitlikteyiz. Şehitlerimizi ziyaret ettik, dua ettik. Aileleriyle hem bayramlaştık hem taziyelerimiz ilettik. Burada şehit yatan askerlerimiz, komutanlarımız Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini, bütünlüğünü sağlamak için hayatlarını verdiler. Ancak, bayramdan sonra TBMM’ye getirilecek olan Anayasa ve yasa değişikliği teklifleri bu şehitlerimizin hayatlarını verdikleri Türkiye Cumhuriyeti, milli üniter laik devletini, toprak bütünlüğünü, millet bütünlüğünü tehlikleye atacak değişiklikler.

Bu insanlar şehit olurken terörist örgütle hayatları pahasına mücadele ederken sonucun böyle olacağını bilebilirler miydi? Bir de TBMM’deki komisyon üyeleri gelsinler o yazmış oldukları raporu burada şehit ailelerine sorsunlar, acaba kabul edilecek mi?

Şehitlerimizin, gazilerimizin, Jandarma GeneL Komutanlığının, Emniyet Genel Müdürlüğünün, Milli İstihbarat Teşkilatının, Adalet Bakanlığının kısaca bütün Türk Devlet bürokrasisinin ve Türk milletinin yıllarca terörle mücadele ederek terörist örgütü çökerttiği, çözdüğü noktada şimdi narkoterörist örgütün taleplerinin kabul edildiği ve bunların yasal bir sürecek sokulduğu ortama giriyoruz.Zafer Partisi olarak bu yapılanları kabul etmeyeceğiz, etmiyoruz ve mücadeleye devam edeceğiz.

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup