Teknoloji ve eğitim haberleri (03.09.2020)

KAPADOKYA ÜNİVERSİTESİ TÜRKAK DENETİMLERİNİ BAŞARIYLA TAMAMLADI

TÜRKAK denetimlerini başarıyla tamamlayan Kapadokya Üniversitesi, akredite olmaya hak kazanarak, Mesleki Yeterlilik Belgesi düzenleyebilen kuruluşlar arasına girdi.

Türkiye’nin uygunluk değerlendirmesi alanında akreditasyon hizmeti veren tek kurum olan Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) 27 – 28 Ağustos 2020  tarihlerinde Ürgüp Yerleşkesinde yaptığı denetimi başarıyla geçen Kapadokya Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde yer alan Personel Belgelendirme Merkezi, Aşçılık (Seviye 4 13UY0182-4), Duvarcı (Seviye 3 12UY0048-3 Rev.01) ve Tarihi Eser Koruma ve Restorasyon (Seviye 5 13UY0120-5) mesleki yeterlilik alanlarında akredite olmaya hak kazandı.

Uygunluk Değerlendirmesi-Personel Belgelendirmesi Yapan Kuruluşlar İçin Genel Şartlar (TSE EN ISO/IEC 17024:2012) standardına uygun olarak personel belgelendirmesi yapabilmek için alınan TÜRKAK akreditasyonu ile Kapadokya Üniversitesi, Mesleki Yeterlilik Belgesi düzenleyebilen kuruluşlar arasına girdi.

Kapadokya Üniversitesi bundan sonraki süreçte Mesleki Yeterlilik Kurumu akreditasyonunu tamamlayarak, Yetkilendirilmiş Belgelendirme Kuruluşu (YBK) olup, bölge ihtiyaçları doğrultusunda hizmet portföyünü genişleterek Kapadokya’da kalkınmanın lokomotifi olmaya devam edecek.

Lidya Grup Kurumsal Satış Direktörü Betül Kayacık,İşletmelerde, teknolojik altyapı ve dijitalleşme ihtiyacı katlanarak artıyor”

Dijital çağdayız. Teknolojide baş döndüren gelişmeler ve pandemiyle birlikte dijitalleşmenin ve kişiselleşmenin ön plana çıkması, işletmelerde teknolojik altyapı ve dijitalleşme ihtiyacını hızlıca ve katlanarak artırıyor.

Artık, ürünlerin sadece bir sıradan ekipman olarak değil, akıllı bir ofis asistanı olarak konumlandığını ve kendini dönüştürdüğünü ifade eden Lidya Grup Kurumsal Satış Direktörü Betül Kayacık, şunları söyledi:

Artık, ürünler basit ve sadece birer ekipman değil, akıllı bir ofis asistanı hizmeti sağlama amacıyla; modern, mobil, teknoloji odaklı ve işgücünün üretkenlik ve verimlilik ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ekipmanın olmanın ötesine de geçmeye devam ediyor. Xerox Connectkey teknolojisi; çok işlevli uyumlu yazıcıyı bir üretkenlik ekosisteminin merkezi haline getiriyor, sezgisel bir kullanıcı deneyimi sağlıyor, mobil ve bulut bağlantısı, komple güvenlik ve değer artıran hizmetlere erişim sunuyor. Yalnızca yazdırma, tarama ya da kopyalamadan çok daha fazlasını yapma imkanı veren bu yeni teknolojiler, daha önce hiç olmayan bir tarzda teknolojiye bağlanma ve kullanma imkanı da sağlıyor” dedi.

Uygun finansman koşulları, yatırımların tetikleyicisi oldu

İşe yatırım için uygun dönemin olduğunu belirten Betül Kayacık, şunları kaydetti: “Son ayları değerlendirdiğimizde, işe yatırım için finansman açısından en uygun dönemde olduk. Ülkemizin finansal mimarisinin son iki yıldır değişen yapısı yatırıma ve ticari alana yönelik finansman imkanlarını artırdı. Bu yeni finansal mimarinin etkisiyle, hem faiz oranları makul seviyelere düştü, hem de vadeler geçmişe oranla önemli ölçüde uzadı. Finansal mimarının yeniden dizaynında kamu bankaları öncü rolü üstlendi ve özellikle ticari ve yatırım kredi faizlerinin kamu bankaları öncülüğünde tarihinin en düşük seviyelerine inmesi yatırım iştahını da artırdı. Haziran ayı itibariyle işlerin normale dönmesi ve pandemi döneminde müşterilerin teknoloji yatırımına olan ihtiyacı daha iyi görmesi, yatırımların artmasının en önemli nedenlerinden birisi oldu. Uygun finansman koşulları da bu yatırımların tetikleyicisi olarak ortaya çıkan bir başka unsur oldu. Mevcut kurumsal müşterilerimiz ilave yatırımlarını devreye alırken ilk 500 şirkette yer alan müşterilerimizin yatırımlarına ara vermeden devam etmesi ile yeni projeler hayata geçirildi. Lidya Grup olarak, kurumsal müşterilerimize, pazarın ihtiyacı olan son teknolojik cihazları ve yazılım altyapısını sağlarken, işletmelerin performanslarını ve verimliliğini artırıp, zaman kayıplarının önüne geçmekteyiz” diye konuştu.

Ülkemiz, genç nüfusu ve dinamik girişimci ruhun etkisiyle hızlıca toparlanıyor

Bu yılı değerlendiren Betül Kayacık, konuşmasına şöyle devam etti: 2020 yılının ilk aylarına, oldukça olumlu bir başlangıç yaptık. 2019 yılında ekonomide başlayan genel toparlanmanın 2020 yılı ilk çeyreğinde de devam etmesinin etkisiyle ertelenen talepler alıma dönmeye başlarken, bu durum satışların bütçe paralelinde gerçekleşmesine vesile oldu ve kurumsal satış kanalı olarak yılın ilk yarısında hedeflere ulaşma başarısını elde ettik. Bu yıl hedeflerimizin çok daha üzerinde bir yıl olabilirdi, ancak pandemi nedeniyle Mart-Mayıs ayları arasında ertelenen talepler, Haziran ayıyla birlikte yaz aylarında kısmen karşılanmasına karşın, teknolojik altyapı ve dijitalleşme ihtiyacı yatırımlarının Eylül-Aralık döneminde artarak devam edeceğini söyleyebiliriz. Ülkemiz ekonomisi olası yaşanan sıkıntılara rağmen, genç nüfusu ve dinamik girişimci ruhunun etkisiyle, daima hızlı bir geri dönüş ve toparlanma yaşayarak, ekonomik kayıplarını hızlıca telafi etmeyi başarmaktadır. Bu nedenle pandemi sonrası, en hızlı toparlanacak ekonomiler içinde Türkiye’nin liderliği üstlenmesi beklenmelidir. Piyasaların bu bağlamda yılın son aylarında parlak bir dönem geçirmesi yüksek ihtimaldir. Departman olarak kurumsal cephede bu yılın başarılı geçeceğini, 2021 yılında daha hız alacağı öngörmekteyiz” şeklinde konuştu.

7 bin kişinin çalıştığı büyük bir lojistik firmasının 3 katı büyüklüğünde bir operasyonu 100 kişi ile yönetmek mümkün

Yarının teknolojileriyle, bugünün lojistiğini yönetmek

Dünyada lojistik teknolojileri yaygınlaşıyor ve lojistik yönetimi hızla dijitalleşiyor. Sıradışı teknolojiler, dünyadaki 8 trilyon dolarlık lojistik pazarından daha büyük pay almak için yarışıyor.

ABD’li Convoy, Coyote, KeepTruckin, Çin’li Manhang Group (Houchebang), Hindistanlı Rivigo, Blackback ve Delhivery Unicorn eşiğini geçtiler. Avrupa’da ise, “Freight Service” kategorisinde Türkiye’den TIRPORT, Almanya’dan Sennder ve InstaFreight, Fransa’dan Everoad, İspanya’dan Ontruck yarışta ön planda dikkat çekiyor.

Sadece son bir yıl içinde günlük 2500’e yakın FTL taşımaya ulaşan TIRPORT, Türkiye’nin yanında, Avrupa ve MENA bölgesinde de liderliğe oynuyor. Türk pazarına girmeye başlayan yabancı kökenli lojistik teknolojilerine göre çok üstün olan TIRPORT, teknolojiye yatırım yapmaya devam ediyor.

TIRPORT’un lojistiği uçtan uca dijitalleştirdiğini ifade eden TTT Global Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, şunları söyledi:

Türkiye’nin en büyük lojistik firmasının operasyonu bile, TIRPORT’un yük verenlere ve lojistik firmalarına özel aplikasyonu “TIRPORT Kurumsal” ile uçtan uca sorunsuz yönetilebiliyor. Türkiye’nin önde gelen markaları ve lojistik firmaları, operasyon yönetiminde TIRPORT’u seçmeye devam ediyor. TIRPORT önümüzdeki 3 yıl içinde günde 30 binin üzerinde FTL operasyonu en fazla 100 kişiyle yönetmeye aday” dedi.

Büyük bir lojistik firmasında, yurtiçi ve yurtdışı operasyon direktörü olmak

Büyük bir lojistik firmasının yurtiçi ve yurtdışı operasyon direktörü olduğunuzu düşünün diyerek konuşmasına devam eden Dr. Akın Arslan, şunları kaydetti:

Her gün 2.500–3.000 kamyona yakın FTL operasyonun sorunsuz bir şekilde tamamlanmasından sorumlusunuz. Onlarca kontratlı müşteriniz için ülke çapındaki yüzü aşkın noktadan yükleme yapıyorsunuz. Her gün binlerce müsait, uygun nitelikte ve güvenilir kamyonu Türkiye’nin dört bir yanında rampalara gecikmeden sokabilmek için ekibiniz büyük savaş veriyor. Sadece spottan günlük olarak tedarik edeceğiniz doğru kamyonları bulmak ve nakliye süreçlerini yönetmek için onlarca insan çalıştırıyorsunuz. Operasyon yönetim merkezlerinizde, yüzlerce çalışanınız telefonla yoldaki kamyonculara ulaşmaya çalışıyor ve süreci telefon trafiğiyle takip edebilmek için çabalıyor. Baştan sona stresli bir hayatınız var, her telefon sizi yerinizden hoplatıyor” diye konuştu.

12 madde de TIRPORT ile uçtan uca dijitalleşen lojistik sektörü

Geleceğin lojistik yönetimini avucunuzun içine getiren TIRPORT ile lojistik sektörünün uçtan uca dijitalleştiğini anlatan Dr. Akın Arslan, şunları anlattı:

1-Akıllı telefonunuzdaki TIRPORT Kurumsal Aplikasyonundan, Türkiye genelindeki operasyonunuzu tek tık ile yönetebilirsiniz.

2-Türkiye’deki hangi operasyonunuzda kaç kamyon açığınız olduğunu, kaçının yükleme aşamasında, kaçının yolda, kaçının teslim sürecinde olduğunu “kimseye sormadan” görebilirsiniz.

3-İhtiyacınız olan noktalara, istediğiniz niteliklerde, yakınınızda ve “müsait” olan kamyonları TIRPORT “Uygun Kamyon Bul” modülünden, Uber bakar gibi seçebilirsiniz. Kamyoncunun tüm geçmiş performansını, güvenirliğini online kontrol edebilirsiniz. Uygun gördüklerinize tek tık ile yük önerebilir ya da ilandaki yüklerinize kamyonculardan gelen teklifleri değerlendirebilirsiniz.

4-Tüm nakliye süreçlerini, teslimat aşamalarını, gerçek-zamanlı konum-tabanlı uçtan uca izleyebilir, onayları kontrol edebilirsiniz.

5-Gümrüğe takılan kamyonu, durmaması gereken yerde bekleme yapan şoförü, rotasını değiştireni, vaktinde boşaltma noktasına varamayacak olanı, boşaltma noktasına gelmiş hala boşaltma için bekletileni önceden görebilir, aksaklıklardan anında haberdar olabilirsiniz. TIRPORT’un güvenli taşıma sistemiyle malınızı kolay kolay çaldırmaz, anomali durumları teknolojinin desteğiyle önceden fark edebilirsiniz.

6-PARAM TIRPORT Kartı güvenli ödeme aracı olarak kullanarak, nakliye ödemelerinizi yapabilirsiniz.

7-İrsaliye, fatura gibi tüm resmi dokümanlara dijital olarak her yerden ulaşabilirsiniz.

8-Mallarını ulaştırmaya çalıştığınız müşterilerinizin müşterilerine TIRPORT SSL ile uçaklardaki biniş kartı gibi güvenli bir SSL link gönderirsiniz. Müşteriniz linki tıklattığı an itibariyle, kamyonun nerede olduğunu canlı görür, şoföre ulaşabilir, araca doğru malın yüklenip yüklenmediğini dijitalleştirilen irsaliyeden kontrol edebilir. TIRPORT’un SSL hizmeti e-Ticaret sitelerinin ve kargo firmalarının “Kargom Nerede?” animasyonlarına benzemez, TIRPORT’la her şey gerçek, anlık, konum-tabanlı ve erişilebilirdir.

9-TIRPORT’un arttırılmış zeka ile desteklenen Akıllı Çağrı Merkezi Sistemi ile binlerce kamyonluk günlük operasyonunuzu halen yaptığınız gibi yüzlerce insanla değil, yüksek teknolojiyle 15–20 kişiyle yürütebilirsiniz.

10-Günsonu raporu almak için onlarca e-maili kontrol etmek zorunda kalmazsınız, aylık tamamlanan taşımalarının envanterlerini çıkarmak, müşteri hesaplarını kapamak ve faturalarını kesebilmek için binlerce taşıma belgesini onlarca çalışanla her ay toplamaya çalışmak için uğraşmasınız. TIRPORT admin panellerinde ihtiyacınız olan tüm raporlar, size özel gerçek-zamanlı, konum-tabanlı, istediğiniz dönemler için her zaman hazır.

11-İster özmalınızdaki SGK’lı çalışanınız olan şoförünüz, ister spottan tedarik ettiğiniz kamyoncu olsun çalıştırdığınız herkesin geçmiş nakliye kayıtlarına size özel dashboard’lardan ve cepten anında erişebilirsiniz.

12-TIRPORT konforuyla birlikte, hem Ulaştırma Bakanlığı’nın Yeni Karayolları Yönetmeliği’nin 01 Ocak 2021 itibariyle zorunlu hale getireceği U-ETDS raporlaması, hem de kamyoncunun faturayı size hatasız kesebilmesi bir sorun olmayacaktır. Her ikisi de, TIRPORT’ta tek tuşla hazır hale getirildi.

Toyota’nın Aya Gidecek Aracının Adı “LUNAR CRUISER”

Toyota’nın, Japon Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) ile birlikte geliştirdiği uzay aracına “LUNAR CRUISER” ismi verildi. Geliştirilen bu uzay araştırma aracı, Toyota’nın hidrojen yakıt hücresi teknolojisini kullanarak uzayda yol alacak.

İnsanların aklında kolayca kalacak bir isim olan LUNAR CRUISER, Toyota’nın kalitesi, dayanıklılığı, güvenilirliği ve her şartta yenilmez karakterini ünlenen Land Cruiser modeline gönderme yapıyor. Land Cruiser’dan ilham alan LUNAR CRUISER, Ay’ın yüzeyinin zorlu ortamında sorunsuz bir keşif imkanı sağlamak üzere geliştiriliyor.

Toyota ve JAXA ortak girişimiyle geliştirilen ve 2029 yılında aya gitmeye hazır hale getirilmesi planlanan uzay aracının 2020’li yılların ortasında tanıtılması bekleniyor. Bununla birlikte her teknolojik parçanın ve prototip ay aracının üretimi için çalışmalar da bu yıl içerisinde gerçekleştirilecek. Bu çalışmalar arasında simülasyonların kullanımı, sürüş sırasında ısı dağılımı performansı, prototip lastiklerin değerlendirilmesi, sanal gerçekliğin kullanımı ve LUNAR CRUISER’ın kabininde yer alacak ekipmanların düzeni için tam ölçekli modeller kullanılıyor.

AUTO KING ve THY İşbirliği Mil Kazandırıyor

Oto bakım ve onarım markası AUTO KING, Türk Hava Yolları (THY) ile birlikte, kullanıcılarına çok kazandıracak önemli bir işbirliğine imza atıyor.

Türkiye’nin önemli oto bakım ve onarım markalarından AUTO KING, Türk Hava Yolları (THY) ile önemli bir işbirliğine imza atıyor. Bu kapsamda AUTO KING, dünyada 103 noktayla en fazla ülke ve uluslararası destinasyona uçuş yapan THY ile “Miles&Smiles” programı kapsamında mil kazandıracak.

İlk olarak hayata geçen bu işbirliği ile Miles & Smiles üyeleri, Türkiye’de 20 yıldır sürdürdüğü hizmet kalitesiyle 47 ilde 55 servis noktasında bulunan, 5 milyon yerleşik müşteri kitlesine sahip olan AUTO KING servis merkezlerinde mini onarım, oto bakım koruma, hasar onarımı ve mekanik bakım onarım hizmetleri ve diğer hizmetlerin toplam işçilik tutarlarında geçerli olan ve bu ürünlerde, yapılan her 1 TL’lik alışveriş karşılığında 1 Mil kazanma şansını yakalayacak.

Öte yandan işbirliğin ilk kampanyası mil kazandırmayken ilerleyen günlerde THY Miles & Smiles ile farklı kampanya ve projeler de AUTO KING’in gündeminde bulunuyor.

Fortinet Çoklu Bulut Uygulamalarını İyileştirmek için Buluttan Buluta SD-WAN Çözümünü Tanıttı
Çoklu Bulut için Fortinet SD-WAN, Fortinet’in Ölçeklenebilir ve Uygun Maliyetli SD-WAN’ı Her Yerde Sunabildiğini Gösteriyor
Kapsamlı, entegre ve otomatik siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri Fortinet, birçok bulutta ve bölgede SD-WAN’ın hizmete alınmasını sağlayarak, uygulamaların çoklu bulut ortamlarında hizmete alınmasından kaynaklı yaygın performans, görünürlük, maliyet ve kontrol sorunlarını ortadan kaldıran Çoklu Bulut için Fortinet Güvenli SD-WAN çözümünü duyurdu.
Yakın zamanda paylaşılan çalışma sonuçlarına göre kurumların yüzde 93’ünün çoklu bulut stratejisinin olduğu ve felaket kurtarması, veri yedekleme, uygulama dayanıklılığı ve dünyanın her yerinden erişilebilmek gibi çeşitli kurumsal ihtiyaçları karşılamak için çoklu bulut sağlayıcılarıyla çalıştığı görülüyor. Ancak birçok kurumun bulutlarına şirket içindeki veri merkezinin WAN sınırından bağlanmayı tercih etmesi nedeniyle, farklı özel ve genel bulutlardaki iş yüklerini ve ortamlarını yönetmek ve korumaya almak hala birçok güçlüğü beraberinde getiriyor. Bu tarz geleneksel WAN altyapı yaklaşımını kullanmak güvenli olsa da bünyesinde çoklu bulut bağlantı ihtiyaçlarını barındırdığı için hizmete alımların karmaşıklaşmasına, ağ performansının değişkenlik göstermesine ve bağlantının daha da maliyetli hale gelmesine neden oluyor.
Çoklu Bulut için Fortinet Güvenli SD-WAN, birçok bulutta çalışan genel bulut iş yükleri arasında maliyeti ve karmaşıklığı artırmadan güvenli ve yüksek performanslı bağlantı sağlıyor. Tüm büyük bulut sağlayıcıları üzerinden erişilebilen Çoklu Bulut için Fortinet Güvenli SD-WAN, bulutlar arasında SD-WAN özelliklerini de kullanarak güvenli, kararlı ve standart bir ağ mimarisi sunuyor. Aynı zamanda uygulama geliştiricilerini ve kurumsal BT ekiplerinin gereksinimlerini karşılayarak yüksek hıza sahip sorunsuz bir buluttan buluta ağ ve güvenlik mimarisi kurmalarına yardımcı oluyor. Çoklu Bulut için Fortinet Güvenli SD-WAN, aşağıdaki özellikler sayesinde kurumsal çoklu bulutların hizmete alımından elde edilen faydaları en yükseğe çıkarmak için güvenli ve etkili bir altyapı sunuyor:

  • Farklı bulut ağlarında ortak standarda sahip bir üst katman (overlay) ağın hizmete alımını otomatikleştirerek karmaşıklığı azaltıyor ve çevikliği artırıyor. Böylece ekipler zaman ve kaynak tasarrufu yapabiliyor.
  • Uçtan uca görünürlüğün ve kontrolün yanı sıra ilgili bulutlara özgü entegrasyonlarla birden fazla bulutu barındıran ortamlardaki özellikleri birleştiren merkezi yönetim imkanı sunuyor.
  • Veri merkezi üzerinden herhangi bir taşıma yapmaya ihtiyaç duymadan bulutlar arasındaki trafiği güvenle yönlendirebiliyor. Böylece hizmete alımların daha iyi ölçeklenmesini sağlarken bekleme sürelerini azaltıyor.
  • Dinamik yol seçme özelliği ile uygulamaların yapısına bağlı olarak kullanılacak bağlantıları akıllı bir şekilde seçebiliyor. Böylece performansı artırırken en iyi performansa sahip interneti veya özel hattı seçerek maliyeti de azaltıyor.
  • Uygulama geliştiriciler için kolay API’sı sayesinde programlamacıların ağ ve güvenlik gerekliliklerini karşılamalarına yardımcı oluyor.

 Fortinet, Şirket İçinde ve Bulutta Performans Avantajı Sunuyor
Fortinet, Güvenli SD-WAN’ı sektörün ilk SD-WAN ASIC’inden güç alan sektör lideri FortiGate Yeni Nesil Güvenlik Duvarı’nın entegre bir özelliği olarak sunuyor. Bu sayede uygulama deneyiminin iyileşmesini, performansın yükselmesini ve maliyetlerin azalmasını sağlıyor. Tüm bunları da rakip çözümlere kıyasla 17 kat daha iyi Security Compute Ratings ile sunuyor. Sanal bir makine olan FortiGate-VM ile sunulan Çoklu Bulut için Fortinet Güvenli SD-WAN, Fortinet’in patentli vSPU teknolojisinden güç alıyor ve operasyonel maliyeti azaltmak için internet üzerinden hızlı şifrelenmiş bağlantılarda ve özel hat bağlantılarda 20Gbps’den fazla sektör ortalamasının 10 katı kadar IPsec performansıyla avantaj sağlıyor. FortiGate-VM’in tüm büyük bulut platformlarında entegre olarak bulunması ve pazar öncüsü FortiGate cihazlarının da kurum içi konumlandırılabilmesinden avantaj kazanan bu çözüm sayesinde kurumsal firmalar, güvenlikten ve performanstan ödün vermeden bulutlar arasında geçiş yapabilen tutarlı çoklu bulut ağlarından faydalanabiliyor.
Farklı bulutlardaki uygulamaları ve iş yüklerini güvenli bir şekilde bağlayan Çoklu Bulut için Fortinet Güvenli SD-WAN, kullanıcıların ve ofislerin uygulamalara ve bulut iş yüklerine güvenli bir şekilde bağlanabilmeleri için Fortinet’in mevcut Güvenli SD-WAN Bulut Güvenli Bağlantı özelliklerini tamamlıyor.
Tüm Kurum İçin SD-WAN
Fortinet Güvenli SD-WAN, büyük veri merkezleri, şubeler, uzaktaki alanlar, home-ofisler ve çoklu bulutların hizmete alımı için yüksek performanslı ilgili fiziksel ve sanal cihazlarla kurumları uçtan uca bağlamak için tasarlandı. Fortinet Güvenli SD-WAN, home-ofisten şubelere ve çoklu buluta her ortamı kapsayacak şekilde ölçeklenebilen ortak işletim sistemi ile Fortinet Security Fabric üzerinden entegre olan, ağ ve güvenlik ilkelerinin birden fazla ortamda ve bulut platformlarında sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlayan bir platform sunuyor. FortiGuard Labs de tüm bunların gerçekleşmesinde önemli rol oynuyor.
Fortinet Ürünler Kıdemli Başkan yardımcısı ve CMO’su John Maddison, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Uygulamaları ve iş yüklerini çoklu bulutta hizmete alan kurumlar için farklı altyapılarda bağlantıyı ve güvenliği sağlamak artık daha da çok önemli. Fortinet Güvenli SD-WAN çözümleri, farklı bulut altyapılarında bağlantı ve güvenlik sunarken uygulamaların kullanıcı deneyimini de iyileştiriyor. Her yerde uygulanabilecek bir SD-WAN ile şirketlerin bu teknolojinin gerçek potansiyelini açığa çıkarmasına yardımcı oluyoruz. Fortinet evden veya kampüsten buluta, veri merkezinden buluta ve şimdi de buluttan buluta sektörün en ölçeklenebilir, uygun maliyetli ve güvenli SD-WAN çözümünü pazara sunuyor.”

Lexus Bir Kez Daha En Güvenilir Otomobil Markası Seçildi

Premium otomobil üreticisi Lexus, gerçek kullanıcıların katıldığı bir başka araştırmada daha öne çıkarak yüksek kalitesinin altını çizdi. 59 bin bireysel aracı ve 47 bin gerçek tüketiciyi kapsayan ‘WHICH?’ CAR Dayanıklılık Araştırması’nda, Lexus modelleri bir kez daha en güvenilir modeller oldu.

Lexus, liderlik pozisyonunu hatasız CT 200h hatchback ve yine kusursuz performans sergileyen NX SUV ile elde etti. Bu değerlendirmeler sıfır kilometreden üç yaşına ve üç yaşından sekiz yaşına kadar olan araç kategorilerinde yapıldı.

Teknolojisi ve sıra dışı tasarımının yanı sıra yüksek kalitesiyle değerini her zaman koruyan Lexus’un etkileyici performans göstermesinin ana unsurlarından biri olarak, kendi kendini şarj eden hibrit teknolojisi gösterildi. Lexus’un elektrik motorlu sisteminin kendisini kanıtlamış dayanıklılığı ve mekanik olarak sorunsuz yapısı, sistemin arızalara karşı korunaklı olmasını sağlıyor. Hibrit sistem dayanıklılığının yanı sıra verimliliği, sessiz sürüşü, performansı ve düşük tüketimiyle de öne çıkıyor.

Lexus, gerçek kullanıcıların yer aldığı testlerde yüksek standartlara sahip modelleriyle her zaman öne çıkmayı başarıyor. “En İyi Üretici Ödülü”, “Dünyanın En Sorunsuz Otomobil Markası”, “İkinci Elde En İyi Marka” gibi ödüllere sahip olan Lexus, kullanıcıların beğenisini kazanmaya devam ediyor.

UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNİ VERİMLİ GEÇİRMENİN YOLLARI

Milli Eğitim Bakanlığı yeni eğitim öğretim yılının 31 Ağustos tarihi itibari ile uzaktan eğitim şeklinde başlayacağını, yüz yüze eğitime ise 21 Eylül’de geçileceğini duyurdu. Uzaktan eğitim ve yeni normal eğitim dönemlerinde öğrencilerin en verimli şekilde eğitim hayatlarına devam edebilmeleri için Eğitimci Yazar Coşkun Bulut özellikle ilkokul ve ortaokul velilerine önerilerde bulundu.

     Küresel salgınla hayatımıza giren uzaktan eğitim ve yeni normal eğitime geçiş süreci öğrencilerin, ailelerin, öğretmenlerin ve okul idarecilerinin günlük yaşam rutinlerinde değişiklikler yaptı. Bu süreci en verimli şekilde geçirebilmek için aynı zamanda eğitimci olan Yazar Coşkun Bulut velilere şu önerilerde bulundu.

Fiziki Koşullar Uygun Hale Getirilmeli

    Öğrencilerin bu süreçte verimli bir eğitim alabilmeleri için her aile evde kendi imkanları ölçüsünde çocuğuna uygun fiziksel koşulları sağlamalı. Bu koşulların sağlanması için odanın ders işlenebilecek sessizlikte ve aydınlık olmasına dikkat edilmeli ve odada çocuğun dikkatini dağıtabilecek başka bir hareket veya eşyanın olmamasına özen gösterilmeli. Öğrencilere küçük bir masa, sandalye, yanlarına gerekli olabilecek kırtasiye malzemeleri ders öncesinde hazırlanmalı. Evlerde onlar için adeta küçük bir sınıf ortamı oluşturulmaya çalışılmalı. Çocuğun yüz yüze eğitime devam edercesine ciddiyetle günlük ders kitapları ve gerekli malzemelerini önceden bir çanta içinde veya uygun bir yerde hazırlaması sağlanmalı. Böylece çocuk kendi eşyalarını hazırlama sorumluluğunu almış olur ve yüz yüze eğitime gerçek anlamda geçildiğinde de gerekli alışkanlığı öncesinde edinmiş olur.

     Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için varsa yaşça yakın kardeşi aralarında belli bir mesafe bırakarak oturtularak sosyal mesafenin nasıl bırakılacağını evde denemiş ve tecrübe etmiş olmaları sağlanabilir. Çocuklar bu şekilde EBA TV’deki dersleri takip edebilir ve ödevlerini yapabilir. Böylece hem sınıf ortamının sıcaklığı hissedilir hem de yüz yüze eğitime geçildiğinde koşullara aşina olmaları sağlanır.

     Çocukların yaşına uygun olarak ortalama yarım saatlik ders planı yapılabilir. EBA TV dışında onar dakikalık teneffüsler yapılarak dört ders saati kadar çalışmaları önerilebilir.

     Dersler arasında bağlantılar kurarak dersler keyifli hale getirilmeye çalışılmalı. Örneğin çocuğunuz Türkçe dersinde okuduğu bir metnin resmini yapabilir.

Öğretmen ile İyi İletişim Kurmak Önemli 

    Bu süreci en verimli geçirmenin yollarından biri de öğretmen ile sağlıklı bir iletişim kurulmasıdır.  Öğrencinin devam ettiği okulun koşulları ve teknik imkanlar dahilinde öğretmeni ile telefonda veya EBA TV canlı dersler aracılığıyla konuşması, bilmediği soruları beraber çözmeleri, öğretmeninden destek alması önemli.

     Hem bu dönemde hem de normal düzene geçildiğinde öğrenmenin en etkili yollarından biri; çocuğun öğrendiklerini, derste anladıklarını kendisi anlatmasıdır. Bu sebeple o gün öğrendiği konuyu anne, baba veya ilgilenebilecek bir kişiye anlatması sağlanmalı ve çocuk sabırla dinlenmeli.

      Çocukların derslerden soğumamaları ve zor durumlarda dâhi sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için her aile bilinçlenmeli. Bu öneriler neticesinde çocuklar çözüm üretme, kendini yeterli hissetme, sorumluluk alma gibi yönlerini geliştirecektir.

Mobil cihazlarda yaşanan sorunlar çalışanların motivasyonunu düşürüyor ve kurumların maliyetini artırıyor
Mobil bilişim cihazları, çalışanları tekrar eden işlerden kurtararak verimliliklerini artırıyor. Ancak yapılan son araştırma, mobil çalışanların mevcut mobil bilişim cihazlarından memnun olmadığını gösteriyor.
Panasonic TOUGHBOOK’un Opinion Matters ile yaptığı araştırma, mobil bilişim cihazlarda yaşanan sorunların Avrupalı çalışanların motivasyonunu düşürdüğünü ortaya çıkardı. Çalışanların işlerini kolaylaştırması gereken bu cihazlar, Avrupa’daki lojistik çalışanlarını, depo görevlilerini, perakendecileri ve sağlık çalışanlarını olumsuz etkiliyor ve kurumlara da ekstra maliyet oluşturuyor.
Araştırmaya göre barkod okuyucusuna sahip mobil bilişim cihazları, her yıl ortalama bir kereden fazla bozuluyor ve değiştirilmesi veya tamir edilmesi de en az 3 gün sürüyor.
Dahası, çalışanların yüzde 70’inden fazlası, mobil cihazlarının kullandıkları diğer cihazlara kıyasla daha fazla bozulmaya müsait olduğunu belirtiyor.
Cihazlar birçok farklı hasara maruz kalıyor
İş dünyasında bir mobil cihaz çeşitli zor koşullarda kullanılabiliyor. Ancak çalışanlar da düşme, sıvı teması, donduracak kadar soğuk veya eritecek kadar sıcak ortamların yanı sıra araç altında ezilme gibi sebeplerden ötürü cihazlarının bozulduğunu belirtiyor. Detaylı incelendiğinde cihazların yüzde 45’i düşmekten, yüzde 29’u sıcak bir ortamda kalmaktan, yüzde 24’ünün suya düşmekten, yüzde 22’sinin araç altında ezilmekten, yüzde 20’sinin üzerine sıvı dökülmesinden, yüzde 11’inin soğuk bir ortamda kalmakta dolayı bozulduğunu, yüzde 27’sinin ise bir anda çalışmamaya başladığını söylüyor.
Yaşanan kazaların büyük bir kısmı; batarya, tuş ve dokunmatik ekran arızalarından barkod okuyucusunun bozulmasına kadar birçok sonuca neden oluyor.
Can sıkıcı özellikler
Mobil cihazlar normal bir şekilde çalıştığında bile çalışanlarda motivasyon düşüklüğüne neden olabiliyor. Bunun arkasında cihazın yavaş olması, barkodu doğru okuyamaması, ekranların eldivenle kullanılamaması, ağır olması, batarya ömrünün düşük olması ve kötü tasarıma sahip olması gibi nedenler yer alıyor.
Bunun önüne geçebilmek için mobil çalışanlar çizilmeye karşı dayanıklılık, el veya omuz askısı, ısı geçirmeyen kaplama, cihaz açıkken değiştirilebilir batarya ve daha görünür bir ekran olmasını istiyor.
Verimliliği artırıyor
Çalışanlar, istedikleri yükseltmelere sahip olan mükemmel mobil cihaza sahip olduğunda verimliliklerinin ortalama yüzde 41 gibi önemli derecede artacağının altını çiziyor.
Memnuniyet yaratmayan mevcut cihazlar, çalışanların motivasyonunu azaltmanın yanında müşteriye sunulan hizmetlerin de aksamasına ve ekstra maliyetlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.
Nelere dikkat etmek gerekiyor?
Bugün piyasada birçok markanın ürettiği cihazlar yer alıyor. Ancak bu cihazların hepsi aynı korumayı ve özellikleri sunmuyor. Bu yüzden bir cihaz seçerken nelere karşı korumalı olduğunu ve hangi standartlara göre belirlendiği çok önemli. Gelişmiş bir ekranın dışarda okunabilmekten veya dokunmatik olmaktan çok daha fazlasını sunabiliyor olması gerekiyor. Yüksek veya düşük ısılarda parmak algılama, kalemle veya eldivenle kullanabilme, yağmurda çalışabilme gibi özellikler, cihazlar arasındaki farkı belirleyebiliyor. Doğrudan gelen bir güneş ışığı altında en iyi görüntüyü sunan yansıma karşıtı katman da kullanıcılara önemli kolaylıklar sunuyor. Yüksek batarya kapasitesine ve değiştirebilme imkanına sahip cihazlar, toplam sahip olma maliyetinin düşmesini ve yatırımın çok daha kısa sürede geri dönmesini sağlıyor. Öte yandan doğru aksesuarlar da çalışanların verimliliğini artırıyor.
Cihazların bozulması ise şirketin saygınlığı, müşterileri ve çalışanlarının morali üzerinde negatif bir etki yaratıyor. Bu yüzden sağlayıcılara aynı özelliklere sahip yedek cihazı ne kadar kısa sürede ulaştırabileceğini ve net onarım süresinin ne kadar olduğunu sormak gerekiyor.
Panasonic Avrupa Kurumsal Mobil Çözümler Pazarlama Genel Müdürü Jan Kaempfer araştırmayla ilgili şunları söyledi: “Barkod okuyucularına sahip el cihazlarının kullanıldığı sektörlerde her saniye değerli olduğu için şirketlerin üzerinde çok büyük bir baskı var. Bu sektörlerdeki çalışma ortamlarında cihazların yaşadığı kaza ve arıza sayıları da yüksek oluyor. Bu yüzden teknoloji satın alan yöneticilerin ergonomik tasarım, dayanıklı koruma, çalışırken batarya değiştirme ve gün ışığında okunabilen ekran gibi diğer cihazlardan ayrıştıran teknolojilere sahip ürünleri tercih etmesi gerekiyor.”
* Araştırma İngilitere, Almanya, Fransa, Hollanda ve İsveç’teki 1.250’den fazla kullanıcıyı temsil eden bir kitle ile yapılmıştır.

ARVENTO, BILIŞIM 500’DE 7. KEZ MOBIL UYGULAMALAR KATEGORISI LIDERI

Tasarladığı teknolojiyi dünyada 3 kıtaya ihraç eden mobil takip sistemleri geliştiricisi Arvento, Türkiye’de bilişim alanında yapılan tek kapsamlı araştırma olan “İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması 2019” kapsamında verilen Bilişim 500 ödüllerinde, Türkiye Merkezli Üretici, Mobil Uygulamalar kategorisinde bu yıl üst üste 7. kez Türkiye’nin bir numaralı şirketi oldu. Arvento, ‘Türkiye Ekonomisine Katkı Özel Ödülleri’nde ise, ‘Yılın Türkiye Merkezli Üretici, IoT ve M2M Kategorisi’ birinciliğine layık görüldü.

Toplamda 1 milyonu aşkın cihaz sayısı ve 100 binin üzerindeki müşteri referansı ile Türkiye’de alanında pazar lideri olan Arvento, BThaber tarafından gerçekleştirilen ‘İlk 500 Bilişim Şirketi Türkiye-2019 Araştırması’nın sonuçlarının açıklandığı Bilişim 500 Ödül Töreni’nde, Mobil Uygulamalar kategorisinde bu yıl da ödül alarak üst üste 7. kez birinci seçildi. Şirket ayrıca bu yıl verilen ‘Türkiye Ekonomisine Katkı Özel Ödülleri’ kategorisinde, ‘Yılın Türkiye Merkezli Üretici, IoT ve M2M Kategori’sinde lider oldu.

Araç takip sistemleri alanında Türkiye’de pazar lideri olan, cihaz ve müşteri sayısında ise dünyanın en büyük oyuncuları arasında yer alan Arvento olarak, aldıkları ödüllerin motivasyonlarını arttırdığını dile getiren Arvento Genel Müdürü Özer Hıncal “Bu yıl 1 milyonun üzerinde cihaz sayısıyla rekor kırarak, dünya küresel araç takip sistemi pazarında lider olma hedefine bir adım daha yaklaştık. Bilişim 500’de aldığımız ödüller, yenilikçi yaklaşımımız, hizmet kalitemiz ve yeni ürünlerimizle dünya pazarlarında tercih edilen bir marka olma yolculuğumuzda bize değer katıyor. Özellikle, bu yıl ‘Türkiye Ekonomisine Katkı Özel Ödülleri’ kapsamında aldığımız IoT ve M2M kategori liderliği ödülü, geldiğimiz noktayı ve ülkemize sağladığımız faydayı ortaya koyması açısından bizim için önemli bir gurur kaynağı oldu. Önümüzdeki dönemde kendi teknolojimizle araç takip ve filo yönetim sistemlerinin yanı sıra takip sistemleriyle entegre sektörel IoT çözümleri geliştirip üretmeye ve ülkemizi global pazarlarda başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz” dedi.

Ekin Smart City Solutions, Bilişim 500’de 3. Kez Türkiye’nin Yazılım İhracatı Şampiyonu Oldu

Türkiye’nin önde gelen sektör araştırması Bilişim 500 sonuçları açıklanırken, Ekin Smart City Solutions, yazılım ihracatı kategorisinde birinci sırayı aldı.

Ekin Smart City Solutions, Türkiye bilişim sektörünün en kapsamlı araştırması kabul edilen ve bu sene 21.’si düzenlenen Bilişim 500’den birincilikle döndü. Türkiye Ekonomisine Katkı Sağlayanlar Özel Ödülleri’nde Yazılım İhracatı Kategori Birincisi olan şirket adına ödülü, Ekin Smart City Solutions Yönetim Kuru Başkanı Akif Ekin, dijital ortamda düzenlenen törende kabul etti.

BTHaber Yayıncılık tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye’deki ilk 500 bilişim şirketini açıklayan araştırmanın sonuçları, 26 Ağustos Çarşamba günü Cumhurbaşkanlığı Dijital Ofis Başkanı Dr. Ali Taha Koç, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan ve Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Dr. Hakan Yurdakul’un katılımıyla dijital olarak gerçekleştirilen ödül töreninde açıklandı.

Yazılım ihracatı ile 3 yıldır zirveyi koruyor

Dünyanın dört bir yanındaki akıllı şehirlerin geleceğini yapay zeka ile donatırken, milyonlarca insanın hayat kalitesini artırma ve sürdürülebilir büyüme vizyonuyla hareket eden Ekin Smart City Solutions, araştırmanın yazılım ihracatı kategorisinde bu yıl üçüncü kez birinci sırayı aldı.

Ödülü değerlendiren Ekin Smart City Solutions CEO’su Akif Ekin, “Öncelikle bu başarıda emeği geçen tüm Ekin çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bu platformun sektörü bir araya getirmesi Türkiye için çok değerli, hep birlikte Türkiye’yi bir adım ileri taşıma misyonumuzun olduğunu düşünüyorum. Kurulduğumuz 1998 yılından bu yana, geliştirdiğimiz yazılım ve donanım çözümlerimizle güvenlik güçleri, havaalanları, alışveriş merkezleri ve belediyeler gibi birçok alanda güvenlik gözetimi için yenilikçi çözümler sunuyoruz. Bugün aldığımız bu ödülle, yazılımları ve işletim sistemine kadar tamamı kendi üretimimiz olan çalışmalarımızın başarısı bir kez daha tescillendiği için gururluyuz” dedi.

Gelirlerinin büyük bir bölümünü ihracattan elde eden Ekin Smart City Solutions, kendi alanında liderliğini korurken, uluslararası arenada dünya devleriyle rekabet ederek ülkemizi temsil etmeye ve Türkiye’ye değer katan çalışmalarını geliştirmeye devam edecek.

Adform’un başarısı kanıtlanmış birinci taraf ID çözümü, çerez sorununu çözecek

Üçüncü taraf çerezlerden birinci taraf ID’lere geçiş sürecinde Adform’un, önde gelen yayıncı ve ajanslarla iş ortaklığı yaparak geliştirdiği çözümü, dijital reklam dünyasına kullanıma hazır ve başarısı kanıtlanmış bir yol sunuyor.

Entegre reklam platformu (IAP) Adform, üçüncü taraf çerezlerin olmadığı bir dünyada veri ve kişiselleştirilmiş reklamcılığın gücünü ortaya koyan ilk talep bazlı çözümü tanıttı. Üçüncü taraf çerezlerin kullanımdan kalkacak olması, bazı web tarayıcılarda reklam verenler ve yayıncılar için şimdiden sıkıntı yaratırken, ekosistemin tüm oyuncuları tekliflerinde ve teknolojilerinde geleceğe hazır olmanın yollarını arıyorlar. Adform’un birinci taraf ID’lere geçişte başarı elde etmesi ise sektör için önemli bir adım olarak görülüyor.

Adform ile Avrupa merkezli yayın grubu Sanoma, pazarlama ajansı Dagmar ve küresel bir grup olan IPG MediaBrands arasındaki ortak çalışma, reklam ekosisteminin ilerleyerek engelleri aştığını ortaya koyuyor. Yapılan çalışma ile ortaklıkta yer alan ajansların birinci taraf verileri ve ID’leri Adform ile paylaşması, bu ajanslara üçüncü taraf çerezler olmaksızın, reklamda kişiselleştirme, belirli kitleleri hedefleme ve sonuçları raporlama gücü sağladı.

Birinci taraf bazlı verilere geçiş, geleceğe hazır olmayı sağlamanın yanı sıra, Firefox ve Safari gibi web tarayıcılarda olduğu şekliyle çerezsiz ortamlarda kişiselleştirilmiş reklamı geliştirme fırsatı da sunuyor. Yayıncıların öncelikleri arasında reklam gelirini güvenceye almak yer alırken, reklam verenler de sahip oldukları bütçeleri kullanarak daha iyi hedefleme ve yüksek frekanslar elde etmek istiyorlar.

Üçüncü taraf çereze gerek olmadan, GDPR ve CCPA gibi düzenlemelere uyumluluk daha kolay bir biçimde sağlanırken, daha iyi bir kullanıcı deneyimi ortaya çıkıyor. Buna ek olarak, birinci taraf ID’leri ve verileri üçüncü taraf çerezlerinkine göre daha uzun ömürlü oluyor; bu da veri kalitesi açısından birçok marka için önemli bir avantaj sağlıyor.

Yayıncılar ve reklam verenlerden gelen birinci taraf ID’ler, tedarik zincirinin işlemsel belkemiğini oluştururken, gösterim sayıları ve veri kullanımı da saydamlığın artması sayesinde tamamen takip edilebilir hale geliyor. Bu da tutarsızlıklar, hesap verilebilirlik, gizli tutarlar, arbitraj ve reklam sahteciliği sorunlarının ortadan kalmasına yardımcı oluyor ve veri sızıntısı riski önemli ölçüde azalıyor.

Adform, entegre reklam platformu (IAP) sayesinde üçüncü taraftan birinci taraf veriye geçişi sağlamak için en doğru konumda bulunuyor. Tamamen Adform tarafından geliştirilen tedarik bazlı platform (SSP), talep bazlı platform (DSP), veri yönetim platformu (DMP) ve reklam sunucusuna sahip olan şirket, birinci taraf ID’ler etrafındaki tüm tedarik ve talep rotasını baştan yaratmasına olanak sağlayan bütüncül bir dijital pazarlama altyapısını bünyesinde barındırıyor.

Adform CTO’su Jakob Bak, konu hakkında “Üçüncü taraf çerezlerden birinci taraf ID’lere geçişin mümkün olduğunu kanıtladık ve böylece, dijital pazarlamanın geleceğine bir adım attık. Endüstri, üçüncü taraf çerezler olmadan çalışma yolunda ilerliyor ve açık ekosistemde başarıyı sürdürmek iş birliği yapmaya bağlı oluyor. Şu ana kadar, birinci taraf verilerle ilgili yayıncı duyuruları olumlu olsa da bağımsız yaklaşımlardı. Artık bağımsız yayıncılar için beraber çalışmanın, geliri güvenceye almak için daha güçlü bir yol olduğu netleşti. Hatta, paylaşılan birinci taraf ID’lerin ne kadar etki yarattığı da birçok ajansın ve satış şirketinin medya devlerine yaptıkları harcamaları azaltma yönündeki isteklerini açıklaması gösteriyor” yorumunu yaptı.

Sanoma Dijital Reklamcılık Bölümü Direktörü Jaakko Kuivalainen ise “Bu girişim, yayıncıların ve teknoloji şirketlerinin bir araya geldiğinde neler başarabileceğinin harika bir örneği. Bir bütün olarak hareket ederek, endüstrideki gelişmelerin öncüsü olabiliriz ve yakında gerçekleşecek olan, üçüncü taraf çerezlerin yerini birinci taraf odaklı dijital reklamcılığa bırakması sürecine etkin bir şekilde hazırlanabiliriz” dedi.

TCL, 10 Serisi Akıllı Telefon Ailesini TCL 10 Plus ve TCL 10 SE ile Genişletiyor
TCL Communication’ın akıllı telefon markası TCL Mobile, TCL 10 Serisi’nin yeni üyeleri TCL 10 Plus’ı ve TCL 10 SE’yi duyurdu. Şirketin “Display Greatness” felsefesini öne çıkarmaya devam eden bu iki yeni cihaz, TCL 10 Serisi’nin öne çıkmasını sağlıyor.
Şirketin mobil dünyaya küresel bir giriş yapmasını sağlayan TCL 10 Serisi, tüketicilere hayatlarının tüm alanlarda kullanabileceği akıllı ürünlerden oluşan tamamen entegre bir ekosistem sunuyor. TCL 10 Plus ve TCL 10 SE, TCL’in kendi ürettiği ekranların yanı sıra şirkete ait gelişmiş ekran ve görüntüleme teknolojisi olan TCL NXTVISION sayesinde daha doğru renkleri, netliği ve kontrastı gerçek zamanlı kullanarak görsellere hayat veriyor.
TCL Mobil Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Serhan Tunca, TCL 10 Serisi ve yeni üyeleri hakkında şunları söyledi: “TCL ürünlerimize tüm dünyada önemli bir ilgi gösteriliyor. Bunun da arkasında TCL olarak müşterilerimizin beklentilerini uygun fiyatla karşılıyor olmamız yatıyor. TCL 10 Serisi’ne eklediğimiz TCL 10 Plus ve TCL 10 SE  ile müşterilerimize göz alıcı bir tasarım, güçlü performans ve uzun bir kullanım imkanı sunuyoruz. Bu iki yeni ürünle geçen yıl giriş yaptığımız Türkiye pazarındaki varlığımızı artırıyoruz.”
TCL 10 PLUS: NXTVISION’I İLERİYE TAŞIYOR
Özel ekran motoru ve çerçevesiz bir ekranla üstün görsellere sahip TCL 10 Plus NXTVISION’ı ileriye taşıyor. 6.47” FHD+ kavisli AMOLED ekran gibi özelliklerle gerçek hayattaki gibi bir eğlence imkanı sunan TCL 10 Plus, geniş bir görüntüleme deneyimi sunmak için ekranın sınırlarını zorluyor. TCL 10 Plus Netflix içeriklerini HDR10 teknolojisiyle oynatabiliyor. Böylece çok az cihazda bulunan bir özelliğe sahip olmaya ek olarak birçok HDR içeriği artırılmış kontrast ve güçlendirilmiş renklerle sunuyor.
TCL 10 Plus, çok yönlü kullanım sunan dört kameralı kurulumunda kullanıcıların üstün kaliteli görseller oluşturmasını sağlayan 48MP kamera ve kadraja çok daha fazla ögeyi sığdıran süper geniş açılı kamera barındırıyor. TCL 10 Plus aynı zamanda kullanıcıların “Stop Motion Video” ve süper geniş açılı video gibi modlarla daha eğlenceli ve yaratıcı videolar oluşturmasını sağlıyor.
TCL 10 Plus’ın gelişmiş tasarımı, alttan gelen bir parlamayı mat kaplamayla birleştiriyor. Premium bir tutuş için gökyüzünden ilham alınan renkler ve 3D gövde de ergonomik konfor sunuyor. 3.999 TL fiyat etiketine sahip TCL 10 Plus, gümüş ve mavi renk seçeneğiyle piyasada yer alacak.
TCL 10 SE: TEMEL NXTVISION DENEYİMİ
TCL 10 SE de yüzde 89 ekran gövde oranı ve V şeklinde çentikli 6.52 inç ekranıyla TCL 10 Plus gibi büyük bir ekran deneyimi sunuyor. Ayrıca güç aldığı NXTVISION teknolojisi sayesinde göz alıcı görsel imkanına ve gerçek zamanlı görsel iyileştirmelere de sahip. TCL 10 SE’nin otomatik kontrast ayarlama özelliği de kullanıcıların karanlık olan alanlarda parlak ışık altındaymış gibi üstün parlaklığını deneyimlemelerini sağlıyor. Çok yönlü kullanım sunan 48MP AI üçlü kamera da kullanıcıların karşılaşabilecekleri tüm muhteşem anların ortamlarını anında tanıyor ve muhteşem görüntüler ortaya çıkarıyor.
TCL 10 SE her yönden üstün performansın yanı sıra kullanıcıyı yormayan bir deneyim sunuyor. Özel tuşları sayesinde kolay erişim imkanına sahip olan Google Assistant ile cihazın kullanımı da kolaylaşıyor.
2.999 TL fiyatla piyasaya çıkan TCL 10 SE, buzullardan ilham alınan Kar Gümüşü ve Buz Siyahı renk seçeneğiyle geliyor.
4500mAh değerinde bataryası bulunan TCL 10 Plus ve 4000mAh büyüklüğündeki bataryasıyla TCL 10 SE, hızlı şarj ve ters şarj özellikleriyle de uzun süreli bir kullanım sağlıyor. İki akıllı cihazda da yüz tanıma ve parmak izi sensörü gibi akıllı güvenlik özellikleri bulunuyor. Parmak izi okuyucu TCL 10 Plus’ta ekranın altında, TCL 10 SE’de ise arka panelde yer alıyor.
TCL, 2021’de de mobil cihaz portföyünü genişletmeye devam ederek alanında uzman olduğu ekran teknolojilerinden güç alacak ve tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılayacak. Böylece yüksek çözünürlüklü mobil teknolojiyi uygun fiyatlarla sunarak şirketin “Display Greatness” felsefesini hayata geçirecek.

İleti Yönetim Sistemi (İYS)’nin iş ortağı Uyumsoft oldu

Ülkemizin inovasyon lideri Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ, İYS (İleti Yönetim Sistemi)’nin iş ortağı oldu. 24.’ncü yılında 25 binin üzerindeki müşterisinin uçtan uca dijital dönüşümünü sağlayan lider entegratör Uyumsoft AŞ ile, müşterilerinize göndereceğiniz tanıtım ve reklam amaçlı, e-posta, sesli arama, çağrı merkezi, sms gibi ticari iletileri hızlı ve güvenli bir şekilde yönetebilirsiniz.

Bilindiği üzere, müşterilerine tanıtım veya reklam amaçlı ileti gönderecek olan gerçek veya tüzel hizmet sağlayıcıların, 1 Eylül 2020 tarihinden önceki mail adresi, cep telefonu gibi elindeki tüm izinli datayı sisteme aktarmış olması gerekiyor. 1 Eylül tarihine kadar İYS’ye aktarılmamış olan izinler geçersiz sayılacaktır ve hizmet sağlayıcı kurum ve kuruluşlar, bu tarihten itibaren İYS sistemi üzerinde onayı olmayan alıcılara tanıtım ve reklam amaçlı ticari iletilerini gönderemeyecektir. Bunun için hizmet sağlayıcıların biran önce ellerinde bulunan izinli alıcıların datasını İYS’ne yüklemeleri zaruridir. Onaylı izinler İYS’nin web sitesine tek tek veya toplu halde eklenebileceği gibi, İş ortağı Uyumsoft AŞ tarafından hızlı ve güvenli bir şekilde eklenerek, tüm ileti yönetim süreci uçtan uca yönetilecektir. 7-24 Uyumsoft’tan hizmet alırken, birden fazla sayıdaki işletme ve markanızı UyumİYS ile tek platformda takip edebilirsiniz.

İYS (İleti Yönetim Sistemi) nedir?

İYS (İleti Yönetim Sistemi), alıcılara (vatandaşlara) gönderilen ticari elektronik ileti izinlerinin ve şikayet süreçlerinin yönetildiği web tabanlı ulusal bir platformdur. Ticaret Bakanlığı tarafından 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi hakkındaki kanun ve mevzuat kapsamında, İYS AŞ’nin kuruluşu için TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) görevlendirmiştir. Kanun ve yönetmelik kapsamında, hizmet sağlayıcı kurum-kuruluşlar, artık ticari tanıtım ve reklamlarını sadece izni bulunan alıcılara (vatandaşlara) gönderecektir ve ayrıca alıcıların istedikleri zaman iletileri ret imkanı vardır. Sadece borç, fatura gibi bilgilendirme amaçlı iletiler de, alıcının onayının olması şartı yoktur. Kısaca, hizmet sağlayıcı kurum-kuruluşlar; reklam, kampanya, indirim, promosyon, pazarlama gibi çeşitli içerikteki ticari iletilerini İYS’ye yükleyerek, onaylı alıcılarına sms, e-posta, sesli arama yaparak iletecektir. Alıcıların izinleri, gönderilenler, alıcılardan gelen onay ve red yanıtları dahil, tüm datalar İYS ortamında tutulurken, izinler zaman damgasıyla kayıp altına alınarak, güvenli bir şekilde ulusal veri tabanı olan İYS’de bulunacaktır. Alıcılar, kendilerine gönderilen ticari iletileri, istedikleri zaman ret etme hakkına sahiptir.

İYS’nin faydaları nelerdir ve hizmet sağlayıcılar sisteme nasıl kayıt oluyor?

1-Gerçek veya tüzel hizmet sağlayıcılar; firmalarını ve markalarını tanıtmak, ürettikleri mal ve hizmetleri pazarlamak veya kampanyalarını duyurmak için, ellerindeki izinli dataya tanıtım- reklam amaçlı iletiler göndermektedir. 1 Eylül tarihinde itibaren hizmet sağlayıcılar, İYS üzerinden sistemde yer alan onaylı alıcılara (vatandaşlara), reklam veya tanıtımlar ile ilgili ticari iletilerini gönderecektir. Sistem üzerinde kayıtlı olmayan dataya gönderemeyecektir.

2-Alıcıların, telefon numarası, e-mail adresi gibi izinli dataları, İYS ortamından yönetilecektir, gerektiğinde geriye dönük bir veriye hızlıca ulaşılacaktır ve veriler sistem üzerinde arşivlenecektir. Ulusal bir veri tabanı olan İYS’de saklanan dataların, veri güvenliği mevcuttur.

3-Hizmet sağlayıcılar, yeni onayları İYS aracılığıyla alacaktır ve alınacak yeni kayıtlar İYS sisteminde saklanmaya devam edecektir. İYS’ne aktarılan onaylar ve ret bildirimleri günlük olarak raporlanmaktadır.

4-Alıcılar (vatandaşlar), istedikleri zaman, ticari iletilere izin veya ret verme imkanına sahiptir. Nitekim, İYS sistemi üzerinden şikayetini yapan bir alıcıya (vatandaşa), gönderim yapan kurum- kuruluş tarafından bir daha ticari ileti gönderilmeyecektir. Hizmet sağlayıcılar, bir alıcının onayı, olup olmadığını da sistem üzerinden sorgulayabilecektir.

5-Hizmet sağlayıcılar, Haziran ayından itibaren İYS sistemine başvuru sürecine başladılar ve 1 Eylül tarihine kadar ellerinde bulunan onaylı alıcı datasını sisteme aktarmaları gerekmektedir. Hizmet sağlayıcıların İYS’ye kayıt olma aşamalarına baktığımızda; gerçek veya tüzel kurum ve kuruluşlar, sisteme MERSİS numarası ile giriş yaparken, ticari gönderim yapacakları markalara dair marka tescil belgelerini de sisteme kayıt etmelidirler. Hizmet sağlayıcı kurum ve kuruluşta, imza yetkisi olan yetkilinin, TC kimlik numarası, kurumsal e-mail adresi ve cep telefonu numarası gibi diğer bilgiler de sistemde yer almaktadır.

6-Alıcıların (vatandaşların); ticari elektronik ileti almaları konusundaki onayları; fiziksel ortamda imzalarıyla, elektronik ortamdan veya İYS yoluyla alınabilecektir. Sisteme yüklenecek izinlerde; alıcının cep telefonu veya e-mail adresi, izin tarihi, iletişim kanalı (arama, mesaj, e-posta) onayı, alıcının durumu (bireysel veya ticari) ve iznin kaynağı (imza, elektronik ortam veya İYS sistemi) ayrıntı olarak belirtilmelidir.

Uyumsoft AŞ, uçtan uca dijital dönüşümü yönetiyor

Kurumsal Kaynak Planlama (uyumERP) yazılımı, Müşteri İlişkileri Yönetimi (uyumCRM) yazılımı, çağrı merkezi hizmeti, e-posta gönderimi hizmeti veren kurum ve kuruluşlar, İYS’nin iş ortağı olabilmektedir. İş ortağı olacak firmaların, ISO 22301 ve ISO 27001 (Türkak onaylı) kalite belgelerinin olması gerekiyor veya bu belgeleri 12 ay içinde tamamlayacaklarını tahahhüt etmelidirler.

Uyumsoft AŞ, Dijital Dönüşüm çözümlerinde gösterdiği liderliği, İYS’nin İş Ortaklığı ile binlerce müşterisine taşımaktadır. Yerli ve yabancı binlerce müşterisinin uçtan uca dijital dönüşümünü yöneten Uyumsoft AŞ’nin ürün gamında, Kurumsal Kaynak Planlama uyumERP (Bulut, mobil), Müşteri İlişkileri Yönetimi uyumCRM (Bulut,mobil), İnsan Kaynakları Yönetimi uyumHRM (Bulut, Mobil), e-Belge e-uyum (e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-SMM, e-Defter, e-İrsaliye ve diğer tüm e-Belgeler) uygulamaları, Ticari Paket Yazılımlar, ekoTicari (Kobi’lerin ERP’si), ekoHR, ekoSMMM (Mali Müşavir Yazılımı), ekoCari (Ön Muhasebe Ticari Paket Programı), Banka Bakiyem dahil 30’u aşkın geniş bir ürün ailesi mevcuttur.

Minimalist ve fonksiyonel bir banyo deneyimi; Geberit Sigma 10 kumanda kapakları

İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit;  güncel trendleri takip ederek klasik banyo yaklaşımlarına çağdaş yorumlar getirmeyi sürdürüyor.  Minimalist dizaynı ve yuvarlak hatlarıyla banyolarda zarafet yaratan Geberit Sigma 10 kumanda kapakları; manuel veya fotoselli çalışma kabiliyeti, start-stop veya çift kademeli yıkama olanağı ile hem su tasarrufu sağlıyor hem de banyoları tasarım sanatının güncel diliyle buluşturuyor.

Sigma serisiyle tasarım ve fonksiyon konusunda benzersiz çeşitlilik ve öncü nitelikler sunan Geberit, Sigma 10 kumanda kapaklarıyla klasik banyo yaklaşımlarına çağdaş yorumlar getirmeyi sürdürüyor. Minimalist dizaynı ve yuvarlak hatlarıyla banyolarda zarafet yaratan Geberit Sigma 10 kumanda kapakları, hem su tasarrufu sağlıyor hem de banyoları tasarım sanatının güncel diliyle buluşturuyor.

Fotoselli veya manuel: Tercih sizin!

Özelikle ticari ve genel mekanlar için üretilmiş olan, fotoselli ve manuel deşarj / yıkama olanağı sağlayan Geberit Sigma 10 kumanda kapakları, aynı zamanda konutlarda da kullanılabiliyor. 6 farklı renk seçeneğine sahip ABS plastik ve paslanmaz çelik opsiyonlarıyla üretilen Sigma 10,  elektrik bağlantısı veya pille çalıştırılabiliyor. Kapak, son derece kolay bir montajla duvara entegre edilebilerek kullanıcı dostu bir banyo deneyimi sunuyor.

Duvarı kırmadan banyoyu yenile!

Geberit’in özellikle AVM, stadyum, hastane, otel gibi genel mekanlarda duvarı kırmadan manuel kapaktan fotoselli kumanda kapağına geçişi sağlayan özel bir çözümü bulunuyor. Sigma gömme rezervuarlarda geçerli olan bu kapaklar, pilli ve elektrikli güç kaynağı ile çalışabiliyor.  Elektrikli versiyonda daha önceden rezervuara elektrik çekilmiş olması gerekirken pilli versiyon değişimi kapağın sökülüp yeni kapağın takılmasıyla oldukça kolay bir biçimde gerçekleştirilebiliyor.

Ekolojik sürdürülebilirlik parmakların ucunda!

Temassız yıkama imkanı veren Sigma 10 fotoselli kumanda kapağı versiyonu, elin çok kısa bir süre sensörün önünde tutulup çekilmesiyle 6 litre ile yıkama yapıyor.  Şayet 3 litre ile yıkama sağlamak istenirse elin 3 saniye sensör önünde tutup çekilmesi yeterli oluyor. Benzer şekilde manuel versiyonda da kademeli olarak 3 ve 6 litre su kullanımı alternatifleri bulunuyor. Öte yandan Geberit tarafından üretilen tüm fotoselli kumanda kapakları yılda 300 gün günde 100 kullanım varsayıldığında bir yılda tam 135 bin litre su tasarrufu sağlayarak sürdürülebilir doğaya katkıda bulunuyor.

Banyonuzu ferahlatın!

Sigma 10, opsiyonel olarak kötü havayı klozetten alarak banyoya geri gönderen Geberit DuoFresh modülüyle de uyum sağlıyor. DuoFresh, modüle entegre edilmiş bir yakınlık sensörü sayesinde kullanıcı tuvalete oturur oturmaz otomatik aktif hale geliyor. Bu sayede oda kokusu, havalandırma ve benzeri çözümler tamamen gereksiz hale geliyor.

Lidya Grup İstanbul Kurumsal Satış Müdürü Özge Öktem, Çok hızlı aksiyon alıyoruz, dijital baskı sektörüne öncülük ediyoruz”

2001 yılından itibaren baskı süreçlerinde ciddi bilgi birikimine ve tecrübeye sahip olduklarını kaydeden Lidya Grup İstanbul Kurumsal Satış Müdürü Özge Öktem, şunları söyledi:

Baskı teknolojileri, dijitalleşme, mobilite, otomasyon gibi günümüzün değişen ve gelişen ihtiyaçlarını, müşterilerimize ulaştırma konusunda çok hızlı aksiyon alıyoruz ve sektöre öncülük ediyoruz. Güçlü sermaye birikimine sahip olmamız sayesinde, müşterilerimize anlık fiyatlama yapmak yerine sürdürülebilir fiyat politikası anlayışıyla hizmet veriyoruz. Aynı zamanda, müşterilerimiz olası ilave ihtiyaçlarında da sürpriz fiyatlar ile karşılaşmıyor” dedi.

Kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarını, Xerox markası ile çözüyoruz

Kurumsal müşterilerin baskı ihtiyaçlarını Xerox markası ile çözmekte olduklarını ifade eden Özge Öktem, şunları belirtti: Xerox, yönetilebilir baskı hizmetlerini hayata geçirmeden önce, tüm ülkelerde, çoklu lokasyon ve yüksek adete sahip müşterilerinin iş yapış şekillerini değerlendirmiş ve özellikle ilgili departmanların karşılaşmış oldukları sorunları ele almıştır. Çoklu lokasyon ve yüksek adete sahip bir parkurun, bir yazılım olmadan yönetilmesi, hem kullanıcıların, hem de baskı süreçlerini yöneten departmanların fiziksel olarak cihazın başına giderek, sarf ihtiyaçlarının veya arıza tespitlerinin yapılması gibi zaman yönetimini olumsuz etkileyebilecek bir sürece dönmesine sebep olduğu gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, her bir cihaz üzerinden sayaç alınması, hem verimliliği düşürmekte, hem de genel ve düzenli sayaç raporu alınmasına engel olmaktadır. Bu durum, şirketlerin bu hizmet için ne kadar para harcadıklarını ve bir sonraki yıl nasıl bir bütçe ayırmaları gerektiğinin belirlenmesini de zorlaştırmaktadır. Ya da bu raporu hazırlayabilmek için günlerce ilgili birimin hazırlık yapması gerekmektedir. Şirketimiz, kurumsal müşterilerimizin baskı ihtiyaçlarına, üstün teknolojik gelişmelere sahip Xerox’un donanım ve web tabanlı yazılımları ile çözümler üretmektedir. Özetleyecek olursak, Xerox, verimlilik, maliyet, çevresel sürdürülebilirlik ve güvenlik olarak belirlemiş olduğu 4 ana başlık altında yönetilen baskı hizmetleri yazılımı sayesinde, müşterilerimiz asıl işlerini daha verimli bir şekilde yapabilmeleri ve baskı süreçlerinin tamamıyla profesyonellerce yapılması sağlanmıştır. Yine otomasyon sistemi ve birçok şirketin baskı ve kişisel verilerin güvenliği için aldıkları yazılım önlemleri ile müşterilerimizin %30 seviyelerinde tasarruf ettiği gözlemlenmiştir. Küçük ölçekli müşterilerden büyük ölçekli müşterilere kadar önemli bir ürün ailesine sahip olması sayesinde de, müşterilerimizin ihtiyacına uygun cihazların önerilmesine imkan vermektedir. Xerox, kurumsal tüm cihazlarında ConnectKey teknoloji sayesinde, mobilite, kullanıcı bazlı şifreleme ile güvenli baskı imkanı, tablet ekran ile kullanım kolaylığı, birçok dilde tercüme imkanı ve müşterilerimizin kendi iş akışlarını kolaylaştıracak yeni uygulamalar oluşturulmasına olanak sağlayan bir platformu ile müşterilerine ek faydalar sağlamaktadırdiye konuştu.

İhtiyaçları belirliyoruz, analiz ediyoruz, çözüm önerisini sunuyoruz

Lidya Grup olarak müşterilerde ilk olarak ihtiyaçların belirlendiğini anlatan Özge Öktem, şunları kaydetti: Firma değerlerimiz ve bakış çerçevesi doğrultusunda, ilk kez irtibata geçtiğimiz müşteriler de, öncelikli amacımız mevcut çalışma şeklini öğrenmek ve müşteri ihtiyaçlarını belirlemektir. Müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi için, fiziksel ve yazılım desteği ile mevcut durumun analizlerini yapıyor ve müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini bilhassa kendilerinden dinliyoruz. Yapılan tüm değerlendirme ve analizler neticesinde, yeni cihaz ve hizmet modellerini belirleyerek, çözümlerimiz hakkında detaylı bilgiler paylaşıyoruz. Nitekim, ISO 27001 Bilgi Güvenliği kapsamında, güvenli baskı alınabilmesi için gerekli tüm donanım ve yazılım alternatiflerimizi de müşterilerimize sunuyoruz. Müşterimiz ile, karşılıklı olarak yaptığımız değerlendirmelerin sonucunda gerçekleşen anlaşmamız ile, yerinde kurulum ve son kullanıcı hizmeti ve anlaşma dahilinde servis, yedek parça ve sarf malzeme ihtiyaçları yine hizmet kapsamında sağlanmaktadır. Özellikle, büyük ölçekli müşterilerimiz de, iş akışlarının optimize edilmesi ve proaktif bir yönetim tarzı için uzaktan yönetim araçları kullanılmaktadır. Böylece, çoklu lokasyonlarda ve yüksek adetli cihaza sahip yapılarda, cihaz yönetimi tek bir web arayüzü ile sağlanabilmektedir ve bu da ilgili departmanların iş akış süreçlerinde verimliliğini artırmaktadır” dedi.

Müşteriler, yatırımlarını ertelemek yerine, fırsatları değerlendirmeyi tercih ediyor

Son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve bu yılı etkisi altına alan pandemiyi değerlendiren Özge Öktem, konuşmasına şöyle devam etti: 2018 yılından bu yana ekonomik dalgalanmalar, müşterilerimizin rahat bir şekilde yatırım yapmasını engellese de, Lidya Grup olarak bu dönemlerde de müşterilerimize birçok hizmet ve ödeme alternatifleri sunmuş bulunmaktayız. Bu sebeple, çoğu müşterimiz, yatırımlarını ertelemek yerine, bu fırsatları değerlendirmeyi tercih etti. Mart ayı itibariyle dünyayı etkisi altına alan pandemi, bizlerin ve müşterilerimizin iş yapış şekillerinde önemli değişkenliğe sebep oldu. Bazı müşterilerimiz evden çalışmaya devam ederken, üretim yapan bazı müşterilerimiz ise, pandemi sürecinde alınan güçlü ek önlemler ile çalışma süreçlerine devam ettiler. Bizlerde, müşterilerimizin baskı ve servis ihtiyaçlarını karşılamak noktasında hazır bulunduk. Covid-19 sebebiyle, ülkemizce alınan kararlardan biri faizlerde önemli seviyede indirim yapılması oldu. Bu durum, müşterilerimizin ertelemiş oldukları yatırımları yeniden gündeme almalarını sağladı. Bu kapsamda, İstanbul Kurumsal müşterilerimizi değerlendirdiğimizde, müşterilerimizin ihtiyaçlarını bu dönemde de karşılamaya, yeni projeleri değerlendirme ve çözüm sunmaya devam ettik ve devam ediyoruz. İş hacmi büyüyen müşterilerimizin baskı projelerine değer katmayı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu. 

Panasonic, Avrupa B2B bölümünde genel müdür olarak Hiroyuki Nishiuma’yı görevlendirdi
Panasonic, Almanya’nın Wiesbaden şehrinde bulunan Panasonic System Communications Company Europe (PSCEU), şirketinin genel müdürü olarak Hiroyuki Nishiuma’yı görevlendirdi. 30 yıldan fazla deneyime sahip bir Panasonic yöneticisi olan Hiroyuki Nishiuma, Avrupa’nın dört bir yanındaki işletmelere yüksek kaliteli ürünler ve katma değerli çözümler sağlayarak Panasonic’in B2B müşterilerinin başarısına katkı sunmayı hedefliyor.
Nishiuma konuyla ilgili görüşlerini şöyle belirtiyor: “Avrupa “yeni normal” ve sosyal sorunlarla yüzleşmede dünyaya öncülük eden olgun bir toplum. Kuruluşların, çalışma şekillerinden mal ve hizmetleri üretme ve piyasaya sürüş şekillerine kadar birçok farklı zorlukla yüzleştiği hızla değişen ve olgunlaşan bir iş ortamında faaliyet gösteriyoruz. Teknolojimiz ve yeni çözümler sağlamak için teknolojileri entegre etme kabiliyetimiz, birçok sorunun çözümünün temelinde yatıyor.”
Şirket, kaliteyi sürekli olarak artırmak için en kritik operasyonlarda kullanılan bir dizi ürün sunuyor. Bunların arasında mobil bilişim, güvenlik, yayın, ticari iletişim ve görsel çözümlerin yanı sıra endüstriyel tıbbi görüş kameraları da bulunuyor. Bu ürünleri, sistem ve servis entegrasyon kapasiteleriyle birleştiren Panasonic, Avrupa’daki üretim, lojistik ve perakende sektöründeki işletme müşterilerinin, verimliliği ve müşteri tatminini artırmalarına yardımcı olmak amacıyla Gemba Process Innovation adında yeni ve büyük bir B2B çözümleri girişimini de tanıttı.
Nishiuma, sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Müşteriyle faaliyetlerin gerçekleştirildiği “GEMBA”da yakın şekilde çalışmak ve işleriyle ilgili derin bir anlayış elde etmek bizim için çok önemli. Gemba Process Innovation, müşterilere potansiyellerini keşfetmeleri ve hızlı sosyal ve teknolojik değişim karşısında çalışma şekillerini geliştirebilmeleri için temel operasyonel sorunları ele almalarına yardımcı olmak amacıyla Panasonic’in geniş işletme, teknoloji ve çözüme yönelik teknik bilgisinden faydalanıyor.”
Japonya’da güçlü ürünler ve katma değerli çözümler sunan Panasonic System Solution’ın yönetiminde üst üste yedi mali yıl gelir ve kar artışı elde eden Nishiuma, buradaki eski Kıdemli Genel Müdürlük ve yönetim kurulu üyeliği rollerinden geniş çaplı bir deneyimi de beraberinde getiriyor.
Nishiuma, Tokyo’da bulunan prestijli Waseda Üniversitesi’nde Siyaset ve Ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra 1988 yılında Panasonic’e katıldı.

Paketli Yemekte Abonelik Pazarı 5 Kat Büyüdü

Abonelik yöntemiyle ev ve işyerlerine paketli yemek servisi veren Meal Box, 4 yıl önce kurduğu temassız sistem sayesinde, pandemi döneminde olduğu gibi bugün de büyük ilgi görüyor. Uyguladığı özel hijyen zinciri ve temassız teslimat sistemiyle özellikle iş yerlerinin ilk tercihi olan Meal Box’ın yaptığı araştırmaya göre pandemiyle değişen yemek alışkanlıkları; paketli yemek hizmeti pazarının 2020 yılının ilk çeyreğine oranla 5 kat büyümesine neden oldu. 6 ayda 25 bin yeni abone kaydedildi.

Pandemi, insanların hayatında birçok şeyi değiştirdi. En başta restoranlar, eğlence merkezleri gibi işletmeler bu süreçten etkilenirken bir yandan da farklı iş alanlarında fırsatlar ortaya çıktı. Dijital çağa ayak uydurabilen tüm sektörler için bir şahlanma dönemi olan pandemi, yemek sektörünün de değişimine neden oldu. Hijyen sebebiyle mutfaklarını kapatan ya da dışarıdan aldığı taşıma yemek hizmetine güvenemeyen işyerleri, ofise kademeli gelen çalışanları için abonelik yöntemiyle hizmet veren soğuk ve sıcak teslimat alternatifi bulunan paketli yemek hizmetine geçiş yaptı. Pandemiyle başlayan ilgi yeni normalde de hız kesmedi.

Paketli yemek pazarında 5 katlık büyüme

Meal Box’ın paketli yemek abonelik pazarı ile ilgili bilgi bankasında toplanan verileri düzenleyerek elde ettiği sonuçlara göre; 2020’nin ilk çeyreğine göre pazar 5 kat büyüdü. Markanın CEO’su Murat Demirhan, “Bu pazardaki aboneleri ağırlıklı olarak çalışanlar oluşturuyor. Çalışma düzenin değişmesiyle birlikte bu hizmete olan ilgi “yeni normalde” de devam ediyor. Hatta bu süreç tamamen hayatımızdan çıktığında da devam edecektir kanısındayım. Tüm verileri analiz ettiğimizde tahminimiz; Mart ayının başından bu yana yeni abone sayısında 25 bin kişilik artış oldu. Sadece Meal Box’ın müşteri iletişim merkezimize gelen çağrılarda ve site trafiğinde de yine 5 katı artış kaydettik. En iyi hizmeti vermek amacıyla abonelerimizi daha iyi tanımak istedik ve bir araştırma yaptık. Ortaya ilginç sonuçlar çıktı” dedi.

Paketli yemeğin abonesi “Reklam Ajansları”

Paketli yemeği en çok tercih eden firmalar sıralamasında %18’lik oranla reklam ajansları başı çekiyor. Banka genel merkezleri (%15), e-ticaret şirketleri (%13), danışmanlık şirketleri (%10) ve yazılım şirketleri (%9) tercih oranlarına göre ilk beş içerisinde yer alıyor.

Ödeme yönteminde hijyen etkisi

Pandemi döneminde, “hijyen ve sağlık” hayatımızın vazgeçilmez önem kazanan iki kelimesi. Dolayısıyla Mart ayından bu yana Havale/Eft yöntemi %40’lık bir oran ile en çok tercih edilen ödeme yöntemi oldu. Bunun ardından %30’luk başa baş oranla kredi kartları ya da yemek kartları ile ödemenin tercih edilmesi temassız işlemler konusunda tüketicilerin ne kadar hassas olduğunu gösterdi. Temasın en çok olduğu, virüs ve bakterilerin yayılmasında birincil rol üstlenen nakit paralar ile ödeme ise tercih edilen ilk 3 içerisinde yer almadı.

Abonelikte kadınlar başı çekiyor

Paketli yemek hizmeti pazarında abonelik yöntemi, %55’lik oranla kadınlar, %45’lik oranla erkekler tarafından tercih ediliyor. Abonelerin toplamına bakıldığında ise genel olarak %80’i yemeklerini sıcak tercih ederken %20’si soğuk teslimat seçeneğini tercih ediyor. En çok paketli yemek gönderimi yapılan gün Pazartesi olurken, en çok beğenilenler et yemekleri oldu. Tavuk, ev köftesi ve yahniden sonra ofis menüsünde tatlılarda en çok beğenilen ünlü İtalyan lezzeti Panna Cotta oldu. Menünün tamamlayıcısı ise en yüksek oranla tereyağlı mercimek çorbası olarak belirlendi.

Zoom for Home cihazları arasına popüler akıllı ekranlar eklendi

Lider video iletişim platformu Zoom Video Communications, Zoom for Home çözümleri arasına, Amazon, Facebook ve Google gibi platformların cihazlarının katıldığını duyurdu.

Morning Consult tarafından gerçekleştirilen, Evden Çalışma & İşin Geleceği adlı güncel çalışma, COVID öncesinden bu yana, sadece evden çalışan yetişkinlerin sayısının üç katına çıktığını ve bunların üçte birinin, şirketleri masraflarını karşıladığı taktirde evlerini ev-ofis’e dönüştürmek istediğini ortaya koyuyor. Ayrıca, güncel bir Gartner çalışması da şirket liderlerinin yarıya yakınının çalışanların artık tamamen uzaktan ve tam zamanlı çalışmalarına izin verme niyetleri olduğunu kaydediyor.

Amazon Echo Show, Facebook Portal ve Google Nest Hub Max gibi cihazlara Zoom eklenmesi, kullanıcıların arkadaşları, aileleri ve şimdi de çalışma arkadaşlarıyla daha kolay bağlantı kurmalarını sağlayarak, video destekli ortak çalışma ile daha ‘akıllı çalışabilmeyi’, daha sıkı ilişkiler kurmayı ve yüz yüze görüşme yapmayı olanaklı hale getiriyor. Zoom for Home çözümlerinin bir parçası olan Zoom Toplantı kullanıcıları, bu akıllı ekranlarda Zoom Toplantılar için HD ses ve görüntü ile entegre takvimlerini kullanabilecek:

  • Portal için Zoom: Eylül ayında piyasaya çıkacak olan Portal için Zoom ile müşteriler, eve dahil olan bir cihazı kullanarak, tek tuşla yüz yüze iletişim ve dijital beyaz tahta uygulamalarına katılabilecek. Bunun yanında, Portal’ın akıllı kamerası, iş arkadaşları ve aile ile etkili video görüşmeler yapmak için kişiyi otomatik olarak kadrajda tutabiliyor. Portal için Zoom, Portal Mini ve Portal+ modelleriyle tanıtılacak ve ilerisi için Portal TV desteğiyle kullanıma sunulacak.
  • Amazon Echo Show için Zoom: Alexa müşterileri de yakında Zoom video konferanslara, seçili Echo Show cihazlarıyla katılabilecekler. Echo Show için Zoom ile müşteriler, sadece “Alexa, Zoom toplantıma katıl” gibi komutlar vererek yüksek kalitede toplantı deneyimine erişebilecekler. Alexa uygulaması içinde takvim eşleştirildiğinde ise, Alexa toplantı ID’si ve parolayı bilmesine gerek olmadan, planlanmış toplantılara eller serbest bir şekilde, otomatik katılma olanağı verecek. Zoom, Echo Show 8 ile başlayarak, ABD’deki Amazon Echo Show cihazlarına bu yılında sonunda gelecek.
  • Google Nest Hub Max için Zoom: Google Nest Hub Max için Zoom, doğal yüksek çözünürlüklü Zoom video görüşmelerini geliştirerek, bu cihaza taşıyacak. Google Takvim ve Google Asistan ile tam entegre olan cihaz sayesinde, müşteriler “Hey Google, toplantıma katıl” gibi komutlarla eller serbest kontrolün keyfini çıkartabilecekler. Zoom, aralarında Nest Hub Max’in de bulunduğu Asistan destekli Akıllı Ekranlara bu yılında sonunda gelecek.

Gelişmelerle ilgili olarak Zoom CPO’su Oded Gal, “Zoom’u bu popüler cihazlara taşıdığımız için heyecanlıyız. İnsanların hem profesyonel hem de kişisel video iletişim ihtiyaçları için kullanımı kolay ekranlara olan ihtiyacı her zamankinden daha belirgin.” dedi. Facebook Portal Ürün Yönetimi Direktörü Micah Collins ise, “Portal ve Zoom, bu işe özel bir cihazda aileniz ve arkadaşlarınızla bağlantı kurmanızı sağlayarak iş gününüze güç katan ve insanı saran bir arama deneyimi yaratıyorlar.” şeklinde yorumladı. Alexa Communication’ın Direktörü Brian Oliver da “İnsanların arkadaşları, aileleri ve çalışma arkadaşlarıyla bağlı kalmasına yardımcı olmak için buna benzer özellikler sunmak, her zamankinden daha önemli.” dedi. Google Asistan Ürün Yönetimi Kıdemli Direktörü Lilian Rincon ise “Asistan destekli akıllı ekranları kullanmanın en popüler yollarından birisi videolu aramalar. Biz de insanların istedikleri video arama hizmetinden faydalanarak arkadaşları ve aileleriyle temasta kalabilmelerini istiyoruz. Nest Hub Max ve Google Asistan, bağlı kalmanın çeşitli yollarını sunuyorlar ve kullanıcılarımıza daha fazla seçenek sunduğumuz için heyecan duyuyoruz.” dedi.

Designers’ Corner büyümeye devam ediyor
Ünlü tasarımcıların seçkin parçalarının sınırlı stoklarla modaseverlerle buluşturduğu Morhipo Designers’ Corner, yeni markalarla büyümeye devam ediyor. Yenilikçi, eğlenceli ve modern tasarımlarıyla Xumu ile şehirli kadınlara yönelik, sade ama şık tasarım çizgisiyle Kutnia şimdi
Designers’ Corner’da!
Yeni sezon ürünleri ve çok avantajlı kampanyalarıyla moda dünyasına yön veren Morhipo.com’un, modayı uygun fiyata yakalamak isteyenler için hayata geçirdiği Designers’ Corner hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Ünlü Türk tasarımcıların sınırlı stoklardaki seçkin parçalarının bulunduğu Designers’ Corner’a şimdi Xumu ve Kutnia markaları da katıldı.
Yenilikçi, eğlenceli ve modern çizgisiyle öne çıkan; sürdürülebilir teknolojilerden faydalanarak toplumsal cinsiyet kalıplarından sıyrılmış, dikkat çekici ve rahat ürünler tasarlayan Xumu, son dönemin trendi olan oversize şişme ve peluş montlarıyla başta gençler olmak üzere modaseverlerle buluşuyor.
Yerel üretimi ve kültür mirasını destekleyen Kutnia, Gaziantep’in geleneksel kumaşı olan Kutnu kumaşını günümüzün modern yaşam tarzına adapte ediyor ve Türkiye’den başlayarak dünyaya yayılan bir marka olmayı, Kutnu mirasını gelecek nesillere taşımayı amaçlıyor. İpek ve pamuk karışımı olması sayesinde parlayan kumaşlarıyla şehirli kadınlara sade ama şık bir tasarım çizgisiyle hitap ediyor.
Dilek Hanif’in eşsiz abiye elbiseleri, Gamze Saraçoğlu’nun defile parçaları, , Ayşe Boyner imzası taşıyan Faraway’in modanın doğal yüzünü yansıtan parçaları, Anar Jewellery’nin çok özel aksesuar tasarımlarının yanı sıra Özlem Erkan, Esra Gürses, Zeynep Okmen, Nur Karaata, Tuba Ergin, Zeynep Erdoğan gibi başarılı tasarımcıların eşsiz parçaları da  Designers’ Corner’da yer alıyor.
Açıldığı günden itibaren ilgiyle takip edilen ve ürünleri hızla tükenen Designers’ Corner,  en sevilen tasarımcıların özel parçalarını müşterileriyle buluşturmaya, yeni tasarımcı ve markalarla büyümeye devam edecek.

Ananas Woodworkingten Projelere Özel Ahşap Ürün ve Mobilya Üretim Danışmanlığı

Tasarımda mükemmeliyetçi, üretimde hassas, malzemede seçici tavrı ile mobilya sektörüne yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedefleyen Ananas Woodworking, Ananas Deco adı altında mimari ve iç mimari projelere tasarım odaklı mobilya üretim desteği sunuyor. Leone Pastanesi, Six Senses Kaplankaya ve Almanyada konumlanan ZEUS Gyros & Grill, tasarımcıların, teknikerlerin ve teknik el becerisi yüksek marangozların aynı çatı altında buluştuğu Ananas Woodworkingin üretim sürecini yürüttüğü mekanlardan sadece birkaçı…

2015 yılında Endüstri Ürünleri Tasarımcıları Çağdaş Cantürk ve Altuğ Toprak tarafından İzmir Karabağlar Mobilya Sanayi Bölgesinde kurulan ve ardından 2018 yılında üretim parkurlarını genişlettikleri yeni atölyelerinde çalışmalarına ivme kazandıran Ananas Woodworking, yurt içinde ve yurt dışındaki önde giden mimari ve iç mimari projelere ahşap ürün ve mobilya imalatlarında tasarım odaklı mobilya üretim desteği sunuyor. İmalat desteği verdikleri projeleri yüksek kalitede işçilik, adil fiyatlandırma ve  estetik uygunluk kriterlerini göz önünde bulundurarak gerçeğe dönüştürüyorlar.

Yaşama ve çalışma alanları için mutfak ve banyolar; restoranlar, mağazalar, kafeler ve bahçeler için sabit veya modüler mobilyalar ile kamusal alanlar için çevresel etmenlere dayanıklı kent mobilyaları ve ekipmanlarının üreten dinamik ekip, son dönemde İzmirdeki Leone Pastanesi/Hilltown, Didimdeki Six Senses Kaplankaya ve Lüneburgdaki ZEUS Gyros & Grill gibi sosyal yaşamın önde giden mekanlarına ahşap ürün ve mobilya tasarım ve üretim danışmanlığı hizmeti verdi.

Leone Pastanesinin Urla ve Alsancak şubelerinin ardından İzmir Hilltown AVMde bulunan keyifli  ve dinamik mekanı için üretim yapan Ananas Woodworking ekibi, Mimar Serdar Deniz tarafından tasarlanan mekanın mobilyalarında dişbudak ağacı, doğal dişbudak kaplama ve beyaz lake cila yüzeyler kullanmış. Şaraplık, barista barı, pasta dolabı, sandviç dolabı, kasa mobilyası, kapılar, servantlar ve kruvasan tezgahını içeren mekanda, keyifli oturma alanları için tasarlanan iç ve dış mekan sedirler de üretime dahil edilmiş.

Six Senses Kaplankaya için  ise proje sahibi mimarlar Gloria ve İzgi Yazıcı tarafından tasarlanan, doğal freze meşe kaplamanın ve meşe ağacının kullanıldığı sıra dışı ölçülere ve özelliklere sahip bir vestiyer, seperatör, kütüphane, dresuar ve konsol üretilmiş. Aydınlatmalı  vestiyer kapakları ürün-kullanıcı etkileşimini arttırırken benzer özellikteki kütüphane ise giriş ve yemek alanını sepere ediyor, yarı açık ve aydınlatmalı raf sistemi sanatsever kullanıcının objelerini sergilediği bir vitrin halini alıyor.

Almanyanın Lüneburg şehrinde bulunan ZEUS Gyros & Grillde iç mimarlar Fatih Uçar ve Anıl Nayır  tarafından tasarlanan doğal freze meşe kaplamanın kullanıldığı duvar çıtalarının, doğal meşe ağacından yapılmış masa tablalarının ve pirinç kaplama ile detaylandırılmış tamamı mat lake cilalı barın üretimini üstlenen Ananas Woodworking, ölçüleri verilen mekanın bar kısmında kusursuz bir imalat için Ananas Atölyede demo kolonlar kullanarak sonuç ürünlere ulaşmış. Üretilen her bir ürün modül haline getirilerek ve detaylandırması yapılarak paketlenmiş ve Almanyaya ulaştırılmış.

Sınava hazırlıkta ONLINE EĞİTİM İYİ Mİ KÖTÜ MÜ?

Pandemi’nin ortaya çıktığı günlerde uzunca bir süre hepimiz çok korktuk ve hayatımızla ilgili kaygılar yaşadık. Bu duyguları sağlığımız ile ilgili yaşamanın yanı sıra özellikle tarihi belli bir merkezi sınava girecek çocuklarımızla ilgili de hissettik. Maalesef yeni dönem için de aynı duyguları yaşamaya devam ediyoruz. Okuluna veya kursuna devam edememek, önümüzdeki yıl sınava girecek öğrenci ve velilerinin de kafalarını karıştırıyor. Edim Ders Evi’nin sahibi tecrübeli eğitimci Emine Çaşkurlu, online eğitimin pek çok olumlu özelliği olabileceğini belirtiyor.

Edim Ders Evi’nin sahibi 20 yıllık deneyimli eğitimci Emine Çaşkurlu, online eğitimde özdisiplinli öğrenci için müthiş bir zaman kazanımının söz konusu olduğunu belirtiyor: “Öğrencinin beden yorgunluğuna karşı uyku saatlerini ideal saate ayarlanabilmesinden tutun, sağlıklı beslenmeden spora zaman ayırabilmeye kadar hayatını kontrol edebilecek.”

Ancak tüm bu zaman diliminde yanıtlanması gereken aşağıdaki başlıca sorular öne çıkıyor:

  • Tüm öğrenciler online dersten aynı verimi alabilecek mi?
  • Evlerde günlük yaşam ve ders çalışma disiplini sağlanabilecek mi?
  • Online sınav uygulamaları ile yapmaya çalıştığımız sınava alıştırma pratiği kazandırılabilecek mi?
  • Yanı başında olamadığımız öğrencilerin ödev kontrolleri ve çözemedikleri sorular üzerinden hatırlatmalar yapmak için uyguladığımız etütler sağlıklı olabilecek mi
  • Öğrencisinin kalem tutan elini, soru soran gözünü göremeyen öğretmen motive olabilecek mi?
  • Mentor öğretmenlerimiz, kitap kontrollerini nasıl yapacak, haftalık ders çalışma programını nasıl takip edecek, sınav sonuçlarına göre belirlediği eksik konuların tekrarını nasıl yaptıracak?

Online Eğitimin Artıları-Eksileri

16 Mart 2020 gününden itibaren online eğitimlerde bir deneme-yanılma süreci yaşandı. Hızlı aksiyon alma, teknolojik alt yapının verimli bir sanal sınıf ortamına uygun hale getirilmesi, öğrenci ve öğretmenlerin bu sistemi etkin kullanma bakımından eğitilmelerinin tamamlanması öncelikli unsurlardı. Bu dönemde veliler ve öğrencilerle sımsıkı kenetlenen kurumlar ortaya çok ciddi bir zafer hikayesi çıkardı.

Emine Çaşkurlu, her tecrübede olduğu gibi bu zorlu süreçte de yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz çok şey olduğunu belirtiyor ve aşağıdaki gözlemlerine dikkat çekiyor:

  1.  Online dersler bire bir ve en fazla 6 kişilik sınıflarda verimli oluyor.
  2.  Öğrencinize ne kadar güvenirseniz güvenin, onu ne kadar iyi tanıyor olursanız  olun mutlaka ekran ve mikrofon açık ders yapılmalı.
  3.  Online derste en çok başarı sağlanan alanlar biyoloji, geometri, coğrafya dersleri…
  4.  Matematik, Türkçe, fizik, kimya derslerinin online olması halinde, ders saati sayısının artırılması ve derslerin mutlaka interaktif geçmesinin sağlanması gerekir.
  5.  Tarih, felsefe, Türkçe paragraf ve edebiyat derslerinin yüz yüze olmasını mümkün kılmaya çalışmak çok daha iyi olur.
  6.  Deneme sınavları mümkünse kurumlarda yapılmalı ama bu sağlanamıyorsa kitapçıkların öğrencilerin önlerinde olması ve sınav süresince ekranları açık sınav olmaları çok önemli.
  7.  Online yapılacak derslerin ders notlarının önceden öğrencilere ulaştırılmış olması gerekir.
  8.  Öğrencinin ev disiplini ve çalışma disiplini bakımından planlanması ve kontrolü mutlaka günü gününe ve ekran açık yapılmalı.
  9.  Olabiliyorsa her öğrenci ile en az 15 günde 1 yüz yüze görüşülmeli.
  10.  Her ay veli ve öğrenci ile online durum değerlendirmesi yapılmalı.

Kısacası, merkezi sınavlar koşullar ne olursa olsun, tarihleri ne olursa olsun yapılıyor. Önümüzdeki yılda yapılacak. Kaçınılmaz olanın bizi çaresiz bırakmasına, günlük kararlarla belirsizliğe sürüklenmek yerine yeni durumun imkanlarını en verimli şekilde kullanmanarak yolumuza devam etmeliyiz.

Durumlar değişir, sistemler değişir çalışan, adapte olan, umutla geleceğe odaklanan  kazanır

PayCore, filoların nakit yönetimini rahatlatan çözümü için Shell & Turcas ile anlaştı

Ödeme sistemleri sektörünün lider ve yenilikçi şirketi PayCore, Shell Taşıt Tanıma Sistemi’nde kredi kartıyla ödeme altyapısını ve yönetimini üstlendi. Bayiler, Shell Taşıt Tanıma Sistemi müşterilerinin ödemelerini artık kredi kartıyla tahsil edebilecek. Bu yeni hizmet ile KOBİ’lerden büyük kurumsal şirketlere kadar kolay ve etkin nakit yönetimi sağlanacak.

PayCore, Türkiye’de 1.000’den fazla akaryakıt istasyonuyla hizmet veren Shell & Turcas ile önemli bir anlaşma gerçekleştirdi. Lider ödeme sistemleri şirketi PayCore, Shell Taşıt Tanıma Sistemi (TTS) kullanıcısı şirketlerin kredi kartıyla da ödeme yapabilmelerini sağlayacak. PayCore, bu çözümün tüm altyapısını ve yönetimini üstlendi. Bu altyapı sayesinde sektörün en gelişmiş ve güvenli müşteri deneyimi Shell Taşıt Tanıma Sistemi kullanıcılarına da sunulurken, KOBİ’lerden büyük kurumsal şirketlere, tüm ticari filo müşterilerinin nakit yönetimini kolaylaştırmak amaçlanıyor.

Shell Taşıt Tanıma Sistemi’nden kredi kartıyla da ödeme alınabilmesinin sektör için önemli bir yenilik olduğunu söyleyen PayCore CEO’su Turgut Güney, “PayCore olarak Türkiye’de yaklaşık 20 bin şirket ve 500 bini aşkın araç tarafından kullanılan Shell Taşıt Tanıma Sistemi’nin kredi kartı ile ödeme hizmetlerini ve güvenliğini gerçekleştireceğiz. Ayrıca kart saklama ve ödeme geçidi altyapısı da PayCore tarafından sağlanan bu işbirliğiyle, Shell müşterilerine değer katan bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

Güney, PayCore olarak Shell TTS müşterilerine kredi kartlarını kullanarak anlık ödeme imkanını en güvenli şekilde sunacaklarını söylüyor ve “Bu altyapı ile hem operasyonel maliyetlerin azaltılması, hem de bayilerin hızlı tahsilat alması ile Shell Taşıt Tanıma Sistemi müşterilerinin istasyon deneyiminin de en üst noktaya çıkarılması hedefleniyor. Bu projede akaryakıt bayilerinin ve Taşıt Tanıma Sistemi kullancılarının Sanal POS tanımlarının yapılması, indirim teklifleri, kredi kartı giriş ve yönetimi, ön otorizasyonla ödeme, mutabakat ve rapor hizmetlerini de PayCore olarak üstlendik. Amacımız ödeme teknolojilerindeki yazılım ve operasyonel gücümüzle Türkiye’nin ve dünyanın tüm lider şirketlerinin başarısına katkı sağlamak.” diye ekliyor.

Konut Satışlarında Rekor Kırıldı!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayı konut satış verilerini açıkladı! Toplam konut satışları Türkiye genelinde bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 124,3 artarken ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 900,6 oranında artış gösterdi. Açıklanan verilere göre konut satışlarında cumhuriyet tarihinin satış rekoru kırıldı.

Kamu bankalarının 1 Haziran’da açıkladığı kredi destek paketi ile konut kredisi faiz oranları yıllardır görülmemiş bir seviyeye düşmüştü. Açıklanan pakette anlaşmalı 0 konutlar için %0,64 faiz oranı sunulurken ikinci el konutlar için %0,74 faiz oranı sunuluyordu. İndirimin etkisiyle haziran ayında konut kredisiyle yapılan ev satışlarında patlama yaşandı. TÜİK’in açıkladığı Temmuz ayı konut verileriyle bu artışın devam ettiği görülüyor.

Konut Kredili Satışlarda Temmuz Ayında Artış!

Haziran 2020’de faiz indirimlerinin etkisiyle 101.504 adet ipotekli konut satışı gerçekleşmişken, temmuz ayında bu sayı artarak 130.721’e ulaştı. Önceki yılın aynı oranına göre %900,6 oranında yaşanan artışla ipotekli satışların, toplam satış içindeki payı %57 olarak gerçekleşti. Toplam konut satış adedi 229,357’ye yükselerek tüm zamanların rekoru kırıldı.Tüm zamanların aylık bazda en yüksek satış adedine daha önce 2019 Aralık ayında 202,074 adet satışla ulaşılmıştı.

Faiz Oranları Yükseliyor!

Kamu bankalarının konut kredisindeki indirim kararını özel bankaların da takip etmesiyle konut satışlarında rekorlar kırıldı. Ağustos başında kamu bankalarının ikinci el konut kredileri için sunduğu faiz oranını iki kere artırması ile birlikte özel bankalarının faiz oranlarının da artışlar başladı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan HangiKredi CEO’su Oray Durmazoğlu, hem faiz oranlarının artması hem de konut fiyatlarının artmasıyla birlikte önümüzdeki aylarda satış oranlarının azalabileceğini söyledi. Durmazoğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

“Özellikle konut kredisi faiz oranlarının yüzde 3’leri aştığı geçmiş yıllarla kıyaslandığında hala iyi bir seviyede. Konut kredisi ile ev sahibi olmak isteyenler, fiyatı uygun ve zarar etmeyecekleri bir ev bulurlarsa faiz oranları hala oldukça avantajlı.”

İnsan-robot işbirliği ile üretimde durmak yok

 Japonya merkezli lider CNC, Robot ve Makine üreticisi FANUC’un Türkiye’de 250 bin Euro yatırım bütçesiyle açtığı FANUC Tamir Merkezi pandemi döneminde otomasyon sistemleri kullanan üreticilerden büyük talep gördü.  Başta medikal olmak üzere otomotiv ve otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, talaşlı imalat,  gıda, elektrik/elektronik sektörlerinden gelen talepler yüksek oranda Robot TP (Teach Pendant-Robot El Kumandası) tamiri özelinde gelişti.

Dünyanın en önemli CNC, Robot ve Makine üreticisi Japon devi FANUC, Avrupa’daki 2. Tamir Merkezi’ni 2020 yılı başlarında Türkiye’de açtı. Yaklaşık 500 metrekare alanda Avrupa’daki Tamir Merkezi ile birebir konseptte oluşturulan FANUC Türkiye Tamir Merkezi,  ilk etapta FANUC Alpha, Alpha-i, Beta-i servo motor ve sürücüleriyle birlikte FANUC Robot el kumandalarının (Teach Pendant) tamir edilmesi hedefiyle kuruldu. İlerleyen dönemlerde FANUC Pcb’lerinin (Anakart, Sürücü kartları, I/O kartları) de tamir edileceği Tamir Merkezi, pandemi döneminde otomasyon sistemleri kullanan üreticilerden büyük talep gördü.

İçinde bulunduğumuz dönemde başta medikal olmak üzere otomotiv ve otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, talaşlı imalat,  gıda, elektrik/elektronik sektörlerinden gelen talepler, yüksek oranda Robot TP (Teach Pendant-Robot El Kumandası) tamiri özelinde oldu. FANUC Türkiye Genel Müdürü Teoman Alper Yiğit “Covid-19 sürecinde FANUC Tamir Merkezi’ne yönelik yoğun talep ile salgın koşullarına rağmen akıllı fabrikalarda üretimin durmadığını ve bu sürekliliğin ekonomik istikrarı sağlamakta ne derece önemli olduğunu bir kez daha gördük” dedi.

“Akıllı teknolojileri üretim parkurlarına dahil etmek bir ihtiyaç değil, bir zorunluluktur”

Yeni normal standartlara alışmaya başladığımız bu günlerde,  fabrika otomasyonunun Türkiye’de yükselişe geçtiğini, taleplerin arttığını ve yatırım süreçlerinin değerlendirildiğini gözlemlediklerini ifade eden Teoman Alper Yiğit, 2020 başlarında hayata geçirdikleri FANUC Türkiye Tamir Merkezi’nde koronavirüs pandemisi döneminde müşterilerimize ekonomik çözümler sunarak üretimlerine katkı sağladıklarını aktardı. Özellikle lokomotif sektörlerden gelen talepler nedeniyle ciddi bir hareketlilik yaşandığını, meydana gelen bu hareketliliğin ülkemizde otomasyon bilincinin gelişmekte olduğunu kanıtladığını söyleyen Yiğit,Küresel bir kriz ortamı yaratan, tedarik zincirlerini koparan, üretimin neredeyse tüm dünyada durma noktasına geldiği çok ağır bir süreci deneyimledik. Söz konusu kriz ortamında üretiminde otomasyona geçmemiş olan yapılar ekonomik anlamda büyük hasar gördü. Üretimini dijitale aktarmış, akıllı ve karanlık fabrikalar kurgulamış, parkurlarında robotik uygulamalar oluşturmuş kuruluşlar ise üretimine kesintisiz devam etti.  Küresel çapta, ekonomik akışkanlık bu uygulamalar sayesinde sağlandı. Dünya değişti, değişiyor, değişmeye devam edecek. Çok yakın bir gelecekte çok daha ileri teknolojiler hayatımızın her alanında varlık gösterecek. Dolayısıyla insan-robot etkileşimini içeren akıllı teknolojileri üretim parkurlarına sokmak günümüzde bir ihtiyaç değil, bir zorunluluk. FANUC olarak en büyük sorumluluğumuzu ülkemizin bu teknolojik altyapıları sahiplenmesini sağlamak olarak görüyoruz. Türkiye’deki yatırımların giderek arttığını net olarak gözlemliyoruz. Ülke olarak küresel pazardaki payımızın artması dünyaya hakim ileri teknolojilere tam entegrasyonla mümkün olacaktır.” açıklamasında bulundu.

KİŞİSEL YAYINCILIK, KİŞİSEL DESTEKLİ YAYINCILIK NEDİR?

Günümüzde yazarlar, eserlerini üretme sürecinden çok onu yayımlatma aşamasında tıkanıyorlar. Bazı yazarlar uzun süre boyunca düzenli olarak tek bir yayıneviyle çalışırken bağımsız yazarların bu konuda daha farklı bir yöntem izlemesi gerekiyor. Klasik yayınevleri tanınırlığı göz önünde bulundurarak gelen her dosyayı kabul etmiyor, hatta neredeyse incelemiyorlar bile. Bunun yoğunluk ve yayınevi ilkeleriyle açıklanabilecek nedenleri var.

Kişisel yayıncılık ise daha çok yazarın, daha çok okurla buluşmasını sağlayan ve gittikçe daha fazla tercih edilen bir seçenek. Türkiye’de kişisel yayıncılığa öncülük eden Yazardan Direkt Yayınevi Genel Koordinatörü Çağla Miniç Eker, “Türkiye’de yeni bir yöntem olsa da özellikle Amerika’da kişisel yayıncılık / self publishing oldukça köklü bir geçmişe sahip. Bu şekilde tanınan ünlü yazar sayısı da azımsanmayacak kadar çok.” diyerek kişisel yayıncılığın yeni bir yöntem olmadığının altını çiziyor.

Kavramlar Arasında Kaybolmayın!

Kişisel yayıncılık adını son yıllarda daha fazla duyuyor olsak da ister istemez bazı kavramların ayrımının yapılması gerekiyor. Kitabını yayımlatma sürecinde arayışa giren yazarlar birbirinden farklı fırsatlar sunan ve/veya işinin çok da ehli olmayan yayınevleriyle karşılaşabiliyorlar. Bu konudaki seçimin iyi bir araştırma sonucunda yapılması gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz ancak işin içinde farklı tanımlar olunca seçim de bir hayli zorlaşıyor. ‘Kişisel yayıncılık’ ve ‘kişisel destekli yayıncılık’ arasında belirgin ayrımlar yapan yayınevleri var. Hatta tam olarak kırmızı, keskin çizgilerle ayrılarak yazarlara sunulan seçenekler de içeriğe göre fiyatlandırılıyor. İkisinin arasında nasıl bir fark olduğunu bilmeyen bir yazarın sonunda hüsrana uğramaması adına aralarındaki benzerlikler ve farkları bilmesinde fayda var.

Yeni Ayrımlarla Belirlenen Kırmızı Çizgiler…

Bazı yayınevleri kişisel yayıncılığı, “Yazarın kitabına editöriyel destek veren, kapak tasarımını yapan ama genel prosedüre karışmayan,” olarak net bir şekilde tanımlanırken her konuda yazarla birlikte hareket eden ve yazarın bu prosedürlerle uğraşmadığı yayıncılığa da kişisel destekli yayıncılık diyorlar. Yazardan Direkt Yayınevi kurucusu Sedef Kutlubay Demirkan ise aralarındaki ayrımı “Yazardan Direkt, kurulduğu günden beri kişisel yayıncılık alanında pek çok ilki Türkiye’de uygulamaya ve yazarı her konuda desteklemeye devam ediyor. Söz konusu ayrımları yapmadığı gibi yazara da kendi kanatlarınla uç, demiyor.” sözleriyle netleştiriyor.

Aslında Kişisel Yayıncılık…

Aslında bu ayrımların olmadığı zamanlardan beri de bu isimle anılıyor. Editör desteği ve kapak tasarımında aynı zamanda anlaşmaya bağlı tanıtım süreçlerinde de hizmetler sunuluyor. Kişisel yayıncılık Türkiye’de bağımsız yazarlar için farklı bir seçenek olmanın ötesinde okur, yazar teması için de önemli bir yapılanma. Bu nedenle eserinizi okurla buluşturmadan önce gereksinimlerinizi doğru belirlemeniz, yolun devamında kiminle adım atacağınızı görmeniz çok önemli. Yoksa bazı yazarların, kişisel yayıncılıkla ilgili kavram kargaşası nedeniyle kendi yayınevlerini kurma çabaları bile oluyor ya da yolun yarısında yapayalnız kalıp, prosedürlerin arasında kaybolabiliyor.

Maden sektörü ilk sanal ticaret heyetini Hindistan’a düzenleyecek

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği, Hindistan’a sanal ticaret heyeti düzenleyecek. Türkiye’nin doğal taş ihracatında yüzde 5’lik pay ile dördüncü sırada bulunan Hindistan’a doğal taş sektörüne yönelik olarak düzenlenecek ilk sanal ticaret heyetinin tarihleri 17-28 Ağustos 2020 olarak açıklandı.

Hammadde ve enerji kaynağı olması bakımından stratejik bir noktada bulunan Türk maden sektörü, Covid-19 pandemisi nedeniyle ülke ziyaretlerini, tanıtım organizasyon ve çalışmalarını büyük oranda dijital ortama taşıdı. Türkiye-Hindistan arasındaki doğal taş sektörüne yönelik ilk sanal ticaret heyeti ise İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) organizasyonu ile 17-28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

İMİB Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, Hindistan’ın Türk doğal taş sektörü açısından önemli bir pazar olduğunu söyleyerek konu ile ilgili olarak şunları kaydetti: “Hindistan Türkiye’nin doğal taş ihracatında yüzde 5’lik pay ile 4’üncü sırada yer alıyor. Blok doğal taş ihracatında ise yüzde 10,10’luk payla 2’nci sırada bulunuyor. Bu ülkeye yaptığımız doğal taş ihracatında ilk sırada yüzde 89.34’lük payla blok mermer-traverten grubumuz yer alıyor. 2019 yılında böylesi bir tablonun içinde bulunuyorduk ve pazar hedeflerimiz farklıydı. Ancak bu yıl yaşanan pandemi nedeniyle ihracatımızda düşüş yaşandı. İki haftaya yayılacak ve Hindistan’daki önemli satın almacılar ile firmalarımızı buluşturacak olan sanal ticaret heyeti ile ilk etapta önceki ihracat rakamlarımıza ulaşmayı hedefliyoruz.”

Türkiye ilk sırada yer alıyor

Türkiye’nin 650 renk ve çeşitlilikte mermere, 150 farklı türde ise doğal taşa sahip olduğunun altını çizen İMİB Başkanı Aydın Dinçer, Hindistan’ın doğal taş ithalatında Türkiye’nin, 2019 yılı rakamlarına göre yüzde 34’lük payla ilk sırada yer aldığını belirtti. Dinçer, şöyle devam etti: “Ürün grubu bazında baktığımızda doğal taş ithalatının yüzde 74’ünü blok doğal taş, yüzde 26’sını işlenmiş doğal taş oluşturuyor. Türkiye, Hindistan’ın blok doğal taş ithalatında 2019 yılı rakamlarına göre, değer bazında yüzde 44’lük pay ile ilk sırada yer alıyor. İkinci sırada yüzde 22’lik pay ile İtalya geliyor.”

Dijital Pazarlama Hakkında Keyifli Sohbetler DigitalBox Youtube Kanalında!

Dijital pazarlama alanında Türkçe video içerik bulmanın zorluğundan yola çıkan AdColony ekibi, sektörel bilgisini hem reklamverenler, medya çalışanları hem de üniversite öğrencileri için yeni Youtube kanallarında bir araya getiriyor. Kanal kısa sürede hazırladığı etkili içerikler ile dikkat çekmeyi başardı.

Pandemi dönemi reklamverenleri nasıl etkiledi? Ajans ve markalarda ekip yapısı ve işleyiş nasıl oluyor? Spotify’da Türkiye’nin en çok dinlediği müzik türleri neler? LinkedIn’de markanızın profilini nasıl daha iyi hale getirebilirsiniz? Türkiye’de çalışıp global ekiplerle iş yapmak kolay mıdır? İş için seyahat etmek hala mümkün mü? Programatik satın alma nedir?

Tüm bunlar özellikle pazarlama sektöründe olup dijitalleşme sürecini yakından takip edenlerin sık sık duyduğu ve merak ettiği sorular. Sektörü takip etmek isteyenler ya da sektöre girmek isteyip nereden başlayacağını bilmeyenler için dijital pazarlama ile ilgili farklı konuların uzmanlar tarafından konuşulduğu Digital Box Youtube kanalı bire bir.

AdColony ekibi ve iş ortaklarının yanı sıra EMEA & LATAM Genel Müdürü Volkan Biçer’in de değerli konukları ağırladığı DigitalBox kanalında trader nasıl olunacağından, medya ölçümlemesinin önemine kadar farklı konular tartışılıyor. Kantar Media Turkey Deputy General Manager Erdem Tolon’un konuk olduğu bölümde farklı medya mecralarının ölçümleme teknikleri, dijitalin yükselişiyle klasik medya kanallarını gelecekte nelerin beklediğini konuşuluyor. İzlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=NRJ5E1qsBrQ

DigitalBox kanalında izleyicileri başka neler bekliyor?

  • LinkedIn’in etkin kullanımı ve LinkedIn’de başarılı bir kampanya yaratmak için ipuçları nelerdir? https://www.youtube.com/watch?v=ODY1BTcteGY
  • Programatik nedir ve reklamverenler bu satın alma modelini neden tercih ediyorlar? https://www.youtube.com/watch?v=fZt3uqC60KA
  • Start-up’lar için finans ipuçları https://www.youtube.com/watch?v=oHjNLnjf-PM
  • İş mülakatlarında nelere dikkat edilmesi gerekir? https://www.youtube.com/watch?v=z19jUAbduS8

Dijital pazarlama alanına ilgi duyanların, sektörde çalışan uzmanlarla bir araya geldiği DigitalBox kanalın farklı ülkelerde özellikle pandemi sonrası neler olduğunu da izleyicilere sunuyor. Sadece AdColony ekibinin bilgi birikimini paylaştığı videolar değil aynı zamanda marka ve ajanslardan değerli konukların da deneyimlerini paylaştıkları içerikleri bulabilirsiniz.

Ele geçirilen akıllı saatler veri kaybına zemin hazırlayabilir
Akıllı telefonlarla eşleyerek kullanılan ve son birkaç yılda gittikçe popülerleşen akıllı saatler, büyük veri kayıplarına geçit verebiliyor. Hassas bilgilerin hackerlar tarafından ele geçirilmesini engellemek için kullanıcılara birtakım önerilerde bulunan BugBounter, şirketlere de sistemlerindeki kritik açıkları bulabilmeleri için platformu kullanmalarını tavsiye ediyor.
Şirketlerin güvenlik açıklarını bulma ihtiyacını kitle kaynak kullanımıyla hızlı ve etkin bir şekilde gideren BugBounter, akıllı saat kullanıcılarını hacklenmeye karşı uyarıyor.
Mesajları anında görebilmek, aramaları kolayca cevaplayabilmek, hatırlatmaları bir kol hareketiyle inceleyebilmek gibi hayatımıza birçok kolaylık sunan akıllı saatler, başında akıllı takısı olan her cihaz gibi potansiyel güvenlik risklerine sahip.
2019’da yapılan birçok araştırma, ebeveynlerin çocuklarını takip edebilmek için satın aldığı saatlerde önemli açıklar keşfetti. Aynı yılın sonlarına doğru akıllı saatlerin bağlandığı bulut ortamlarında keşfedilen açıklar, milyonlarca hücresel bağlantı özelliğine sahip akıllı saati hedef alabilecek çok büyük bir tehlikeyi işaret etti.
Akıllı saatler, akıllı cihazlara Bluetooth üzerinden bağlanıyor. Bir kullanıcı, akıllı cihazını masada bıraksa dahi saati hep kolunda oluyor. Bluetooth bağlantılar da zafiyet riskini beraberinde getirdiği ve bankadan gelebilecek bir e-posta, sosyal medya mecrasından gelebilecek bir bildirim, yakınlardan gelebilecek bir SMS bilgisi Bluetooth üzerinden cihazlar arasında aktarıldığı için bu bilgilerin tamamı da risklerle karşı karşıya kalıyor.
Norveçli Tüketici Konseyi’nin (Norwegian Consumer Council) çocukların kullandığı saatler üzerinde yaptığı araştırma, söz konusu saatlerin her yönden ele geçirilebileceğini açığa çıkarttı. Olası sorunların arasında hackerların çocukları saatlerdeki mikrofonlar üzerinden dinleyebilmesi, bina içinde veya dışında olduğu bilgisini elde edebilmesi, arkadaşlarıyla veya tek başına oynadığını bilebilmesi gibi birçok senaryo yer alıyor.
Akıllı saatler üzerinden ele geçirilebilecek bilgiler arasında konumlar da yer alıyor. Çünkü akıllı saatler, kullanıcısının adımlarını ve fitness bilgilerini yakından takip edebiliyor. Kullanıcının konum bilgilerini ele geçirebilen bir hacker, o kişinin ne zaman evde veya iş yerinde olduğunu bilebilir ve bu bilgiyi daha fazla kayıp yaşatmak için kullanabilir. Saldırganlar, yaşlıların veya hastaların ilaç bilgileriyle oynayabilir. Ayrıca saatin koldaki hareketlerini izlemeyerek bilgisayarların şifrelerini veya PIN numaralarını bile öğrenilebilir.
Konuyla ilgili görüşlerini belirten BugBounter Kurucu Ortağı Murat Lostar, kullanıcıların kendilerini koruyabilmeleri için şunları söyledi: “Akıllı saatler, birçok hassas veriye aynı anda sürekli erişim sağladığı için saldırıya müsait bir konumda yer alıyor. Bu yüzden akıllı saat kullanıcıların bir an bile güvenliği elden bırakmaması ve akıllı saatin seçiminden kullanımına kadar her aşamada dikkatli adım atması gerekiyor. Bu noktada bilinen ve saygınlığı olan bir markanın cihazını almak doğru bir başlangıç. Bilgisayarın başındayken saati çıkartıp kenarda tutmak da bir önlem olabilir. Tabii bu noktada tüm sorumluluk kullanıcıya ait değil. Şirketler de çeşitli yöntemlerle sistemlerini test ettirebilir ve saldırılara karşı şimdiden güçlü bir savunma inşa ederek kendisini ve kullanıcılarını korumaya alabilir. Kitle kaynağı, bu noktada en uygun maliyetli ve en etkili yöntemlerden birisi olarak öne çıkıyor. Şirketler, kitle kaynak kullanımını tercih ederek yüksek sayıdaki ve nitelikteki hackerlar tarafından sistemlerini test ettirebiliyor ve doğrulamalardan geçen detaylı raporlama sayesinde sistemlerindeki açıkları net olarak görebiliyor.”

Yerli Teknoloji Firmasından Sosyal Mesafe İçin Sanayiye Yapay Zekalı Yüksek Teknoloji Bağışı

Koronavirüs ile birlikte hayatımıza giriş yapan “sosyal mesafe” kavramı, tüm sektörlerdeki çalışanlar için de büyük önem taşıyor. Dünya genelinde hayatın sosyal mesafe kurallarına göre düzenlenmesine yönelik uzun vadeli planlamalar yapılırken sanayideki çalışanlar için bir destek de teknoloji şirketi Doruk’tan geldi. Türkiye’de üretim yönetiminde dijitalleşme pazarını inşa eden ve akıllı üretim yönetim sistemi ProManage ile sanayicilerin dijital dönüşüm mentorluğunu yapan Doruk, çalışan sağlığının korunarak üretime devam edilebilmesi için ProManage KiT (Kontrollü İnsan Trafiği) adını verdiği sosyal mesafe ölçüm ve uyarı sistemini geliştirdi. Fabrikaların faaliyetlerine devam ederken çalışanlarının sosyal mesafe denetimini ve raporlamasını anlık olarak yapabilmelerini sağlayan ProManage KiT’i, sanayicilere bedelsiz sağlayan Doruk, böylece işletmelerin çalışan sağlığı açısından riskleri değerlendirerek hemen önlem almalarını mümkün kılıyor. Bu kapsamda “Fabrikalar Açık Kalsın” isimli bir kampanyaya da imza atan Doruk, bedelsiz olarak sunduğu ProManage KiT uygulamasını edinmek isteyen sanayicileri kampanyaya destek veren vakıf ve sağlık kuruluşlarına bağış yapmaya davet ediyor. Pandemi gibi beklenmeyen durumlarda bile ek yatırıma ihtiyaç kalmadan “Fabrikalar Açık Kalsın” diyerek bu ürüne imza attıklarını belirten Doruk Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden, ProManage KiT ile Türk sanayicisine ve sanayi çalışanlarına katkı sağlamayı ve çalışanlarının sağlığını üst düzey teknolojiyle korumayı amaçladıklarını söyledi. Yapay zekâ ile görüntü işleme teknolojisinin kullanıldığı ProManage KiT uygulaması, Doruk’un Teknopark İstanbul, Antalya Teknokent ve İzmir DEPARK’ta (Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme A.Ş.) bulunan ofislerindeki mühendislerinin gönüllülük esasına dayalı olarak ortak çalışmalarıyla tamamlanarak hayata geçirildi.

Çoğu işletmenin uzun bir süre uzaktan çalışma modelini sürdürdüğü pandemi döneminde, sanayi firmaları büyük bir özveriyle kontrollü bir şekilde faaliyetlerine devam ediyor. Akıllı üretim yönetimi sistemi ProManage sayesinde sanayicilerin üretimlerini daha verimli ve çevik hale getiren, kayıplarını tespit edip azaltarak maliyetlerini ve rekabetçiliklerini yönetebilmelerini sağlayan teknoloji şirketi Doruk, şimdi de üreticilerin beklenmeyen, zorlu dönemlerdeki en büyük ihtiyaçlarından birine ProManage KiT ile cevap veriyor.

IIoT, makine öğrenmesi, görüntü işleme, artırılmış gerçeklik ve yapay zeka teknolojileri ile tam entegre olan dünyadaki tek akıllı üretim yönetim sistemi ProManage ile bugüne dek dünya genelinde 300’den fazla fabrikayı dijitalleştirmiş olan Doruk’un Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Tülay Özden; “Pandemi ile mücadelenin ikinci dönemi olarak Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın açıkladığı ‘kontrollü sosyal hayat’ evresinde işletme ve fabrikalarda çalışanların sağlığını korumak büyük önem taşıyor. Bu yeni düzene adım atarken, Doruk olarak gönüllü mühendis ekibimizle birlikte üretime devam ederek ekonomiye ve istihdama katkıda bulunan sanayicilerin her zamanki gibi yanında olup çalışanların ve dolayısıyla toplumun sağlığını korumaya katkıda bulunmak istedik ve çok önemli bir ürün geliştirdik” diyerek şu detayları paylaştı: “Ülke ekonomisinin lokomotifi olan sanayicilerin küresel pazarlarda daha rekabetçi olabilmeleri ve sürdürülebilir büyüyebilmeleri için tek yolun üretim ve yönetim sistemlerinin dijitalleştirilmesi olduğuna inanıyoruz. Bu noktada, koronavirüsle birlikte çok önemli hale gelen ve dünya genelinde kamu alanlarında en çok konuşulan ‘sosyal mesafe’ kuralı kapsamında geliştirdiğimiz sosyal mesafe ölçüm ve uyarı uygulamamız ProManage KiT (Kontrollü İnsan Trafiği) sayesinde fabrikalar açık kalabilecek, ek yatırım gerekmeden işletmelerde çalışanların sosyal izolasyona uyup uymadıkları izlenip temas noktaları dijital ortamda tespit edilebilecek, uyarı üretilebilecek. Ar-Ge birimimiz başta olmak üzere ilgili departmanlarımız konuyla ilgili iş ortaklarımızdan gelen talepleri de değerlendirerek ProManage KiT üzerinde titizlikle çalıştılar. İş sağlığı ve güvenliği açısından çok önemli olan bu teknolojiyle içinde bulunduğumuz dönem başta olmak üzere bundan sonra hayatımızı etkileyecek sosyal izolasyonun iş verimini etkilemesinin de önüne geçmek ve pandemi gibi beklenmeyen durumlarda çalışanların sağlıklı bir şekilde çalışması mümkün olacak.”

“Fabrikalar Açık Kalsın kampanyamızla hem sanayicilere hem de topluma katkıda bulunan kurumlara destek olmayı hedefliyoruz”

Özden, fabrikaların faaliyetleri devam ederken çalışanların sosyal mesafe denetimi ve raporlamasının anlık yapılabilmesi sayesinde işletmelerin riskleri değerlendirerek hemen önlem almalarını sağlayacak ProManage KiT’i, topluma katkıda bulunan kurumlara bağış tavsiyesiyle işletmelere bedelsiz sağlayacaklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Doruk tarafından bedelsiz olarak sunduğumuz ProManage KiT uygulamasını edinmek isteyen değerli sanayicilerimiz, ‘Fabrikalar Açık Kalsın’ kampanyamıza destek veren vakıf ve sağlık kuruluşlarına bağış yapabilirler. Başlattığımız bu kampanya, sanayi kuruluşlarının uygulamayı edinirken aynı zamanda pandemiden etkilenen halkımıza hizmet ve destek sunan çeşitli vakıf ve sağlık kuruluşlarına bağış yapmalarına imkân sağlayarak çok katmanlı şekilde destek ve yardımlaşma kampanyasına dönüşüyor. Salgının patlak verdiği dönemle birlikte sormaya başladığımız ‘Biz ne fayda sağlayabiliriz?’ sorusunun cevabı olan bu sosyal mesafe çözümüyle hem Türk sanayicisine hem de topluma katkıda bulunan kurumlara destek olmayı hedefliyoruz.”

Yapay zeka ve görüntü işleme teknolojisiyle anlık takip

ProManage KiT uygulamasında yapay zeka ve görüntü işleme teknolojilerinin kullanıldığına dikkat çeken Özden, “Canlı kamera görüntülerinin işlenmesiyle oluşturulan sosyal mesafe uyarılarının ekranlara yansıtılması sayesinde çalışanlar, kendi ihlal durumlarını anlık olarak görüntüleyebiliyorlar. Birbirine güvenli sosyal mesafeden fazla yaklaşan çalışanlar tespit edilerek uyarı üretiliyor ve raporlanıyor. Raporlamada söz konusu lokasyonun yanı sıra sosyal mesafenin ihlal başlangıç ve bitiş zamanlarına yer veriliyor. Uygulama kapsamında; ihlal durumları ve alarmları görüntülenebiliyor, operatör ilgili kişilerin adlarını kayda ekleyerek not yazabiliyor. Sesli ve iki farklı renk kodunda ışıklı alarm sisteminin yanı sıra e-posta, SMS veya anlık mobil bildirimleri sayesinde hiçbir risk gözden kaçmıyor. Şüpheli bir durum oluştuğunda ise geriye dönük olarak geçmiş uyarı kayıtları takip edilebiliyor ve böylece olası etkilenenler anında tespit edilebiliyor. İşletmenin eğitim almadan uygulamayı kolayca devreye alabilmesi için tesisteki mevcut kamera sistemi ve sistemin bağlı olduğu bir bilgisayar yeterli oluyor, online ya da offline çalışan sistemde geçmiş kayıtlar da değerlendirilebiliyor” açıklamalarında bulundu.

“Geleceği gören teknolojimizle işletmelerin verimliliğini artırıyoruz”

Yapay zeka ve artırılmış gerçeklik teknolojileriyle tam entegre dünyadaki tek üretim yönetim sistemi olan ProManage hakkında detayları paylaşan Aylin Tülay Özden, sözlerini şöyle tamamladı. “ProManage ile işletmelerin kendilerini sürekli ve otomatik olarak geliştirebilmesini sağlıyoruz. İşletmede daha önce izlenilen yolların ve bilgilerin kendi içlerindeki ilişkilerini anlamlandıran ProManage yapay zeka uygulamamız sayesinde fabrikalar, gelecekte neler olabileceğini kestiren, yani kestirimci algoritmaların temelini oluşturan altyapıya geçiş sağlıyor. İşletmelerin dar boğazlarını, zayıf yönlerini, gelişime açık noktalarını sürekli olarak gösteren ve bu açıkların iyileştirilmesi için işletmeyi uyarı mesajları ve farklı yollarla bilgilendiren ProManage ile tam entegre olan ProManage Mobil uygulamamız sayesinde ise uzaktan çalışmak durumunda kalan yönetici ve şeflerin gerçek zamanlı olarak tesise ait makinelerini izleyebilmeleri, makinelerinin üretim performansına ulaşabilmeleri, parametreleri takip edebilmeleri, makine göstergelerini ve raporları görebilmeleri mümkün hale geliyor. Türk sanayisinin gelişmesine katkı sağlamak için 22 yıldır çığır çağan teknolojiler geliştiren bir şirket olarak her zaman her koşulda üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”

EĞİTİMCİ YAZAR COŞKUN BULUT, UZAKTAN EĞİTİM HAKKINDA GÖRÜŞ BİLDİREREK TAVSİYEDE BULUNDU

Öncelikle bu süreçte uzaktan eğitimin çocuklara faydasının olduğu kesinlikle tartışılmaz. Bu sene 1.sınıf kayıtlarının alınmamasının çok isabetli olacağı kanaatindeyim. Onlar okula bir yıl geç başlayarak hiçbir şey kaybetmezler.  Okul kültürünü henüz tanımayan çocuklarımızı bu yıl riske atmadan sadece Eba üzerinden “hazırlık sınıfı” uygulamasıyla 1.sınıfa hazırlamalıyız. 1.sınıf öğretmenleri de ara sınıflarda değerlendirilebilir. 2.dalgaya karşı elbette ki Eba daha fazla önem arz edecektir. “2040” adlı eserimde de belirttiğim gibi öğrenciler canlı yayına katılıp aklındaki soruları sorabilirlerse çok daha fazla verim elde edilir. Bunu sağlamak adına her il kendi Eba Tv’sini kullanırsa yani Eba yerel kanal hâline gelirse ve her ilde ilçeler de dahil yeterli sayıda yetişmiş öğretmenler görevlendirilirse öğrenciler hem tanıdık yüzler görür hem de öğrencilerin katılımları ve motivasyonları artar. Genel merkezde de yayınlar ana yayın olarak aynı şekilde devam eder. Böylece öğrenciler, canlı yayında öğretmenlere hem bilmedikleri soruları rahatlıkla sorar hem de öğretmenin sorularına cevap verir, birlikte soru çözme imkânına kavuşur.

1) Coşkun Bulut kimdir?

Elâzığ doğumlu eğitimci yazarım. Sınıf öğretmenliği yapıyorum. Roman, şiir alanlarında kitaplarım var. Yazmaya üniversite yıllarında şiir yazarak başladım. Son birkaç yıldır roman denemelerim oldu ve bir şiir, iki roman kitabım yayınlandı.

2) Edebiyat sizin için ne ifade ediyor?

Benim yazın dünyası hakkındaki görüşlerim üstat Necip Fazıl Kısakürek’in görüşleri gibidir. Yaptığınız iş her ne olursa olsun kendimiz dışındakileri ve gelecek nesilleri de düşünmek asıl maksat olmalıdır. Eserlerimde bu amaçla yola çıkarım ve insanlığa faydalı olmak adına eserlerimi kaleme alırım. Bilim, değerler eğitimi gibi hangi alanda olursa olsun insanlara fayda sağlamak arzusundayım.

Bence edebiyatın özü şiirdir. Sayfalarca anlatabileceğiniz konuları birkaç satırla ifade edebilirsiniz. Duygusal yapıda bir insan olduğum için şiir beni çepeçevre sarıyor diyebilirim.

3) Eserlerinizde insanlara nasıl bir fayda sağlama amacındasınız?

Şiirlerimde ilahi aşkı işlerim çoğunlukla. İnsanların sürekli ümit dolu olmaları için uğraşırım. Son romanım olan 2040’da ise robotların insanların hayatını kolaylaştırmalarından bahsettim. Bir mucit değilim; fakat icat yapılabilecek şeyleri düşünüp bulma noktasında başarılı olduğumu düşünüyorum. Romanlarımı okuyanlar ne demek istediğimi çok iyi anlarlar. Okurlarımın genelde en çok beğendikleri unsur kurgulama gücümdür. İşte 2040 romanımda da özellikle gençlerin okuyup bu ileri teknolojiyi yapmalarını istiyorum. Böylece insanlığa bir faydamız dokunur.

4) 2040 romanınızda bazı tevafukların olduğunu söylüyorsunuz, biraz bahsedebilir misiniz?

Fayda sunma niyetiyle yola çıkınca romanımda çeşitli tevafuklar oluştu. Örneğin Singapur’daki köpek robotun insanları sosyal mesafe konusunda uyarması, uzaktan eğitim, ülkelere yardım ve bu günlerde açıklanan Covid – 19’un beyinde hasar bırakması semptomu gibi durumlar daha önceden yazdığım romanımda benzerlik gösterdi.

5) Bilimkurguya bakış açınız nedir?

Ben kurgularımı ütopik şekilde yazmayı pek tercih etmiyorum. Yapılabilecek özellikteki teknolojiyi ele aldığım için kurgularım hayatla iç içedir. Günümüzde olmayan fakat yakın zamanda yapılabileceğine inandığım icatları işlemeyi tercih ediyorum.

BÖLGENİN EN BÜYÜK YAZILIM TEST ETKİNLİĞİ İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI!

Güney Doğu Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük yazılım test etkinliği Uluslararası TestIstanbul Konferansı, bu yıl 11’inci kez “Test ve Test Otomasyonunda Robotik Süreç Otomasyonu” ana temasıyla gerçekleştirilecek. Yazılım Test ve Kalite Derneği (Turkish Testing Board – TTB) tarafından hayata geçirilen konferans, 8 Ekim 2020 tarihinde bir ilki gerçekleştirerek hibrit bir formatta hem sanal hem fiziksel platformlarda yapılacak. Toplam 6 Keynote ve 30 konuşmacının 25’in üzerinde oturumda katılımcılarla bir araya geleceği konferansta, Continuous Delivery, DevOps ve Yazılım Geliştirme konularında dünyanın önde gelen isimlerinden Dave Farley, yazılım mühendisliği dinamiklerini masaya yatıracak. Test.ai’nin ana mühendisi Tariq King de yapay zekanın yazılım testinde nasıl kullanılabileceğini anlatacak.

Yazılım test sektörünün en önemli etkinliklerinden Uluslararası TestIstanbul Konferansı bu yıl 11’inci kez gerçekleştirilecek. Yazılım Test ve Kalite Derneği (Turkish Testing Board – TTB) tarafından hayata geçirilen konferans, 8 Ekim 2020 tarihinde bir kez daha sektör profesyonellerini ağırlayacak. Pandemi etkisiyle bir ilke de imza atılacak konferansta etkinlikler hibrit bir formatta hem sanal platformda hem Hilton Bomonti Hotel’de yapılacak.

Özellikle Güney Doğu Avrupa ve Orta Doğu’nun en etkin yazılım test konferansı olarak bölgede yakından takip edilen Uluslararası TestIstanbul Konferansı’nda bu yıl yine kendi alanında öne çıkan düşünce liderleri ve sektör profesyonelleri konuşmacı olarak yer alacak. Dünyanın dört bir yanından katılacak 6 Keynote ve 30 konuşmacının 25’in üzerinde oturum ve bir panelde sektör profesyonelleriyle buluşacak.

Bu yıl konferansın ana teması Test ve Test Otomasyonunda Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) olacak. Alt tema olarak da Sürekli Test, Sürekli Entegrasyon ve DevOps konuları ele alınacak. Yazılım Test ve Kalite Derneği Başkanı Koray Yitmen’in “Sihire Karşı Test: Test Odaklı Geliştirme (TDD) Kodunuzdaki İllüzyonu Nasıl Bozacak!” açılış konuşmasıyla başlayacak konferansta, dünyanın önde gelen sektör uzmanlarından uygulamaların test süreçlerini tamamen botlar tarafından sağlayan Test.ai’nin ana mühendisi Tariq King, keynote konuşmasında yapay zekanın yazılım testinde nasıl kullanılabileceğini ve şirket olarak nasıl kullandıklarını anlatacak.

Continuous Delivery, DevOps ve Yazılım Geliştirme konularında dünyanın önde gelen isimlerinden biri kabul edilen, danışman, kanaat önderi Continuous Delivery kitabının ortak yazarı Dave Farley,“Yazılım Mühendisliği: Zanaatkarlık Yeterli Değil” başlıklı keynote konuşmasıyla sektör profesyonelleri ve geliştiriciler için yazılım mühendisliği dinamiklerini masaya yatıracak. Ayrıca Farley, konferanstan 1 hafta sonra da yazılım geliştirmede

önemli bir teknik pratik olan Deployment Pipeline konusunda İleri Seviye Deployment Pipeline Teknikleri Eğitimini virtual ortamda vererek bu alanda yetkinliğini artırmak isteyen IT profesyonellerine önemli bir fırsat sunacak.

Uygulama performansı izleme, yazılım geliştirme, yazılım testi, API testi ve API yönetimi için araçlar sunan SmartBear’de mühendislik direktörü olarak görev alan Andrii Dyznia da konferansın ilgi çekici konuşmacıları arasında yer alıyor. Candy Crush gibi dünyanın en çok satan oyunlarını geliştiren King’de mühendislik müdürü ve Spotify’da teknik program müdürü olarak görev alan Dyznia, konferansta “Dağları Yerinden Oynatabilen Ekip” başlıklı bir konuşma yapacak.

Yazılım testleri geliştiren Norveçli danışmanlık firması Promis Qualify’ın kıdemli test müdürü Christian Brødsjø, Norveç Oslo’da son teknolojiye sahip havalimanının testlerini gerçekleştirdi. Brødsjø, “Sınır Gökyüzü: Yeni Bir Havalimanı’nı Nasıl Test Edersiniz?” başlıklı konuşmasında 1 yıl boyunca ekibiyle birlikte havalimanı testlerini nasıl gerçekleştirdiklerini ve neler yaşadıklarını konferans katılımcılarıyla paylaşacak.

Expedia.com ve Hotels.com’un kalite mühendisliğini yapan Miro Barscocchi ise “Bir Kalite Mühendisinin Kod Yazması Gerekir Mi?” başlıklı konuşmasında kod yazmanın kalite mühendisinin hayatında yeri olup olmadığını sorgulayacak.

GNC MAKİNA’DAN “ANAHTAR TESLİM PROJE” İLE ROBOTLU MAKİNA PARKURU DANIŞMANLIĞI

Robotlu otomasyon uygulamaları özellikle seri üretim yapan işletmelerde sıkça karşımıza çıkmaya başladı. Dolayısıyla son yıllarda dünyada olduğu gibi Türkiye sanayisinde de Robot ve CNC makinaların bir arada çalışması yaygınlaştı. Bu kapsamda GNC Makina, İ.Mak Redüktör’e robotlu makina kurulumu gerçekleştirdi.
Makina imalatı sektöründe bulunan İ.mak Redüktör’e işlenmesi öngörülen parçalar için fayda/maliyet analizi yapan GNC Makina, bu analiz sonucuna göre robot entegrasyonlu Victor VT-26/60e CNC Torna Tezgahı kurulumu yaptı. Kurulumu yapılan makinaların eğitimi GNC Makina tarafından, robotların eğitimi robotu entegre eden firma tarafından verildi.
GNC Makina, işletmenin prosesini en verimli üretime ulaştıracak “Anahtar Teslim Proje” ler ile en doğru çözümleri üreticiye sunuyor. Bu sayede üretici pek çok muhatap yerine sadece GNC Makina ile çalışmalarını yürüterek, yanlış makina ve robot uygulamaları riskini de bertaraf ederek, üretmek istediği parça için kurulması gereken makina parkuruna sorunsuz bir süreçle ulaşıyor. Robotlu otomasyon uygulaması sonrasında işletmelerde, işçilik maliyetleri azalırken karlılık artıyor. Üretime planlama imkânı sağlanırken hata oranları azalıyor. İş kazaları ihtimalleri ortadan kalkıyor ve insana göre daha fazla yük kaldırılıyor.
“Anahtar Teslim Proje” Nedir?
Mühendislik danışmanlığı olarak verilen projelendirme kapsamında GNC Makina ilk önce projede hangi uygulama gruplarının çalışacağını belirleyerek projeyi tasarlar ve müşteriye sunumunu yapar. Tüm şartlar sağlandığı takdirde proje başlar. Başlangıcın hemen ardından GNC Makina, üreticinin üretmek istediği ürünün en kaliteli şekilde üretilmesi için müşterinin istekleri doğrultusunda ürünün hangi tezgahlarla işleneceğine, gerekliyse robot seçimine, ara ekipmanlara, takımlandırma ve yazılım çalışmalarına karar verir. Sonrasında tedarikçileri ve çalıştığı çözüm ortakları ile beraber üreticinin tesisinde makina kurulumuyla birlikte testler yapılır. Eğitimler de verildikten sonra proje müşteriye teslim edilir.

PayTR, EMEA bölgesinde en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında
Türk mühendislerinin geliştirdiği yenilikçi ürün ve çözümler sunan ödeme kuruluşu PayTR, Deloitte Teknoloji Fast 500™ EMEA 2019 listesinde dereceye giren şirketler arasında yer aldı.
BDDK tarafından 2016’da yetkilendirilen, Türk mühendisler tarafından geliştirilen ödeme kuruluşu PayTR; Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki en hızlı büyüyen teknoloji firmalarının belirlendiği Deloitte Technology Fast 500™ EMEA 2019 listesinde yer aldı. Avro kuru üzerinden büyüme oranlarının hesaplandığı 2019 programında Türkiye’den 21 şirket listeye girmeye hak kazandı.
Güçlü altyapısı, müşteri odaklı yaklaşımı ve deneyimli personeli ile 35 binin üzerinde işyerine Sanal POS ile ödeme alma, pazaryeri (marketplace) sahtecilik önleme ve tek tıkla ödeme (kart saklama) hizmeti sunan PayTR, 2015 ve 2016 yıllarında da aynı listede yer almıştı.
EMEA bölgesinde en hızlı büyüyen teknoloji firmalarının arasında yer almanın oldukça önemli ve gurur verici bir başarı olduğunu belirten PayTR Genel Müdürü Tarık Tombul, “Hem Türkiye’de hem de bölgede büyüme devam edeceğiz. 2020 yılının ikinci yarısı için sektörde etkimizi artırmaya yönelik planlarımız hazır” dedi.

İşyerlerinde riskleri önlemek için dijital güvenliğe yatırım şart

Verilerin gizliliğini, bütünlüğünü ve kullanılabilirliğini koruyarak güvenliğini sağlamak için ürün ve çözümler üreten Procenne, iş süreçlerini hızlandırmak ve riskleri önlemek adına yapılabilecek dijital güvenlik yatırımlarının önemine dikkat çekiyor. Her geçen gün yenisiyle karşılaştığımız dijital saldırıların bireyleri tehdit ettiği gibi asıl büyük hedef konumunda olan kurum ve kuruluşlar için de ciddi bir tehdit oluşturduğunu, verilerin korunmasının ve siber saldırıların önlenmesinin iş hayatı için kritik önem taşıdığını söyleyen Procenne Genel Müdürü Resul Yeşilyurt; dijital güvenliğe yapılan yatırımlar sayesinde iş kesintilerinin engellenip kârlılıkların yükseldiğini ve iş süreçlerindeki genel risklerin azaldığını vurguluyor.

İş yapış şekillerine ve süreçlerine sağladıkları hız, verimlilik ve yüksek faydayla tüm sektörler tarafından sıklıkla tercih edilen IoT (Nesnelerin İnterneti), yapay zekâ, makine öğrenimi gibi teknolojiler, sağladıkları avantajlar bir yana dijital güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. Pek çok önemli ve gizli bilginin elektronik ortama taşındığı, fiber altyapı ve mobil haberleşmenin yaygınlaşmasıyla özel sektörün ve kamu kurumlarının elektronik ortamı daha fazla kullandığı günümüzde siber saldırı riskleri hem bireyleri hem de kurumları endişelendiriyor.

Verilerin korunmasının ve siber saldırıların önlenmesinin iş hayatı için kritik önem taşıdığı bu süreçte dijital güvenlik konusuna eğilimin de arttığını söyleyen Procenne Genel Müdürü Resul Yeşilyurt,şunları paylaştı: “Her geçen gün yenisiyle karşılaştığımız dijital saldırılar, bireyleri tehdit ettiği gibi asıl büyük hedef konumunda olan kurum ve kuruluşlar için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu tehditler; kurum ve kuruluşların sahip olduğu bilgi, kurumsal hafıza ve kişisel veriler gibi pek çok unsuru da riske atıyor. Tüm bu risklerin önüne geçebilmek adına tüm kurum ve kuruluşların her geçen gün daha da dijitalleşen dünyada dijital güvenliğe daha fazla önem vermesi gerekiyor. Gerekli önemi vererek dijital güvenliğe zamanında yatırım yapılması; uzun vadede hem dijital güvenliği sağlamayı ve verileri korumayı kolaylaştırıyor hem de olası bir saldırı durumunda meydana gelecek zararların önüne geçilmesini sağlayarak zarar görmüş bir yapıyı onarmak için harcanacak zaman ve parasal maliyetleri ortadan kaldırıyor. Kurum ve kuruluşlar, böylece güvenlik endişelerini minimize ederek asıl işlerine daha fazla odaklanabilir ve kârlılıklarını artırmak için faaliyetlerine daha güvenli bir şekilde devam edebilirler.”

Hedefteki kişinin şifrelerinin ve kullanıcı hesaplarının ele geçirildiği oltalama saldırılarından kredi kartı dolandırıcılığına, mobil cihazların kullanımıyla artan risklerden daha akıllı, daha verimli yaşamlar sürdürülmesine olanak tanıyan cihazların kullanımının yaygınlaşmasına kadar pek çok konunun kişileri ve kurumları endişelendirdiğini söyleyen Yeşilyut sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle online ve temassız ödemelerin arttığı bu dönemde özellikle bankalar ve e-ticaret şirketleri, dijital güvenlik alanındaki yatırımlara ağırlık veriyor. Sadece teknik bir konu olmayan dijital güvenliğe gerekli yatırımlar yapıldığında iş süreklilikleri artıyor, iş kesintileri engellenip kârlılıklar yükseliyor ve iş süreçlerindeki genel riskler azaltılıyor. Bunların yanı sıra dijital güvenliğe yatırım yapıldığında yasalarla uyumluluk da sağlanıyor. Böylelikle müşterilerin güveni ve kurumsal itibar da artıyor. Şirketlerin müşterilerinin verilerini güvenli tutmak için çalışmalarına ve yatırımlarına artan bir ivmeyle devam etmesi gerekiyor. Procenne olarak, iş ortaklarımıza işlerini güvenli şekilde sürdürmeleri ve müşterilerinin verilerini güvende tutmaları için ürün ve çözümlerimizle katkıda bulunuyoruz”.

“Yapılan araştırmalar her gün dünyada ortalama 1,6 milyon siber saldırının raporlandığını gösteriyor” diyen Yeşilyurt, 2021 yılında siber saldırıların dünyaya maliyetinin 6 trilyon doları bulmasının beklendiğini söyledi. Yeşilyurt, “Bir diğer araştırma da iş dünyasının en büyük sorunlarından biri olan siber suçların neden olduğu zararın 2019’da 600 milyar dolara çıktığını ve bunun doğal felaketlerden kaynaklanan zararın üç katına denk geldiğini gösteriyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Başta kamu ve bankacılık olmak üzere e-ticaret, perakende, endüstri ve enerji sektörlerinin veri güvenliği ve dijital dönüşüm projelerinde yer alan Procenne; akıllı kimlik kartı, e-imza, e-fatura, e-belge gibi e-dönüşüm projeleri ve bulut güvenliği gibi pek çok alanda yüksek güvenlikli ürün ve çözümler sunuyor.

Zoom’un Yeni Filtre Özellikleri Toplantılara Renk Katıyor!

Lider video iletişim platformu Zoom Video Communications, yeni güncellemeyle sanal toplantılara canlılık kazandıracak filtreler, tepkiler ve ışık ayarlarını kullanıcılarının beğenisine sunuyor.

Zoom Video Communications, evden çalışmayı pratik ve verimli hale getirirken, ofislerde insanların bir araya gelmelerini sağlayan unsurları sanal toplantı kültürüne dahil ederek, görüşmelere enerji katıyor.

Yayınlanan yeni sürümü ile kullanıcıların kişiliklerini yansıtabilecekleri; toplantılara neşe katacak filtreler, tepkiler, iyileştirilmiş ışıklandırma ve geliştirilmiş gürültü önleme özellikleriyle her an her noktadan gerçekleştirilen toplantılar daha eğlenceli hale geliyor.

Filtreler, toplantıların olmazsa olmazına dönüşüyor

Zoom’un yeni filtreleriyle bıyıklarınızı gürleştirebilir, korsan göz bandı takabilir ya da sizi yamaçtaymış gibi gösterecek kar gözlükleriyle takım toplantılarında, dinlenme saatlerinde ya da oyun gecelerinde görüşmeleri bir üst seviyeye çıkarabilirsiniz.

Renk filtrelerini kullanarak videonuzu siyah beyaz bir fotoğrafa dönüştürebilirken görüntünüzü tamamen pembeye boyayarak kişiliğinizin ekranın her noktasını doldurmasını sağlayabilirsiniz.

Zoom’un bu sürümüne eklenen derinleştirilmiş rötuş ve ışıklandırma ayarları ise toplantılarda çok daha aydınlık bir görüntüye ulaşmaya olanak tanıyor. Kutlama, gülme veya kalp gibi tepkilerin ekrana yansıtılabilme özelliği de tüm hislere tercüman oluyor.

Gürültüler artık sorun değil

Havlayan köpeklerin, dönen fanların, evde oyun oynayan çocukların sesi Zoom’un geliştirilmiş gürültü önleme özelliğiyle arka plandan silinip gidiyor. Yüksek gürültü önleme özelliği, önemli toplantılar ve sunumlar için dikkat dağıtıcı sesleri ortadan kaldırarak, tam odaklanmaya yardımcı oluyor. Düşük ayar özelliğinde ise hafif bir arka plan müziği bir yoga dersinin ya da oyun gecesinin tamamlayıcısına dönüşebiliyor.

Sunumlarınızda başrole geçin

Zoom’un bir diğer yeniliği olan PowerPoint ve Keynote sunumlarına görüntü ekleme özelliği ile bir yandan sunum yaparken bir yandan izleyicilerle bire bir iletişim kurmaya devam edilebiliyor. Sunumlar arka planda görünürken öne çıkan videonun boyutu ve konumu da ayrıca ayarlanabiliyor.

Eğlenceyi başlatmak bir tık uzakta

Bahsedilen tüm bu özelliklere Zoom 5.2 güncellemesi ile erişim sağlanabiliyor. Bu işlevsellikleri sınırlamak isteyen toplantı sahipleri ise Zoom web portal aracılığıyla hesap, grup ve kullanıcı düzeylerinde toplantı filtrelerini devre dışı bırakabiliyor.

Sanayinin yeni meslekleri; robot uzmanı,  siber güvenlik analisti, bulut mimarı ve sanal gerçeklik tasarımcısı

Üniversite sınav sonuçları açıklandı, gençler 6 Ağustos itibariyle seçecekleri bölümlerle kariyerlerini belirleyecek.  Dijitalleşme ve otomasyon kullanımının artmasıyla birlikte ortaya çıkan yeni mesleklerin hangileri olduğu ise merak konusu. Bu doğrultuda Takım tezgahları sektörünün çatı örgütü TİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Varlık, sanayi robotlarıyla üretimi otomatize etmek için yazılımcılara, robot entegratörlerine ve robot programcılarına ihtiyaç duyulacağını söyledi. Ayrıca orta vadede de robot uzmanı, siber güvenlik analisti, 3D baskı teknisyeni, sanal gerçeklik tasarımcısı, ağ programcısı, makine öğrenim bilimcisi, endüstriyel ağ mühendisi, iş dönüştürme uzmanı, bulut mimarı, veri bilimcisi, şehir inovasyon/mekanik uzmanına ihtiyaç olacağını kaydetti. Varlık, bu yeni mesleklerle birlikte yaklaşık 120 bin yeni istihdama ihtiyaç olacağını da sözlerine ekledi.

 Milyonlarca genci yakından ilgilendiren üniversite sınav sonuçları açıklandı, tercih başvuruları ise 6 Ağustos itibariyle alınmaya başlanacak. Pandemi döneminde yaşanacak olan bu ilk yerleştirme öncesi ise gençlerin kafası çok karışık. Salgının bölümler ve meslekler üzerindeki etkisi kafa karışıklığının temel nedenini oluştururken makine sektörünün önemli temsilcilerinden Takım Tezgahları Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TİAD) dikkat çekici bir açıklama yaptı.

İmalat sanayisinde ana üretim malı olarak kullanılan ve makineleri yapan makineler olarak tanımlayan sektörün ciddi kariyer fırsatları barındırdığını dile getiren TİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Varlık, “Okul sonrası iş hayatında imalat ve takım tezgahları sektörünü hedefleyecek olan gençlerimize; lisans için mekatronik mühendisliği, elektronik mühendisliği, endüstri mühendisliği, makine mühendisliği, imalat mühendisliği, malzeme mühendisliği, bilgisayar mühendisliği ve yönetim bilişim sistemleri bölümlerini; meslek yüksek okulu için ise makine, elektronik ve otomasyon, bilgisayar teknolojileri, malzeme ve işlem teknolojileri bölümlerinden birini tercih etmelerini tavsiye ediyoruz” dedi.

Geleceğin sanayicisi yazılım ve otomasyon bilecek

Takım tezgahlarının geleceği şekillendiren sektörlerden olduğunu, dolayısıyla pek çok kariyer fırsatı barındırdığını bununla birlikte büyük bir gelişim ve değişim içinde bulunduğunu anlatan Varlık, şunları kaydetti: “Sektörün yeni mezunlara hem üretim tarafında hem de satış sonrası hizmetler tarafında ihtiyacı var. Mevcut durumda mühendislik, Ar-Ge, satış, üretim yönetimi gibi alanlarda yeni mezunlarımız için iş potansiyeli bulunuyor. Bununla birlikte Endüstri 4.0 ve dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerle orta vadeli gelecekte okullarda verilen eğitimlerle elde edilecek diplomalar tek başına yeterli gelmeyecek. Bunun etkileri şimdiden görülmeye başlandı. Takım tezgahlarının tam otomasyonla çalıştırılması için artık mekanik bilgi yeterli gelmiyor. Sanayi robotlarıyla üretimi otomatize etmek için yazılımcılara, robot entegratörlerine ve robot programcılarına ihtiyaç duyuluyor. Orta vadede robot uzmanı, siber güvenlik analisti, 3D baskı teknisyeni, sanal gerçeklik tasarımcısı, ağ programcısı, makine öğrenim bilimcisi, endüstriyel ağ mühendisi, iş dönüştürme uzmanı, bulut mimarı, veri bilimcisi, şehir inovasyon/mekanik uzmanına ihtiyaç olacak ve bu meslekler büyük önem kazanacak.”

 120 bin yeni istihdama ihtiyaç olacak

 Varlık, sektörlerinin yarattığı istihdamı ve gelecekte ortaya çıkacak durum hakkında da bilgi vererek şunları kaydetti: “Takım tezgahlarının kullanıldığı ve çarpan etkisi yarattığı otomotiv, savunma, havacılık, beyaz eşya, gemi inşa gibi sektörlerde direkt olarak takım tezgahları ile çalışan kişi sayısı yaklaşık 620 bin civarındadır. Bu alanda hem mevcut durumdaki ihtiyaç hem de dijital dönüşümün getireceği yeniliklerin etkisiyle robot uzmanı, siber güvenlik analisti, 3D baskı teknisyeni, sanal gerçeklik tasarımcısı, makine öğrenim bilimcisi, endüstriyel ağ mühendisi, veri bilimcisi, CNC operatörü gibi mesleklerde yaklaşık 120 bin yeni istihdama ihtiyaç olacak.”

Dijital dönüşüme hazırlık

Önemli kariyer fırsatları barındıran takım tezgahları sektöründe aranan becerilere de değinen Varlık, “Sektörde ilerlemek isteyen gençlerin öncelikle insan ilişkilerinin kuvvetli olması, takım çalışmasına ve organize çalışmaya yatkın olması, analitik ve sayısal alanda düşünebilme, dijital araçları etkin kullanabilme yeteneklerinin gelişmiş olması gerekiyor. Takım tezgahları sektörünü iki kategoride değerlendirebiliriz. İlki takım tezgahlarının üretimde kullanımı, ikincisi ise takım tezgahlarının geliştirilmesi/üretimi. Takım tezgahlarının üretimde kullanıldığı alanlardan birinde ilerleyecek gencimizin belirttiğim kişisel özelliklerin yani sıra temel mühendislik ve iş yönetimi bilgisine de sahip olması gerekiyor. Takım tezgahlarının geliştirilmesi/üretimi alanında ise gencimizden, Ar-Ge kültürünün gelişmiş olması, makine/elektronik/yazılım alanlarındaki yeteneklerinin gelişmiş olması beklenecektir. Endüstri 4.0 ve dijital dönüşümün getirdiği olgulara hazırlanmak olmak için de kendilerini yazılım programlama dilleri, yapay zeka, makine öğrenmesi, data analizi ve edge computing alanlarında da geliştirmeleri son derece önemli olacaktır” dedi.

Varlık, son yıllarda yabancı dil bilenlerin sayısında artış yaşanmakla birlikte en basit işlemler için bile sektörlerinde İngilizceye ihtiyaç duyulduğunu ancak hala gençler arasında bu konunun öneminin anlaşılamadığını gözlemlediklerini söyledi.

OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Yülek: Eğitim içeriği ile sanayinin ihtiyacı arasındaki uyumsuzluk işsizliği arttırıyor

Kalifiye iş gücü sorununun çözümü için geliştirilen sanayi – üniversite iş birliklerinin kapsamı her geçen gün artıyor. Türkiye’nin ve sanayinin teknoloji partneri Tezmaksan Makine tarafından kurulan Tezmaksan Akademi ve OSTİM Teknik Üniversitesi arasındaki iş birliği teorik ve uygulamalı eğitimler ile staj imkanlarını kapsıyor. Akademi tarafından düzenlenen  “Üniversite Gözünden Türkiye’nin Büyümesinde Sanayinin Önemi”  başlıklı webinarda konuşan OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek,  “Eğitim sistemimizin gerçek dünyayla olan uyumsuzluğu işsizlik oranlarına yansıyor” dedi.

Türkiye’de 15-29 yaş aralığındaki işsiz sayısı 5,6 milyona ulaşırken, genç nüfus iş, sanayici ise aradığı niteliklere uygun çalışan bulamamaktan şikayet ediyor. Bu durum sanayi – üniversite işbirliklerini daha önemli bir hale getirirken, pandemi iş yapma biçimleri ve çalışan donanımında çok daha köklü değişikliklere neden olacak. Türkiye’nin ve imalat sanayisinin teknoloji partneri Tezmaksan Makine tarafından bir sosyal sorumluluk projesi olarak kurulan Tezmaksan Akademi, eğitim iş birliği yaptığı OSTİM Teknik Üniversitesi ile konuyu ele aldığı bir webinar düzenledi.

 “Üniversite Gözünden Türkiye’nin Büyümesinde Sanayinin Önemi” başlıklı webinarın moderatörlüğünü Tezmaksan Makine Kurumsal Müşteri İlişkileri ve Operasyonel Kiralama Direktörü Yalçın Paslı yaparken, gençlerin ve sanayicilerin sorularını OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek cevapladı. Bir ülkenin ekonomik büyümesi ve kalkınmasının ancak sanayinin gelişmesi ile mümkün olabileceğinin ifade edildiği webinarda, ihracat artışında yeni ürünlere geçilmesinin önemine dikkat çekildi. Bu noktada kalifiye mühendisler ve müteşebbisler yetiştirme gerekliliğine vurgu yapıldı.

 “İş dünyasına uygun profilde öğrenci yetiştirmek gerekiyor”

Öğrencilerin ve sanayicilerin katılımına açık olan etkinlikte konuşan Ostim Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek, genç nüfusun yüzde 24.4’ünün iş, sanayicinin de çalışacak eleman bulamamaktan şikayet ettiği gerçeği üzerine şunları kaydetti: ”Ekonomideki işsizlik seviyeleri biraz eğitimle de alakalı diyebiliriz. Eğer bizim sistemimiz kamunun, sanayinin profiline uygun bir eğitim sistemi düzenlerse işsizlik azalacaktır. Üniversiteden gelen gencin profili ile şirketin aradığı profil başka olunca, iş dünyası öğrenciyi alıp hammadde gibi işleyip kendi istediği kıvama getirmeye çalışıyor. Ancak bu durumda hem para ödeyip, hem de eğitmiş oluyor. Bu uyumsuzluk, eğitim sistemimizin gerçek dünyayla olan uyumsuzluğunu ortaya çıkartan bir örnek. Bu durumda 24-29 yaş aralığındaki gençler, işsizlik oranlarına çok yüksek olarak yansıyor. Ancak gençlerin, topu sisteme de atmamaları lazım. Üniversitelerin de gençleri doğru eğitmeleri gerekiyor. İş dünyasına uygun profilde öğrenci yetiştirmek gerekiyor.”

Eğitimleri yapay zekaya ve yüksek teknolojili sanayiye yoğunlaştırmalıyız

Prof. Dr. Yülek, üniversite tercih döneminin yaklaşması nedeniyle son dönemin en popüler başlığı olan “geleceğin meslekleri” konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Yülek,  “Gençlere, ‘Gelecek 50 yılda hangi mesleklerle para kazanacak?’ diye baktığımızda soft bir alan görüyoruz. Örneğin, insan ömürleri uzuyorsa sağlık alanında, sağlık destek sistemlerine ihtiyaç olacak. Bu sistemi de entegre edecek olan sanayi sektörü. Japonya ve Amerika’daki şirketler bunu görüyor. O nedenle bizde de öğrencilerin akıllı şehir teknolojileri, enerji teknolojileri, uzay bilimleri, sağlık destek teknolojileri, robot gibi alanlara yönelmeleri lazım. Artık mühendislerin çoğunun programlamayı öğrenmeleri şart” dedi.

‘Mesleki teknik lise eğitimi çok önemli’

Tezmaksan Akademi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aydoğdu ise küçük yaşlarda başlayan mesleki yönlendirmenin önemine vurgu yaparak teknik liselerin burada üstlendiği büyük sorumluluğa dikkat çekti. Aydoğdu, konuşa ilişkin olarak şunları kaydetti: “Tezmaksan Akademi olarak Alman eğitim kurumu Christiani ile bir işbirliği görüşmemiz oldu. Yaptığımız toplantıda bize mühendislik eğitimi için üniversite dönemini beklemenin geç olduğunu söylediler. İlkokul öğrencilerine fizik dersleri verdiklerini, Legolardan oluşan akıllı telefon uygulamaları ile basit PLC programları öğrettiklerini anlattılar. İlkokul  döneminden başlayarak geleceği yaratacak olan gençlere ulaşmak, doğru donanımlar edindirerek kendilerine en uygun bölüme yönelmelerini sağlamak son derece önemli. Türkiye olarak buralarda güzel çalışmalar yapıyoruz; ama henüz istediğimiz seviyede değil. Hızla oradaki yapıyı yeniden düzenlememiz ve hayata geçirmemiz gerekiyor.”  Aydoğdu, akademi olarak mesleki teknik lise işbirliklerinde hem yeni teknolojileri öğrettiklerini hem müteşebbislik konusunda mentörlük desteği sunduklarını hem de maddi destek verdiklerini kaydetti.

Tezmaksan Akademi ile Ostim Teknik Üniversitesi işbirliği

 Sanayinin nitelikli eleman ihtiyacına çözüm olmak için kurulan ve 2015 yılından bu yana 40 bin teknik lise öğrencisine seminerler veren, her yıl ilgili liselere 50 bin ücretsiz kitap dağıtımı gerçekleştiren, 62 ildeki meslek lisesi ile üniversitelerle işbirlikleri geliştiren Tezmaksan Akademi, Kasım 2019’da OSTİM Teknik Üniversitesi ile işbirliği protokolü imzaladı.

İmzalanan protokole göre, sanayinin ihtiyacı olan kimi donanımlara ilişkin mesleki eğitim Tezmaksan Akademi tarafından öğrencilere detaylarıyla anlatılacak. Akademinin eğitmenleri, Makine Mühendisliği Bölümü ve Makine Programı öğrencilerine yönelik olacak ve yeni teknolojilerin kullanımı ile CNC eğitimlerini içerecek. Ayrıca iş birliği kapsamında iki kurum; uygulamalı eğitim, işbaşında eğitim, staj uygulamaları, kariyer ve rehberlik merkezi ile istihdam çalışmaları alanlarında ortak projeler gerçekleştirecek. Üniversitede gerçekleştirilecek bu eğitimlerin yanı sıra sanayi çalışanları da OSTİM Teknik Üniversitesi Hayat Boyu Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilecek uygulamalı eğitimlerden yararlanma imkanına sahip olacak.

Bankacılıkta dijital güvenliğin yolu HSM teknolojisinden geçiyor

Dijital bankacılık ve elektronik ticaret, tüketicilere zamandan ve mekândan bağımsız işlem yapma imkânı sağlıyor ancak beraberinde güvenlik kaygıları da artıyor. Online ödeme ve bankacılık sistemleri kullanımındaki artış bu alandaki güvenlik önlemlerini gün geçtikçe daha da kritik hale getiriyor. Türkiye’de yaygın olan, kullanıcıların banka hesaplarını ele geçirerek gerçekleştirilen olta saldırılar ve kredi kartı dolandırıcılıklarına karşı önlemleri artırmak gerektiğini söyleyen Procenne Genel Müdürü Resul Yeşilyurt; yüksek performanslı kriptografik işlemler yapan Donanımsal Güvenlik Modülü anlamına gelen HSM çözümlerinin yazılımsal çözümlerle entegre şekilde kullanılmasıyla özellikle terminal cihazlar ile veri katmanı arasında güvenli bir yapı kurmanın mümkün olduğunu dile getiriyor.

Hareketli (data in motion) ve hareketsiz (data at rest) verilerin gizliliğini, bütünlüğünü ve kullanılabilirliğini koruyarak güvenliğini sağlamak için çözümler üreten Procenne, bankacılık ve finans alanına yönelik dijital güvenlik çözümleriyle de dikkat çekiyor. Procenne Genel Müdürü Resul Yeşilyurt; siber güvenlik alanında son yıllarda bankalar, finansal kuruluşları ve finansal teknoloji şirketlerinin giderek önem kazandığını söyleyerek sektöre özel sundukları hizmetlerden bahsetti ve konunun önemine dikkat çekti.

Olta saldırıları ve kredi kartı dolandırıcılıklarına karşı önlemleri artırmak şart

Bankalar ve finans kuruluşlarının yanı sıra yeni nesil finansal teknoloji şirketlerinde yaşanacak olası siber güvenlik açıklarının hem şirketler hem de kullanıcılar açısından büyük risk oluşturduğunu söyleyen Yeşilyurt, şu bilgileri paylaştı: “Müşterilerinin kimlik ve hesap bilgilerini üst düzeyde koruması gereken bu kuruluşlar, son yıllarda dijital güvenlik alanındaki yatırımlarını artırıyorlar. Dijital bankacılığın ve e-ticaretin gelişmesi, müşterilere zamandan ve mekândan bağımsız işlem yapma imkânı sağlıyor ancak beraberinde güvenlik sorunları ve kaygıları artıyor. Özellikle son dönemde artışına da hep birlikte şahit olduğumuz temassız/online ödeme ve bankacılık sistemleri kullanımındaki artış, bu alandaki güvenlik önlemlerini gün geçtikçe daha da kritik hale getiriyor. Türkiye’de özellikle yaygın olan, kullanıcıların banka hesaplarını ele geçirme yoluyla yapılan olta saldırılar ve kredi kartı dolandırıcılıklarına karşı önlemleri artırmak gerekiyor.”

HSM’ler yüksek performans ve güvenlik sağlıyor

Yazılımsal çözümlerin, Donanımsal Güvenlik Modülü anlamına gelen HSM (Hardware Security Module) teknolojisiyle entegrasyonu ile çok daha yüksek performans ve güvenlik sağlanabildiğini söyleyen Resul Yeşilyurt, şunları aktardı: “Donanımsal güvenlik modülleri, fiziksel ve yazılımsal müdahalelere karşı korumalı olarak tasarlanıyor. Şifrelemede kullanılan anahtarların tahmin edilemez ve gerçek anlamda rastlantısal olarak üretilmesi, bu anahtarların olası bir kurcalamaya karşı dayanıklı bir şekilde saklanması ve yine güvenli bir şekilde dağıtılması HSM’lerin ana işlevleri olarak göze çarpıyor. HSM’ler, üzerlerinde bulunan sensörler sayesinde fiziksel müdahaleleri algılıyor ve sakladıkları şifreleme anahtarlarını tehditlere karşı ele geçirilmeden siliyor. Ayrıca HSM’ler, harici yazılım yüklenmesine karşı da korumalı olarak tasarlanıyor. Bu sayede, hassas veriler yetkisiz erişimlere karşı korunuyor.”

Procenne tarafından geliştirilen ProCrypt KM-3000 HSM donanımsal güvenlik modülünün bankacılık işlemlerinde dijital dönüşüm uygulamalarında ve veri koruma alanında yüksek seviyede güvenlik sunduğunu söyleyen Yeşilyurt; “Donanım tabanlı yüksek hızlı veri şifreleme, şifre çözme ve e-imzalama gibi diğer kriptografik işlemlere olanak tanıyan ProCrypt KM-3000 HSM, kompakt yapısı ve ölçeklenebilir mimarisi sayesinde her büyüklükteki işletmede kullanılabiliyor. Sade, kararlı ve güvenli bir çözüm sunan ProCrypt KM‑3000 HSM, yaygın olarak kullanılan programlama arayüzleri (API – Application Programming Interface) desteğiyle platform bağımsız entegrasyona da imkân sunuyor.” diyerek Procenne’in donanımsal çözümlerini aktardı.

Yazılım ve donanımsal çözümleri birlikte kullanmak güvenliği ve performansı artırıyor

Sektöre sundukları diğer çözümlerden de bahseden Resul Yeşilyurt, sözlerine şöyle devam etti. “Günümüzde cep telefonu, tablet, IoT cihazlar, ödeme noktaları gibi sık kullanılan uç cihazların akıllı bir yapıya sahip olması ve artık ‘Dummy’ işlemlerin yanı sıra zeki algoritmaları ve kararları da yönetebilir hale gelmesi harici tehditlere karşı da hedef olmalarına yol açtı. Kripto yazılım kütüphanesi WhiteBox teknolojisi üzerine inşa edilen ürünümüz EndCrypt, terminal cihazın dijital parmak izlerini kullanarak HSM’lerde üretilen anahtarlar vasıtası ile hareketli verilerin (data in motion) tehditlerden uzak, güvenli ve şifreli bir şekilde iletilmesini sağlıyor. Böylece yazılım ve donanımsal çözümlerimizi entegre çalıştırarak uçtan uca hem kolay entegrasyon (tak-çalıştır), ve yüksek performans hem de yüksek güvenlik seviyelerine erişiliyor. Özellikle son zamanlarda haberlerde sıkça rastladığımız Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyumluluğuna karşı tehditleri de önleyebiliyoruz.”

6 yıllık Ar-Ge çalışmaları sonucunda ilk HSM üretimini gerçekleştirmesi ve dijital güvenlik alanında oldukça önemli olan CC EAL4+ sertifikasını almasıyla birlikte 2018 ve 2019 yıllarında önemli yükseliş yaşadıklarını ifade eden Yeşilyurt; “Bu alanda önemli sertifikalardan biri olan PCI sertifikasını da sahip olduğumuz belgeler arasına ekleyerek çözüm sunduğumuz sektörlerle birlikte özellikle bankacılık ve finans sektöründe büyümeyi hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Ekonomi-teknoloji-magazin-yaşam haberleri (17.09.2020)

Tekstil ve Konfeksiyon Sektörleri İnovatif Girişimcilerini Arıyor TECHXTILE Start-up Challenge için başvurular başladı  Uludağ Tekstil …