SORULARLA GİZLENEN GERÇEKLER(KÖŞE YAZISI)

Mustafa TEMİZER    

“2009 yılıydı. Harp Akademileri Komutanlığı’nda “enerji güvenliği” konusunda uluslararası sempozyum düzenlendi. Cumhuriyet tarihinde o güne kadar düzenlenmiş en kapsamlı, en geniş katılımlı enerji sempozyumu değil miydi?

Petrolün ve özellikle doğalgazın “silah” olarak kullanılacağına dikkat çeken, Türkiye’nin de içinde yer aldığı bölgede enerji odaklı savaşların kaçınılmaz olduğunu öngören, bu tehdide yönelik güvenlik stratejileri geliştirmeyi hedefleyen, beyin fırtınası değil miydi?

Atom Enerjisi Ajansı, Uluslararası Enerji Ajansı, Avrupa Komisyonu, NATO genel sekreter yardımcısı, ABD enerji bakanlığı Rusya ve Avrasya dairesi başkanı, İngiltere Savunma Akademisi, Bulgaristan enerji bakanı, Hollanda ekonomi bakanı, Yunanistan kalkınma bakanı konuşmacı olarak katılmadılar mı?

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü profesörlerinden, Shell’in üst düzey yetkililerine, uluslararası ekonomistlere kadar, dünya çapında saygın konuklar görüşlerini dile getirmedi mi? Rahmi Koç başta olmak üzere Türk iş dünyasının ileri gelenleri dinleyici olarak ora değil miydi?

Bu küresel sempozyumun zamanlaması bile muhteşem değil miydi? Üç ay önce patlak veren bir enerji güvenliği krizine denk gelmemiş miydi? Rusya’yla Ukrayna arasında doğalgaz krizi başlamamış mıydı?

Harp Akademileri Komutanlığı’nda düzenlenen “uluslararası enerji güvenliği” sempozyumu, işte tam olarak 2009 yılındaki bu doğalgaz kriziyle, Rusya-Ukrayna kriziyle örtüşmüyor muydu?

Türk genelkurmayı, petrolün ve özellikle doğalgazın “silah” olarak kullanılacağını, Türkiye’nin de içinde yer aldığı bölgede enerji odaklı savaşların kaçınılmaz olduğunu açıkça görüyordu. Bu tehdide karşı, Türkiye’nin güvenlik stratejisini geliştirmek üzere kafa yormuyor muydu; sempozyum bu amaçla düzenlenmemiş miydi?

Harp Akademileri’nde böylesine kapsamlı bir uluslararası toplantının yapılması, her nedense (!) sayın medyamızdaki bazı arkadaşları fena halde rahatsız etmişti. İkinci cumhuriyetçi ve AB’ci olduğunu saklamayan gazeteciler, o sırada Akp yancısı gazeteciler “asker neden enerji işiyle ilgileniyor?” diye makaleler döşenip güya Akp’yi uyararak “bak askerler senin arkandan gizli gizli işler çeviriyor” “sivil hükümet varken, askerler hangi hakla bu meseleye burnunu sokuyor”  “demokrasiye aykırı” “vesayetçi bunlar” demediler mi?

Halbuki gizli saklı filan mıydı? Hükümet aleyhine miydi? Akp’nin enerji bakanı Hilmi Güler sempozyuma katılmadı mı? Konuşmacı olarak katılmakla kalmayıp açılış oturumunu yönetmedi mi?  Hatta, Hilmi Güler de, sempozyumdaki konuşmasında Batı’yla Rusya arasında Ukrayna üzerinden yaşanan krize dikkat çekmedi mi?

28 Nisan 2009. Sayın medyamızdaki ikinci cumhuriyetçilerin şiddetli eleştirilerine rağmen, sempozyum toplanmadı mı? Bütün davetliler yerine oturup tam açılış konuşması başlamışken Harp Akademileri Komutanlığı’nın burnunun dibinde bomba patlamadı mı? Bombanın yabancı ve dost (!) bir istihbarat teşkilatına ait olduğu saptanmadı mı? Belli ki, Harp Akademileri’ndeki sempozyum, sadece ikinci cumhuriyetçi gazetecilerimizi rahatsız etmemiş başkalarını da rahatsız etmemiş mi? Rahatsızlıklarını –tam sempozyumun başladığı saniyede- göstermek istememişler mi?

Her şeye rağmen, sempozyum başlamadı mı? Son derece başarılı şekilde gerçekleşerek iki gün (28 Nisan’da başlayıp 29 Nisan’da sona erdi) sürmedi mi? 30 Nisan… Enerji bakanı Hilmi Güler görevden alınmadı mı?

(Doğalgaz ve petrol sektöründe iş yapan, o sempozyuma katılan ve Türkiye’nin tezlerini savunan işadamlarının, o sempozyumdan sonra başına gelmeyen kaldı mı? Sempozyuma katılan herkes sivil değil miydi?

Üç kişi hariç… Sadece üç subay yok muydu? Kara, hava, deniz kuvvetlerini temsil etmiyorlar mıydı?  İsmet Çıngı. Hava kurmay albaydı. Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı değil miydi? Sempozyumun genel yönetmeni değil miydi? Harp Akademileri adına bu uluslararası sempozyumu konukları dahil, a’dan z’ye organize eden subay değil miydi?

Ahmet Küçükşahin. Piyade kurmay albaydı. Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü müdürüydü, kara kuvvetleri adına konuşma yapmadı mı?

Cem Gürdeniz. Tümamiral. Deniz kuvvetleri adına konuşmadı mı? Bu üç subay… Enerji güzergahlarının odağındaki Türkiye’ye yönelik askeri ve ekonomik tehditlere dikkat çekmediler mi? Akdeniz, Karadeniz ve Irak üzerindeki bölgesel çıkarlarımızı “Türk tezi”yle tarif etmiyorlar mıydı?

Bu üç subay… Asrın iftirası Balyoz’la hapse atılmadı mı? O sempozyumu düzenleyen, o sempozyuma katılan, o sempozyumda Türk tezini temsil eden, enerji savaşlarının Türkiye’ye hem ekonomik hem askeri tehdit oluşturduğunu anlatan, bu konuda “bağımsız strateji” geliştirmek gerektiğini söyleyen herkes imha edilmedi mi?

İmha kimlerin isteğiyle, kimlerin emri ile gerçekleşti?…. (Yılmaz Özdil 2009 yazılarından)

Milletimizin ve yöneticilerimizin uyanması basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yazar - Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

Göz Atabilirsiniz.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına Üyeliği

Ata Atun Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi KKTC …

 BİZİ KİM AHMAKLAŞTIRDI MI?…(KÖŞE YAZISI)

Mustafa TEMİZER  “Almanya ikinci dünya savaşı sürecinde tarihinin en karanlık döneminden geçiyordu. Masum insanların dükkanları …