
1-7 NİSAN ULUSAL KANSER HAFTASI BASIN BÜLTENİ
Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin, küresel kanser yükünün yaklaşık %50’sine katkıda bulunduğunu, nedenleri hâlâ bilinemeyen kalan %50’lik kanser yüküne de etki yapmasının muhtemel olduğunu vurgulamaktadır. Ülkemizde yılda yaklaşık 240 bin kanser vakası teşhisi konulmaktadır; 2045 yılında bu sayının 419 bine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde 75 yaşına kadar her 4 kişiden 1’inin kansere yakalanacağı ve her 8 kişiden 1’inin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin edilmektedir.
Ulusal düzeyde alınacak önleyici tedbirler ve yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ile 2045 yılında ortaya çıkması beklenen en az 210 bin kanser vakasının yaşamı ve aileleri üzerinde doğrudan fark yaratmak mümkündür. Sağlıklı beslenerek, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durarak ve hareketli bir yaşam sürerek kanser riskini azaltmak mümkündür. Bununla birlikte erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilen birçok kanserin iyileşme olasılığı yüksektir. Dünyada ve ülkemizde ilk sıralarda yer alan kanser türleri akciğer, meme ve kolorektal kanserler olarak benzerlik göstermektedir.
Sık Görülen Kanser Türleri Ve Temel Bilgiler
- Akciğer Kanseri
Önemi:
Akciğer kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir. Tütün ve tütün ürünleri kullanımı en güçlü risk faktörü olmakla birlikte, pasif sigara maruziyeti, hava kirliliği ve bazı mesleki kimyasallar da hastalık riskini artırmaktadır.
| Belirtileri: |
| Akciğer kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir. En sık görülen belirtiler şunlardır: |
|
|
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
|
|
|
Tanı ve Tedavi:
Tanı sürecinde akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi (BT), bronkoskopi ve biyopsi gibi yöntemler kullanılmaktadır. Tedavi; hastalığın evresine göre cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçeneklerini içerebilir.
- Prostat Kanseri
Önemi:
Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir. Özellikle 50 yaş sonrası risk belirgin şekilde artmaktadır. Aile öyküsü ve genetik faktörler hastalık riskini artırabilir.
| Belirtileri: |
| Prostat kanseri erken evrede genellikle belirti vermez. İlerleyen dönemlerde şu belirtiler görülebilir: |
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
|
|
|
|
|
Tanı ve Tedavi:
Tanı sürecinde PSA testi, fizik muayene ve biyopsi uygulanabilir. Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, radyoterapi, hormon tedavisi, kemoterapi ve immünoterapi bulunmaktadır.
- Meme Kanseri
Önemi:
Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir.
| Belirtileri: |
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
|
|
|
|
|
Tanı ve Tedavi:
Erken tanı için düzenli mamografi büyük önem taşır. Tanı sürecinde Mamografi, Ultrason ve Meme- MR ve Biyopsi kullanılır. Tedavi yöntemleri arasında cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavileri ve hedefe yönelik tedaviler bulunmaktadır.
- Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri
Önemi:
Serviks kanseri büyük ölçüde HPV enfeksiyonu ile ilişkili olup düzenli tarama ile önlenebilen kanser türleri arasındadır.
| Belirtileri: |
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
|
|
|
Tanı ve Tedavi:
Tanı için Pap smear ve HPV-DNA testleri kullanılır. Tedavi; hastalığın evresine göre cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi yöntemlerini içerebilir.
- Kolorektal Kanser
Önemi:
Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektumda gelişir ve erken evrede saptandığında büyük ölçüde önlenebilir veya tedavi edilebilir.
| Belirtileri: |
|
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
|
|
|
|
|
Tanı ve Tedavi:
Tarama amacıyla gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi uygulanmaktadır. Tedavi yöntemleri cerrahi, kemoterapi ve radyoterapiyi içerebilir.
- Lenfoma
Önemi:
Lenfoma, bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenfatik sistemde gelişen kanser türüdür. Hodgkin ve Non-Hodgkin olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
| Belirtileri: |
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
| · Lenfoma için kesin bir korunma yöntemi bulunmamakla birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve bağışıklık sisteminin korunması önemlidir. |
Tanı ve Tedavi:
Tanı genellikle lenf nodu biyopsisi ile konulur. Tedavi seçenekleri arasında kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve kök hücre nakli bulunmaktadır.
- Cilt Kanseri
Önemi:
Cilt kanseri, güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarına maruziyet sonucu gelişebilen yaygın kanser türlerinden biridir.
| Belirtileri: |
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
|
|
|
|
Tanı ve Tedavi:
Tanı dermatolojik muayene ve biyopsi ile konur. Tedavi çoğunlukla cerrahi yöntemler, bazı durumlarda ise radyoterapi veya ilaç tedavileri ile yapılır.
- Mide Kanseri
Önemi:
Mide kanseri, özellikle Helicobacter pylori enfeksiyonu, sigara kullanımı ve tuzlu/işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi ile ilişkilidir.
| Belirtileri: |
|
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
|
|
|
|
Tanı ve Tedavi:
Tanı genellikle gastroskopi/endoskopi ve biyopsi ile konulur. Tedavi seçenekleri cerrahi, kemoterapi ve radyoterapiyi içerebilir.
- Tiroid Kanseri
Önemi:
Tiroid kanseri, boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinde gelişir ve genellikle erken dönemde tedavi edilebilen kanser türleri arasında yer alır.
| Belirtileri: |
|
|
|
|
| Korunma Yolları: |
| · Kesin bir korunma yöntemi bulunmamakla birlikte düzenli sağlık kontrolleri ve erken başvuru önemlidir. |
Tanı ve Tedavi:
Tanı için tiroid ultrasonu ve ince iğne biyopsisi kullanılmaktadır. Tedavi genellikle cerrahi müdahale ve radyoaktif iyot tedavisi ile yapılmaktadır.
Kanser türlerinin her birinin kendine özgü risk faktörleri farklı olabilmektedir. Bunların başında tütün ürünleri kullanımı, stres, hareketsiz yaşam, radyasyon ve kimyasal madde maruziyeti, beslenme alışkanlığı gibi etkenler gelmektedir. Buna bağlı olarak tanı ve tedavi yaklaşımları ile tarama stratejileri kanser türlerine göre değişiklik göstermektedir.
Ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ulusal ve uluslararası yayınlar ve Ulusal Kanser Danışma Kurulu önerileriyle; özellikle sık görülen, en çok ölüme yol açan ve/veya erken teşhis ile tedavi edilebilen, önlenebilen (meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı) kanserleri için toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.
| Tarama Yapılan Kanser Türleri ve Aralıkları | ||||||||||||||||
|
Bu taramalar ÜCRETSİZ olarak:
- Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)
- Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM)
- Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM),
- Mobil kanser tarama araçları (Mobil KETEM) aracılığıyla sağlanmaktadır.
- Fırsatçı taramalar ise 2. ve 3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında yapılmaktadır.
Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler, tarama sonrası teşhis merkezlerine yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından verilmektedir.
Bu kapsamda ülkemizde 1–7 Nisan tarihleri arası “Ulusal Kanser Haftası” olarak belirlenmiştir. Bu hafta boyunca toplumda farkındalık oluşturmak, sunulan sağlık hizmetlerini tanıtmak ve taramalara katılımı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ancak kanserle mücadele çalışmaları yılın sadece bir haftasıyla sınırlı kalmamalı, yıl boyunca sürdürülmelidir.
Unutmayalım:
Dengeli beslenmek, düzenli spor yapmak ve alkol/sigaradan uzak durmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları sayesinde kanserden korunmak büyük ölçüde bizim elimizdedir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek, risk faktörlerinden uzak durmak ve düzenli taramalara katılmak hayat kurtarır.
KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR, TARİHİ SURLARI MAVİ IŞIKLA AYDINLATARAK OTİZM FARKINDALIĞINA DİKKAT ÇEKTİ
Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde Türkiye’nin en büyük meydanlarından biri olan Kayseri Cumhuriyet Meydanı’ndaki tarihi Saat Kulesi ve Kayseri Kalesi’ni mavi ışıkla aydınlatarak otizme dikkat çekti.
Dünya Otizm Farkındalık Günü, Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler tarafından her yılın 2 Nisan günü dünya genelindeki otizm spektrum bozukluğuna sahip bireylerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla belirlenen özel bir gün olarak kutlanıyor.
Bu anlamlı ve özel günde Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirilen farkındalık etkinlikleri çerçevesinde Kayseri Büyükşehir Belediyesi de dikkat çeken bir etkinliğe imza attı.
Büyükşehir Belediyesi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde, toplumda otizm konusunda farkındalık oluşturma faaliyetlerine katkı sunmak amacıyla, Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan tarihi Saat Kulesi’ni ve Kayseri Kalesi’nin surlarını, otizmli bireyleri sakinleştiren, dünyada genel kabul görmüş geleneksel farkındalık rengi olan mavi ışıkla aydınlattı.
Türkiye’nin en büyük meydanlarından biri olan Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda görsel bir şölen oluşturan bu özel etkinlik, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın, “özel kardeşlerim” diyerek, özel gereksinimi olan vatandaşlara gösterdiği ilgiyi bir kez daha gözler önüne serdi. Anlamlı etkinliği değerlendiren Başkan Büyükkılıç, “Otizme dikkat çekmek, farkındalığı arttırmak ve özel bireylerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu göstermek adına şehir merkezimizi mavi ışıklarla aydınlattık. Her bireyin kendine özgü bir dünyası var. Önemli olan o dünyayı anlamaya çalışmak, empati kurmak ve birlikte yaşamı güzelleştirmek. Daha anlayışlı, daha duyarlı ve daha kapsayıcı bir şehir için hep birlikte çalışmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
Tarihi Saat Kulesi ve Kayseri Kalesi’nin duvarlarına yansıyan mavi ışık, duyarlı vatandaşlara duygu dolu anlar yaşattı. Kayserililer, Büyükşehir Belediyesi’nin bu anlamlı etkinliğini takdirle karşıladıklarını ifade ederek otizm konusunda daha fazla bilgi edinmek ve duyarlılık göstermenin önemine vurgu yaptılar.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi, sadece bu özel günde değil, her zaman otizmli bireylerin yanında olan hizmetlerini çeşitlendirmeye ve toplumsal farkındalık oluşturmaya devam ediyor.
Kayseri “Uluslararası Sağlık Turizmi Çalıştayı”na Ev Sahipliği Yapıyor 9-10 Nisan
Ülkemizin “Küresel Sağlık Turizminde Lider Ülke” vizyonu ve hizmet ihracatı stratejileri doğrultusunda, Kayseri’nin sağlık turizmi potansiyelini uluslararası arenaya taşımak adına tarihi bir adıma imza atıyoruz.
Kayseri Sağlık Turizmi Derneği (KAYSATUR) ve Kayseri Üniversitesi ev sahipliğinde; T.C. Dışişleri Bakanlığı, AB Başkanlığı ve TÜRKİYE Ulusal Ajansı himayelerinde yürütülen Erasmus+ projemiz (Proje No: 2023-2-TR01-KA210-VET-000178327) kapsamında, 9-10 Nisan 2026 tarihlerinde Kayseri’de “Uluslararası Sağlık Turizmi Çalıştayı” gerçekleştirilecektir.
Çalıştayımız; akademi, sivil toplum, özel sektör ve Avrupa Birliği ülkelerinden ilimize intikal edecek uluslararası alım heyetlerini (tur operatörleri ve medikal acenteler) bir araya getiren stratejik bir platform hüviyetindedir. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilecek 7 farklı tematik masa çalışmasının akabinde, ülkemizin sağlık turizmi politikalarına ışık tutması hedeflenen kapsamlı bir “Çalıştay Sonuç Bildirgesi” hazırlanacaktır.
İlimizin ve TÜRKİYE’nin sağlık turizmindeki bu büyük hamlesini şimdiden kamuoyuna duyurma noktasında, siz değerli basın mensuplarımızın desteği bizler için çok kıymetlidir. Etkinliğimizin haberleştirilerek geniş kitlelere ulaştırılması hususunda kıymetli katkılarınızı rica ediyoruz.
BEDENİNİZ BİR HESAP MAKİNESİ DEĞİLDİR!
“Bedenimiz; yaşayan, hisseden ve sürekli uyum sağlayan muazzam bir sistemdir.”
Kilo Bir Oyun Değil, Kendinize Yolculuktur
Modern dünyanın bitmek bilmeyen kalori hesapları, karmaşık matematiksel denklemler ve tartı üzerindeki stres dolu rakamlar, sağlıklı yaşam yolculuğunu bir yorgunluğa dönüştürüyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Kula, ‘Hesapsız’ adını verdiği yeni yaklaşımıyla, bireyleri formda kalmak için integral çözmeye değil, bedenlerinin doğal rehberliğine güvenmeye davet ediyor.
Stres Kilo Aldırır, Basitlik Zayıflatır
Bedenimiz bir hesap makinesi değildir. Dyt. Esra Kula; “Diyet süreçlerinin en büyük düşmanı, her lokmayı bir sayıya indirgemektir. Her lokmada kalori saymak, yemekle olan ilişkiyi bozar ve sürdürülebilirliği imkansız kılar. Oysa başarının anahtarı sadeliktedir. Bizim bedenimiz; yaşayan, her an hisseden ve muazzam bir uyum kapasitesine sahip olan kusursuz bir sistemdir. Onu zorlamak ve rakamlara hapsetmek, sadece zihinsel yorgunluğa ve beraberinde pes etmeye neden olur.” dedi.
“Hesapsız” Yaşam İçin 4 Temel Prensip
Beslenme yolculuğunda sadeliğe odaklanmanın, başarının en büyük anahtarı olduğunu söyleyen Esra Kula; integral çözmek zorunda kalmayacağınız, sadece temel prensiplere dayanan bir yaşam önerisi ile şunları öneriyor:
· Doğal Gıdaya Dönüş: Paketli ve işlenmiş ürünlerin etiketlerini okumakla vakit kaybetmek yerine; sebze, meyve ve kaliteli proteinlerle doğal beslenin.
· Hareketi Keşfedin: Spor salonlarına hapsolmanıza gerek yok. Merdiven kullanmak veya fazladan birkaç adım atmak bedeninizi canlandırır.
· Vücudunuzun Pusulasına Güvenin: En hassas ölçüm cihazı, vücudunuzun verdiği açlık ve tokluk sinyalleridir.
· Uykunun Gücünü Hafife Almayın: Vücut dinlendiğinde metabolizma kendi dengesini bulur. Çoğu zaman açlık sanılan his aslında susuzluktur.
“Kilo oyununu bir kenara bırakın ve kendinize karşı nazik olun.”
Ülkemizde 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında bilinçlendirme projeleri hayata geçirilirken, kansere karşı toplumsal farkındalık ve çözüm odaklı çağrılar her zamankinden daha güçlü bir şekilde yükseliyor. Kanserle yaşamak ve bu süreci yönetmek, her birey için farklı ihtiyaçlar ve farklı bir yolculuk anlamına gelse de çözümde birleşmek temel dayanak olarak öne çıkıyor.
Kanser vakaları hızla artırıyor
DSÖ’ye bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından paylaşılan güncel veriler, dünya genelinde yeni vakaların hızla arttığını ve her 5 kişiden 1’inin yaşamı boyunca kanser tanısı alma riski taşıdığını ortaya koyuyor.2
Globocan verilerine (2022) göre ise ülkemizde yaklaşık 240 bin yeni kanser tanısı kondu.3 Akciğer, meme ve kolorektal kanserler en sık görülen türler arasında yer alırken, kanserlerin oluşumunda %90-95 çevresel, %5-10 genetik faktörlerin etkisi olduğu biliniyor. Bilinen çevresel nedenlerden ve risk faktörlerinden kaçınılarak kanserlerin en az 3’te 1’inin önlenebileceği, diğer 3’te 1’inin de erken tanı ve etkin tedavi ile kontrol altına alınabileceği belirtiliyor. 4,5 Bu nedenle toplum nezdinde farkındalık çalışmaları, rutin taramalar ve erken tanının teşvik edilmesi büyük önem taşıyor.6
Bu tablo; yaşam tarzı farkındalığı kadar düzenli taramaların, rutin sağlık kontrollerinin ve uzman hekimlere vaktinde başvurmanın önemini gösteriyor. Uluslararası kılavuzlar da birçok kanser türünde erken tanının, kişilerin sağlık yolculuğunda çok daha güçlü bir başlangıç yapmasını sağladığını vurguluyor.
Novartis onkoloji alanındaki liderliğiyle hastaların yanında
Novartis, onkoloji alanındaki bilimsel araştırmaları ve yenilikçi tedavileriyle hastaların yaşamını iyileştirmeyi ve uzatmayı amaçlıyor. Yenilikçi ilaç geliştirme yetkinliği ve hasta odaklı yaklaşımıyla, bu yolculukta erken tanının ve doğru tedaviye zamanında erişimin kritik önemini vurguluyor.
Her hastanın ihtiyacı benzersiz
Novartis Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış, konunun önemini şu sözlerle vurguluyor: “Kanserle yaşamak her şeyden önce güçlü bir dayanışma gerektirir. ‘Kansere Karşı 1’iz’ vizyonumuz ve ‘1’likte yarınlara’ inancımızla; yenilikçi tedaviler geliştirmenin yanı sıra, klinik araştırmalarımız, yerel üretim gücümüz ve destekleyici programlarımızla hastaların yanındayız. Her hastanın ihtiyacının benzersiz olduğunu biliyor; ekiplerimizin ortak enerjisi ve hekimlerimizin bilimsel donanımıyla karmaşık tedavi süreçlerini paydaşlarımızla birlikte daha yönetilebilir ve hastaya özgü kılıyoruz.”
Her Şey “1” Farkındalık Anı ile Başlıyor
Novartis, Ulusal Kanser Haftası kapsamında yayımladığı kampanya filmiyle; erken tanının önemli rolüne, risk faktörlerine karşı alınabilecek önlemlere ve bireysel farkındalığın toplumsal gücüne dikkat çekiyor. Bu kapsamda, Novartis; ülkemizde KETEM, Sağlıklı Hayat ve Aile Sağlığı Merkezleri’nde meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri taramalarının ücretsiz olarak sunulduğunu hatırlatarak toplumun her bir ferdini bu fırsatları değerlendirmeye davet ediyor.
Türkiye’de Bilim ve Dayanışma Odağı
Novartis Türkiye, onkoloji alanındaki gücünü klinik araştırmalar, yerel üretim, yeni nesil iletişim platformlarındaki uzman içerikleri başta olmak üzere birçok iş birliği ile pekiştirmeye devam ediyor:
- Yerel Üretim Gücü: Kanser tedavisinde kullanılan kritik ürünler, Kurtköy tesislerinde yüksek teknolojiyle üretilerek hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor hem de hastaların tedaviye kesintisiz erişimi destekleniyor.
- Psikolojik Destek: Tıbbi tedavinin ayrılmaz bir parçası olan psikososyal destek ihtiyacı, “Kansere Karşı Biriz” YouTube kanalı üzerinden uzman videolarıyla karşılanıyor; hastaların ve hasta yakınlarının bu zorlu süreçteki sorularına yanıt aranıyor.
- Hasta Odaklılık: Novartis Türkiye’nin çalışmalarının merkezinde, hastaların ihtiyaçlarını anlamaya ve deneyimlerini dikkatle değerlendirmeye yönelik güçlü bir bağlılık bulunuyor. Sağlık yolculuğunu etkileyen her aşamada; içgörüleri dinleyerek, bilimsel verilerden güç alarak çözümlerini şekillendiriyoruz. Yaşamları iyileştirmeye katkı sağlayan, duyarlı, erişilebilir ve sürdürülebilir çözümleri tüm sağlık ekosistemiyle birlikte hayata geçirmeyi amaçlıyor.
- Klinik Araştırmalarda ilk 5’te: Türkiye genelinde 70 hastanede yürüttüğü 66 aktif klinik faz çalışmasıyla oluşturduğu kapsamlı klinik araştırma ağı sayesinde, hem bilimsel ilerlemeye hem de hastaların yenilikçi tedavilere erişimine katkı sağlıyor; klinik araştırma sayısı açısından Türkiye’de ilk beş firma arasında yer alıyor. Klinik araştırma hacmimiz, Türkiye’yi ülkemizi global klinik araştırma portföyünde öne çıkan ülkelerden biri haline getiriyor.
Novartis, Ulusal Kanser Haftası boyunca dijital kanalları üzerinden paylaşacağı bilgilendirici içeriklerle; sağlıklı bir gelecek inşa etme gayretinin tek başına değil, el birliğiyle anlam kazanan bir yolculuk olduğunu hatırlatmaya devam edecek.
Kaynaklar:
1 IARC – Global Cancer Burden: https://www.iarc.who.int/news-events/global-cancer-burden-growing-amidst-mounting-need-for-services/
2.Dünya Sağlık Örgütü -WHO – Cancer Prevention: https://www.who.int/activities/preventing-cancer
3.Global Cancer Observatory; https://gco.iarc.who.int/media/globocan/factsheets/populations/792-turkiye-fact-sheet.pdf
4.https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/kanser-db/Dokumanlar/Istatistikler/Turkiye_Kanser_Istatistikleri_2019.pdf
5. https://www.worldcancerday.org/materials
6. https://www.saglik.gov.tr/TR-102171/erken-teshis-hayat-kurtarir.html
Sağlıkta Ezberleri Bozan Yenilik, Yarının Teknolojisi: Eksozomlar
Bilim bazen dev teleskoplarla yapılan keşiflerle, bazen kilometrelerce uzunluktaki parçacık hızlandırıcılarıyla ilerler. Ama bazen de devrim niteliğindeki gelişmeler, insan gözünün bile göremeyeceği kadar küçük yapılarda saklıdır.
Son yıllarda biyoteknoloji dünyasında en çok konuşulan konulardan biri de işte bu görünmeyen dünyaya ait: eksozomlar.
Nanometre ölçeğinde, yani insan saç telinden binlerce kat daha küçük olan bu mikroskobik yapılar, hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal mesaj taşıyıcıları olarak tanımlanıyor. Bilim insanları bugün bu küçük veziküllerin, hücreler arası iletişimi anlamada yeni bir kapı açtığını düşünüyor.
Dünya genelinde araştırma merkezleri bu alana yoğunlaşırken, Türkiye’de de bu teknoloji üzerine çalışan bir ekip var. AYE Exocure bilim insanları, bitki kaynaklı eksozom benzeri nanopartiküller üzerine yürüttüğü çalışmalarla bu alanı yalnızca teorik bir araştırma konusu olmaktan çıkarıp, gerçek bir teknoloji platformuna dönüştürmüş durumda. Bu girişimin arkasındaki isim ise girişimci iş adamı Ahmet Yaşar Eşmekaya.
KANSER YAŞ TANIMIYOR
Kanser artık yaşlılık hastalığı olmaktan çıkıp gençlerin geleceğini tehdit eden toplumsal bir sorun haline geldi. Araştırmalar, işlenmiş gıda tüketimindeki artış, hareketsiz yaşam, obezite ve beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin genç bedenleri savunmasız bıraktığını kanıtlıyor. 15-39 yaş aralığındaki gençler ve genç erişkinlerde özellikle kolorektal, meme, tiroid, lenfoma, melanom ve testis kanserlerinde ciddi bir yükseliş mevcut.
Gençlerde görülen bu kanser türlerinin en riskli yanlarından birinin hücrelerin birincil odaktan koparak merkezi sinir sistemine yayılması olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Beyin ve omurga, bu metastazların en kritik hedef noktaları arasında yer alıyor. Beyin metastazı şiddetli baş ağrısı, ani görme kayıpları, denge bozuklukları ve nöbetlerle kendini gösterebilir. Erken fark edilmediğinde, hastanın yaşam kalitesini ve bilişsel fonksiyonlarını tehdit edebilir” açıklamasında bulundu.
Gençlerde ve genç erişkinlerde görülen kanser vakalarındaki bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Modern yaşamın getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıklarındaki dönüşüm temel faktörler arasında görülüyor. Bunun yanı sıra çevresel maruziyetler de hastalık riskini tetikliyor. Gençlerdeki bu artış grafiğinde tıptaki teknolojik gelişmeler de önemli bir rol oynuyor. Erken tanı yöntemlerindeki iyileşmeler sayesinde vakalar artık çok daha hızlı tespit edilebiliyor” dedi.
Tanıdaki en büyük engel: “Gençtir, bir şeyi yoktur” düşüncesi
Gençlerde kanser artışındaki en büyük problemlerden birinin semptomların sıklıkla göz ardı edilmesi olduğunu dile getiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençlerin enerjik yapısı, ciddi belirtilerin basit yorgunluklar veya geçici hastalıklarla karıştırılmasına neden olarak tanı gecikmelerine yol açıyor. Oysa vücudun verdiği sinyalleri gençlik enerjisiyle maskelemek, hastalığa yayılma fırsatı tanıyor. Gençlerin kendi vücutlarındaki değişimlere karşı sergileyeceği bilinç düzeyi tedavinin başarı şansını doğrudan etkiliyor” şeklinde konuştu.
Gençlerde kanserin yayılım gösterdiği noktalar arasında omurganın hayati bir yer tuttuğunu hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Merkezi sinir sistemi tutulumları arasında omurga metastazlarına sanılandan daha sık rastlanıyor. Bu nedenle gençlerde görülen, istirahatle geçmeyen ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli sırt, bel veya boyun ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı” uyarısında bulundu.
Kanserle mücadele sadece tıbbi bir süreç değil
Genç yaş grubundaki hastalar için kanserin sadece bir sağlık sorunu değil, yaşamın en aktif döneminde verilen zorlu bir sınav olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençler ve genç erişkin hastalar, eğitim ve kariyer planlarının kesintiye uğraması, ağır psikolojik yükler ve uzun dönemli tedavi yan etkileriyle baş başa kalıyor. Hastalık sonrası hayatta kalım sürecinde ise sosyal hayata adaptasyon ve iş gücüne yeniden katılım, en az tıbbi tedavi kadar kritik bir önem taşıyor” açıklamasında bulundu.
Erken tanı önemli
Gençlerdeki kanser vakalarındaki artışının bireysel değil, toplumsal bir sağlık problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Göçmen, “Yaşa uygun tarama programlarının geliştirilmesi, psikososyal destek ağlarının örülmesi ve eşit sağlık hizmeti sunulması bu tablonun değişmesi için çok önem taşıyor. Genç yaşta görülen kanserler nadir değil. Erken farkındalık, doğru tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımları ile bu tabloyu gençlerin lehine çevirmek mümkün” dedi.
📢 Haberle İlgili Bildirim
Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.


