TEKSTİLCİLER, ALMANYA VE BİRLEŞİK KRALLIK PAZARINI YAKIN MARKAJA ALDI
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Türkiye’nin tekstilde en önemli pazarı olan Almanya ve Birleşik Krallık’a ihracatı artırmak için Turkish Textile Network adı altında dört gün sürecek sanal ticaret heyeti düzenledi.
Türkiye’den ev tekstili ve giyimlik tekstil alanında faaliyet gösteren 26 firmanın yer aldığı heyet, ilgili ülkelerden 60’ın üzerinde üst düzey alıcı ile 270‘ten fazla B2B görüşme gerçekleştirecek.
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin ev sahipliğinde gerçekleştirilen dijital ticaret heyetinin açılış toplantısı, online olarak gerçekleştirildi. Dünya Gazetesi Yöneticisi Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünü yaptığı toplantıya katılan T.C Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, TİM Başkanı İsmail Gülle birer konuşma yaparken, T.C Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın ve T.C. Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın da görev yaptıkları ülkelerdeki son durum ile bu ülkelerde Türk firmaları için doğabilecek fırsatlar ve riskler konusunda bilgiler verdi.
Toplantıda açılış konuşması yapan UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, pandemi nedeniyle zorlu bir süreçten geçen ülkemizin bu sınavdan başarı ile çıkabilmek için ciddi bir uğraş verdiğine dikkat çekerek, UTİB olarak sürdürülebilir üretim ve ihracat için çok sayıda çalışmayı pandemiye rağmen iptal etmeden dijital ortamda sürdürdüklerini söyledi.
Almanya ve Birleşik Krallık’ın en önemli pazarlar arasında yer aldığına değinen Pınar Taşdelen Engin, “Sanal Ticaret Heyetimizle, her iki ülkeye yönelik ihracatımızı canlandırmayı, iş ve yatırım imkânları oluşturmayı amaçladık. Bu heyet Turkish Textile Network adı altında kurguladığımız ilk sektörel Ticaret Heyetimiz ve bu seriyi sektör olarak odağımızda olan ülkelerle devam ettirmek arzusundayız. Ev tekstili ve giyimlik tekstillerde faaliyet gösteren 26 firmamız heyette yer alıyor. Heyet kapsamında ilgili ülkelerden 60 tan fazla üst düzey ev tekstili ve giyimlik kumaş alıcısı firmalarımızla görüşme yapacak olup, 270 ‘ten fazla B2B görüşme organize edildi. Biz bu ticaret heyetini planlarken tekstil sektörümüzün çok güçlü olduğu iki alt ürün grubu olan Ev Tekstili ve Hazır Giyim Tekstilini dikkate aldık. Her iki alanda da Avrupa’nın en güçlü ticaret ortaklarındanız” diye konuştu.
Pınar Taşdelen Engin, Türkiye’nin Almanya pazarında tekstilde yüzde 5, ev tekstilinde ise yüzde 15 gibi son derece önemli bir pazar payı bulunduğunu hatırlatarak, “Bu durum tüm sektörler bağlamında çok büyük bir başarı. Aynı zamanda Almanya tekstil sektöründe bizim için Avrupa Birliği’ne açılan büyük bir kapı. Benzer şekilde Birleşik Krallık, 2019 yılı sonu itibarıyla 4. sırada yer alan temel pazarlarımızdan. Birleşik Krallık aynı zamanda 2019 yılı itibariyle dünya tekstil ithalatçı ülkeleri arasında da toplam 3,9 milyar dolar ithalat ile 16. Sırada yer alan yer alan önemli bir pazar. Birleşik Krallık en çok Çin, Türkiye ve Almanya’dan ithalat yapıyor. 2019 yılında Türkiye’nin Birleşik Krallık’a yaptığı tekstil ihracatı geçen seneye göre yüzde 5,33 artarak 377,5 milyon USD oldu. Ülkemiz, Birleşik Krallık tekstil pazarındaki üçüncü büyük oyuncu. Birleşik Krallık ise Türkiye’nin tekstil ihracatı yaptığı ülkeler arasında dördüncü sırada yer alıyor. Bu başarılı pozisyonu korumak ve geliştirmek sektörümüz için kritik önem taşıyor. Bildiğiniz gibi İngiltere aynı zamanda Ticaret Bakanlığımız tarafından tespit edilen dış ticarette öncelikli ülkeler arasında yer alıyor. Birleşik Krallık ayrıca Türkiye’nin en fazla dış ticaret fazlası verdiği iki ülkeden biridir. Bu açıdan çok farklı çok özel bir öneme sahip. Bu bağlamda Brexit sürecinden ülkemizin zarar görmemesi için Türkiye ile İngiltere arasında bir Serbest Ticaret Anlaşmasının tesis edilmesi ve rakiplerimize karşı dezavantajlı duruma düşmemek bizler için çok önemli. Bu konuda Bakanlığımızın değerli çalışmalarına katkıda bulunmaya daima hazırız” dedi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle de konuşmasında, yılın ilk 10 aylık döneminde tekstil sektörü üzerinde Almanya ve Birleşik Krallık’a ihracatımızın toplam ihracatımızın yüzde 10’ unu oluşturduğunu söyledi. Bu verilerin tekstil sektörünün bu pazarlarda ağırlıklarını daha da artırma gerekliliğini ortaya koyduğunu kaydeden Gülle, “Dokuma kumaşlardan ipek ürünlerine ipliklere örme kumaşlara sektörümüz dünyada fark yaratan Made in Türkiye markasını her bir pazarımızda gururla yükselten sektörlerimizin de başında geldiğini ifade etmem gerekiyor. Son iki aydır kırdığımız ihracat rekorlarına sanal ticaret heyetlerimiz neticesinde imzalanan anlaşmalarının elbette önemli bir katkısı oldu. Geniş katılımla gerçekleşen bu sanal heyetlerin ihracatımıza etkisini uzun vadede çok daha iyi hissedeceğimiz kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında ihracatın kötü gittiğini belirten T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, hazirandan itibaren yavaş yavaş toparlanmaların başladığını belirterek, “Bizim belki de şanslı tarafımız 2018 yılında kriz yaşamamıştık 2019 un son çeyreğinde büyüme yakalamıştık. Sağlık sistemimiz gayet iyiydi. Ama bu kriz tabi ki Türkiye’yi de etkiledi. İkinci çeyrekte yüzde 9.9’luk bir küçülme geldi ekonomiden üçüncü çeyrek bugün açıklandı yüzde 6.7 büyüme gerçekleştirdik. Bugünlere kadar açıklanan rakamlara bakarsanız bu gerçekten en büyük büyüme rakamlarından bir tanesi. Çünkü reel baz da bir büyümemiz var. Geçen senenin üçüncü çeyreği ile karşılaştırdığımız zaman dördüncü çeyrek zor bir çeyrek olacak. Ama büyük ihtimalle Türkiye yılı pozitif büyüme ile bitiren 3 4 ülke arasında yer alacak. Bizim ülke olarak kendimize güvenmemiz lazım ikincisi katma değeri yüksek olan ürünlerin ihracatına yönelmemiz lazım. Ev tekstilinde gerçekten çok iddialıyız. Bizim Almanya’ya ihracatımız 380 milyon dolar civarında. Bu rakamı daha da artırmamız lazım. Almanya tek başına dünya ithalatında yüzde 3,6’lık paya sahip ve dünyada beşinci sırada. Almanya en fazla ihracat yaptığımız ikinci ülke. İngiltere’de bu dönem dijitalleşmenin yaşandığı dönem. Dolayısıyla elektronik ticaretinde çok önem kazandığı bir dönem. Bu alanı da kesinlikle boş bırakmamız gerekiyor. Türkiye’de internete erişim oranı 62 milyon kullanıcı var. 4,6 milyon tüketiciye ulaşmak çok önemli. Eğer elektronik ticareti iyi kullanabilirsek. Bu alanı en iyi şekilde değerlendirmemiz lazım. Dijitalleşme sürecinin bakanlık olarak destekliyoruz. Tek amacımız var ihracatçılarımızın bu dönemde doğru pazarlara en iyi şekilde yönlendirebilmek. Gelecek sene dünya ekonomisi tekrar rayına girecek. Ticarette tekrar artmaya başlayacak artacak yeter ki bir olalım birlik olalım” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından söz alan T.C. Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, Alman ekonomisinin üçüncü çeyrekte 8,2 büyüdüğünü belirterek, “Almanya pandeminin açığını kapatmak amacıyla önümüzdeki dönem 180 milyar avro borçlanmaya gidiyor. Almanya en büyük ticaret ortağımız. Tekstil ve hazır giyimde de aynı şekilde. Mağaza ve alışveriş merkezlerine gelen kısıtlamalar bu sektörü de etkiliyor. Tüketicinin alışveriş yapma arzusu ve isteğinde belli bir düşüş olduğunu görülüyor alınan önlemler dolayısıyla online satışlarda daha çok artış olduğu görülüyor. Klasik mağaza zincirlerinin de online satışlara ağırlık verdiğini görüyoruz” dedi. Tedarikçilerin uzak doğudan yakın coğrafyaya döndüğünü söyleyen Aydın, ” Bu belki bizim için bir fırsat da olabilir” şeklinde konuştu.
Geçtiğimiz on bir ay boyunca İngiltere’nin salgınla mücadele ettiğini anlatan T.C. Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın ise İngiltere’nin hem Avrupa’da hem de dünyada en çok zarar gören ülkelerin başında geldiğini Brexit sürecinin de bunda etkili olduğunu söyledi. Yalçın, ”Bizim İngiltere ile ilişkilerimiz çok önemli ve kritik. İki ülke arasındaki ticaret, savunma sanayi ve güvenlik alanda önemli ilişkilere sahibiz. Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde yapılacak ticarette tabi ki bu sektöre de vergi artışı gümrük artışı konacak. Bu da bizim rekabetimizde diğer ülkelerle aramızda olan yarışı zorlayacak. Ama son iki haftalık buradaki gelişmelerin Avrupa birliği ile bir anlaşmanın yapılma ihtimalinin artırdığını söyleyebilirim. Anlaşma olmama halinde de biz kendimizi hazırlıyoruz. Ama bir anlaşma ihtimali arttığını söyleyebilirim. İngiltere’nin kaybının biraz daha fazla olacağını tahmin ediyorum o yüzden sağduyulu hareket edip bu işin sonuçlandırması gereken ağırlık olarak İngiltere olduğunu düşünüyorum” dedi.
Toplantının sonraki bölümlerinde T.C. Londra Ticaret Baş Müşaviri Mustafa Süleyman Beşli Birleşik Krallık, T.C. Berlin Ticaret Müşaviri Berrak Bilgen Beşergil ise Almanya ekonomilerindeki son durumu ve tüketici alışkanlıklarına yönelik birer sunum yaparken, C&A Ürün Müdürü Özgür Topal ve Isabelle Fabrics İş Geliştirme Direktörü Selda Nişanoğlu her iki ülkede Türk firmalarını bekleyen riskler ve fırsatlar konusundaki deneyimlerini aktardılar. Masterfind Consulting Yetkilisi Gözde Demirel Akan da özellikle internet üzerinden satış yapan firmaların taleplerinde olan artış nedeniyle Türkiye’ye ilginin arttığını dile getirdi.
Turkish Textile Network (TTN)’ün ilk dijital etkinliği olan Almanya-Birleşik Krallık Sanal Ticaret Heyeti 4 Aralık gününe kadar devam edecek.
Dijitalleşen Birgi Mefar Grubu’nun verimliliği her yıl hızla artıyor
Türkiye’nin en eski ve en büyük steril üretim hizmeti şirketi Birgi Mefar Grubu’nun dijital dönüşüm süreci 2009 yılından bu yana şirketin iki üretim tesisinde sürdürülüyor. Devam eden dijitalleşme çalışmalarıyla verimliliklerini hızla artırdıklarını belirten Birgi Mefar Grubu Bilgi Teknoloji Müdürü Seval Gündüz, yönetim sistemlerinde ve firma hedeflerinde her yıl elde ettikleri kayda değer iyileştirmelerle ilerlediklerini ve üretimde sağlanan verimlilik sonucu satışlar arttığı için ihracat potansiyelinin de aynı oranda arttığını söyledi. Operasyonların dijitalleşmesinin iş akışları ve performansa yüksek katkı sağladığını vurgulayan Gündüz, makine ömürlerinde büyük bir artış yaşanırken destek sistemlerinde de iyileşmeler olduğunu belirtti. Birgi Mefar, bu çalışmaları dünya genelinde 300’den fazla fabrikayı dijitalleştiren teknoloji şirketi Doruk ve akıllı üretim yönetimi sistemi ProManage ile 11 yıldır her yıl artan şekilde ve yüksek katma değerli olarak sağladıklarını ifade etti.
Türkiye’nin en eski ve en büyük steril üretim hizmeti (CMO) veren sanayi kuruluşu Birgi Mefar Grubu, 2009 yılından bu yana iki üretim tesisinde sürdürdüğü dijitalleşme çalışmalarıyla verimliliğini hızla artırıyor. İstanbul Kurtköy ve Samandıra’daki iki üretim tesisinde yaklaşık 800 çalışanıyla üretim hizmetleri verdiklerini söyleyen Birgi Mefar Grubu Bilgi Teknoloji Müdürü Seval Gündüz, şirketin dijitalleşme faaliyetleriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Samandıra’da yer alan Birgi tesisimizde ilaç üretimlerinde kullanılmak üzere boş ampul ve boş flakon üretimi yapılırken, Kurtköy’de yer alan Mefar’da ise ilaç üretimi yapıyoruz. Her iki tesisimiz, sadece Türkiye’nin değil yakın coğrafyanın en yüksek kapasiteli ve farklı formlarda aynı anda üretim yapabilen öncü tesisleri olarak dikkat çekiyor. 2009 yılında üretim tesislerimizde iş başlatma, bitirme, işlem tamamlama, operatör, süreç, ürün, arıza ve takip olmak üzere üretimimizin her noktasında dijitalleşme çalışmalarına başladık. Üretim noktalarımızın çalışma koşullarını dijital araçlarla takip ederek şartlarımızın kontrollerini online olarak anlık takip ettik ve uyarılarla destekledik. Yapa zeka, artırılmış gerçeklik uygulamaları, radyo frekans terminalleri, kameralar, sistem entegrasyonları ve geniş bir ağ yapısıyla çok sayıda endüstriyel ekipman kullanarak dijitalleşme sürecinde hızla ilerliyoruz. Her yıl yeni dijital araçlarla güçlenerek büyürken pazar liderliğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz.”
Verimli üretim sayesinde tüm satışları arttığı için ihracat potansiyeli de aynı oranda artan firma, Avrupa ve yakın coğrafyanın aşı üretim merkezi olmayı başardı.
Makine duruşlarının sürekli olarak değerlendirilip ölçeklendirildiğini söyleyen Gündüz, sözlerine şöyle devam etti: “Ölçülemeyen, izlenemeyen, şeffaf olmayan hiçbir sistemin iyileştirilemeyeceğini düşünüyoruz. Bu yüzden dijitalleşme sürecimizde tercihimiz; Türk sanayisindeki tecrübesi, sahip olduğu yetkinlik, tecrübe, yazılım kadrosu, hızlı değişim ve gelişimleri, sektördeki başarıları, referansları ve güncel teknolojiye uyumu nedeniyle teknoloji şirketi Doruk oldu. Dijitalleşme çalışmalarımız kapsamında makine duruşları, operatör performansı ve tüm birimlerin üretimi online olarak anlık izlendi. Böylece iş akışlarımıza ve performansımıza büyük oranda katkı sağlandı. Bakım ve onarım süreçlerimizde devreye giren sistem sayesinde zamanında doğru bakımlar ve onarımlar yaparak makine ömürlerinde büyük bir artış elde ettik. Tüm firma yönetim sistemlerinde, ana ve alt hedeflerimizde her yıl minimum yüzde 5’lik iyileştirmelerle ilerledik. Üretim hedeflerimizi takip ederek sürekli iyileştirme hedefleriyle ilerlemeye devam ediyoruz. Tüm yönetim süreçlerimizin içindeki değerleri her bir başlıkta anlık olarak izliyoruz ve her yıl mutlaka bir önceki yılda ulaşılan değerlerin üzerinde iyileştirmeleri hedefliyoruz. Odağımız daima iyi ve doğru üretim teknikleri kullanarak her adımda kaliteli süreçlere imza atabilmek ve kaliteli ürün üretebilmek. Bugün operasyonel olarak mükemmel sonuçlara ulaşmak için gereken 5S, 6N, Yalın Yönetim ve Kaizen gibi tüm aktiviteleri ve teknikleri kullanabilir ve uygulayabilir konuma geldik. Verimli üretim sayesinde tüm satışlarımız arttığı için ihracat potansiyelimiz de aynı oranda arttı. Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından verilen 2019 Yılı İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde cam-ambalaj kategorisinde en fazla ihracat yapan 5’inci şirket olduk. Aynı zamanda Avrupa ve yakın coğrafyanın aşı üretim merkezi olmayı başardık.”
“Dijitalleşme yolculuğumuzda Doruk uzun yıllar birlikte yürümeyi planladığımız partnerimiz”
Dijital dönüşüm sürecinde çözüm ortağı seçerken yüksek kalite standartları, yetkin kadro, teknolojik gelişim, büyüme potansiyeli ve güvenin en önemli faktörler olduğunu vurgulayan Seval Gündüz, sözlerini şöyle tamamladı: “Güvenilir, çalışkan, esnek ve hızlı bir iş ortağı gelişimimiz için çok önemli paya sahip. Sanayiye yönelik çalışmalar yürüten, ülkemiz için ileri teknolojiyle çalışan firmalarla iş birliği yaparak sektördeki gücümüzü artırıyoruz. Önümüzde çok uzun bir dijital dönüşüm yolculuğumuz var ve bu yolda Doruk ile birlikte yürümeye devam etmek istiyoruz. Hem ülkemiz ve sektörümüz hem de hepimizin yarınları için daima en iyiye ulaşmak üzere çalışmaya devam edeceğiz.”
Akıllı ve dijital üretim yönetimi ProManage ile Doruk, sanayicilerin gelecek planlarında vazgeçilmez partneri olarak onları geleceğin rekabetine bügünden hazırlıyor.
Yeni dünya düzeniyle birlikte sağlık sektöründe üretim verimliliği daha da büyük önem kazanıyor. Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, IIoT, makine öğrenmesi ve görüntü işleme teknolojileriyle tam entegre olan dünyadaki tek akıllı üretim yönetim sistemi ProManage ile Doruk, otomotiv, beyaz eşya, plastik, kimya, gıda ve ambalaj gibi pek çok endüstrinin yanı sıra ilaç sektörüne de ileri teknoloji çözümler sunuyor. Üreticilerin güncel ihtiyaç ve talepleri, teknolojik gelişmeler ve uluslararası trendler ışığında sistemlerini sürekli olarak geliştiren Doruk, sisteme yeni özellik ve işlevler eklenmesi sayesinde işletmelerin dijital Üretim Operasyonları Yönetimi (MOM-Manufacturing Operations Management) ve Üretim Yürütme Sistemleri’ni (MES-Manufacturing Execution System) çağın gereklerine uygun şekilde gerçekleştiriyor. Akıllı ve dijital üretim yönetimi sistemi ProManage, işletmelerin dar boğazlarını, zayıf yönlerini, gelişime açık noktalarını sürekli olarak gösteriyor ve bu açıkların iyileştirilmesi için işletmeyi uyarı mesajları ve farklı yollarla bilgilendiriyor. ProManage ile anlık üretim organizasyonlarının yapılmasına ek olarak işletmede normalde fark edilmeyen hız düşümü, duruş, arıza, bekleme ve kalite kayıpları nedenleriyle birlikte görünür hale geliyor ve analizler yapılarak kök nedenlerinin tespit edilmesi yoluyla önlem alınması ve sorunların giderilmesi mümkün oluyor. Doruk, kağıtsız işletmelere geçiş sağlayan ürün ve çözümleriyle üretim planlama, üretim izleme, üretim performans takibi, duruş analizi ve kayıp analizi yaparak işletmelere kayıplarını bulma ve yok etme fırsatı sunuyor.
Doruk’un dijital ve akıllı üretim yönetimi sistemiyle 2 ayda yatırım maliyeti geri kazanılıyor
Fabrikalar ve üretim işletmelerinde hız ve verimlilik artışı sağlayan sistemleriyle Doruk, maliyetlerin azalmasına ve teslim sürelerinin önemli ölçüde kısalmasına imkân tanıyor. Sanayiciler dijital ve akıllı üretim yönetimi sistemi ProManage’ı kullanmaya başladıktan yaklaşık 2 ay sonra bu sistem için yaptıkları yatırımı geri alabiliyor. 2 ay sonunda minimum yüzde 10 olmakla birlikte genellikle yüzde 20’ye varan oranda verimlilik artışı sağlanıyor. Yıl olarak düşünüldüğünde ise örneğin ayda 1 milyon Euro’luk girdi maliyeti olan bir işletme için 10 ayda yapılan 10 milyon Euro’luk masraf 8 milyon Euro’ya düşüyor ve işletme yılda 2 milyon Euro tasarruf edebiliyor. Özetle, Doruk’un üretim yönetimi sistemi ProManage’ı kullanan firmalar, üretimlerini daha verimli ve çevik hale getiriyor, kayıplarını tespit edip azaltarak maliyetlerini ve rekabetçiliklerini yönetebiliyor, alanlarındaki lider firmalara dönüşüyorlar.
İGİAD Başkanı Ayhan Karahan: Ekonomimizde ve piyasalarımızda öncelikle güven ve istikrar ortamına ihtiyaç var
Covid-19 salgını insan hayatını tehdit etmeye devam ederken, piyasaları da derinden sarmıştır. AB ile olan ilişkiler ve bölgesel çatışmalar dolayısıyla kırılgan hale gelen ekonomimiz olağanüstü koşullar altında iktisadi olarak sıkıntılar yaşamaktadır. Risk ortamının arttığı, uluslararası ticaret ve turizmin durma noktasına geldiği salgın günlerinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tarafından piyasaları koruma amaçlı hayata geçirilen maliye ve para politikaları kırılganlıkları daha da artırmıştır. Ülkemizde de döviz kurlarında yaşanan hızlı artış ve dalgalanmalar gündemin ilk maddesi haline gelmiş ve piyasa üzerinde giderek artan bir yüke dönüşmüştür.
Geçtiğimiz günlerde ekonomi yönetiminde değişimler meydana gelmiş, Hazine ve Maliye Bakanı ve Merkez Bankası başkanı değişmiştir. Bu değişim arkasından piyasa baskı ve beklentileri doğrultusunda faiz oranları 425 baz puan artırılmıştır. Faiz artışları öncesinde meydana gelen beklentiler kurun düşmesine yol açsa da sonrasında tekrardan yükselme meydana gelmiş, bu faiz artışı ateşi söndürmemiş bir miktar düşürmüştür. Ancak, önümüzdeki günlerde yeni dalgaların gelmesi muhtemeldir.
Sayın Cumhurbaşkanımız ve yeni ekonomi kurmaylarının piyasada istikrarın sağlanması için açıkladıkları reform çalışmaları olumlu bir resim çizmektedir. Merkez Bankasının somut adımlar atarak politikalarında sadeleşmeye gitmesi ve parasal sıkılaşmaya gitmesi Türk lirasının değerinin korunması için önemlidir. Finansal sektörde istikrar muhakkak orta ve uzun vadede reel sektöre pozitif dönüşler sağlayacaktır.
Ancak, ekonomide acı reçetelere başvurulurken reel sektörün içerisinden geçmiş olduğu şartları da göz önünden ayırmamak gerekmektedir. Ekonomimiz üçüncü çeyrekte alınan teşvik önlemleri ve desteklerle pozitif büyüme kaydetmiştir. Salgının yol açtığı dış talep açığı bu şekilde kapatılmış ve ekonominin çarkları dönmeye devam etmiştir. Bu bağlamda, yeni ekonomi yönetiminin de salgın şartları devam ettikçe başta KOBİ’ler olmak üzere reel sektörü desteklemeleri beklenmektedir. Destekler devam etmez ise üretim de yaşanacak kayıplar işsizliğe yol açacak, başta alt gelir grubu olmak üzere ciddi sosyal sorunlara yol açacaktır.
Finansal ve mali istikrar politikaları yanında krizden çıkmak için kamu bürokrasisi ve hukuk alanında da dile getirilen reform ve eylem planlarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Hukuk alanında hayata geçirilecek olan reform çalışmaları kadar var olan sistemin sağlıklı işletilebilmesi için eylem planları hazırlanmalı ve hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Türkiye ekonomisini, finansal ve reel piyasaları tehdit eden riskleri minimize edecek adımlar acilen atılmalıdır. Hem küresel ekonomide artan kriz ortamıyla mücadele etmek hem de iç piyasada yaşanan problemlere karşı koyabilmek için ekonomimizde ve piyasalarımızda öncelikle güven ve istikrar ortamına ihtiyaç vardır.
GİRİŞİMCİ ADAYLARININ YARI FİNAL HEYECANI TECHXTİLE STARTUP CHALLENGE HIZ KESMİYOR
Techxtile Startup Challenge’ın yarı final değerlendirme toplantısı değerlendirme kurulu üyeleri ve proje sahiplerinin katılımları ile gerçekleştirildi.
Techxtile Startup Challenge’da yarı final heyecanı yaşandı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, Proje Koordinatörü ve Ventures & Mentors League CEO’su Ufuk Batum, değerlendirme üyeleri ve proje sahibi girişimci adaylarının katılımları ile online olarak gerçekleştirilen programda açılış konuşmasını yapan UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, “UTİB, UHKİB, BTSO ve BEBKA olarak birlikte organize ettiğimiz “Techxtile Start-up Challenge” etkinliğimizin yarı final Değerlendirme Kurulu toplantısı için bir arada bulunmaktayız. Birliğimizin sektöre yeni girişimciler kazandırmak ve girişim kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla gerçekleştirdiği Techxtile Start-Up Challenge girişimcilik programına, pandemiye rağmen rekor başvuru oldu. Geçtiğimiz yıl 104 projenin yarıştığı programa bu yıl yüzde 66 oranında artış ile 174 proje başvuruda bulundu. 64 projenin kadın girişimcilerden gelmesi dikkat çekti. Bu yıl ilk kez kadın girişimcilere yönelik özel bir ödülün yer almasının ilgiyi artırdığını düşünüyorum. Başvuruların illere göre dağılımına baktığımızda ise ağırlığın Bursa, Ankara ve İstanbul’dan yapıldığını görüyoruz. Bu dönem birbirinden farklı ve ilgi çekici projelerle karşılaşacağız. 11 adayımız, içinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisi ile ilgili ürettikleri proje ile başvuru yaptılar. Akıllı tekstiller, sanal gerçeklik, teknik tekstiller, sürdürülebilirlik, yapay zekâ gibi alanlardan önemli sayıda proje sunuldu. Adaylarımızın dünya gündemini yakalamış olmaları ve bu konuda proje üreterek katıldıklarını görmek sevindirici bir tablo” ifadelerini kullandı.
Pınar Taşdelen Engin, başvuru yapan projelerden yarı finale kalan 31 proje sahibi girişimci adayına ve programa katılan tüm girişimci adaylarına teşekkür etti.
Program, Proje Koordinatörü ve Ventures & Mentors League CEO’su Ufuk Batum’un moderatörlüğü ile girişimci adaylarının proje sunumları ve değerlendirme kurulu üyelerinin değerlendirmeleri ile devam etti.
Techxtile Startup Challenge yarı final değerlendirme kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu:
UTİB Denetim Kurulu Üyesi Aşkın Kandil, UTİB Yönetim Kurulu Üyesi Burak Ay, UTİB Yönetim Kurulu Üyesi Cezmi Kırayoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç.Dr. Ali Kılıç, Bursa Uludağ TTO Girişimcilik ve Ticarileşme Koordinatörü Erkin Bilaloğlu, Bursa Teknoloji Transfer Ofisi Girişimcilik Koordinatörü Fatma Erdönmez, Tekstil Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Füsun Ekren, Bursa Uludağ TTO Genel Müdür Yardımcısı Nihal Sağlam, DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Çevikel, UTİB Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nuri Canik, Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Ayşe Çelik Bedeloğlu, Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Dilek Tut, Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Mehmet Karahan, Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Perrin Akçakoca, BOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Çağan, BEBKA Uzmanı Talha Göktaş
Programın ikinci gününde de yarı finalistlere Proje Koordinatörü ve Ventures & Mentors League CEO’su Ufuk Batum’un katılımı ile mentorluk eğitimi verildi.
Sevk Sonrası Reeskont Kredisi ile ihracatçılarımıza rahat nefes
Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Timurhan, Ege İhracatçı Birlikleri’nin düzenlediği online video konferansta sevk sonrası reeskont kredileriyle ilgili ihracatçıları bilgilendirdi.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Küresel ekonomik belirsizliklerin içinde ülke olarak geldiğimiz şu noktada, hedef pazarları iyi analiz ederek, pazar dinamiklerine uygun hazırlık yaparak uzun vadeli bir ihracat stratejisi belirlemeliyiz. İhracatçılarımızın elini rahatlatacak, finansman imkanlarına kolay erişimlerini sağlayacak, teminat mektubu ve kredi sorunlarını çözecek yeni formüllere ihtiyacımız var. Bu yüzden Sevk Sonrası Reeskont Kredilerine yönelik önlemlerin alınması son derece önemli.” dedi.
Kredi koşulları cazip olursa, sigorta yaptıran ihracatçı sayısı ve sigortalı ihracatın artacağını söyleyen Eskinazi şöyle devam etti:
“Sigortalı ihracat arttıkça da sigorta poliçesinin teminat verilebilmesi imkanı sağlayan Sevk Sonrası Reeskont Kredi Programına olan talep artar ve teminat mektubuna ihtiyaç azalır. Bu yüzden Sevk Sonrası Reeskont Kredi limitlerinin artırılmasını, limit geri dönüşlerinin de daha hızlı olmasını talep ediyoruz. Türk Eximbank’ın ihracatçılarımızın yeni pazarlara girişini teşvik edeceğine, bu pazarlarda aktif ve güçlü kalabilmesi için daha fazla destek vermeye yoğunlaşacağına hiç şüphemiz yok. Süreçteki belirsizliği ancak dayanışma ile daha da güçlenerek, rahat bir şekilde atlatabiliriz.”
Sevk Sonrası Reeskont Kredileriyle ilgili öne çıkan başlıklar;
-Vadeli ihracat alacaklarının temlik almak suretiyle kredilendirilmesi işlemidir.
-Azami vade 360 gündür.
-Kredilendirilme oranları aşağıdaki gibidir;
Yurtiçi banka garantisi – %100
Kısa vadeli ihracat sigortası – %85
-İmalatçı firmalar, ihracatçı firmalar, imalatçı-ihracatçı firmalar kredi programından faydalanabilmektedir.
Süreç; vadeli mal satışının yapılması, sevk sonrası reeskont kredi talebinin Eximbank’a iletilmesi, Eximbank tarafından gerekli kontrollerin yapılarak işleme uygunluk vermesi, temlikname ve poliçenin düzenlenmesi, temlik ihbarı / kabulü, TCMB tarafından işleme uygunluk alınması, sevkiyatın yüzde 85’ininkredilendirilmesi,kredinin vadesinde geri ödenmesi, yüzde 15’lik kısmın iadesi şeklinde işlemektedir.
Başvuru belgeleri; Kredi talep formu, İngilizce fatura, gümrük beyannamesi, taşıma belgesi, satış sözleşmesi/proformafatura (Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Belarus, Moldava ülkelerine yapılan ihracat işlemlerinde satış sözleşmesi zorunlu olarak alınmaktadır.), Akreditif metni MT700 (ve varsa değişiklik mesajı MT707), Römiz mektubu, Vade-Tutar Teyit Swift Mesajı.
Akreditif metni (MT700)
-Başvuruya konu akreditif Draft ve Sanction Clause (Yaptırım şartı) içermemelidir.
-Akreditif Irrevocable (Geri dönülemez) ve ödeme türü de Deferred Payment (Vadeli) olmalıdır.
Yurtiçi Banka Ödeme Teyidi (MT752/754/756)
-Teyitli akreditif işlemlerinde teyit bankasının ödemeyi vadesinde Türk Eximbank hesaplarına yapacağını taahhüt etmesi gerekmektedir.
Kredi kullandırım süreci
-Kredilendirme oranına göre iskonto faizi ve EFT masrafı kesilerek kredi tutarı kullandırım günü TCMB tarafından11.00’da açıklanan Döviz Alış Kuru üzerinden TL’ye çevrilerek firma hesabına aktarılır.
Geri ödeme işlemleri Kredi ve Temlik Kapatma
-Alıcı firmalar ödemeleri fatura vadesinde Türk Eximbank hesaplarına yapmaktadır.
-Kredilendirme oranına göre kredi ve temlik kapatmaları yapılır.
-Kredilendirilmeyen yüzde 15 tutarlar döviz olarak ihracatçı firmaya iade edilir.
Kredilendirilmeyen faturalar
-Global temlik kapsamında kredilendirilmeyen fatura tutarı ihracatçı firmaya iade edilmektedir.
Faturaların vadesinde ödenmemesi durumunda;
-Söz konusu alıcıya yapılan yeni sevkiyatlara ilişkin başvurular işleme alınamamaktadır.
Kredi vadesine kadar alıcıdan ödeme olmaması durumunda;
-Kullandırım günü libor/euribor +3 faiz oranıyla gecikme cezası uygulanmaktadır.
Kredinin Kredi vadesini takip eden 30 gün içerisinde ödenmemesi durumunda;
-Dosya Sigorta Tazminat Müdürlüğü’ne devredilerek kredi riski kapatılmaktadır.
Hidrojen Yakıtlı Toyota Mirai’nin 2. Nesli Yollarda
Toyota, otomotiv endüstrisinde devrim niteliğindeki hibrit motor teknolojisinin ardından sıfır emisyon hedefiyle başlattığı ikinci dönemin simgesi hidrojen yakıt hücreli Mirai modelinin yeni neslini dünyaya tanıttı. Sürdürülebilir hidrojen geleceği vizyonuyla geleceğe bir pencere açan Toyota, ikinci nesil yakıt hücreli Mirai sedan ile otomotiv sektöründe yeni bir başlangıcın da ilk adımı atmış oldu.
1992 yılında hidrojen yakıt hücreli araçlar üzerinde çalışmaya başlayan Toyota, Mirai sedanı ilk kez 2014 yılında dünya pazarına sunmuş ve hayranlık uyandıran bu benzersiz otomobille vizyonunu ortaya koymuştu. Çevreci yakıt teknolojileri konusunda 50 yılı aşkın bir süredir çalışmalarını aralıksız sürdüren Toyota, hidrojeni elektrik enerjisine çevirerek yalnızca su buharı salımı ve havayı temizleme özelliğiyle yeni bir çığır açan yeni nesil Mirai ile hibrit teknolojisinde olduğu gibi yakıt hücreli araç teknolojisini de yeni bir seviyeye taşıyor.
Emisyon değerlerinin sıkça konuşulduğu ve bir çok ülke tarafından çeşitli önlemlerin hayata geçirildiği bu günlerde sıfır emisyon salımı olan Yeni Mirai, yeni teknolojileriyle çevreye zarar vermemesinin yanında sürüş yaptıkça çevreyi temizleyen “negatif emisyon” etkisine de sahip bulunuyor. Japonca “gelecek” anlamını taşıyan adıyla Mirai, aynı zamanda yüzde 20 civarında daha uygun fiyatıyla da çevreci otomobil teknolojisine herkesin kolayca ulaşabilir olmasının da önünü açıyor.
Teknolojisiyle birlikte tasarımıyla da etkileyici görünen yeni Mirai, modüler GA-L platformu üzerine yapıldı. Daha verimli bir teknik yerleşime sahip yeni Mirai, daha geniş yaşam alanı ve beş kişilik oturma kapasitesi sunuyor. Daha modern ve çekici bir tasarıma sahip olan yeni Mirai, aynı zamanda daha dinamik bir sürüş performansı da sağlıyor.
Mirai’nin menzili yüzde 30 arttı
Toyota yeni Mirai’yi geliştirirken tasarımından sürüşe, performanstan konfora kadar tüm beklentileri kapsayacak çok yönlü bir çalışma gerçekleştirdi. Verimliliğe öncelik verilerek Mirai tipik bataryalı elektrikli otomobillerin menzilinin ötesine geçmeyi başardı. Güç ve hidrojen yakıt kapasitesi, artan verimlilik ile birlikte sağlanan daha iyi aerodinamik menzili yüzde 30 artırdı. Ekstra hidrojen tankının eklenmesi sayesinde yapılan geliştirmelerle sadece su buharı salan sıfır emisyonlu Mirai, 650 kilometre civarında menzile uygun hale getirildi.
Toyota’nın modüler GA-L platformu ve yeni yakıt hücresi güç ünitesiyle birlikte, yakıt hücresi sisteminin yerleşimiyle kabinde beş kişi için daha geniş bir yaşam alanı da elde edildi.
Mirai aynı zamanda ölçüleriyle de dikkat çekiyor. Yüksekliği 1,470 mm ile 65 mm azaltılan aracın dingil mesafesi 140 mm artırılarak 2,920 mm oldu. Uzunluğu 4,975 mm olan aracın iz açıklığı 75 mm artırıldı. Önde ve arkada 19-20 inç jantların kullanılmasıyla birlikte daha dinamik bir görünüm elde edildi.
T şeklinde yerleştirilen yakıt hücresi tankıyla birlikte 5.6 kg hidrojen taşıyabilecek kapasiteye sahip yeni Mirai, optimize edilen 50:50 ağırlık dağılımıyla birlikte dengeli ve dinamik bir sürüş sunuyor.
Yeni yakıt hücresi sistemi
Toyota’ yeni yakıt hücresi sistemi ve yakıt hücresi güç konvertörü özel olarak GA-L platformuna göre geliştirildi. Daha küçük ve daha hafif tasarlanan parçalar, aynı zamanda performansına ileriye taşıyor. Güç yoğunluğu artan araçla birlikte Mirai bu konuda da rekor kırıyor.
Yenilikçi yaklaşımla parçalarda yüzde 50 hafifleyen araç, bir önceki nesline göre yüzde 12 daha güçlü oldu. Yeni nesil Mirai, 5.4 kW/l güç yoğunluğuyla birlikte 174 HP güç üretirken, geliştirilen yapısıyla birlikte -30˚C gibi soğuk koşullar için dahi yüksek performans sunuyor.
Yeni Mirai aynı zamanda mevcut Mirai’nin nikel metal hibrit bataryası yerine lityum iyon yüksek voltajlı batarya ile donatıldı. Batarya daha küçük boyutlarına rağmen daha fazla enerji yoğunluğuna, daha düşük ağırlığa ve daha fazla verimliliğe sahip bulunuyor.
Mirai havayı da temizliyor
Toyota Mirai’nin çevresel faydaları sıfır emisyonun ötesine geçerek “negatif emisyon” gibi önemli faydalar da sağlıyor. Mirai hareket halindeyken havayı da temizliyor. Toyota’nın bir yeniliği olarak aracın hava girişine katalizör tipi bir filtre eklendi. Yakıt hücresi sistemini beslemek için araca hava çekilirken, dokunmamış kumaş filtre elemanı üzerindeki bir elektrik yükü, kükürt dioksit (SO2), nitrit oksitler (NOx) ve PM 2.5 parçacıklar dahil olmak üzere çevreyi kirleten mikroskobik parçacıkları yakalıyor. Sistem, hava yakıt hücresi sistemine geçerken 0 ile 2.5 mikron çapındaki partiküllerin % 90-100’ünün uzaklaştırılmasında etkili oluyor.
Satışlarda 10 kat artış hedefleniyor
Toyota yeni Mirai’yi tanıtmasıyla birlikte satış adetlerinde 10 kat artış ile daha büyük bir pazar payı hedefliyor. Bu büyüme yeni modelin daha güçlü performansı ve daha çekici tasarımıyla desteklenecek. Bununla birlikte satış fiyatının yüzde 20 düşmesiyle daha ulaşılabilir bir otomobil olacak.
Hidrojen altyapısının ve istasyonların çoğalması ile birlikte hükümetler ve yerel otoritelerin çevreci yeni teşvikler sunması, hidrojen yakıt hücreli araçların kullanımının giderek artış göstermesinin önünü açıyor.
Enza Home ile Aydınlatmada Göz Alıcı Bir Dokunuş
Modern tasarımlarıyla evinize zarafet katan Enza Home, farklı tarzlara hitap eden aydınlatma serileriyle yaşam alanlarınızı zengin ve estetik dokunuşlarla süslüyor.
Çağı yakalayan tasarımlarıyla fark yaratan Enza Home, dekorasyonda ışığın ne kadar önemli bir rol oynadığının bilinciyle birbirinden şık aydınlatma serileri sunuyor. Bu serilerden biri olan Piero, zarif ve göz alıcı formuyla yaşam alanlarına rafine bir dokunuş katıyor. Abajur ve lambader seçenekleri bulunan Piero,füme ve siyah başlık tasarımını, gold ve silver gövde alternatifleriyle zenginleştiriyor.
Cam ve metalin sofistike birlikteliğini zarif tasarımıyla tamamlayan Mocca İkili Sarkıt Aydınlatma ise şık ve zamansız bir dekorasyon anlayışını yansıtıyor. Mocca’nın siyah renkli, kabarcıklı el yapımı cam başlık tasarımı ise sıra dışı görüntüsüyle çarpıcı bir etki yaratıyor.
Total, EV Fluids ürün gamıyla elektrikli araç sıvılarında da öncü
Total Madeni Yağlar, binek araçlar için TOTAL QUARTZ EV FLUID, ağır dizel araçlar için TOTAL RUBIA EV FLUID ürünleriyle yüksek devirli elektrikli motorlar ve şanzımanlara özel çözümler sunuyor.
Total Madeni Yağlar, elektrikli araç sıvıları pazarına öncülük eden liderlerden biri olarak elektrikli ve hibrit araçlar için yenilikçi soğutma ve yağlama ürün grupları geliştirdi: Binek ve hafif ticari araçlar için TOTAL QUARTZ EV FLUID ve arazi araçları, elektrikli otobüsler ve diğer elektrikli ağır ticari araçlar için TOTAL RUBIA EV FLUID. Bu iki ürün grubuna ek olarak Total Madeni Yağlar şarj etme, depolama ve filo yönetimi için birçok çözüm sunuyor. Araçlar üretim hattından çıkmadan önce dolumu yapılan yüksek performanslı sıvılar, araçlara servis ömürleri boyunca eşlik ediyor.
Elektrikli ve hibrit araçlara talebin günden güne arttığını belirten Total Turkey Pazarlama Teknik Servisler Müdürü Özgecan Çakıcı, “Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre elektrikli araç satışlarının 2030 yılına kadar hafif ticari araç pazarının yüzde 20 ila 50’sini oluşturması bekleniyor. 2050’de ise yeni üretilen araçların yüzde 70’inin hibrit ve elektrikli olması öngörülüyor. Dünya çapında karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik alınan kararlar da elektrikli ve hibrit araçların geleceğinde büyük rol oynuyor. Orta ve uzun vadede yaşanacak bu değişim, madeni yağ sektöründe yeni teknolojilere uygun ürünlere ihtiyaç doğuruyor” dedi.
“EV (Electric Vehicle) Fluids geleneksel yağlardan ayrışıyor”
Total Madeni Yağlar özel yağlama ve soğutma sıvılarını elektrikli ve hibrit araçların gerektirdiği dört önemli konuya odaklanarak geliştirdi:
- Yalıtkanlık: Elektrik akımı ile yapılan herhangi bir kullanım için emniyet açısından önemli bir gereklilik.
- Elektrikli motorlarda bakır bobinlerin korozyona uğramasını önlemek ve polimer kaplamaları korumak için yeni elektrikli araç malzemelerinin kullanım şartlarına uygunluk.
- Isınma: Elektrikli modellerde ısı hızlıca açığa çıkıyor ve ürünler yüksek hızlanmalarda veya hızlı şarj esnasında akülerin ısınmasını önlüyor.
- Mekanik bileşenleri korumak, daha az sürtünme sağlamak ve araçların uzun süre verimli çalışması için gereken transmisyon ve diğer aksamların yağlanması.
Özgecan Çakıcı, “EV Fluids ürün gamımızdaki ürünler geleneksel motor ve şanzıman yağlarının standart yağlama, soğutma ve sürtünme önleme özelliğini taşımasının yanında dielektrik özelliği ile yalıtım, malzemeler ile uyum özelliği ile elektrik motor teknolojisinin malzemeleriyle rahat çalışma ve termal özellik ile çok yüksek sıcaklıkta yangın riskine karşı güvenli çalışma sağlıyor” diye ekledi.
EGİAD PANDEMİDE GELİR KAYBINA UĞRAYAN ÜYELERİ İÇİN KOLLARI SIVADI
Dünyayı etkisi altına alan, binlerce kişinin ölümüne yol açan koronavirüs salgınıyla ilgili bakanlıklar, yerel yönetimler ve siyasi partiler mücadelelerine hız kesmeden devam ederken bir adım da Ege Genç İş İnsanları Derneği – EGİAD’dan geldi. Tüm dünyayı etkisi altına alan ve Türkiye’de de hızla yayılan korona virüs salgınına ilişkin EGİAD yine bir ilke imza atarak, üyelerinin ihtiyaç duyabileceği her türlü destek için harekete geçti. Başta gıda olmak üzere pandemi sebebiyle gelir kaybına uğrayan üye şirketlerine ihracat, e ticaret, ürün alımı, alış-veriş olmak üzere birçok başlık altında destek olma kararı aldı.
Pandeminin ilk günlerinde Yönetim Kurulu Üyeleri ve çalışanlarından oluşan EGİAD Kriz Masası oluşturan STK, üyelerinin Covid 19 kapsamında ihtiyaç duyabileceği sosyo ekonomik süreçlere ilişkin destek ve yönlendirici grup olarak faaliyet göstermeye devam ediyor. Bu kapsamda STK tarafından kurulan ilk kriz masası olarak faaliyetlerini sürdüren EGİAD Pandemi Kriz Masası, ihtiyaçları belirlemek üzere üyeleriyle bir araya geldi.
İŞ DÜNYASI KİRA DESTEĞİ VE TEŞVİK BEKLEMEKTE
Toplantıda devlet desteği ve teşvikin önemine dikkat çekilirken, aylardır kapılarına kilit vuran gıda ve hizmet sektörleri ile buna bağlı işletmelere kira yardımı yapılmasının önemi vurgulanarak hükümete açık çağrıda bulunuldu. Toplantıda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Aslan, Mart itibariyle başlayan sürecin ağırlaşarak devam ettiğini hatırlatarak, “Önümüzde 6 aylık zorlu bir süreç daha bizi beklemekte. İş dünyası kredi borçlarının ertelenmesini ve çarkların dönmesi için teşvik yapılmasını talep etmekte. Özellikle gıda, hizmet ve bu sektörle çalışan işletmeler durma noktasına gelmiştir. Kapılarına kilit vurmak zorunda kalan, günün belli saatlerinde çalışmak durumunda olan işletmelere kira desteği şart olmuştur” dedi.
Ülke olarak hatta küresel açıdan daha önce tecrübe edilmemiş, sonuçları ve hasarları kestirilemeyen bir süreçle topyekûn mücadele edildiğini kaydeden Aslan, “Ortaya çıkan sağlık sorunları ve yaşadığımız kaygıların dışında ekonomik ve toplumsal sıkıntılarla da mücadele etmemiz gereken zor bir dönemden geçiyoruz. EGİAD olarak üyelerimizin yanındayız ve üyelerimizin bu süreci en az hasarla atlatması noktasında önemli sorumluluklar üstlendik ve üstlenmeye devam edeceğiz. İlk vakanın tespit edilmesi ile başlayan süreç ile birlikte kurduğumuz Covid 19 Kriz Masası ile üyelerimizin görüş ve önerilerini alıyor, sektörlerimizin ihtiyaç duydukları destek paketlerine ilişkin raporları ilgili mercilere iletiyoruz” şeklinde konuştu.
KRİZİN ÇIKIŞ KAPISI E-TİCARET
E ticaret ve dış ticaret eğitimleri için de butona basan EGİAD, süreci üyelerinin e ticaretini geliştirerek ve dış ticaret eğitimleri ile destekleyerek daha az hasarla atlatmayı da planlamakta. Aralık ayı itibariyle üyeleri için bir dizi online eğitim başlatacak olan STK, bu şekilde online kazanç kapısını da üyeleri için aralamış olacak.
PANDEMİDE 100’E YAKIN ETKİNLİK ONLİNE GERÇEKLEŞTİ
İnsan sağlığının her şeyden önemli olduğuna da vurgu yapan Aslan, son gelişmeler ışığında dernek olarak önlemler aldıklarına dikkat çekerek; “Biz de bu konuda hassasiyet göstererek ilk andan itibaren derneğimizin fiziki faaliyetlerini askıya aldık ve idari kadromuza evden çalışma imkânı tanıdık. Bu doğrultuda bir ilki daha mecburen de olsa gerçekleştirdik” dedi. Aslan, tüm toplantılarını dijital platforma taşıyan STK’nın hiç aralıksız çalıştığını vurgulayarak, “Dernek toplantılarımızın tamamını dijital ortamlara taşıdık. Ancak yine de bu süreçte 100’e yakın etkinlik gerçekleştirmeyi başardık” dedi.
EGİAD KRİZ MASASI’NIN TAKİP BAŞLIKLARI
-Kriz sebebiyle düzenli olarak güncellenen devlet desteklerini ve finansal destekleri takip etmek,
-Üyelerimizden gelecek geri bildirimlere istinaden krizde sektörel zararları hafifletecek teşvik ve desteklerin lobicilik faaliyetlerini yapmak,
-Münferit talebi olan üyelerimizin sıkıntılarını gündemine taşımak,
-Dış paydaşlara destek olabilmek için yardım kampanyaları düzenlemek
-Bu sürecin sonunda olabildiğince farkındalığı artmış, yeni düzene hazırlanmış üye ve dış paydaş profili oluşturmaya çalışmak
TOYOTA’NIN EN YENİ BAYİSİ MARDİN’DE AÇILDI
Toyota’nın Türkiye’deki bayi sayısı 60’a ulaştı. Toyota’nın en yeni bayisi Toyota Plaza Timurağaoğlu Mardin’de hizmet vermeye başladı. Toplam 4 bin 200 m2’lik kapalı alana sahip Toyota Plaza Timurağaoğlu’nda, konularında uzman 26 uzman personel bulunuyor.
Toyota Plaza Timurağaoğlu, 450 m2’lik showroomu, 1300 m2’lik mekanik atölyesi ve ikinci el otomobil alım satımında müşterilerinin taleplerini karşılayacak 420 m2’lik Xchange by Toyota alanı ile Mardin ve bölge halkına hizmet götürecek.
Toyota’nın en yeni bayisi olan Toyota Plaza Timurağaoğlu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nesim Timur, marka gücü ile birlikte Mardin ve bölgenin talep ve ihtiyaçlarını “en üst düzeyde müşteri memnuniyetiyle” yerine getirmek üzere yola çıktıklarını belirterek “Toyota’nın 60’ncı bayisi olarak kentimize sağladığımız katma değer çok önemli. Toyota’nın temel felsefesi olan insana saygı ve sürekli gelişim çerçevesinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Hizmet kalitesini ön planda tutarak en iyiyi sunmak amacındayız. Modellerimizin çeşitliliği ile birlikte halkımızın tüm beklenti ve taleplerine karşılık vererek kentimizde örnek gösterilecek bir konuma ulaşacağız” dedi.
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.




