Sağlık

Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası, Kalp yetersizliğinde erken tanı, Deprem bölgesinde Psikososyal Destek Projesi, Özkan, Curasept Türkiye’de, AIFD Sağlık Politikaları Müdürü, Buzağılarda Erken Dönem Besleme,

LÖSEV’İN ÖNDERLİĞİNDE ULUSLARARASI LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HAFTASI COŞKUYLA KUTLANDI!

LÖSEV’in öncülüğünde düzenlenen ve her yıl lösemiyi yenmiş çocukları bir araya getiren Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında Uruguay, KKTC, Bulgaristan, Hırvatistan ve Moğolistan başta olmak üzere birçok ülkeden ağırlanan çocuklar hafta boyunca etkinliklere katıldı.
Her yıl Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı LÖSEVtarafından dünyadaki lösemi vakalarına dikkat çekmek ve lösemili çocuklaramoral olmak amacıyla Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası düzenleniyor. Buyıl 25.’si düzenlenen hafta, farklı ülkelerden gelecek lösemiyi yenmiş çocukları,Türkiye’de aynı kaderi paylaşan çocuklarla buluşturdu. 11-16 Mayıs haftasında gerçekleştirilen etkinliklerin ilk durağı Bursaoldu. Bursa’da bulunan LÖSEV Lösemili Çocuklar Bilim ve Doğa Köy Enstitüsü’nde düzenlenen hoş geldinizresepsiyonu ile farklı ülkelerden gelen çocuklar ilk kez bir araya geldi.Ardından Bursa’nın önemli tarihi ve kültürel noktaları gezildikten sonra,programa Mudanya ziyareti ile devam ettiler.

Son rotaları İstanbul olan çocuklar CurioCollection by Hilton’da ağırlanarak Millet Bahçesi ve Kız Kulesi gibi şehrinsimge noktalarına ziyaretlerde bulundular. İstanbulLütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonundayurt dışından gelen çocuklar için birbirinden farklı keyifli etkinliklerdüzenlendi.

Haftanın son durağı ise İstanbul BağdatCaddesi’nde gerçekleşen farkındalık korteji oldu. Kortej başlamadan sahne alanLÖSEV Gönüllü Korosu ve Gönüllü Dans Kulübü katılımcılara keyifli anlaryaşattı. Korteje klasik otomobillerden vosvoslara, motor ve bisikletgruplarından yüzlerce gönüllüye kadar geniş bir katılımla düzenlenen korteje,lösemi tedavisini başarıyla tamamlamış çocuklar ve aileleri de eşlik etti. Okulve kurumlardan katılan gönüllülerin kostümleriyle katıldığı yürüyüş, CarnavalTurko ekibinin coşkulu bir bandosu eşliğinde lösemiye karşı farkındalık vedayanışma mesajıyla devam etti. Kortej sonrasında ise Bedri Usta’nın evsahipliğinde düzenlenen veda yemeği ile yurt dışından gelen çocuklar unutulmazanılarla ülkelerine döndüler.

LÖSEVUluslararası İlişkiler Koordinatörü Arzu Celalifer : “Amacımız Lösemiye DikkatÇekmek” Diyerek Şunları Söyledi:

“Dünyagenelinde her yıl yaklaşık 400 bin çocuk ve genç kansere yakalanıyor. Lösemiise çocukluk çağı kanserleri arasında en yaygın türlerden biri olarak öneçıkıyor. Biz, LÖSEV olarak löseminin sınır tanımayan bir hastalık olduğugerçeğinden hareketle dünyada ses getirebilecek farkındalık çalışmalarımızısürdürüyoruz. Her yıl mayıs ayında, Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlediğimizUluslararası Lösemili Çocuklar Haftası ile dünya genelinde farkındalıkoluşturmayı hedefliyoruz. Bu yılkitemamız ise ‘Dünyada Lösemi ve Kanser Artıyor, Çocuklarımızı Korumalıyız.’ Çünkübiliyoruz ki erken tanı, doğru tedaviye erişim ve güçlü bir toplumsal destekile çocuklarımızı korumak mümkün. Tüm çocukların sağlıklı, kansersiz birgeleceğe ulaşabilmesi için gerekli adımların atılması ve toplumun bu konudadaha duyarlı olması büyük önem taşıyor.”

Kalp yetersizliğinde erken tanı ve doğru hastalık yönetimi yaşam kalitesini etkiliyor
Dünya genelinde 64 milyon kişiyi etkileyen[1] ve Türkiye’de Batı ülkelerine kıyasla yaklaşık 10 yıl daha erken görülen kalp yetersizliği[2], yaşlanan nüfus ve artan kronik hastalıklarla birlikte ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geliyor.¹ Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, AstraZeneca Türkiye ve Roche Diagnostik Türkiye, Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası vesilesiyle yaptıkları açıklamada, toplumsal farkındalığın artırılması ve çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu zannedilen semptomların ciddiye alınarak sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.
Dünya genelinde yaklaşık 64 milyon kişiyi etkileyen kalp yetersizliği¹, toplumların yaşlanması, diyabet, hipertansiyon, obezite ve kronik böbrek hastalığı gibi risk faktörlerinin¹ artmasıyla giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. Türkiye’de ise güncel ulusal araştırmalara göre 2016-2022 döneminde 2,7 milyondan fazla kişiye kalp yetersizliği tanısı konulduğu bildiriliyor.[3] Her yıl Mayıs ayının ikinci haftası olarak belirlenen “Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası” kapsamında uzmanlar, hastalığın erken tanısının, düzenli takibin ve tedaviye uyumun yaşam kalitesi ve sağkalım açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Kalp yetersizliği, kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu kan ve oksijeni yeterli düzeyde pompalayamamasıyla ortaya çıkan ciddi bir klinik tablo. Nefes darlığı, özellikle yatarken solunum güçlüğü, ayak, bacak, bilek veya karında şişlik, hızlı kilo artışı, halsizlik ve çabuk yorulma gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor[4]. Güncel veriler, kalp yetersizliğinin bireyler ve sağlık sistemleri üzerindeki yükünün giderek arttığını ortaya koyuyor. HFSA 2025 raporuna göre sadece ABD’de yaşam boyu kalp yetersizliği gelişme riski yüzde 24’e yükselmiş[5] durumda. Bu da yaklaşık her dört kişiden birinin yaşamının bir döneminde kalp yetersizliğiyle karşılaşabileceği anlamına geliyor.
Türkiye verileri de hastalığın önemini ortaya koyuyor. 2016-2022 yıllarını kapsayan TRends-HF çalışmasına göre 2022 yılının sonunda Türkiye’de kalp yetersizliğinin görülme sıklığının yaklaşık yüzde 2,1 olduğu, yılda her 1000 kişiden yaklaşık 3 ila 6’sında yeni kalp yetersizliği vakaları ortaya çıktığı ve söz konusu yıllar arasında ülkemizde yaklaşık 2,7 milyon hastaya kalp yetersizliği tanısı konulduğu tahmin ediliyor.[6] Ayrıca araştırmaya göre 20 yaş altındaki bireylerde kalp yetersizliğine en sık eşlik eden hastalıklar doğuştan kalp hastalıkları ve kansızlık (anemi) iken, yetişkinlerde en sık eşlik eden hastalıklar yüksek tansiyon ve damar sertliğine bağlı kalp-damar hastalıkları. Çalışmada, Türkiye’de kalp yetersizliği başlangıcının Batı ülkelerine kıyasla 8-10 yıl daha erken yaşlarda görülebildiğine de dikkat çekiliyor.
Türkiye’de kalp yetersizliğinin giderek daha erken yaşlarda görülmesi ve milyonlarca insanı etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkması, bu alanda farkındalık çalışmalarının ve paydaşlar arası iş birliklerinin önemini daha da artırıyor. Bu doğrultuda, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, AstraZeneca Türkiye ve Roche Diagnostik Türkiye; kalp yetersizliği alanında farkındalığın artırılmasına, erken tanının önemine dikkat çekilmesine ve sağlık ekosistemine katkı sağlayacak ortak projelerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor.
“Kalp yetersizliğinde erken tanı, tedaviye uyum ve düzenli takip çok önemli”
Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası vesilesiyle önemli açıklamalarda bulunan Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Temizhan, “Kalp yetersizliği, yalnızca kalbi değil, hastanın günlük yaşamını, hareket kapasitesini, psikolojisini ve sosyal hayatını da etkileyen ciddi ve kronik bir hastalık. Nefes darlığı, çabuk yorulma, bacaklarda şişlik ve günlük aktivitelerde belirgin kısıtlanma gibi belirtiler çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu sanılabiliyor. Oysa bu belirtiler kalp yetersizliğinin habercisi olabilir. Hastalığın erken dönemde tanınması, hastaların kardiyoloji uzmanına zamanında yönlendirilmesi, kılavuzlara uygun tedaviye başlanması ve düzenli takip, hastane yatışlarını azaltmada ve yaşam kalitesini artırmada büyük önem taşıyor. Kalp yetersizliğiyle mücadelede en önemli konulardan biri, hastaların belirtileri ciddiye alması ve tedavilerini hekimleriyle birlikte sürdürülebilir şekilde yönetmesidir. Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması, hastaların doğru bilgiye ulaşması ve hekim-hasta iletişiminin güçlenmesi, kalp yetersizliği yönetiminde başarıyı doğrudan etkiliyor.” dedi.
“Başarı için toplumun bilinçlenmesi de gerekiyor”
AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç ise konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Bilimin sınırlarını zorlayarak yaptığımız yenilikler ile kronik hastalıklarla yaşayan bireylerin daha sağlıklı bir yaşama ulaşmasına katkı sunmayı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Hastaların erken tanıya, doğru bilgiye ve tedaviye erişimini desteklemek için sağlık profesyonelleri, uzmanlık dernekleri, kamu kurumları ve sağlık ekosisteminin tüm paydaşlarıyla iş birliği içinde çalışmayı önemsiyoruz. Kalp yetersizliğiyle mücadelede de başarıyı yalnızca tedavi seçenekleriyle sınırlamak yanlış olur. Toplumun bilinçlenmesi, risk altındaki bireylerin erken dönemde tespit edilmesi, hekim-hasta iletişiminin güçlenmesi ve sağlık sisteminin tüm basamaklarında koordineli bir yaklaşımın benimsenmesi de gerekiyor. Türkiye’de 27 yıldır faaliyet gösteren bir şirket olarak, ‘hastalar önceliğimizdir’ anlayışıyla teknoloji, veri ve bilimin gücünden yararlanarak kronik hastalıklarla yaşayan bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve sağlık hizmetlerini daha da güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.”
“Kalp yetersizliğinde erken ve doğru tanı hem hastaları hem de sağlık sistemini destekliyor”
Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü Nazli Sahafi ise açıklamasında şunları söyledi: “Kalp yetersizliği gibi kronik hastalıklarda erken tanı ve doğru hastalık yönetimi, hastalığın seyrini değiştirebilecek en kritik unsurlar arasında yer alıyor. Tanı süreçlerinin güçlendirilmesi, veriye dayalı karar mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve sağlık sisteminin tüm basamaklarında entegre bir yaklaşımın benimsenmesi hem klinik sonuçların iyileştirilmesi hem de sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Erken tanıyı mümkün kılan yaklaşımlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın yanı sıra hastaneye yatışların azaltılmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına da katkı sunuyor. Roche Diagnostik Türkiye olarak bilimin ve teknolojinin gücünden yararlanarak güvenilir ve yenilikçi tanı çözümleri geliştirmeye, kurduğumuz güçlü iş birlikleriyle hasta yolculuğunun her aşamasında değer yaratmaya devam ediyoruz. Amacımız, sağlık sistemlerinin daha proaktif ve bütüncül bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayarak, daha fazla hastanın yüksek kaliteli ve güvenilir tanıya zamanında ulaşabilmesini desteklemek.”

MSD ve TOG’dan deprem bölgesindeki gençlere Psikososyal Destek Projesi
MSD Türkiye ve Toplum Gönüllüleri Vakfı, 6 Şubat depremlerinden etkilenen 18–25 yaş arası gençlerin psikososyal iyileşme sürecini desteklemek amacıyla Psikososyal Destek Projesi’ni hayata geçirdi. Proje kapsamında 50 gence bire bir danışmanlık, bin gence online eğitim sağlanacak.
MSD Türkiye ve Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG), 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen gençlerin iyileşme sürecine katkı sunmak amacıyla Psikososyal Destek Projesi’ni başlattı. Proje kapsamında, afet sonrası dönemde psikolojik iyi oluşu desteklemek ve gençlerin dayanıklılığını güçlendirmek hedefleniyor.
50 gence bire bir destek, bin gence online eğitim
Proje kapsamında özellikle depremden etkilenen 18–25 yaş arası 50 gence bire bir psikososyal destek sağlanacak. Bunun yanı sıra bin gence afet ve kriz dönemlerinde psikolojik sağlık konularında online eğitim ve webinarlar sunulacak.
Depremlerin üzerinden zaman geçmiş olsa da etkilenen bölgelerde psikososyal destek ihtiyacı önemini koruyor. Uzun vadeli iyileşme sürecinde gençlerin güçlenmesi, başa çıkma mekanizmalarının desteklenmesi ve toplumsal dayanıklılığın artırılması kritik bir rol oynuyor. Proje, gençlerin yeniden bağ kurmalarına, duygusal dayanıklılık geliştirmelerine ve iyileşme sürecini daha sağlıklı yönetmelerine katkı sunmayı amaçlıyor.
25 genç eğiticinin eğitimi tamamlandı
Bugüne kadar, İstanbul’da “Afetlerde Psikososyal Destek Genç Gönüllü Eğitimi” gerçekleştirildi. Psikoloji ile rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanlarından mezun 25 genç ruh sağlığı uzmanı; travma sonrası destek, psikososyal ilk yardım ve saha hazırlığı başlıklarında hem teorik hem uygulamalı eğitim aldı. Eğitimlerini tamamlayan ekip, sahada gençlere bire bir destek vermek üzere hazır hale geldi.
MSD Türkiye Hasta Erişim ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Uğur Akpamuk, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Depremin etkileri yalnızca fiziksel yıkımla sınırlı değil; gençlerin hayatlarında derin ve uzun vadeli izler bırakabiliyor. Bu nedenle psikososyal destek, iyileşme sürecinin en kritik bileşenlerinden biri. Toplum Gönüllüleri Vakfı ile hayata geçirdiğimiz bu proje aracılığıyla, gençlerin yalnız olmadıklarını hissetmelerini, dayanıklılıklarını güçlendirmelerini ve geleceğe daha umutla bakabilmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz. Uzun vadeli toplumsal iyileşmenin gençlerin güçlenmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz.”
Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Seçkin Karataş ise şu değerlendirmede bulundu: “Toplumsal iyileşme, birlikte atılan kararlı adımlarla ivme kazanır. MSD Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık, gençlerin sadece bugününe değil, geleceklerine yönelik bir güven yatırımı. TOG olarak gençlerin yanında olmak ve onlara alan açmak her zaman önceliğimiz; bu proje de bu hedefimizin en somut göstergelerinden biri. Psikososyal desteği, bir toplumun dayanıklılığını artıran en temel unsurlardan biri olarak görüyoruz ve bu desteği kalıcı hale getirmek için birlikte hareket ediyoruz.”

İtalya’nın 1 Numaralı Ağız ve Diş Sağlığı Markası Curasept Türkiye’de

Ağız ve diş sağlığına yönelik bilinç her geçen gün artarken, bu alandaki yenilikçi ve bilimsel çözümler de daha fazla önem kazanıyor. Türkiye’nin köklü ilaç ve sağlık ürünleri şirketlerinden Genotek İlaç, İtalya’nın güvenilir ağız bakım markalarından Curasept’i Türkiye pazarıyla buluşturuyor.

Bu iş birliğiyle birlikte hem tüketiciler hem de diş hekimleri; klinik deneyimle şekillenmiş, bilimsel temellere dayanan ağız bakım çözümlerine daha kolay erişim imkanı elde edecek.

“Amacımız, dünya standartlarında çözümleri erişilebilir kılmak”

Genotek İlaç CEO’su Birol Taşkara, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’de ağız ve diş sağlığına verilen önem her geçen gün artıyor. Genotek İlaç olarak, bu alanda İtalya’nın güven duyulan marka lideri Curasept’i ülkemize kazandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Amacımız hem tüketicilere hem de diş hekimlerine dünya standartlarında çözümler sunmak.”

Bilimsel yaklaşım, klinik deneyim

İtalya’da uzun yıllara dayanan araştırma ve geliştirme çalışmalarıyla geliştirilen Curasept; özellikle diş hekimleri ve periodontologlar tarafından tercih edilen bir marka olarak öne çıkıyor.

Aktif içerik olarak klorheksidin kullanımındaki uzmanlığıyla bilinen marka; diş eti hassasiyetleri, ağız içi bakım ihtiyacı ve cerrahi sonrası bakım süreçlerine yönelik ürünleriyle dikkat çekiyor. Bugün 30’dan fazla ülkede yer alan Curasept, bilimsel yaklaşımını global ölçekte tüketicilerle buluşturuyor.

Gökhan Özkan, AIFD Sağlık Politikaları Müdürü Oldu

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nda (TİTCK) bugüne kadar çeşitli görevlerde önemli çalışmalara imza atan Mol. Bio. Gökhan Özkan, Nisan 2026 itibarıyla Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) Sağlık Politikaları Müdürü oldu.

Türkiye’de yenilikçi ilaçlara ve tedavilere erişimi hızlandırmak ve Türkiye’nin ilaç araştırma ve geliştirme alanındaki küresel rekabet gücünü artırmak için faaliyet gösteren Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği, sağlık politikaları alanındaki kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Nisan ayı itibarıyla AIFD Sağlık Politikaları Müdürlüğü görevine atanan Mol. Bio. Gökhan Özkan, yeni görevinde çalışmalarını AIFD Sağlık Bilim Politikaları Stratejik Yönetim Komitesi kapsamında yürütecek ve AIFD Genel Sekreter Yardımcısı’na rapor verecek. Klinik araştırmalar, ileri tedavi tıbbi ürünleri (ATMP), ilaç-tıbbi cihaz kombinasyon ürünleri, doku-hücre ürünleri ve tıbbi cihazlara ilişkin düzenleyici çerçevelerdeki güçlü deneyimiyle Gökhan Özkan, derneğin sağlık politikaları öncelikleri ekseninde yürüttüğü savunuculuk çalışmalarının bilimsel ve düzenleyici temelini güçlendirecek; AIFD’nin uluslararası standartlarla uyumlu politika önerilerine katkı sağlayacak.

Buzağılarda Erken Dönem Besleme Yaşam Boyu Performansı Belirliyor

Buzağılar yaşamlarının ilk haftalarında doğal koşullarda günde 10–12 litre süt tüketebiliyor. Ancak geleneksel besleme programlarında bu miktar çoğu zaman yaklaşık 6 litreyle sınırlandırılıyor. Bilimsel araştırmalar ise günlük 8–10 litre süt tüketiminin bağışıklık gelişimini desteklediğini, bağırsak olgunlaşmasını hızlandırdığını ve erken dönem büyümeyi güçlendirdiğini ortaya koyuyor. LifeStart çalışmaları, yüksek yağ alımıyla desteklenen buzağılarda ölüm oranlarının düştüğünü, sağlık direncinin arttığını ve tıbbi müdahale ihtiyacının azaldığını gösteriyor. Erken dönem buzağı beslemesinde maliyet odaklı geleneksel yaklaşımların ötesine geçen yeni nesil modeller ise dayanıklılığı merkeze alarak bağırsak sağlığını, güçlü bağışıklığı ve yaşam boyu verimliliği destekleyen bilim temelli çözümlerle daha sürdürülebilir bir hayvancılık anlayışını öne çıkarıyor.

Hayvancılık sektöründe erken dönem buzağı beslemesine yönelik bilimsel araştırmalar, geleneksel maliyet odaklı yaklaşımların yerini giderek dayanıklılık ve yaşam boyu performans odaklı yeni nesil besleme modellerine bıraktığını ortaya koyuyor. Özellikle süt döneminde uygulanan besleme stratejilerinin, buzağıların bağışıklık gelişiminden bağırsak sağlığına, büyüme performansından uzun vadeli verimliliğe kadar birçok alanda belirleyici rol oynadığına dikkat çeken araştırmalar, bilimsel temelli “Dayanıklılık için Besleme” yaklaşımının buzağı yetiştiriciliğinde yeni bir dönemin kapısını araladığını gösteriyor. Bu yaklaşım, süt dönemini yalnızca bir besleme süreci değil; sağlıklı ve dayanıklı bir yaşamın temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresi olarak ele alıyor.

Buzağıların gerçek biyolojik ihtiyaçlarına odaklanmak gerekiyor

Uzun yıllar boyunca buzağı besleme programlarında temel öncelik maliyet kontrolü ve erken dönemde sınırlı süt tüketimi oldu. Ancak günümüzde ortaya çıkan bilimsel veriler, bu yaklaşımın buzağıların gelişimin en kritik döneminde fizyolojik ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamadığını ortaya koyuyor. Yaşamın ilk haftalarında genç buzağılar fonksiyonel olarak tek mideli canlılar gibi davranıyor ve doğal koşullarda günlük 10–12 litre süt tüketebiliyorlar. Buna karşın geleneksel programlarda günlük yaklaşık 6 litre sütle sınırlandırılan besleme uygulamaları ciddi bir besin kısıtlaması yaratabiliyor. LifeStart araştırmaları ise buzağıların fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için günlük 8 litrenin üzerinde süt verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Yapılan çalışmalar, günlük 8–10 litre aralığındaki süt tüketiminin bağışıklık gelişimini desteklediğini, bağırsak olgunlaşmasını hızlandırdığını ve erken dönem doku gelişimini teşvik ettiğini gösteriyor. Erken dönemde doğru beslenen buzağıların daha dayanıklı oldukları, daha verimli büyüdükleri ve yaşam boyu performans açısından daha güçlü sonuçlar ortaya koydukları belirtiliyor.

Yağ kalitesi buzağı sağlığında kritik rol oynuyor

Erken dönem beslenmede yalnızca süt miktarı değil, enerji ve yağ kalitesi de kritik önem taşıyor. Genç buzağılar çok sınırlı enerji rezerviyle dünyaya geliyor ve bu rezervlerin özellikle erken yaşam döneminde hızlı şekilde oluşturulması gerekiyor. Çünkü enfeksiyonlar, metabolik stres veya sütten kesme gibi zorlu süreçlerle başa çıkabilmeleri için güçlü enerji rezervlerine ihtiyaç duyuyorlar. Bu nedenle yağ, Dayanıklılık için Besleme yaklaşımının merkezinde yer alıyor. Araştırmalar, sıvı besleme yoluyla daha yüksek yağ alımı sağlayan buzağılarda ölüm oranlarının düştüğünü ve sağlık direncinin güçlendiğini gösteriyor. Ancak piyasadaki birçok süt ikamesi ürünü, tam yağlı süte kıyasla önemli ölçüde daha düşük yağ oranı içeriyor. Üstelik süt miktarının da sınırlandırılması durumunda buzağı hem enerji hem de fonksiyonel yağ açısından çifte kısıtlamaya maruz kalıyor. Oysa yağ yalnızca bir enerji kaynağı değil; aynı zamanda bağırsak gelişimi, epitel bütünlüğü ve bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili fonksiyonel bileşenler içeriyor. İnek sütü yağında doğal olarak bulunan kısa ve orta zincirli yağ asitleri, geleneksel bitkisel yağ karışımlarında çoğunlukla yer almıyor. Bu nedenle geliştirilen yeni nesil süt ikamesi formülasyonları, süt yağının biyolojik özelliklerini yeniden kazandırarak gastrointestinal olgunlaşmayı ve metabolik stabiliteyi desteklemeyi hedefliyor.

Yüksek süt beslemesi ile sağlıklı rumen gelişimi birlikte mümkün

Bağırsak gelişimi, buzağıların genel sağlık direncinin merkezinde yer alıyor. Bağırsak yalnızca besin emiliminin gerçekleştiği bir organ değil; aynı zamanda bağışıklık sisteminin en önemli merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yetersiz enerji alımı bağırsak gelişimini olumsuz etkilediğinde, buzağılar hem bağırsak hem de solunum yolu hastalıklarına karşı daha savunmasız hale geliyor. LifeStart araştırmaları; iyileştirilmiş süt beslemesi ve fonksiyonel yağ teknolojileriyle desteklenen süt ikamelerinin bağırsak bütünlüğünü güçlendirdiğini, tıbbi müdahale ihtiyacını azalttığını ve özellikle solunum yolu tedavilerine duyulan ihtiyacı düşürdüğünü gösteriyor. Bu durum, bağırsak ve akciğer sağlığı arasındaki güçlü biyolojik bağlantıyı da ortaya koyuyor. Ayrıca yüksek süt tüketiminin rumen gelişimini geciktirdiğine yönelik yaygın görüşün aksine, doğru sütten kesme stratejileri uygulandığında yüksek süt beslemesi ile sağlıklı rumen gelişiminin tamamen uyumlu olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Dayanıklılık için Besleme yaklaşımı; erken dönem araştırmalarını, gelişmiş süt ikamesi formülasyonlarını ve pratik besleme stratejilerini bir araya getiren bütüncül bir model sunarken, daha sağlıklı ve dayanıklı buzağılarla uzun vadeli sürdürülebilir üretimin temelini oluşturmayı amaçlıyor.

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

PWA Kurulum Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Modern GDPR Çerez Popup
Davut Güleç