
Devletler, zeytin hasadı döneminde iyice artan İsrailli yerleşimci şiddetine karşı harekete geçmeli
Hafta sonu işgal altındaki Batı Şeria’da, devlet destekli İsrailli yerleşimcilerin uyguladığı şiddet iyice tırmandı. Şiddet eylemlerinde Avrupalı diplomatlardan oluşan bir heyet ve Washington Post gazetesinin foto-muhabiri de hedef alındı. Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktörü Heba Morayef, üst düzey İsrail yetkililerinin, bu devlet destekli vahşeti birkaç kişinin işiymiş gibi göstermeye çalışmasının bariz bir çarpıtma olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“İsrail’in apartheid sistemi, işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistinli aileler için zeytin hasadını bir kez daha kâbusa çeviriyor. Devletin yönlendirmesiyle yerleşimciler tarafından çiftliklere gerçekleştirilen, mahsullerin zarar görmesine, imha edilmesine ve çalınmasına yol açan saldırılar, İsrail ordusunun zeytinliklere yönelik erişim kısıtlamalarıyla birleşerek Filistinlilere büyük acılar çektiriyor ve ekonomik kayba neden oluyor.
Uluslararası toplumun somut adımlar atmaması şiddeti körüklüyor
Hafta sonu Ramallah bölgesindeki köylerde yerleşimcilerce Filistinlilere karşı gerçekleştirilen ve Washington Post gazetesinin bir foto-muhabiri ile Avrupalı diplomatların bulunduğu delegasyonu da hedef alan saldırılar, Filistinlilere yönelik aralıksız saldırganlık gerçeğini ortaya koyuyor. Uluslararası Af Örgütü, uzun zamandır devlet destekli yerleşimci şiddetinin aşırı arttığı noktasında uyarıyor. Bu şiddet eylemleri, Filistinlilere karşı etnik temizlik gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Şiddet artışını körükleyen neden, uluslararası toplumun Filistinlilere yönelik devam eden baskı sistemi karşısında somut adımlar atmakta başarısız olması. İsrail’in, Filistin toprağını ilhakına, yerleşimleri devamlı genişletmesine ve devlet destekli yerleşimci şiddetine karşı çıktığını iddia eden devletler, bu saldırılara güçlü bir yanıt vermeli.”
Boş söylemlere sığınmak sadece korkakça değil, suistimalleri de kolaylaştırıyor
“Devletler, yerleşimci saldırılarının münferit eylemler olmadığını, İsrail devletinin merkezi bir politikası olduğunu anlamalı. Uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek ve İsrail’in Filistinlilere yönelik ihlallerine ve suçlarına ortak olmaktan kaçınmak için hukuksuz işgal, apartheid ve devam eden etnik temizlik politikasının kalıcılaşmasına hizmet eden tüm ticari ilişkileri, yatırımları ve işbirliğini durdurarak somut tedbirler almalı” diyen Morayef, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Devletler, uluslararası hukuk kapsamındaki ciddi ihlallerde adı geçen İsrail yetkililerine karşı inandırıcı şekilde hedefli yaptırımlar uygulamalı, uluslararası adalet ve hesap verebilirlik girişimlerini desteklemeli. Boş söylemlerin arkasına sığınmak sadece korkakça değil, başka suistimalleri kolaylaştıran da bir tutum. Bu tutum, Filistinliler için ölümcül olmaya devam ediyor.”
Belçika, Fransa ve Polonya’dan diplomatlara da saldırdılar
16 Ekim’de yüzleri maskeli onlarca İsrailli yerleşimci, Ramallah’ın kuzeydoğusundaki Ebu Falah köyü yakınlarında zeytin toplayan Filistinli çiftçilere saldırdı. Saldırı eylemlerinde yerleşimcilerin taş attığı, sapan kullandığı, zeytin ağaçlarını yaktığı ve Filistinlilere fiziksel saldırı gerçekleştirdiği bildirildi. Washington Post gazetesi için zeytin hasadını haber yapan ABD’li foto-muhabir Heidi Levine, açıkça görülür şekilde koruyucu basın yeleği giymesine rağmen yere fırlatıldı ve defalarca tekmelendi. Kamera ekipmanı ve cep telefonu çalınan Levine, vücudundaki yaralanmalar nedeniyle hastaneye kaldırıldı. 19 Ekim’de İsrail polisi, olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 10 şüpheliyi gözaltına aldıklarını açıkladı.
Ertesi gün, maskeli İsrailli yerleşimciler, yine Ramallah’ın kuzeydoğusundaki Taybeh köyü yakınlarında, aralarında Belçika, Fransa ve Polonya’dan diplomatların, Fransa’dan bir belediye başkanının, Katolik temsilcilerin ve Filistinli köylülerin yer aldığı bir gruba saldırdı. Belçikalı bir diplomatik araca zarar verildiği ve çok sayıda heyet üyesine de saldırıldığı bildirildi.
Etnik temizliğin durdurulması için dünya çapında kampanya
Uluslararası Af Örgütü’nün bu yıl işgal altındaki Batı Şeria hakkında yayımladığı rapor, 2022 yılı sonundan bu yana İsrail yetkililerinin Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde, bölgenin demografisini kalıcı olarak değiştirmek için devlet tarafından yönlendirilen ve desteklenen etnik temizlik politikasını tırmandırdığını, bu kapsamda Bedevi ve çoban topluluklarından binlerce Filistinliyi terörize ettiğini ve zorla yerinden ettiğini belgeledi. İsrail yetkilileri, bölgeyi resmen ilhak etme amacı doğrultusunda yerleşim genişlemesini hızlandırdı, dolaşım kısıtlamalarını yoğunlaştırdı. Yerleşimlere ve ileri karakollara tahsis edilen finansmanı ve lojistik, yasal ve siyasi desteği ciddi ölçüde artırdı. Yerleşimcilere silah dağıttı ve bu saldırıları kasıtlı bir yerinden etme aracı olarak açıkça teşvik etti.
İşgal altındaki Batı Şeria genelinde Filistinli topluluklar, Ekim 2023’ten bu yana kişilere karşı gerçekleştirilen fiziksel saldırılar, tehditler ve tacizler; mülklerin tahrip edilmesi, kundaklanması ve mahsul hırsızlığı; tarım ve otlak arazilerine erişim kısıtlamaları, canlı hayvanların çalınması ve hayvanlara zarar verilmesi eylemleriyle onları zorla yerinden etmeyi amaçlayan yerleşimci saldırılarında keskin bir artışa maruz kalıyor.
Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in Batı Şeria’da uyguladığı etnik temizliği durdurmak için kampanya başlattı. Tüm dünyada imzaya açılan kampanya kapsamında dünya liderlerine, Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik etnik temizliği durdurma çağrısında bulunuluyor. Ayrıca soykırım sorumlusu İsrail yetkililerine hedefli yaptırımlar uygulanması, apartheid sistemini ve hukuka aykırı işgali besleyen ticaretin, yatırımların ve mali desteğin sonlandırılması talep ediliyor.
TKP vekilleri Mekke Anlaşması’nı reddetmeye çağırdı: ‘AKP ülkeyi ateşe atıyor, bu suça ortak olmayın’
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin kanun teklifinin TBMM Başkanlığı’na sunulması üzerine milletvekillerine yönelik bir açık mektup yayımladı.
Suudi Arabistan’ın bu anlaşma nedeniyle Yemen’de sürdürdüğü savaşa ülkemizi de dahil etmek üzere olduğu vurgulanan açıklamada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın anlaşmayı başından beri “savunma iş birliği” olarak sunmaya çalışmasının halkın olası bir savaşa onay vermeyeceğinin bilinmesinden kaynaklandığı belirtildi. Açıklamada, Suudi Arabistan ile kurulacak ortaklığa dair “İsrail ve ABD çıkarları uğruna, petrol kaynaklarının üstüne oturan bir krallığa koltuk değnekliği hiçbir biçimde halkımızın çıkarına değildir” denildi.
Meclis’teki oylama öncesinde milletvekillerine oturdukları koltukların sorumluluğunun hatırlatıldığı mektupta, şu uyarılarda bulunuldu:
“Önünüze gelecek anlaşmayı onayladığınız takdirde Türkiye’nin bu onaya istinaden Yemen’de sürdürülen savaşa açıktan dahil olması sadece ahlaki nedenlerle değil, tarihsel olarak da peşinizi bırakmayacaktır. Bilin ki bu durum ülke tarihine en büyük ihanetlerden biri olarak geçecek ve bunun elbette sonuçları olacak.
Uyarıyoruz. Savaş heveslisi olmayın. Aksi takdirde tıpkı Kore Savaşı’nda olduğu gibi, bu kez de Yemen’de, ülkemizin çıkarları için değil emperyalistlerin hesapları uğruna vatan evlatlarının can vermesinin sorumlusu olacaksınız.”
Halk yoksullukla boğuşurken ülkenin sürükleneceği Yemen macerasının milletvekillerinin en büyük suçu olarak tarihe yazılmaması gerektiği kaydedilen mektupta TKP “İradenizi Mekke Anlaşması’ndan çıkılması doğrultusunda kullanın. AKP hükümeti ülkeyi ateşe atıyor, bu suça ortak olmayın” ifadeleriyle milletvekillerine anlaşmayı reddetme çağrısı yaptı.
TKP’nin yayımladığı mektubun tamamı şöyle:
“Meclise sunulan Mekke Anlaşması üzerine milletvekillerine açık mektup:
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması, ülkemizi bir askeri çatışmanın eşiğine getirmiştir. ABD ve İsrail’in başta İran’a karşı olmak üzere bölgedeki saldırganlığının en büyük destekçisi olan Suudi Arabistan Krallığı, bu anlaşma nedeniyle Yemen’de sürdürdüğü savaşa ülkemizi de dahil etmek üzere.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan anlaşmayı Meclis gündemine getireceklerini belirterek, bağlantılı bir askeri tezkerenin çıkarılması için gerekli hazırlıkları tamamladıklarını geçtiğimiz günlerde duyurmuştu. Bakan’ın anlaşmayı başından bu yana “saldırı değil savunma iş birliği” olarak sunmaya çalışması, Türkiye’nin olası bir çatışmaya dahil olmasına halkımızın hiçbir şekilde onay vermeyeceğini bilmesinden kaynaklanıyor.
İsrail ve ABD çıkarları uğruna, petrol kaynaklarının üstüne oturan bir krallığa koltuk değnekliği hiçbir biçimde halkımızın çıkarına değildir.
Meclis şimdi Türkiye’nin haksız bir savaşa sokulmasını onaylamaya zorlanmaktadır. Halkımızın güvenliği ve ülkemizin geleceği açısından kritik bir oylamanın eşiğindeyken oturduğunuz koltukların üzerinize yüklediği sorumluluğu siz milletvekillerine hatırlatmak istiyoruz.
Önünüze gelecek anlaşmayı onayladığınız takdirde Türkiye’nin bu onaya istinaden Yemen’de sürdürülen savaşa açıktan dahil olması sadece ahlaki nedenlerle değil, tarihsel olarak da peşinizi bırakmayacaktır. Bilin ki bu durum ülke tarihine en büyük ihanetlerden biri olarak geçecek ve bunun elbette sonuçları olacak.
Uyarıyoruz. Savaş heveslisi olmayın. Aksi takdirde tıpkı Kore Savaşı’nda olduğu gibi, bu kez de Yemen’de, ülkemizin çıkarları için değil emperyalistlerin hesapları uğruna vatan evlatlarının can vermesinin sorumlusu olacaksınız.
Ülkenin emekçileri yoksullukla boğuşuyor. Hırsızlık, yolsuzluk, uyuşturucu, ekonomik kriz ülkeyi kasıp kavururken ülkeyi sürükleyeceğiniz Yemen macerası en büyük suçunuz olarak tarihe yazılmasın.
İradenizi Mekke Anlaşması’ndan çıkılması doğrultusunda kullanın. AKP hükümeti ülkeyi ateşe atıyor, bu suça ortak olmayın.”
Sel felaketinin ortasında işten çıkarılan TOKİ işçileri direndi, kazandı
İstanbul Arnavutköy Sazlıbosna TOKİ şantiyesinde, ana yüklenici Ilgın İnşaat ve alt taşeron İEM Mühendislik bünyesinde çalışan inşaat işçileri aylardır emeklerinin karşılığını alamadıklarını ve insanlık dışı koşullarda yaşamaya zorlandıklarını belirterek geçtiğimiz gün eylemlere başladı.
Patronların Ensesindeyiz Ağı (PE)’ndan yapılan açıklamada, ana yüklenici Ilgın İnşaat’ın 3 aydır maaşları ödemediği vurgulanırken, işçiler tavanı akan konteynerlarda, sağlık ve hijyen kurallarından tamamen uzak bir ortamda barındırıldıklarını belirtti.
Ayrıca, işverenlerin yasal mevzuatı çiğneyerek sigorta primlerini asgari ücret üzerinden yatırdığı, maaşların geri kalan kısmının ise elden ödenerek usulsüzlük yapıldığı ifade edildi.
Sel felaketinin ortasında kapının önüne konuldular
İşçiler haklarının ödenmesini beklerken; İstanbul’u vuran sel felaketinin en çok yıkıma yol açtığı ilçelerden biri olan Arnavutköy’de, felaketin yaşandığı gün işçilere “Çıkın gidin” denilerek kapı gösterildi. İşçiler ise şantiyeyi terk etmedi, mücadele kararı aldı.
“Haklarımızı alana kadar şantiyeyi terk etmiyoruz”
Kölelik koşullarına ve hak gasplarına karşı Patronların Ensesindeyiz Ağı (PE)’nda örgütlenen işçiler, talepleri karşılanana kadar şantiyeden ayrılmayacaklarını duyurdu.
Kazanımla sonuçlandı
İşçiler eylemlerinin ikinci gününde tüm alacaklarının ödendiğini ve direnişlerini kazanımla sonuçlandırdıklarını duyurdu.
Patronların Ensesindeyiz Ağı’ndan yapılan açıklama şöyle:
“KÖLELİK KOŞULLARINA BOYUN EĞMEDİK, MÜCADELE ETTİK, KAZANDIK
İstanbul Arnavutköy Sazlıbosna’da TOKİ inşaatında üç aydır ödenmeyen ücretlerimiz için mücadele etmeye karar verdik, yan yana geldik, örgütlendik. Bizleri köle olarak gören, ahırdan bozma konteynerlerde yaşamaya mahkûm eden, alın terimizi gasp etmek isteyen patronlar boyun eğmedik.
Mücadelemizin ilk gününde tüm haklarımızı Ilgın İnşaat’tan söke söke aldık.
Memleketimizdeki tüm işçi kardeşlerimize sesleniyoruz: Örgütlenen, direnen işçilerin karşısında hiçbir patron duramadı, duramayacak. Hak gasplarına, kölelik koşullarına boyun eğmeyin. Patronların Ensesindeyiz Ağı (PE)’nda örgütlenin. Örgütlenen ki patronların karşısında sıkılı bir yumruk gibi duralım.Örgütlenin ki güzel ülkemizi asalak patronlara teslim etmeyelim.Memleketin her yerinde, her iş yerinde patronların ensesinde olacağız!”
Kemal Okuyan: Kapitalizm tıkandı, yoksulların öfkesi dünya siyasetini belirleme yolunda ilerliyor
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Avrupa’daki eylemler üzerine değerlendirmelerde bulundu. soL TV’de yayınlanan “Komünist Bakış” programında gazeteci İrem Yıldırım’ın Yıldırım’ın “Avrupa’da eylemlerin temelinde ne var?” sorusunu yanıtlayan Okuyan, ülkeler arasındaki eylemlerde farklılıklar olduğunu ancak kapitalizmin yarattığı adaletsizliklere dönük tepkinin ortak olduğunu belirttiği sözlerine şöyle devam etti:
“Fransız Devrimi de aynı topraklardan başka ülkelere yayıldı. Bugün devrimci hareketten değil ama büyük halk hareketinden söz ediyoruz ve yine Fransa. Yine barikatlar kuruldu ve etkiliyor. Bu önemli… İdeolojilerin sonu dendi örneğin ama demek ki bazı şeyler eskisi gibi. Bu barikat kültürü hâlâ yaşıyor, başka ülkelere de ilham veriyor ve bu bir rastlantı değil. Fransa toplumsal mücadeleler açısından önemli bir ülke.
Fransa’da birden fazla talep var, zaten süreklileşmiş bir mücadele kültürü de var ama hayat pahalılığı ve yoksulluk gibi tepkilerden söz edebiliriz. Göçmen işçi vurgusu yapılıyor, bu tam olarak doğru değil. Göçmen kökenli işçiler var ama çok uzun süredir Fransa’dalar ve ülke vatandaşı bunlar. Yoksul ailelerin çocukları eylemlerde. Yaşam standartları düşüyor, bunun en temel sebebi eğitim maliyetleri. Eğitim çok kötüleşmiş durumda, öğretmenlerin koşulları da kötü. Sınıflar dökülüyor ve giderek eğitim pahalı hale getirildi. Bununla bağlantılı olarak da barınma sorunu var. Üstelik konutlar çok küçük, sağlıksız ve pahalı. Aslında hepsi yan yana geliyor.
İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan… Farklı temalar öne çıksa da barınma ve eğitim ön planda. Özünde de yoksulluk var. Fransa’da büyük tekellerin altın çağını yaşadığını söyleyebiliriz. Sermaye sınıfı açısından zorlu bir dönemden geçilmiyor ama bunun topluma hiçbir yansıması yok. Bunun farkında bir yurttaşlık bilinci var Fransa’da. Hareket henüz düzen karşıtı bir noktaya evrilmese de oraya doğru gidiyor.”
‘Düzenin sorgulanmasından uzaklaşan solculuk anlayışı çöktü’
Adaletsizliğe ve eşitsizliğe dönük bir öfke olduğunu vurgulayan Kemal Okuyan, eylemlerin keskin programı olan düzen karşıtı bir noktaya dönüşmesinin kolay olmadığını hatırlattı. “Sağlıklı programı olan devrimci bir hareket ağırlığını koyarsa, eylemler düzen karşıtı bir yere oturabilir. Avrupa’da bu tanıma uyan tek siyasi parti Yunanistan’da” dedi. Okuyan şunları söyledi:
“En etkili siyasetçi Mélenchon. Mélenchon kim, belki de tüm sosyal demokrat akımlar içerisinde en solda tarif edebileceğimiz kişilerden ve Macron yönetimine karşı bir enerji yaratabiliyor ama bu hareketliliği bir düzen karşıtı yere evriltemiyor.
İspanya’da Sanchez iktidarı var. Bazı açılardan gösterilerden yararlanıyorlar. Çünkü barınmayla ilgili rahatlatıcı bir düzenlemeye parlamento hayır oyu verdi ve Kasım sonunda erken seçim yapılacak. Dolayısıyla farklı siyasi durumlar var.
Peki neden devrimci net programı olan bir hareket öne çıkmadı? Çünkü Avrupa solu belki 30-40 yılını kimlikçilikle geçirdi. Bunun sonuna gelindi artık. Düzenin sorgulanmasından uzaklaşılan bir solculuk hakimdi her yere. Teker teker çöktüler. İspanya’daki Podemos, Yunanistan’daki Syriza gibi… Çok değerli bir dönemi çarçur etmiş oldular. Gerçekler oraya sığmadı. Geniş halk kitleleri farkında olmadan kapitalizmi sorgulayan tepkiler veriyor. Bu enerji eninde sonunda bir yere akacak.
Dolayısıyla şu anki hareketlenmeler, Avrupa’nın siyasi dağılımını da etkileyecek. Düzenin sağı da solu da her tarafta konum alıyor. Bu tür olaylar geniş kitlelerin tercihlerinde hızlı değişimlere neden olabilir. Bu eylemlerin, Avrupa’da solun olması gereken eksene, temellerine dönmesi için büyük bir fırsat yarattığını düşünüyorum. Biraz zaman gerekecek, kolay değil. Örgütlü mücadeleye güven duymayan kesimler de var. Hem işçiler hem de liseliler arasında.”
‘Avrupa’daki eylemler sola kaçmaya başladı’
“Kendiliğindenlik” ve “örgütlülük” kavramlarının göreli olduğunun altını çizen Kemal Okuyan, “Her kendiliğinden hareketin içerisinde de örgütlülük vardır” dedi. Avrupa’da öğrenciler arasında da örgütlü toplamların varlığına dikkat çeken Okuyan, “Sarı Yelekliler”in içerisinde de siyasi görüşleri birbirine uzak olsa da örgütlü bireyler olduğunu belirtti.
“Gözüken o ki, Avrupa’daki eylemler sola kaçmaya başladı. Değişik örgütler var. Hepsinin ortak özelliği kapitalizm karşıtı tutum alınması” diye konuştu.
TKP Genel Sekreteri Okuyan, İrem Yıldırım’ın “Avrupa’da uzun süredir yükselen sağ tartışma konusu. Sol da artık bir yükseliş ivmesi kazanabilir mi?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Fransa’da artık tüm aktörler sağın gücünü hesaba katmak zorunda. Seçimlere katılmasına engel çıkarılmazsa Le Pen’in ikinci tura kalacağı kesin. O noktada da kazanmaya yakın gözüküyor. Ama Le Pen kazansa dahi, bugünkü enerji Le Pen iktidarında artar. O nedenle Fransa, aslında bütün Avrupa belirsiz bir sürece doğru gidiyor.
Buradan istikrarlı bir çıkış yok. Aslında kapitalizm tıkanmış durumda. Sağ yükseliyor ama onlar da iktidara gelmeden patlıyor. Sol ise kendi özelliğini reddettiği için bugün zorlanıyor. Ama aslında solun önü açık. Fransa’daki eylemler için yıkıcı deniyor ama daha göçmenleri görmedik. Henüz güvencesiz göçmen toplulukları sokağa çıkmadı. Burası sokağa çıkmasalar da başka bir unsur.
‘Kapitalizm açısından artık emeği bastırmadan kâr oranlarını artırmak mümkün değil’
Bütün bunlar nereden kaynaklandı? Kapitalizm açısından artık emeği ve kamusal alanı bastırmadan kâr oranlarını korumak ya da artırmak mümkün değil. Bu genel bir eğilim. Aslında ellerinde yapay zeka ve otomasyon kozu var. Yani sınıfa ayrılan kaynak azalıyor. Bir diğer başlık savaş hazırlığı. Tüm Avrupa hızla silahlanıyor. Silah maliyetinin karşılığını yoksul mahalleler ödüyor. Buraya karar verilmiş durumda. Bu sermayenin tercihi. Şu anda hangi kapitalist hükümet bunu değiştirip, durdurabilir? Sistem çözümü burada görüyor.
Daha önce iki dünya savaşında yaşadıklarımızı yaşıyoruz. Bir iyileşme söz konusu olmayacak. Bu hareketler somut karşılığı olduğunda doğal olarak savaş karşıtı olacak. Daha güçlü bir NATO protestosuna da dönüşebilir. Ve bütün bunlar birleşecek. O zaman Avrupa çok zorlanacak. Tüm Avrupa için çok öğretici. Kimlik siyaseti, yerelleşme vs. ile on yıllarca kafamız ütülendi, şimdi gerçek meselelerle uğraşacağız. Buradan faşizm de sınıf hareketi de çıkabilir, göreceğiz.
‘Yurttaşların en temel sorumluluğu bu düzenin kaynağı olan adaletsizliğe, eşitsizliğe tepki vermektir’
Yoksulların öfkesinin dünya siyasetini belirleme yolunda ilerlediğini vurgulayan Okuyan, bu durumun yalnızca Avrupa’yla sınırlı olmadığını da söyledi. Latin Amerika’dan, Hindistan’dan örnek verdi. “Tüm dünyada kapitalizm ettiğini bulacak. Bu nasıl sonuçlanır, mücadeleye bağlı” ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısından gençleri uyarıp “Fransa’ya özenmeyin” içerikli sözlerin üzerine Okuyan, “Konut sorunu, yoksulluk, yolsuzluk Türkiye’de yok mu? Neyi tartışıyorlar? Bu olayları başka ülkeler kışkırtamaz. Bu olayları kışkırtan başka bir faktör var ki, kimse eline su dökemez. O da kapitalizmin kendisi” şeklinde konuştu.
‘Avrupa sınıf mücadelelerinin merkezidir, 2027 dünya ve Avrupa için ilginç geçecek’
Eylemlerde yakıp yıkma görüntülerinin bir bölümünün devlet provokasyonu olduğuna dikkat çeken Okuyan şöyle devam etti:
“Bir de insanların taşan öfkesi var. Kırmızı çizgi nedir? Devletlerin, iktidarların protesto ve örgütlenme, mücadele hakkına getirdiği kısıtlamalar Anayasalara aykırı. Türkiye dahil. Devletler de her türlü yöntemi kaşıyor. ‘Dış mihrak’ söylemi de dahil.
Bugün yurttaşların en temel sorumluluğu bu düzenin kaynağı olan adaletsizliğe, eşitsizliğe tepki vermektir. Yurtseverliğin kriteri budur. Bu tür eylemlere sınır çekme yeteneği, hakkı sadece iktidarlarda yok. Bu sorunlardan mustarip milyonlarca kişinin de çünkü kendi kırmızı çizgisi oluşuyor. Çok yoğun bir döneme giriliyor. Hep söylediğimiz bir şey var; Avrupa sınıf mücadelelerinin merkezidir. Daha Almanya’yı, İngiltere’yi göreceğiz. 2027 yılı tüm dünya için olduğu gibi Avrupa için de ilginç geçecek.”
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.






