
Kapadokya Üniversitesi (KÜN) Ebelik ve Hemşirelik Bölümü Öğrencileri Meslek Yolculuklarında İlk Adımlarını Attılar
KÜN Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Ebelik ve Hemşirelik bölümü öğrencileri, düzenlenen törenle üniformalarını giyerek meslek yolculuklarında ilk adımlarını attılar.
Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Ebelik ve Hemşirelik bölümü 1. sınıf öğrencileri için düzenlenen üniforma giyme töreni, KÜN Uçhisar Sanat Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Törende öğrencilere meslek yaşamlarının ilk adımını simgeleyen üniformaları ile Ahilik geleneğini temsil eden şedleri akademisyenler tarafından takdim edildi. Öğrencilerin ailelerinin de katıldığı törende ebelik ve hemşirelik mesleklerinin taşıdığı sorumluluk ve meslek etiğinin önemi vurgulandı.
KÜN Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Yalap
Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Yalap konuşmasında üniforma giyme törenlerinin öğrencilerin mesleki yolculuklarında önemli bir eşik olduğunu belirtti. Kapadokya Üniversitesinin eğitim anlayışının Ahilik geleneğinden beslenen usta–çırak ilişkisine dayandığını ifade eden Yalap, törende gerçekleştirilen şed takdiminin de bu geleneğin sembolik bir yansıması olduğunu söyledi.
Yalap ayrıca yüksekokul bünyesinde yürütülen uygulamalı eğitim süreçlerine değinerek öğrencilerin önce simülasyon laboratuvarlarında beceri kazandıklarını, ardından hastane uygulamalarıyla bu deneyimlerini pekiştirdiklerini belirtti. Üniversitenin “akıl, ahlak, adalet, adap” mottosunun eğitim anlayışlarına yön verdiğini vurgulayan Yalap, öğrencilerin mesleki sorumluluklarının bilincinde, etik değerlere bağlı sağlık profesyonelleri olarak yetiştirilmelerinin hedeflendiğini ifade etti.
Ebelik Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Başaran
Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Ebelik Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Başaran ise konuşmasında üniformanın yalnızca bir kıyafet değil, mesleki kimliği temsil eden önemli bir sembol olduğunu belirtti. Öğrencilere hitaben konuşan Başaran, ebelik mesleğinin bilgi, dikkat, sabır ve güçlü bir sorumluluk duygusu gerektirdiğini ifade etti.
Başaran, törende öğrencilere takdim edilen şed kuşaklarının Ahilik geleneğinde ustanın çırağına duyduğu güveni simgelediğini belirterek öğrencilerinin bu meslek yolculuğuna hazır olduklarına inandığını dile getirdi. Ebelik mesleğinin hayatın en özel anlarına tanıklık eden bir meslek olduğunu vurgulayan Başaran, öğrencilerin bu üniformayı bilgi, merhamet ve onurla taşımaları gerektiğini söyledi.
Hemşirelik Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Bektaş
Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Bektaş da konuşmasında, hemşireliğin; bilim, etik değerler ve insan sevgisi üzerine kurulu güçlü bir meslek kimliği olduğunu ifade etti.
Uluslararası Hemşirelik Konseyi tarafından her yıl belirlenen temaların hemşirelik mesleğinin sağlık sistemleri ve toplumlar için taşıdığı önemi ortaya koyduğunu belirten Bektaş, güçlü ve donanımlı hemşirelerin yalnızca hastaların yaşamına değil toplumun geleceğine de katkı sunduğunu vurguladı. Öğrencilere hitaben konuşan Bektaş, üniformanın; bilginin, sorumluluğun ve insan yaşamına duyulan saygının sembolü olduğunu ifade ederek meslek yolculuklarında etik değerlerin rehberliğinde ilerlemeleri gerektiğini dile getirdi.
Üniforma giyme töreni, öğrencilerimizin sağlık alanındaki mesleki kimliklerini kazanmaya başladıkları bu önemli aşamayı simgelerken Kapadokya Üniversitesinin nitelikli ve etik değerlere bağlı sağlık profesyonelleri yetiştirme yaklaşımını da bir kez daha ortaya koydu.
“NEBAHAT” ROMANI İÇİN ANLAMLI BULUŞMA
KİTABIN GELİRLERİNİN BİR BÖLÜMÜ TÜRK KANSER DERNEĞİ’NE BAĞIŞLANACAK
Yazar Deniz Başıbüyük’ün yeni romanı Nebahat için düzenlenen lansman, 6 Mart’ta Kuruçeşme’deki Oligark İstanbul’da edebiyat ve sanat dünyasından davetlilerin katılımıyla gerçekleşti. Lansmanda, romanın satış gelirlerinin bir bölümünün Türk Kanser Derneği’ne bağışlanacağı kamuoyuyla paylaşıldı.
Kanserle mücadele eden bireylerin hikâyesini edebiyatın yalın ve güçlü diliyle anlatan Nebahat, hastalık gerçeğini umudu merkeze alarak ele alan bir roman olarak okurlarla buluştu.
Lansman programı kapsamında, Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman ve yazar Deniz Başıbüyük’ün katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Deniz Van Basseleare’nin üstlendiği söyleşide; kanserle mücadelede toplumsal farkındalığın önemi, bireysel dayanışmanın değeri ve sanatın iyileştirici gücü ele alındı.
Yazar Deniz Başıbüyük, söyleşide yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Nebahat, karanlığın içinden geçen ama umudu elinden bırakmayanların hikâyesi. Bu hikâyenin, Türk Kanser Derneği’ne destek olacak bir iyilik hareketine dönüşmesini çok önemsiyorum.”
Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman ise, kanserle mücadelede bireysel duyarlılık ve gönüllü bağışların önemine dikkat çekerek, bu tür girişimlerin toplumda farkındalık yaratma gücünü vurguladı.
1964 yılında kurulan Türk Kanser Derneği; erken teşhis ve tarama çalışmaları, hasta ve hasta yakınlarına yönelik ücretsiz destek hizmetleri ile toplumsal farkındalık projeleri yürütmektedir. Dernek, bireysel ve kurumsal bağışlarla yürütülen bu tür destekleri, kanserle mücadelede büyük bir değer olarak görmektedir.
| Geçmeyen baş ağrısının nedeni diş sıkma olabilir! Geçmeyen baş ağrılarının nedeni bazen sanıldığı gibi nörolojik değil, diş sıkma olabiliyor. Özellikle sınav stresi yaşayan öğrenciler ve yüksek stresli işlerde çalışan kişilerde fark edilmeyen bu alışkanlık kronik baş ağrılarına yol açabiliyor! Sınav stresi ve yüksek stresli meslekler diş sıkmayı tetikliyor Yapılan araştırmalar, kronik baş ağrısı yaşayan bazı kişilerde altta yatan nedenin diş sıkma ve çene kası problemleri olabileceğini gösteriyor.Diş Eti Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Çağdaş Çağlar Laçin’e göre toplumda her 5 kişiden birinde diş sıkma alışkanlığı görülebiliyor ve bu durum çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebiliyor. Özellikle sınav stresi yaşayan öğrenciler ile yüksek stresli işlerde çalışan kişilerde bu risk daha belirgin hale geliyor. Laçin, kronik baş ağrılarının her zaman nörolojik veya sinüs kaynaklı olmayabileceğine dikkat çekerek, yapılan tetkiklerin normal çıkmasına rağmen devam eden ağrılarda çene ve diş kaynaklı sorunların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Baş ağrısının bazı kişilerde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren kronik bir soruna dönüşebildiğini belirten Laçin şu değerlendirmede bulundu: “Stres, uykusuzluk, göz yorgunluğu ve sinüs problemleri en bilinen nedenler arasında yer alıyor. Ancak tüm muayene ve tetkiklere rağmen açıklanamayan baş ağrılarında diş sıkma ve çene kası problemleri göz ardı edilmemeli. Özellikle yüksek stresli işlerde çalışan kişilerde ve sınav dönemindeki öğrencilerde bruksizm oldukça yaygın görülüyor. Son yıllarda stres düzeyinin artmasıyla bu şikayetlerde belirgin bir artış gözlemliyoruz.” Uyurken diş sıkmak baş ağrısının en sık görülen nedenlerinden biri Diş sıkma ve gıcırdatmanın çoğu zaman kişinin farkında olmadan, özellikle uyku sırasında gerçekleştiğini aktaran Laçin, bu durumun zamanla kas hafızasına yerleşerek gündüz saatlerinde de devam edebildiğini ifade etti. “Dişler normalde yalnızca yemek yerken kuvvetli şekilde temas eder. Gün içinde üst ve alt dişler arasında istirahat pozisyonu dediğimiz bir boşluk bulunması gerekir. Sürekli temas kaslarda aşırı yüklenmeye yol açar. Bu da şakak, ense kökü, elmacık kemiği ve alın bölgesinde kronik baş ağrılarına neden olabilir.” Dr. Laçin, ayrıca sabah yorgun uyanma, çene ekleminden ses gelmesi, diş hassasiyeti, kulak ağrısı ve diş eti birleşim bölgelerinde sızlama gibi şikâyetlerin de diş sıkmaya eşlik edebileceğini belirtti. Diş sıkmanın nedenleri ve belirtileri de dikkate alınmalı Diş sıkma probleminin tek bir nedene bağlı gelişmediğini ifade eden Laçin, stres, kaygı, yoğun yaşam temposu ve uyku düzensizliklerinin en sık görülen nedenler arasında yer aldığını söyledi. Bazı kişilerde horlama veya uyku apnesi gibi uyku bozukluklarının da diş sıkmayı tetikleyebildiğini belirten Laçin, hafif düzeyde bruksizmin her zaman tedavi gerektirmeyebileceğini ancak sık ve şiddetli görüldüğünde önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. Dr. Laçin, diş sıkmanın çoğu zaman kişinin farkında olmadan geliştiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: “Uyku sırasında diş gıcırdatma veya sıkma sesleri, aşınmış ya da çatlamış dişler, diş hassasiyetinde artış, çene ve yüz bölgesinde ağrı, çene ekleminde zorlanma ya da kulakta herhangi bir problem olmamasına rağmen hissedilen ağrı bruksizmin önemli belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtileri yaşayan kişilerin diş hekimi muayenesini geciktirmemesi gerekir.” Diş sıkma tedavisiyle baş ağrıları kontrol altına alınabiliyor Tedavi sürecinin genellikle zor olmadığını belirten Laçin, doğru tanı sonrası kişiye özel hazırlanan okeson splinti uygulamasıyla çene kaslarının üzerindeki yükün azaltılabildiğini söyledi. Stres yönetimi, fizyoterapi uygulamaları ve bazı durumlarda botulinum toksin uygulamalarının da tedaviyi destekleyebileceğini dile getirdi. Laçin, nedeni bulunamayan kronik baş ağrılarında yalnızca ağrının hissedildiği bölgeye odaklanmak yerine çene ve diş sağlığının da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: “Erken teşhis hem baş ağrılarının azalmasını hem de diş ve çene sağlığının korunmasını sağlar. Uzun süredir nedeni bulunamayan baş ağrısı yaşayan kişilerin diş hekimi muayenesini ihmal etmemesi önemli.” |
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.



