
CHP’li Aşkın Genç’ten Ulaştırma Bakanlığına çağrı: Akkışla ilçemizdeki GSM sorunu ivedilikle çözüme kavuşturulmalıdır
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Akkışla ilçesinin özellikle hayvancılığın yoğun olduğu yaylalarında vatandaşların GSM çekim sorunu nedeniyle acil durumlarda dahi iletişim kuramadığını belirterek konuyu TBMM gündemine taşıdı. Genç, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na çağrıda bulunarak iletişim altyapısının ivedilikle güçlendirilmesini istedi.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç Kayseri’nin Akkışla ilçesinde hayvancılığın yoğun olduğu yaylalarda yaşanan GSM kapsama sorununu, TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdi. Genç, vatandaşların en temel iletişim hakkından mahrum bırakıldığını belirterek Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nı gerekli adımları atmaya çağırdı.
Genç, konuşmasında şunları kaydetti:
“Seçim bölgem Kayseri’nin Akkışla ilçesinde, özellikle hayvancılığın yoğun olduğu yaylalarımızda GSM sorunu nedeniyle vatandaşlarımız en temel iletişim hakkından mahrum bırakılıyor. Üreticimiz yılın büyük bölümünü yaylada geçiriyor ama telefon çekmediği için acil durumda ambulansa bile ulaşamıyor. Akkışla Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Dursun Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına resmi başvurusunu yaptı. Yaylalarımıza GSM istasyonu kurulması gerekiyor ancak hâlâ bir adım atılmadı. Bugün, dijital çağda kapsama alanı dışında bırakılmış bölgelerin olması kabul edilebilir değildir. Kayseri ekonomisine ciddi katkı sağlayan üreticimizin emeği bu gecikmeyle göz ardı edilemez. Buradan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına çağrıda bulunuyorum: Akkışla ilçemizdeki GSM sorunu ivedilikle çözüme kavuşturulmalıdır.”
İletişim Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı bütçeleri
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada İletişim Başkanlığı’nın günlük 20 milyon liralık propaganda harcamasına, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ise günlük yaklaşık 478 milyon lirayı bulan giderine dikkat çekti. Bütçenin Türkiye’nin gerçek ihtiyaçlarından koptuğunu belirten Genç, “Bu ülkede vatandaş yoksullukla mücadele ederken, gençler iş bulamazken, esnaf dükkân kapatırken; Saray’a bağlı kurumların bütçesi şişiriliyor, üstelik hesap vermekten de kaçınılıyor. Bu bütçe siyasete göre yapılıyor, milletin değil” dedi.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2026 yılı bütçesini eleştirerek, İletişim Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı bütçelerindeki büyük artışa dikkat çekti. Genç, bütçenin Türkiye’nin gerçek ihtiyaçlarından uzak olduğunu söyledi.
İletişim Başkanlığının 2024 yılında 5 milyar 57 milyon lira harcama yaptığını belirten Genç, bu harcamanın 4 milyar 18 milyon lirasının mal ve hizmet alımlarına gittiğini vurguladı.
CHP’li Genç, konuşmasında şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2026 yılı bütçesi Türkiye’nin hangi alana kaynak ayırdığını, hangi alanlara ayırmadığını net biçimde ortaya koymaktadır. Bugün, özellikle, bir kuruma dikkat çekmek istiyorum; İletişim Başkanlığı. 2024 yılında bu kurumun 5 milyar 57 milyon lira harcamış, bunun 4 milyar 18 milyon lirası mal ve hizmet alımları yani yapılan her 5 liralık harcamanın 4 lirası kampanyalara, reklamlara, tanıtım ve iletişim ihaleleriyle gitmiş. Her 100 liranın yaklaşık 80 lirası propaganda için, geriye kalan 20 lira diğer her şey için harcanmış.
“KRİZ BÜYÜDÜKÇE İLETİŞİM BÜTÇESİ DE BÜYÜYOR”
Bu tablo bize neyi anlatmakta? İletişim Başkanlığı bir kamu kurumu olmaktan ziyade, sarayın profesyonel propaganda ajansıdır. Bu yetmiyor, 2026 yılı için İletişim Başkanlığının bütçesi 7 milyar 560 milyon liraya çıkarılıyor. İki yılda yaklaşık yüzde 50’lik bir artış söz konusu. Günlük hesaba vurursak sadece bu kurum için günde 20 milyon liranın üzerinde bir bütçeden söz etmekteyiz. Her gün 20 milyon lira afişe, reklama, filmlere ve kampanyaya ve toptan algı yönetimine gitmektir. Millet dişinden tırnağından artırırken kamunun iletişim yükü iki yılda neredeyse yarı yarıya büyümüş. Kriz büyüdükçe iletişim bütçesi de büyüyor.
“İLETİŞİM BAŞKANI GELİP TEK CÜMLE KURMA ZAHMETİNE BİLE KATLANMIYOR”
Şunun da altını çizerek söylemek isterim ki bugün burada ne yazık İletişim Başkanımız yok, bütçesini bizler tartışıyoruz ama kendisi gelip tek cümle kurma zahmetine bile katlanmıyor. Buraya bakanlarımız geliyor, sizler geliyorsunuz ama ne yazık ki söz konusu bürokratlar gelip bizle bütçeyi tartışmıyorlar. Ortada bu kadar büyük bir kaynak var, hesabı Meclise karşı vekaleten veriliyor. İktidar için gerçek güvenlikten önce ne yazık ki algı güvenliği gelmekte. İletişim Başkanlığının harcama kalemlerine baktığımızda da aynı eğilim karşımıza çıkıyor. Tanıtım filmleri, ajans hizmetleri, kampanya satın alımları, dijital medya anlaşmaları, basın ilişkileri ve ihaleleri; ne varsa paranın büyük bölümü ekranlara ve afişlere akıyor.
“DİYANET İÇİN GÜNDE YAKLAŞIK 478 MİLYON LİRALIK BİR KAYNAK KULLANIYOR”
Şimdi, gelelim Diyanet İşleri Başkanlığına. Diyanetin 2024 yılı kesin hesap gideri 97 milyar 259 milyon lira, 2025 yılı için 130 milyar 119 milyon lira ödenek ayrılıyor. 2026 yılına geldiğimizde ise bütçe 174 milyar 389 milyon liraya çıkıyor yani iki yılda Diyanet bütçesi yaklaşık 77 milyar lira artıyor, neredeyse 2 katına çıkan bir bütçeden söz ediyoruz. Günlük karşılığıyla, Diyanet için günde yarım milyara yakın, yaklaşık 478 milyon liralık bir kaynak kullanılıyor. Sormak isterim ki bu artış toplumsal ihtiyaçtan mı kaynaklanıyor yoksa siyasi tercihlerden mi? Ve maalesef burada da aynı manzarayla karşı karşıyayız. Bugün burada Diyanet İşleri Başkanımız yok, 174 milyarlık bütçesi görüşülürken gelip Meclise kendisi bir cümleyle dahi hesap vermiyor, vermek istemiyor. İletişim Başkanının da Diyanet İşleri Başkanının da gelmediği bir bütçe görüşmesinde sadece rakamları konuşmak zorunda kalıyoruz çünkü bu kurumların başındakiler yüz yüze Parlamentoya hesap vermeyi tercih etmiyorlar.
“BÜTÇE MİLLETİN BÜTÇESİ OLACAKSA KAYNAK ÖNCE YOKSULLUĞU AZALTMALI”
Bir tarafta İletişim Başkanlığı 5 milyarı aşan harcamanın 4 milyarı propagandaya gidiyor, iki yılda bütçesi 7,5 milyara çıkıyor, günde 20 milyon liranın üzerinde iletişim parası harcanıyor, başkanı buraya gelemiyor; diğer tarafta, Diyanet, iki yılda yaklaşık 77 milyar lira bütçe artışı, günlük yarım milyara yakın harcama, onun başkanı da burada değil. Bu tablo bize şunu söylüyor: Türkiye’de bütçe ihtiyaca göre değil, siyasete göre şekilleniyor. Toplumun gerçek sorunlarına göre değil, sarayın siyasal tercihlerine göre şekilleniyor. Bu ülkenin vatandaşları yoksulluk sınırının altında maaşla geçinmek zorunda bırakılırken, gençler iş bulmakta zorlanırken, esnaf siftahsız dükkân kapatırken, emekli hayatta kalma mücadelesi verirken biz burada şunu konuşuyoruz: Günde 20 milyon lira harcayan bir iletişim makinesi ve günde yarım milyara yakın bütçeyle çalışan, bütçesi 2’ye katlanan bir Diyanet. Bu, bir tercih meselesidir; biz bu tercihi doğru bulmuyoruz, biz bu tercihi adil bulmuyoruz, biz bu tercihi Türkiye’nin gerçek öncelikleriyle uyumlu da görmüyoruz. Bütçe eğer milletin bütçesi olacaksa kaynak önce yoksulluğu azaltmaya, eğitimi güçlendirmeye, üretimi artırmaya, adaleti ve liyakati tesis etmeye gitmelidir; algıyı güzelleştirmeye, vitrin parlatmaya, propaganda makinesini büyütmeyi değil.”
CHP’li Aşkın Genç’ten araç satışında noter harcı düzenlemesine tepki: Her 100 liralık verginin 49 lirası tüketimden… Bütçe açığı yine vatandaştan kapanıyor
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba kanun teklifinin 8’inci maddesinde yer alan, noterde yapılan sıfır ve ikinci el araç satışlarında binde iki oranında ve en az bin lira noter harcı alınmasına ilişkin düzenlemeye tepki gösterdi. Genç, mevcut vergi politikalarının bütçe açığını kapatma yükünü ağırlıklı olarak tüketim üzerinden finanse ettiğini belirterek, KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 63’e ulaştığını hatırlattı. Araç alım-satımında getirilen yeni harç uygulamasının, halihazırda ÖTV, KDV, motorlu taşıtlar vergisi ve akaryakıt üzerinden vergi ödeyen vatandaşlar için ilave bir mali yük oluşturacağını söyleyen Genç, “Bütçe açığının bedeli tekrar yurttaşa çıkarılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
CHP’li Aşkın Genç’ten araç satışında noter harcı düzenlemesine tepki: Her 100 liralık verginin 49 lirası tüketimden… Bütçe açığı yine vatandaştan kapanıyor
TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 8’inci maddesi, noterde yapılan sıfır ve ikinci el araç satışlarında harç uygulamasının genişletilmesini öngörüyor. Buna göre araç satış ve devrinde satış bedeli üzerinden binde iki oranında ve en az bin lira noter harcı alınacak.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, düzenlemeyle ilgili yaptığı konuşmada, araç sahiplerinin halihazırda ÖTV, KDV, motorlu taşıtlar vergisi ve akaryakıt üzerinden yüksek vergi ödediğini belirterek, getirilen yeni harcın vatandaş üzerinde ilave mali yüke yol açacağını söyledi.
CHP’li Genç, konuşmasında şunları kaydetti:
“ON AYDA 1 TRİLYON 440,5 MİLYAR LİRALIK BÜTÇE AÇIĞI VERİLDİ”
“Görüşmekte olduğumuz teklifin 8’inci maddesi, kağıt üzerinde bir ‘noter harcı düzenlemesi’ gibi duruyor ama aslında Hazine’nin bütçe açığını nasıl kapatmayı tercih ettiğini bizlere gösteriyor. 2025 yılının ilk on ayında merkezi yönetim bütçe gideri 11 trilyon 592,5 milyar lira, gelir ise 10 trilyon 152 milyar lira. Yani sadece on ayda 1 trilyon 440,5 milyar liralık bütçe açığı verilmiş durumda. Bu, her ay ortalama 144 milyar lira açık demek.
“100 LİRALIK VERGİNİN YAKLAŞIK 49 LİRASI FATURADAN, MARKET RAFINDAN TAHSİL EDİLİYOR”
Bu açığı nasıl kapatıyorsunuz? 2025 Ocak-Ekim döneminde tahsil edilen 8 trilyon 729 milyar liralık verginin yaklaşık yüzde 49’u KDV ve ÖTV’den gelmekte. Yani toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 49 lirası, fişten, faturadan, pompadan, market rafından tahsil ediliyor. Toplam vergi gelirlerinde dolaylı vergilerin payı yüzde 63, dolaysız vergilerin payı ise yüzde 37. Başka bir ifadeyle; vergi yükünün üçte ikisi gelirine, kazancına göre değil; tükettiği kadar vergi ödeyen yurttaşlarımızın sırtında.
“HAZİNE 2026 BÜTÇESİNDE HARÇ GELİRİ HEDEFİNİ, YÜZDE 62,66 ARTIRARAK 459 MİLYAR LİRAYA ÇIKARDI”
Gelir vergisi toplam vergiler içinde yüzde 26 paya sahipken, kurumlar vergisinin payı sadece yüzde 10. KDV, ÖTV, harçlar, damga vergisi derken bütçenin ana omurgası işçinin bordrosu, kiracının faturası, şoförün deposu üzerinden kurulmuş durumda. Şimdi gelelim harçlara… Hazine ve Maliye Bakanlığının ekim raporuna göre 2024 Ocak-Ekim döneminde harç tahsilatı 154 milyar lirayken, 2025’in aynı döneminde 254 milyar liraya çıkmış. Artış oranı yüzde 65. TÜİK’e göre Ekim 2025’te yıllık enflasyon yüzde 32,87. Yani harçlardaki artış, resmi enflasyonun yaklaşık iki katı. Asgari ücret 2024’ten 2025’e yüzde 30 artırılarak net 22 bin 104 liraya kuruşa çıkarıldı. Vergiler yüzde 50–65 artıyor, harçlar enflasyonun iki katı hızla büyüyor; ücretler ise bu hızın belirgin şekilde gerisinde kalmakta. Bütün dengesizlik işte burada. Üstüne bir de şunu eklemek lazım; Hazine, 2025 bütçesinde harç gelirleri için yaklaşık 282 milyar lira hedef koymuşken, 2026’da bu kalemi yüzde 62,66 artırarak 459 milyar liraya çıkarmayı planlıyor. Bu sıçramanın önemli bir kısmı da bugün görüştüğümüz torba yasadaki yeni harçlarla, özellikle araç satışında getirilen noter harcıyla sağlanmak isteniyor.
“BU VERGİLEME ADALET İLKESİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR”
8’inci madde tam da bu resmin mühendislik ayağıdır. Maddeyle, noterde yapılan sıfır araç tescillerinden ve tescilli ikinci el araçların satış ve devrinden, satış bedeli üzerinden binde 2 oranında noter harcı alınıyor; üstelik ‘asgari bin liranın altına düşmemek üzere’. Teklifin etki analizinde, 2024 yılında 9,2 milyon ikinci el, 1,3 milyon da sıfır araç satışı yapıldığı, bu hacim üzerinden 2026 yılı için yaklaşık 13,1 milyar lira ek gelir öngörüldüğü yazıyor. Yani Hazine diyor ki: ‘Araç alım satımında noter masasına oturan her vatandaştan biraz daha alacağım; buradan da 13 milyar lira devşireceğim.’ Bu noktada 8’inci maddede yapılan şeyi şöyle okuyorum; zaten ÖTV ödenmiş, üzerine KDV ödenmiş, her yıl motorlu taşıtlar vergisi ödeyen, akaryakıtta tekrar ÖTV ve KDV’ye maruz kalan bir araç sahibi, şimdi bir de aracını satarken ‘noter harcı’ adı altında ikinci bir taşıt alım vergisine tabi tutulmakta. Bu vergileme adalet ilkesine açıkça aykırıdır. Aynı ekonomik varlık üzerinden, ömrü boyunca defalarca vergi almaktasınız ama iş kurumların, yüksek karlı şirketlerin, servetin vergilendirilmesine gelince aynı iştah ortadan kayboluyor.
“BÜTÇE AÇIĞINI KAPATMANIN ADRESİNİ YURTTAŞIN CEBİNDE DEĞİL, AYRICALIKLI KESİMLERİN BİLANÇOSUNDA ARAYIN”
Bütçe açığını, otomobil sahibi orta sınıfın noter masasına yeni bir vergi koyarak kapatamazsınız. Vergi adaletini, zaten ÖTV ve KDV altında ezilen araç alıcısına ikinci bir taşıt alım vergisi getirerek sağlayamazsınız. Vergi sistemini daha da dolaylı, daha da adaletsiz, daha da parçalı hale getiren bir düzenlemeyi kabul etmiyoruz. Kaynağı; kayıt dışılığı azaltarak, servet ve kar üzerinden adil vergilemeyle, lüks tüketimden, yüksek ranttan almanız gerekirken; siz yine en kolay yolu seçiyor, noter masasında, fişte, pompadan vatandaşa uzanıyorsunuz. Biz bu maddeye ve teklifin tümüne ‘hayır’ diyoruz ve iktidarı, bütçe açığını kapatmanın adresini bir kez olsun yurttaşın cebinde değil, ayrıcalıklı kesimlerin bilançosunda aramaya davet ediyoruz.



