Köşe Yazıları

Covid 19 gölgesinde ruhsal sağlık (Köşe yazısı)

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Mert Can Aslantaş

Kişisel gelişim-psikoloji-yazar

(Erciyes Üniversitesi İktisat bölümü, Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi  ve Kamu yönetimi bölümü, Atatürk Üniversitesi Yerel yönetimler bölümü öğrencisi)

Sağlık sözcüğünün etimolojisini irdelediğimizde, sağlık; bir kişinin sadece bedensel veyahut dahiliye anlamında bir rahatsızlığı, hastalığı olması değil, tam manası ile kişinin ruhen, bedenen, ve sosyal olarak üç kategoride tam bir iyilik halinde olmasını ifade etmektedir. Ruhsal sağlık ise; duygusal, psikolojik ve sosyal refahımızı içeren bir kuramdır. Aslında ruhsal sağlık yönetici bir kuramda diyebiliriz. Bu tezimizi örnekleyecek olursak; kişi bedenen rahatsız olsa dahi ruhen olumlu ilerlemesi, psikolojisini ve duygularını bir nebze yönetebilmesi insanın bedenen rahatsızlığını gidermede etkin rol oynar. Ve aslında bedenen gerçekleşen rahatsızlıklarımızın bazılarının psikolojik temelli olduğunu söylersek yanlış olmaz.

Buna örnek olarak “Psikolojik Ağrı” veyahut bir diğer adıyla “Psikosomatik Ağrı” diyebiliriz. Psikosomatik ağrı; işinin psikolojik durumu tarafından tetiklenen fiziksel kaynaklı bir ağrı türüdür. Buradan çıkarımımız psikolojimiz, nörofizyolojimiz ile oyun oynuyor olabilir. Psikolojik bir girişten sonra asıl konumuza dönecek olursak; Covid-19 1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve ardından tüm dünyaya yayılım gösteren aynı zamanda ülkemizde 10 Mart günü ilk vaka tespiti yapılan ve ölümcül sonuçlar doğuran bir virüs.

Bireyleri beden sağlığı açısından tehdit eden ölümcül virüs Covid-19 aynı zamanda tüm dünyayı sağlık altyapı yetersizliği, ekonomik buhran, eğitim ve diğer birçok yönden olumsuz yönde etkilemiş ve etkilemeye, etki alanını genişletmeye devam etmektedir.

Bunun yanı sıra toplumu ruhen de etkilemeye hızla devam etmektedir. Toplumda var olan tüm bireylerde varlığını bile farketmediğimiz bir temel güvenlik duygusu vardır. Etrafımızda türlü tehlikeler olduğunu önceden bilsek dahi örneğin deprem gibi temel güvenlik duygumuz gereği kendimizi güvende hisseder, o tehlikenin bizden uzak olduğunu farz ederiz. Ta ki tehlike başımıza gelip bizi yerle yeksan edene kadar. İşte aniden ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde tüm dünyaya ve topluma yayılan bu virüs; var olan temel güvenliğimize ani bir darbe indirdi. Yakın tarihlerde yaşamadığımız, alışık olmadığımız bir pandemik durum insanları hem fizyolojik hem de ruhen etkileyerek toplumda bir telaş ortamı oluşturdu.
Acaba ne zaman sonlanır?, Acaba bana bulaşır mı?, Sevdiklerimi benden alır mı?, Daha ne kadar maske ile yaşayacağız?, gibi soruları da beraberinde getiren Koronavirüs’ü toplumu hem maddi hem de manevi yönden buhrana sürükledi. Günümüz teknolojik çağında neredeyse toplumun her kesimi sosyal medya kavramına sahip, ve an be an takipte. Bu nedenden ötürü insanlar doğru ya da yanlış, aslı olan veyahut tamamen hayal ürünü bilgilere saniyeler içerisinde ulaşıp, bu bilgilerin teyitliğini göz ardı edip, direkt olarak çevresiyle yayma düşüncesinde ilerlemesi nedeniyle aslı olmayan, teyit edilmemiş bilgilerin saniyeler içerisinde iletiyor ve tüm insanlığa o bilginin öyle olduğu aksettiriyor. Ruhsal dengenin bozukluğuda burada başlıyor, doğruluğu araştırılmamış olumsuz bilgiler insanları doğrusunu bilseler dahi insan psikolojisinde olumsuzluğa sevk oluyor ve beyin o bilgiyi doğru kabul ediyor. Bir nevi ikna potansiyeli diyebiliriz. Nedense günümüz çağında insanlar resmi kaynaklar yerine, toplumun tamamının kabul ettiği, veyahut sosyal mecra tabiri ile paylaştığı bilgiler daha doğru olarak kabul görüyor. Bu nedenle insanlara sosyal mecralarda aksettirilen olumsuz veyahut yanlış pandemi verileri (bilgileri) ruhsal sağlık ve endişe konusunda büyük rol oynuyor. Aynı zamanda kişinin kendine soruduğu endişeli sorular Koronavirüs bana bulaşır mı?, Ne kadar güvendeyim? vb. kaygı bozukluklarına yol açarak, korku eğilimini arttırıyor. Unutmayın! Negatif düşünceler her zaman negatif sonuçlar doğurur. Pozitif düşünce eğilimini fizyolojimizde olağan hale getirmeliyiz. Bu süreçte tek yapmamız gereken, resmi kuruluşların ve kaynakların önerilerini dikkate alarak, devletimizin koymuş olduğu kurallara uyarak ve aynı zamanda zihnimizde yer alan olumsuz düşüncüleri bir kenara atıp, zihnimizde olumlu bir yönelim sağlarsak bu durumun hem bedenen hem de ruhen bize olumlu dönütleri olacağı görüşündeyim.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Covid 19 gölgesinde ruhsal sağlık (Köşe yazısı)

Mert Can Aslantaş

Kişisel gelişim-psikoloji-yazar

(Erciyes Üniversitesi İktisat bölümü, Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi  ve Kamu yönetimi bölümü, Atatürk Üniversitesi Yerel yönetimler bölümü öğrencisi)

Sağlık sözcüğünün etimolojisini irdelediğimizde, sağlık; bir kişinin sadece bedensel veyahut dahiliye anlamında bir rahatsızlığı, hastalığı olması değil, tam manası ile kişinin ruhen, bedenen, ve sosyal olarak üç kategoride tam bir iyilik halinde olmasını ifade etmektedir. Ruhsal sağlık ise; duygusal, psikolojik ve sosyal refahımızı içeren bir kuramdır. Aslında ruhsal sağlık yönetici bir kuramda diyebiliriz. Bu tezimizi örnekleyecek olursak; kişi bedenen rahatsız olsa dahi ruhen olumlu ilerlemesi, psikolojisini ve duygularını bir nebze yönetebilmesi insanın bedenen rahatsızlığını gidermede etkin rol oynar. Ve aslında bedenen gerçekleşen rahatsızlıklarımızın bazılarının psikolojik temelli olduğunu söylersek yanlış olmaz.

Buna örnek olarak “Psikolojik Ağrı” veyahut bir diğer adıyla “Psikosomatik Ağrı” diyebiliriz. Psikosomatik ağrı; işinin psikolojik durumu tarafından tetiklenen fiziksel kaynaklı bir ağrı türüdür. Buradan çıkarımımız psikolojimiz, nörofizyolojimiz ile oyun oynuyor olabilir. Psikolojik bir girişten sonra asıl konumuza dönecek olursak; Covid-19 1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve ardından tüm dünyaya yayılım gösteren aynı zamanda ülkemizde 10 Mart günü ilk vaka tespiti yapılan ve ölümcül sonuçlar doğuran bir virüs.

Bireyleri beden sağlığı açısından tehdit eden ölümcül virüs Covid-19 aynı zamanda tüm dünyayı sağlık altyapı yetersizliği, ekonomik buhran, eğitim ve diğer birçok yönden olumsuz yönde etkilemiş ve etkilemeye, etki alanını genişletmeye devam etmektedir.

Bunun yanı sıra toplumu ruhen de etkilemeye hızla devam etmektedir. Toplumda var olan tüm bireylerde varlığını bile farketmediğimiz bir temel güvenlik duygusu vardır. Etrafımızda türlü tehlikeler olduğunu önceden bilsek dahi örneğin deprem gibi temel güvenlik duygumuz gereği kendimizi güvende hisseder, o tehlikenin bizden uzak olduğunu farz ederiz. Ta ki tehlike başımıza gelip bizi yerle yeksan edene kadar. İşte aniden ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde tüm dünyaya ve topluma yayılan bu virüs; var olan temel güvenliğimize ani bir darbe indirdi. Yakın tarihlerde yaşamadığımız, alışık olmadığımız bir pandemik durum insanları hem fizyolojik hem de ruhen etkileyerek toplumda bir telaş ortamı oluşturdu.
Acaba ne zaman sonlanır?, Acaba bana bulaşır mı?, Sevdiklerimi benden alır mı?, Daha ne kadar maske ile yaşayacağız?, gibi soruları da beraberinde getiren Koronavirüs’ü toplumu hem maddi hem de manevi yönden buhrana sürükledi. Günümüz teknolojik çağında neredeyse toplumun her kesimi sosyal medya kavramına sahip, ve an be an takipte. Bu nedenden ötürü insanlar doğru ya da yanlış, aslı olan veyahut tamamen hayal ürünü bilgilere saniyeler içerisinde ulaşıp, bu bilgilerin teyitliğini göz ardı edip, direkt olarak çevresiyle yayma düşüncesinde ilerlemesi nedeniyle aslı olmayan, teyit edilmemiş bilgilerin saniyeler içerisinde iletiyor ve tüm insanlığa o bilginin öyle olduğu aksettiriyor. Ruhsal dengenin bozukluğuda burada başlıyor, doğruluğu araştırılmamış olumsuz bilgiler insanları doğrusunu bilseler dahi insan psikolojisinde olumsuzluğa sevk oluyor ve beyin o bilgiyi doğru kabul ediyor. Bir nevi ikna potansiyeli diyebiliriz. Nedense günümüz çağında insanlar resmi kaynaklar yerine, toplumun tamamının kabul ettiği, veyahut sosyal mecra tabiri ile paylaştığı bilgiler daha doğru olarak kabul görüyor. Bu nedenle insanlara sosyal mecralarda aksettirilen olumsuz veyahut yanlış pandemi verileri (bilgileri) ruhsal sağlık ve endişe konusunda büyük rol oynuyor. Aynı zamanda kişinin kendine soruduğu endişeli sorular Koronavirüs bana bulaşır mı?, Ne kadar güvendeyim? vb. kaygı bozukluklarına yol açarak, korku eğilimini arttırıyor. Unutmayın! Negatif düşünceler her zaman negatif sonuçlar doğurur. Pozitif düşünce eğilimini fizyolojimizde olağan hale getirmeliyiz. Bu süreçte tek yapmamız gereken, resmi kuruluşların ve kaynakların önerilerini dikkate alarak, devletimizin koymuş olduğu kurallara uyarak ve aynı zamanda zihnimizde yer alan olumsuz düşüncüleri bir kenara atıp, zihnimizde olumlu bir yönelim sağlarsak bu durumun hem bedenen hem de ruhen bize olumlu dönütleri olacağı görüşündeyim.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın