
Adalet Bakanı Akın Gürlek son operasyonla ilgili şu açıklamayı yaptı.
Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini tehdit eden, kişiler üzerinde baskı kuran ve suçtan haksız kazanç elde eden yapılara karşı mücadelemizi hukuk içinde kararlılıkla sürdürüyoruz. Adana Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından başlatılan ve Adana İl Emniyet Müdürlüğümüzle koordineli yürütülen soruşturmada, kamuoyunda “Kuytulcular” olarak bilinen yapılanmanın suç teşkil ettiği değerlendirilen faaliyetleri ve bu faaliyetlerden elde edildiği tespit edilen gelirler mercek altına alınmıştır. Müşteki ve tanık beyanları, mali analizler, banka hareketleri, dijital materyaller ve diğer deliller doğrultusunda; suç örgütü kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarından 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Adana merkezli 6 ilde 49 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş; 5 şirket hakkında yönetim kayyımı atanmış, soruşturma kapsamında örgüt lehine faaliyet yürüttüğü tespit edilen 349 sosyal medya hesabı hakkında erişimin engellenmesi kararı verilmiştir. Özellikle vurgulamak isterim ki bu soruşturma herhangi bir dini grubu, inancı, düşünceyi veya hukuka uygun faaliyeti değil; dosyaya yansıyan somut suç eylemlerini, mağdur ve tanık beyanlarını, örgütsel baskı iddialarını ve mali delilleri konu almaktadır. Soruşturmayı titizlikle yürüten Adana Cumhuriyet Başsavcılığımıza; Adana İl Emniyet Müdürlüğümüze, Siber Güvenlik Başkanlığımıza ve görev alan tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Suç örgütleri ve suçtan elde edilen gelirlerle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
TKP’den “Süleymancılar, Furkancılar ve karışan kafalar” yanıtı: ‘Tüm tarikat ve cemaatler derhal dağıtılmalı, holdingleri devleştirilmeli!’
Türkiye Komünist Partisi (TKP), son günlerde yaşanan tarikat operasyonlarının ardından bir açıklama yayımladı. AKP iktidarının ilk günden bu yana en büyük dayanaklarından biri olan bu yapıların yıllar içinde devasa holdinglere dönüştüğü ve devletin kritik kurumlarında mevzilendiği hatırlatılan açıklamada Süleymancılar ve Furkancılara yönelik operasyonların yeni bir kafa karışıklığı yarattığı kaydedildi.
Açıklamada “Bu kafa karışıklığını yaratan AKP’nin bakanlarının ısrarla ‘tarikat ve cemaat operasyonu yapmıyoruz, bunlar suç örgütü’ demek zorunda kalması boşuna değil. Bu eksikli tarifi biz düzeltelim: Tüm tarikat ve cemaatler birer suç örgütüdür! Bu açık gerçeği perdelemek için halkı ‘iyi tarikat, kötü tarikat’ tuzağına çekmek istiyorlar” ifadelerine yer verildi.
İktidarın kendi kontrolündeki tarikatların önünü açarken diğerlerini hizaya sokmaya çalıştığı ancak yaşanan sürecin devasa bir ekonomik pastayı paylaşma kavgasının yansımaları olduğu ifade edilen TKP açıklamasında “Tarikat ve cemaatlerin iyisi, kötüsü olmaz! Bir kez bu tuzağa düşünce halk düşmanı Fethullahçılardan, çocuk katili ve istismarcısı Süleymancılardan dahi ‘muhalif’ çıkarmak mümkün hale gelir. Bugün ülkenin tüm kurumlarına yerleşen Menzil, İskenderpaşa ve İsmailağa gibi tarikat ve cemaatler yarın iktidarla pasta kavgası için ters düştüklerinde ‘iyi’ olmayacaklar” denildi.
TKP “Tarikat ve cemaatlerin hüküm sürdüğü bu düzene ve onun iktidarına son verilmeli, tüm tarikat ve cemaatler derhal dağıtılmalı, bu karanlık yapıların halkı sömürerek elde ettiği devasa servete el konulmalı ve holdingleri devletleştirilmelidir!” açıklamasıyla gericiliğe karşı mücadelede sözünün açık olduğunu vurguladı.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Süleymancılar, Furkancılar ve karışan kafalar…
AKP iktidarının ilk günden bu yana en büyük dayanaklarından biri her zaman tarikat ve cemaatler oldu.
Aynı zamanda devasa holdingler haline gelmiş olan bu karanlık yapılar, yıllarca iktidarın da desteğiyle devletin birçok kritik kurumunda mevzilendiler, büyüdükçe büyüdüler.
Bunun en öne çıkan örneği bilindiği üzere Fethullahçılardı. İktidarı bütünüyle kendi ellerine almak istediklerinde yaşananlar hâlâ hafızalarda.
Ancak hafızalara kazınan “kanlı final” sonrası dahi AKP iktidarı tarikat ve cemaatlerin üzerine gidecek hiçbir adım atmadı.
Son günlerde önce Süleymancılar, ardından da Furkancılara yönelik operasyonlar sonrası bu tartışma bir kez daha açıldı. Üstelik “iyi tarikat, kötü tarikat”, “yandaş tarikat, muhalif tarikat” gibi tuhaf bir kafa karışıklığı ve tuzak yaratarak…
Bu kafa karışıklığını yaratan AKP’nin bakanlarının ısrarla “tarikat ve cemaat operasyonu yapmıyoruz, bunlar suç örgütü” demek zorunda kalması boşuna değil.
Bu eksikli tarifi biz düzeltelim: Tüm tarikat ve cemaatler birer suç örgütüdür!
Bu açık gerçeği perdelemek için halkı “iyi tarikat, kötü tarikat” tuzağına çekmek istiyorlar.
Oysa iktidar kendi kontrolünde olan tarikat ve cemaatlerin boy atmasına izin veriyor, diğerlerini budayıp kendi hizasına sokmaya çalışıyor. Hepsi bu.
Ortada devasa boyutlara ulaşan holdinglere sahip tarikatlardan ve büyük bir pastadan söz ediyoruz. Bu pasta için boğazlaşma olmaması mümkün değil, bugün yaşadıklarımız tam da bunun yansımasıdır.
Adı geçen tarikatlar dahil hepsinin halk düşmanı olduğunu, bu düzenin aparatı olduğunu ve yıllarca iktidarla işbirliği yaptıklarını akıldan hiç ama hiç çıkarmamak gerekiyor.
Tarikat ve cemaatlerin iyisi, kötüsü olmaz!
Bir kez bu tuzağa düşünce halk düşmanı Fethullahçılardan, çocuk katili ve istismarcısı Süleymancılardan dahi “muhalif” çıkarmak mümkün hale gelir.
Bugün ülkenin tüm kurumlarına yerleşen Menzil, İskenderpaşa ve İsmailağa gibi tarikat ve cemaatler yarın iktidarla pasta kavgası için ters düştüklerinde “iyi” olmayacaklar.
TKP’nin sözü açık.
Tarikat ve cemaatlerin hüküm sürdüğü bu düzene ve onun iktidarına son verilmeli, tüm tarikat ve cemaatler derhal dağıtılmalı, bu karanlık yapıların halkı sömürerek elde ettiği devasa servete el konulmalı ve holdingleri devletleştirilmelidir!”
Kemal Okuyan: “İyi tarikat, kötü tarikat” ayrımından en fazla AKP yararlanır
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, AKP iktidarının Süleymancılar ve ardından da Furkancılara yönelik operasyonları sonrası tarikat ve cemaatler üzerine başlayan tartışmalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Ekrem İmamoğlu ile başlayıp diğer belediyelerle devam eden operasyonlar “seçme ve seçilme hakkına müdahale” anlamına geldiği için güçlü bir itirazın geliştirilmesi gerektiğini belirten Okuyan, iktidarın benzer bir motivasyona sahip olabileceğini ancak AKP’yi iktidara taşıyan dinamikler doğru kavranıyorsa ve Cumhuriyet’in değerleri önemseniyorsa “muhalif tarikat” olarak görülen yapılara yönelik operasyonlara aynı mantıkla karşı çıkılamayacağını ifade etti.
Okuyan, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda “Tarikatların topyekun sorgulanması yerine ‘zaten varlar bari muhalif olanlar ayakta kalsın” yaklaşımının tercih edilmesi, bir kısım muhalif çevrenin neden zamanında ve belki şimdilerde Fethullahçılara umut bağladığını da açıklıyor” ifadelerini kullandı. “İyi tarikat, kötü tarikat” ayrımından en fazla AKP’nin yararlanacağını vurguladı.
Holdinglerin sömürü çarkına karşı tüm stratejik sektörlerde devletleştirmeyi savunmak gibi, tarikatlar gündeme geldiğinde de benzer tutumu göstermenin bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Okuyan, değerlendirmesini “Ha ‘hayal dünyası’nda geziniyoruz değil mi! Memleketi iliklerine kadar yağmalayan holdinglerin arasından dost, elbirliği ile laikliği yiyip bitirip iktidar ve rant alanlarını kendi aralarında paylaşan tarikat ve cemaatlerden kurtarıcı aramak ise gerçekçi politika! Bizim hayallerimiz, böylesi bir gerçekçilikten daha akılcıdır, kusura bakmayın” sözleriyle sonlandırdı.
Kemal Okuyan’ın açıklamasının tamamı şu şekilde:
“İmamoğlu ile başlayan ve birçok belediye ile devam eden operasyonlar, yolsuzluk vardır-yoktur tartışmasından bağımsız bir biçimde, “seçme ve seçilme hakkına müdahale” anlamına geldiği için güçlü bir itirazı hak ediyor.
Şimdi gündemde tarikatlar var. İktidarın motivasyonu aynı olabilir. Ancak eğer AKP’yi iktidara taşıyan ve orada tutan dinamikleri doğru kavrıyorsanız ve azıcık da olsa Cumhuriyet değerlerini önemsiyorsanız, bir kısım tarikata, evet hadi adını koyalım, bir kısım “muhalif tarikata” dönük operasyonlara aynı mantıkla itiraz edemezsiniz.
Tarikatları haber kovalayan gazeteciyle, siyasi partilerle aynı düzleme yerleştirip, “papazı vermeyecektik” türünden öyküler anlatamayız.
Tarikatların topyekun sorgulanması yerine “zaten varlar bari muhalif olanlar ayakta kalsın” yaklaşımının tercih edilmesi, bir kısım muhalif çevrenin neden zamanında ve belki şimdilerde Fethullahçılara umut bağladığını da açıklıyor.
“Sizin tarikat gerçeğini ortadan kaldıracak gücünüz yok, o zaman onlardan iyisini tercih edeceksiniz” türünden yorumlar yapılmakta. AKP iktidarı ile bu şekilde mücadele edebileceklerine düşünenler var demek ki!
Şu anda “iyi tarikat, kötü tarikat” ayrımından en fazla AKP yararlanır, bunun farkındalar mı acaba!
Holdinglerin sömürü çarkından çıkan pis kokular etrafa saçıldığında ya da iktidar bir sermaye grubuna müdahale ettiğinde, “koşun bizimkilere çökecekler” diye çığlık atmak yerine bütün stratejik sektörlerde devletleştirmeyi savunmak nasıl zorunluluksa, tarikatlar bir nedenle gündeme geldiğinde benzer bir talep ileri sürülmesi de zorunluluktur.
Ha “hayal dünyası”nda geziniyoruz değil mi!
Memleketi iliklerine kadar yağmalayan holdinglerin arasından dost, elbirliği ile laikliği yiyip bitirip iktidar ve rant alanlarını kendi aralarında paylaşan tarikat ve cemaatlerden kurtarıcı aramak ise gerçekçi politika!
Bizim hayallerimiz, böylesi bir gerçekçilikten daha akılcıdır, kusura bakmayın.”
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.






