Fiili bir hayat pahalılığı gerçekten varmış! (Köşe yazısı)

İzlenim…

Mustafa Ergün

Gazeteci

Geçen hafta 3 gün Antalya’daydım…
Sakın yanlış anlaşılmasın gezmeye değil, rutin sağlık kontrolüne gittim!
İnsanların geçim derdine düştüğü şu günlerde Antalya’ya gezmeye gittiğimi söylesem, eminim küfürlerin ardı arkası kesilmezdi…
Ne yalan söyleyeyim, küfür yememek için bu açıklamayı yaptım.
Şimdi asıl konuya gelelim…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknik olarak enflasyon yok, fiili bir hayat pahalılığı var” demişti ya, haklıymış…
Gerçi daha önce de, “Bunlara göre; dolar 10 lira olacak, enflasyon yüzde 30’u geçecek, bankalarımız tökezleyecek, hazinemiz iflas edecekti. Ne oldu? Bunların hiçbiri oldu mu?” demişti…
Dolar 18 lirayı gördü, enflasyon TÜİK’e göre yüzde 73.5 oldu ama neyse, şimdi bunları unutun.
Asıl konumuz; “fiili bir hayat pahalılığı”
Gerçekten de, “fiili bir hayat pahalılığı” varmış!
Daha öncelerini saymıyorum, 6 ay önceki Antalya seferinde mazota 516 TL ödemiştim, bu sefer 1.300 TL ödedim.
Yolculuk sırasında Gazipaşa’da bir köy kahvesinde çay molası verdim, 6 ay önce çay 1.5 liraydı, bu sefer 4 lira ödedim.
Canınız çekmesin çayın yanında kaşarlı tost istedim, 6 ay önce 7 liraydı, bu sefer 25 lira ödedim.
Dönüşte bir çay içip dinlenmek için Bozyazı öğretmenevine uğradım, çay 4 liraydı. Dağ başındaki bir köy kahvesinde ve Taşucu’ndaki Lütfi Elvan öğretmenevinde kaşarlı tost 25 lira olunca, burada da fiyat aynıdır diye acıktığım halde tost istemeye korktum.
Bu arada, Bozyazı öğretmenevinin konaklama fiyatını sordum…
Sezonda kişi başı 350 liraymış!
Şaşırdım ve küçük bir araştırma yaptım…
Birçok öğretmenevinde fiyatlar üç aşağı, beş yukarı aynı. Üstelik bazı öğretmenevlerinde fiyatlar daha da yüksek…
Öğretmenevlerinden söz açılmışken…
İyi niyetlerle kurulan öğretmenevlerinin kuruluş amaçlarını uzun uzun anlatmayacağım ama öğretmenevleri bir zamanlar öğretmenlerin ucuza konaklamak, tatil yapmak ve arada sırada dinlenip nefes almak için gittikleri yerlerdi.
Demek ki, “fiili bir hayat pahalılığı” varmış ve öğretmenevlerini de vurmuş…
Zaten bir çok vatandaş için çadır kurmak bile neredeyse imkansızken, öğretmenevlerinde konaklamak, hele hele tatil yapmak “fiili bir hayat pahalılığı” varken artık çok zor!
Bu arada;
Yaz aylarında Alanya’da yerli-yabancı turist çok olduğu için, trafik de kalabalık olurdu ve Alanya’yı bir saatten kısa sürede geçemezdim. Geçene kadar da sinirlerim yıpranırdı. Bu sefer 13 dakikada geçtim. Ne insan kalabalığı, ne de trafik yoğunluğu vardı.
Muhtemelen “fiili bir hayat pahalılığı” turizmi de vurmuştur…
Sanırım araç yoğunluğu da “fiili akaryakıt pahalılığı” nedeniyle azalmıştır!
Konuyu yeterince dağıttım…
Allahtan Antalya’ya gidince arkadaşlarımın evinde kaldım da, onların sayesinde konaklama, yeme içme gibi masrafım olmadı. Uçuk fiyatlardan yaptığım bazı ufak tefek harcamalar oldu ama onları yazmayacağım. Sanırım yukarıda anlattığım “fiili bir hayat pahalılığı” örnekleri yeter de artar.
Yani; Sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi teknik olarak enflasyon yokmuş, “fiili bir hayat pahalılığı” varmış. Bunu gözlerimle gördüm ve şahit oldum!
Uydurmuyorum…
Vallahi de, billahi de gördüklerimi yazıyorum.
Kısaca yazıp konuyu kapatacaktım ama anlatacaklarım daha bitmedi!
Çok üzgünüm, sizi biraz daha sıkacağım…
Mersin-Antalya arasındaki 450 kilometrelik mesafeyi 11 saatten 4-5 saate düşürecek Sahil Yolu Projesinin müjdesi yaklaşık 10 önce verildi ve çalışmalar başladı. Geçen sürede özellikle Gazipaşa-Silifke arasındaki bazı yerlerde tüneller açıldı, bölünmüş yollar hizmete girdi ama epey zamandır çalışmalar durmuş gibi görünüyor.
Önceleri gidip gelirken iş makinalarına rastlıyordum ve çalışmaların devam ettiğini anlayabiliyordum ama bu yolculuğumda iş makinalarını da, çalışan insanları da görmedim. Tamamlanmasına az bir şey kalan tüneller, viyadükler ve yollar sanki terkedilmiş gibi öylece duruyordu.
Akkuyu Nükleer Santralının yapıldığı Büyükeceli’nin ortasından geçen viyadük ve yollar ise içler acısı! Her yer karma karışık ve toz duman içinde. Ayrıca Nükleer Santral çalışanlarını taşıyan servis araçlarının yarattığı karmaşa da cabası…
Acaba diyorum, Sahil Yolu çalışmaları da “fiili bir hayat pahalılığı” yüzünden mi durduruldu?
Sahil Yolu Projesinin ne durumda olduğunu henüz kimseye soramadım ama bilen birisi varsa ve anlatırsa çok mutlu olurum.
Sahil Yolu müjdesini verdikleri zaman bu yolculuğun 4-5 saat süreceğine de söz vermişlerdi.
10 yıl oldu!…
Artık, Mersin-Antalya arasındaki zor ve uzun yolculuğun söz verildiği gibi 4-5 saat sürmesini herkes gibi ben de istiyorum.
Son bir not;
“Fiili bir hayat pahalılığı” olmasına rağmen misafirperverlikleri, gönülden dostlukları için Leyla ve Erdal Eliküçük’e ne kadar teşekkür etsem azdır, sağ olsunlar.
Ve son söz;
Sizin de gönülden sevdiğiniz ve sevildiğiniz dostlarınız olsun!
Kalın sağlıcakla…

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

NARSİSİZM ÇAĞINDA MIYIZ? (KÖŞE YAZISI)

Mustafa TEMİZER Ekranlarda, gazete-dergi ve di­jital medyada insanları ötekileştiren, kibirli, otoriter ve saldırgan hitap dili …