Köşe Yazıları

İsrail Sempatisi Bitti

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Prof. Dr. Ata Atun

(İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) 

Uluslararası siyasette bazı kırılmalar vardır ki, etkileri yalnızca diplomatik masalarda değil, toplumların zihninde ve vicdanında hissedilir. Bugün ABD’de İsrail’e yönelik değişen algı tam da böyle bir kırılmanın işaretlerini veriyor. Yakın zamanda Gallup tarafından yapılan anketler, Amerikan kamuoyunda uzun yıllardır süregelen “İsrail lehine konsensüs”ün ciddi biçimde sarsıldığını ortaya koyuyor. Artık Amerikalıların yalnızca yüzde 32’si İsrail’e olumlu bakarken, yüzde 39’u olumsuz görüş bildiriyor. Daha çarpıcısı ise Filistin’e yönelik sempatinin ilk kez İsrail’i geçmiş olması.

Bu tabloyu sıradan bir dalgalanma olarak görmek büyük bir yanılgı olur. Zira bu değişim, yalnızca sayılara değil, aynı zamanda Amerikan toplumunun farklı kesimlerine yayılan yapısal bir dönüşüme işaret ediyor. Özellikle Demokrat Parti tabanında yaşanan kırılma dikkat çekici. Uzun yıllar boyunca İsrail’e koşulsuz destek veren bu kesimde artık eleştirel sesler daha gür çıkıyor. Eskiden en küçük bir eleştirinin bile antisemitizm suçlamasıyla bastırıldığı bir ortamdan, açık ve sert eleştirilerin yapılabildiği bir noktaya gelinmiş durumda.

Bu değişimin en güçlü taşıyıcısı ise genç kuşaklar. Genç Amerikalılar, küresel adalet, insan hakları ve eşitlik gibi değerler üzerinden meseleye bakıyor. Onlar için mesele, geleneksel ittifakların ötesinde bir etik sorgulama haline gelmiş durumda. Bu nedenle İsrail politikalarına yönelik eleştiriler, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir zemin kazanıyor.

Benzer bir çözülme Cumhuriyetçi Parti içinde de kendini gösteriyor. Özellikle MAGA (Make America Graet Again – Amerika’yı Yeniden Büyük Yapalım) tabanı içerisinde “ABD neden İsrail için savaşsın?” sorusu giderek daha fazla dile getiriliyor. Bu sorgulama, Amerikan dış politikasında maliyet-fayda hesaplarının yeniden yapılmasına neden olabilir.

En dikkat çekici gelişmelerden biri ise Amerikan Yahudi toplumu içinde yaşanan tartışmalar. Geleneksel olarak İsrail’e güçlü destek veren bu topluluk içinde artık ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Özellikle genç Yahudiler arasında anti-Siyonist yaklaşımların artması, kimlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. İsrail politikaları ile Yahudi kimliğinin özdeşleştirilmesine yönelik itirazlar giderek yaygınlaşıyor. Bu durum, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşüm anlamına geliyor.

Bir diğer önemli başlık ise AIPAC (American Israel Public Affairs Committee – Amerikan İsrail Hakla İlişkiler Komitesi) etkisinin sorgulanmaya başlanması.

Amerikan siyasetinde uzun yıllardır güçlü bir lobi olarak bilinen bu yapıdan uzaklaşma eğilimi dikkat çekiyor. Hatta ABD’nin önde gelen siyasetçilerinin ve fikir önderlerinin artık AIPAC’tan bağış almadıklarını özellikle vurgulamaları, bu değişimin ciddi bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Artık siyasetçiler için İsraile koşulsuz destek vermek bir avantaj değil, aksine açıklanması gereken bir davranış haline geliyor.

Tüm bu gelişmeler, ABD içindeki güç dengelerinde de bir çatlağa işaret ediyor. Bir yanda “İsrail’e koşulsuz destek” anlayışı, diğer yanda ise “İsrail yükünden kurtulma” eğilimi giderek belirginleşiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki gerilim, önümüzdeki yıllarda Amerikan dış politikasını şekillendirecek temel unsurlardan biri olma yolunda.

Sonuç olarak, İsrail’in ABD’de “kaybettiği” yönündeki değerlendirme abartılı değil, aksine giderek daha görünür hale gelen bir gerçeklik. Bu kayıp, yalnızca siyasi destekle sınırlı değil; aynı zamanda toplumsal meşruiyetin aşınması anlamına da geliyor. Ve belki de en önemlisi, bu değişim geri döndürülebilir bir dalga değil, kalıcı bir yön değişiminin habercisi olacağı.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

İsrail Sempatisi Bitti

İsrail Sempatisi Bitti

Prof. Dr. Ata Atun

(İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) 

Uluslararası siyasette bazı kırılmalar vardır ki, etkileri yalnızca diplomatik masalarda değil, toplumların zihninde ve vicdanında hissedilir. Bugün ABD’de İsrail’e yönelik değişen algı tam da böyle bir kırılmanın işaretlerini veriyor. Yakın zamanda Gallup tarafından yapılan anketler, Amerikan kamuoyunda uzun yıllardır süregelen “İsrail lehine konsensüs”ün ciddi biçimde sarsıldığını ortaya koyuyor. Artık Amerikalıların yalnızca yüzde 32’si İsrail’e olumlu bakarken, yüzde 39’u olumsuz görüş bildiriyor. Daha çarpıcısı ise Filistin’e yönelik sempatinin ilk kez İsrail’i geçmiş olması.

Bu tabloyu sıradan bir dalgalanma olarak görmek büyük bir yanılgı olur. Zira bu değişim, yalnızca sayılara değil, aynı zamanda Amerikan toplumunun farklı kesimlerine yayılan yapısal bir dönüşüme işaret ediyor. Özellikle Demokrat Parti tabanında yaşanan kırılma dikkat çekici. Uzun yıllar boyunca İsrail’e koşulsuz destek veren bu kesimde artık eleştirel sesler daha gür çıkıyor. Eskiden en küçük bir eleştirinin bile antisemitizm suçlamasıyla bastırıldığı bir ortamdan, açık ve sert eleştirilerin yapılabildiği bir noktaya gelinmiş durumda.

Bu değişimin en güçlü taşıyıcısı ise genç kuşaklar. Genç Amerikalılar, küresel adalet, insan hakları ve eşitlik gibi değerler üzerinden meseleye bakıyor. Onlar için mesele, geleneksel ittifakların ötesinde bir etik sorgulama haline gelmiş durumda. Bu nedenle İsrail politikalarına yönelik eleştiriler, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir zemin kazanıyor.

Benzer bir çözülme Cumhuriyetçi Parti içinde de kendini gösteriyor. Özellikle MAGA (Make America Graet Again – Amerika’yı Yeniden Büyük Yapalım) tabanı içerisinde “ABD neden İsrail için savaşsın?” sorusu giderek daha fazla dile getiriliyor. Bu sorgulama, Amerikan dış politikasında maliyet-fayda hesaplarının yeniden yapılmasına neden olabilir.

En dikkat çekici gelişmelerden biri ise Amerikan Yahudi toplumu içinde yaşanan tartışmalar. Geleneksel olarak İsrail’e güçlü destek veren bu topluluk içinde artık ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Özellikle genç Yahudiler arasında anti-Siyonist yaklaşımların artması, kimlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. İsrail politikaları ile Yahudi kimliğinin özdeşleştirilmesine yönelik itirazlar giderek yaygınlaşıyor. Bu durum, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşüm anlamına geliyor.

Bir diğer önemli başlık ise AIPAC (American Israel Public Affairs Committee – Amerikan İsrail Hakla İlişkiler Komitesi) etkisinin sorgulanmaya başlanması.

Amerikan siyasetinde uzun yıllardır güçlü bir lobi olarak bilinen bu yapıdan uzaklaşma eğilimi dikkat çekiyor. Hatta ABD’nin önde gelen siyasetçilerinin ve fikir önderlerinin artık AIPAC’tan bağış almadıklarını özellikle vurgulamaları, bu değişimin ciddi bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Artık siyasetçiler için İsraile koşulsuz destek vermek bir avantaj değil, aksine açıklanması gereken bir davranış haline geliyor.

Tüm bu gelişmeler, ABD içindeki güç dengelerinde de bir çatlağa işaret ediyor. Bir yanda “İsrail’e koşulsuz destek” anlayışı, diğer yanda ise “İsrail yükünden kurtulma” eğilimi giderek belirginleşiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki gerilim, önümüzdeki yıllarda Amerikan dış politikasını şekillendirecek temel unsurlardan biri olma yolunda.

Sonuç olarak, İsrail’in ABD’de “kaybettiği” yönündeki değerlendirme abartılı değil, aksine giderek daha görünür hale gelen bir gerçeklik. Bu kayıp, yalnızca siyasi destekle sınırlı değil; aynı zamanda toplumsal meşruiyetin aşınması anlamına da geliyor. Ve belki de en önemlisi, bu değişim geri döndürülebilir bir dalga değil, kalıcı bir yön değişiminin habercisi olacağı.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın