Ergenlik ve karne üzerine.. (Köşe yazısı 20.01.2020 Kayseri Star Haber Gazetesi)

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Çağımızın en büyük sorunlarından biri stres.

İşsizlik, ekonomik sıkıntılar, aile içi şiddet, kadın ve çocuklara yönelik olaylar, nikahsız yaşamlar, lüks ve özenti, hazır ve kolay kazanma hırsı, çocuk yapmaktan korkma gibi saymakla bitmeyecek nedenle anneler, babalar, aileler huzursuz, toplum sorunlu.

***

İşte bu konulardan güncel olanları, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler il Müdürü Psikolojik Danışman-Yazar Nevzat Özer ile konuştuk.

‘Peki karne bir hesaplaşma mı olmalı?, Karnenin anne-baba-çocuk ilişkisine etkisi nedir?, Karnedeki notlar abartılmalı mı?’ İşte Özer’in yanıtı.

Karne bir anlamda Öğrenci ve aile açısından bir hasat zamanıdır. Ve aynı zamanda karne hem ailenin hem de çocuğun başarı ve başarısızlığına dair bir ipucudur. Bir çocuk için en değerli hazine, annesinin babasının onu sevdiğini ve ona değer verdiğini bilmesidir. Onları bu hazineden mahrum bırakacak suçlama ve cezalardan kaçınalım. Aynı zamanda onu dinlemek, anlamaya çalışmak ne söylediğinden, nasıl söylediğine eğilmekten çok ne anlatmaya çalıştığı ve ne hissettiğini anlamaya çalışmak önemlidir. Zaman zaman özellikle ergenlik çağında kontrolsüz öfkeli çıkışlar ve suçlamalarda bulunabilirler. Bu çıkışlar, parlamalar anne babalarca kendilerine yönelmiş saygısızlık, isyan yada haksızlık olarak yorumlanıp olumsuz davranışlara neden olmamalıdır.

***

Karne, öğretmenlerin bir öğretim yılı boyunca verdikleri eğitim-öğretim ve yaptıkları ölçme değerlendirme çalışmalarının en genel sonuçlarını içermektedir. Performansının değerlendiriliyor olması doğal olarak öğrenciyi heyecanlandırır. Karne sadece öğrencinin değil öğretmenin ve ailenin başarısını da ortaya çıkaran bir araçtır. Çeşitli bilimsel araştırmalara göre normal çocuklarda okul başarısızlığının iki önde gelen sebebinin yetersiz öğretim yöntemi ve uygun olmayan aile ortamı olduğu ortaya çıkmıştır. Karne , bir hesaplaşma süreci değil başarı ve başarısızlığı irdeleme ,ortaya çıkarma süreci olmalıdır.

***

Öğrencinin karnesindeki zayıflar bir kriz ise bu krizi fırsata çevirmekte aile için bir fırsat olmalıdır. Bu kriz nasıl fırsata çevrilir. Aile, şunu düşünmeli: demek ki çocuğumla daha fazla ilgilenmeliyim, okuluna gitmeliyim, ona zaman ayırmalıyım, arkadaş ortamını iyi tanımalıyım gibi bir sürü alternatifleri tekrardan gözden geçirmeli diye düşünüyorum… Anne, babalar hatırlamalıdırlar ki, hoşgörü ve sükûnet her zaman kazanır. Çocuklar ve gençlerle olumlu iletişim kurabilmek için, açık, dinlemeye ve anlamaya hazır olarak, suçlamadan ve suçlanmadan konuşmak gerekir. Çocuklar bizim umutlarımız ve en kıymetlilerimiz. O halde onlara ne kadar değer verdiğimizi, onları incitmekten, örselemekten ve umutsuzluğa itmekten kaçınarak anlatalım. Unutulmamalıdır ki bu karne dönemi sonunda göstereceğimiz tepki çocuğumuzun gelecek dönemdeki çalışma temposunu şimdiden belirleyecektir. Bu tepki olumlu ve motive edici olursa gelecek dönem başarı için öğrencimiz şimdiden artılarla başlayacak, olumsuz ve yıkıcı eleştiri ise gelecek dönemin daha da kötü geçeceğinin habercisi olacaktır. Hatalarını söze dökemeyen onları göremez ve bir daha tekerrür etmesine engel olamaz. Hatalar fark edilir ve düzeltilirse en iyi öğreti olur.

***

Ergenlik çağını ‘savaş alanı gibidir’ diyerek açıklayan Nevzat Özer’in  ‘Delikanlı çağ cümlesine neden dikkat edilmeli?, Ailelere düşen en büyük görev nedir?, Evinde ergen olanlar ne yapmalı? Sorularına bakışını şöyle anlattı.

Ergenlik çağı savaş alanı gibidir. Ergenlik dönemi Kızlarda 11-13;Erkeklerde ise 13-15 yaşlar arası başlar. Bu süreç, yaşamın en çalkantılı ve fırtınalı sürecidir. Ergenlik çağında birey, ne yetişkin olduğunun, ne de küçük olduğunun farkındadır. Ergenlik çağında bireyin yapmış olduğu bir hata karşısında büyükler bazen “Koskoca adam oldun, bu yapılır mı?” derken, bazen de aynı hata karşısında “O daha çocuk” gibi ifadeler kullanırlar. Ve ergen, “Acaba ben yetişkin miyim çocuk muyum?” ikilemi arasında kalır. Bu dönem bir ara (geçiş) dönemidir. Kısaca ergenlik çağı, savaş alanı gibidir. Her şey darmadağın ve karmakarışıktır. Coğrafya bilgilerimizden hatırlayacağımız üzere, İç Anadolu bölgesinde “kırkikindi” yağışları hakimdir. Bu yağışlar özellikle bahar aylarında düşer. Günlük güneşlik hava aniden kararır, gök olağanca şiddetiyle gürler ve yağmurlar olağanca şiddetiyle yağar. Dereler, özler dolup taşar. Sular, önünde ne varsa alır götürür. Bir saat sonra o kızgın gök sesini kesmiş, yağmur dinmiş ve güneş parlamaya başlamıştır. Yani bir ferahlama, bir sükûnet oluşmuştur. Ergenlik çağı da böyledir. Birden kabarmalar, coşmalar, sakinlemeler… Bu duyguların yaşanacağı en tatlı zamanlar, işte bu zamanlar olacaktır zaten. Yaşın vermiş olduğu coşkunun, toplum tarafından hoş görülen dönemi de bu zamanlardır.

***

Bu çağdaki insanlara yakıştırılan kavrama bakınız: Delikanlı çağ. Heceleyerek söyleyelim adı üstünde “D-E-L-İ Kanlı”. Atalarımız da bunu sezmiş olacaklar ki, gençlere böyle bir isim takmışlar. Bu çağda, her şey vücutta fazlasıyla salgılanır. Her an akla saçma sapan fikirler gelir. Tartışmaları sever. Düşüncelerini ifade etmek isterler. Bir gruba dâhil olma ve arkadaşlık ilişkileri çok önemlidir. Hayaller büyük ve kurguludur. Fiziksel görünümleri konusunda çok hassastırlar. Ergen genç, başta ailesine karşı asi olabilir. Bu çağın sağlıklı ve huzurlu atlatılmasının en önemli reçetesi: Ailelerin sabırla bu zamanın geçmesini beklemeleri ve hatta ergenleriyle birlikte içlerinde yaşayamadıkları, konuşamadıkları ne varsa bunları yapmaları. İşte size fırsat! Bu duyguları onlarla birlikte yaşayın; hem eğlenin, hem de eğlendirin.

***

Ailelerin bu süreçte önemli bir yere sahip olduklarını dile getiriyor. Ergenlik çağlarının sağlıklı geçmesinde en önemli etkenlerden biri de ailelerin bu konuda bilinçlenmeleridir. Ergenlik çağında bir takım fizyolojik ve psikolojik değişmeleri ergen birey, eski usulle komşu Fatma Teyze’den, arkadaşından ya da bu konuda bilgisi olmayan insanlardan öğrenmemeli. Eğer ebeveyn olarak bu konuda bilginiz yoksa okullardaki rehberlik servisinden ya da uzmanlardan bilgi almakta yarar vardır

***

Evinde ergenin varsa; Sinirlerinin sürekli zikzak yapabileceğini, Saçma sapan söylemlere cevap verebileceğini, Yoğurdun yeri gelir siyah, tekeden süt sağılabileceğini, Akranlarının her şeyi bilen bir filozof, sizin ise cahil biri olabileceğinizi, Fiziğin en önemli şey olduğunu, ama ders olmadığını, Kapı gıcırtısından romantik bir şarkı besteleyebileceğini, Kendisinin Psikoloji profesörü sizin ise bir şeyden anlamadığınızı, Ülkeyi de kurtaracak bir kahraman olabileceğini, Saçlarınızdaki beyazlamanın hızla çoğalacağını, hatta dökülme katsayısının artacağını, Ve bu yüzden Kalbinizin sürekli dışarıda atacağınızı,

Unutmayın, unutturmayın. Vee Anne ve baba olmak 7 gün 24 saat açık olan tek eczanedir. Emekliliği ve İstifası olmayan tek meslektir…

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi

Göz Atabilirsiniz.

Gelir, yaşam, girişim üzerine (2) (Köşe yazısı 10.09.2020)

DAVUT GÜLEÇ GAZETECİ davutgulec@hotmail.com Köşe yazıma kaldığım yerden devam ediyorum. Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.