Politika

ÜMİT ÖZDAĞ SORDU: “HANGİ YASA, BIRAKIN GAZİLERİ, YURTTAŞLARIN BASIN AÇIKLAMASI YAPMASINI ENGELLER?”

“HANGİ YASA, BIRAKIN GAZİLERİ, YURTTAŞLARIN BASIN AÇIKLAMASI YAPMASINI ENGELLER?”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İçişleri Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak üzere ilerlerken durdurulan gazilerimizin yanına giderek İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye seslendi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Evet arkadaşlar, 37 günden bu yana gazilerimizin verdiği bir onur mücadelesi var. Ve bu sabah biliyorsunuz, Güvenpark’tan sabah saat 05.00’te yapılan bir operasyonla rehabilitasyon merkezine getirildiler. Ve oradan ayrıldılar. Şimdi İçişleri Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yapmak istiyorlar ve burada durdurulduklarını gördüğümüz için buraya geldik. Hangi yasa, hangi anayasa, bırakın gazileri, yurttaşların basın açıklaması yapmasını engeller?

İçişleri Bakanı’nın yapması gereken bu arkadaşlarımızı, gazileri burada durdurmak değil, onları davet edip bir kahve ikram edip dertlerini dinlemek olmalı. Buradan Sayın Bakan’a sesleniyorum: Sayın Bakan, buraya yolladığınız polis arkadaşların bazıları ileride şehit olacak, bazıları gazi olacak. Yarın onlara da mı aynı muameleyi yapacaksınız haklarını istedikleri zaman? Bu arkadaşlarımıza bir kahve ikram edemez misiniz? Bakanlıkta ağırlayamaz mısınız onları?

Evet, yapmanız gereken bu. Bu arkadaşlarımızı bakanlığın kapısında basın açıklaması değil, bir kahve içmeye siz davet edin. Ankara Emniyet Müdürü’ne bir telefon edin, talimat verin. Bu arkadaşlarımız da bakanlıkta sizin misafiriniz olsunlar. Yoksa onlar burada oturacaklar. Yine operasyonla kaldırmak zorunda kalacaksınız. Doğru bir şey mi olur bu Türkiye için? Yapmayın.

Bu insanlar dağda günlerce, aylarca çatışmış, beklemiş insanlar. Burada taşın üzerinde beklemek onlara hiç koymaz. Sayın Bakan, bu arkadaşları bakanlığa davet edin, gönüllerini alın. Dertlerini dinleyin. Bunlar sizin de çocuklarınız. Siz de operasyon talimatı verip polisi, jandarmayı yolladınız operasyona. Onların içinde de gaziler vardı, şehitler vardı. Yapmayın bunu.”

“BU GAZİLERDEN NEDEN BU KADAR KORKUYORSUNUZ?”

“GENEL KURUL’DA YAPTIĞI KONUŞMA İÇİN, İYİ PARTİ GRUP BAŞKAN VEKİLİ İÇİN SORUŞTURMA AÇILIYOR DA TERÖR EYLEMİ KUTLAMASINI KUTLAYAN DEM MİLLETVEKİLİ İÇİN NEDEN SORUŞTURMA AÇILMIYOR?”

“İSRAİL UÇAKLARININ SINIRIMIZIN BURNUNUN DİBİNE KADAR GELMESİNE NASIL İZİN VERİYORSUNUZ?”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Yenimahalle İlçe Başkanlığımızda Türkiye gündemini değerlendirdi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ:“Bu sabah saat 05.00’te Ankara’da Güvenpark’ta 37 günden bu yana onur haklarını almak için demokratik direnişlerini gerçekleştiren sevgili gazilerimize 500’e yakın polis tarafından bir operasyon yapılmış. Gazilerimiz karga tulumba her birisi ona yakın maskeli polis memuru tarafından yattıkları araziden, yataktan değil araziden, çimlerin üzerinden alınarak Bilkent’teki rehabilitasyon merkezine götürülmüşlerdir. Gazilerimiz biraz önce Bilkent’teki rehabilitasyon merkezinden çıktılar ve İçişleri Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yapmak üzere yolda iken yol polis tarafından tekrar kesilmiş, bunun üzerine gazilerimiz de araçlardan inerek Bilkent’te yolun üzerine yatmışlardır. Bundan 1,5-2 dakika önce gazilerimizle telefonda görüştüm ve bana durumu bildirdiler. Şimdi size bana şu an gelen videoyu da gösteriyorum. Bu gazilerden neden bu kadar korkuyorsunuz? Bu insanlar hayatlarını devlet ve millet yaşasın diye verdiler. Bacaklarını verdiler, kollarını verdiler, gözlerini verdiler. Şimdi İçişleri Bakanlığı önünde bir açıklama yapmalarını neden engelliyorsunuz? İnanılır gibi değil. Türkiye böyle bir dönemden geçiyor.

15 Ağustos’ta Türkiye’nin değişik yerlerinde, Mersin, Adana, Ankara’da üç ilçe başta olmak üzere, PKK’nın Türk askerlerinin şehit olduğu ilk lanet terör eylemini sözde kutlamak adına gösteriler yapılıyor, havai fişekleri patlatılıyor. DEM milletvekilleri sosyal medyada bu rezaletleri iş yapıyormuş gibi duyuruyorlar. Ama bir Cumhuriyet Savcısının aklına da bu eylemlere karşı ve bu eylemleri böyle lanse edenlere karşı halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten soruşturma açmak gelmiyor. Buradan Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sesleniyorum: Sayın Bakan, 12 tane vatandaşımızı yakarak öldüren teröristin meydanlarda ‘pişman değiliz’ diye dolaşması halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek değil midir? Genel Kurul’da yaptığı konuşma için, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen İYİ Parti Grup Başkan Vekili için soruşturma açılıyor da terör eylemi kutlamasını kutlayan DEM milletvekili için neden kin ve düşmanlığa tahrikten soruşturma açılmıyor? Bu olacak şey mi?

Kayseri’de genç bir vatansever Türk milliyetçisi kadın, Abdullah Öcalan’a sert cümlelerle yüklendi diye gözaltına alınıyor ve savcılığa sevk ediliyor. Ama öte yanda Diyarbakırlı bir Amedspor taraftarı, futbol maçında rakip takımın seyircisine yönelik tüfekle ateş ediyormuş gibi numara yapıyor ve oradaki polisler görmezlikten geliyorlar ve hiçbir savcı da ‘Gel buraya’ demiyor. Bunu bir Bursaspor taraftarı yapsaydı, bunu bir Fenerbahçe, bir Trabzonspor, bir Beşiktaş, bir Galatasaray taraftarı Amed tribünlerine yönelik yapsaydı muhakkak soruşturma açılırdı hakkında. Bu kabul edilebilir değil.

Değerli basın mensupları, bu sabah yine bir şafak operasyonuyla uyandık. Furkan Vakfı’na operasyon yapılmış. Ama Furkan Vakfı’na operasyon yapılacağı haberini biz Cumhurbaşkanı’nın bir danışmanının yaptığı X paylaşımından zaten öğrenmiştik. Anlaşılan şöyle söyleniyor: Bir cemaat ve tarikat iktidarı desteklemiyorsa cemaat ve tarikat değildir. Bunu anlamış olduk. Evet. Ve süreç sanıyorum iktidarı desteklemeyen diğer tarikat ve cemaatleri de kapsayacak şekilde devam edecek.

Uluslararası ilişkilerde de çok önemli, olağanüstü önemli bir hadise yaşandı. İsrail savaş uçakları İdlib’de bir askeri üssü, havaalanını vurdular. Burnumuzun dibinde bir üssü vurdular. Suriye’de olan biteni Zafer Partisi olarak yakından ve sahada izliyoruz. Bu saldırı İsrail’in Suriye’de Türkiye’ye yönelik yapmış olduğu bir saldırıdır, bunu biliyoruz. Buradan iktidara soruyoruz: İsrail uçaklarının sınırımızın burnunun dibine kadar gelmesine nasıl izin veriyorsunuz? Yine Suriye’de sivil amaçlarla nehir üzerinde köprü yapan Türk askerlerinin üzerinde İsrail F-35’lerinin dolaşmasına nasıl izin veriyorsunuz? Eğer İsrail savaş uçakları İdlib’e kadar gelip Türk hava sahasına bu kadar yaklaşabiliyorsa, Türk savaş uçakları neden Suriye’nin güneyinde ve Şam’ın üzerinde uçmuyor? Neden Golan Tepeleri’nin üzerinde uçmuyor? Caydırıcılık böyle olur. Evet, Türkiye’yi Suriye’de sokmuş olduğunuz durum budur.

Yine Suriye’de önemli bir gelişme oldu. PKK’nın Suriye’de YPG’yi kurmak üzere yollamış olduğu 11 tane kıdemli PKK’lı terörist vardır. Bu PKK’lı teröristler Suriye’de PKK’yı inşa eden adamlardır. Bunların hepsinin elinde Türk askerinin kanı vardır. Bakın, çok net söylüyorum: Türk askerinin kanı vardır. Bizzat alçakça terör eylemlerinin içinde olmuşlardır. Terör eylemleri talimatı vermişlerdir. Terör eylemlerini bizzat yönetmişlerdir. Ve bunlardan hepsi Türk devleti tarafından aranırlar. Ve bunlardan bir tanesi, başına 20 milyon TL, Türkiye’nin koyduğu en yüksek ödül konularak aranan kişidir. Ve bu adam, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı oldu. Bunu kabul ettiniz. Hani Şam’ı fethetmiştiniz? Hani Şara sizin dostunuzdu, çay içiyordunuz, kahve içiyordunuz, her dediğinizi yapıyordu? Ve şimdi duyuyoruz ki bu katil, evet, bu eli Türk askerinin kanıyla dolu olan katil, arama listesinden sessiz sedasız çıkarılmış. Neye hazırlanıyorsunuz? Yarın bu katil Ankara’da kırmızı halıyla karşılanıp Türk generalleriyle el mi sıkışacak? Bu nasıl iştir? Başka sessiz sedasız hangi katilleri arama listelerinden çıkartacaksınız? Hangileri Ankara sokaklarında, İstanbul sokaklarında ellerini kollarını sallayarak dolaşacak? Kabul edilebilir değil.

Ve böyle bir ortamda dün Milliyetçi Hareket Partisi’nin TBMM’deki danışmanlarından bir tanesi, Barzani ailesine ve konutuna yapılan saldırıyı üzüntüyle karşıladığını bildiren bir açıklama yapmış. Kimlerin kimler için üzüldüğünü görüyoruz. Üzülmesi gerekenler herhalde önce Irak Türkmen Cephesi’nin Kerkük’te baskı altında olan mensuplarıydı. Yok, artık onlar için üzülmüyor. Ve bu arada yine sosyal medyada ve basında yayınlanmasına ve yalanlanmaması üzerine şunu da sormak istiyorum: Bir Hakkarili aşiret reisi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmiş ve çıkışta yaptığı açıklamada, ‘Çerçeve yasa Kürdistan’ın dört parçası için geçerli, dedi bana Devlet Bahçeli.’ MHP Genel Merkezi’nden bu zatın söylediği, yaptığı açıklamayla ilgili bir yalanlamanın basında çıktığını görmedik. Sayın Bahçeli, eğer gerçekten bu zatın iddia ettiği gibi bu yasa, çerçeve yasa Kürdistan’ın dört parçasında da geçerli diyorsa, Türkiye’nin güneydoğusunu Kürdistan kabul ediyor demektir. Bu noktaya mı geldik? Evet, bu konuda herhalde MHP Genel Merkezi küfretmeden bir açıklama yapmayı becerebilir diye düşünüyoruz.”

Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “iki gündür Ankara’nın ilçelerinde esnaf ziyaretleri yapıyorsunuz. Vatandaşın gündeminde elbette ki ekonomi var. Ancak bu çerçeve yasa da geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçti ve Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu çerçevede vatandaş size çerçeve yasa hakkında bir şeyler diyor mu? Siz, çünkü daha önce sosyal medya hesabınızdan yaptığınız paylaşımda Meclis’te çıkan kararın vatandaşı, halkı temsil etmediğine yönelik bir açıklama yapmıştınız. Vatandaş size ne söylüyor?” sorusuna verdiği cevap:

“Dün Anafartalar’da esnaf ziyareti gerçekleştirdim ve birçok esnafla ekonominin durumuyla ilgili konuşurken yine bir kuyumcu arkadaş, ekonomiyle ilgili sorduğum soruya şöyle cevap verdi: ‘Hocam boş ver, altın iner çıkar. Bu çerçeve yasayla vatan ayağımızın altından kayıyor. Esas konuşmamız gereken bu.’ dedi. Evet, Türk halkı çok ağır bir ekonomik buhrandan geçiyor. Bu ekonomik buhran dayanma sınırlarını aşmış durumda. İnsanlar açlıkla mücadele ediyorlar. Ankara’da meyve halinde bir hanımefendi dedi ki: ‘Ben 45 yıllık evliydim, eşim iki sene önce vefat etti, kanser hastasıyım ve 16 bin 300 lira dul maaşıyla geçinmek zorundayım. Lütfen bana söyleyin, ne yapmam gerekiyor?’

Evet, değerli arkadaşlar, vatandaş gerçekten çok büyük bir ekonomik zulmün altında inliyor. Ama küçük bir grup da bu zulüm devam ederken, bu soygun devam ederken, enflasyon aracılığıyla yapılan her geçen gün biraz daha büyük paralar kazanmaya devam ediyor.

Son Süleymancılar operasyonu sırasında ortaya çıkan gerçeklerden birisi de yurt dışına Süleymancıların 1 milyar dolar gibi bir para transfer ettikleri iddiasıdır. Ama Türkiye’den yurt dışına çıkan paranın 80 milyar dolardan fazla olduğunu biliyoruz son yıllarda. Sadece son yıllarda Türkiye’den yurt dışında gayrimenkul satın almak üzere çıkartılan para, resmi rakamlara göre 12,5 milyar dolardır. Bırakın Türkiye’ye yabancı sermaye gelmesini, bu sene durum o noktaya gelmiştir ki Türkiye’ye giren sermayeden daha fazlası Türkiye’den çıkmış durumdadır. Hukukun olmadığı yerde ekonomik gelişme olmaz.”

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

PWA Kurulum Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Modern GDPR Çerez Popup
Davut Güleç