
KAYSERİ CEMEVİ BAŞKANI ABBAS TAN ‘ALEVİLİĞİ TANIMAYAN DEVLET, ALEVİLİĞİ TANIMLAMA HAKKINI DA KENDİNDE GÖREMEZ’ DEDİ VE ŞU AÇIKLAMAYI YAPTI.
Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün Alevilik ve Bektaşilik üzerine hazırladığı eğitim programını, Alevi toplumunun inançsal kimliği ve geleceği açısından kaygıyla karşılıyoruz.
Yıllardır Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini karşılamayan, Cemevlerini diğer inançların ibadethaneleriyle eşit bir hukuki statüye kavuşturmayan ve Aleviliğin inançsal özgünlüğünün tanınması konusunda tartışmaları sona erdiremeyen devletin, şimdi Aleviliğin nasıl öğretileceğini belirlemeye yönelmesi ciddi bir çelişkidir.
Aleviliği kendi inançsal gerçekliği içinde tanımayan bir devlet, Aleviliğin ne olduğunu tek başına belirleme yetkisini kendinde göremez!
Alevilik, birkaç eğitim modülüne, ders başlığına veya sertifika programına sığdırılabilecek bir gelenek değildir.
Alevilik; Binyılların tarihsel hafızasını, ocak sistemini, pirlik ve analık geleneğini, yol ve erkânını, sözlü kültürünü, nefeslerini, deyişlerini, rızalık anlayışını, doğayla ilişkisini ve tüm canlıları merkeze alan yaşam felsefesini bünyesinde barındıran özgün bir yaşam ve düşünce geleneğidir.
Bu nedenle temel mesele, Aleviliğin öğretilmesi değildir. Asıl mesele, Aleviliğin kim tarafından, hangi kaynaklara dayanılarak ve hangi inanç anlayışı çerçevesinde anlatılacağıdır.
Alevi toplumunun kendini tanımlama hakkı, devletin hazırladığı müfredatın sınırlarına bırakılamaz. Farklı ocakların, pirlerin, anaların, araştırmacıların ve Alevi kurumlarının birikimi göz ardı edilerek hazırlanacak bir program, Aleviliğin bütününü temsil ettiği iddiasında bulunamaz.
Üstelik akademik eğitim ile inançsal yetki birbirine karıştırılmamalıdır. Bir kursa katılmak veya sertifika almak, kişiye kendiliğinden pirlik, analık ya da yol erkânını yürütme yetkisi kazandırmaz. Alevi yolunun inançsal meşruiyeti, bürokratik belgelerle oluşturulamaz.
Devletin görevi, Aleviliği kendi anlayışına göre biçimlendirmek değil; inanç özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı ve farklı inanç geleneklerinin kendilerini özgürce ifade edebilmesini güvence altına almaktır.
Aleviliğin genç kuşaklara aktarılmasını önemsiyoruz. Ancak bu eğitim, Aleviliği yalnızca kültürel etkinliklere indirgeyen, tarihsel farklılıklarını görünmez kılan veya onu başka inanç kalıpları içinde açıklayan bir anlayışa dönüşmemelidir.
Bilimsel yaklaşım; farklı görüşleri, tarihsel belgeleri, sözlü geleneği ve Alevi toplumunun kendi bilgi birikimini birlikte ele almayı gerektirir.
Bizler Aleviliğin araştırılmasına, öğretilmesine ve bilimsel çalışmalarla gelecek kuşaklara aktarılmasına karşı değiliz. Karşı olduğumuz şey, Aleviliğin kendi toplumunun iradesi ve inançsal birikimi dışında tanımlanmasıdır.
Alevilik, devletin izin verdiği ölçüde var olan bir inanç ve yaşam biçimi değildir. Alevilik, inkâra ve baskılara rağmen kendi yolunu, erkânını ve toplumsal hafızasını yaşatan bir yaşam geleneğidir.
Artık Alevi toplumunun inançsal kimliği üzerindeki tartışmaların, Aleviler adına Aleviler dışında karar verme anlayışıyla yürütülmesine son verilmelidir. Eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve Aleviliğin kendi kimliğini özgürce yaşatma hakkı, demokratik bir toplumun vazgeçilmez gereğidir.
Alevilik devletin tanımına sığmaz; kendi tarihine, belleğine ve yoluna dayanır.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Halk Eğitim merkezlerinde öğretilecek Alevilik, Alevilik olamaz.
Çocuklara öğretilecek konular;
Alevilik-Bektaşilikte Edebiyat ve Sanat
Alevilik Bektaşilikte Semah
Alevilik Bektaşiliğe Giriş
Yolun İzinde gibi konular.
Devletin bu anlayıştan biran önce vazgeçmesi gerekir.
Alevilerinde bu gelişmeler karşısında seyirci kalmaması gerekir.
Aşk ile.
Abbas Tan
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.







