Sanayi-Teknoloji

Güneş ve rüzgarda üretim rekoru.. Diğer ekonomi-teknoloji haberleri, TUİK verileri..

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

GÜNEŞ VE RÜZGÂRDA ÜRETİM REKORU: YENİ YATIRIMLARIN HAYATA GEÇİRİLMESİ KRİTİK

Türkiye’nin güneş ve rüzgârdan elektrik üretimi, ağustos ayında toplam 9,9 milyar kilovatsaatle tüm zamanların en yüksek aylık seviyesine ulaştı. Rekoru değerlendiren ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için yeni yatırımların öngörülebilir bir takvimle üretime geçmesini sağlamalı, şebeke altyapısını artan kapasiteye paralel olarak geliştirmeliyiz” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bu rakamlarla iki kaynak, ağustosta 36,71 milyar kilovatsaat olan toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşıladı.

Yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve izin süreçleri alanında faaliyet gösteren ARI-ES Enerji’nin Genel Müdürü Ebru Arıcı, ulaşılan seviyenin uzun vadeli yatırımların üretime katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı, bu ivmenin korunmasında proje geliştirme süreçlerinin etkin yönetilmesinin ve enerji sisteminin artan yenilenebilir üretime hazırlanmasının kilit rol oynayacağını vurguladı.

YATIRIM HEDEFLERİNİN ÜRETİME DÖNÜŞMESİNDE İZİN SÜREÇLERİ BELİRLEYİCİ

Yeni projelerin hayata geçirilmesinde yatırımın bütün aşamalarının birlikte planlanması gerektiğini ifade eden Arıcı, şunları söyledi: “Bir projenin yatırım gündemine alınması ile elektrik üretmeye başlaması arasında birbirine bağlı çok sayıda aşama bulunuyor. Lisanslama, çevresel değerlendirmeler, imar, arazi ve bağlantı süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın devreye alınma takvimini doğrudan etkiliyor. Bu aşamaların koordinasyon içinde yürütülmesi, yatırımcının finansman ve tedarik planını daha sağlıklı kurmasını sağlıyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelinden daha fazla yararlanabilmesi için kapasite hedeflerinin uygulanabilir proje takvimleriyle desteklenmesi gerekiyor.”

YENİ ÜRETİM KAPASİTESİYLE ŞEBEKE YATIRIMLARI BİRLİKTE İLERLEMELİ

Güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki katkısı büyüdükçe sistemin esnekliğinin de önem kazandığını belirten Arıcı, “Üretimi artırırken, bu elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda ve noktada kullanılabilmesini de planlamalıyız. Yeni santrallerin devreye alınmasıyla şebekenin güçlendirilmesi eş zamanlı ilerlemeli. Depolama sistemleri, üretim tahmin teknolojileri ve talep yönetimi uygulamaları, değişken üretimin sisteme entegrasyonunu destekleyen önemli araçlar. Bu alanlarda atılacak adımlar, mevcut ve yeni kapasitenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır” dedi.

YERLİ KAYNAKLARIN KATKISI, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI HEDEFİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Yenilenebilir enerji üretimindeki artışın enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından önemine dikkat çeken Arıcı, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Güneş ve rüzgâr, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla elektrik üretebilmesi açısından güçlü bir avantaj sunuyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzındaki payının artması, ithal yakıt ihtiyacını azaltırken uluslararası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Ağustostaki rekoru, enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım olarak görüyoruz.”

CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü,“Yapay zeka artık bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçiminin bir parçası”

Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı dönüşüm, şirketlerin dijitalleşmeye bakışını da yeniden şekillendiriyor. Yazılım çözümlerinden veri yönetimine, otomasyondan yapay zeka destekli sistemlere kadar pek çok alanda kurumların ihtiyaçları değişirken, teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir araç değil, doğrudan iş modellerini dönüştüren stratejik bir güç haline geliyor.

Özellikle yapay zekanın önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan birisi olacağının altını çizen CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü, şunları söyledi:

“Bugün yapay zekâyı yalnızca geleceğin teknolojisi olarak konuştuğumuz dönemi geride bıraktık. Artık kurumların günlük operasyonlarında, karar mekanizmalarında, müşteri deneyiminde ve çalışan verimliliğinde doğrudan karşılığı olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Asıl mesele yapay zekâyı kullanmak değil; onu doğru süreçte, doğru veriyle ve gerçek bir ihtiyaca cevap verecek şekilde konumlandırmak. Kurumların önümüzdeki dönemdeki rekabet gücünü; yapay zekayı ne kadar kullandıkları değil, iş süreçlerine ne kadar doğru entegre ettikleri belirleyecek.”

Kurumlara özel yapay zeka dönemi

Yazılım geliştirme alanındaki deneyimini, yapay zeka teknolojileriyle birleştiren CFN Teknoloji, kurumların ihtiyaçlarına özel dijital çözümler geliştirirken, yapay zekayı çalışmalarının önemli odaklarından birisi olarak konumlandırıyor.

Kurumların mevcut sistemlerini tamamen değiştirmek yerine, var olan iş süreçlerini analiz ederek yapay zekanın değer yaratabileceği noktaları belirlemeye odaklandıklarını ifade eden Okan Köylü, şunları kaydetti:

“Her kurumun verisi, operasyonu ve ihtiyacı farklı. Bu nedenle, herkese aynı yapay zeka çözümünü sunmanın doğru olduğuna inanmıyoruz. Biz önce süreci anlamaya çalışıyoruz. Nerede zaman kaybı yaşanıyor, hangi işlemler tekrar ediyor, hangi veriler karar süreçlerinde yeterince kullanılamıyor, çalışanların üzerindeki operasyonel yük nerede artıyor? Ve ardından, teknoloji ve yapay zekayı bu problemlerin çözümüne dahil ediyoruz.”

“İnsan ile teknolojinin birlikte çalıştığı modeller öne çıkacak”

Yapay zekanın çalışanların yerini alan bir teknoloji olarak değil, insanın kapasitesini artıran bir çalışma arkadaşı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Okan Köylü, önümüzdeki dönemde “insan + yapay zeka” modelinin kurumlarda daha görünür hale geleceğinin altını çizdi. İnsan ve teknolojinin birlikte çalıştığı modellerin öne çıkacağını vurgulayan Okan Köylü, şunları anlattı:

“Yapay zekanın en büyük değerlerinden biri, insanların tekrar eden operasyonlardan uzaklaşarak daha fazla analiz, yaratıcılık ve karar gerektiren alanlara odaklanmasını sağlaması. Biz geleceği insanın olmadığı sistemlerde değil, insan ile teknolojinin birlikte daha güçlü çalıştığı yapılarda görüyoruz.”

Türkiye için önemli bir fırsat

Türkiye’nin güçlü yazılım insan kaynağı ve teknoloji ekosistemi sayesinde yapay zeka dönüşümünde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Okan Köylü, yerli teknoloji şirketlerinin yalnızca mevcut teknolojileri kullanan değil, kendi çözümlerini geliştiren bir konuma gelmesinin önemine de dikkat çekti.

Yapay zekanın baş döndürücü bir hızla geliştiğine işaret eden Okan Köylü, şunları belirtti:

“Yapay zeka çok hızlı gelişiyor ve bu dönüşüm henüz başlangıç aşamasında. Türkiye açısından burada önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Kendi yazılımını, kendi teknolojisini ve kurumların gerçek ihtiyaçlarına cevap veren yapay zeka çözümlerini geliştirebilen şirketlerin hem Türkiye’de hem de global pazarlarda önemli bir karşılığı olacak.”

CFN Teknoloji olarak bu dönüşümü yakından takip etmekle yetinmediklerini açıklayan Okan Köylü, şunları anlattı:

“Bizim için teknoloji üretmek, yalnızca bugünün ihtiyacına cevap vermek anlamına gelmiyor. Birkaç yıl sonra, kurumların nasıl çalışacağını, hangi teknolojilere ihtiyaç duyacağını ve hangi problemlerin ortaya çıkacağını bugünden düşünmek gerekiyor. CFN Teknoloji’de, yazılım geliştirme gücümüzü yapay zeka ile bir araya getirerek, kurumların gelecekteki çalışma modellerine bugünden hazırlanmasını sağlayacak çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Güneş ve rüzgarda üretim rekoru.. Diğer ekonomi-teknoloji haberleri, TUİK verileri..

Güneş ve rüzgarda üretim rekoru.. Diğer ekonomi-teknoloji haberleri, TUİK verileri..

GÜNEŞ VE RÜZGÂRDA ÜRETİM REKORU: YENİ YATIRIMLARIN HAYATA GEÇİRİLMESİ KRİTİK

Türkiye’nin güneş ve rüzgârdan elektrik üretimi, ağustos ayında toplam 9,9 milyar kilovatsaatle tüm zamanların en yüksek aylık seviyesine ulaştı. Rekoru değerlendiren ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için yeni yatırımların öngörülebilir bir takvimle üretime geçmesini sağlamalı, şebeke altyapısını artan kapasiteye paralel olarak geliştirmeliyiz” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bu rakamlarla iki kaynak, ağustosta 36,71 milyar kilovatsaat olan toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 27’sini karşıladı.

Yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve izin süreçleri alanında faaliyet gösteren ARI-ES Enerji’nin Genel Müdürü Ebru Arıcı, ulaşılan seviyenin uzun vadeli yatırımların üretime katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Arıcı, bu ivmenin korunmasında proje geliştirme süreçlerinin etkin yönetilmesinin ve enerji sisteminin artan yenilenebilir üretime hazırlanmasının kilit rol oynayacağını vurguladı.

YATIRIM HEDEFLERİNİN ÜRETİME DÖNÜŞMESİNDE İZİN SÜREÇLERİ BELİRLEYİCİ

Yeni projelerin hayata geçirilmesinde yatırımın bütün aşamalarının birlikte planlanması gerektiğini ifade eden Arıcı, şunları söyledi: “Bir projenin yatırım gündemine alınması ile elektrik üretmeye başlaması arasında birbirine bağlı çok sayıda aşama bulunuyor. Lisanslama, çevresel değerlendirmeler, imar, arazi ve bağlantı süreçlerinin doğru yönetilmesi, yatırımın devreye alınma takvimini doğrudan etkiliyor. Bu aşamaların koordinasyon içinde yürütülmesi, yatırımcının finansman ve tedarik planını daha sağlıklı kurmasını sağlıyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelinden daha fazla yararlanabilmesi için kapasite hedeflerinin uygulanabilir proje takvimleriyle desteklenmesi gerekiyor.”

YENİ ÜRETİM KAPASİTESİYLE ŞEBEKE YATIRIMLARI BİRLİKTE İLERLEMELİ

Güneş ve rüzgârın elektrik üretimindeki katkısı büyüdükçe sistemin esnekliğinin de önem kazandığını belirten Arıcı, “Üretimi artırırken, bu elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda ve noktada kullanılabilmesini de planlamalıyız. Yeni santrallerin devreye alınmasıyla şebekenin güçlendirilmesi eş zamanlı ilerlemeli. Depolama sistemleri, üretim tahmin teknolojileri ve talep yönetimi uygulamaları, değişken üretimin sisteme entegrasyonunu destekleyen önemli araçlar. Bu alanlarda atılacak adımlar, mevcut ve yeni kapasitenin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır” dedi.

YERLİ KAYNAKLARIN KATKISI, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI HEDEFİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Yenilenebilir enerji üretimindeki artışın enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından önemine dikkat çeken Arıcı, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Güneş ve rüzgâr, Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla elektrik üretebilmesi açısından güçlü bir avantaj sunuyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik arzındaki payının artması, ithal yakıt ihtiyacını azaltırken uluslararası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Ağustostaki rekoru, enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım olarak görüyoruz.”

CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü,“Yapay zeka artık bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçiminin bir parçası”

Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı dönüşüm, şirketlerin dijitalleşmeye bakışını da yeniden şekillendiriyor. Yazılım çözümlerinden veri yönetimine, otomasyondan yapay zeka destekli sistemlere kadar pek çok alanda kurumların ihtiyaçları değişirken, teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir araç değil, doğrudan iş modellerini dönüştüren stratejik bir güç haline geliyor.

Özellikle yapay zekanın önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan birisi olacağının altını çizen CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü, şunları söyledi:

“Bugün yapay zekâyı yalnızca geleceğin teknolojisi olarak konuştuğumuz dönemi geride bıraktık. Artık kurumların günlük operasyonlarında, karar mekanizmalarında, müşteri deneyiminde ve çalışan verimliliğinde doğrudan karşılığı olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Asıl mesele yapay zekâyı kullanmak değil; onu doğru süreçte, doğru veriyle ve gerçek bir ihtiyaca cevap verecek şekilde konumlandırmak. Kurumların önümüzdeki dönemdeki rekabet gücünü; yapay zekayı ne kadar kullandıkları değil, iş süreçlerine ne kadar doğru entegre ettikleri belirleyecek.”

Kurumlara özel yapay zeka dönemi

Yazılım geliştirme alanındaki deneyimini, yapay zeka teknolojileriyle birleştiren CFN Teknoloji, kurumların ihtiyaçlarına özel dijital çözümler geliştirirken, yapay zekayı çalışmalarının önemli odaklarından birisi olarak konumlandırıyor.

Kurumların mevcut sistemlerini tamamen değiştirmek yerine, var olan iş süreçlerini analiz ederek yapay zekanın değer yaratabileceği noktaları belirlemeye odaklandıklarını ifade eden Okan Köylü, şunları kaydetti:

“Her kurumun verisi, operasyonu ve ihtiyacı farklı. Bu nedenle, herkese aynı yapay zeka çözümünü sunmanın doğru olduğuna inanmıyoruz. Biz önce süreci anlamaya çalışıyoruz. Nerede zaman kaybı yaşanıyor, hangi işlemler tekrar ediyor, hangi veriler karar süreçlerinde yeterince kullanılamıyor, çalışanların üzerindeki operasyonel yük nerede artıyor? Ve ardından, teknoloji ve yapay zekayı bu problemlerin çözümüne dahil ediyoruz.”

“İnsan ile teknolojinin birlikte çalıştığı modeller öne çıkacak”

Yapay zekanın çalışanların yerini alan bir teknoloji olarak değil, insanın kapasitesini artıran bir çalışma arkadaşı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Okan Köylü, önümüzdeki dönemde “insan + yapay zeka” modelinin kurumlarda daha görünür hale geleceğinin altını çizdi. İnsan ve teknolojinin birlikte çalıştığı modellerin öne çıkacağını vurgulayan Okan Köylü, şunları anlattı:

“Yapay zekanın en büyük değerlerinden biri, insanların tekrar eden operasyonlardan uzaklaşarak daha fazla analiz, yaratıcılık ve karar gerektiren alanlara odaklanmasını sağlaması. Biz geleceği insanın olmadığı sistemlerde değil, insan ile teknolojinin birlikte daha güçlü çalıştığı yapılarda görüyoruz.”

Türkiye için önemli bir fırsat

Türkiye’nin güçlü yazılım insan kaynağı ve teknoloji ekosistemi sayesinde yapay zeka dönüşümünde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Okan Köylü, yerli teknoloji şirketlerinin yalnızca mevcut teknolojileri kullanan değil, kendi çözümlerini geliştiren bir konuma gelmesinin önemine de dikkat çekti.

Yapay zekanın baş döndürücü bir hızla geliştiğine işaret eden Okan Köylü, şunları belirtti:

“Yapay zeka çok hızlı gelişiyor ve bu dönüşüm henüz başlangıç aşamasında. Türkiye açısından burada önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Kendi yazılımını, kendi teknolojisini ve kurumların gerçek ihtiyaçlarına cevap veren yapay zeka çözümlerini geliştirebilen şirketlerin hem Türkiye’de hem de global pazarlarda önemli bir karşılığı olacak.”

CFN Teknoloji olarak bu dönüşümü yakından takip etmekle yetinmediklerini açıklayan Okan Köylü, şunları anlattı:

“Bizim için teknoloji üretmek, yalnızca bugünün ihtiyacına cevap vermek anlamına gelmiyor. Birkaç yıl sonra, kurumların nasıl çalışacağını, hangi teknolojilere ihtiyaç duyacağını ve hangi problemlerin ortaya çıkacağını bugünden düşünmek gerekiyor. CFN Teknoloji’de, yazılım geliştirme gücümüzü yapay zeka ile bir araya getirerek, kurumların gelecekteki çalışma modellerine bugünden hazırlanmasını sağlayacak çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın