
ERÜ Edebiyat Fakültesi’nde Mezuniyet Coşkusu Yaşandı
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Edebiyat Fakültesi 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı 39. Dönem mezunlarını verdi. Program kapsamında 450 öğrenci mezun oldu.
Erciyes Kültür Merkezi’nde düzenlenen mezuniyet törenine, Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, Talas Belediye başkanı Mustafa Yalçın, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Galip Güner, akademisyenler, öğrenciler ve aileler katıldı.
Törenin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, Üniversitelerin ürettiği bilgi ile topluma katkı sağlamaları gerektiğine dikkat çekerek, “Üniversiteler lokomotif olmalı, öncü olmalı ve sadece şehrinin değil, ülkenin gelişimine de katkıda bulunmalıdır. Biz üniversite olarak bu amaçlarla, bu gaye ile durmadan çalışmalarımızı devam ettiriyoruz” dedi.
Edebiyat Fakültesi Dekanı Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Galip Güner yaptığı konuşmada “Edebiyat fakülteleri bir toplumun hafızası, dili, kültürü ve ruhudur. Bizler Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi olarak kurulduğumuz günden bu yana evrensel değerleri özümsemiş, eleştirel düşünebilen kendi kültürünü ve tarihini derinlemesine tanıyan, araştıran ve sorgulayan aydınlar yetiştirmeyi görev edindik” diye konuştu.
Konuşmaların ardından fakülte birincisi Dilek Serin, mezuniyet kütüğüne plaket çaktı.
KAYÜ ile 15 Temmuz Derneği Arasında İş Birliği Protokolü İmzalandı
Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) ile 15 Temmuz Derneği arasında, 15 Temmuz hafızasının gelecek nesillere aktarılması amacıyla kamu yararına ortak faaliyetler düzenlemesine yönelik iş birliği protokolü imzalandı.
Rektörlük Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen iş birliği protokol töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, 15 Temmuz’un milletin demokrasiye ve millî iradeye sahip çıktığı tarihî bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, “İnanıyoruz ki devletimizin gücü ve milletimizin feraseti sayesinde 15 Temmuz, Türk demokrasi tarihinin millî birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, geleceğimize yön veren önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Bu nedenle 15 Temmuz’u unutmamak, unutturmamak ve özellikle genç nesillerin hafızasında diri tutmak büyük önem taşımaktadır. Üniversiteler, yalnızca teknik ve teorik bilgi aktaran kurumlar değildir. Aynı zamanda tarihini, kültürünü ve değerlerini bilen, millî duruşa sahip, bu değerleri hayatına ve meslek yaşamına yansıtan bireyler yetiştirme sorumluluğunu da üstlenmektedir. Kayseri Üniversitesi de bu anlayışla, öğrencilerini mesleki açıdan donanımlı olmanın yanı sıra, millî ve manevi değerlerine bağlı, toplumsal sorumluluk bilinci yüksek bireyler olarak geleceğe hazırlamaya devam edecektir” dedi.
15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç ise konuşmasında Kayseri Üniversitesi ile imzalanan iş birliği protokolünün önemine değindi.
15 Temmuz Derneği Başkanı Turunç, “Kayseri Üniversitesi ile imzaladığımız iş birliği protokolü kapsamında gençlerimize 15 Temmuz ruhunu ve anlamını aktarmaya yönelik çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleyeceğiz. Bu ülke hepimizin, bu bayrak hepimizin. Dolayısıyla ortak değerlerimize sahip çıkmak ve bunları gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu çerçevede aynı hassasiyetleri ve ortak sorumluluk bilincini paylaşan kurumlarla geliştirdiğimiz iş birliklerini son derece kıymetli buluyoruz. Kayseri Üniversitesi ile hayata geçirilen bu protokolün hem toplumsal hafızanın canlı tutulmasına hem de gençlerimizin millî bilinçle yetişmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu.
İmzalanan protokol ile Kayseri Üniversitesi ve 15 Temmuz Derneği’nin, 15 Temmuz hafızasının gelecek nesillere aktarılması doğrultusunda kamu yararına yönelik faaliyetleri eşgüdüm içerisinde planlaması ve yürütmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda konferans, panel, sempozyum, çalıştay, eğitim programı, akademik araştırmalar, kültürel ve sosyal etkinlikler ile farkındalık çalışmalarının ortaklaşa gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
İmza töreni, protokolün imzalanmasının ardından günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.
BEYNİ YANLIŞ PROGRAMLIYORUZ: YABANCI DİL REFORMU YAPILMADAN TÜRKİYE’NİN HİÇBİR KONUDA İLERLEYEMEYECEĞİNİN KANITLARI!
Dil bilimci Seda Yekeler, Türkiye’nin küresel rekabet gücünün yabancı dil reformundan geçtiğini vurgulayarak, “Yabancı dil sorununu çözemeyen bir ülkenin teknolojide liderlikten ve kalkınmadan söz etmesi mümkün değildir. Çin ve Hindistan’ın dünya ticaretindeki yükselişinin temelinde, 2000’li yıllarda hayata geçirdikleri İngilizce reformu bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin ilk ve tek dil vakfı SEYEV’in kurucusu, dil bilimci, eğitimci ve yazar Seda Yekeler’in ev sahipliğinde düzenlenen ve gelenekselleşmesi hedeflenen “YEK Language Sessions” buluşmalarının ilkinde, Türkiye’nin küresel rekabet gücünün yabancı dil reformundan geçtiği vurgulandı. Seda Yekeler, “Yabancı dil sorununu çözemeyen bir ülkenin teknolojide liderlikten ve kalkınmadan söz etmesi mümkün değildir. Çin ve Hindistan’ın dünya ticaretindeki yükselişinin temelinde, 2000’li yıllarda hayata geçirdikleri İngilizce reformu bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bugün ülkemizde milyonlarca çocuk ve yetişkin, yıllarca dil eğitimi almasına rağmen (1256 saat) hâlâ konuşamıyor. Çünkü Türkiye’de dil “öğretilmeye” çalışılıyor; oysa dil öğretilmez, edinilir. Beynin biyolojik işleyişine, Broca ve Wernicke alanlarının mucizesine sırtını dönen geleneksel yöntemler, insanımızın potansiyelini hapsetmekten başka bir işe yaramıyor. Bu bir eğitim sorunu değil, Türkiye’nin bir kalkınma ve vizyon sorunudur. Bu prangayı kırmadan, bilimde, sanatta, ekonomide ve teknolojide dünya lideri olmamız imkansızdır.
SEYEV Vakfı Türkiye’de topyekûn bir Yabancı Dil Reformu dalgası başlattı. Ezberleri bozacak, statükoyu sallayacak ve ülkemizin geleceğini özgürleştirecek bu büyük vizyonu paylaşmak; “Dil neden öğrenilemiyor?” sorusunun arkasındaki nöro-linguistik gerçekleri ilk ağızdan aktarmak üzere sizleri çok özel bir basın buluşmasına davet ediyoruz
SEYEV ile yüzde 100 yerli dil öğrenme uygulaması Lingozon’un kurucusu, dil bilimci, eğitimci ve yazar Seda Yekeler’in ev sahipliğinde düzenlenen geleneksel Yaz Buluşması’nda dil edinimi tüm yönleriyle elel alındı. Dil eğitimi alanındaki 22 yıllık deneyimini katılımcılarla paylaşan Yekeler, yapay zeka çağında dil edinimi ve erken çocukluk gelişimine ilişkin iki stratejik çalışmasının bulgularını ilk kez açıkladı. Etkinlikte, yabancı dilin küresel rekabetteki stratejik rolünü ele alan “Kod Adı: Dil – Algoritmaların Çözemediği Tek Kod: İnsan” ile çocuk gelişiminde babaların değişen rolünü irdeleyen “Çocuklara Bırakılacak En Değerli Miras: Bilişsel Sermaye” raporlarının öne çıkan sonuçları paylaşıldı.
Türkiye’nin ilk ve tek dil vakfı SEYEV’in kurucusu dil bilimci Seda Yekeler, yapay zeka ve ebeveynlik ekseninde hazırlanan iki stratejik raporun sonuçlarını ilk kez açıkladı. Raporlarda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri, babalığın değişen tanımı ve ‘’bilişsel mentor’’ rolü oldu.
Etkinlik boyunca yabancı dil ediniminden yapay zekaya, nörobilimden erken çocukluk gelişimine kadar birçok başlık ele alınırken, her iki raporun ortak noktası dikkat çekti: Türkiye’nin gelecekteki rekabet gücü yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, çocukların erken yaşta kazandığı bilişsel beceriler, yabancı dil yetkinliği ve aile içinde kurulan öğrenme kültürüyle şekillenecek.
‘’Yeni Bir Model ile Dil Edindirilmeli’’
Seda Yekeler, “Kod Adı: Dil – Algoritmaların Çözemediği Tek Kod: İnsan” raporu hakkında şöyle konuştu: ‘’Yabancı dil artık yalnızca bir eğitim konusu değil; ekonomik büyüme, inovasyon, yapay zeka, nitelikli insan kaynağı ve küresel rekabet açısından stratejik bir unsur haline geldi. Raporda, Türkiye’nin ezber temelli yabancı dil öğretiminden uzaklaşarak nöro-dilbilim temelli yeni bir edinim modeline yönelmesi gerektiği bir kez daha ortaya konmuş oldu. Bugün dil bilmek, bilgiye erişmenin, yapay zekayı etkin kullanmanın ve dünyayla aynı dili konuşabilmenin ön koşulu haline geldi.”
Geleceğin Rekabet Gücü Evde Başlıyor
Etkinlikte paylaşılan ikinci raporda, 21. yüzyılda babalığın dönüşümüne odaklanıyor. Rapor, babaların çocuklarına bırakabileceği en büyük mirasın maddi varlıklar değil; erken yaşta desteklenen bilişsel gelişim, merak duygusu ve çift dillilik olduğunu ortaya koyuyor. Seda Yekeler, raporun önemli noktalarına dikkat çekti: ‘’SEYEV olarak hazırladığımız bu rapor, günümüz dünyasında babalığın yeniden tanımlanması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle 0-7 yaş döneminin çocukların beyin gelişimindeki kritik önemine dikkat çektiğimiz bu raporumuz, babaların öğrenme sürecine aktif katılımının yaşam boyu etkiler yaratabileceğini vurguluyor.’’
Dil Ediniminin Anahtarı: Erken Yaşta Desteklenen Merak
Yekeler, “Artık çocukların yalnızca maddi ihtiyaçlarını karşılayan değil; merak eden, araştıran, birlikte öğrenen ve çocuklarının bilişsel gelişimine rehberlik eden babalara ihtiyacı var. Çocuklara bırakılabilecek en değerli miras; onların ufkunu genişletecek bilgi, dil becerisi ve yaşam boyu taşıyacakları bilişsel sermayedir” diye konuştu.
“YEK Language Sessions” etkinliğinde dil edinmeyi tüm yönleriyle ele alan Seda Yekeler, her iki raporun aslında aynı vizyonun parçaları olduğunu belirterek, yapay zeka çağında güçlü toplumların yalnızca teknoloji üreten değil; düşünebilen, sorgulayabilen, farklı dillerde iletişim kurabilen bireyler yetiştiren ülkeler olacağını ifade etti.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.




