Ekonomi-Teknoloji haberleri (05.06.2021)

MOBSAD BAŞKANI NURİ GÜRCAN: “MOBİLYA İHRACATININ ÖNÜNDEKİ ENGEL KALKTI”

İhracatta kilogram başına minimum 25 dolar ihracat gerçekleştiren MOBSAD (Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği) Başkanı Nuri Gürcan, hammadde ihracatına düzenleme getirilmesiyle mobilya ihracatı hedeflerine bir adım daha yaklaştıklarını belirtti.

Her yıl ihracatını yüzde 10, 15 artıran mobilya sektörü yaklaşık 200 bin kişiyi istihdam ederken katma değerli ihracat konusunda da önemli bir performans sergiliyor. Pandemiye rağmen 2020 yılını, 2019 ihracat rakamını koruyarak 3,5 milyar dolar ihracatla kapatan ve 2021 yılı için kendisine 4,5 milyar dolar ihracat hedefi koyan mobilya sektörünün çatı derneklerinden MOBSAD, 4 Haziran Cuma günü Resmi Gazete’de yayımlanan sunta&MDF ihracatına düzenleme getirilmesiyle ilgili açıklamada bulundu. MOBSAD Başkanı Nuri Gürcan:

“Hammadde ihraç ederek hem maddi anlamda hem sektörel anlamda Türkiye’yi güçlü bir noktaya getiremeyiz. Ama siz bu hammaddeyi içeride sattığınız zaman çok daha katma değerli çok daha değerli ve marka değerini düzeltecek şekilde Türkiye’ye bir yatırım yapmış oluyorsunuz. Ama hammaddeyi gönderdiğiniz zaman iç piyasada ne yaşanıyor? Bir hammadde bulamadığınız için işlere termin vermekte sıkıntılar yaşıyorsunuz. Termin verdiniz ve ürünü buldunuz. Hangi fiyattan alacağınız belli değil. Belirsizlik. Bizim işlerimizde hemen bugün aldık, aynı gün ürettik gibi bir durum söz konusu değil. Bunlar zaman isteyen durumlar. Hammadde talep ettiğiniz durumda, siparişleri aldığınız gün sabahına bile talep etseniz, fiyatın nereye çıkacağını bilemiyorsunuz. Hammadde bulamadığınız zaman üretim yapılamaz, istihdam düşer. Bugün sunta&MDF ihracatı kilogram başına 1 doları bulmazken, MOBSAD üyeleri olarak minimumda kilogram başına 25 dolar ihracat gerçekleştiriyoruz. Yani ülkeye daha fazla kazandırmak varken, artan sunta&MDF ihracatı sektörümüze ve ülkemize büyük sıkıntıya sokuyordu. Sizin sektörel olarak gücünüz düşerse, dünyada rekabetiniz düşüyor. 3,5 milyar dolarlık ihracata karşılık sadece 500 milyon dolarlık ithalat gerçekleştiriyoruz. Dış ticaret fazlamız çok fazla. Dünya ihracatında 13. sıradan 8. sıraya çıkmış bir sektörden bahsediyoruz ve hammadde ihracatı bizi dünya sıralamasında yeniden geri sıralara düşürecekti. Bu yüzden hammadde ihracatına getirilen düzenleme kararı hem sektörümüz hem ekonomimiz için olumlu bir karar oldu. Biz de ihracatın durdurulması yerine kota getirilmesini istiyorduk. Tabii bir yandan da hammaddesi petrokimyadan gelen ithalat yapmak zorunda kaldığımız sünger, cila ürünlerinde de ve kumaşta da sıkıntı yaşamaya devam ediyoruz.”

MODOKO, SEKTÖRÜN SESİ OLDU. MDF İHRACATINA TAKİP GETİRİLDİ

Türkiye’nin en eski mobilya çarsına sahip MODOKO, hem iç pazarda hem de ihracatta mobilya sektörünün en büyük problemi sunta&MDF sıkıntısını dile getirdi. Resmi Gazete’de ki 4 Haziran Cuma günü yayımlanan kararla birlikte MDF ihracatına takip getirilerek, mobilya sektörünün 2021 hedefi 4,5 milyar dolarlık ihracatının önü açılırken, iç piyasada da tüketiciye fiyat artışı yansımayacak.

Uzun bir zamandır mobilya sektörünün yaşamış olduğu ham madde sıkıntısının ana gündem maddesi olan MDF’ye 4 Haziran Resmi Gazete’de yayımlanan karar sonrasında takip getirildi. Ham madde sıkıntısını dile getiren ilk sektör temsilcisi olan MODOKO Yönetim Kurulu Başkanı Koray Çalışkan, MDF ihracatına takip getirilmesiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“Uzun bir zamandır sektör olarak MDF, yonga levha bulamıyorduk. Oysa Türkiye, MDF, yonga levha üretiminde Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci üreticisi. Hem iç pazarda hem de ihracatta ürün teslim sürelerimiz uzamıştı. Geçtiğimiz aylarda üreticilerle yaptığımız toplantı sonrasında sorunu çözmek için bizden süre istemelerine rağmen bir firma hariç ne yazık ki bir çözüm yolu sunmadılar. Aksine problem iyice büyüdü. “Nasıl olsa Türkiye’deki mobilyacılar bize mahkum” mantığıyla hem 200 binden fazla kişiyi istihdam eden hem de yaklaşık 10 milyar dolar üretim gücüne sahip mobilya sektörüne hem de Türkiye ekonomisine zarar veriyorlardı. Bildiğiniz üzere en son Çin’e 41 vagon malzeme gitti. 20 günlük kapanmada üretilen bütün MDF’ler Çin’e gitti. Rakamlara baktığınız zaman geçen seneye göre sunta&MDF ihracatında dolar bazında tam yüzde 71’lik bir artış görüyorsunuz. Sunta&MDF üreticileri tüm sektörler içerisinde ihracatta 4. sıraya kadar yükseldiler. Tabii ki ihracat yapmalılar ama içeride mobilyacı hammadde bulamazken, ihracatın yapılması ülke ekonomisine zarar veriyor. Çünkü bir konteyner sunta&MDF 7 bin dolara gidiyorsa, bir konteyner mobilya 40 bin dolara gidiyor. Bu yüzden uzun bir zamandır ihracata kota getirilmesini istiyorduk. Çin, dünyanın mobilya ihracatçısı ve Çin’in kaybettiği pazarlar sayesinde Türkiye ihracatını artırırken, dünya devine ham madde ihraç etmemiz mobilya sektörünün imalatını durdurarak dünyada ‘Türk mobilyası’ algısının oluşmasını engellerken, mobilya sektörünün yaptığı 3,5 milyar dolarlık ihracata karşılık sunta&MDF üreticilerinin yaptığı 300 milyon dolarlık ihracat, mobilya sektöründe 3 milyar dolarlık kayba yol açıyordu. Biz üretemezken, belki de yakın bir zamanda Çin’den mobilya ihraç etmek durumuna gelecektik.”

Karaborsa başlamıştı

“Sunta&MDF ihracatı yüzünden 40 bin tane firma zarar gördü, 100 binlerce kişinin istihdamını engelledi. Malzeme bulamayıp sesimizi çıkarmaya başladığımız zaman hep şunu diyorduk, ‘Her ihracat ekonomiye fayda değildi. Ham madde ihraç etmeyin.’ Şöyle bir şey oluşmuştu, 100 milyon TL’nin üzerinde cironuz varsa fabrikadan direkt mal alabiliyorsunuz. Ama diğer firmalar distribütörlerden ham maddeyi almak zorunda. Bu da demek oluyor ki Türkiye’nin en büyük 10-15 mobilya fabrikası, fabrika çıkış fiyatı üzerinden mala ulaşırken, sektörün yüzde 90’ını oluşturan KOBİ ölçekli yaklaşık 40 bin üretici ise distribütöre gitmek zorunda kalıyor. Başka bir ifadeyle fabrikadan 250 TL’ye ürünü almak yerine, 300 TL’den 450 TL’ye kadar değişen fiyat aralıklarında ürünü almak zorunda kalıyordunuz. Karaborsa oluşmuştu. Her yerden farklı bir fiyatla karşı karşıya kalıyorduk. Bu yüzden ihracata takip getirilmesi, mobilya ihracatının önünü açtı. Eminiz ki bu yıl 4,5 milyar dolarlık ihracatı gönül rahatlığıyla gerçekleştirirken iç pazarda da tüketiciye fiyat artışını yansıtmayacağız.”

Progroup 20. Perakende Günleri’ne katıldı

Turquality danışmanlığı lideri Progroup Uluslararası Danışmanlık AŞ, 2 ve 3 Haziran 2021 tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 20. Perakende Günleri’ne katıldı.

20 yıldır sektörün nabzını tutan Perakende Günleri, sektörün tüm kesimlerini bir araya getirerek, Covid-19’un sektöre olan etkisi başta olmak üzere, sektördeki son gelişmeleri masaya yatırdı.

Konferansa ve fuara, Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam’ın aralarında bulunduğu şirket sahipleri, üst düzey yöneticiler, Ceo’lar ve sektör temsilcileri katıldı. Yeni normale geçtiğimiz bugünlerde, konferansa ve fuara, iş yapmayı, sektördeki gelişmeleri takip etmeyi ve sosyalleşmeyi özleyen iş insanlarının yoğun ilgisi gerçekleşti. Progroup standı, iş insanlarını ağırladı ve Progroup Başkanı Dr. Salim Çam tarafından, Turquality’nin işletmelere ve Türk markalarının global hedeflerine ulaşmasına yaptığı katkılar hakkında bilgiler verildi.

Turquality, devlet destekli ilk marka programıdır

Progroup’un Turquality’deki tecrübesinin toplamının 200 yılı geçtiğinin altını çizen Progroup Başkanı Dr. Salim Çam, şunları kaydetti:

Devlet destekli ilk marka programı olan Turquality, firmalarda; marka yönetiminden satış pazarlamaya, bütçe yönetiminden stratejik planlamaya, tedarik zincirinin yönetilmesinden dijitalleşmeye kadar işletmedeki tüm konuları kapsıyor. Progroup olarak bizler, Turquality ve yönetim danışmanlığı vererek, yerli markalarımızın dünyaya açılmasına rehberlik ediyoruz. Uzman ekibimiz ve yüzlerce firmaya verdiğimiz hizmetimizle, bugüne kadar elde ettiğimiz tecrübelerin toplamı ve yaşam miktarının 200 yılı geçtiğini söyleyebilirim. Fuar sırasında, standımızı ziyaret eden iş dünyasına, Turquality konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi aktardık” dedi.

Progroup Uluslararası Danışmanlık ve birçok marka katıldı

20. Perakende Günleri’ne katılan firmalar arasında, Ajans Press, Group Akinon, Anka Gross, Armiya Teknoloji, Arzum OKKA, Atış Yapı, Avmdergi.com, BI Technology, California Walnuts, Centric Software, CCI, Cold Stone Creamery, Çiğköftem, DAIKIN, Damat Tween, DANET, Dedecan Ocakbaşı, Domino’s Pizza, Dönerci Bekirzade, ECE Türkiye, Echo, Esas Gayrimenkul, ETİ, Eyfel Eau de Parfum, Fakir, FİBA Commercial Properties, Farkındalık Stüdyosu, Giz Soft, Global Blue, Gözlemio, Harput Dibek, INSPARK, Kadırgalı Restoran Kafa Radyo, Kahve Dünyası, Kargom Sende, Kartes Mağazacılık Sistem ve Ekipmanları, KNS / VenueX, Konyalı, Kütahya Porselen, Levent Börek, Limmo, MAD Parfumeur, Mall Mark, Mall & Motto, Mall Report, Mapfre Sigorta, Media Markt, Merhaba Pastaneleri, Mk Illumination, Multi Turkey, Infor My Yazılım, Nebim, Nilco, NTS Danışmanlık, Ofçay, Ortakalan, OSES Çiğköfte, PARA, Payten, Perakende Çağı, Pınar, Piyalepaşa İstanbul, Posta Gazetesi, Prime Development, Profashion Studio, Progroup Uluslararası Danışmanlık, PTT AVM, QAMAR Group, Ramazan Bingöl, Retail Türkiye, Salus Security Solutions, Sancaklı, Schuar, Sensormatic, Simit Sarayı, Starbucks, Tatlıköy, Tchibo, Teknopalas, Tekstil Box, Tomra Collection Solutions, UFE Grup, Ulak Smart Delivery, VESTEL, Wispotter, Zaferan Türk Şerbetleri, Zivella’nın aralarında bulduğu firmalar ve markalar yer aldı.

ERİN MOTOR, SANAYİ HAMLESİNDE DESTEKLENEN 20 FİRMADAN BİRİ

Yüzde 100 özgün Türk tasarımı yerli motor Erin Motor, üzerinde çalıştığı doğalgazlı, 4 silindirli ve niş alanlarda kullanılacak 2 özel motor çalışmalarıyla “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi” programında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ilk kademede desteklenen 20 firmadan biri oldu.

Otomotiv sanayinin önemli ihracatçı firmalarından biri olan Şahin Metal’in ikinci kuşak temsilcileri tarafından kurulan Erin Motor, geliştirdiği ürün gruplarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Yıldız Teknik Üniversitesiyle geliştirilen SANTEZ projesinin de bir yansıması olan Erin Motor, yüzde 100 Türk özgün tasarımı yerli motor, jeneratör, zirai sulama pompaları ve marin motor üretiyor. 10 bin saat ömür testi kanıtlanmış dayanıklı tasarımı, 2 bin saat garantisi, 4 geçişli radyatörü sayesinde +50°C de çalışabilme, 100 litre yakıt tankı seçeneği ile 40 saate yakın kesintisiz çalışabilme özelliği sunan motorların arasına yeni motorlar eklemek üzerine çalışmalar yaptıklarını dile getiren Erin Motor Genel Müdürü Ersin Şahin, “Erin Motor olarak ‘Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi’ programında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ilk kademede desteklenen 20 firmadan biri olduk. Firmamızı kurduğumuz bir 6 yıl öncesine baktığını zaman hayalini kurduğumuz yerdeyiz. Özellikle üzerinde çalışmalarına devam ettiğimiz, doğalgazlı, 4 silindirli ve niş alanlarda kullanmak üzere geliştirdiğimiz 2 özel motorumuzla büyük ses getireceğiz.” dedi. Çin’den gelen ucuz motorlarla rekabet yerine, Avrupa’daki kaliteli ürünlerle rekabeti kendilerine misyon edindiklerini belirten Şahin, “Kalite konusunda Avrupa’daki firmalarla rekabet eden pozisyona geldik. Çin ile yüzde 100 yerli üretim yapan bir markanın maliyet rekabetine girmesi çok zor. Bunun yerine kendimize kaliteyle rekabeti amaç edindik. Ancak kendi ülkemizde ‘Made in Turkey’in değeri, yurt dışındaki kadar değil. Şu an insanların kafasındaki yabancı marka algısını yıkıp, Türk markasının iyi olduğu algısını oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü bizi ister istemez Çin’den gelen motorlarla kıyaslıyorlar. Rekabete -1’den başlasak da geliştirdiğimiz yurt dışındaki marka algımızı yurt içinde de oluşturmaya başladık.” açıklamalarında bulundu.

Aras Kargo tam kapanma sonrasında bir günde en çok adrese uğrayan kargo şirketi oldu

 Anneler Günü ve Ramazan Bayramını da kapsayan tam kapanma döneminde e-ticaret pazarında yaşanan hareketlilik kargo ihtiyacında benzeri görülmemiş bir talep artışına yol açtı. Bu istisnai dönemde Aras Kargo, bir günde 2 milyon gönderi işleyerek, Türkiye’nin bir günde en çok adrese uğrayan kargo şirketi oldu.

 Aras Kargo’nun son iki yılda gerçekleştirdiği teknoloji ve altyapı yatırımlarının etkisi pandemi sürecinde olumlu yönde daha net bir şekilde hissedilirken, tam kapanma döneminde şirketin aldığı ek tedbirler yoğun kapanma temposunda tedarik zincirinin yükünü de hafifletti. Zamanı ve kapasiteyi daha iyi yönetebilmek adına 8 transfer merkezine yaptığı otomasyon yatırımlarıyla saatlik işleme kapasitesini 3 katına çıkaran Aras Kargo, sektörün otomasyonla iş üreten en önemli oyuncusu haline geldi.

 Pandemi önlemleri kapsamında 29 Nisan–17 Mayıs tarihleri arasında uygulanan tam kapanma döneminde online alışverişte ciddi bir artış oldu . Anneler Günü ve Ramazan Bayramı’nın da kapanmaya denk gelmesinin yanı sıra marketlerde zorunlu temel ihtiyaçlar dışındaki ürünlerin satışına izin verilmemesi online alışveriş ihtiyacını daha da artırdı. Tam kapanma döneminde elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat ve züccaciye gibi kategorilerde kargo gönderimlerinde artış yaşandı. Bu hareketlilik kargo sektöründe de ek bir iş hacmine ve yoğunluğa neden oldu. Aras Kargo’nun tam kapanma sürecindeki verileri oluşan yoğunluğun boyutlarını gözler önüne serdi.

Aras Kargo’nun tam kapanma dönemiyle birlikte uğradığı adres sayısı önceki yıla göre yüzde 40, pandemi öncesine göre de 3 kat artış gösterdi. Şirketin son dönemde teknoloji, dijital dönüşüm ve altyapı yatırımları pandemi döneminde hızlı bir adaptasyonu mümkün kılmıştı. Yalnızca teknolojik altyapı ve operasyonel iyileşme için 300 milyon TL tutarında yatırım gerçekleştiren Aras Kargo, tam kapanma dönemine hazırlıklı girdi.

“Yeni koşullara çok hızlı uyum sağladık”

Aras Kargo Genel Müdürü Utku Ayyarkın, tam kapanma ve pandemi sürecinde kargo sektörünün genel görünümüne ve Aras Kargo’nun tedarik zincirinin işleyişinde üstlendiği role ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Aras Kargo’nun çevik bir yapısı olduğunu ve özellikle dijital dönüşüm kapsamında son iki yılda yaptıkları yatırımların pandemi sürecinde ortaya çıkan koşullara çok hızlı uyum sağlamalarına imkan tanıdığını söyleyen Ayyarkın, “16 bini aşan çalışanımızla Türkiye’nin dört bir yanına hizmet götürüyoruz. Pandemi koşulları hem iş yapış biçimlerimizde hem de günlük yaşantımızda yeni bir döneme geçmemize neden oldu. Özellikle e-ticaretin ve kargo sektörünün tedarik zincirindeki önemine ve yükselişine global anlamda tanıklık ettik. E-ticaretin ekonomideki payı yüzde 8’ten yüzde 18’e çıktı. Online alışveriş sadece 2020’de yüzde 85 büyüdü. Böyle dönemlerde dönüşüm ve adaptasyon kabiliyeti çok önemli bir değere dönüşüyor.

Tam kapanma döneminde uğradığımız adres sayısında önceki yıla göre yüzde 40, pandemi öncesine göre de 3 kat fazla artış yaşadık. Bu dönem içerisinde aldığımız ek tedbirlerle birlikte tam kapanmanın son günü olan 17 Mayıs’ta 2 milyon gönderi işledik. Müşterilerimizin artan taleplerini, kısıtlama koymaksızın, kabul ve teslim edebilmenin mutluluğunu yaşadık. Bundan sonra da kısıtsız hizmet anlayışımızla hizmet vermeye devam edebilmek için yatırımlarımızı yapıyor, var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.” dedi.

‘2021’de odağımızda kalite var’

Utku Ayyarkın, iş süreçlerinde gerçekleşen iyileştirmelerin ardından hizmet kalitesinde mükemmelleşmeyi gündeme aldıklarını belirterek, “Aras Kargo’nun geçmişten bugüne yerleşen kurum kültürünün önemli bir bileşeni çevik ve ihtiyaca uygun hizmet modelini sunabilmek. Bu doğrultuda çağımızın gerektirdiği bazı sistemsel değişiklikleri önceden hayata geçirdik. Hizmet kalitemizi, verimliliği ve data yönetimini iyileştirmek üzere operasyon ve teknoloji altyapımıza yatırım yaptık. Yatırımlarımızın meyvesini e-ticaret ve kargo sektörlerinin hacim ve yoğunluk yönünden büyük artışlar kaydettiği bu dönemde topladık. Pandemi sürecinde yeni bir iş modeli oluştu. Artık çok daha fazla adrese uğruyor ve daha küçük paketler taşıyoruz. 2020’de 200 milyon adrese uğradık ve Türkiye nüfusunu iki kereden fazla ziyaret ettik. Mevcut birikimimiz ve yetkinliğimize ek olarak yapılan bu yatırımlarla operasyonel süreçlerimiz çok gelişti, yüksek adetleri yüksek hizmet kalitesi ile karşılama hedefiyle ilerliyoruz. 2021’de entegrasyon, rota optimizasyonu, entegre yönetim sistemleri yatırımlarımızla hizmet kalitesini daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Bu süreçte çalışanlarımız ve müşterilerimizin sağlığı hiç şüphesiz ki, bir numaralı önceliğimiz olmaya devam edecek. Özellikle kimlik kartı okuma ve SMS kodu ile temassız teslimat uygulamalarımız devam edecek” şeklinde konuştu.

‘Operasyon şirketinden teknoloji şirketine evrildik’

Utku Ayyarkın sözlerini şöyle sürdürdü: “2016 yılından bu yana sürdürdüğümüz çalışmalar ve yaptığımız yatırımlar sonrasında operasyon şirketinden çok teknoloji şirketi kimliğine büründük. Şubelerimizde ve transfer merkezlerimizde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdik. Zamanı ve kapasiteyi daha iyi yönetebilmek için 8 transfer merkezimize yaptığımız otomasyon yatırımlarımızla yüzde 300’ün üzerinde kapasite artışı sağlayarak, saatlik işleme kapasitemizde gerçekleşen 3 katlık artışla sektörün otomasyonla iş üreten en önemli oyuncusu haline geldik. Büyük şehirlerimizden sonra transfer merkezi yatırımlarımıza bu yıl Anadolu’da da hız kesmeden devam ediyoruz. Makinelerimizi yenileyerek doğal afetlerde bile kesintisiz hizmet sunabilecek duruma geldik. Kesintisiz veri güvenliği projesini hayata geçirdik. Hatalı verileri minimuma indirdik. Diğer taraftan harita altyapımızı da geliştirerek artan adres ve data operasyonuna çok daha iyi cevap verebilir hale geldik. Kurye rota optimizasyonu projesini başlattık. Veriye anlık ulaşabilmek için el terminallerimize yatırım yaptık. Self service uygulamalarımızı geliştirdik. Sesli yanıt sistemimizi ve mobil aplikasyonumuzu yeniledik. Bu dönemde en önemli başlıklarımızdan biri müşterilerimizi ve çalışanlarımızı riskten koruyacak önlemlerdi. Kargo teslim biçimimizi farklılaştırdık. Kimlik kartı okuma ve SMS kodu ile temassız teslimatı başlattık. Bu süreci en sağlıklı şekilde yönetebilmek ve müşterilerimizin bize istediği zaman ulaşabilmelerini sağlamak için çağrı yönetim süreçlerimizi baştan aşağı yenileyerek çağrı merkezimizin kapasitesini 2,5 kat arttırdık.”

Pandemide şeftali ihracatı rekor kırdı

Yaz ayının habercisi, uzun yaşam ve ölümsüzlüğün sembolü olarak kabul edilen şeftalide hasat coşkusu yaşanıyor. Şeftali ve nektarin ihracatı pandeminin zirve yaptığı 2020 yılında yüzde 71’lik artışla 90 milyon dolardan, 154 milyon dolara yükseldi.

İklim koşulları nedeniyle bu yıl 20 günlük yaşanan gecikme sonrasında İzmir Selçuk’ta şeftali bahçelerinde hasat başladı.

Şeftali üreticilerinin hasat coşkusuna İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak’ta ortak oldu.

Türkiye’nin önemli şeftali üretim merkezlerinden İzmir’in Selçuk İlçesi İsa Bey beldesinde “Şeftali Hasat Töreni” düzenlendi. Törene, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen, Selçuk Kaymakamı Ekrem İnci, Selçuk Tarım ve Orman İlçe Müdürü Mustafa Acargil, İzmir Ziraat Odaları Birliği Başkanı İbrahim Erdallı, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyeleri, üreticiler katıldı.

Şeftali hasatının yakın bir zamanda başladığı bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Türkiye ve Ege Bölgesi için önemli ihraç ürünlerinden olan şeftali ve nektarinde bu yıl kalite ve rekolte bakımından iyi bir yıl geçirdiğimizi 2021 yılında şeftali ihracatında yüzde 10’luk artışla 170 milyon dolar ihracat hedeflediklerini dile getirdi.

Pandemi şeftaliye talebi artırdı

Şeftali ve nektarinin ihracat rakamları hakkında bilgi veren Uçak, “2020 yılının ilk 5 ayında 10.8 bin ton karşılığı 10 milyon dolar olan şeftali ihracatımız, 2021 yılının Ocak – Mayıs döneminde miktarda yüzde 40 artarak 15 bin tona, değerde ise yüzde 53 artarak 15.5 milyon dolara yükseldi. Nektarin ihracatımız ise; 2020 yılının 5 aylık döneminde 15.5 bin ton karşılığı 14.8 milyon dolar iken, 2021 yılının aynı döneminde miktarda yüzde 16 artışla 17.8 bin tona, değerde de yüzde 29 artışla 19.1 milyon dolara ilerledi. Her iki üründe de en fazla ihracat yapılan ilk 3 ülke Rusya, Romanya ve Irak oldu. Türkiye’nin şeftali ve nektarin ihracatı 2021 yılında yüzde 71’lik artışla 154 milyon dolara ulaştı ve rekor kırdık. Pandemi şeftaliye olan talebi artırdı” şeklinde konuştu.

Şeftali ve nektarin ihracatı daha katma değerli oldu

Türkiye’nin şeftali ve nektarin ihracatının 2019 yılında 106 bin ton iken, 2020 yılında yüzde 57’lik artışla 165,5 bin tona çıktığı bilgisini veren Uçak sözlerini şöyle sürdürdü: “Şeftali ve nektarin ihracatımız miktar bazında yüzde 57 artarken, döviz bazında yüzde 71 artış gösterdi. Bu da şeftali ve nektarinimizi Türk ihracatçımız daha katma değerli ihraç etti. Pandemi de bu süreci tetikledi. Şeftali ve nektarinimizi gece gündüz çalışarak üreten tüm üreticilerimize bereketli bir sezon diliyorum.”

Şeftali ve nektarinde yıllara göre değişkenlik göstermekle birlikte Türkiye ortalama 800 bin ton şeftali ve nektarin üretimiyle Dünya üretiminde 6.sırada yer alıyor. İzmir, Türkiye’nin şeftali ve nektarin üretiminden ve ihracatından yüzde 10 pay alıyor.

Selçuk’un hem kültürel, hem de tarımsal anlamda çok zengin bir ilçe olduğunu belirten İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, şeftali üreticisi Yaşar Erdallı’nın bahçesinde düzenlenen şeftali hasadına katıldı.

Selçuk’ta 16 bin dönümlük arazide 36 bin ton şeftali üretimi yapıldığını, üreticilerin sabaha karşı saat dörtten itibaren meşakkatli bir çalışma sonrasında şeftali hasadı yaptıklarını anlatan Vali Köşger, “2020 yılında şeftali ihracatından 154 milyon dolar döviz geliri elde ettik. 2021 yılında 170 milyon dolar ihracat hedefliyoruz. Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan bir ürün. Tarım ürünlerimizin ihracatından elde edilen dövizin tamamı ülkemize katma değer olarak kaldığı için ithalata dayalı ihracattan çok daha kıymetli. Tarım ürünleri üreticilerimize bereketli bir sezon diliyorum, tarım ürünlerimizi ihraç ederek ülkemize döviz kazandıran ihracatçılarımızı da kutluyorum” şeklinde konuştu.

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ve beraberindekiler şeftali hasadından sonra Selçuk’ta 17 dönümlük arazide Üretici Mustafa Atınç tarafından 2020 yılı Eylül ayında oluşturulan Muz serasını ziyaret etti. Ziyarette Mustafa Atınç, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’in 2020 yılı Eylül ayında muz serasında diktiği muz ağacının dikimi sırasında çekilmiş bir fotoğrafı Vali Köşger’e hediye etti.

LFCA, ilk global iklim kampanyasında 24 milyon kişiye ulaştı
Dünyanın dört bir yanından şirketlerin dijital endüstriyi karbonsuzlaştırmak amacıyla güçlerini birleştirdiği kâr amacı gütmeyen kuruluş LFCA, Dünya Günü’nü kapsayan 19-25 Nisan haftasında şimdiye kadarki en büyük iklim kampanyasını hayata geçirdi. Sadece bir haftada, dünya çapında 202 şirketin güçlerini birleştirmesiyle birlikte kampanya 24 milyondan fazla kişiye ulaştı ve iklim eyleminin aciliyeti duyuruldu.
Kampanyaya katılan şirketler; karbon ayak izlerini en aza indirme, sürdürülebilirlik hedeflerini gündemlerinin üst sıralarına koyma ve kanıtlanmış bir iklim koruma çabalarına sahip olma sözü verdi. Çoktan karbon-nötr olan ya da operasyonel düzeyde yıl sonuna kadar karbon-nötr olmayı taahhüt eden katılımcılar ek olarak, bugüne kadar birden fazla azaltım önlemi uyguladılar ve 2021’in geri kalanı için net bir iklim koruma stratejisine sahipler. Bu kampanyaya dahil olan şirketler, tüm çabalarını halka açık ve şeffaf bir şekilde açıklıyor.
Katılımcı şirketlerin web sitelerinde ve uygulamalarında Time For Climate Action kampanyasına yer verilmesiyle 13 milyon kişi kampanyaya erişim sağladı. Katılımcı şirketlerin birçoğu, ürün ve hizmetlerinin sürdürülebilir özelliklerini vurguladı, iklim dostu alternatifler için indirimler sundu, bazıları satın alma veya hesap oluşturma için ağaç dikti ve kısa videolar aracılığıyla sürdürülebilirlik yolculuklarını paylaştı.
Bunun da ötesinde, birçok şirket kendi web sitelerinde eğitim materyalleri paylaştı veya Dünya Haftası boyunca seminerlere ev sahipliği yaptı. Kampanya süresince toplam 62 bin 424 kişi iklim eylemi tartışmalarına katıldı ve sürdürülebilir iş yaklaşımları hakkında bilgi aldı.
Sosyal medyadan 4.7 milyon kişiye ulaşıldı
Tüm katılımcı şirketler, sosyal medyalarında yayınladıkları TFCA içeriklerini 4.7 milyon kullanıcıya yaydılar. Kampanyanın resmi hashtagleri #TimeForClimateAction ve #5minsForThePlanet, sosyal medyada hafta boyunca 10 binden fazla gönderide kullanıldı. Influencer desteğinin de etkisiyle toplamda 6,5 milyondan fazla kişiye ulaşıldı.
Kampanyaya bir diğer önemli katkı ise katılımcı firmaların birçoğu tarafından gönderilen haber bültenleriyle oldu. İklim eylemiyle ilgili genel bilgiler, şirkete özel katkılar ve gezegene yardım etme hedeflerine kadar çeşitlilik gösteren bültenler toplamda 2.8 milyon kullanıcıya ulaştı.
LFCA Türkiye kurucusu Yvonne Rosenbaum-Afra, kampanya hakkında, “İklim krizinin insanlığın karşı karşıya olduğu en acil sorun olmaya devam ettiğini hiçbir zaman unutmuyoruz. Umut verici bir başlangıçla başarılı sonuçlar alan bu iklim kampanyasını; daha fazla farkındalık yaratmak, sürdürülebilirliği günlük hayatımızda daha fazla uygulamak, özel ve iş ağlarımızda yayılmasını artırmak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz” diyerek görüşlerini belirtti.
Kampanyaya Türkiye’den Figopara, Commencis, Inveon, 212 Capital, Related digital, Wingie Enuygun Group, Musixen, Revo Capital, Tmob, Lidio gibi şirketler katılırken, globalde Universal Music, Spotify, Ecosia, Delivery Hero gibi global şirketler de kampanyada yer aldı ve destek sağladı.

Toyota Yeni A Segmenti Modelini Çekya’da Üretecek

Toyota, yeni A segmenti modelini Çekya’da bulunan “Toyota Motor Manufacturing Czech Republic” (TMMCZ) fabrikasında üreteceğini açıkladı. Böylece; Kolin’deki fabrikada, Toyota Yeni Global Mimari (TNGA) mimarisini kullanan ikinci modelin üretimi gerçekleştirilecek.

Çekya’daki fabrikada TNGA altyapısını kullanan yeni nesil Toyota Yaris üretiminin yanı sıra, GA-B platformunu kullanan ikinci TNGA mimarisine sahip A segmenti modeli de üretilmiş olacak. Toyota’nın yeni A segmenti modeli, geliştirilmesinden üretimine kadar her açıdan Avrupalı bir otomobil olacak. Bu yeni model aynı zamanda, Toyota’nın 2025’te yıllık satışlarını 1.5 milyona çıkarma hedefine ulaşma konusundaki hedefine de büyük katkı sağlayacak.

Toyota’nın Avrupa’daki büyümesi konusunda önemli bir adım olacak olan A segmenti model, aynı zamanda konumlandırılmasıyla daha ulaşılabilir bir Toyota modeli kimliğine sahip bir noktaya konumlanacak. Yaris ve Yaris Cross ile aynı platformu paylaşan model, giriş segmenti bir model için gerekli ekonomik ölçeklerin ulaşılmasının da önünü açacak.

Bununla birlikte, yeni A segmenti araç, üretim adedi planları ve lansman zamanlaması ise önümüzdeki günlerde açıklanacak.

ŠKODA Yaz Fırsatlarıyla Kampanyada Hız Kesmiyor

 ŠKODA geniş model yelpazesini uygun koşullarda sunarak yaz aylarına sıfır kilometre bir otomobille girmek isteyenlerin hayallerini gerçekleştiriyor. ŠKODA Yetkili Satıcıları, yüzde 0 faiz kampanyaları da dahil olmak üzere, Haziran ayı boyunca avantajlı fırsatlar sunmaya devam edecek.

KODIAQ SUV’da %0 faiz

ŠKODA’nın D SUV segmentinin en çok tercih edilen SUV modellerinden biri olarak öne çıkan KODIAQ, hiçbir şeyden ödün vermek istemeyenler için öne çıkıyor. Yüksek konforu, geniş iç hacmi, çevreci motorları ve donanımlarıyla dikkat çeken KODIAQ, 150 bin TL kredi tutarı/12 ay vade için %0 faiz oranı ile tercih edilebilecek.

SUPERB, OCTAVIA ve KAROQ’da Haziran fırsatları

ŠKODA en çok tercih edilen modellerinden SUPERB, OCTAVIA ve KAROQ’da da avantajlı fırsatlar sunuyor. Haziran ayındaki kampanyalarla birlikte bu modeller, kampanya kapsamındaki donanımlarda 200 bin TL kredi tutarı/18 ay vade için %0,75 faiz oranı ile satın alınabilecek. Bununla birlikte segmentinin en dinamik modellerinden biri olan FABIA modelinde de 75 bin TL kredi tutarı/18 ay vade için %0,75 faiz oranı fırsatı sunuluyor.

ŠKODA Bakım Kampanyası

ŠKODA, mevcut ŠKODA sahipleri için de yaşa göre bakım kampanyası devam ediyor. Kampanya süresinde 3 yaş ve üzeri ŠKODA modelleri için yüzde 30’a varan indirimler Yetkili Servislerde ŠKODA kullanıcılarını bekliyor. Periyodik bakım, mekanik ve elektrik işlerinde kullanılan orijinal parça, motor yağlarında ve işçilikte sunulan indirimlerin yanı sıra kampanya kapsamında belirlenmiş lastik markalarında yüzde 16 indirimden yararlanmak mümkün.

Yeni sürükleyici görsel olasılıklar Panasonic’in sıfır ofsetli kısa izdüşümlü lensi sayesinde mümkün oluyor
Panasonic, parlak ve yüksek çözünürlüklü görüntüler ve alandan tasarruf sağlayan kurulum gerektiren deneyime dayalı iç mekan eğlencesi için artan talebe yanıt vermek üzere 50.000 lümenlik PT-RQ50K 3 Çipli DLP Projektörü için yeni bir Kısa İzdüşümlü Yakınlaştırma Lensini bugün tanıttı.
Panasonic ET-D3QW200 lensi; geniş ölçekli, gölge oluşturmayan ve kısa izdüşüm mesafelerinde yoğun Yerel 4K görüntü çoğaltma ile izleyici ve içerik arasındaki engeli ortadan kaldırıyor.
Bu esnek lens, sınırlı alanlarda kurulum kolaylığı ve görsel zenginlik için iyileştirilmiş optik yakınlaştırma ve geniş aralıklı V/H Lens Kaydırma işlevlerini sunarken kısa izdüşüm oranı ve L şeklindeki tasarımı, kurulum derinliğini azaltıyor.
Gerçekçi Yerel 4K görüntüler izleyicileri adeta içine çekiyor
Tekli büyük ölçekli projeksiyonlardan 360 panoramalara kadar projeksiyon tasarımcıları artık vizyonlarını gerçekleştirme özgürlüğüne sahip. Kısa izdüşüm oranı (0,55 0,65:1, Yerel 4K, 4096 x 2160), her 350 inç’lik görüntü için yaklaşık 4.370 mm (172 inç) projeksiyon mesafesine dönüşür. İzleyiciler gölge olmadan ekranın yaklaşık 1,8 m[1] (5,9 ft) yakınına kadar gelebiliyor.
Geniş aralıklı güçlendirilmiş Dikey Lens Kaydırma (-%8, +%50[2]) ile montaj uzmanları ekran ofsetini kaldırabiliyor ve duvarların üzerinde boşluksuz bir kapsama için görüntünün üstünü ve altını, tavan ve zemini buluşturacak şekilde konumlandırabiliyor.
Sıfır ekran ofsetli kısa izdüşüm oranı, projeksiyon tasarımcısının dünyasında kusursuz görüntü sunumuna ve derin yoğunluğa katkı sağlıyor.
Standart Kurulum için Üstün Esneklik
50.000 lm sınıfı bir lense göre son derece kısa izdüşüm oranıyla birleştirilen L şeklindeki tasarım, kurulum derinliğini azaltıyor. Bu derinlik tasarrufu, 50.000 lm’lik bir projeksiyonu alamayacak kadar dar alanlarda yüksek parlaklıkta görüntü projeksiyonu sağlayabiliyor. Ayrıca lens de projektör yerine sabitlendikten sonra kolayca ayarlanan görüntü konumuyla projektör kurulumunu basitleştiriyor ve hızlandırıyor.
Grubun bu son üyesi; LCD, 1 Çipli DLP ve 3 Çipli DLP’den oluşan tüm Panasonic projektör serisinde eksiksiz UST lens serisini tamamlıyor ve herhangi bir projektör parlaklığında kurulum gereklilikleri için destek sağlıyor.

Panasonic, yeni 4K 1 çipli DLP lazer projektör serisini tanıtıyor
Panasonic PT-RDQ10 Serisi, izleyiciler için harika yakın plan ve sürükleyici izleme deneyimleri sunarken, prodüktörler için de kurulum ve entegrasyonu standart hale getiriyor.
Panasonic müzeler, sanat galerileri ve sergiler için ideal muhteşem yakın plan ve sürükleyici izleyici deneyimi için 4K ekran çözünürlüğünü sunan yeni 1 Çipli DLP lazer projektör Serisini bugün tanıttı. Panasonic PT-RDQ10 Serisi, izleyicileri ayrıntılı 4K görüntüler, canlı ve doğal renk çoğaltması ile etkilemek isteyen eğlence, kiralama ve şirket organizasyonları için tasarlandı.
8.000 ile 10.000 lümen arasında üç farklı modelde sunuluyor
Sıfır ofsetli isteğe bağlı ET-DLE020 Ultra Kısa İzdüşümlü Yakınlaştırma Lensi, geniş ölçekli görüntülerin en dar noktalarında bile gölgesiz şekilde yansıtılmasını ve çok yönlü bir kullanımın oluşturulmasını sağlıyor. Seri net ve zengin ayrıntılarla donatılmış görüntüleri sunmak için benzersiz bir tek eksenli piksel kaydırma teknolojisi olan Pürüzsüz Piksel Sürücüsü’nü kullanarak 4K (3840 x 2160) çözünürlük sunuyor.
Güncellenen Zengin Renk İyileştirici, daha canlı renklerle renk çoğaltmasını iyileştiriyor ve sanat eserleri gibi en ayrıntılı görselleri bile orijinaline sadık kalarak yeniden oluşturuyor.
Eğimli yüzeyler için iyileştirilmiş siyah kenarlık ayarları, karanlık sahnelerin mükemmel kenar düzeltmesi için parlaklık bütünlüğünü daha da iyileştiriyor.
İşlev çeşitliliği kurulum için gereken zamanı ve eforu basitleştirmeye ve azaltmaya yardımcı olur
HDMI ve HDBaseT tabanlı DIGITAL LINK terminallierinin yanı sıra projektörler, mevcut altyapılara uyacak şekilde 12G-SDI veya DisplayPort gibi isteğe bağlı SLOT NX arayüz kartlarıyla donatılabiliyor. Önceden etkinleştirilen Geometry Manager Pro yükseltme kitleri, sofistike maskeleme işlevlerini ve otomatik çok ekranlı kalibrasyonu mümkün kılarak en karmaşık kenar düzeltme ve projeksiyon haritalama kurulumu süreçlerini bile kolaylaştırıyor.
Remote Preview Lite, içeriğin bilgisayar üzerinden uzaktan kontrol edilmesini sağlarken Smart Projector Control uygulaması ise NFC işleviyle OSD menüsünü yansıtmadan ayarlamaların yapılmasını destekliyor. PT-RDQ10 Serisi, zengin özelliklerine ve 4K çözünürlüğüne rağmen yepyeni bir kabin tasarımında diğer Panasonic 1 Çipli DLP modelleriyle aynı kompakt gövde boyutlarını sürdürüyor.
Hermetik olarak sızdırmazlığı sağlanan optik blok, 20.000 saat boyunca bakım gerektirmeyen çalışmaya katkıda bulunurken lazer fazlalığı sürekli çalışma gerektiğinde güvenilirliği artırıyor.

Yeni Panasonic projektör, pürüzsüz ve zengin ayrıntılı 4K görüntülere yönelik artan talebe yanıt veriyor
Ultra ince ayrıntı çözünürlüğüne yönelik artan talebe yanıt vermek isteyen Panasonic, 5.200 lümenlik PT-FRQ50 projektörünü oluşturmak için üstünlüğü kanıtlanmış 1 Çipli DLP SOLID SHINE Lazer projeksiyon teknolojisine Quad Piksel Sürücüsünü ekledi.
Eğitim kurumları, şirketler, sanat ve müze sergileri için pürüzsüz ve zengin ayrıntılara sahip 4K (3840 x 2160) görüntüleri sunmasının yanı sıra projektör, aynı zamanda 8 ms’nin altında minimum giriş-çıkış gecikme süresine sahip olan ve bu sayede simülasyon ve e-sporlarda kullanıma yönelik olarak projektörün kapsamını genişleten 240Hz/1080p kare hızı da sunuyor. Panasonic’in orijinal pikseli dört katına çıkaran teknolojisi Quad Piksel Sürücüsü, doğal keskinliğini ve netliğini koruyan sıra dışı detaylara sahip 4K görüntüler üretiyor.
Yüksek 240Hz işleme hızı ve dar DMD diyafram açıklığı oranı pürüzsüz, ızgarasız görüntülerde en ince ayrıntılar ve dokularla etkileyici bir gerçekçilik sunuyor.
Zengin Renk İyileştirici, aslına uygun içerik üretimi için doğru renkleri veriyor
Farklı projeksiyon uygulamaları ve 4K kurulum ortamlarına yönelik olarak PT-FRQ50, uzun mesafelerden 4K video ve kontrol sinyali aktarımı için kolay entegre edilen DIGITAL LINK bağlantısı ve kontrol için ayrı bir LAN terminali olmak üzere uyumlu cihazlardan CEC komutlarını destekleyen iki adet HDMI girişi içeriyor.
Çok yönlü 2,0x yakınlaştırma lensi, büyük görüntü boyutlarını esnek izdüşüm mesafeleriyle dar alanlara getiriyor
Geniş V/H Lens Kaydırması ile birlikte (V: +%71, -%49, H: +%34, -%27) projektör konumunu ve görüntü pozisyonunu ayarlamak için daha fazla özgürlük sunuyor.
Geometrik Ayarlama, bilgisayar olmadan uzaktan kumanda ile Serbest Çalışma Ekranı kullanılarak kolayca yapılıyor
Geometry Manager Pro[1] için önceden etkinleştirilen yükseltme kitleri, kamerayla aynı anda birden fazla ekranın otomatik kalibrasyonunu ve geniş kapsamlı yazılım tabanlı geometrik ayarlama ve gelişmiş maskeleme işlevlerini sunuyor.
Remote Preview Lite, görüntü projeksiyonu olmadan bir bilgisayarda giriş-video kontrollerine izin veriyor
Yüksek güvenilirliğe sahip ve az bakım gerektiren projektör, 20.000 saate kadar bakımsız projeksiyon sunarken Çoklu İzleme ve Kontrol Yazılımı bakımını kolaylaştırıyor ve isteğe bağlı Erken Uyarı işlevleri sayesinde beklenmedik arıza sürelerini önleyebiliyor.
PT-FRQ50 Projektörün Ocak 2022’de piyasaya sunulacak. Yıl içinde daha fazla model seriye eklenecek.

Yenilenen kapsamıyla TAİDER Kuzey Yıldızı Programı’na başvurular başladı Son başvuru tarihi 30 Haziran
TAİDER Aile İşletmeleri Derneği tarafından gerçekleştirilen Kuzey Yıldızı Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik  Programı’na başvurular başladı. Bu yıl kapsamı genişletilerek sadece bir ödül olmaktan çıkartılan ve aile şirketlerini sürdürülebilir kılmak için sürekli öğrenilen bir platforma dönüştürülen programa başvurular 30 Haziran’a kadar yapılabiliyor.
Türkiye’deki aile şirketlerinin kurumsallaşmasını ve kârlı sürdürülebilir büyümesini destekleyerek, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren TAİDER Aile İşletmeleri Derneği tarafından hayata geçirilen TAİDER Kuzey Yıldızı Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik Programı’na başvurular başladı. Programla; şirketlerin sürdürülebilir iş modelleri geliştirmelerine katkı sağlanması, tüm yıl dahilinde gerçekleştirilen etkinliklerle iyi örneklerin paylaşılması ve program dahilindeki aile şirketlerinin sürdürülebilirlik yolculuğundaki gelişimi için itici güç oluşturulması amaçlanıyor. 30 Haziran’a kadar başvuruların devam edeceği Kuzey Yıldızı Programı’nın kapsamı bu yıl yenilendi ve üç ana konuda değişiklikler yapıldı.
Yeni programda neler olacak?
Bu yılki programda; özellikle sürdürülebilirlik, çevre, topluma geri kazanma konularında, B-Corp kriterleri değerlendirme kapsamının içine alındı. Strateji, inovasyon, iş modelleri alanlarında şirketlere yol gösterecek içerikler geliştirildi. Ödül yapısının da değiştirildiği programda, artık alt kategorilerde kendini ispatlamış firmalar belirlenecek ve Kuzey Yıldızı Büyük Ödülü’nün yanı sıra farklı kategorilerde de ödüller verilecek. Ayrıca, sürdürülebilirlik farkındalığını artırmak için bütün yıla yayılan, içinde seminerler, araştırmalar, eğitimler ve söyleşilerin bulunduğu inisiyatifler hayata geçirilecek.
Programın kapsamı
TAİDER Kuzey Yıldızı Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik Programı; sürdürülebilirlik yaklaşımını benimseyerek bu alanda çalışmalar yapan, çalışanlar, çevre, toplum ve gelecek nesiller açısından fark yaratarak ülke ekonomisine değer katan aile şirketlerinin teşvik edilmesini amaçlıyor. Program için başvuran şirketler, sunulacak değerlendirme raporu sayesinde gelişmiş ve geliştirilecek alanlarını tespit etme imkânı elde edecek. Program dahilinde her yıl başvuran firmalar arasında değerlendirme yapılarak TAİDER Kuzey Yıldızı Ödülleri takdim edilecek. Program sürecinde eğitilen “Değerlendiriciler” hem kuramsal hem de uygulama bilgisi ile öğrenme ve öğrendiklerini kendi şirketlerinde de uygulama olanağı bulacak.
Kuzey Yıldızı Programı’na katılım koşulları
TAİDER Kuzey Yıldızı Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik Programı’na; sanayi, ticaret, hizmet faaliyeti olan, halka açık olmayan ve hisselerinin en az yüzde 50’sinin aile kontrolünde bulunan aile şirketleri katılabiliyor. Sadece aile şirketi tanımlamasına uyan kuruluşların başvurabileceği program için TAİDER’e üye olma zorunluluğu bulunmuyor.
Kuzey Yıldızı Programı tanıtım toplantısı
TAİDER Kuzey Yıldızı Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik Programı’nın yenilenen içeriği, aile şirketlerine katkıları ve programa katılım koşulları, 8 Haziran 2021 Salı günü saat 17.00’de gerçekleşecek “TAİDER Kuzey Yıldızı 2021 Tanıtım Toplantısı” etkinliğinde katılımcılarla paylaşılacak.

Endüstriyel Robot Otomasyonu ve Geleceği Konferansı 22 Haziran’da Connection Days Platformu’nda

Hannover Fairs Turkey ve ENOSAD (Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği) iş birliği ile düzenlenen Endüstriyel Robot Otomasyonu ve Geleceği Konferansı 22 Haziran 2021 Salı günü gerçekleşecek. www.connectiondays.com platformu üzerinden ücretsiz olarak yapılacak konferansta robotların endüstrideki mevcut durumu ve geleceği sektörün önde gelen isimleri tarafından paylaşılacak.

Hannover Fairs Turkey ve ENOSAD (Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği) iş birliği ile düzenlenen Endüstriyel Robot Otomasyonu ve Geleceği Konferansı 22 Haziran 2021 Salı günü, Hannover Fairs Turkey’in dijital etkinlik platformu olan www.connectiondays.com üzerinden gerçekleşecek.

Başta endüstriyel, mobil ve kolaboratif robotlar, endüstriyel yapay zeka, 5G, nesnelerin interneti, robotik süreç otomasyonu ve robot entegratörü gibi konuların ele alınacağıkonferansta, bu ürünlerin otomotiv yan sanayii, beyaz eşya, gıda, sağlık, tekstil ve makine gibi öncü sektörlere katacağı kalite, verimlilik ve hız gibi kavramlar, alanında uzman isimler tarafından izleyicilere aktarılacak.

Hannover Fairs Turkey’in dijital etkinlik platformu olan www.connectiondays.com üzerinden, ücretsiz olarak gerçekleşecek olan online etkinlikte “İşletmelerin Robot Kullanım Deneyimleri, Pandemi Sonrası Robot Otomasyonu: Endüstriyel Robotlar Kobi’lerde Nasıl Yaygınlaşır?, Endüstride Robot Kullanımının Yaygınlaştırılması ve Edinim Kolaylıkları, Geleceğin Robot Otomasyonu ve Tamamlayıcı Teknolojiler, Otomasyonun Yükselişi: Hyperautomation”konulu beş panel yer alıyor.

Sanayide dijitalleşmenin bir parçası olmak ve işletmelerini geleceğe hazırlamak isteyenler, birbirinden değerli moderatörlerin ve alanında uzman konuşmacıların deneyimlerini aktaracağıkonferansa connectiondays.com/events/endustriyel-robot-otomasyonu-ve-gelecegi/kayıt adresi üzerinden kaydolabiliyorlar.

Ana sponsorluğunu,ABB Robotik ve İmalat Otomasyonu, KUKA Türkiye, Leuze Electronic, Omron Electronic, Yaskawa Turkey’in üstlendiği konferansın Gold Sponsorları ise Entek Otomasyon, Fanuc, Mitsubishi Electric, Schmalz Vakum, Schunk ve Staubli Premium Sponsor, Bosch Rexroth, Hidtek Makina, Otkon Mühendislik ve SMC Turkey.

UİB’İN MAYIS İHRACATI YÜZDE 63 ARTIŞLA 2 MİLYAR DOLAR

Türkiye’nin Genel Sekreterlik bazında en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci birliği olan Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), Mayıs ayında, yüzde 63’lük bir artışla 1 milyar 987 milyon dolar dolarlık ihracata imza attı.

UİB’in 2021 yılının Mayıs ayı ihracat rakamları açıklandı. Mayıs ayındaki ihracatı 1 milyar 987 milyon dolar seviyelerinde olan UİB’in, geriye dönük 12 aylık dönemdeki ihracat tutarı ise 30 milyar 268 milyon 271 bin 811 dolar olarak gerçekleşti.

UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, yılın ilk çeyreğindeki ihracat performansının mayıs ayında da sürüyor olmasından mutluluk duyduklarını ifade etti.

Ülke ekonomimizin pandemi sürecinde güçlü ve dinamik yapısıyla diğer ülkelerden pozitif ayrıştığına dikkat çeken Başkan Çelik, “Türkiye’nin ve Bursa’nın yılın ilk çeyreğinde olduğu gibi mayıs ayında da sergilediği yüksek oranlı artışlar, gelecek dönemler için bizlere hem umut hem de motivasyon kaynağı oluyor. Önceki günlerde açıklanan rakamlara göre Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde beklentiyi aşarak yüzde 7 büyüdü. Bu durum ekonomimizin pandemi şartlarına rağmen güçlü ve canlı olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz yıla göre yüzde 65,5 artışla 16,5 milyar dolara yükselen mayıs ayı ihracatımızın da tüm yılların en yüksek ikinci Mayıs ayı ihracat değeri olması pandemiye rağmen ihracatçımızın dinamik yapısına işaret ediyor. Pandeminin ilk başladığı günden bu yana geçen yaklaşık 15 ayda ülke ekonomimiz dünyadaki diğer ekonomilere göre pozitif ayrıştı. Bu zor şartlara rağmen üreten, sorumluluk alan tüm ihracatçılarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

OİB’in ihracatı Mayıs ayında 1,5 milyar dolar

Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 53’lük bir artışla 1 milyar 574 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB), geriye dönük 12 aylık performansı ise 25 milyar 360 milyon dolar olarak açıklandı.

UTİB ihracatı Mayıs’ta 100 milyon dolar

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği de (UTİB) Mayıs ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 125 artışla 99 milyon 960 bin dolar ihracata imza attı. UTİB’in geriye dönük 12 aylık dönemdeki ihracatı ise 1 milyar 176 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşti.

UHKİB’ten Mayıs’ta 62,8 milyon dolarlık ihracat

Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 82 artışla 62 milyon 893 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB), geriye dönük 12 aylık ihracatı ise 867,5 milyon dolar olarak açıklandı.

UMSMİB’in ihracatı Mayıs ayında 16,7 milyon dolar

Mayıs ayında bir önceki yılın mayıs ayına göre yüzde 48 artışla 16 milyon 720 bin dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB), geriye dönük 12 aylık dönemde ise 207 milyon dolar civarlarında ihracat gerçekleştirmiş oldu.

UYMSİB’ten Mayıs’ta 7 milyon dolarlık ihracat

Mayıs ayında 6 milyon 963 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), geriye dönük 12 aylık dönemdeyse 152,4 milyon dolar seviyelerinde dış satışa imza attı.

Öte yandan, UİB üzerinden ihracat kaydı yapılan ve ‘diğer’ başlığı altında listelenen sektörlerin Mayıs ayı ihracatı ise bir önceki yılın mayıs ayına göre yüzde 140 artışla 225 milyon 914 bin dolar olarak açıklandı.

Hidrojen Yakıtlı Toyota Mirai’den Dünya Menzil Rekoru

Toyota’nın hidrojen yakıt hücreli aracı yeni Mirai, tek depoyla 1000 kilometrenin üzerinde yol kat ederek bu alandaki dünya rekorunu daha da  ileriye taşıdı. Orly’de bulunan HYSETCO hidrojen istasyonundan başlayan sürüş, tek depoyla 1003 kilometre gidilerek tamamlandı.

Güney Paris, Loir-et-Cher ve Indre-et-Loire bölgeleri dahil olmak üzere halka açık yollarda sıfır emisyonlu olarak 1003 kilometreyi tamamlayan Mirai’nin tüketim ve menzil verileri bağımsız otoritelerden tarafından da onaylandı. Böylelikle; hidrojen yakıt hücresi teknolojisinin sıfır emisyonlu sürüş için uzun mesafelerde en önde gelen çözüm olduğunun altını çizen Toyota, yeni nesil Mirai ile bu iddiasını bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Rekor denemesi sırasında yeşil hidrojen kullanılırken, 5.6 kg hidrojen depolayabilen Mirai’nin ortalama yakıt tüketimi 0.55 kg/100 km olarak gerçekleşti. Mirai, 1003 kilometrelik yolculuğunu tamamlandıktan sonra, sadece 5 dakika içerisinde yeniden dolduruldu.

Toyota’nın ikinci nesil yakıt hücreli aracı Mirai, düşük tüketiminin yanı sıra daha yüksek performans da sunuyor. Akıcı ve daha dinamik bir tasarıma sahip aracın sürüş dinamikleri daha ileriye taşındı. Bununla birlikte yakıt hücresinin artırılan verimliliği, normal sürüş koşullarında 650 kilometre civarında menzil sunuyor. 1003 kilometrelik rekor menzil ise sürücülerin “çevreci sürüş” tarzıyla ve hiçbir özel teknik kullanılmadan gerçekleştirildi. 1003 km’lik sürüşün ardından Mirai’nin yol bilgisayarında hala 9 kilometrelik menzil daha bulunuyordu.

Toyota, sıfır emisyona giden yolda hidrojen bazlı bir toplum oluşturmak amacıyla hidrojenin kullanım alanlarını ve avantajlarını sergilemeye devam ediyor. Mirai ise, sıfır emisyonlu elektrikli mobilite alanında güvenli ve konforlu sürüşünün yanı sıra artırılmış menzili ve kolay dolum imkanıyla da öne çıkıyor.

Lexus Yeni Nesil NX SUV’un Dünya Prömiyerini 12 Haziran’da Gerçekleştirecek
Premium otomobil üreticisi Lexus, ikinci nesil NX SUV modelinin dünya prömiyerini 12 Haziran’da gerçekleştirmeye hazırlanıyor. İlk kez 2014 yılında Avrupa’da tanıtılan NX modeli, kısa zamanda büyük beğeni toplamayı başarmıştı. Lexus dünya prömiyeri öncesinde, yeni nesil NX’in siluetini gösteren bir fotoğraf yayınladı. Bu görselde NX’in ilk nesildeki sportif hatları daha ileriye taşıdığı görülüyor. Ayrıca fotoğraflarda yer alan NX’in yeni stop grubu da bu sportifliği destekleyecek.

Satışa sunulmasının ardından Lexus’un ana modellerinden biri haline gelen NX, ikinci nesliyle iddiasını artırmayı amaçlıyor. NX SUV, sürüş keyfini SUV konforuyla buluştururken aynı zamanda daha kompakt boyutlarıyla şehir içinde ve şehir dışında rahat bir sürüş sunuyor.

Nimble Crossover anlamına gelen NX ismini taşıyan model, aracın çevik sürüşüne gönderme yapıyor. Yeni nesil NX de tasarımıyla ve sürüşüyle spor otomobilin çevikliğini bir SUV’da buluşturmaya devam edecek.

Lexus’un merakla beklenen ikinci nesil NX’in dünya prömiyeri, 12 Haziran 2021 Cumartesi günü TSİ 06:00’dan itibaren online platformda gerçekleştirilecek.

UTİB BAŞKANI ENGİN: TEKSTİL SEKTÖRÜNÜN YENİ ROTASI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

UTİB ev sahipliğinde gerçekleştirilen ‘Döngüsel Ekonomi’ panelinde sürdürülebilir üretime vurgu yapıldı. UTİB Başkanı Pınar Taşdelen Engin, yeni yaşam tarzına uyum konusunda sektörün büyük dönüşüm yaşadığını söyledi.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) ve DCube Döngüsel Ekonomi Kooperatifi işbirliğinde, UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin ve DCube Yönetim Kurulu Başkanı Berna Aşıroğlu moderatörlüğünde ‘Tekstil Sektöründe Döngüsel Ekonomi Uygulamaları Paneli’ çevrimiçi olarak gerçekleştirildi.

BUTEKOM’DA EĞİTİMLER DEVAM EDİYOR

Döngüsel ekonomi kavramı üzerindeki farkındalık düzeyinin her geçen gün arttığına dikkati çeken UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, “Tekstil sektörümüzdeki firmalarımız, çevreci üretime her geçen gün daha fazla adapte oluyor. Bizim de Birlik olarak bu konu üzerine birçok çalışmamız mevcut. UTİB, UHKİB ve BTSO ortaklığında kurduğumuz Bursa Teknoloji ve Koordinasyon Ar-Ge Merkezi’mizde (BUTEKOM) özellikle çevreci üretim konusuna odaklanan eğitimler düzenliyoruz. Ekolojik tekstiller konusunda UR-Ge projemiz devam ediyor. Türkiye Ev Tekstili Tasarım Yarışması’nın bu yıl 11’incisini masterclass konsepti ile ‘Sürdürülebilir Yaşam Tarzı Yaratmak’ teması ile gerçekleştireceğiz. Son 3 yıldır olduğu gibi, 2021 yılında da yarışmanın ana temasını ‘Sürdürülebilirlik’ olarak belirledik. Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik adına çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz” dedi.

AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI VURGUSU

Firmaların döngüsel ekonomi adına sürdürülebilirlik temelli bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini ifade eden DCube Yönetim Kurulu Başkanı Berna Aşıroğlu da “Avrupa Yeşil Mutabakatı ile Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar sanayi dönüşümünü yeni bir büyüme stratejisiyle gerçekleştireceği ve tüm politikaların iklim değişikliği nezdinde hayata geçirileceği anlaşılıyor. Yeni düzenle birlikte çevreye zararlı ve karbon temelli büyümenin yerini enerji ve materyal verimli döngüsel ekonomiyi temele alan büyüme modellerinin yer alacağı belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği ile mücadele odaklı yeni ekonomi stratejisi AB ile ticari, finansal ve siyasi iş birliği içerisinde olan Türkiye gibi ülkelerin dönüşümünü de hızla gündeme taşıyacağı için bizim açımızdan çok kritik. Öte yandan iklim krizi ile mücadelede özel sektöre ve firmalara çok önemli bir görev düşüyor” diye konuştu.

 İPEKER: VEGAN ÜRETİMİ SÜRDÜRÜYORUZ

Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik adına total bir değişimin olması gerektiğine dikkat çeken UTİB Yönetim Kurulu Üyesi ve İpeker Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi İhsan İpeker ise “Bizim sonsuz şekilde tüketme lüksümüz, insanlık olarak bitmiştir. Bu yüzden değişime ihtiyaç var. Bu total değişim sadece sanayi ile sanayicinin bakış açısı ile olabilecek bir şey değil. Burada tüketicinin mental bakışının değişmesi gerekiyor. Başta çalıştığımız markaların bu konuda yüzde yüz samimi olmadığına inanıyorum. Buradaki farkındalığın artması gerekiyor. İpeker Tekstil olarak bizler için en önemli şey yaşam döngüsü. Dönüşmüş sürdürülebilirliğin güzel bir örneği olan vegan lisanslı üretim ile faaliyetlerimize devam ediyoruz. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımız ile birçok çevre ödülü ve uluslararası sürdürülebilirlik iş ödülü ile taçlandırdık. Sürdürülebilirlik ürün ihracatında da TİM tarafından Türkiye’nin en çevreci ihracat şampiyonu seçildik” dedi.

ÜNLÜTÜRK: KÖMÜR KULLANIMINI KALDIRDIK

Tüm kurumsal stratejilerini sürdürülebilirlik ilkelerini temel alarak planladıklarını dile getiren Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Ünlütürk de “Dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik platformu UN Global Compact’in üyeleri arasında yer alıyoruz ve ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı destekliyoruz. Geri dönüşümlü ve doğa dostu malzemelerin kullanımını yanında üretim süreçlerimizde kalan fazlalık mamul ürünleri tekrar değerlendirdiğimiz ‘Re-Imagined Designs’ adı verdiğimiz tasarımlar geliştiriyoruz. 2021 yılı itibariyle enerji üretiminde kömür kullanımını tamamen kaldırdık. Böylece 5 bin ton karbondioksit gaz emisyonumuzu azalttık. Tüm seviyelerde sera gazı emisyonlarımızı ölçüyoruz ve raporlama ile deklare etmeye, sonuçlar doğrultusunda süreçlerimizi geliştirmek adına çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

ZEYTİN ÇEKİRDEĞİNDEN BİYOPLASTİK GELİŞTİRDİ

2020 yılı TechXtile Start-Up Challenge’ta ‘Zeytin Çekirdeği Atığı Prinadan Elde Edilen Doğayı Koruyan Biyopolimer ile Sürdürülebilir Tekstil Ürünleri ve Bitkisel Deri Üretimi’  adlı projesi ile birincilik ödülünü almaya hak kazanan Biolive Şirketi Kurucu Ortağı Duygu Yılmaz’da girişimi hakkında bilgiler paylaştı. Yılmaz, “Zeytin çekirdeği atığından biyoplastik buluşu gerçekleştirdik. Ülkemizde her yıl 500 bin global de ise 6 milyon ton zeytin çekirdeği atığı prina açığa çıkıyor. Biz önce zeytin çekirdeğinden biyopolimer üretimi çalışmalarını başlattık ve otomotivden elektroniğe, gıda ambalajlarına kadar birçok sektöre ürün üretimi gerçekleştirdik. Rebil Group firması önderliğinde zeytin çekirdeği atığından elde ettiğimiz bu polimer yapısı ile bitkisel deri buluşu yaparak Oleatex markasını kurduk. Vegan derimiz rakiplerinden çok daha uygun maliyetli ve çok daha fazla dolgu malzemesine sahiptir. Ayrıca sürdürülebilir tekstil alanında etiket, düğme, askı aksesuar üretimlerimiz de mevcut” ifadelerini kullandı.

CESUR: ÖNCE İNSAN DİYORUZ;

Sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi konusunda çok uzun yıllardan bu yana çalışmalar yaptıklarını ifade eden Yeşim Tekstil Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur, “Dünya endüstri liginde entegre küresel bir oyuncu kimliğiyle yol alan firmamız attığı her adımda sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi kavramlarını önceliklendiriyor. Tüm bu kavramlar, firmamızın ana ilkesi olan ‘Önce İnsan’ prensibiyle inşa edilerek denetlenen, devamlılığı sağlanan şeffaf bir sistematiğe de oturtulmuş durumda. Bugüne kadar bu alanda kendi sektörümüzde ilk olarak gösterilebilecek birçok çalışmaya da imza attık. Dünyanın en büyük sürdürülebilirlik networkü ağı olan UN Global Compact ilkelerine de 2006 yılında imza atan ilk hazırgiyim firmasıyız. Yeşim Tekstil kurulduğu ilk günden bu yana sosyal sorumluluklarına sahip çıkmayı ilke edinen bir kuruluş ve tüm paydaşlarını bu konuda örnek olmayı hedefliyor” ifadelerini kullandı.

EİB ihracatı 15 milyar dolara koşuyor

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2020 yılı Mayıs ayında 791 milyon dolar olan ihracatını, 2021 yılının Mayıs ayında yüzde 54’lük artışla 1 milyar 218 milyon 637 bin dolara yükseltti.

2021 yılının Ocak – Mayıs döneminde yüzde 26’lık gelişimle ihracatı 6 milyar 100 milyon dolara taşıyan Ege İhracatçı Birlikleri, son bir yıllık dönemde ise ihracatını yüzde 14’lük artışla 14 milyar 257 milyon dolara taşıdı.

Mayıs ayında, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 10 tanesi ihracatlarını arttırma başarısı gösterirken, 2 birlik 2020 yılı Mayıs ayı performansını yakalayamadı.

Sanayi sektörlerinin ihracatı yüzde 87 arttı

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki sanayi sektörlerinin ihracatı Mayıs ayında yüzde 87’lik artışla 380 milyon dolardan, 712 milyon dolara fırladı. Tarım sektörlerinin Mayıs ayı ihracatı 412,6 milyon dolar olurken, 2020 yılı Mayıs ayına göre yüzde 20 gelişim gösterdi. Madencilik sektörü ise; yüzde 54’lük artışla 2020 yılı Mayıs ayında 68 milyon dolar olan ihracatını 94 milyon 40 bin dolara ilerletti.

Tekstil sektöründen beşinci rekor geldi

2021 yılına fırtına gibi giren ve ilk dört ay ihracat artış rekorları kıran Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nden Mayıs ayında beşinci rekor geldi. ETHİB, Mayıs ayında ihracatını yüzde 223’lük artışla 11 milyon dolardan 35,7 milyon dolara yükseltti.

Demir sektörünün ihracat artışı yüzde 73 oldu

Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altındaki 12 ihracatçı birliği arasında en fazla ihracat yapan ise; 138 milyon dolarla Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği oldu. EDDMİB, Mayıs ayında ihracatını yüzde 73 arttırma başarısı gösterdi.

Su ürünleri ve hayvansal mamuller ikinci sıraya çıktı

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Mayıs ayında ihracatını yüzde 61’lik artışla 66,7 milyon dolardan 107,4 milyon dolara çıkardı ve EİB çatısı altında adını ikinci sıraya yazdırdı.

Ege Maden İhracatçıları Birliği 1 milyar dolar hedefine ulaştı

Pandemi nedeniyle 2020 yılında zor günler geçiren Ege Maden İhracatçıları Birliği, 2021 yılında dünyada yaşanan normalleşmeyle birlikte ihracatta her ay yeni başarıları kariyerine ekliyor. Mayıs ayında ihracatını yüzde 38’lik gelişmeyle 94 milyon 40 bin dolara yükselten EMİB son 1 yıllık dönemde yüzde 11’lik artışla 1 milyar 5 milyon dolarlık ihracat rakamını hanesine yazdırdı ve 2021 yılı için ortaya koyduğu 1 milyar dolar hedefini Mayıs sonu itibariyle yakaladı.

Hazırgiyim ihracatında yüzde 59’luk artış

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, en büyük ihraç pazarı Avrupa’daki normalleşmeyle birlikte ihracatta eski parlak günlerine tekrar kavuştu. EHKİB’in ihracatı Mayıs ayında yüzde 59’luk artışla 90 milyon 619 bin dolara çıktı. EHKİB son bir yıllık dönemde de 1 milyar 442 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırmayı başardı.

Hem yaş meyve hem de kuru meyve ihracatı yükseldi

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Mayıs ayında 79 milyon 291 bin dolarlık taze sebze meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatına imza atarken, 2020 yılı Mayıs ayına göre ihracatını yüzde 36 yukarı taşıdı.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise; Mayıs ayında yüzde 29’luk ihracat artışıyla 57 milyon 252 bin dolarlık ihracat rakamına ulaştı.

Türkiye’deki tütün ve tütün mamulleri ihracatçılarını çatısı altında buluşturan Ege Tütün İhracatçıları Birliği, Mayıs ayında 56 milyon 849 bin dolarlık ihracat yaptı.

Mobilya, kağıt ve odundışı orman ürünleri sektörlerini bünyesinde barındıran Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 56 milyon 323 bin dolarlık dövizi Mayıs ayında hanesine yazdırırken, 2020 yılı Mayıs ayına göre yüzde 16 performans artışı gösterdi.

En büyük ihraç kalemlerinden haşhaş tohumu için Hindistan’ın ithalat vizesinin çıkmasını bekleyen Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, 2021 yılı Mayıs ayında 40 milyon 267 bin dolarlık ihracata imza attı.

Mayıs ayında 12 milyar 829 bin dolarlık ihracat gerçekleştiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 2020 yılı Mayıs ayıyla kıyaslandığında ihracatta yatay bir seyir izledi.

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise; yüzde 76’lık gelişimle ihracatını 9 milyar 740 milyon dolara taşıdı.

Eskinazi; “EİB’nin ihracatının yüzde 36’ı birliği olmayan sektörlerden”

Ege Bölgesi’nin Mayıs ayındaki ihracatının iller bazında 2 milyar 192 milyon dolara ulaştığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, EİB ve Denizli İhracatçılar Birliği tarafından bu rakamın 1 milyar 473 milyon dolarlık kısmı kayda alınırken, Ege Bölgesi’nde üretimi ve ihracatı yapılan 550 milyon doların üzerinde bir ihracat farklı bölgelerdeki ihracatçı birliklerinde kayda alındığını, bu rakamın yıllık bazda 8 milyar doları bulduğunu, Ege Bölgesi’nin ihracatının EİB ve DENİB bünyesinde kayda alınmasını talep ettiklerini dile getirdi.

EİB bünyesinde kimya, otomotiv, elektrik-elektronik, makine, çimento cam seramik toprak ürünleri sektörlerinde ihracatçı birliği kurulması talepleri olduğunu ifade eden Eskinazi, “İzmir ve çevresinde yenilenebilir enerji ekipmanları üretiminde bir kümelenme oluştu. Mevcut sektörlere ilave olarak EİB çatısı altında “Yenilenebilir Enerji Ekipmanları İhracatçıları Birliği” kurulması gerektiğine inanıyoruz. Bu talebimizi de Ticaret Bakanımız Dr. Mehmet Muş’a ileteceğiz. Haklı talebimizin karşılık bulacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Mayıs ayında EİB olarak kayda aldıkları 1 milyar 218 milyon dolarlık ihracatın yüzde 36’sını oluşturan 433 milyon 431 bin dolarlık ihracatın EİB bünyesinde ihracatçı birliği olmayan sektörler tarafından gerçekleştirildiğinin altını çizen Eskinazi şöyle devam etti: “Kimyevi maddeler ve mamulleri sektörümüz 154 milyon 219 bin dolarlık ihracat performansıyla Mayıs ayında EİB bünyesinde birliği olmayan sektörler içinde en fazla ihracat yapan sektör olmayı başardı. Kimya sektörünü 61,8 milyon dolarlık ihracatla otomotiv endüstrisi, 61,7 milyon dolarlık dış satımla iklimlendirme sanayi ve 60,1 milyon dolarlık döviz getirisiyle elektrik elektronik sektörleri izledi. EİB’den ihracat kayda alan makine sektörü firmalarının ihracatı 49,4 milyon dolar olurken, çimento cam seramik ve toprak ürünleri sektörünün ihracatı ise; 35,8 milyon dolara ulaştı. Bu sektörlerimizde EİB bünyesinde temsil edilmek istiyorlar.”

2021 yılının kalan diliminde dünya genelinde aşılamada hız kazanılmasıyla birlikte normalleşme adımlarının daha hızlanmasını beklendiğine işaret eden Eskinazi, “İhracatçılar olarak pazarlama faaliyetlerinde daha özgür hareket edebilmek için aşılamada öncelikli gruplar arasında yer almak istiyoruz. İhracatçı firmalarımızın yöneticileri ve dış ticaret departmanlarında çalışan isimlerinin aşılamada öncelikli gruplar arasına alınmasını bekliyoruz. Aşısı olmayan kişiler vize başvurularında sorunlar yaşamaya başladı” diyerek sözlerini tamamladı.

Ege’nin ihracatı 2 milyar 192 milyon dolara ulaştı

Mayıs ayında Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 192 milyon 45 bin dolar olurken, İzmir 1 milyar 123 milyon 480 bin dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. İzmir’de faaliyet gösteren iki serbest bölgeden Mayıs ayında 216,5 milyon dolarlık ihracat yapıldı.

Ege Bölgesi’nde en fazla ihracat yapan ikinci il olan Manisa Mayıs ayını 445,3 milyon dolarlık ihracat tutarıyla geride bırakırken, Denizli 341,3 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.

Mayıs Muğla açısından yeni bir rekor ayı oldu. Mayıs ayında 69,9 milyon dolar ihracat yapan Muğla tarihinin aylık ihracat rekorunu kırarken, Ege Bölgesi illeri sıralamasında da dördüncü sıranın sahibi oldu.

Aydın, 66 milyon dolar, Balıkesir ise; 56,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, Afyon 31,6 milyon dolar, Uşak ve Kütahya 29’ar milyon dolar ihracat yapma başarısı gösterdi.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Ekonomi-teknoloji haberleri (15.06.2021)

Erkekler, Babalar Günü’nde Ne İster? Avantajix.com’un Babalar Günü dolayısıyla yaptığı araştırmada, her on babadan 6’sının …