Köşe Yazıları

Refahta sevgisiz yetişen Hollanda gençliği (Köşe yazısı)

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

REFAH İÇİNDE AMA SEVGİSİZ YETİŞEN HOLLANDA GENÇLİĞİ…

Protesto, söz hakkı ve özgür yaşam, demokrasi ilkesidir, ama bunları isterken vurmak, kırmak ve yağmalamak da hakka tecavüz ve tedhiştir.

Gençliğin bu tutumunu, 1972’de Rotterdam’da Türk evlerine ve işyerlerine yapılan saldırılardan hatırlıyoruz.

İlhan Karaçay’ın analizi:

Hollanda’da bugünlerde yaşanmakta olan sokak gösterileri, beni 1972 yılında yaşanan Rotterdam olaylarına götürdü.
Bir ağustos gecesiydi. Rotterdam’a 100 km. mesafede bulunan Zeist kasbasındaki evimin telefonu çaldığı zaman gece saat 00.30’du. Bana bağlı olarak çalışan muhabirlerimizden Senan Bilgin arıyordu: ‘Abi çabuk gel, burada büyük olaylar yaşanıyor. Türk evlerine saldırılıyor ve otomobilleri yakılıyor.’

Böyle bir cümleyi duyunca hemen yola koyulmak şart olmuştu tabii…

Ondan sonrası malûm. Kahvehane ve pansiyon sahibi bir Türk’e kızmış olan mahalle halkı ortalığı kasıp kavuruyordu.
Polis vardı ama, saldırılar sabaha kadar sürmüştü.
Sonra ortalık sakinleşti.

‘Oh’ demiştik ve bu kadarla kurtulmuş olduğumuza sevinmiştik.
Ama umduğumuz olmadı. Ertesi günün akşamı toplanan mahalle gençleri, saldırıları sürdürmüştü. Polis yine vardı ama nafile…
Evlerimiz ve otomobillerimiz yine alevler içindeydi.
İş bununla bitecek diye düşünmüştük ama, maalesef yine olmadı. Bu kez, ülkenin dört bir yanından gençler, örgütlü bir şeklide Rotterdam’a gelmeye başlamışlardı. Her akşam saatlerinde gençler Rotterdam’a geliyor ve saldırıları sürdürüyorlardı. Bu tam bir hata böyle sürdü.

 Gazete kupürlerinde göreceğiniz gibi, bu olaylar Türkiye’de manşetlerden düşmediği gibi, dünyada da haber konusu olmuştu.
Hollanda televizyonunun benimle de yapmış olduğu söyleşide, refah içinde ama sevgisiz gelişen Hollanda gençliğinden söz etmiştim

İşte şimdi de o günleri hatırladım.
Neden mi?
Hollanda hükümetinin korona salgını nedeniyle uygulamaya başladığı, akşam saat 21.00’den sabah 04.30’a kadar sokağa çıkma yasağı, Hollanda gençliğinin hoşuna gitmemişti.
İlk protesto gösterileri Amsterdam’da başlamıştı. Daha sonraki günler protestolar tüm ülkeye yayılmıştı. Protesto gösterileri, söylemden çok eylem haline gelmişti. Önce polise karşı direnen gençler, polis araçlarını yakmaya başladılar. Eylemler daha sonra genel saldırıya dönüştü. Esnafın dükkânları taşlanmaya başlandı. Hastaneler, tren istasyonları ve okullar da taşlanmaya başlandı. Sonunda da yağmalama başladı.

Salgın hastalık nedeniyle zaten çok zor durumda olan Hollanda esnafı feryat etmeye başladı.
Medyaya konuşan bakkal, berber, otel, restoran ve kafeterya sahibi mağdur insanlar, gençlerin bu anlaşılmaz tutumuna feryat ediyorlar.
Hollanda esnafı, ‘Aylardır kapalı olan ve bizi iflasa götüren mekanlarımız, şimdi de kendini bilmez gençler tarafından yağmalanıyor. Şimdi neye yanalım, bir yandan bizi perişan eden hastalık salgınına mı, yoksa bu mağduriyetimizi göremeyen bilinçsiz gençliğimize mi?’ diye feryat ederken, refah içinde yaşamakta olan bu gençliğin tutumuna bir anlam veremediklerini söylüyor.

Hollanda esnafı, anlamakta zorluk çektikleri bu gençlerin, sevgiden yoksun bir şekilde gelişmekte olduklarından habersiz tabi…
Zira bu ülkede, sürekli olarak norm ve değerlerden söz ediliyor ama, modern, medeni ve demokrat bir yaşam içinde örf ve geleneklerin zayıflığı fark edilemiyor.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Refahta sevgisiz yetişen Hollanda gençliği (Köşe yazısı)

Refahta sevgisiz yetişen Hollanda gençliği (Köşe yazısı)

REFAH İÇİNDE AMA SEVGİSİZ YETİŞEN HOLLANDA GENÇLİĞİ…

Protesto, söz hakkı ve özgür yaşam, demokrasi ilkesidir, ama bunları isterken vurmak, kırmak ve yağmalamak da hakka tecavüz ve tedhiştir.

Gençliğin bu tutumunu, 1972’de Rotterdam’da Türk evlerine ve işyerlerine yapılan saldırılardan hatırlıyoruz.

İlhan Karaçay’ın analizi:

Hollanda’da bugünlerde yaşanmakta olan sokak gösterileri, beni 1972 yılında yaşanan Rotterdam olaylarına götürdü.
Bir ağustos gecesiydi. Rotterdam’a 100 km. mesafede bulunan Zeist kasbasındaki evimin telefonu çaldığı zaman gece saat 00.30’du. Bana bağlı olarak çalışan muhabirlerimizden Senan Bilgin arıyordu: ‘Abi çabuk gel, burada büyük olaylar yaşanıyor. Türk evlerine saldırılıyor ve otomobilleri yakılıyor.’

Böyle bir cümleyi duyunca hemen yola koyulmak şart olmuştu tabii…

Ondan sonrası malûm. Kahvehane ve pansiyon sahibi bir Türk’e kızmış olan mahalle halkı ortalığı kasıp kavuruyordu.
Polis vardı ama, saldırılar sabaha kadar sürmüştü.
Sonra ortalık sakinleşti.

‘Oh’ demiştik ve bu kadarla kurtulmuş olduğumuza sevinmiştik.
Ama umduğumuz olmadı. Ertesi günün akşamı toplanan mahalle gençleri, saldırıları sürdürmüştü. Polis yine vardı ama nafile…
Evlerimiz ve otomobillerimiz yine alevler içindeydi.
İş bununla bitecek diye düşünmüştük ama, maalesef yine olmadı. Bu kez, ülkenin dört bir yanından gençler, örgütlü bir şeklide Rotterdam’a gelmeye başlamışlardı. Her akşam saatlerinde gençler Rotterdam’a geliyor ve saldırıları sürdürüyorlardı. Bu tam bir hata böyle sürdü.

 Gazete kupürlerinde göreceğiniz gibi, bu olaylar Türkiye’de manşetlerden düşmediği gibi, dünyada da haber konusu olmuştu.
Hollanda televizyonunun benimle de yapmış olduğu söyleşide, refah içinde ama sevgisiz gelişen Hollanda gençliğinden söz etmiştim

İşte şimdi de o günleri hatırladım.
Neden mi?
Hollanda hükümetinin korona salgını nedeniyle uygulamaya başladığı, akşam saat 21.00’den sabah 04.30’a kadar sokağa çıkma yasağı, Hollanda gençliğinin hoşuna gitmemişti.
İlk protesto gösterileri Amsterdam’da başlamıştı. Daha sonraki günler protestolar tüm ülkeye yayılmıştı. Protesto gösterileri, söylemden çok eylem haline gelmişti. Önce polise karşı direnen gençler, polis araçlarını yakmaya başladılar. Eylemler daha sonra genel saldırıya dönüştü. Esnafın dükkânları taşlanmaya başlandı. Hastaneler, tren istasyonları ve okullar da taşlanmaya başlandı. Sonunda da yağmalama başladı.

Salgın hastalık nedeniyle zaten çok zor durumda olan Hollanda esnafı feryat etmeye başladı.
Medyaya konuşan bakkal, berber, otel, restoran ve kafeterya sahibi mağdur insanlar, gençlerin bu anlaşılmaz tutumuna feryat ediyorlar.
Hollanda esnafı, ‘Aylardır kapalı olan ve bizi iflasa götüren mekanlarımız, şimdi de kendini bilmez gençler tarafından yağmalanıyor. Şimdi neye yanalım, bir yandan bizi perişan eden hastalık salgınına mı, yoksa bu mağduriyetimizi göremeyen bilinçsiz gençliğimize mi?’ diye feryat ederken, refah içinde yaşamakta olan bu gençliğin tutumuna bir anlam veremediklerini söylüyor.

Hollanda esnafı, anlamakta zorluk çektikleri bu gençlerin, sevgiden yoksun bir şekilde gelişmekte olduklarından habersiz tabi…
Zira bu ülkede, sürekli olarak norm ve değerlerden söz ediliyor ama, modern, medeni ve demokrat bir yaşam içinde örf ve geleneklerin zayıflığı fark edilemiyor.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın