Biz kimin nesiyiz? (Köşe yazısı)

Mustafa TEMİZER

İnsanların, cemaatlerin ve teşkilatların, partilerin ne söylediği, ne yapacağı, nasıl yaşayacağı, hangi safta olduğu değil Hak’tan, doğruluktan yana olup olmadığına bakmak gerektiği halde toplum (milletvekilleri dahil), dini ve milli söylemlerine inanarak birileri tarafından seçilenleri, görevlendirilenleri destekliyor, onların istediği doğrultuda hareket ediyor.

Toplumda oluşturulan algı operasyonları ile millet onların alternatifinin olmadığını düşünüyor. Topluma onlara itiraz etmenin, eleştirmenin doğru olmadığı empoze ediliyor. Toplum, aleyhine de olsa yapılanlar sorgusuz sualsiz kabul ediliyor.

Tüm dini ve milli değerlerimiz istismar edilip siyasi malzeme yapılıyor itiraz etmiyoruz. Dindarlık, adalet, kalkınma, milli irade, milliyetçilik, halkçılık, demokratlık, cumhuriyetçilik, gelecek, vefa, özgürlük ve barış söylemleriyle millet aldatılıp ayrıştırılıyor itiraz etmiyoruz. Toplumun temeli olan aile yapımız, ahlaki yapımız çökertiliyor itiraz etmiyoruz.

Milli mücadele ile elde ettiğimiz kazanımlarımız elimden alınıyor itiraz etmiyoruz. Cumhuriyetle birlikte başlatılan tam bağımsızlık, gelişme ve kalkınma hamlelerinden birer birer vazgeçiliyor itiraz etmiyoruz. Ekonomik bağımsızlığımızın teminatı olarak kurulan fabrikalar özelleştirme adı altında kapatılıyor itiraz etmiyoruz. “50 milyon dolar bulamadık diye tank fabrikamızı Katar’a verirken sırf köprü müteahhidine her yıl havadan 500 milyon dolar ödeniyor. İtiraz etmiyoruz.

Din, devlet, toplum ilişkisi bozuluyor. Torpil, adam kayırma, rüşvet almış başını gidiyor itiraz etmiyoruz.  Hz. Peygamber’in İş, ehil olmayana verilince kıyameti bekle”  (Buhari ) uyarısına rağmen iş ehline verilmiyor. İtiraz etmiyoruz. Bireylerin birbirine, devlete, devlet kurumlarına; yargıya, adalete … güveni kalmıyor itiraz etmiyoruz.

Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin.(Bakara: 278). Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz. (Bakara: 279) gibi defalarca yapılan uyarılara rağmen faiz ve faiz politikasından vazgeçilmiyor itiraz etmiyoruz.

(Allah) size, sadece ölü hayvanı kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da aşmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir. (Nahl :115) uyarısına rağmen domuz eti kasaplık et olarak kabul ediliyor itiraz etmiyoruz. Biz kimin nesiyiz? Allah’ın kulu mu, Seçilmişlerin kölesi mi?

İstanbul’a ihanet ettiklerini itiraf ediyorlar ses çıkarmıyoruz.  Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı olan devletin hazinesi adeta yağmalanıyor. “Köprüleri tünelleri milletin cebinden tek kuruş çıkmadan yaptık” dendiği halde köprülere tünellere dolar bazında geçiş garantisi veriliyor. Hiç kullanmasak bile 25 yıl bu parayı ödeyeceğimiz halde itiraz etmiyoruz.

“Dünyada geçmediği köprüye, girmediği tünele, uçmadığı havalimanına sokağa çıkma yasağında bile para ödeyen tek toplum biz olduğumuz halde itiraz etmiyoruz.

“Milletin cebinden tek kuruş çıkmadan Kütahya’ya havalimanı yapıldığı söyleniyor ama  müteahhide her yıl 1 milyon 300 bin kişi uçacak garantisi veriliyor. Sadece sekiz bin kişi uçuyor, her yıl uçmayan 1 milyon 292 bin kişinin parasını cebinden tek kuruş çıkmayacağı söylenen millet ödüyor. İtiraz etmiyoruz.

Ankara tren garı için yılda beş milyon yolcu garantisi verilmiş ama 740 bin kişi gelmiş, trene binmeyen, gara bile gelmeyen 4 milyon 260 bin kişinin parasını cebinden tek kuruş çıkmayacağı söylenen millet ödüyor. İtiraz etmiyoruz.

Bu şartlarda yap işlet devret modeliyle gerçekleşen projelerde uyuşmazlık halinde Türk mahkemeleri değil; uluslararası yabancı mahkemeler yetkili kılınıyor. Bu paraların milletten söke söke alınacağı söyleniyor itiraz etmiyoruz.

Açılım, barış süreci… adıyla PKK ile masaya oturulup milletten gizli anlaşmalar yapılıyor, PKK’yı destekleyen ülkelerin projelerine ortak olunuyor itiraz etmiyoruz. Genişletilmiş parlamenter sistem ve demokratikleşme adı altında PKK ve destekçileriyle milletten gizli işbirliği yapılıyor itiraz etmiyoruz. Yalan söyleniyor, söz verildiği halde sözünde durulmuyor, temel gıda ve ihtiyaç maddelerine zam üstüne zam yapılıyor itiraz etmiyoruz…

Ortaya konanların kim tarafından konduğu, niyetlerinin ne olduğundan çok doğruluğu ve yanlışlığı; her iki durum için gereğinin yapılıp yapılmadığı önemli olduğu halde gereğinin yapılmadığını görüyor ama itiraz etmiyoruz.

Sedat Peker’in somut örneklerle anlattıklarına inanmıyoruz. Allah ile aldatıldığımıza, memleketimizin kara para tabakhanesi haline getirildiğine inanmıyoruz. Ülkeye servetinin kaynağı belirsiz siyasi gücü elinde bulunduran birkaç kişilik grubun çöreklendiğine inanmıyoruz. Ülkeye uyuşturucu baronlarının üşüştüğüne, ithal mafyaya vatandaşlık verildiğine, Hıristiyan Mormon tarikatına bile peşkeş çekildiğine inanmıyoruz. Organize suç örgütleriyle iş birliği yapıldığına inanmıyoruz.

Bize pembe tablolar çizenlerin dindarlık ayaklarına yatarak birilerini baş tacı ettiğine inanmıyor ve itiraz etmiyoruz. İktidar ve muhalefet adeta el ele ülkeyi, sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel buhrana birlikte sürüklüyor. İtiraz etmiyoruz.

Biz kimin nesiyiz? Allah’ın kulu mu, Seçilmişlerin kölesi miyiz? Ne yaparlarsa itiraz edeceğiz? Hiç itiraz etmeyecek miyiz? İtiraz etmemiz, onları uyarmamız için daha hangi yanlışı yapmalarını bekliyoruz? Ne yaparlarsa itiraz edeceğiz?..

Hiçbir problem sebepsiz olmadığı gibi çözümsüz de değildir. Sebep biz değil miyiz?İş, ehil olmayana verilince kıyameti bekle” buyrulmuyor mu? Siyasette, ekonomide, eğitimde, sanayide… olumsuzluk yaşanan her alanda işin ehil ellerde olmadığı görülmüyor mu? İşi ehline vermeyerek problemlere sebep olan biz değil miyiz? Sebep cumhuriyetten beri sorumluluk makamındakilerin ehliyetsiz ve liyakatsizliği değil mi?

Tüm sıkıntılarımızın çözümü için partizanlıktan, körü körüne taraftarlıktan kurtulmak zorundayız. Düşünmek, akletmek, sorgulamak zorundayız. Mevcut siyasi anlayışı terk etmek Dün kara dediğine bugün ak diyenlere; dün ak dediğine bugün kara diyenlere yeter artık demek doğruların yanında yer almak zorundayız.

Elli yıldan beri doğrularından zerrece sapmayan, ülke meselelerine sürekli çözümler üretip milleti, iktidar ve muhalefeti uyaran, “ Milletim Uyan! Varlığın, birliğin, geleceğin tehlikede! Yeniden Milli Mücadele! ” Milli birliği sağlamadan hiçbir sorunumuzu çözemeyiz! çağrısında bulunan, birlik olmanın, ittifak etmenin şartlarını açıkça ortaya koyan milli kadroların (Yeniden Milli Mücadelecilerin, Millet Partisinin) çağrısına kulak vermemiz, Milli mücadele ruhuyla el ele gönül gönüle vermemiz gerekmez mi?

” İştirak etmediğimiz çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.” Milletimizin ve yöneticilerimizin uyanması basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Türkçe münasebetiyle IV (Köşe yazısı)

“DİL DEVRİMİ”, “UYDURUKÇA DİL” İLE NİÇİN VE NASIL BAŞLADI VE ATATÜRK BUNDAN NEDEN VAZGEÇTİ? Süleyman …