
Kayseri OSB Sanayicisine Bir Müjde Daha!
Kayseri Organize Sanayi Bölgesi, sanayicilerin fatura ödemelerinde kolaylık sağlamak amacıyla Sanal POS üzerinden taksit imkânı sağladı.
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Kayseri OSB Başkanı Mehmet Yalçın, sanayicilerin elektrik, su ve doğalgaz ödemelerine ilişkin son zamanlarda yaşanan sıkıntıların çözümüne katkı sağlamak adına adımlar attıklarını söyledi.
Yaşanan nakit darlığı nedeniyle faturaların ödenmesinde yasal faizlerin yüksekliğine ilişkin sanayicilerden taleplerin geldiğini hatırlatan Başkan Yalçın, “Kayseri OSB olarak, sanayicilerimize sunduğumuz elektrik, doğalgaz ve su hizmetlerinin faturalarının ödenmesi noktasında bazı sıkıntılar yaşandığı gündeme gelmiştir. Yürürlükte olan yasal gecikme faizlerinin de olumsuz etkileri nedeniyle, sanayicilerimiz için yeni bir çözüm yolu bulmayı amaçladık.” dedi.
Bir süredir farklı bankalarla görüşmelerde bulunduklarını ve son olarak 2 ayrı banka ile yapılan görüşmelerde anlaşmaya vardıklarını ifade eden Başkan Yalçın, “Sanayicilerimizin fatura ödemelerinde daha uygun imkânlarla taksit seçeneklerine kavuşmalarını istemiştik. Görüşmelerde bulunduğumuz bankalar arasından Halk Bankası ve Kuveyt Türk Katılım Bankası, taksitlendirme konusunda sanayicilerimize kolaylık sağlamayı kabul etti. Sanayicilerimiz, www.kayseriosb.org internet sitemiz üzerinden Sanal POS ile yapacakları elektrik, su, doğalgaz ödemelerinde daha uygun imkânlarla 12 taksite varan vadelerde ödeme planları oluşturabilecekler. Sanayicilerimiz, yapacakları ödemeler için https://portal.kayseriosb.org/portal/pos/ linkinden faydalanabilecek. Bu imkânın oluşturulmasında bizlere katkı sağlayan bankalarımıza teşekkür ediyor ve sanayicilerimize hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.
Kayseri OSB sanayicisinden gelen tüm talepleri büyük bir titizlikle değerlendirdiklerini ve oluşan sıkıntıların çözümü için adımlar attıklarını belirten Başkan Yalçın, sanal POS ödeme sistemine katkı sağlayacak diğer bankalar ve finans kuruluşlarına da kapılarının açık olduğunu sözlerine ekledi.
Şikayetvar: Yetkili servis şikayetleri yüzde 109 arttı
Çözüm platformu Şikayetvar, elektronik ürün yetkili servislerine yönelik şikayetlerin son bir yılda yüzde 109, beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayetlerin ise yüzde 59 arttığını açıkladı. En çok şikayet edilen konular ise; uzun onarım süreleri, garanti anlaşmazlıkları ve yedek parça sorunları olarak kaydedildi.
Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre elektronik ürün yetkili servislerine ilişkin şikayet sayısı geçen yılın aynı dönemindeki 694 seviyesinden bin 452’ye yükselerek yüzde 109 arttı. Beyaz eşya yetkili servislerinde ise şikayet sayısı 2 bin 812’den 4 bin 467’ye çıkarak yüzde 59 artış gösterdi. Beyaz eşya ve yedek parça sitelerine yönelik şikayetler de yüzde 96 yükselerek 304’e ulaştı.
Platform tarafından yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:
“Elektronik ürünlerde yaşanan arızaların ardından servis desteğine başvuran tüketiciler, en çok uzun onarım süreleri, yedek parça bekleme süreçleri ve aynı arızanın tekrar etmesinden şikayet ediyor. Özellikle akıllı telefon, televizyon ve bilgisayar gibi yüksek maliyetli ürünlerde kullanıcılar, yeni ürün satın almak yerine mevcut cihazlarını kullanmaya devam etmeye çalışırken servis süreçlerinde yaşanan aksaklıklar mağduriyet yaratıyor. Servis süreçlerinin uzaması, garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar ve onarım sonrasında aynı arızanın tekrar etmesi öne çıkan sorunlar arasında yer alıyor.
Beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayet sayısı 4 bin 467’ye ulaştı. Özellikle klima, buzdolabı ve derin dondurucu gibi günlük yaşamın vazgeçilmez ürünlerinde servis randevularının gecikmesi, arızaların giderilememesi ve garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar öne çıkıyor. Tüketiciler, servis sürecinin haftalarca uzaması nedeniyle günlük yaşamlarının aksadığını belirtirken, bazı şikayetlerde aynı arıza nedeniyle birden fazla servis kaydı açıldığı görülüyor. Yaz aylarında artan klima kullanımıyla birlikte servis yoğunluğunun da şikayetlere yansıdığı dikkat çekiyor.
Yedek parça sitelerine yönelik şikayetlerdeki yüzde 96’lık artış da dikkat çekiyor. Veriler, tüketicilerin yalnızca tamir hizmetlerine değil, ürünlerini daha uzun süre kullanabilmek için yedek parçaya da daha fazla ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Tüketiciler; sipariş edilen parçaların gönderilmemesi, yanlış ürün teslim edilmesi, stokta görünen ürünlerin temin edilememesi ve iade süreçlerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle çözüm arıyor. Artan ürün fiyatları nedeniyle cihazlarını yenilemek yerine onarmayı tercih eden kullanıcılar için yedek parçaya erişim daha kritik hale geliyor.”
Şikayetvar verilerine göre yetkili servis ve yedek parça kategorilerinde öne çıkan şikayet konuları şöyle:
- Garanti kapsamı ve garanti süresine ilişkin anlaşmazlıklar
- Uzayan onarım süreçleri
- Servis randevularına uyulmaması
- Yedek parça temininde yaşanan gecikmeler
- Aynı arızanın tekrar etmesi
- Ürün değişim ve iade taleplerinin karşılanmaması
- Kurulum ve montaj sırasında yaşanan sorunlar
- Müşteri hizmetlerine ulaşamama
- Yüksek servis ve yedek parça ücretleri
Konuyla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetler ise şöyle sıralandı:
“Derin dondurucu satın aldım ancak aradan 15 gün geçmesine rağmen kurulum için servis gelmedi. Defalarca ulaşmaya çalışmamıza rağmen ne telefonlara yanıt alabildik ne de kurulum tarihi konusunda bilgi verildi. Ürün evde kutusunda bekliyor ve kullanamıyorum. Mağduriyetimin giderilmesi için bir an önce servis yönlendirilmesini talep ediyorum.”
“Yaklaşık 3 yıldır kullandığım buzdolabım arızalandı. Yetkili servis tarafından yapılan incelemede cihazın tamir edilemeyeceği belirtilerek garanti kapsamında değişim kararı verildi. Ancak bir süre sonra ürünün stokta bulunmadığı gerekçesiyle değişim yerine para iadesi teklif edildi. Önerilen bedelin güncel piyasa koşullarında aynı segmentte bir ürün almak için yetersiz olduğunu belirttim. Talebim para iadesi değil, değişim kararı verilen ürünün eşdeğer veya daha üst özelliklere sahip bir modelle değiştirilmesi yönünde.”
“Satın aldığım beyaz eşya için ücretini ödeyerek ek garanti yaptırdım. Ancak ürünle ilgili sorun yaşadığımda, yetkili serviste ek garantinin sistemde tanımlı olmadığı bilgisi verildi. Müşteri hizmetleriyle yaptığım görüşmede ise ek garanti kapsamında yetkili servis yerine farklı bir servis süreci işletildiği ve arıza için ek ücret talep edildiği belirtildi. Ek garanti ücretini, ürünümün garanti kapsamının genişletilmesi ve olası arızalarda ek maliyetle karşılaşmamak için ödemiştim. Buna rağmen hem garanti kapsamına ilişkin belirsizlik yaşadım hem de ek ücret talebiyle karşılaştım.”
“Satın aldığım bulaşık makinesi için ücretini ödeyerek ek garanti yaptırdım. Ancak ürünle ilgili sorun yaşadığımda, yetkili servis tarafından ek garantinin sistemde görünmediği bilgisi verildi. Müşteri hizmetleriyle yaptığım görüşmede ise ek garanti kapsamında yetkili servis yerine farklı bir servis yönlendirmesi yapıldığı ve arıza için yaklaşık 5 bin TL ücret talep edildiği belirtildi. Ek garanti ücretini, ürünümün garanti kapsamının genişletilmesi ve olası arızalarda ek maliyetle karşılaşmamak için ödemiştim. Buna rağmen hem garanti kaydının görünmemesi hem de ek ücret talebiyle karşılaşmam mağduriyet yarattı.”
“Satın aldığım mini buzdolabı bir süre sonra soğutmamaya başladı ve kullanılamaz hale geldi. Arıza kaydı oluşturmama rağmen yaklaşık 40 gündür ne servis geldi ne de tarafıma herhangi bir dönüş yapıldı. Bu süreçte defalarca müşteri hizmetleriyle görüşmeme rağmen her seferinde servis yönlendirileceği bilgisi verildi ancak herhangi bir işlem yapılmadı. Ürünü uzun süredir kullanamıyor olmama rağmen sorunun çözümü için somut bir adım atılmadı.”
“Klimamda aynı arıza nedeniyle garanti süresi boyunca defalarca servis işlemi yapılmasına rağmen sorun giderilemedi. Daha sonra arızanın, önceki servis müdahalelerindeki hatalı işlemlerden kaynaklandığını öğrendim. Sorunun devam etmesi nedeniyle garanti sonrasında 5.700 TL ücret ödemek zorunda kaldım. Hatalı servis işlemleri nedeniyle tahsil edilen bu bedelin iadesini talep ediyorum.”
“Satın aldığımız çamaşır makinesi ve buzdolabında kurulumdan itibaren ciddi sorunlar yaşadık. Çamaşır makinesi ilk kullanımda arızalanarak su baskınına neden oldu, buzdolabı ise hasarlı teslim edildi ve soğutma problemi yaşadı. Her iki ürün de servis tarafından incelenmek üzere alındı. Defalarca yaptığımız başvuruya rağmen değişim talebimiz reddedildi ve ürünlerin sorunsuz olduğu belirtildi. Ancak yaşadığımız arızalar ve servis tespitleri bunun aksini göstermektedir. Arızalı ürünler için öncelikle ücret iadesi, bu mümkün değilse sıfır ve sorunsuz ürünlerle değişim talep ediyoruz.”
İmeceMobil: Türk Çiftçisinin Dijital Tarım Başarısı Microsoft’un Küresel Arenasında
Türkiye İş Bankası’nın tarım sektöründeki vizyonunu Microsoft’un güçlü bulut altyapısıyla birleştirerek çiftçilerin hayatına doğrudan dokunan İmeceMobil Tarım Platformu, Manisalı ve İzmirli çiftçilerin başarı hikayeleriyle Microsoft’un Source EMEA sayfasında yayınlanarak globalde örnek gösterildi.
Türkiye İş Bankası’nın “sürdürülebilir ve verimli tarımsal üretim ekosistemi” vizyonu doğrultusunda odaklandığı stratejik alanlardan biri olan tarım sektöründeki teknoloji iştiraki İmeceMobil Tarım Platformu, Manisalı ve İzmirli çiftçilerin başarı hikayeleriyle Microsoft’un EMEA bölgesindeki başarı hikayeleri arasında yer aldı. Tek bir mobil uygulama üzerinden veriye dayalı karar alma yetkinliği kazandıran, dijital tarım hizmetlerine ve tarımsal finansmana erişim imkânı sunan platform; çiftçilerin verimlilik ve tasarruf sağlayan, başka üreticilere ilham kaynağı olabilecek deneyimleriyle Microsoft’un Source EMEA sayfasında yayınlanarak uluslararası çapta örnek gösterildi.
Geleneksel yaklaşımdan veri temelli bilimsel yaklaşıma…
Teknolojik altyapısını Microsoft Azure üzerinde çalıştıran İmeceMobil, Azure’da bulut tabanlı bir mimari kurarak ölçeklenebilirlik, performans ve operasyonel verimlilikte iyileşme sağlıyor ve hızlı büyümeyi desteklediği gibi aynı zamanda yapay zekâ odaklı inovasyonu da mümkün kılıyor.
“AI for Good” (İyilik için Yapay Zeka) vizyonuyla hayata geçirilen uygulama, çiftçilerin veriye dayalı kararlar almaya başlaması sayesinde girdi maliyetlerini daha iyi yöneterek verimi artırmalarına rehberlik ederken, “tecrübe odaklı” geleneksel yaklaşımdan tecrübenin yanı sıra “veri temelli” bilimsel yaklaşımı tetikleyerek tüm tarım ekosistemi için kalıcı ve ölçülebilir bir değer zinciri inşa etmeyi amaçlıyor.
Altyapı “tarım için her şey” hedefiyle geliştiriliyor
Çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini dijital olarak yönetmelerini sağlayan bir platform olan İmeceMobil, dijital tarım hizmetlerini çeşitlendirdiği tarım modülü, tarımsal finansman çözümlerini sunduğu finans modülü ve çiftçilere özel online pazaryeri olan market modülü olmak üzere yenilikleri adım adım hayata geçirmeye ve “TARIM İÇİN HER ŞEY” hedefiyle her geçen gün altyapısını geliştirmeye devam ediyor.
Çiftçiler uygulama sayesinde zirai hava durumu öngörülerine göre önlem alabiliyor; her konuda İmeceMobil ziraat mühendislerine danışabiliyor; bitki sağlığını yakından takip ederek ve sulama, ilaçlama, gübreleme gibi konularda veriye dayalı kararlar vererek verim artışı ve girdi tasarrufu sağlayabiliyor. Çiftçilerin deneyimi, teknolojinin finans ve tarım kesişiminde yarattığı somut değeri ve pozitif sosyal etkiyi teyit ediyor.
İmeceMobil ayrıca Microsoft ile yakın çalışarak teknoloji yol haritasını Microsoft Bulut Benimseme Çerçevesi ile uyumlu hale getiriyor. Platform; Azure Kubernetes Servisi, gelişmiş ağ mimarileri ve Azure SQL optimizasyonu gibi çözümlerden yararlanırken, Azure AI Platformu üzerinde geliştirilen çözümlerle yetkinliklerini sürekli ilerletiyor.
Yapay zekâya uyum sağlayan kazanacak!
Prof. Dr. Nazife Güngör: “Teknoloji suç işlemez; suçu insan işler!”
Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin medya sektörünü dönüştürdüğünü belirten Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, eğitim programlarının bu değişime göre güncellenmesi gerektiğini söyledi.
Dijital okuryazarlığın küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Güngör, “Biz artık dijital çağın içindeyiz ve bu teknolojilerle uyum içinde yaşamak zorundayız. Sonuçta bu teknolojileri insanlığa fayda sağlasın diye geliştiren de yine insanın kendisidir. Bu nedenle yalnızca teknolojiyi üretmek değil, onu doğru kullanma kültürünü de geliştirmek zorundayız.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, medya sektöründeki yapay zekâ ve dijital teknolojilerle dönüşümünü ele aldı.
Hedef medya sektörüne nitelikli ve donanımlı profesyoneller yetiştirmek
İletişim alanındaki eğitim faaliyetlerini sektörün ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Güngör, “Hedefimiz medya sektörünün çok çeşitli alanlarına nitelikli ve donanımlı profesyoneller yetiştirmek. Bunun yolu da sektörle sürekli temas halinde olmaktan, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmekten geçiyor. Çünkü gelişen teknolojilerle birlikte üretim ilişkileri değişiyor, buna bağlı olarak sektörün ihtiyaçları da dönüşüyor. Toplumun medyadan beklentileri ve medyayı kullanma biçimleri de büyük bir değişim geçiriyor.” dedi.
Sosyal medya hayatın merkezine yerleşti
Yaklaşık yirmi yıl önce sosyal medyanın hayatın bir parçası olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Güngör, “Bugün ise toplumsal hareketliliğin neredeyse merkezine sosyal medyayı koyabiliyoruz. Bu nedenle iletişim alanında eğitim veren kurumların, sektördeki değişimi ve teknolojik dönüşümü dikkate alarak programlarını sürekli güncellemesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Yapay zekâ medya alanını en fazla etkileyen teknolojilerden biri oldu
Yapay zekânın da birçok meslek alanında olduğu gibi medya sektöründe de önemli değişimlere yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Güngör, şunları söyledi:
“Yapay zekayla birlikte çok şey değişti. Dijital teknolojilerin gelişmesi ve yapay zekâ süreçlerinin hayatımıza girmesi belki de en çok medya alanını etkiledi. Medyada üretim biçimleri, çalışma yöntemleri ve içerik üretim süreçleri büyük ölçüde değişti. Bu nedenle medya eğitimi veren kurumlar olarak yapay zekâ temelli yeni ihtiyaçları dikkate almak ve eğitim programlarımızı buna göre güncellemek zorundayız.”
Sorun teknoloji değil, onu kullanan insan
Hem ulusal hem küresel düzeyde teknolojik gelişmelere uyum sağlayamamaktan dolayı zaman zaman bazı sorunlar yaşandığını, meydana gelen bazı olaylarda da suçlunun sosyal medya olarak görüldüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Teknoloji suç işlemez; suçu insan işler. Sosyal medya veya yapay zekâ gibi teknolojileri suçlamak yerine, bunları nasıl kullandığımızı sorgulamamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Dijital okuryazarlık eğitiminin küçük yaşlardan itibaren verilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Güngör, “Biz artık dijital çağın içindeyiz ve bu teknolojilerle uyum içinde yaşamak zorundayız. Sonuçta bu teknolojileri insanlığa fayda sağlasın diye geliştiren de yine insanın kendisidir. Bu nedenle yalnızca teknolojiyi üretmek değil, onu doğru kullanma kültürünü de geliştirmek zorundayız. Türkiye’de yaşadığımız temel sorunlardan biri, teknolojilerle çok hızlı tanışmamıza rağmen bu süreçten önce yeterli farkındalık ve eğitim altyapısının oluşturulamamasıdır. Bu nedenle zaman zaman uyum sorunları ve kullanım kaynaklı sıkıntılar yaşanabiliyor. İşte bu nedenle dijital okuryazarlık ve dijital teknoloji okuryazarlığı büyük önem taşıyor. Teknolojinin yaşamımıza değer katabilmesi, fayda sağlayabilmesi ve toplumsal uyumu güçlendirebilmesi için bireylerin bu araçları bilinçli şekilde kullanmayı öğrenmesi gerekiyor.” dedi.
Anne babaların da dijital dünyayı öğrenmesi gerekiyor
“Dijital teknolojileri tanıyan ve kullanan ebeveynler, çocuklarını da daha bilinçli şekilde yönlendirebilir.” diyen Prof. Dr. Güngör, “Bugün Z ve Alfa kuşağı gibi yeni nesiller dijital dünyanın içine doğarken, önceki kuşaklar bu teknolojilere sonradan uyum sağlamaya çalışıyor. Bu durum kuşaklar arasında önemli bir mesafe oluşturuyor. Gençler çoğu zaman kendilerini dijital dünyada daha yetkin gördükleri için önceki kuşakların bilgi ve deneyimlerinden yeterince yararlanma ihtiyacı hissetmeyebiliyor. Bu nedenle kuşaklar arasındaki iletişimi güçlendirmek ve ortak bir dijital kültür oluşturmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor.” şeklinde konuştu.
Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi, Mayıs 2026
Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) yıllık %34,16 arttı, aylık %1,71 arttı
YD-ÜFE 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %1,71 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %17,30 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %34,16 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,96 artış gösterdi.
YD-ÜFE değişim oranları (%), Mayıs 2026
Mayıs 2026 Mayıs 2025 Mayıs 2024
Bir önceki aya göre değişim oranı 1,71 2,40 0,42
Bir önceki yılın Aralık ayına göre değişim oranı 17,30 15,81 14,11
Bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı 34,16 25,34 65,48
On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı 31,96 26,15 59,60
YD-ÜFE yıllık değişim oranı (%), Mayıs 2026
YD-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık %33,93 arttı
Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %47,70 artış, imalatta %33,93 artış olarak gerçekleşti.
Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %31,50 artış, dayanıklı tüketim mallarında %33,73 artış, dayanıksız tüketim mallarında %36,00 artış, enerjide %104,38 artış, sermaye mallarında %23,68 artış olarak gerçekleşti.
YD-ÜFE yıllık değişim oranları (%), Mayıs 2026
Sektörlere göre YD-ÜFE yıllık değişim oranları (%), Mayıs 2026. YD-ÜFE imalat ürünlerinde aylık %1,65 arttı Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %5,30 artış, imalatta %1,65 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %3,48 artış, dayanıklı tüketim mallarında %1,49 artış, dayanıksız tüketim mallarında %2,20 artış, enerjide %6,23 azalış, sermaye mallarında %1,62 artış olarak gerçekleşti.
Tüketici Güven Endeksi, Haziran 2026 Tüketici güven endeksi 87,9 oldu
Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Mayıs ayında 85,8 iken Haziran ayında %2,5 oranında artarak 87,9 oldu.
Bosch Ev Aletleri hava temizleme cihazları ile yaşam alanlarına taze bir nefes
Günümüzde zamanımızın çok büyük bir bölümünü ev veya ofis gibi kapalı mekanlarda geçiriyoruz ve soluduğumuz havanın kalitesi genel sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Bu tip alanlarda biriken toz, polen ve görünmeyen zararlı partiküller, rahat nefes almayı zorlaştırıp yaşam kalitemizi düşürebiliyor. “Yaşam için Teknoloji” üreten Bosch Ev Aletleri, iç mekan havasını yüzde 99.99 oranında temizleyen ileri teknolojiye sahip hava temizleme cihazlarıyla, tüketicilerin taze ve sağlıklı hava ihtiyacına yenilikçi ve güvenilir bir çözüm sunuyor.
Bosch Ev Aletleri’nin “Yaşam için teknoloji” vizyonunu yansıtan hava temizleme cihazları, ortamdaki havayı etkili bir şekilde filtreleyerek kullanıcılara her nefeste kendilerini güvende hissedecekleri bir iç mekan konforu sağlıyor.
Odanızda sadece temiz ve sağlıklı hava
Bosch hava temizleme cihazları, sahip oldukları ön filtre, aktif karbon filtre ve HEPA filtreden oluşan yapılarıyla bulundukları odadaki hava kalitesini ideal seviyeye taşıyor. Havadaki virüsleri, tozları ve alerjenleri yüzde 99.99 oranında hapseden cihazlar, aynı zamanda yetersiz havalandırılan alanlardaki rahatsız edici kötü kokuları da hızla ortadan kaldırıyor. Özellikle bebek odaları gibi hijyenin ekstra önem taşıdığı alanlarda güvenle kullanılabilen bu teknoloji, temiz hava sayesinde uyku kalitesinin artmasına ve güne çok daha zinde başlanmasına yardımcı oluyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.




