Eğitim-kültür, medya, magazin-yaşam haberleri

Çalışanların yüzde 28’i  işe yemek götürmeyi tercih ediyor!

Türkiye’nin lider paketli yemek markası Meal Box, çalışanların pandemi döneminde değişiklik gösteren öğle yemeği alışkanlıklarını araştırdı. Pazar araştırma ve danışmanlık şirketi Barem’in gerçekleştirdiği anket sonuçlarına göre, çalışanların yüzde 28’i öğle yemeğini evden götürmeyi tercih ediyor. Bu dönemde çalışanların yemek seçimindeki önceliği hijyen olurken, görüşülen kişilerin yalnızca %43’ü sağlık açısından dışarıda yemek yemeye güveniyor. Şirketlerin yüzde 26’sının ise herhangi bir öğlen yemeği politikası bulunmuyor.

 Türkiye’nin lider paketli yemek markası Meal Box, çalışanların pandemi dönemindeki öğle yemeği alışkanlıklarını araştırdı. BAREM’in gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına göre, şirketlerin yüzde 26’sının herhangi bir öğle yemeği politikası bulunmuyor. Salgın döneminde çalışanların yemek tercihlerindeki önceliği hijyen oldu. Dışarda yemek yemeğe sağlık açısından güvenenlerin oranı %43. Çalışanların yüzde 28’i öğle yemeğini evden götürmeyi tercih ediyor. Bu araştırma sonuçları çalışanlar için öğle yemeği alanında ciddi bir boşluk olduğunu gösteriyor. Bu boşluğu doldurmaya en büyük aday ise pandemide hızla büyüyen paketli yemek sistemi.

 İşyerlerinde öğle yemeği politikası olmayanların oranı yüzde 26

 Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 26’sının, şirketinde herhangi bir öğle yemeği uygulaması bulunmuyor. Firmanın, çalışma şeklinin özelliği yemek politikasını doğrudan etkiliyor. Bu oran bu dönemde evden çalışan beyaz yakalılarda %17 iken, kendi hesabına çalışanlarda %46’ya çıkıyor. Yarı zamanlı çalışanların yaklaşık yarısı çalıştığı şirkette herhangi bir öğle yemeği politikasına tabi değil. Tam zamanlı çalışanlar şirkette pişirilen yemeği (yüzde 33), yarı zamanlı çalışanlar evden yemek götürmeyi (yüzde 43); evden çalışanlar ise yemek kartı/ çeki/ fişi ile dışarıdan yemek yemeyi (yüzde 46) daha çok tercih ediyor.

 “Lezzet” yerini “hijyen”e bıraktı

 Rakamlara göre, işyerinde veya dışarıda yenilen öğle yemeğinde, çalışanların en fazla önem verdiği kriter hijyen. Sıralama analizine göre; işyerinde veya dışarıda yenilen öğle yemeğinde çalışanların en önem verdiği kriter hijyen (yüzde 36) oldu. Bunu; sağlık (yüzde 27), lezzet (yüzde 21) ve bildik yer olma (yüzde 16) izlemektedir.

 Paketli yemek pandemide hayat kurtaran seçenek oldu

 Şirketinde kendi mutfağı olmayan ve dışarıdan yemek uygulamasını tercih etmeyen çalışanların abonelik sistemine odaklı paketli yemek hizmetine yöneldiğini belirten Meal Box CEO’su Murat Demirhan; “Barem’in araştırması, yemek tercihlerimizdeki eski alışkanlıklarımızın neredeyse tamamen değiştiğini gösteriyor. Çalışanların dışardan yemek siparişi verme konusundaki güvensizliği pandemi döneminde daha da arttı ve yemekte aradığı ilk kriter hijyen oldu. Söz konusu sağlık olunca, ne yenildiğinin, masaya gelene kadar hangi aşamalardan geçtiğinin önemi de arttı. Tüm bunlar işverenleri de çalışanları da izleyecekleri yemek politikası konusunda çıkmaza soktu, farklı çözümleri beraberinde getirdi. Bu çözümlerin başında paketli yemek aboneliği geliyor. Meal Box olarak pandemi boyunca yaklaşık 5 kat büyüdük. Hijyen, lezzet ve fiyat avantajları açısından bu süreçte oldukça ilgi görmeye başlayan paketli yemek hizmeti kendi mutfağı olmayan şirketler tarafından yakın zamanda en fazla kullanılan model olacak ve pazar daha da büyüyecektir. Özetle, paketli sıcak yemek aboneliği pandemide işverenlerin ve çalışanların hayatını kurtaran seçenek oldu.” Dedi.

 Araştırma Künyesi: Araştırma Barem tarafından 17 Ekim – 04 Aralık 2020 tarihleri arasında CATI yöntemiyle Türkiye temsili 1000 kişiyle yapılmış,pandemi döneminde  çalışma faaliyetlerini tam zamanlı ve yarı zamanlı olmak üzere işyerine giderek veya evden çalışarak yürüten kişilerle görüşülmüştür.

Türkiye’yi kadınlar yönetse nasıl olurdu?
SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği, kadın liderliğinde bir ülkenin nasıl olacağını ortaya koymak amacıyla #ÜlkemiBenYönetsem adıyla bir web sitesi geliştirdi. Proje; Türkiye’de ve dünyada ülkeleri kadınların yönetmeleri halinde neler yapabileceklerini ve kadın liderliğinin Türkiye ve dünyayı nasıl yaşanılır bir yer haline getirebileceklerini göstermeyi amaçlıyor.
Yüzyılın en büyük krizi pandemiyle mücadelenin merkezinde çoğunluğu kadın olan sağlık çalışanları yer alıyor. Öte yandan krizi en iyi yöneten ülkelerin yönetimde kadın politikacılar bulunuyor. Ancak dünyada yalnızca 25 ülkenin hükümet veya devlet başkanı kadın. SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği bu alanda kadınların politikada ve karar alma mekanizmalarında eşit ve etkin biçimde var olması gerektiğine inanıyor. Bu çerçevede kadınların yönetimiyle ülkelerin ve dünyanın daha yaşanılır bir yer olabileceğine dikkat çekmek ve etkileşimli bir biçimde ortaya koymak üzere bir web sitesi geliştirdi. #ÜlkemiBenYönetsem sesdernegi.org/ulkemi-ben-yonetsem adını taşıyan siteye giren kadınlar, kendilerinin seçilmiş veya atanmış yöneticiler olmaları durumunda Türkiye’yi nasıl yöneteceklerini bir cümleyle paylaşacak.
SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Gülseren Onanç, pandemi döneminde kadınların yönettiği ülkelerin süreç yönetiminde başarılı olmalarının kendilerine ilham verdiğini belirtti. Onanç, bu konuda şunları söyledi: “Dünyada sadece 25 ülkede hükümet ya da devlet başkanı kadın. Oysa kadın politikacılar pandemi sürecini başarıyla yönettiler ve örnek bir liderlik sergilediler. Biz kadın liderliğinin eşit olarak politikada ve karar mekanizmalarında var olduğu bir ülkenin ve dünyanın daha yaşanılır olduğuna inanıyoruz. Bu amaçla #ÜlkemiBenYönetsem web sitesini geliştirdik.  Kadınların kendilerini, ülkesini yöneten seçilmiş veya atanmış bir kadın olarak görmesini ve Türkiye’yi nasıl yöneteceklerini bir cümleyle paylaşmalarını istiyoruz. Karar mekanizmalarında seçilmiş veya atanmış olmaları durumunda; ne karar alırlardı? Neyi değiştirirlerdi? Nasıl davranırlardı? Eğer kadınlar ülkelerini yönetseydi Türkiye ve dünya nasıl bir yer olurdu? Kadınların katılımıyla ortaya çıkacak tabloyu herkese göstermek istiyoruz. Biz çok güzel olacağına inanıyoruz. ‘Ülkemi ben yönetseydim’ diye düşünün ve yaşanılır bir dünyayı hayal etmemize yardımcı olun.”
Ülkesini yönetmeyi hayal eden kadınlar sesdernegi.org/ulkemi-ben-yonetsem sitesine girdiklerinde yazacakları ifade görselleşecek. Ayrıca katılımcılar isterse bu içeriği sosyal medyadan paylaşabilecek. Burada ifade edilen görüşler bir süre sonra bir rapor halinde kamuoyuyla paylaşılacak.

Sosyal izolasyonun çocuklar ve gençlerde uzun dönem 9 olumsuz etkisi

Covid-19 salgını dünyada yaklaşık 1.’nci senesini doldururken 20 yaş altı çocuklar ve gençler, bu dönemin çoğunu evlerde izolasyonda geçirdiler ve geçirmeye de devam ediyorlar. İlk başlarda bu süreç hoşlarına gitmiş olsa da, fiziksel aktiviteden uzak kalmaları, zamanla hem psikolojik, hem de anatomik olarak olumsuz etkiler ortaya çıkarmaya başladı. Ucu açık olan ve henüz hayatımızdan ne zaman gideceğini bilmediğimiz Covid-19 pandemi sürecine değinen Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezi’nden Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:

Salgının ne zaman bizi eski özgür dünyamıza döndüreceğinin tam olarak belli olmadığı bu süreçte, sosyal izolasyonun çocuklar ve gençlerde uzun dönem etkileri kaçınılmaz. Bu dönemden, çocuklarımızın ve gençlerimizin daha fazla etkilenmemeleri için ders ve sosyal medya ortamından onları uzaklaştıracak spor aktivitelerine mutlaka yer açmalıyız” dedi.

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, uzun dönemde sosyal izolasyonun çocuklar ve gençlerde ortaya çıkarabileceği fiziksel ve ruhsal sorunlar hakkında şunları anlattı:

1-Eğitim ve öğretimin tamamen ekrana bağlı olduğu bu dönemde, ekran başında uzun saatler geçirmekten kaynaklanan duruş bozuklukları.

2-Gerekli fiziksel aktiviteden uzak kalan kasların, hem boyutlarında, hem de uzunluklarında ortaya çıkan gelişim gerilikleri.

3-Aktivite eksikliği nedeniyle az enerjiye ihtiyaç duyan gençlerde, az beslenme sonucu vücutlarına almaları gerekenden az yapı taşları almaları neticesinde ortaya çıkabilecek sorunlar.

4-Ev ortamında fazla yemekten kaynaklanan obezitede artış ve eklem sorunları.

5-Çocuklarda, sokak ya da okul oyunlarıyla gelişen koordinasyon ve denge becerilerindeki gerilik.

6-Kemiklere, gerekli büyüme streslerinin az binmesi nedeniyle, boy kısalıkları.

7-Belirsizlik ortamının ve ailelerin koruyucu baskılarının, gençler üzerinde oluşturduğu psikolojik baskılar ve depresyon.

8-Özellikle sınav periyodunda olan çocuklarda, ortaya çıkan gelecek endişeleri.

9-Profesyonel spora yönelmek isteyen çocuklar ve gençlerde, ortaya çıkan antrenman eksiklikleri.

Kapadokya Konuşmaları’nda Havacılık Sohbetleri

Kapadokya Konuşmaları’nın konuğu SHGM Genel Müdür Yrd. (eski) Haydar Yalçın oldu.

Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar’ın moderatörlüğünü yaptığı ve Haydar Yalçın’ın konuk olduğu “Havacılık Sohbetleri” konulu yayın, 20 Ocak Çarşamba günü Kapadokya Üniversitesi Youtube kanalında canlı olarak yayımlandı.

“Dünyada ilk 15’teki sivil havacılık sektör büyüklüğüne sahip ülkelerden biriyiz.”

Haydar Yalçın, Türkiye’de sivil havacılığın gelişiminde 1983 yılında Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun yayımlanması ile önemli bir dönüm noktası olduğunu ve bu kanun ile sivil hava taşımacılığına olanak verildiğini belirtti. Yalçın, “2005 yılında yapılandırılan, özel bütçeli ve kendine daha fazla imkân sağlayan bir kanun ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bugünkü halini almıştır. Daha sonra Müdürlük, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemimizle beraber bu zamana dek gelişerek faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye, dünyada ilk 15’te yer alan sivil havacılık sektör büyüklüğüne sahip ülkelerden biri konumuna gelmiştir.” diyerek sektörün gelişimini özetledi.

Haydar Yalçın konuşmasında sivil havacılığın küresel olarak yönetildiği uluslararası teşkilatlardan ICAO, Eurocontrol ve EASA hakkında detaylı bilgiler verirken, ulusal otoritelerin iş bölüşümlerini de anlattı. Pandemi öncesinde sektördeki sürekli büyümenin devam ettiğini söyleyen Yalçın, “Pandemi ile sektörde bir daralma oldu ancak ülkemizde hava yolu işletmeleri eleman çıkarmadılar. Bu oldukça sevindirici bir durum.” dedi.

Havacılık sektöründe Türkiye’nin coğrafi konumundan da kaynaklanan hub/merkez olması gerçeğinin pandemi şartlarında dahi değişmediğine işaret edilen konuşmada, normalleşmenin ardından Türkiye’de sektörel büyümenin ivmesinin artarak devam edeceğine değinildi.

Kapadokya Üniversitesi Öğretim Üyelerinin Uluslararası Çevreci Beşerî Bilimler Literatürüne Yeni Katkısı

Çevreci Beşerî Bilimler alanında önemli çalışmalar sürdüren Kapadokya Üniversitesi, öğretim üyelerinin editörlüğünü yapmış olduğu uluslararası akademik yayınla bu alandaki başarılarına yenisini ekledi.

Kapadokya Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Serpil Oppermann ve Dr. Öğr. Üyesi Sinan Akıllı’nın editörlüğünü yaptığı, ekoeleştiri kuramı ve Türk kültürü/edebiyatı araştırmalarını birleştiren ilk uluslararası akademik kitap olan Turkish Ecocriticism: From Neolithic to Contemporary Timescapes (Rowman & Littefield, Lexington Books) okuyucuyla buluştu.

Türk kültürü, edebiyatı ve sanatında çevre, ekoloji, doğaya atfedilen değerlerin, algıların ve değişimlerin izini süren bu kitapta, Neolitik Çağ’dan günümüze kadar gelen bir keşif sunulmaktadır. Türkiye’nin jeo-sosyal ve ekokültürel anlatılarının birbiriyle ilişkileri, tarihsel bağlamları ve çoktürlü öykülerinin içerisinde incelenmektedir. İslamiyet öncesi Türk inanışlarından, Osmanlı dönemi atlarına; Göbekli Tepe’den Halikarnas Balıkçısı’na ve Yaşar Kemal’e kadar geniş bir yelpaze sunan kitap hakkında daha fazla bilgi Rowman & Littlefield internet sitesinde yer alıyor.

Sürdürülebilir Yaşam Film Günleri (SYFG) 4-7 Şubat tarihlerinde çevrim içi olarak Surdurulebiliryasam.net’de izleyicilerle buluşacak!

Movies that Matter ve UNDP Türkiye desteği ile Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali seçkisinden 12 belgeselin yer alacağı Sürdürülebilir Yaşam Film Günleri (SYFG), Kapadokya Üniversitesi Çevreci Beşerî Bilimler Merkezi organizasyonu ile 4-7 Şubat 2021 tarihlerinde çevrim içi olarak Surdurulebiliryasam.net adresinde yapılacak.

 Ekolojik ve sosyal sorunların birbiriyle ilişkisini ve sürdürülebilirlik perspektifi ile ilişkilendirilerek daha kapsamlı ve geniş bakış açısıyla ele alınan insan haklarını konu alan SYFG’de film gösterimlerinin yanı sıra davetli konuşmacılarla çevrim içi panel ve tartışmalar yer alacak. Programda, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsünden Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinden Doç. Dr. Arda Borlu, Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneğinden Dr. Ceyhan Temürcü, Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden Dr. Önder Çetin, Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneğinden Dr. Yeşim Bekyürek, Kadın Çiftçiler Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezinden Şükran Başdoğan ve Sürdürülebilir Moda Platformu üyeleri izleyicilerle çevrim içi söyleşiler yapacaklar. Söyleşiler, Kapadokya Üniversitesi Youtube kanalında canlı yayınla gerçekleşecek.

SYFG Seçkisi temel sağlık hizmetlerinden çocuk işçiliği ve çocuk köleliğine, gıda ve tekstil sektörlerinde sorumlu tedarik zincirinden çatışma ve savaşa, iklim değişikliğinden enerji sorunlarına, suya erişim hakkından zehirsiz gıdaya erişime birçok temel meseleyi bütüncül bir bakış açısıyla ele alan ve yaratıcı çözümlerle ilham veren belgesellerden oluşmaktadır. Ekolojik ve sosyal sistemlerin birbiriyle ilişkisini gözler önüne seren filmler aynı zamanda çözüm odaklı insanların fark yaratan sosyal girişimlerini aktarmaktadır.

  • Güç Bizde/Our Power 9’
  • Seçme Vakti/Time to Choose 100’
  • Bataklık Hayalleri/Marshland Dreams 7’
  • Çikolata Davası/The Chocolate Case 90’
  • EcoPeace Orta Doğu/EcoPeace Middle East 5’
  • Yörüngeyi Değiştirenler/Bending the Arc 102’
  • Müşterekler Algısı/A Commons Sense 8’
  • Gerçek Bedel/The True Cost 92’
  • Angaza 5’
  • Zehirsiz Sofralar/No Pesticides on my Plate 42’
  • Ortak Bir Hak /A Common Right Uganda 8’
  • Kongo Mahkemesi/The Congo Tribunal 100’

SYFG öğrenciler ve akademisyenlerin yanı sıra yerel yönetimlerden, kamu ve özel sektörden, sivil toplum kuruluşlarından, eğitim kurumlarından katılımcıların ve öncelikle Kapadokya bölgesinde yaşayan, sürdürülebilirlik konusuna ilgi duyan herkesin katılımına açıktır.

Etkinliğe katılmak için önce surdurulebiliryasam.net’te “Takipçi” kaydı yapılması ve ardından seanslara kayıt olunması gerekmektedir. Seans kaydı için gereken KOD, Kapadokya Üniversitesi Çevreci Beşerî Bilimler Merkezinin cappadociaehc@gmail.com e-posta adresinden edinilebilir.Tüm gösterimler ücretsizdir.

Sürdürülebilir Yaşam Film Günleri Kapadokya Programı, 4-7 Şubat 2021
04 Şubat 2021 Perşembe

 19.00     EcoPeace Orta Doğu/EcoPeace Middle East 5’

Zehirsiz Sofralar 42’

 21.00    Söyleşi: “Organik Üretim ve Onarıcı Topluluklar”

Yeşim Bekyürek (Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği) ve

Şükran Başdoğan (Kadın Çiftçiler Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi)

05 Şubat 2021 Cuma

18.00     Angaza 5’

Çikolata Davası/The Chocolate Case 90’

19.45     Söyleşi: “Yerel ve adil üretim çözümleri: Güdül üretici pazarı örneği”

               Dr. Ceyhan Temürcü (Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği)

06 Şubat 2021 Cumartesi

14.00   Müşterekler Algısı/A Commons Sense 8’

Gerçek Bedel / The True Cost 92’

15.45   Söyleşi: “Sürdürülebilir Moda Hareketi”

Bükra Kalaycı, Gizem Yücelen, Bilgesu Altunkan, Nermin Köse, (Sürdürülebilir Moda Platformu)

17.00   Güç Bizde/Our Power 9’

Seçme Vakti/Time to Choose 100’

19.00    Söyleşi: “İklim Değişikliği”

Prof. Dr. Nüzhet Dalfes (İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü)

07 Şubat 2021 Pazar

 14.00   Ortak Bir Hak /A Common Right Uganda 8’

Yörüngeyi Değiştirenler/Bending the Arc 102’

 16.00   Söyleşi: “Sağlık hakkı ve küresel salgınlar”

               Doç. Dr. Arda Borlu (Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi)
17.15    Bataklık Hayalleri/Marshland Dreams 7’

Kongo Mahkemesi/The Congo Tribunal 100’

19.30   Söyleşi: “Savaş ve Ekoloji”

               Dr. Önder Çetin (Ege Üniversitesi)
Milliyet Mimarlık Dergisi Yayın Hayatına Başlıyor!

Milliyet Gazetesi ve YAPI Dergisi işbirliği ile yayına hazırlanan, mimarlık, iç mimarlık, tasarım ve kentsel planlama alanlarında gündem yaratacak konuların detaylıca işleneceği bir yayın olması planlanan Milliyet Mimarlık Dergisi’nin ilk sayısı 24 Ocak Pazar günü Milliyet Gazetesi ile birlikte okurlarla buluşacak.

71 yıldır “Basında Güven” kavramının simgesi  olan Milliyet Gazetesi ile 1973 yılından günümüze kadar kesintisiz olarak yayın hayatını sürdüren Türkiye’nin en köklü mimarlık dergisi YAPI işbirliği ile hazırlanacak olan Milliyet Mimarlık Dergisi 24 Ocak Pazar günü yayın hayatına başlıyor.

Her ayın dördüncü Pazar günü yayınlanarak Milliyet Gazetesi ile birlikte dağıtılacak olan Milliyet Mimarlık Dergisi’nin; mimarlık, tasarım ve kent gündeminin detaylıca işleneceği bir yayın olması planlanıyor. YAPI Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mimar Yasemin Şener’in yönetiminde YAPI Dergisi editoryal ekibi ile yayına hazırlanan Milliyet Mimarlık Dergisi her bir sayısı ile çağdaş mimarlık üretimi için almanak niteliği taşıyacak.

Nitelikli mimarlık ve kentli olma bilinci oluşturma konusunda bir farkındalık zemini yaratmayı hedefleyen Milliyet Mimarlık, ülkemizin ve dünyanın mimarlık, tasarım, kent ve kültür atmosferinden tartışmaya değer örneklerle toplumun her kesimini kucaklamayı amaçlıyor. Derginin aynı zamanda mimarlar, iç mimarlar, yapı sektörü profesyonelleri, akademisyenler ve öğrenciler için de önemli bir buluşma ve tartışma platformu haline gelmesi öngörülüyor.

Milliyet Mimarlık Dergisi’nin ilk sayısının Söyleşi bölümünde Taksim Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması’nın galibi Taksim Kolektifi yer alırken Mimari bölümünde Uygur Mimarlık tarafından coğrafyaya açılan bir göz ve içeriye çağıran bir kucak niteliğinde tasarlanan “TED Ankara Koleji Sahne Sanatları Gösteri Merkezi”ne mercek tutuluyor.

Dünyadan bölümünde Çin’in Tianjin kentinde Lacime Architects tarafından hayata geçirilen kültür merkezi yapısı “Shimao-Dalga”, Dosya bölümünde ise doğal afetler, savaşlar, göç, pandemi ve yoksulluk gibi global krizlerin pençesindeki dünya halklarının barınma ve diğer temel mekan gereksinimlerini gidermeye yönelik olarak mimarların kar amacı gütmeden geliştirdiği “insanlık için mimarlık” örnekleri yer buluyor. Mimarlık, iç mimarlık, tasarım ve kent gündemine dair ilham verici örnekler ve çok daha fazlası Milliyet Mimarlık Dergisi sayfalarında okurlarını bekliyor…

Fikirler Gecesi’nde 24 saat canlı yayın

Institut français Türkiye, bu yıl 6.sı düzenlenen Fikirler Gecesi’ne dört etkinlikle birden katılacak. « Yakın » teması altında düzenlenecek etkinliklerin tamamı çevrim içi olarak gerçekleşecek.

Institut français tarafından her yıl Ocak ayının son Perşembe gecesi düzenlenen Fikirler Gecesi’ne bu yıl 75 ülke katılıyor. Katılımcı ülkelerin seçilen etkinlikleri Institut français Paris’in girişimi ile 24 saat sürecek bir canlı yayında tüm dünyadan izlenebilecek. Japonya’dan ABD’ye kadar sohbet, tartışma, müzik ve performansla dolu ve 24 saat sürecek bir Fikirler Gecesi yaşamak için Facebook sayfamızı takip edin.

Institut français Türkiye’nin Ankara, İstanbul ve İzmir ekipleri tarafından hazırlanan etkinliklerin tamamı çevrim içi olacak ve katılım ücretsiz.

Teknik Satışçılar İçin Müşteri İletişimi, İkna ve Sunum Teknikleri

Günümüz piyasalarında pek çok teknik adam ve mühendis satış teşkilatlarında çalışmaktadırlar. Ancak bireysel ve kurumsal satış, teknik yeterlilikten önce profesyonel bir “davranış biçimi” ve çok güçlü “iletişim becerileri” gerektirmektedir.

Webinar programının amacı, profesyonel satış davranış biçimini özellikle teknik, mühendis kökenli satışçılar için bir “olmazsa olmaz” olarak, sunum odaklı çalışmak, sunum sırasında ikna yöntemlerini vurgulamak ve teknik, mühendislik eğitim ve deneyiminin satışta EN ÜST DÜZEYDE nasıl değerlendirileceğini göstermektir.   Bu konular, içinde bulunduğumuz “yeni normale” dönüş gibi zor zamanlarda KESİN FARK YARATICI ÖZGÜN SATIŞ AVANTAJLARIDIR

İnsan Vakfı’ndan İdlib’e Acil Yardım

İnsan Vakfı, İdlib’deki savaş mağduru ihtiyaç sahiplerine insani yardım malzemesi gönderdi.

İnsan Vakfı, kış ayı dolayısıyla rejim güçlerinin sivillere yönelik yaptığı saldırılardan kaçarak Türkiye sınırına göç eden İdlib halkına gıda, giyim ve barınma yardımları ulaştırıyor. İnsani Yardım malzemelerinden oluşan tır, Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Sınır Kapısından geçerek bölge halkına dağıtılacak.

“İDLİB’E ACİL YARDIM”

İnsan Vakfı olarak 9 yıldır devam eden bu acı tablo karşısında duyarsız kalmıyor, destekleri ile insani yardım faaliyetleri düzenlemeye devam ediyor ve “İdlib’e Acil Yardım” kampanyaya destek olan tüm gönüllerle birlikte ülke insanına zor zamanlarında acılara ortak oluyor.

İnsan Vakfı Kurumsal İletişim Yöneticisi Yunus Berk, “İnsan Vakfının 2021 kış yardımları kapsamında zor durumda olan İdlib halkının yanında olduklarını belirterek, “Suriye’nin İdlib kentindeki çetin hava koşulları mültecilerin hayatını zorlaştırdı. Yaşanan sağanak yağmur Suriye’nin İdlib kırsalında bulunan yaklaşık 50 bin sivilin yaşadığı düzensiz kampları sular altında bıraktı. Kamplarda bulunan çadırların çoğunda su baskını olması sebebiyle bu çadırlarda yaşam mücadelesi veren selzedelerin yatak, yorgan, giyim gibi malzemeleri de kullanılamaz hale geldi. İnsan vakfı olarak, Kırsal bölgedeki ihtiyaç sahipleri için yapan yağışlardan etkilenen idlibli kardeşlerimiz için içerisinde gıda, giyim, temel ihtiyaçlardan oluşan insani yardım tırımızı gönderiyoruz. Yapılan tespitlerle birlikte ihtiyaçları yerinde karşılamaya devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

Hakkında Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu Davut Güleç Kimdir ?

Göz Atabilirsiniz.

Spor adamı Halim Demir’i kaybettik

Kayseri’nin tanınmış spor adamlarından, eski adı Beden Terbiyesi olan Gençlik ve Spor hizmetleri il Müdürlüğü’nden …