Eğitim

Naci Görür: “Deprem Dirençli Kent İçin Sadece Binaları Değil, Tüm Kenti Hazırlamak Gerek”

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, Bilim Kafe buluşmaları kapsamında yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’ü ağırladı. Deprem gerçeği, kentlerin hazırlığı ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskler üzerine değerlendirmelerde bulunan Görür, kafe alanında öğrencilerle samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Buluşma sırasında öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Görür, deprem dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan ibaret olmadığına dikkat çekti.

Naci Görür: “Deprem Dirençli Kent İçin Sadece Binaları Değil, Tüm Kenti Hazırlamak Gerek”

İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, Bilim Kafe buluşmaları kapsamında yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’ü ağırladı. Deprem gerçeği, kentlerin hazırlığı ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskler üzerine değerlendirmelerde bulunan Görür, kafe alanında öğrencilerle samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Buluşma sırasında öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Görür, deprem dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan ibaret olmadığına dikkat çekti.

Deprem dirençli kent kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını dile getiren Görür’e göre bir kentin deprem dirençli sayılabilmesi, büyük bir depremi minimum hasarla atlatabilmesiyle mümkün. Büyük can kayıplarının, yaygın yıkımın ve ağır ekonomik zararların yaşandığı kentlerde deprem dirençliliğinden söz etmek mümkün değil.

Kentleri deprem karşısında dayanıklı hale getirmenin temel unsurlarından biri ise zemin özellikleri. Her yerde aynı şekilde sağlam bina inşa etmenin mümkün olmadığına dikkat çeken Görür, yapılaşmanın mutlaka bulunduğu bölgenin jeolojik özelliklerine göre planlanması gerektiğini vurguladı. Zemin yapısına bağlı olarak farklı mühendislik çözümlerinin ve teknolojilerin devreye girdiğini, bazı bölgelerde güvenli yapı üretiminin ancak daha ileri ve maliyeti yüksek yöntemlerle mümkün olabildiğini söyledi.

Deprem dirençli kent bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor

Bir kentin deprem karşısındaki dayanıklılığı yalnızca yapı stokuyla sınırlı değil. Yönetim yapısından altyapıya, halkın bilinç düzeyinden çevreye ve ekonomik yapıya kadar birçok unsurun birlikte ele alınması gerekiyor. Bu unsurların tamamının güçlü olması gerektiğini vurgulayan Görür, durumu insan vücuduna benzetiyor: Nasıl ki bir insanın tüm organları sağlıklıysa o insan sağlıklıdır, bir kentin de tüm bileşenleri güçlü olduğunda deprem karşısında dirençli bir yapı ortaya çıkar.

“Kentsel dönüşüm tek başına yeterli değil”

Türkiye’de sıkça gündeme gelen kentsel dönüşüm yaklaşımının çoğu zaman yalnızca binaların yenilenmesi olarak ele alındığına dikkat çeken Görür, deprem riskini azaltmanın bundan çok daha kapsamlı bir planlama gerektirdiğini hatırlattı. Eğer amaç deprem riskini azaltmaksa bunun yalnızca kentsel dönüşüm olarak değil, doğrudan deprem hazırlığı ve deprem dirençli kent planlaması olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin deprem riskine karşı daha güçlü bir hazırlık yapabilmesi için kurumsal bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu da dile getiren Görür, bu kapsamda bir Afet Bakanlığı kurulmasını öneriyor. Belirli bir bütçeye, uzman kadroya ve uzun vadeli programa sahip bir yapı ile 15 ila 20 yıllık bir plan çerçevesinde Türkiye’nin deprem dirençli hale getirilebileceği görüşünde.

İstanbul depremi ekonomik risk de oluşturuyor

Deprem konusundaki bilimsel uyarıların kamuoyuna her zaman doğru şekilde yansımadığına da dikkat çeken Görür, özellikle medya dilinin zaman zaman sansasyonel bir çerçeveye kayabildiğini söylüyor. Bilim insanlarının açıklamalarının “korkutan açıklama” gibi başlıklarla sunulmasının, konunun sağlıklı biçimde anlaşılmasını zorlaştırdığı görüşünde.

İstanbul’un ekonomik açıdan taşıdığı yoğun yük de Görür’ün dikkat çektiği başlıklardan biri. Türkiye’de sanayi, üretim ve teknolojinin büyük ölçüde Marmara bölgesinde yoğunlaştığını hatırlatan Görür, olası büyük bir depremin yalnızca fiziksel yıkımla sınırlı kalmayıp ülke ekonomisi üzerinde de ciddi etkiler yaratabileceğini vurguladı. Bu nedenle sanayi ve üretim tesislerinin Anadolu’ya daha dengeli şekilde dağıtılması gerektiğini, böylece hem deprem riskinin hem de yoğun göç baskısının azaltılabileceğini dile getirdi.

Deprem araştırmalarında yapay zekânın rolüne de değinen Görür’e göre bu teknolojinin etkili olabilmesi güçlü ve kapsamlı veri setlerine bağlı. Türkiye’de yer bilimleri alanında veri üretiminin görece geç geliştiğini hatırlatan Görür, yapay zekâdan verimli sonuç alınabilmesi için bilimsel veri üretiminin artırılması gerektiğine işaret etti.

Genç jeologlara saha çalışması önerisi

Genç yer bilimcilere de tavsiyelerde bulunan Görür, jeolojinin temelinin saha çalışması olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin önemli jeologlarından İhsan Ketin’in “Hakikat çekicin ucundadır” sözünü hatırlatan Görür’e göre doğayı anlamanın en doğru yolu arazide yapılan gözlemlerden geçiyor. Jeolojinin masa başında öğrenilemeyeceğini söyleyen Görür, genç bilim

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Naci Görür: “Deprem Dirençli Kent İçin Sadece Binaları Değil, Tüm Kenti Hazırlamak Gerek”

Naci Görür: “Deprem Dirençli Kent İçin Sadece Binaları Değil, Tüm Kenti Hazırlamak Gerek”

İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, Bilim Kafe buluşmaları kapsamında yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’ü ağırladı. Deprem gerçeği, kentlerin hazırlığı ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskler üzerine değerlendirmelerde bulunan Görür, kafe alanında öğrencilerle samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Buluşma sırasında öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Görür, deprem dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan ibaret olmadığına dikkat çekti.

Naci Görür: “Deprem Dirençli Kent İçin Sadece Binaları Değil, Tüm Kenti Hazırlamak Gerek”

İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, Bilim Kafe buluşmaları kapsamında yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’ü ağırladı. Deprem gerçeği, kentlerin hazırlığı ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskler üzerine değerlendirmelerde bulunan Görür, kafe alanında öğrencilerle samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Buluşma sırasında öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Görür, deprem dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan ibaret olmadığına dikkat çekti.

Deprem dirençli kent kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını dile getiren Görür’e göre bir kentin deprem dirençli sayılabilmesi, büyük bir depremi minimum hasarla atlatabilmesiyle mümkün. Büyük can kayıplarının, yaygın yıkımın ve ağır ekonomik zararların yaşandığı kentlerde deprem dirençliliğinden söz etmek mümkün değil.

Kentleri deprem karşısında dayanıklı hale getirmenin temel unsurlarından biri ise zemin özellikleri. Her yerde aynı şekilde sağlam bina inşa etmenin mümkün olmadığına dikkat çeken Görür, yapılaşmanın mutlaka bulunduğu bölgenin jeolojik özelliklerine göre planlanması gerektiğini vurguladı. Zemin yapısına bağlı olarak farklı mühendislik çözümlerinin ve teknolojilerin devreye girdiğini, bazı bölgelerde güvenli yapı üretiminin ancak daha ileri ve maliyeti yüksek yöntemlerle mümkün olabildiğini söyledi.

Deprem dirençli kent bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor

Bir kentin deprem karşısındaki dayanıklılığı yalnızca yapı stokuyla sınırlı değil. Yönetim yapısından altyapıya, halkın bilinç düzeyinden çevreye ve ekonomik yapıya kadar birçok unsurun birlikte ele alınması gerekiyor. Bu unsurların tamamının güçlü olması gerektiğini vurgulayan Görür, durumu insan vücuduna benzetiyor: Nasıl ki bir insanın tüm organları sağlıklıysa o insan sağlıklıdır, bir kentin de tüm bileşenleri güçlü olduğunda deprem karşısında dirençli bir yapı ortaya çıkar.

“Kentsel dönüşüm tek başına yeterli değil”

Türkiye’de sıkça gündeme gelen kentsel dönüşüm yaklaşımının çoğu zaman yalnızca binaların yenilenmesi olarak ele alındığına dikkat çeken Görür, deprem riskini azaltmanın bundan çok daha kapsamlı bir planlama gerektirdiğini hatırlattı. Eğer amaç deprem riskini azaltmaksa bunun yalnızca kentsel dönüşüm olarak değil, doğrudan deprem hazırlığı ve deprem dirençli kent planlaması olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin deprem riskine karşı daha güçlü bir hazırlık yapabilmesi için kurumsal bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu da dile getiren Görür, bu kapsamda bir Afet Bakanlığı kurulmasını öneriyor. Belirli bir bütçeye, uzman kadroya ve uzun vadeli programa sahip bir yapı ile 15 ila 20 yıllık bir plan çerçevesinde Türkiye’nin deprem dirençli hale getirilebileceği görüşünde.

İstanbul depremi ekonomik risk de oluşturuyor

Deprem konusundaki bilimsel uyarıların kamuoyuna her zaman doğru şekilde yansımadığına da dikkat çeken Görür, özellikle medya dilinin zaman zaman sansasyonel bir çerçeveye kayabildiğini söylüyor. Bilim insanlarının açıklamalarının “korkutan açıklama” gibi başlıklarla sunulmasının, konunun sağlıklı biçimde anlaşılmasını zorlaştırdığı görüşünde.

İstanbul’un ekonomik açıdan taşıdığı yoğun yük de Görür’ün dikkat çektiği başlıklardan biri. Türkiye’de sanayi, üretim ve teknolojinin büyük ölçüde Marmara bölgesinde yoğunlaştığını hatırlatan Görür, olası büyük bir depremin yalnızca fiziksel yıkımla sınırlı kalmayıp ülke ekonomisi üzerinde de ciddi etkiler yaratabileceğini vurguladı. Bu nedenle sanayi ve üretim tesislerinin Anadolu’ya daha dengeli şekilde dağıtılması gerektiğini, böylece hem deprem riskinin hem de yoğun göç baskısının azaltılabileceğini dile getirdi.

Deprem araştırmalarında yapay zekânın rolüne de değinen Görür’e göre bu teknolojinin etkili olabilmesi güçlü ve kapsamlı veri setlerine bağlı. Türkiye’de yer bilimleri alanında veri üretiminin görece geç geliştiğini hatırlatan Görür, yapay zekâdan verimli sonuç alınabilmesi için bilimsel veri üretiminin artırılması gerektiğine işaret etti.

Genç jeologlara saha çalışması önerisi

Genç yer bilimcilere de tavsiyelerde bulunan Görür, jeolojinin temelinin saha çalışması olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin önemli jeologlarından İhsan Ketin’in “Hakikat çekicin ucundadır” sözünü hatırlatan Görür’e göre doğayı anlamanın en doğru yolu arazide yapılan gözlemlerden geçiyor. Jeolojinin masa başında öğrenilemeyeceğini söyleyen Görür, genç bilim

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…