Sanayi-Teknoloji

Türkiye’de Yemek Kartı Kullanımı  Yaygınlaşıyor, Tekstilin Görünmeyen Çevresel Bedeli, günler süren işlem artık saniyelerle, TUİK verileri

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Multinet Up Araştırdı:

Türkiye’de Yemek Kartı Kullanımı  Yaygınlaşıyor

Multinet Up’ın 12 ilde ve 15 ana sektörde faaliyet gösteren 1.500 işletmeyle gerçekleştirdiği Pazar ve Segmentasyon Araştırması, yemek kartı kullanımının son üç yılda istikrarlı biçimde arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, çalışanlarının yemek ihtiyacını yemek kartıyla karşılayan işletmelerin oranı 2024’te yüzde 15,6 iken 2026’da yüzde 17,2’ye yükseldi. Aynı dönemde yemek kartı hizmetlerinden duyulan ortalama memnuniyet de 5 üzerinden 4,6’ya çıktı.

Yemek kartı, kurumsal hediye ve sosyal yardım kartı, akaryakıt, konaklama, toplu satın alma ve filo çözümleriyle şirketlere tasarruflu gider yönetimi hizmetleri sunan Multinet Up, Kuantum Araştırma iş birliği ile gerçekleştirdiği Pazar ve Segmentasyon Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin çalışanlarının yemek, yardım, seyahat ve akaryakıt ihtiyaçlarını karşılama yöntemlerini inceleyen araştırma, 12 ilde ve 15 ana sektörde faaliyet gösteren 1.500 işletmenin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmaya katılan işletmelerin yüzde 80,4’ünü ise mikro ve küçük ölçekli şirketler oluşturdu.

Yemek kartı kullanan işletmelerin oranı yüzde 17,2’ye yükseldi

Araştırmaya göre, çalışanlarının yemek ihtiyacını yemek kartıyla karşılayan işletmelerin oranı son üç yılda düzenli bir artış gösterdi. 2024 yılında yüzde 15,6 olan kullanım oranı, 2025’te yüzde 16,5’e, 2026’da ise yüzde 17,2’ye yükseldi. Ayrıca, yemek kartı hizmetlerine yönelik ortalama memnuniyet puanı da aynı dönemde yükselişe geçti. 2024 yılında 5 üzerinden 4,3 olan ortalama memnuniyet, 2025’te 4,5’e, 2026’da ise 4,6’ya çıktı.

“Toplam marka bilinirliğinde beş yıldır birinci sıradayız”

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Multinet Up CEO’su Ali Emre Sever, “Araştırma sonuçları, son üç yılda hem yemek kartı kullanımının hem de hizmetlerden duyulan memnuniyetin arttığını gösteriyor. Kullanım oranındaki artışla birlikte memnuniyet seviyesinin de yükselmesini sektörümüz açısından oldukça olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Sektördeki bu gelişime paralel olarak Multinet Up’ın marka bilinirliği de istikrarlı biçimde yükseliyor. Toplam marka bilinirliğimizi 2026’da yüzde 94,2’ye taşıyarak, araştırma kapsamında 2022’den bu yana beş yıl üst üste birinci sırada yer aldık. Ancak bizim için bilinirlik kadar, işletmelerin markamızla yaşadığı deneyim ve bizden memnun olma nedenleri de önemli. Bu nedenlere baktığımızda kullanım kolaylığı ve pratik ödeme deneyimi, güvenilirlik, harcama noktalarının yaygınlığı ve çeşitli kampanyalar kapsamında sunulan avantajlar ilk sıralarda yer alıyor” dedi.

Sever ayrıca, “Sektörün önündeki büyüme fırsatını yalnızca daha fazla işletmenin yemek kartı kullanmaya başlaması üzerinden değerlendirmiyoruz. Bizim için asıl önemli olan nokta, işverenler için iş süreçlerini kolaylaştıran ve çalışanlar için daha iyi bir deneyim sunan çözümler geliştirebilmek. Önümüzdeki dönemde de işverenlerin hayatını kolaylaştıran, çalışanların deneyimini iyileştiren çözümler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bir Pamuklu Tişört İçin 2.700 Litre Su: Tekstilin Görünmeyen Çevresel Bedeli

Yılda 25 milyon ton pamuk üretilen dünyada bu lifin çevresel maliyeti giderek tartışılır hale geliyor. Uzmanlar, sektörün sürdürülebilir dönüşümünü artık erteleyemeyeceği konusunda hemfikir. 1927’den bu yana tekstil üretiminin içinde olan Mısırlı Underwear and Socks, Dünya Pamuk Günü’nde pamuğun tarladaki hikâyesinden üretim masasına uzanan yolculuğuna ve sektörün önündeki sürdürülebilirlik sınavına dikkat çekiyor.

Dünyanın en yaygın doğal lifi olan pamuk, yılda yaklaşık 25 milyon metrik ton üretiliyor. Küresel tekstil ve hazır giyim endüstrisinin temel hammaddesi olan bu lif, tarlada başlayıp cilde dokunana kadar geçirdiği yolculukta çevreye ağır bir fatura bırakıyor.

Rakamlar durumu net biçimde ortaya koyuyor: Tek bir pamuklu tişört üretmek için 2.700 litre su gerekiyor; bu miktar, bir insanın iki buçuk yıllık içme suyu ihtiyacına eşdeğer. Pamuk ekimi, dünyanın ekilebilir arazisinin yalnızca yüzde 2,5’ini kaplıyor; ancak küresel tarım ilacı kullanımının yüzde 16’sını tüketiyor. Tüm bu yoğun üretime karşın, küresel pamuk üretiminin yalnızca yüzde 1,4’ü organik yöntemlerle gerçekleştiriliyor. 

Tarladan İpliğe: Kalitenin Temeli Toprakta Atılıyor

Pamuğun kalitesi, tohumun toprağa düştüğü anda şekillenmeye başlıyor. Lif uzunluğu, inceliği ve doğal nem emiciliği; yetiştirme koşullarına, sulama yöntemine ve çeşide göre dramatik biçimde farklılaşıyor. Hasat edilen pamuk; temizleme, tarama ve eğirme aşamalarından geçerek ipliğe dönüşüyor. Bu süreçteki her adım, nihai ürünün dokunuşunu, dayanıklılığını ve kullanım ömrünü belirliyor.

Mısırlı Underwear and Socks’ın hikâyesi de bu noktada başlıyor. Markanın kurucusu Münif Abdurrahman Mısırlı, 1927’de yalnızca Mısır’da üretilen merserize pamuk ipliğini Türkiye’ye taşıyarak ülkeyi bu özel lifle tanıştırdı. Pamuk ipliğine kimyasal işlemle uygulanan merserizasyon; liflere hem parlaklık hem de üstün mukavemet kazandırıyor, boyayı daha homojen ve kalıcı tutuyor. Bu teknik, bir asır önce zanaat seviyesinde başlayan üretimin temel felsefesini bugün de belirliyor.

Sertifika Enflasyonu mu, Gerçek Dönüşüm mü?

Küresel moda sektörü, sürdürülebilirlik iddiasını son yıllarda her koleksiyona, her ürün etiketine taşıdı. Ancak rakamlar bu iddianın henüz karşılığını bulmadığına işaret ediyor. Organik pamuklu kumaşların küresel pamuk pazarındaki payı 2025 itibarıyla yalnızca yüzde 14,8 seviyesinde kalıyor; ancak bu segment yıllık yüzde 7,6 büyüme hızıyla en hızlı genişleyen kategori konumunda. 

Peki tüketici neye güvenecek? Tekstil sektöründe üç temel bağımsız sertifikasyon sistemi öne çıkıyor: GOTS (Global Organic Textile Standard), pamuk yetiştiriciliğinden son ürüne kadar tüm sürecin organik standartlara uygunluğunu denetliyor. OEKO-TEX STANDARD 100, ürünlerin insan sağlığına zararlı kimyasal içermediğini belgelerken; Better Cotton Initiative (BCI), daha az su ve tarım kimyasalı kullanılarak yetiştirilen pamuğu destekleyen uluslararası bir çerçeve sunuyor.

Ancak bu tabloyu gölgeleyen ciddi bir sorun var. Bazı markaların “sürdürülebilir” olarak pazarladığı koleksiyonların içerik etiketlerine bakıldığında “yüzde 5 organik pamuk, yüzde 95 polyester” gibi oranlarla karşılaşılabiliyor. Sektörün gerçek dönüşümü ile iletişim söylemi arasındaki bu makas, tüketiciyi yanıltmanın ötesinde üretim süreçlerindeki köklü dönüşümü de geciktiriyor. 

2050’ye Kadar Üretim Tesislerinin Yüzde 75’i Risk Altında

Sürdürülebilir dönüşümün ertelenmesinin bedeli giderek ağırlaşıyor. 2050 yılına kadar küresel hazır giyim ve tekstil üretim tesislerinin yüzde 75’inin başta Hindistan, Çin, Brezilya ve Pakistan olmak üzere yüksek ila aşırı su riski altında kalması bekleniyor. Tekstil sektörü şu anda küresel tatlı su çekilmesinin yüzde dördünü tüketiyor; bu rakamın 2030’a kadar 118 milyar metreküpe ulaşması öngörülüyor.

Organik pamuk ise bu tablonun en güçlü yanıtlarından biri olarak öne çıkıyor. Organik pamuk, 2024-2025 sezonunda 342.000 metrik ton üretimle küresel toplam üretimin yüzde 1,4’üne karşılık geliyor ve konvansiyonel pamuğa göre yüzde 20-30 daha yüksek fiyatla değerleniyor. Organik üretime geçişin önündeki en büyük engel ise zorlu dönüşüm süreci: GOTS standartları kapsamında organik sertifika alabilmek için üreticilerin en az üç yıl boyunca kimyasal kullanmaksızın üretim yapması gerekiyor. 

Türkiye bu dönüşümde küresel ölçekte kritik bir konumda. Organik pamuk üretiminde Türkiye, Hindistan’ın ardından yüzde 12 payla küresel ikinciliği taşıyor. GOTS sertifikalı organik pamuklu kumaş üretiminde Hindistan, Türkiye ve Tanzanya, dünyanın en büyük üç ülkesi konumunda yer alıyor. 

Murat Eren Taşçı: “Doğru Lif Seçimi, Ürünün Tasarlanmadan Önceki Kararıdır”

Mısırlı Underwear and Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, markanın hammadde felsefesini şu sözlerle aktarıyor: “İç giyim ve çoraplarda tüketicinin hissettiği konfor, doğru hammaddenin seçilmesiyle başlıyor. Markanın 1927’de merserize pamuk ipliğiyle başlayan hikâyesinin merkezinde malzemeyi tanımak ve en doğru şekilde işlemek bulunuyor. Bugün de kullandığımız her lifin ürünün dokusuna, dayanıklılığına ve kullanım deneyimine nasıl katkı sağlayacağını aynı titizlikle değerlendiriyoruz.” dedi.

Marka, organik pamukla birlikte bambu ve tencel gibi çevre dostu alternatifleri de koleksiyonlarında kullanıyor. Yağmur suyu hasadıyla kapalı döngü su sistemi kuran ve üretiminin yüzde doksanını karbon ayak izi sıfır olarak gerçekleştiren marka, sürdürülebilirliği yıllar önce operasyonunun çekirdeğine yerleştirdi.

7 Ekim Dünya Pamuk Günü; bu lifin tarladan tene uzanan yolculuğunu, taşıdığı çevresel yükü ve sektörün üstlenmesi gereken sorumluluğu yeniden düşünmek için bir fırsat sunuyor. Rakamlar açık: Küresel üretimin yüzde 1,4’ünün organik olduğu bir tabloda değişim için alan ve aciliyet büyük.

GÜNLER SÜREN İŞLEM ARTIK SANİYELER İÇİNDE

İmza, onay ve belge süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren İzometri’nin paylaştığı uygulama verilerine göre, banka talimatlarında manuel yöntemlerle ortalama 4–5 iş gününü bulabilen süreç, İzOnay ile 10 saniyenin altında tamamlanabiliyor. Belgenin kimde beklediğini öğrenmek için yapılan e-posta ve telefon takibine duyulan ihtiyaç yüzde 95 azalıyor. Kurumlar, mevcut sistemlerinde hazırladıkları banka talimatlarını entegrasyon sayesinde otomatik olarak onay ve imza akışına aktarabiliyor; onaydan imzaya, bankaya iletimden arşivlemeye kadar tüm süreci tek bir akışta yönetebiliyor.

Banka talimatının imzalanıp bankaya iletilmesi, finans ekibinin evrakla ilgili işinin her zaman tamamlandığı anlamına gelmiyor. Geleneksel işleyişte çıktısı alınan, yetkililere imzalatılan ve taranarak bankaya gönderilen talimatın fiziksel aslının da kargo veya kuryeyle ulaştırılması gerekiyor. Teslimatın kontrolü ve arşivleme süreçleri de eklendiğinde, tek bir finansal işlem günlerce süren evrak takibine ve ek operasyon yüküne yol açabiliyor.

İzometri tarafından geliştirilen İzOnay platformu, kurumların mevcut sistemleriyle entegre çalışarak tüm bu adımları dijital ortamda birleştiriyor. Kullanıcılar, mevcut imza akışını bozmadan işlemlerini mobil olarak da sürdürebiliyor. Banka talimatının onaylanması, imzalanması ve ilgili bankaya iletilmesi aynı akışta tamamlanırken, fiziksel evrak dolaşımına bağlı bekleme ve takip yükü azalıyor.

Ayda binlerce talimatın takibi tek noktada

İzOnay kullanan büyük ölçekli bir kurumda yalnızca banka talimatlarının aylık hacmi 2.500 belgenin üzerine çıkabiliyor. Finans ekibinin yanı sıra en az üç onaycı veya imzacının katıldığı bu akışta, her belgenin ilgili kişilere ulaştırılması ve imzaların tamamlanarak bankalara iletilmesi gerekiyor. Belge sayısı arttıkça bu adımların takibi de başlı başına bir operasyon haline geliyor.

Islak imza süreçlerinde bir belgenin veya sürecin kimde beklediğini öğrenmek için günde ortalama 5 ila 7 e-posta ya da telefon görüşmesi yapılması gerekiyordu. Belgenin durumunun platform üzerinden görülebilmesi sayesinde bu amaçla yürütülen iletişime duyulan ihtiyaç yüzde 95 azalıyor. Kurumlar sıralı veya paralel onay akışları oluşturabiliyor; bekleyen, onaylanan, tamamlanan ve reddedilen işleri tek noktadan takip edebiliyor.

Çalışma alışkanlıklarını koruyan entegrasyon

Kurumların hazırladığı banka talimatları, SFTP ve benzeri entegrasyonlarla İzOnay’daki ilgili onay ve imza akışına otomatik olarak aktarılabiliyor. İzOnay’ın mobil uygulaması sayesinde imza/onay yetkilileri farklı lokasyonlardan belgeleri  görüntüleyerek elektronik imza veya mobil imzayla imzalayabiliyor. Bu sayede imza yetkilileri, ofiste bulunma zorunluluğu olmadan kendilerine iletilen talimatları bulundukları yerden inceleyip imzalayabiliyor; süreç, yetkililerin fiziksel olarak bir araya gelmesini beklemeden ilerliyor.

İzometri’nin 30’dan fazla banka entegrasyonu ise tamamlanan talimatların ilgili bankalara iletilmesini destekliyor.

Kullanıcılar alışık oldukları sistemlerde çalışmayı sürdürürken İzOnay arka planda onay, imza ve iletim adımlarını birbirine bağlıyor. İzOnay’da imzalanan belgeler kurumların ilgili uygulamalarına, dosya dizin alanlarına, e-posta veya Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adreslerine aktarılabiliyor; dijital arşiv sayesinde geçmiş işlemlere erişim kolaylaşıyor. Gelişmiş raporlama araçlarıyla bir veya birden fazla parametreye göre dosyalarına erişim sağlayabiliyorlar. Dijital arşiv sayesinde; fiziksel dosyalama ve evrak arama ihtiyacı ortadan kalkarken, verilerin yedekli saklanması iş sürekliliğini destekliyor.

İzometri Kurucu CEO’su Esen Uğur Çelebi, süreçlerin bütününe odaklandıklarını belirterek şunları söylüyor: “Banka talimatları, anlık ve hızlı yürütülmesi gereken işlemlerdir. Finans ekibinin hazırladığı bir talimatın imzalanması, bankaya iletilmesi ve gerektiğinde erişilebilir olması aynı sürecin birbirini tamamlayan adımlarıdır. Onay ve imza yetkililerinin talimatın hangi aşamada olduğunu tek yerden, anlık olarak görebilmesi; hızlı işlem gerektiren bu süreçlerde kritik önem taşıyor. Bu adımlar farklı kanallarda yürüdüğünde çalışanlar belgeyi ilerletmek için tekrar tekrar devreye girmek zorunda kalıyor.”

Tekil talimattan toplu ödemeye, banka işlemleri tek akışta

Banka talimatları belirli bir sektörle sınırlı değil. Örneğin çok sayıda mağazası ve tedarikçisi olan bir perakende şirketinde maaş ve toplu tedarikçi ödemeleri, finans ekipleri için düzenli ve yüksek hacimli bir işlem trafiği oluşturabiliyor. İzOnay, bu toplu ödemelere ilişkin dosyaları bankanın talep ettiği formata dönüştürerek onay ve imza akışına alabiliyor; imzalanan dosyalar da entegrasyon üzerinden bankaya iletilebiliyor. Böylece ödeme bilgileri, tek tek talimat olarak işlenmek yerine bankanın sistemine uygun bir dosya üzerinden aktarılabiliyor. Dosya dizi işlemleri ve MT940 hesap hareketi dosyaları da banka ile kurum arasındaki bu entegre belge ve veri akışının diğer örneklerini oluşturuyor.

Yılda 1.200 fiziksel gönderinin yalnızca kargo bedeli 360 bin TL’ye ulaşabiliyor

Banka talimatlarının onay, imza ve bankaya iletim adımlarının dijital ortamda yürütülmesi, fiziksel evrak gönderimi ihtiyacını da azaltabiliyor. Fiziksel gönderim ihtiyacının azalması, kargo giderlerini azaltma potansiyeli de yaratıyor. İzometri’nin İstanbul içi gönderi başına 300 TL üzerinden oluşturduğu örnek maliyet senaryosunda, ayda 50 fiziksel gönderi 15 bin TL, 100 gönderi ise 30 bin TL kargo gideri oluşturuyor. Kurumun belge hacmine ve gönderim koşullarına göre değişebilen bu hesapta, yılda 1.200 gönderinin yalnızca kargo bedeli 360 bin TL’ye ulaşıyor. Kâğıt, baskı ve arşivleme maliyetlerinin yanı sıra çalışanların evrak takibine ayırdığı zaman da eklendiğinde, fiziksel evrak operasyonunun görünmeyen toplam maliyeti daha belirgin hale geliyor.

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, Eylül 2026

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %27,38 arttı, aylık %2,07 arttı

Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %2,07 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %23,38 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %27,81 artış gösterdi.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık %29,09 arttı

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %34,15 artış, imalatta %29,09 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %8,67 artış ve su temininde %29,70 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %28,11 artış, dayanıklı tüketim mallarında %26,97 artış, dayanıksız tüketim mallarında %25,97 artış, enerjide %30,82 artış ve sermaye mallarında %21,55 artış olarak gerçekleşti.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık %2,32 arttı

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %0,78 azalış, imalatta %2,32 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %0,97 artış ve su temininde %1,83 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,04 artış, dayanıklı tüketim mallarında %1,54 artış, dayanıksız tüketim mallarında %1,59 artış, enerjide %3,55 artış ve sermaye mallarında %1,47 artış olarak gerçekleşti.

Tüketici Fiyat Endeksi, Eylül 2026

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %29,73 arttı, aylık %1,84 arttı

TÜFE’deki (2025=100) değişim 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %24,32 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,73 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,49 artış olarak gerçekleşti.

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %27,62 arttı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %27,62 artış, ulaştırmada %35,10 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %39,99 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 6,73, ulaştırmada 5,96 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 4,84 yüzde puan oldu.

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık %0,20 azaldı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,20 azalış, ulaştırmada %2,79 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %2,71 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde -0,05, ulaştırmada 0,49 ve konutta 0,33 yüzde puan oldu.

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5’li Düzey) 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla, 35 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 6 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 133 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %29,00 arttı, aylık %2,01 arttı

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %2,01 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %23,40 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,00 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %30,80 artış olarak gerçekleşti.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Türkiye’de Yemek Kartı Kullanımı  Yaygınlaşıyor, Tekstilin Görünmeyen Çevresel Bedeli, günler süren işlem artık saniyelerle, TUİK verileri

Türkiye’de Yemek Kartı Kullanımı  Yaygınlaşıyor, Tekstilin Görünmeyen Çevresel Bedeli, günler süren işlem artık saniyelerle, TUİK verileri

Multinet Up Araştırdı:

Türkiye’de Yemek Kartı Kullanımı  Yaygınlaşıyor

Multinet Up’ın 12 ilde ve 15 ana sektörde faaliyet gösteren 1.500 işletmeyle gerçekleştirdiği Pazar ve Segmentasyon Araştırması, yemek kartı kullanımının son üç yılda istikrarlı biçimde arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, çalışanlarının yemek ihtiyacını yemek kartıyla karşılayan işletmelerin oranı 2024’te yüzde 15,6 iken 2026’da yüzde 17,2’ye yükseldi. Aynı dönemde yemek kartı hizmetlerinden duyulan ortalama memnuniyet de 5 üzerinden 4,6’ya çıktı.

Yemek kartı, kurumsal hediye ve sosyal yardım kartı, akaryakıt, konaklama, toplu satın alma ve filo çözümleriyle şirketlere tasarruflu gider yönetimi hizmetleri sunan Multinet Up, Kuantum Araştırma iş birliği ile gerçekleştirdiği Pazar ve Segmentasyon Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin çalışanlarının yemek, yardım, seyahat ve akaryakıt ihtiyaçlarını karşılama yöntemlerini inceleyen araştırma, 12 ilde ve 15 ana sektörde faaliyet gösteren 1.500 işletmenin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmaya katılan işletmelerin yüzde 80,4’ünü ise mikro ve küçük ölçekli şirketler oluşturdu.

Yemek kartı kullanan işletmelerin oranı yüzde 17,2’ye yükseldi

Araştırmaya göre, çalışanlarının yemek ihtiyacını yemek kartıyla karşılayan işletmelerin oranı son üç yılda düzenli bir artış gösterdi. 2024 yılında yüzde 15,6 olan kullanım oranı, 2025’te yüzde 16,5’e, 2026’da ise yüzde 17,2’ye yükseldi. Ayrıca, yemek kartı hizmetlerine yönelik ortalama memnuniyet puanı da aynı dönemde yükselişe geçti. 2024 yılında 5 üzerinden 4,3 olan ortalama memnuniyet, 2025’te 4,5’e, 2026’da ise 4,6’ya çıktı.

“Toplam marka bilinirliğinde beş yıldır birinci sıradayız”

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Multinet Up CEO’su Ali Emre Sever, “Araştırma sonuçları, son üç yılda hem yemek kartı kullanımının hem de hizmetlerden duyulan memnuniyetin arttığını gösteriyor. Kullanım oranındaki artışla birlikte memnuniyet seviyesinin de yükselmesini sektörümüz açısından oldukça olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Sektördeki bu gelişime paralel olarak Multinet Up’ın marka bilinirliği de istikrarlı biçimde yükseliyor. Toplam marka bilinirliğimizi 2026’da yüzde 94,2’ye taşıyarak, araştırma kapsamında 2022’den bu yana beş yıl üst üste birinci sırada yer aldık. Ancak bizim için bilinirlik kadar, işletmelerin markamızla yaşadığı deneyim ve bizden memnun olma nedenleri de önemli. Bu nedenlere baktığımızda kullanım kolaylığı ve pratik ödeme deneyimi, güvenilirlik, harcama noktalarının yaygınlığı ve çeşitli kampanyalar kapsamında sunulan avantajlar ilk sıralarda yer alıyor” dedi.

Sever ayrıca, “Sektörün önündeki büyüme fırsatını yalnızca daha fazla işletmenin yemek kartı kullanmaya başlaması üzerinden değerlendirmiyoruz. Bizim için asıl önemli olan nokta, işverenler için iş süreçlerini kolaylaştıran ve çalışanlar için daha iyi bir deneyim sunan çözümler geliştirebilmek. Önümüzdeki dönemde de işverenlerin hayatını kolaylaştıran, çalışanların deneyimini iyileştiren çözümler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bir Pamuklu Tişört İçin 2.700 Litre Su: Tekstilin Görünmeyen Çevresel Bedeli

Yılda 25 milyon ton pamuk üretilen dünyada bu lifin çevresel maliyeti giderek tartışılır hale geliyor. Uzmanlar, sektörün sürdürülebilir dönüşümünü artık erteleyemeyeceği konusunda hemfikir. 1927’den bu yana tekstil üretiminin içinde olan Mısırlı Underwear and Socks, Dünya Pamuk Günü’nde pamuğun tarladaki hikâyesinden üretim masasına uzanan yolculuğuna ve sektörün önündeki sürdürülebilirlik sınavına dikkat çekiyor.

Dünyanın en yaygın doğal lifi olan pamuk, yılda yaklaşık 25 milyon metrik ton üretiliyor. Küresel tekstil ve hazır giyim endüstrisinin temel hammaddesi olan bu lif, tarlada başlayıp cilde dokunana kadar geçirdiği yolculukta çevreye ağır bir fatura bırakıyor.

Rakamlar durumu net biçimde ortaya koyuyor: Tek bir pamuklu tişört üretmek için 2.700 litre su gerekiyor; bu miktar, bir insanın iki buçuk yıllık içme suyu ihtiyacına eşdeğer. Pamuk ekimi, dünyanın ekilebilir arazisinin yalnızca yüzde 2,5’ini kaplıyor; ancak küresel tarım ilacı kullanımının yüzde 16’sını tüketiyor. Tüm bu yoğun üretime karşın, küresel pamuk üretiminin yalnızca yüzde 1,4’ü organik yöntemlerle gerçekleştiriliyor. 

Tarladan İpliğe: Kalitenin Temeli Toprakta Atılıyor

Pamuğun kalitesi, tohumun toprağa düştüğü anda şekillenmeye başlıyor. Lif uzunluğu, inceliği ve doğal nem emiciliği; yetiştirme koşullarına, sulama yöntemine ve çeşide göre dramatik biçimde farklılaşıyor. Hasat edilen pamuk; temizleme, tarama ve eğirme aşamalarından geçerek ipliğe dönüşüyor. Bu süreçteki her adım, nihai ürünün dokunuşunu, dayanıklılığını ve kullanım ömrünü belirliyor.

Mısırlı Underwear and Socks’ın hikâyesi de bu noktada başlıyor. Markanın kurucusu Münif Abdurrahman Mısırlı, 1927’de yalnızca Mısır’da üretilen merserize pamuk ipliğini Türkiye’ye taşıyarak ülkeyi bu özel lifle tanıştırdı. Pamuk ipliğine kimyasal işlemle uygulanan merserizasyon; liflere hem parlaklık hem de üstün mukavemet kazandırıyor, boyayı daha homojen ve kalıcı tutuyor. Bu teknik, bir asır önce zanaat seviyesinde başlayan üretimin temel felsefesini bugün de belirliyor.

Sertifika Enflasyonu mu, Gerçek Dönüşüm mü?

Küresel moda sektörü, sürdürülebilirlik iddiasını son yıllarda her koleksiyona, her ürün etiketine taşıdı. Ancak rakamlar bu iddianın henüz karşılığını bulmadığına işaret ediyor. Organik pamuklu kumaşların küresel pamuk pazarındaki payı 2025 itibarıyla yalnızca yüzde 14,8 seviyesinde kalıyor; ancak bu segment yıllık yüzde 7,6 büyüme hızıyla en hızlı genişleyen kategori konumunda. 

Peki tüketici neye güvenecek? Tekstil sektöründe üç temel bağımsız sertifikasyon sistemi öne çıkıyor: GOTS (Global Organic Textile Standard), pamuk yetiştiriciliğinden son ürüne kadar tüm sürecin organik standartlara uygunluğunu denetliyor. OEKO-TEX STANDARD 100, ürünlerin insan sağlığına zararlı kimyasal içermediğini belgelerken; Better Cotton Initiative (BCI), daha az su ve tarım kimyasalı kullanılarak yetiştirilen pamuğu destekleyen uluslararası bir çerçeve sunuyor.

Ancak bu tabloyu gölgeleyen ciddi bir sorun var. Bazı markaların “sürdürülebilir” olarak pazarladığı koleksiyonların içerik etiketlerine bakıldığında “yüzde 5 organik pamuk, yüzde 95 polyester” gibi oranlarla karşılaşılabiliyor. Sektörün gerçek dönüşümü ile iletişim söylemi arasındaki bu makas, tüketiciyi yanıltmanın ötesinde üretim süreçlerindeki köklü dönüşümü de geciktiriyor. 

2050’ye Kadar Üretim Tesislerinin Yüzde 75’i Risk Altında

Sürdürülebilir dönüşümün ertelenmesinin bedeli giderek ağırlaşıyor. 2050 yılına kadar küresel hazır giyim ve tekstil üretim tesislerinin yüzde 75’inin başta Hindistan, Çin, Brezilya ve Pakistan olmak üzere yüksek ila aşırı su riski altında kalması bekleniyor. Tekstil sektörü şu anda küresel tatlı su çekilmesinin yüzde dördünü tüketiyor; bu rakamın 2030’a kadar 118 milyar metreküpe ulaşması öngörülüyor.

Organik pamuk ise bu tablonun en güçlü yanıtlarından biri olarak öne çıkıyor. Organik pamuk, 2024-2025 sezonunda 342.000 metrik ton üretimle küresel toplam üretimin yüzde 1,4’üne karşılık geliyor ve konvansiyonel pamuğa göre yüzde 20-30 daha yüksek fiyatla değerleniyor. Organik üretime geçişin önündeki en büyük engel ise zorlu dönüşüm süreci: GOTS standartları kapsamında organik sertifika alabilmek için üreticilerin en az üç yıl boyunca kimyasal kullanmaksızın üretim yapması gerekiyor. 

Türkiye bu dönüşümde küresel ölçekte kritik bir konumda. Organik pamuk üretiminde Türkiye, Hindistan’ın ardından yüzde 12 payla küresel ikinciliği taşıyor. GOTS sertifikalı organik pamuklu kumaş üretiminde Hindistan, Türkiye ve Tanzanya, dünyanın en büyük üç ülkesi konumunda yer alıyor. 

Murat Eren Taşçı: “Doğru Lif Seçimi, Ürünün Tasarlanmadan Önceki Kararıdır”

Mısırlı Underwear and Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, markanın hammadde felsefesini şu sözlerle aktarıyor: “İç giyim ve çoraplarda tüketicinin hissettiği konfor, doğru hammaddenin seçilmesiyle başlıyor. Markanın 1927’de merserize pamuk ipliğiyle başlayan hikâyesinin merkezinde malzemeyi tanımak ve en doğru şekilde işlemek bulunuyor. Bugün de kullandığımız her lifin ürünün dokusuna, dayanıklılığına ve kullanım deneyimine nasıl katkı sağlayacağını aynı titizlikle değerlendiriyoruz.” dedi.

Marka, organik pamukla birlikte bambu ve tencel gibi çevre dostu alternatifleri de koleksiyonlarında kullanıyor. Yağmur suyu hasadıyla kapalı döngü su sistemi kuran ve üretiminin yüzde doksanını karbon ayak izi sıfır olarak gerçekleştiren marka, sürdürülebilirliği yıllar önce operasyonunun çekirdeğine yerleştirdi.

7 Ekim Dünya Pamuk Günü; bu lifin tarladan tene uzanan yolculuğunu, taşıdığı çevresel yükü ve sektörün üstlenmesi gereken sorumluluğu yeniden düşünmek için bir fırsat sunuyor. Rakamlar açık: Küresel üretimin yüzde 1,4’ünün organik olduğu bir tabloda değişim için alan ve aciliyet büyük.

GÜNLER SÜREN İŞLEM ARTIK SANİYELER İÇİNDE

İmza, onay ve belge süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren İzometri’nin paylaştığı uygulama verilerine göre, banka talimatlarında manuel yöntemlerle ortalama 4–5 iş gününü bulabilen süreç, İzOnay ile 10 saniyenin altında tamamlanabiliyor. Belgenin kimde beklediğini öğrenmek için yapılan e-posta ve telefon takibine duyulan ihtiyaç yüzde 95 azalıyor. Kurumlar, mevcut sistemlerinde hazırladıkları banka talimatlarını entegrasyon sayesinde otomatik olarak onay ve imza akışına aktarabiliyor; onaydan imzaya, bankaya iletimden arşivlemeye kadar tüm süreci tek bir akışta yönetebiliyor.

Banka talimatının imzalanıp bankaya iletilmesi, finans ekibinin evrakla ilgili işinin her zaman tamamlandığı anlamına gelmiyor. Geleneksel işleyişte çıktısı alınan, yetkililere imzalatılan ve taranarak bankaya gönderilen talimatın fiziksel aslının da kargo veya kuryeyle ulaştırılması gerekiyor. Teslimatın kontrolü ve arşivleme süreçleri de eklendiğinde, tek bir finansal işlem günlerce süren evrak takibine ve ek operasyon yüküne yol açabiliyor.

İzometri tarafından geliştirilen İzOnay platformu, kurumların mevcut sistemleriyle entegre çalışarak tüm bu adımları dijital ortamda birleştiriyor. Kullanıcılar, mevcut imza akışını bozmadan işlemlerini mobil olarak da sürdürebiliyor. Banka talimatının onaylanması, imzalanması ve ilgili bankaya iletilmesi aynı akışta tamamlanırken, fiziksel evrak dolaşımına bağlı bekleme ve takip yükü azalıyor.

Ayda binlerce talimatın takibi tek noktada

İzOnay kullanan büyük ölçekli bir kurumda yalnızca banka talimatlarının aylık hacmi 2.500 belgenin üzerine çıkabiliyor. Finans ekibinin yanı sıra en az üç onaycı veya imzacının katıldığı bu akışta, her belgenin ilgili kişilere ulaştırılması ve imzaların tamamlanarak bankalara iletilmesi gerekiyor. Belge sayısı arttıkça bu adımların takibi de başlı başına bir operasyon haline geliyor.

Islak imza süreçlerinde bir belgenin veya sürecin kimde beklediğini öğrenmek için günde ortalama 5 ila 7 e-posta ya da telefon görüşmesi yapılması gerekiyordu. Belgenin durumunun platform üzerinden görülebilmesi sayesinde bu amaçla yürütülen iletişime duyulan ihtiyaç yüzde 95 azalıyor. Kurumlar sıralı veya paralel onay akışları oluşturabiliyor; bekleyen, onaylanan, tamamlanan ve reddedilen işleri tek noktadan takip edebiliyor.

Çalışma alışkanlıklarını koruyan entegrasyon

Kurumların hazırladığı banka talimatları, SFTP ve benzeri entegrasyonlarla İzOnay’daki ilgili onay ve imza akışına otomatik olarak aktarılabiliyor. İzOnay’ın mobil uygulaması sayesinde imza/onay yetkilileri farklı lokasyonlardan belgeleri  görüntüleyerek elektronik imza veya mobil imzayla imzalayabiliyor. Bu sayede imza yetkilileri, ofiste bulunma zorunluluğu olmadan kendilerine iletilen talimatları bulundukları yerden inceleyip imzalayabiliyor; süreç, yetkililerin fiziksel olarak bir araya gelmesini beklemeden ilerliyor.

İzometri’nin 30’dan fazla banka entegrasyonu ise tamamlanan talimatların ilgili bankalara iletilmesini destekliyor.

Kullanıcılar alışık oldukları sistemlerde çalışmayı sürdürürken İzOnay arka planda onay, imza ve iletim adımlarını birbirine bağlıyor. İzOnay’da imzalanan belgeler kurumların ilgili uygulamalarına, dosya dizin alanlarına, e-posta veya Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adreslerine aktarılabiliyor; dijital arşiv sayesinde geçmiş işlemlere erişim kolaylaşıyor. Gelişmiş raporlama araçlarıyla bir veya birden fazla parametreye göre dosyalarına erişim sağlayabiliyorlar. Dijital arşiv sayesinde; fiziksel dosyalama ve evrak arama ihtiyacı ortadan kalkarken, verilerin yedekli saklanması iş sürekliliğini destekliyor.

İzometri Kurucu CEO’su Esen Uğur Çelebi, süreçlerin bütününe odaklandıklarını belirterek şunları söylüyor: “Banka talimatları, anlık ve hızlı yürütülmesi gereken işlemlerdir. Finans ekibinin hazırladığı bir talimatın imzalanması, bankaya iletilmesi ve gerektiğinde erişilebilir olması aynı sürecin birbirini tamamlayan adımlarıdır. Onay ve imza yetkililerinin talimatın hangi aşamada olduğunu tek yerden, anlık olarak görebilmesi; hızlı işlem gerektiren bu süreçlerde kritik önem taşıyor. Bu adımlar farklı kanallarda yürüdüğünde çalışanlar belgeyi ilerletmek için tekrar tekrar devreye girmek zorunda kalıyor.”

Tekil talimattan toplu ödemeye, banka işlemleri tek akışta

Banka talimatları belirli bir sektörle sınırlı değil. Örneğin çok sayıda mağazası ve tedarikçisi olan bir perakende şirketinde maaş ve toplu tedarikçi ödemeleri, finans ekipleri için düzenli ve yüksek hacimli bir işlem trafiği oluşturabiliyor. İzOnay, bu toplu ödemelere ilişkin dosyaları bankanın talep ettiği formata dönüştürerek onay ve imza akışına alabiliyor; imzalanan dosyalar da entegrasyon üzerinden bankaya iletilebiliyor. Böylece ödeme bilgileri, tek tek talimat olarak işlenmek yerine bankanın sistemine uygun bir dosya üzerinden aktarılabiliyor. Dosya dizi işlemleri ve MT940 hesap hareketi dosyaları da banka ile kurum arasındaki bu entegre belge ve veri akışının diğer örneklerini oluşturuyor.

Yılda 1.200 fiziksel gönderinin yalnızca kargo bedeli 360 bin TL’ye ulaşabiliyor

Banka talimatlarının onay, imza ve bankaya iletim adımlarının dijital ortamda yürütülmesi, fiziksel evrak gönderimi ihtiyacını da azaltabiliyor. Fiziksel gönderim ihtiyacının azalması, kargo giderlerini azaltma potansiyeli de yaratıyor. İzometri’nin İstanbul içi gönderi başına 300 TL üzerinden oluşturduğu örnek maliyet senaryosunda, ayda 50 fiziksel gönderi 15 bin TL, 100 gönderi ise 30 bin TL kargo gideri oluşturuyor. Kurumun belge hacmine ve gönderim koşullarına göre değişebilen bu hesapta, yılda 1.200 gönderinin yalnızca kargo bedeli 360 bin TL’ye ulaşıyor. Kâğıt, baskı ve arşivleme maliyetlerinin yanı sıra çalışanların evrak takibine ayırdığı zaman da eklendiğinde, fiziksel evrak operasyonunun görünmeyen toplam maliyeti daha belirgin hale geliyor.

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, Eylül 2026

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %27,38 arttı, aylık %2,07 arttı

Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %2,07 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %23,38 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %27,81 artış gösterdi.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık %29,09 arttı

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %34,15 artış, imalatta %29,09 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %8,67 artış ve su temininde %29,70 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %28,11 artış, dayanıklı tüketim mallarında %26,97 artış, dayanıksız tüketim mallarında %25,97 artış, enerjide %30,82 artış ve sermaye mallarında %21,55 artış olarak gerçekleşti.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık %2,32 arttı

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %0,78 azalış, imalatta %2,32 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %0,97 artış ve su temininde %1,83 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,04 artış, dayanıklı tüketim mallarında %1,54 artış, dayanıksız tüketim mallarında %1,59 artış, enerjide %3,55 artış ve sermaye mallarında %1,47 artış olarak gerçekleşti.

Tüketici Fiyat Endeksi, Eylül 2026

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %29,73 arttı, aylık %1,84 arttı

TÜFE’deki (2025=100) değişim 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %24,32 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,73 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,49 artış olarak gerçekleşti.

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %27,62 arttı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %27,62 artış, ulaştırmada %35,10 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %39,99 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 6,73, ulaştırmada 5,96 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 4,84 yüzde puan oldu.

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık %0,20 azaldı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,20 azalış, ulaştırmada %2,79 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %2,71 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde -0,05, ulaştırmada 0,49 ve konutta 0,33 yüzde puan oldu.

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5’li Düzey) 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla, 35 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 6 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 133 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %29,00 arttı, aylık %2,01 arttı

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %2,01 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %23,40 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,00 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %30,80 artış olarak gerçekleşti.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın