
2026 TYT, Ezbercileri Eledi: Okuduğunu Anlayan ve Analitik Düşünen Öne Çıktı!
40 yıldır binlerce öğrenciyi en başarılı üniversitelere yerleştiren okulların başında gelen GEN Koleji’nin Bölüm Başkanları 2026 TYT’yi değerlendirdi.
“2026 TYT yüzeysel bilgiyle yetinmeyip, okuduğunu doğru modelleyen ve kavramsal altyapısı sağlam olan öğrencileri ödüllendiren bir sınav oldu. Bilgiyi hatırlamaktan çok bilgiyi kullanabilen, analiz edebilen ve yorumlayabilen öğrencileri ayırt eden bir sınav olarak öne çıkmıştır.”
GEN Koleji Bölüm Başkanlarının, 2026 Temel Yeterlilik Testi’ne (TYT) ilişkin detaylı değerlendirmeleri şöyle;
GEN KOLEJİ MATEMATİK BÖLÜMÜ:
“Matematik Testinde, Problemler Belirleyici Oldu”
2026 TYT Matematik testi, sadece formül bilgisini veya yoğun işlem becerisini ölçen bir yapıda değil; okuduğunu anlama, doğru analiz etme ve mantıksal çıkarım yapma becerilerini ön plana çıkaran bir felsefeyle hazırlanmıştır. Soruların genelinde yoğun ve boğucu işlem kalabalığından kaçınılmış, bunun yerine adayın soruda verilen kurguyu zihninde doğru modellemesi beklenmiştir.
Bu yılki sınavın en dikkat çekici özelliklerinden biri, görsel ve şekil odaklı yeni nesil soru sayısının hem matematik kısmında olduğu gibi özellikle de geometri kısmında ağırlıkta olmasıdır. Sınav, soyut matematiksel ifadeler yerine, günlük hayat simülasyonları ve görsel materyallerle desteklenmiş somut kurgular üzerinden şekillenmiştir. Bu durum, analitik düşünme yeteneği gelişmiş ve görsel okuryazarlığı yüksek olan öğrencilerimiz için önemli bir avantaj sağlamıştır.
Kesirler, basamak kavramı, üslü ve köklü ifadeler gibi temel cebir konularına ait soruların, kuralları doğrudan uygulamaya yönelik ve nispeten yapılabilir düzeyde olduğu gözlemlenmiştir. Bu bölüm, öğrencilerin moral bulmasını ve zaman kazanmasını sağlayan bir yapıda tasarlanmıştır.
Sınavın en seçici ve ayırt edici kısmını her yıl olduğu gibi yine problemler oluşturmuştur. Ancak bu yıl problemlerin kendi içerisindeki soru dağılımında alışılmışın dışında farklı bir dengenin kurulduğu görülmektedir. Rutin olmayan, güçlü çeldiricilere sahip ve belirleyici sorular, bu bölümde öğrencilerin süre yönetimini ve dikkatini ölçen temel unsur olmuştur.
Geometri soruları, müfredat kazanımlarına sadık kalınarak tasarlanmış ve genel olarak orta düzey zorlukta seyretmiştir. Şekli doğru yorumlayan, temel teorem ve formüllere hakim olan öğrencilerin rahatlıkla nete dönüştürebileceği, dengeli bir test profili çizilmiştir.
Özetlemek gerekirse; 2026 TYT Matematik testi, uzun işlem adımlarıyla zaman kaybettiren değil, dikkatli okuma ve doğru yorumlama gerektiren bir sınav olmuştur.
GEN KOLEJİ TÜRKÇE BÖLÜMÜ
“Türkçe Testinde, Süre Yönetimi Başarıyı Belirleyen Temel Unsur Oldu”
2026 TYT Türkçe testi genel olarak değerlendirildiğinde, soruların bilgi düzeyinden ziyade okuma, anlama, yorumlama ve dikkat becerilerini ölçmeye yönelik hazırlandığı görülmektedir.
Paragraf sorularının uzunluğu ve yoğunluğu, adayların süre yönetimini zorlaştırmış ve testin orta–zor düzeyde algılanmasına neden olmuştur. Bu durum, öğrencilerin sıklıkla iki şık arasında kararsız kalmalarını da beraberinde getirmiştir. Dil bilgisi bölümünde ise özellikle fiilimsi, cümlenin ögeleri, yazım kuralları, iyelik ekleri ile tamlayan ve tamlanan eklerine yönelik soruların hem dikkat hem de zaman gerektiren nitelikte olduğu; ancak uygun bilgi birikimine sahip öğrenciler tarafından çözülebilir düzeyde bulunduğu görülmektedir. Söz konusu soruların yalnızca kural bilgisi değil, aynı zamanda metin içerisinde yorumlama becerisini de ölçmesi nedeniyle adayları zorladığı ve bazı soruların boş bırakıldığı gözlemlenmiştir.
Genel itibarıyla ÖSYM’nin son yıllarda benimsediği ezber bilgiden uzak, okuma, anlama, yorumlama ve dikkat becerilerini önceleyen sınav anlayışını bu yıl da sürdürdüğü söylenebilir. 2026 TYT Türkçe testi orta–zor seviyede bir sınav olarak değerlendirilmektedir.
GEN KOLEJİ FİZİK BÖLÜMÜ
“Fizik Testi, Bilgiyi Yorumlama Becerisini Öne Çıkardı!”
TYT 2026 fizik sınavını geçen yıllara göre değerlendirdiğimizde soruların kolay orta seviyede olduğu görülüyor. Öğrenciler MSÜ sınavına yakın zorlukta sorular ile karşılaştıklarını ilettiler.
Her sene istisnasız soru gelen optik ve ısı sıcaklık ünitelerinden bu sene de birer soru çıktı. İlk ve temel ünitelerden olan madde ve özellikleri ünitesinden özkütle sorusu ile karşılaştık. Yine sıklıkla karşılaştığımız dalgalar konusundan soru vardı. 9 ve 10.sınıf ünitelerinden dengeli soru dağılımı gördük. İki sınıf düzeyinde de hem bilgi birikimini ve MEB kazanımlarını ölçme ve geneli yorumlamaya yönelik öncüllü sorulardı. İşlem yeteneğini ölçen sadece bir soru ile karşılaştık. Kavram bilgisi iyi ve yorum sorularına hakim olan öğrencilerin zorlanmayacağı bir sınav olmuş.
GEN KOLEJİ KİMYA BÖLÜMÜ
“Kavramsal Bilgi ve Dikkat Gerektiren Sorular Ayırt Edici Oldu”
2026 TYT Kimya testi incelendiğinde, bazı sorularda yer verilen çeldirici seçeneklerle yüzeysel bilgiye sahip öğrencilerin ayırt edilmesinin hedeflendiği görülmektedir. Özellikle mol kavramı ve karışımlar konularından gelen iki soru, yalnızca ezber bilgiyle çözülebilecek nitelikte olmayıp, kimya bilgisinin yanı sıra temel matematiksel işlem becerisi de gerektirmektedir.
Genel olarak değerlendirildiğinde, testin önceki yıllara kıyasla daha seçici bir yapıya sahip olduğu; orta zorluk düzeyindeki soruların konu hakimiyeti güçlü ve kavramsal bilgisi sağlam öğrencileri öne çıkaracak nitelikte hazırlandığı söylenebilir.
GEN KOLEJİ BİYOLOJİ BÖLÜMÜ
“Yorumlama Becerisi ve Temel Bilgiyi Kullanma Yetkinliği Belirleyiciydi”
2026 TYT Biyoloji testi, ÖSYM’nin son yıllardaki yaklaşımıyla uyumlu olarak ezber bilgiye dayalı olmaktan ziyade yorum yapmayı, günlük yaşamla ilişkilendirmeyi ve temel biyoloji bilgisini kullanabilmeyi ölçen bir yapıda hazırlanmıştır. Genel zorluk düzeyi kolay ile orta arasında değerlendirilebilecek sorulardan oluşmaktadır. Kalıtım, ekoloji ve hücre bölünmeleri konularına ait sorular, öğrencilerin bilgiyi doğrudan hatırlamalarından ziyade, bilgiyi analiz ederek kullanmalarını gerektirmiştir. Testte moral bozucu veya aşırı detay içeren sorulara yer verilmediği görülmektedir.
GEN KOLEJİ TARİH BÖLÜMÜ
“Müfredata Uygun, Kolay–Orta Düzeyde ve Yorum Becerisini Ölçen Sorular Öne Çıktı”
2026 TYT Tarih soruları genel olarak değerlendirildiğinde, kolay–orta düzeyde olduğu ve geçtiğimiz yıla kıyasla bir miktar daha kolay bir sınav niteliği taşıdığı söylenebilir. Toplam beş sorudan oluşan testte iki soru öncüllü yapıda hazırlanmış olmakla birlikte, öğrencileri zorlayacak veya yanıltacak nitelikte olmadığı görülmektedir. Bu sorular da dâhil olmak üzere, genel olarak ön bilgiyi yorumlama becerisiyle birleştiren ve ÖSYM’nin alışılmış soru tarzını koruyan bir yapı sergilendiği anlaşılmaktadır. Soruların ikisi İnkılap Tarihi konularından, kalan üç soru ise Türk tarihi ve Türk-İslam devletleri tarihi konularının kültür ve medeniyet başlıklarından hazırlanmıştır.
Genel değerlendirme itibarıyla 2026 TYT Tarih testinin müfredata uygun, seçici düzeyi düşük ve çoğu aday tarafından rahatlıkla çözülebilecek nitelikte olduğu ifade edilebilir.
GEN EĞİTİM KOLEJİ COĞRAFYA BÖLÜMÜ
“Bilgi Birikimi Kadar Harita ve Grafik Yorumlama Becerisi de Belirleyici Oldu”
ÖSYM’nin son yıllardaki soru sorma alışkanlıkları ve müfredat ağırlıkları incelendiğinde, TYT Coğrafya testinin tesadüflere yer bırakmayan, belirli standartlara sahip 5 altın konudan oluştuğu görülmektedir. Bunlar; Türkiye’nin fiziki dokusu, iklim bilgisinde grafik okuma becerisi, nüfusun dünya üzerindeki dağılımı, bölge kavramı ve sın yıllarda en çok önem verilen çevre ve toplum konusundaki afetler başlığıdır. Orta zorlukta olarak ifade edebileceğimiz sorularımız öğrencilerin hem bilgilerin hem de grafik okuma ve harita yorumlama gibi analitik becerilerini de ölçmektedir.
GEN KOLEJİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ BÖLÜMÜ
“Başarıyı Belirleyen Temel Unsur Kavram Bilgisi ve Okuma Disiplini Oldu”
2026 TYT Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testi ÖSYM’nin geleneksel ve dengeli çizgisini yine korudu. Müfredat dışı herhangi bir sürpriz sorunun yer almadığı sınav, salt bir bilgi ezberinden ziyade, okuduğunu anlama becerisi ile dini terminoloji hakimiyetini bir arada ölçen melez bir yapıyla karşımıza çıktı. Sınavın genel zorluk derecesi orta seviyede olsa da, geçmiş yıllara kıyasla paragrafların felsefi dilinin bir tık daha ağır olması, metin boyunun uzaması ve şıklardaki çeldiricilerin oldukça kuvvetli tutulması, bu yılki testi çok daha seçici bir konuma getirdi. Ayrıca Sosyal Bilimler testinin en sonunda yer alması sebebiyle, zaman baskısı altında okunan uzun metinler öğrenciler üzerinde gizli bir zorluk faktörü oluşturdu.
Geçen seneki (2025) sınava göre adayı iki şık arasında bırakma stratejisinin daha yoğun hissedildiği testte, başarıyı doğrudan etkileyen unsur” kavram “altyapısı oldu. Öğrenciler metni çok iyi anlasalar bile, şıklara ve paragraflara ustalıkla gizlenmiş olan temel kavramların net anlamlarını bilmediklerinde doğru cevaba ulaşmakta zorlandılar. Sınavda yer alan 5 sorunun konu dağılımının ise İslam, inanç, ibadet, siyer ve ahlak felsefesinden hazırlandığı görüldü.
Özetle, 2026 TYT Din Kültürü testi; “nasıl olsa sadece paragraf sorusu” diyerek hazırlıksız giren adayları güçlü çeldiricileriyle eleyen, buna karşın temel literatüre hakim ve okuma disiplini yüksek öğrencilerin rahatlıkla tam çıkarabileceği, nitelikli ve seçici bir sınav olmuştur.
GEN KOLEJİ FELSEFE BÖLÜMÜ:
“Ezberden çok, kavramsal düşünme önemsendi”
Felsefe Soruları, ezber bilgiden çok kavramsal düşünme, günlük yaşamla ilişkilendirme ve metin üzerinden yorum yapabilme becerisini ölçen yapısıyla öne çıkmıştır.
Soruların önemli bir bölümünün ezber bilgiden ziyade yorumlama ve kavramsal anlamaya dayalı olarak kurgulandığı görülmektedir. Son yıllarda ÖSYM’nin genel soru yaklaşımının da bu yönde geliştiği ifade edilebilir. Sınavda yer alan ‘evrenin arkhesi’ ile ilgili soru, klasik filozof görüşlerinin doğrudan ezberlenmesini ölçmek yerine ‘evrenin temelinde ne vardır?’ problemine odaklanan metin temelli bir yorum sorusu niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda; bir şeyin özünü arama, varlığın temel unsurunu belirleme ve değişen özelliklerle değişmeyen özü ayırt etme gibi kazanımlarla ilişkili olduğu değerlendirilmektedir. Doğrudan filozof adı veya tanım ezberi gerektiren soru sayısının ise görece az olduğu gözlemlenmiştir.
Paragrafların ana fikrini doğru biçimde tespit edebilen öğrencilerin avantaj sağladığı anlaşılmaktadır. Varlık felsefesi, bilgi felsefesi ve temel felsefi kavramların günlük hayat örnekleri üzerinden ele alındığı; felsefi kavramların gündelik yaşamla ilişkilendirilerek sorulduğu soruların ağırlıkta olduğu görülmektedir.
“DÜNYA ROBOT OLİMPİYATLARI”NDA ÜST ÜSTE İKİNCİ KEZ TÜRKİYE ŞAMPİYONU OLDULAR
Teknolojinin geleceği şekillendirdiği bir dönemde, bilim ve mühendislik alanlarında yetişen gençlerin uluslararası başarıları dikkat çekmeye devam ediyor. Dünyanın en prestijli robotik organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Dünya Robot Olimpiyatları (WRO) 2026 Türkiye Finali’nde yarışan Feyziye Mektepleri Vakfı Ispartakule Işık Ortaokulu öğrencileri, elde ettikleri derecelerle hem Türkiye’nin robotik alanındaki potansiyelini ortaya koydu hem de uluslararası finallerde ülkemizi temsil etme hakkı kazandı.
Bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında gençlerin yetkinliklerini ölçen Dünya Robot Olimpiyatlarında Türk öğrencilerden gururlandıran sonuçlar geldi. 7 Haziran 2026 tarihinde İzmir’de gerçekleştirilen Dünya Robot Olimpiyatları Türkiye Finali’nde FMV Ispartakule Ortaokulu üç farklı takımla mücadele etti. Takımlar, yüzlerce öğrencinin katıldığı organizasyonda Türkiye birinciliği, Türkiye ikinciliği ve Türkiye beşinciliği derecelerini elde ederek önemli bir başarıya imza attı.
48 Takım Arasından Türkiye Şampiyonu Oldular
FMV Ispartakule Ortaokulunun ThunderBots robotik takımı, 6. sınıf öğrencilerinden oluşan ekibiyle “RoboMission Küçük Yıldızlar” kategorisinde yarıştı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden katılan 48 takım arasından birinciliğe ulaşan ekip, Dünya Robot Olimpiyatları Türkiye Şampiyonu oldu.
Bu sonuçla ThunderBots takımı, Aralık 2026’da Porto Riko’da gerçekleştirilecek Dünya Robot Olimpiyatları Uluslararası Dünya Finali’nde Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı.
Avrupa Finali’nde de Türkiye’yi Temsil Edecekler
Okulun bir diğer ThunderBots takımı ise 7. sınıf öğrencilerinden oluşan ekibiyle “RoboMission Yıldızlar” kategorisinde yarıştı. 57 takımın mücadele ettiği kategoride Türkiye ikincisi olan ekip, Ekim 2026’da Hırvatistan’da düzenlenecek Avrupa Finali’nde Türkiye adına yarışacak.
FMV Ispartakule’nin bir diğer robotik takımı olan FMVTech ise RoboSpor kategorisinde yarışan 18 takım arasında Türkiye beşinciliğini elde ederek organizasyonu önemli bir dereceyle tamamladı.
Başarı Tesadüf Değil! İki Yıldır Türkiye’nin Zirvesindeler
Elde edilen sonuçlar yalnızca bu yılın başarısı olarak değil, son yıllarda sürdürülen sistemli çalışmaların bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
ThunderBots takımı, 2025 yılında gerçekleştirilen Dünya Robot Olimpiyatları Türkiye Finali’nde de Türkiye şampiyonu olmuş ve uluslararası final bileti almıştı. Ardından Singapur’da düzenlenen ve 85 ülkeden 558 takımın katıldığı Dünya Finali’nde Türkiye’yi temsil eden ekip, uluslararası düzeyde Gümüş Sertifika kazanarak önemli bir başarı elde etmişti.
2026 yılında gelen yeni şampiyonlukla birlikte ThunderBots takımı üst üste ikinci kez Türkiye’nin en başarılı robotik ekipleri arasında yer aldı.
Geleceğin Mühendisleri Bugünden Yetişiyor
Dünya Robot Olimpiyatları gençleri yalnızca robot tasarlamaya değil, gerçek yaşam problemlerine teknoloji odaklı çözümler üretmeye teşvik eden küresel bir eğitim ekosistemi olarak öne çıkıyor.
Eğitim dünyasında STEM yaklaşımının öneminin giderek arttığı bir dönemde elde edilen bu başarılar, öğrencilerin teorik bilgileri uygulamaya dönüştürebildiğini göstermesi açısından dikkat çekiyor.
Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarını bir araya getiren STEM temelli eğitim anlayışı sayesinde öğrenciler, uluslararası standartlarda projeler geliştirerek dünyanın farklı ülkelerinden akranlarıyla aynı platformda yarışma fırsatı buluyor.
FMV Ispartakule Ortaokulunun Dünya Robot Olimpiyatlarında üst üste elde ettiği dereceler de bu yaklaşımın somut çıktıları arasında gösteriliyor.
Türkiye’yi Dünya Sahnesinde Temsil Edecekler
Aralık ayında Porto Riko’da düzenlenecek Dünya Finali’nde Türkiye’yi temsil edecek ThunderBots ekibinde Ayşe Öykü Yıldırım, Batu Şahin ve Selen Işık; Avrupa Finali’nde mücadele edecek ekipte ise Can Karan Nurtaş, Doğa Çetin ve Mehmet Alp Yıldız yer alırken takımların koçluğunu Batıkan Öztunalı üstleniyor.
RoboSpor kategorisinde yarışan FMVTech ekibinde ise Bardia Ebrahimi Eshratabady, Deniz Erol Başarslan ve Mete Kılınç yer alırken takımın koçluğunu Aleyna Tarar yürütüyor.
Uluslararası finallere hazırlanan öğrenciler, önümüzdeki aylarda Türkiye adına dünya sahnesinde mücadele ederek robotik ve teknoloji alanındaki yetkinliklerini küresel ölçekte sergileyecek.
İletişimin yüzde 70’i artık görsel olarak gerçekleşiyor!
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerleri kapsamında, “Tasarım Okumaları: Görsel İletişim Alanında Vaka Analizleriyle Farkındalık Yaratmak” başlıklı çevrimiçi seminer gerçekleştirildi.
Seminerde konuşan Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerleri kapsamında gerçekleştirilen “Tasarım Okumaları: Görsel İletişim Alanında Vaka Analizleriyle Farkındalık Yaratmak” başlıklı çevrimiçi seminere yoğun katılım sağlandı.
Seminerde konuşan Üsküdar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül oldu. Görsel iletişimin günümüz toplumsal yaşamındaki belirleyici rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Algül, görsellerin yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda güçlü bir anlam üretim aracı olduğunu vurguladı.
İletişimin Yüzde 70’i görseller üzerinden kuruluyor…
Prof. Dr. Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar. Bu nedenle bireylerin yalnızca okuryazar değil, aynı zamanda görsel okuryazar olmaları gerekiyor.” dedi.
Kuram ve vaka analizi birlikte ele alındı
Seminerde görsel iletişimi; Roland Barthes, Marshall McLuhan ve Stuart Hall’un kuramsal yaklaşımları üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Algül, bu üç ismi seçme nedenini şöyle açıkladı:
“Barthes ve Stuart Hall daha eleştirel bir perspektif sunarken, McLuhan daha geleneksel medya yaklaşımını temsil ediyor. Amacım, görsel anlam üretimini hem geleneksel hem de dijital medya açısından birlikte gösterebilmek.”
Dijital medyada “görünmez reklam”
Dijital platformlarda reklamların artık klasik biçimde sunulmadığını belirten Prof. Dr. Algül, “Bir sosyal medya platformunda örneğin paylaşılan bir içecek, reklam gibi görünmez. Gündelik hayatın doğal bir parçasıymış gibi sunulur.” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Algül, aynı içeriğin farklı mecralarda bambaşka anlamlar üretebildiğini ifade ederek, “Aynı içecek markasını televizyonda görmekle dijital platformlarda görmek aynı şey değildir. Televizyonda pasif izleyici ve tek yönlü iletişim varken, sosyal medyada etkileşim ve yeniden üretim vardır. Bu nedenle mesaj da dönüşür.” ifadesinde bulundu.
Aynı görselin herkes tarafından aynı şekilde okunmadığını da dile getiren Prof. Dr. Algül, “İzleyici, mesajı kendi kültürel ve toplumsal konumuna göre çözümler.” dedi.
UNICEF ve WWF örnekleriyle toplumsal farkındalık
UNICEF ve WWF kampanyalarını görsel iletişim açısından değerlendiren Prof. Dr. Algül, minimalist tasarım, görsel metafor, boşluk kullanımı ve sınırlı renk paleti gibi unsurların toplumsal mesajı güçlendirdiği vurgulandı.
WWF’in panda logosu üzerinden konuşan Prof. Dr. Algül, “Düz anlamda siyah-beyaz bir panda görürüz. Yan anlamda masumiyet ve korunmaya muhtaçlık vardır. Mit düzeyinde ise doğayı korumanın insani bir sorumluluk olduğu fikri üretilir.” dedi.
Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil
Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir sorumluluktur. Tasarım, süslemekten çok fark ettirmek için vardır.” diye konuştu.
Görsellerde kullanılan imgelerin yalnızca görünen anlamla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Algül, şu ifadeleri kullandı:
“Eriyen hayvan silüetleri, insan vücuduna dönüşen doğa imgeleri, yok olan ormanlar… Bunlar sadece düz anlam taşımıyor; yan anlam ve mit de üretiyor. Düz anlamda doğa masumiyeti simgelerken, insan tahrip edici güç olarak karşımıza çıkıyor. Tasarımda bu karşıtlıklar çok önemlidir. Bu zıtlıklar izleyicide suçluluk, sorumluluk ve empati duygularını tetikleyerek farkındalık yaratır.”
Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitler ne anlatıyor?
Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitlere dikkat çeken Prof. Dr. Algül, “Görsel mitler aracılığıyla çevresel yıkım, doğal bir süreç olmaktan çıkarılıp insan eliyle yaratılan bir kriz olarak sunuluyor. Doğa, kendi kendine yok olan bir unsur değil; insan müdahalesiyle tahrip edilen bir varlık olarak kodlanıyor.” dedi.
Kodlama–kod çözümleme modeli üzerinden yapılan değerlendirmelerde ise görsel mesajların tek bir anlam üretmediği vurgulayan Prof. Dr. Algül, “Üretici tarafından ‘Orman kesilirse yaşam biter’ şeklinde kodlanan mesaj, izleyici tarafından farklı biçimlerde çözümlenebiliyor. Kimisi bunu bir tehdit, kimisi bir çağrı, kimisi ise ahlaki bir sorumluluk olarak algılıyor.” ifadesinde bulundu.
Prof. Dr. Algül, bazı izleyicilerin mesajı bireysel sorumluluk yerine kurumsal bir sorun olarak gördüğünü ya da görselleri “abartılı ve duygusal” bulabildiğini belirterek, “Farkındalık tek yönlü bir süreç değil. Anlam, izleyicinin toplumsal ve kültürel konumuna göre değişkenlik gösteriyor.” şeklinde konuştu.
Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor
Aynı çevresel mesajın farklı mecralarda farklı etkiler ürettiğini vurgulayan Prof. Dr. And Algül, “Mesajın afiş formunda verilmesi kamu alanında doğrudan görünürlük sağlıyor. Aynı mesaj sosyal medyada paylaşıldığında ise hızlı ve küresel bir farkındalık dalgasına dönüşüyor. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor.” dedi.
Earth Hour gibi küresel katılıma dayalı etkinlikleri örnek gösteren Prof. Dr. Algül, “Mesaj, medyanın doğasıyla bütünleşerek izleyicinin gündelik yaşamına doğrudan müdahale ediyor. Çevresel mesajın etkisi, içeriğin kendisinden çok iletişim aracının deneyimsel gücüyle artıyor.” diye konuştu.
Görsel iletişim dönüştürücü bir güç
Genel bir değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Algül, görsel iletişimin yalnızca estetik bir üretim alanı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi ve “Görsel iletişim araçları, toplumsal sorunların anlaşılmasını, görünür kılınmasını ve bu sorunlara yönelik farkındalık oluşturulmasını sağlar. Vaka analizleriyle bireylerin eleştirel düşünme becerileri gelişir, toplumsal sorumluluk bilinci güçlenir.” dedi.
Gelecekte artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve dijital aktivizmin farkındalık yaratmada daha büyük rol oynayacağını ifade eden Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim tasarımı; bilinçlendiren, dönüştüren ve etki yaratan güçlü bir iletişim aracıdır.” diyerek sözlerini tamamladı. Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.90065
Yapay Zekâ ile Üretimin Gelecek Sahnesi WIN EURASIA’da Buluştu
WIN EURASIA 2026, 55 bin m² alanda 600’ün üzerinde markayı ve 35 bini aşkın ziyaretçiyi buluşturarak üretim teknolojilerinde milyonlarca dolarlık ticaret potansiyeline kapı araladı. 24 ülkeden 250’den fazla uluslararası satın almacının katılımıyla gerçekleşen WIN EURASIA, küresel sanayi iş birliklerinin merkezi oldu. Yapay zekâ, endüstriyel IoT, 5G destekli bağlantılı üretim teknolojileri ve yeni nesil otomasyon çözümlerini aynı ekosistemde buluşturan WIN EURASIA 2026, dört gün boyunca üretim sanayisinin dönüşümüne yön veren teknoloji ve iş dünyasını İstanbul’da bir araya getirdi.
İmalat sanayisinin dönüşüm yolculuğuna 32 yıldır eşlik eden Uluslararası Otomasyon ve Makine Teknolojileri Fuarı WIN EURASIA, bu yıl “Otomasyonla Daha İleriye” mottosuyla sektörün tüm bileşenlerini aynı platformda buluşturdu. Elektrik ve enerji otomasyonundan robotik sistemlere, dijital fabrika teknolojilerinden kaynak uygulamalarına kadar üretim ekosisteminin farklı disiplinlerini bir araya getiren fuar; teknoloji sağlayıcıları, üreticiler, satın almacılar, yatırımcılar ve sektör profesyonelleri arasında milyonlarca dolarlık yeni iş birliklerinin kurulmasına katkı sağladı. 600’ün üzerinde markanın ürünlerini sergilediği fuar, 250’den fazla uluslararası satın almacının yanı sıra 92 ülkeden 35.692 ziyaretçi ağırladı.
Metal Yakalı endüstriyel robotlar ilk kez fuarda ziyaretçilerle buluştu
WIN EURASIA 2026’da bu yıl üretim hattında çalışan metal yakalı endüstriyel robotlar, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Fuar boyunca sergi alanında gerçek üretim ortamını deneyimleyen ziyaretçiler, insan ve robotun aynı operasyon içerisinde birlikte nasıl çalışabileceğini test etti.
Fuarın en dikkat çekici teknolojilerinden biri olan endüstriyel kaynak robotları kaynak süreçlerinde hız, hassasiyet ve verimlilik sağlayan uygulamalarıyla öne çıktı. Canlı uygulamalar sayesinde ziyaretçiler robot destekli üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı buldu.
İlk kez hayata geçirilen Bakım Onarım Atölyesi yoğun ilgiyle karşılandı
Bu yıl ilk kez hayata geçirilen Bakım Onarım Atölyesi de fuarın dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı. Üretim sürekliliği, operasyonel verimlilik ve kestirimci bakım uygulamalarına odaklanan alanda gerçekleştirilen canlı uygulamalar farklı sektörlerden profesyonelleri bir araya getirdi.
Kaynak Teknolojileri Fuar Alanında Canlı Deneyime Dönüştü
Kaynak teknolojileri tarafında ise lazer kesimden robotlu kaynağa kadar tüm üretim sürecinin canlı olarak deneyimlendiği Kaynak Uygulama Alanı öne çıktı. Urban Steel Rockstars iş birliğiyle gerçekleştirilen networking etkinlikleri ve kaynak şovları yoğun ilgili ile karşılandı.
Yüksek veri aktarım kapasitesinin üretim süreçlerine etkisi canlı uygulamalarla sergilendi
5G Arena, Endüstriyel IoT Özel Alanı ve Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı fuarın en yoğun ilgi gören bölümleri arasında yer aldı. Teknoloji Çözüm Ortağı Türk Telekom, 5G Network Çözüm Ortakları Nokia & Opticoms ile Ev Sahibi ve Alt Yapı Ortağı İstanbul Fuar Merkezi iş birliğiyle hayata geçirilen 5G Arena’da; düşük gecikme süresi, yüksek veri aktarım kapasitesi ve gerçek zamanlı bağlantı teknolojilerinin üretim süreçlerine etkisi canlı uygulamalarla sergilendi. Endüstriyel IoT Özel Alanı’nda veri odaklı üretim modelleri, akıllı sensör teknolojileri ve endüstriyel haberleşme altyapıları öne çıkarken; Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı’nda üretimde yapay zekâ kullanım senaryoları, insansı robotlar ve otonom karar mekanizmaları ziyaretçiler tarafından deneyimlendi.
WINovation Yarışması’nın kazananlarına ödülleri verildi
Fuar kapsamında ayrıca Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) iş birliğiyle düzenlenen WINovation Yarışması’nın kazananları da açıklandı. WINovation Yarışması’nda birincilik ödülünü OSKİM’in geliştirdiği “Dynaress — Simülasyon ve Yapay Zekâ Destekli Kaynak Sırası Optimizasyonu” projesi aldı. Tofnatech & Farplas’ın “Akıllı ve Giyilebilir Kalite Kontrol Sistemi” projesi ikinci, E3TAM’ın “O2KS-AI | Agentic AI Destekli Yerli Cam Kalite Kontrol Platformu” projesi üçüncü olurken; MIS Otomasyon’un “MIS-TOUCH 5G | 5G Destekli Uzaktan Robotik Operasyon Sistemi” projesi dördüncülük ödülünün sahibi oldu. Yine fuarda, İstanbul Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) ile gerçekleştirilen iş birliği doğrultusunda startup ekosistemine yönelik özel bir program düzenlendi. Değerlendirme sonucunda dereceye giren ilk 3 startup, fuar kapsamında düzenlenen törende ödüllerini aldı.
GİRİŞİMCİLİK YOLCULUĞUNA LİSEDE İLK ADIM
İTÜ ARI Teknokent’ten Gençlere Özel Girişimcilik Programı
İTÜ ARI Teknokent’in Kuluçka Merkezi İTÜ Çekirdek, girişimcilik kültürünü genç yaşlarda yaygınlaştırmak amacıyla İTÜ Geliştirme Vakfı Ekrem Elginkan Lisesi öğrencilerine özel girişimcilik programı başlatıyor. 29 Haziran – 03 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Genç ARI Girişimcilik Programı kapsamında öğrenciler, girişimcilik süreçlerini uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı bulacak.
OECD’nin 80’den fazla ülkede yürüttüğü ve 2000-2022 yılları arasındaki PISA verilerini analiz ettiği “Küresel Gençlik Kariyer Hazırlığı Durumu” (The State of Global Teenage Career Preparation) raporuna göre, kariyer planları konusunda kararsızlık yaşayan öğrencilerin sayısı son yıllarda artış gösterirken, iş dünyasıyla erken yaşta temas kuran ve kariyer gelişimi faaliyetlerine katılan gençlerin gelecek planlarını daha net şekillendirdiği görülüyor. Raporda ayrıca öğrencilerin kariyer beklentilerinin iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla her zaman örtüşmediğine dikkat çekilirken, gençlerin eğitim ve kariyer kararlarını daha bilinçli verebilmeleri için erken yaşlarda kariyer rehberliği ve iş dünyasıyla etkileşim fırsatlarının artırılması gerektiği vurgulanıyor.
Girişimcilik süreçlerini uygulamalı olarak deneyimleyecekler
Bu doğrultuda İTÜ ARI Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren ve UBI Global tarafından üniversite bağlantılı kuluçka merkezleri arasında dünyada 1’inci sırada gösterilen İTÜ Çekirdek, girişimcilik kültürünün genç yaşlarda yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla, İTÜ Geliştirme Vakfı’nın destekleriyle İTÜ GVO Ekrem Elginkan Lisesi öğrencilerine özel bir program hayata geçiriyor.
29 Haziran-03 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Genç ARI Girişimcilik Programı kapsamında öğrenciler, girişimcilik süreçlerini uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı bulacak. Program boyunca katılımcılar; problem tespiti, çözüm geliştirme, proje yönetimi, takım çalışması ve etkili sunum gibi girişimciliğin temel bileşenlerine yönelik çalışmalar gerçekleştirecek.
Öğrenciler geliştirdikleri projeleri sunacak
Öğrenciler ayrıca İTÜ Çekirdek ekosisteminde yer alan girişimciler, mentorlar ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek, girişimcilik dünyasını yakından tanıma imkânı elde edecek. Gerçek girişim hikâyelerini dinleme ve farklı sektörlerden uzmanlarla etkileşim kurma fırsatı bulan öğrenciler, yenilikçi fikirlerin nasıl iş modellerine dönüştüğünü yakından gözlemleyebilecek.
Programın sonunda düzenlenecek Mini Demo Day etkinliğinde ise öğrenciler, geliştirdikleri projeleri sunacak. Böylece gençler, fikir aşamasından sunuma kadar girişimcilik yolculuğunun temel adımlarını deneyimleyerek girişimcilik ekosistemine dair kapsamlı bir bakış açısı kazanacak.
İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Ekrem Elginkan Lisesi, ilerleyen dönemde programın sonuçlarını da paylaşarak, eğitim sektöründeki tüm okullara nitelikli bir uygulama örneği sunmayı planlıyor.
Siber Kariyer Programı İlk Mezunlarını Verdi
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ile Barikat Siber Güvenlik iş birliğiyle hayata geçirilen Siber Kariyer Programı’nın ilk dönemi başarıyla tamamlandı. Üniversite-sektör iş birliğinin başarılı örneklerinden biri olarak dikkat çeken program, Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi öğrencilerini 14 hafta boyunca sektör profesyonelleriyle buluşturarak teorik bilgiyi gerçek dünya uygulamalarıyla bir araya getirdi. Siber güvenlik alanındaki nitelikli insan kaynağı ihtiyacına katkı sunmayı amaçlayan programın ilk mezunları, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı.
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ile Barikat Siber Güvenlik iş birliğiyle hayata geçirilen “Siber Kariyer Programı”, ilk mezunlarını verdi. Programın ilk dönemini 28 öğrenci başarıyla tamamladı. Türkiye’de üniversite-sektör iş birliğinin güçlü örneklerinden biri olarak geliştirilen program, öğrencilerin mezuniyet öncesinde gerçek iş dünyası deneyimi kazanarak teknik yetkinliklerini geliştirmelerini hedefledi. 60 saati aşkın eğitimden oluşan 14 haftalık program, teorik dersleri uygulamalı çalışmalar ve mentorlukle bir araya getirdi. Öğrenciler süreç boyunca CTF (Capture the Flag) yarışmaları, konu bazlı ödevler ve bitirme projesiyle edindikleri bilgileri gerçek senaryolar üzerinde test etme imkânı bularak profesyonel hayata güçlü bir şekilde hazırlandı. İlk mezunlarını veren programın, önümüzdeki dönemlerde yeni öğrencilerle devam ederek Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli siber güvenlik uzmanlarının yetiştirilmesine katkı sunması hedefleniyor.
Törene Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halit Yaşar, Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, Siber Güvenlik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özçelik, EPDK Bilgi İşlem Daire Başkanı Mehmet Yılmazer, Tera Yatırım Teknoloji Holding CEO’su Dr. Cebrail Taşkın, Barikat Siber Güvenlik ve TRA Bilişim yöneticileri, akademisyenler ve programı başarıyla tamamlayan öğrencilerin yanı sıra yeni dönem programları için ilgi duyan çok sayıda öğrenci katıldı.
Siber Güvenlikte İnsan Kaynağına Yatırım
Siber Kariyer Programı’nın ilk mezunları için düzenlenen törende, üniversite ve özel sektör temsilcileri öğrencilerle bir araya geldi. Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Prof. Dr. Halit Yaşar “Üniversite-sektör iş birliğinin en somut, en verimli ve en gurur verici meyvelerinden biri olan Siber Kariyer Programı sertifika töreninde büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederek, “İçinde bulunduğumuz çağda dijital dönüşüm hayatın her alanını yeniden şekillendirirken veri güvenliği ve siber savunma artık sadece teknik bir konu olmaktan çıkmış, milli güvenlik stratejilerinin en kritik unsuru haline gelmiştir. Üniversitemiz siber güvenlik alanında köklü bir geçmişe, akademik birikime ve bu alanda sektöre yön veren güçlü bir tematik alan hafızasına sahiptir. Bugüne kadar siber güvenlik ekosistemine kazandırdığımız nitelikli insan kaynağı ve ürettiğimiz projeler bu alandaki öncü rolümüzün en net göstergeleri olarak önümüzde durmaktadır. Bugün mezuniyetini kutladığımız bu önemli program, siber güvenlik sektörünün lider ve öncü kuruluşu olan Barikat Siber Güvenlik firmasıyla gerçekleştirdiğimiz ortaklığın değerli bir çıktısıdır. Bu vesileyle üniversitemizin vizyonuna ortak olan ve öğrencilerimize tecrübelerini aktaran Barikat firmasının kıymetli yöneticilerine ve uzman kadrosuna şükranlarımızı sunuyorum” dedi. Törende öğrencilere de seslenen Yaşar, “Sizler bu yoğun program kapsamında sadece teorik bilgiler kazanmakla kalmadınız, siber güvenliğin mutfağına girerek pratik bilgilerle de donandınız ve bizzat projeler geliştirerek rüştünüzü ispatladınız. Öğrencilerimizin her birinin ortaya koyduğu bu emek, geleceğe dair umutlarımızı artırmaktadır. Siber dünyada artık her biriniz Sakarya Üniversitesi’nin ve Barikat Siber Güvenlik firmasının ortak imzasını taşıyan birer marka elçilerisiniz. Bu vesileyle hepinizi yürekten kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorum” dedi.
Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, siber güvenliğin günümüzde herkes için stratejik bir gereklilik haline geldiğine dikkat çekerek, “Günümüzde siber güvenlik, yalnızca bilişim sektörünün değil, kamu kurumlarından özel sektöre, kritik altyapılardan bireysel kullanıcılara kadar herkesin öncelikli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Kısaca siber güvenlik, her fert ve her kurum için artık stratejik bir gerekliliktir. Bu olgudan hareketle, üniversitelerin görevi yalnızca teorik bilgi üretmek değil, aynı zamanda öğrencilerini ve mezunlarını sektörün ihtiyaç duyduğu güncel yetkinliklerle donatarak geleceğe hazırlamaktır. Üniversite ve sektör arasındaki güçlü iş birliklerinin ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine kritik öneme sahip olduğunu biliyoruz, inanıyoruz. dedi.” ifadelerini kullandı.
Tera Yatırım Teknoloji Holding CEO’su Dr. Cebrail Taşkın, programın siber güvenlik alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine sağlayacağı katkılara dikkat çekti. Taşkın; “Siber güvenlik, yalnızca bugünün değil, yarının da mesleği. Yapay zekânın, bulut teknolojilerinin, nesnelerin internetinin, dijital ödeme sistemlerinin ve bağlı altyapıların hızla yaygınlaştığı bir dünyada, bu sistemleri güvenli kılacak insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Global siber güvenlik pazarı büyüklüğü 300 milyar dolara yaklaştı Türkiye’de ve Dünyada siber güvenlik alanında nitelikli insan gücüne olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Siber güvenlik; merak eden, araştıran, sorgulayan, pes etmeyen ve sürekli öğrenmeye açık insanlar için çok özel bir alan. Çünkü bu alanda bilgi hiçbir zaman sabit kalmıyor. Tehditler değişiyor, teknolojiler değişiyor, saldırı yöntemleri değişiyor; dolayısıyla bu alanda çalışan herkesin kendini sürekli geliştirmesi gerekiyor. 2008 yılından bu yana kamu, özel sektör, akademi, finans, telekom, enerji ve e-ticaret gibi stratejik sektörlerde binden fazla müşteriye hizmet veren Barikat; bugün 200’ün üzerinde çalışanı 40’tan fazla global teknoloji ortağıyla, Türkiye’nin lider siber güvenlik şirketidir. Siber Kariyer Programının amacı; gençlerimizin siber güvenlik alanıyla erken aşamada tanışmasını sağlamak, onlara gerçek sektör dinamiklerini göstermek ve bu alanda kariyer yapmak isteyen öğrenciler için güçlü bir başlangıç noktası oluşturmaktır” dedi.
Sertifika takdim töreninin ardından gerçekleştirilen “14 Haftalık Siber Kariyer Yolculuğu” oturumunun moderatörlüğünü aynı zamanda Siber Kariyer Programı’nın eğitmeni olan Uygar Köroğlu üstlendi. Oturumda programın en başarılı öğrencileri eğitim süreci boyunca edindikleri deneyimleri ve programın kendilerine sağladığı katkıları aktardı. Program sonunda öğrenciler, katılımcı kurumların yöneticileriyle, sektörün geleceği ve kariyer gelişimi üzerine birebir sohbet etme ve hayallerini paylaşma fırsatı buldu.
Türk Eğitim Vakfı İnanç Lisesi, Yüksek Potansiyelli Gençlere Nitelikli Eğitim Fırsatı Sunuyor
Türkiye’nin dört bir yanından gelen başarılı öğrencileri aynı kampüste buluşturan TEV İnanç Lisesinde 2026-2027 eğitim öğretim yılı başvuruları 24 Haziran’da sona eriyor. Öğrencilerin önemli bir bölümünün Türk Eğitim Vakfı tarafından sağlanan tam veya kısmi burslarla eğitim aldığı okul, fırsat eşitliği odaklı modeliyle gençleri yurt içinde ve yurt dışında seçkin üniversitelere hazırlıyor.
Eğitimde fırsat eşitliğini merkeze alan TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen üstün potansiyelli öğrencileri burs destekleriyle bir araya getiriyor. Öğrenciler, ulusal ve uluslararası ölçekte elde edilen öğrenci başarıları ve sunduğu eğitim olanaklarıyla dikkat çeken okulda geleceğe güçlü bir başlangıç yapma fırsatı buluyor.
Bir öğrencinin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biri, sahip olduğu potansiyeli geliştirebileceği eğitim fırsatlarına erişebilmesi. Ancak bu fırsatlar her öğrenci için eşit koşullarda sunulamıyor. Başarılı gençlerin gelişimine katkı sağlamak ve fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla faaliyet gösteren TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen öğrencileri aynı kampüste buluşturarak potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bir öğrenme ortamı sunuyor.
Türk Eğitim Vakfı’nın burs desteğiyle eğitim alan öğrenciler, akademik ve kişisel gelişimlerini destekleyen bir eğitim modelinin parçası oluyor. Öğrencilerin önemli bir bölümü tam veya kısmi burs desteğiyle eğitim hayatlarını başarıyla sürdürüyor.
Farklı şehirlerden gelen öğrenciler aynı hedefte buluşuyor
TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilerin bir arada yaşadığı ve öğrenim gördüğü özgün bir eğitim ortamı sunuyor. Farklı kültürel ve sosyal geçmişlere sahip öğrenciler, kampüs yaşamı boyunca yalnızca akademik açıdan değil; sosyal, kültürel ve kişisel gelişim alanlarında da birbirlerinden besleniyor. Bu çeşitlilik, öğrencilerin farklı bakış açıları geliştirmelerine ve küresel dünyaya daha hazırlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlıyor.
Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen öğrenciler, tam yatılı eğitim modeli sayesinde günün her anını paylaşırken akademik öğrenimlerini sosyal, kültürel ve kişisel gelişim olanaklarıyla destekliyor. Hiç bitmeyen bir öğrenme ekosisteminin parçası olan öğrenciler, farklı bakış açılarıyla tanışıyor ve güçlü bir topluluk bilinci geliştiriyorlar.
Geleceğe hazırlayan eğitim yaklaşımı
TEV İnanç Lisesinin eğitim modeli; eleştirel düşünme, araştırma, problem çözme ve bağımsız öğrenme becerilerinin gelişimini merkeze alıyor. Öğrenciler bilimden sanata, teknolojiden sosyal bilimlere uzanan geniş bir yelpazede kendilerini geliştirme fırsatı bulurken, ulusal ve uluslararası düzeyde yükseköğrenime hazırlayan akademik programlarla geleceğe hazırlanıyor.
Araştırma temelli çalışmalara erken yaşlarda dahil olan öğrenciler; 60’ın üzerinde öğrenci kulübü, bilimsel araştırma projeleri, uluslararası iş birlikleri ve Erasmus+ programları gibi olanaklar aracılığıyla ilgi alanlarını keşfediyorlar. Akademik başarı kadar merak duygusunu, sorgulamayı ve üretmeyi teşvik eden bu yaklaşım, öğrencileri yükseköğrenim hayatına güçlü bir şekilde hazırlıyor.
Yurt içinde ve yurt dışında başarı hikayeleri
TEV İnanç Lisesi mezunları, yıllar içinde hem Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde hem de dünyanın saygın yükseköğretim kurumlarında eğitimlerine devam etme fırsatı elde etti. Akademiden girişimciliğe, bilimden teknolojiye uzanan farklı alanlarda başarı gösteren mezunlar, eğitimde fırsat eşitliğinin bireylerin yaşam yolculuğunda yaratabileceği etkiyi ortaya koyuyor.
Son başvuru tarihi 24 Haziran
Türk Eğitim Vakfının eğitimde fırsat eşitliği vizyonunun önemli bir parçası olan TEV İnanç Lisesi, öğrencilerin başarılarını ekonomik koşullardan bağımsız olarak değerlendirmeyi hedefliyor. Böylece Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen üstün potansiyelli gençler, nitelikli eğitim olanaklarına erişerek kendi geleceklerini şekillendirme fırsatı buluyor.
2026-2027 eğitim öğretim yılı öğrenci kabul süreci kapsamında başvurular 24 Haziran tarihinde sona erecek. TEV İnanç Lisesi, Türkiye’nin dört bir yanındaki başarılı öğrencileri, potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bu eğitim yolculuğuna katılmaya davet ediyor.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.




