Köşe YazılarıMedya-Basın Dünyası

Araştırma, öneri, uyarı…(1) (Köşe yazısı 07.12.2018 Kayseri Star Haber Gazetesi)

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Bugün ki yazıma sosyal paylaşımdan aldığım ‘Bir Kızılderili öğretisi’ ile başlamak istiyorum.

‘Bir atın susuzluğunu giderdiği yerden su iç; at hiçbir zaman kötü su içmez. Kedinin yattığı yerde uyu, kurdun değdiği elmayı ye. Sivrisineklerin yerleştiği mantarları korkusuzca topla. Köstebeklerin kazdığı yere ağaç dik. Yılanın ısınmaya durduğu yere ev yap. Sıcak günlerde kuşların yuva yaptığı yere kuyu kaz. Horozlarla beraber uyu ve uyan ki tüm gün için en sarı mısırlara ulaşabilesin. Daha çok yeşillik ye, ki bir hayvandaki gibi güçlü bacaklara ve dayanıklı bir kalbe sahip olabilesin. Daha çok yüzmeye git, ki dünyada kendini bir balığın kendini denizde hissettiği gibi hissedebilesin. Daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. Konuşmak yerine, daha çok sessiz kal; böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek.’

Ben geçtiğimiz günlerde bu köşede ‘gördüklerim ve göremediklerim’ diye, üç maymunu oynayanlara halkın neler söylediğini kendi kalemimden ele almaya çalıştım.

Bugünde, benim yazdıklarımı destekleyen paylaşımlar yapan, Kayseri’de yaşayan Uluslararası ilişkiler bölüm uzmanı arkadaşım Oğuz Solak’ın bana aralıklarla gönderdiği bazı paylaşımlarını kendisinin izni ile sizlerle paylaşmak istiyorum.

*Devletin her parçasına koşulsuz sahip çıkmazsanız, birileri gözünüzün içine baka baka kendine göre biçimlendirir veya işgal eder. Devleti ve Vatanı sahiplenmek,  kurumlara devredilemeyecek kadar erdemli bir bireysel tutumdur.

*Bu nesil, kurucularına küfür etmekten, geçmişte boğulmaktan öte, gelecek nesillerine ne bırakıyor? Atalarından aldığı mirasın üzerine ne ekledi? Çoğunluğu ele geçir, sür saltanatı. İşte Demokrasi uygulamaları bu noktada kördüğüm oldu ve bunu yapanda Politikacılar. Ezberlerinizi bozmalı, tabularınızı yıkmalısınız. Mirasyediler gibi hep geçmişte üretilen şeylerin üzerine mi yatacaksınız? Demokrasiden daha üstün bir model için çalışmak zamanı gelmedi mi?

*Toplumsal olayları etkileyecek güçte Tarikat, cemaat ya da bazı vakıf ve derneklere (mutlaka) Dünya istihbaratı sızar. Bir kısmını bizzat kendileri kurar ve organize ederler. Bu yapıların davranış kalıplarına bakın hepsi de el altından Devleti ele geçirmek üzere faaliyet gösterirler. Çünkü değerlerimizin görüntüsü altında misyoner ve casusluk faaliyeti yapmak veya yaptırmak her zaman yedirilen bir numaradır. Zihninizde, Devlet yönetimiyle ne işi olabilir bu yapıların diye sorgularsanız sizi vicdani doğrulara götürecektir.

*Ben, araştırma analisti olarak defalarca yazdım ama bir kere daha yazmakta fayda görüyorum:
Türkiye’de insanlar politik eksenli düşündükleri için eğitimleri ne olursa olsun, ulusal güvenlik konularını hala ciddi olarak algılayamıyorlar. Suriye kökenli 5 milyon insanın künyesini bilseniz dahi onların ne yapacaklarını bilmiyorsunuz. Dünyanın en etkin siber casusluk kurumu NSA ve ECHELON sistemi sizde olsa bile Onları takip ve kontrol edemezsiniz. Ama El Muhaberat’ın genetik olarak onlarla yakınlığı var ve onların milyonlarcasını muhbir, taşeron ve daha ötesi olarak kullanabilir. Onların kullanması demek Türk devletinin Mahremiyetinin bütün dünyaya açılması demektir. Hangi partiye oy veriyorsanız, bunun hesabını partinizden sormalısınız.

*Fetö tezgahından eğitim almış insanları ” pişmanım, ne olduklarını anladım ayrıldım, suç oluşturmadım, hain olduklarını sonradan anladım” gibi savunmalar ile temize çıkarabilirsiniz. Kaldı ki özel ve sivil hayatları da beni ilgilendirmez. Ancak bu insanlara Devlet yönetiminde görev veremezsiniz. Çünkü bilinçaltı işlenmiş insanların hangi tarih ve mekanda sosyopatlık yapacağını kestiremezsiniz. Buna hakkınız yok.

*Fetö konusunun; Türkiye’nin popülist eğilimlerinden dolayı çözümsüz kalması kaçınılmaz olmamalı… Uzun yıllardır gözlemlediğim kadarı ile “Fethullah Gülen taşeron casusluk örgütü” sarmalına bulaşanlar, aslında ‘sosyopat’ kişiliğe açık kişilerdir ve tedavi edilmeleri zordur. Ergenlik yıllarında bilinç altları ustaca işlenmiş insanlara devlet kadrolarında güvenemezsiniz. Pişman oldum, hainliklerini sonradan anladım diyenlerin samimiyetleri de şüphe ile karşılanmalıdır. Polisiye uygulamalar, bu ihaneti çözmek için yetersiz kalacaktır. Adliye aşamasına gelmeden önce (konunun derin boyutları nedeni ile) radikal çözüm için, Limbik sistemin, spesifik psikanaliz yöntemlerinin kullanılması gerekir. Tekrar ediyorum Bu insanlara makam üstüne makam vermek bir tarafa Devletin yanından bile geçmeleri sakıncalıdır.

*Politikacıların, Devletler arasında gollük paslaşmalarına, dümenden sataşmalarına şahit olduğumuz üzere, Politika ve Yönetimlerin ( bilim ve teknolojiyi de kullanarak) İnsanlar üzerindeki hakimiyetleri, zorbalığa varmak üzere. Çünkü sıradan insanlar öz güvenlerini! yitirdiler. İçi boşaltılmış, dini ve etnik figürler ile doldurulmuş bir dünyada, sadece içgüdüsel olarak var olmaya çalışıyorlar. Dünya genelinde durum böyle ama Türkiye gibi çoğunlukçu Demokrasi kültürü ile yönetilen ülkelerde yaşam haklarına yapılan yıkımlar, çok daha sinsi bir şekilde gelmekte. Figürler ile uğraşmak yerine yaşam haklarınıza sahip çıkmanızı isterim.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Araştırma, öneri, uyarı…(1) (Köşe yazısı 07.12.2018 Kayseri Star Haber Gazetesi)

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Bugün ki yazıma sosyal paylaşımdan aldığım ‘Bir Kızılderili öğretisi’ ile başlamak istiyorum.

‘Bir atın susuzluğunu giderdiği yerden su iç; at hiçbir zaman kötü su içmez. Kedinin yattığı yerde uyu, kurdun değdiği elmayı ye. Sivrisineklerin yerleştiği mantarları korkusuzca topla. Köstebeklerin kazdığı yere ağaç dik. Yılanın ısınmaya durduğu yere ev yap. Sıcak günlerde kuşların yuva yaptığı yere kuyu kaz. Horozlarla beraber uyu ve uyan ki tüm gün için en sarı mısırlara ulaşabilesin. Daha çok yeşillik ye, ki bir hayvandaki gibi güçlü bacaklara ve dayanıklı bir kalbe sahip olabilesin. Daha çok yüzmeye git, ki dünyada kendini bir balığın kendini denizde hissettiği gibi hissedebilesin. Daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. Konuşmak yerine, daha çok sessiz kal; böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek.’

Ben geçtiğimiz günlerde bu köşede ‘gördüklerim ve göremediklerim’ diye, üç maymunu oynayanlara halkın neler söylediğini kendi kalemimden ele almaya çalıştım.

Bugünde, benim yazdıklarımı destekleyen paylaşımlar yapan, Kayseri’de yaşayan Uluslararası ilişkiler bölüm uzmanı arkadaşım Oğuz Solak’ın bana aralıklarla gönderdiği bazı paylaşımlarını kendisinin izni ile sizlerle paylaşmak istiyorum.

*Devletin her parçasına koşulsuz sahip çıkmazsanız, birileri gözünüzün içine baka baka kendine göre biçimlendirir veya işgal eder. Devleti ve Vatanı sahiplenmek,  kurumlara devredilemeyecek kadar erdemli bir bireysel tutumdur.

*Bu nesil, kurucularına küfür etmekten, geçmişte boğulmaktan öte, gelecek nesillerine ne bırakıyor? Atalarından aldığı mirasın üzerine ne ekledi? Çoğunluğu ele geçir, sür saltanatı. İşte Demokrasi uygulamaları bu noktada kördüğüm oldu ve bunu yapanda Politikacılar. Ezberlerinizi bozmalı, tabularınızı yıkmalısınız. Mirasyediler gibi hep geçmişte üretilen şeylerin üzerine mi yatacaksınız? Demokrasiden daha üstün bir model için çalışmak zamanı gelmedi mi?

*Toplumsal olayları etkileyecek güçte Tarikat, cemaat ya da bazı vakıf ve derneklere (mutlaka) Dünya istihbaratı sızar. Bir kısmını bizzat kendileri kurar ve organize ederler. Bu yapıların davranış kalıplarına bakın hepsi de el altından Devleti ele geçirmek üzere faaliyet gösterirler. Çünkü değerlerimizin görüntüsü altında misyoner ve casusluk faaliyeti yapmak veya yaptırmak her zaman yedirilen bir numaradır. Zihninizde, Devlet yönetimiyle ne işi olabilir bu yapıların diye sorgularsanız sizi vicdani doğrulara götürecektir.

*Ben, araştırma analisti olarak defalarca yazdım ama bir kere daha yazmakta fayda görüyorum:
Türkiye’de insanlar politik eksenli düşündükleri için eğitimleri ne olursa olsun, ulusal güvenlik konularını hala ciddi olarak algılayamıyorlar. Suriye kökenli 5 milyon insanın künyesini bilseniz dahi onların ne yapacaklarını bilmiyorsunuz. Dünyanın en etkin siber casusluk kurumu NSA ve ECHELON sistemi sizde olsa bile Onları takip ve kontrol edemezsiniz. Ama El Muhaberat’ın genetik olarak onlarla yakınlığı var ve onların milyonlarcasını muhbir, taşeron ve daha ötesi olarak kullanabilir. Onların kullanması demek Türk devletinin Mahremiyetinin bütün dünyaya açılması demektir. Hangi partiye oy veriyorsanız, bunun hesabını partinizden sormalısınız.

*Fetö tezgahından eğitim almış insanları ” pişmanım, ne olduklarını anladım ayrıldım, suç oluşturmadım, hain olduklarını sonradan anladım” gibi savunmalar ile temize çıkarabilirsiniz. Kaldı ki özel ve sivil hayatları da beni ilgilendirmez. Ancak bu insanlara Devlet yönetiminde görev veremezsiniz. Çünkü bilinçaltı işlenmiş insanların hangi tarih ve mekanda sosyopatlık yapacağını kestiremezsiniz. Buna hakkınız yok.

*Fetö konusunun; Türkiye’nin popülist eğilimlerinden dolayı çözümsüz kalması kaçınılmaz olmamalı… Uzun yıllardır gözlemlediğim kadarı ile “Fethullah Gülen taşeron casusluk örgütü” sarmalına bulaşanlar, aslında ‘sosyopat’ kişiliğe açık kişilerdir ve tedavi edilmeleri zordur. Ergenlik yıllarında bilinç altları ustaca işlenmiş insanlara devlet kadrolarında güvenemezsiniz. Pişman oldum, hainliklerini sonradan anladım diyenlerin samimiyetleri de şüphe ile karşılanmalıdır. Polisiye uygulamalar, bu ihaneti çözmek için yetersiz kalacaktır. Adliye aşamasına gelmeden önce (konunun derin boyutları nedeni ile) radikal çözüm için, Limbik sistemin, spesifik psikanaliz yöntemlerinin kullanılması gerekir. Tekrar ediyorum Bu insanlara makam üstüne makam vermek bir tarafa Devletin yanından bile geçmeleri sakıncalıdır.

*Politikacıların, Devletler arasında gollük paslaşmalarına, dümenden sataşmalarına şahit olduğumuz üzere, Politika ve Yönetimlerin ( bilim ve teknolojiyi de kullanarak) İnsanlar üzerindeki hakimiyetleri, zorbalığa varmak üzere. Çünkü sıradan insanlar öz güvenlerini! yitirdiler. İçi boşaltılmış, dini ve etnik figürler ile doldurulmuş bir dünyada, sadece içgüdüsel olarak var olmaya çalışıyorlar. Dünya genelinde durum böyle ama Türkiye gibi çoğunlukçu Demokrasi kültürü ile yönetilen ülkelerde yaşam haklarına yapılan yıkımlar, çok daha sinsi bir şekilde gelmekte. Figürler ile uğraşmak yerine yaşam haklarınıza sahip çıkmanızı isterim.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın