Köşe Yazıları

Çakma Çözümcüler Masaya Dönme Yolunda

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Prof. Dr. Ata Atun

(İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.)

Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

Rumların 15 Kasım 1967 günü Geçitkale ve Boğaziçi köylerine saldırmalarından sonra Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş ile Rum lider Glafkos Klerides 1968 yılında müzakerelere başladı. İki liderin Cemaat Meclisi Başkanları olduğu dönemde başlattıkları müzakereler 1972 yılında karşılıklı mutabakat ile sonuçlanmışken, kendini adanın tek hakimi sanan Makarios’un “Ben Türklere mahalle Muhtarlığı bile vermem” sözü ile kopmuştu.

Mutlu Barış Harekatı’nın 16 Ağustos 1974 günü Türklerin zaferi ile sonuçlanmasından sonra süngüsü aşağı düşen Makarios, 1977 Şubatında ister istemez BM’nin de baskısı ile Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın muhatabı olarak “Müzakere Masasına” oturmuş ve Türklere muhtarlık bile vermek istemezken 4 maddelik “Türklerle Ortak Bir Devlet Kurulması”  anlaşmasının altına imzasını atmıştı. 1950 yılında Başpiskopos seçildiğinde, dini yeminini ettikten sonra teamüllerin dışında “Hayatını Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlamaya adadığını” içeren “Milli Yemin” ettiğini bir türlü aklından çıkaramayan Makarios, 5 ay sonra da kahrından ölmüştü.

Dönemin Rum Cemaat Meclisi olan EOKA’nın ileri gelen yöneticilerinden biri olan Spiros Kipriyanu, Makarios’un yerine Rum lider seçilmiş, 1979 yılında Rauf R. Denktaş ile müzakere masasına oturmuş ve 10 maddelik, daha gelişmiş bir anlaşmaya imza atmıştı. Atmasına atmıştı ama “Rum Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmemek ve Helen tarihine vatan haini olarak geçmemek” için müzakereleri ucu açık ve sonuçsuz kalacak şekilde sürdürmüş, 13 Mayıs 1983 günü BM Genel Kurulundan müzakereleri sabote edecek bir de karar çıkarttırmıştı. Bu karar nedeniyle 5 ay sonra KKTC ilan edildi, BM Güvenlik Konseyi de insanlığın yüz karası olan 541 ve 550 no.lu kararları aldı. Kipriyanu’dan sonra seçilen Yorgo Vasiliu, iş adamı olduğu için müzakere masasına kerhen değil, çözümcü olarak oturduysa da Rum Ulusal Konseyi Başkanı olan Başpiskopos’un tehdidi ile masadan kaçmak zorunda kaldı.

Yorgo Vasiliu’dan sonra seçilen Rum liderlerin tümü, Türkleri yeni kurulacak devlete ortak yapacak olan ve Kıbrıs sorununa çözüm getirecek anlaşmaları sonuçlandırmak ve imzalamak yerine masadan kaçmayı kendilerine “milli görev” edindiler. Kendini diğer Rum liderler gibi “adanın tek hakimi” sanan, Türkleri azınlık olarak kabul eden Anastasiadis, 2017 yılında Crans Montana’da tüm isteklerini KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’ya kabul ettirdikten sonra üstüne bir de “sıfır asker, sıfır garanti” isteyince müzakereler son kez koptu.

Türkiye’nin bölgenin politik, ekonomik ve askeri en güçlü devleti haline gelmiş olması, Rumların ve Yunanistan’ın da AB içinde “yalancılık, dolandırıcılık, insan kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu merkezi olmakla suçlanarak, neredeyse dışlanma aşamasına gelmesinden” sonra bölgesel dengeler ters yüz oldu ve Kıbrıs müzakereleri, Cumhurbaşkanı Tatar’ın “Eşit, Egemen ve Uluslararası Tanınmış İki Devletli Çözüm”  tezinin güçlendiği farklı bir kulvara girdi.

Son gelişme ve Rum basınından aldığımız haberlere göre, GKRY Lideri ve ilgili bakanlıkları yaptıkları büyük siyasi ve hayati hatanın farkına varmış olmalı ki, Kıbrıs konusunda artık Türkleri azınlık görmekten ve kendilerini de adanın tek hakimi zannetmekten vazgeçmişler. Arkalarında artık AB, BM ve koşulsuz destek aldıkları ABD ve Hrıstiyan dünyasının olmadığını da fark ettiklerinden, çaresiz kendilerinin kalkıp kaçtıkları müzakere masasına Kıbrıs Türklerini oturtmak için her kapıyı çalıyorlar, devlet başkanlarına yalvarıyorlar, bunun için her yolu deniyorlar.

Huylu huyundan vazgeçer mi, niyetleri gerçekten sorun çözmek mi bekleyip göreceğiz.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Çakma Çözümcüler Masaya Dönme Yolunda

Çakma Çözümcüler Masaya Dönme Yolunda

Prof. Dr. Ata Atun

(İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.)

Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

Rumların 15 Kasım 1967 günü Geçitkale ve Boğaziçi köylerine saldırmalarından sonra Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş ile Rum lider Glafkos Klerides 1968 yılında müzakerelere başladı. İki liderin Cemaat Meclisi Başkanları olduğu dönemde başlattıkları müzakereler 1972 yılında karşılıklı mutabakat ile sonuçlanmışken, kendini adanın tek hakimi sanan Makarios’un “Ben Türklere mahalle Muhtarlığı bile vermem” sözü ile kopmuştu.

Mutlu Barış Harekatı’nın 16 Ağustos 1974 günü Türklerin zaferi ile sonuçlanmasından sonra süngüsü aşağı düşen Makarios, 1977 Şubatında ister istemez BM’nin de baskısı ile Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın muhatabı olarak “Müzakere Masasına” oturmuş ve Türklere muhtarlık bile vermek istemezken 4 maddelik “Türklerle Ortak Bir Devlet Kurulması”  anlaşmasının altına imzasını atmıştı. 1950 yılında Başpiskopos seçildiğinde, dini yeminini ettikten sonra teamüllerin dışında “Hayatını Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlamaya adadığını” içeren “Milli Yemin” ettiğini bir türlü aklından çıkaramayan Makarios, 5 ay sonra da kahrından ölmüştü.

Dönemin Rum Cemaat Meclisi olan EOKA’nın ileri gelen yöneticilerinden biri olan Spiros Kipriyanu, Makarios’un yerine Rum lider seçilmiş, 1979 yılında Rauf R. Denktaş ile müzakere masasına oturmuş ve 10 maddelik, daha gelişmiş bir anlaşmaya imza atmıştı. Atmasına atmıştı ama “Rum Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmemek ve Helen tarihine vatan haini olarak geçmemek” için müzakereleri ucu açık ve sonuçsuz kalacak şekilde sürdürmüş, 13 Mayıs 1983 günü BM Genel Kurulundan müzakereleri sabote edecek bir de karar çıkarttırmıştı. Bu karar nedeniyle 5 ay sonra KKTC ilan edildi, BM Güvenlik Konseyi de insanlığın yüz karası olan 541 ve 550 no.lu kararları aldı. Kipriyanu’dan sonra seçilen Yorgo Vasiliu, iş adamı olduğu için müzakere masasına kerhen değil, çözümcü olarak oturduysa da Rum Ulusal Konseyi Başkanı olan Başpiskopos’un tehdidi ile masadan kaçmak zorunda kaldı.

Yorgo Vasiliu’dan sonra seçilen Rum liderlerin tümü, Türkleri yeni kurulacak devlete ortak yapacak olan ve Kıbrıs sorununa çözüm getirecek anlaşmaları sonuçlandırmak ve imzalamak yerine masadan kaçmayı kendilerine “milli görev” edindiler. Kendini diğer Rum liderler gibi “adanın tek hakimi” sanan, Türkleri azınlık olarak kabul eden Anastasiadis, 2017 yılında Crans Montana’da tüm isteklerini KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’ya kabul ettirdikten sonra üstüne bir de “sıfır asker, sıfır garanti” isteyince müzakereler son kez koptu.

Türkiye’nin bölgenin politik, ekonomik ve askeri en güçlü devleti haline gelmiş olması, Rumların ve Yunanistan’ın da AB içinde “yalancılık, dolandırıcılık, insan kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu merkezi olmakla suçlanarak, neredeyse dışlanma aşamasına gelmesinden” sonra bölgesel dengeler ters yüz oldu ve Kıbrıs müzakereleri, Cumhurbaşkanı Tatar’ın “Eşit, Egemen ve Uluslararası Tanınmış İki Devletli Çözüm”  tezinin güçlendiği farklı bir kulvara girdi.

Son gelişme ve Rum basınından aldığımız haberlere göre, GKRY Lideri ve ilgili bakanlıkları yaptıkları büyük siyasi ve hayati hatanın farkına varmış olmalı ki, Kıbrıs konusunda artık Türkleri azınlık görmekten ve kendilerini de adanın tek hakimi zannetmekten vazgeçmişler. Arkalarında artık AB, BM ve koşulsuz destek aldıkları ABD ve Hrıstiyan dünyasının olmadığını da fark ettiklerinden, çaresiz kendilerinin kalkıp kaçtıkları müzakere masasına Kıbrıs Türklerini oturtmak için her kapıyı çalıyorlar, devlet başkanlarına yalvarıyorlar, bunun için her yolu deniyorlar.

Huylu huyundan vazgeçer mi, niyetleri gerçekten sorun çözmek mi bekleyip göreceğiz.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın