Gündem

Ramazan ayı ve mesajlar, sağlık ve diğer haberler

KTO BAŞKANI GÜLSOY’DAN “RAMAZAN AYI” MESAJI
BAŞKAN GÜLSOY: “RAMAZAN HEM GÖNÜL HEM TİCARET HAYATIMIZA BEREKET KATAN BİR MEKTEPTİR”
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, Ramazan-ı Şerif dolayısıyla yayımladığı mesajında; bu mübarek ayın alışveriş heyecanıyla ticarete, yardımlaşma ruhuyla da toplumsal dayanışmaya büyük katkılar sunduğunu vurguladı. Gülsoy, “Ramazan ayı bir nizam, intizam ve sabır mektebidir” dedi.
On bir ayın sultanı Ramazan ayına erişmenin huzurunu paylaşan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, mesajında Ramazan’ın çok yönlü etkilerine dikkat çekerek Ramazan’ın sadece manevi bir iklim değil, aynı zamanda hayatın her alanına dokunan bir disiplin süreci olduğunu belirtti.
“Ticaret Hayatımıza Olumlu Katkılar Sunuyor”
Ramazan ayının ekonomik ve sosyal dinamikleri hareketlendirdiğini ifade eden Başkan Gülsoy; “Ramazan ayı, geleneksel zenginliğiyle kültür hayatımıza, oluşturduğu alışveriş heyecanıyla ticaret hayatımıza ve insani ilişkiler özelinde gündelik yaşantımıza çok kıymetli katkılar sunmaktadır. Bu ay, kalplerin her türlü kir ve pastan arındırıldığı, manevi bir cilalanma dönemidir.” şeklinde konuştu.
“Ramazan Bir Sabır ve Disiplin Mektebidir”
Oruç ibadetinin kişisel gelişim ve toplumsal bilinç üzerindeki etkisine değinen Gülsoy; “Ramazan ayı ve oruç; nizamdır, intizamdır. İnsanın kendi kendini disipline ettiği, iç dünyasını gözden geçirdiği bir sabır mektebidir. Bu mektep, tok olanlara açın halinden anlamayı öğretir; iftar ve sahur vakitleriyle zamanı yönetmeyi, teravih namazlarıyla da birlik ve beraberlik bilincini yerleştirir.” dedi.
Mesajında Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmiş olmasının önemine vurgu yapan Başkan Gülsoy; “Yüce kitabımız, insanlığın önüne değerlerle örülü yepyeni bir ufuk açmış, kurtuluşa giden yolu göstermiştir. İçinde ‘Bin aydan daha hayırlı’ olan Kadir Gecesi’ni barındıran bu kutlu zaman dilimi, bu yüzden çok özel ve yücedir.” ifadelerini kullandı.
“Zorda Olan Kardeşlerimiz İçin İnşirah Kapısı Olsun”
Başkan Gülsoy mesajının sonunda “Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş olan bu mübarek ayın, darda olan tüm din kardeşlerimiz için bir inşirah kapısı olmasını diliyorum. Cenab-ı Hak tutacağımız oruçları ve hayırlarımızı kabul eylesin. Bu duygularla başta Kayserili hemşehrilerimiz olmak üzere tüm İslam âleminin Ramazan ayını yürekten kutluyorum.” ifadelerine yer verdi.

BAŞKAN PALANCIOĞLU’NDAN RAMAZAN AYI MESAJI

Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Ramazan ayı dolayısıyla bir tebrik mesajı yayınlayarak, “Rahmet, bereket ve mağfiret iklimi olan mübarek Ramazan Ayı’na erişmenin huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.

“İlçede 3 Bölgede İftar Çadırı Kurulacak…”

Ramazan Ayının başta İslam âlemi olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulunan Başkan Mustafa Palancıoğlu, “Feyiz, bereket, af ve mağfiretlerle dolu Ramazan Ayı, kırgınlıkların unutulduğu ve yüzlerimizin güldüğü en mukaddes aydır. Yardımlaşma ve dayanışmanın doruklarda yaşandığı bu ayda rahmet kapıları sonuna kadar açılır. Bu kutsal ayda kardeşlik sofraları kurulur birlik, beraberlik daha da pekişir. Melikgazi ilçemizde sosyal belediyecilik anlayışıyla Ramazan’ın manevi atmosferini hemşehrilerimizle birlikte yaşamak adına çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu yıl Melikgazi Belediyesi Otopark Alanı, Recep Mamur Aşevi ve Özhaseki Aşevi olmak üzere üç farklı noktada iftar çadırları kuracağız. Bu çadırlarımızda binlerce vatandaşımızı ağırlayarak, inşallah dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergileyeceğiz. Ayrıca yıl içerisinde ihtiyaç sahibi ailelerimize rutin olarak yaptığımız iaşe yardımlarımızı Ramazan ayı boyunca da artırarak sürdürecek, rahmet ayının bereketini hep birlikte paylaşacağız inşallah. Gönül soframızı paylaşacağımız kardeşlerimizi iftarlarımıza bekleriz. Bu vesile ile içinde bin aydan daha hayırlı bir gece olan Kadir Gecesini de barındıran bu mübarek ayda yapılacak tüm duaların kabul olmasını temenni ediyor, hemşehrilerimizin ve tüm İslam aleminin Ramazan ayını tebrik ediyorum.” dedi.

BAŞKAN YALÇIN’DAN RAMAZAN MESAJI
Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif münasebetiyle bir mesaj yayımlayarak Talaslıların ve tüm İslam âleminin Ramazan ayını tebrik etti.
Ramazan ayına ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Başkan Yalçın, bu mübarek ayın sadece oruç değil; paylaşma, dayanışma ve gönül köprüleri kurma ayı olduğuna dikkat çekti.
“RAMAZAN’IN RAHMETİ TÜM İNSANLIĞI KUŞATSIN”
Mesajında Ramazan’ın bolluk, bereket, rahmet ve mağfiret ayı olduğunu vurgulayan Başkan Yalçın, şu ifadelere yer verdi:
“Bolluk bereket, rahmet mağfiret ve dayanışma ayı Ramazan’a ulaşmanın sevincini yaşıyoruz. Bu vesileyle Talaslı hemşehrilerimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan ayını tebrik ediyorum. Başta ilçemiz olmak üzere şehrimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ayrıca Gazze’de, Doğu Türkistan’da ve dünyanın değişik coğrafyalarında yaşanan zulümlerin son bulmasına vesile olmasını temenni ediyorum.”
ÇOCUKLARA VE AİLELERE ÖZEL RAMAZAN PROGRAMLARI
Ramazan ayı boyunca kültürel ve sosyal etkinliklerin de süreceğini belirten Başkan Yalçın, Kayseri Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde her hafta cuma, cumartesi ve pazar günleri çeşitli programlar düzenleneceğini duyurdu.
Birbirinden özel çocuk oyunları, konserler, söyleşiler ve ailelere yönelik etkinliklerle Ramazan akşamlarının manevi ikliminin daha da zenginleşeceğini belirten Başkan Yalçın, tüm vatandaşları bu programlara davet ederek mesajını tamamladı.
Başkan Yalçın, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Mevlana Restoran’da her akşam 300 kişilik iftar sofrası kurulacağını da sözlerine ekledi.

BAŞKAN ÖZDOĞAN: “RAMAZAN’IN RAHMET VE DAYANIŞMA İKLİMİNİ HEP BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ”

Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, mübarek Ramazan ayının gelişi dolayısıyla yayımladığı mesajında, Ramazan’ın toplumsal dayanışmayı güçlendiren, gönülleri birleştiren müstesna bir zaman dilimi olduğunu ifade etti.

Başkan Özdoğan, “Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan’a bir kez daha kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bu mübarek ay; paylaşmanın çoğaldığı, gönüllerin yumuşadığı ve kardeşliğin pekiştiği bir iklimdir. Hacılar’ımızda bu manevi atmosferi hep birlikte yaşayacak, birlik ve beraberliğimizi daha da kuvvetlendireceğiz” dedi.

Ramazan ayına yönelik hazırlıkların titizlikle tamamlandığını belirten Başkan Özdoğan, şunları kaydetti:

“Ramazan, sadece oruç ibadetiyle değil; yardımlaşma, dayanışma ve gönül köprüleri kurma bilinciyle anlam kazanmaktadır. Belediyemiz olarak ihtiyaç sahibi ailelerimize yönelik sosyal desteklerimizi sürdürüyoruz. Aynı zamanda bu mübarek ay boyunca düzenleyeceğimiz program ve buluşmalarla hemşehrilerimizle bir araya gelmeye devam edeceğiz. Amacımız; Ramazan’ın huzurunu, bereketini ve manevi zenginliğini ilçemizin her hanesinde hissettirmektir.”

İftar sofralarında, teravih buluşmalarında ve çeşitli sosyal programlarda vatandaşlarla bir arada olacaklarını vurgulayan Başkan Özdoğan, “Hemşehrilerimizle aynı sofrada buluşacak, dualarımızı birlikte edeceğiz. Ramazan ayını ilçemizde en güzel şekilde idrak etmek için tüm birimlerimizle sahadayız” ifadelerini kullandı.

Başkan Özdoğan mesajının sonunda, “Mübarek Ramazan ayının Hacılar’ımıza, Kayseri’mize, ülkemize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyorum. Rabbim tuttuğumuz oruçları ve yaptığımız ibadetleri kabul eylesin. Sağlık, huzur ve kardeşlik içinde bir Ramazan geçirmeyi nasip etsin” temennisinde bulundu.

SP İl Başkanı Erdal Altun’un Ramazan Ayı  mesajı

Rahmet, bereket ve muhasebe ayı olan mübarek Ramazan’a bir kez daha ulaşmanın huzurunu yaşıyoruz. Ramazan; yalnızca oruç tutulan bir zaman değil, aynı zamanda vicdanlarımızı yokladığımız, adaleti ve merhameti yeniden hatırladığımız kutlu bir mekteptir.

Bu mübarek ay bizlere, paylaşmanın ve dayanışmanın sadece sofralarda değil, hayatın her alanında hâkim olması gerektiğini öğretir. Ancak ne yazık ki milletimiz bu Ramazan’a ağır ekonomik şartların, geçim sıkıntısının ve adalet arayışının gölgesinde girmektedir. Ramazan’ın ruhu; israfın değil kanaatin, ayrıcalığın değil hakkaniyetin, gösterişin değil samimiyetin yanında durmayı emreder.

Bugün yönetenlerin de Ramazan’ın bu derin çağrısını duyması gerekir. Açlık ve yoksullukla sınanan milyonların halini görmek, adil bir düzen kurma sorumluluğunu hatırlamak bu ayın en önemli muhasebesidir. Çünkü gerçek bereket; milletin huzurunda, refahında ve adaletinde saklıdır.

Biz Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki Ramazan; sadece bireysel arınma değil, toplumsal bir uyanış zamanıdır. Daha adil bir ekonomik düzenin, hakkın ve hukukun üstün olduğu bir yönetim anlayışının mümkün olduğunu hatırlatır. Bu bilinçle, milletimizin yaşadığı sıkıntıların son bulduğu, paylaşmanın ve adaletin hâkim olduğu bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bu vesileyle mübarek Ramazan ayının şehrimize, ülkemize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyor; tuttuğumuz oruçların ve ettiğimiz duaların kabul olmasını temenni ediyorum. Ramazanımız mübarek olsun.

BAŞKAN BAĞLAMIŞ’TAN RAMAZAN AYI MESAJI

Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, Ramazan ayı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, Ramazan ayı dolayısıyla yayımladığı mesajında; “Rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan mübarek Ramazan’a bir kez daha kavuşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın, yardımlaşmanın ve kardeşliğin en güçlü şekilde hissedildiği müstesna bir zaman dilimidir. Toplumsal birlik ve beraberliğimizin pekiştiği, gönüllerimizin yumuşadığı, ihtiyaç sahiplerinin gözetildiği bu mübarek ay; bizlere sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Kadim ticaret kültürüne sahip şehrimiz Kayseri, tarih boyunca üretimi, emeği ve helal kazancı önceleyen anlayışıyla örnek olmuştur. Bu anlayış doğrultusunda; üreticimizin alın terini korumaya, üyelerimizin ve hemşehrilerimizin yanında olmaya, şehrimizin ve ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya kararlılıkla devam ediyoruz.
Ramazan ayının; gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, barış ve esenlik getirmesini temenni ediyorum. Bu mübarek ayın başta kıymetli üyelerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyor, hemşehrilerimizin Ramazan-ı Şerif’ini en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Kapadokya Alan Başkanı Aslanbay’dan Ramazan ayı mesajı

Kapadokya Alan Başkanı Cem Aslanbay, Ramazan ayı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Ramazan’ın milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.

Cem Aslanbay, mesajında Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştiren müstesna bir zaman dilimi olduğunu belirtti.

Ramazan ayının paylaşma ve yardımlaşma ayı olduğuna işaret eden Aslanbay, şu ifadeleri kullandı:

“Ramazan Ayı’nın milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum. Ramazanımız mübarek olsun.”

Aslanbay, bu mübarek ayda ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesi ve toplumsal dayanışmanın artırılması gerektiğini vurguladı.

MHP Melikgazi’den 58 mahallede ihtiyaç sahiplerine ramazan desteği

MHP Melikgazi İlçe Başkanı Murat Titizbaş, ramazan ayı dolayısıyla Melikgazi genelinde 58 mahallede ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılmak üzere alışveriş çeklerinin mahalle başkanlarına teslim edildiğini söyledi.

Başkan Titizbaş, yapılan desteğin sadece maddi yardım değil, aynı zamanda kardeşlik ve dayanışmanın bir göstergesi olduğunu vurguladı.

Areda Survey Araştırdı: Ramazan Süslemeleri Tartışmasına Kamuoyu Son Noktayı Koydu

Areda Survey’in “Ramazan Süslemeleri” araştırmasına göre, toplumun yüzde 60,6’sı Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda Ramazan süslemelerini teşvik etmesini doğru bulurken, katılımcıların yüzde 63,9’u İstanbul Valiliği’nin uygulamalarına destek veriyor. Katılımcıların yüzde 62,1’i ise Ramazan süslemelerinin yılbaşı süslemelerine bir karşılık olmadığını düşünüyor.

“Zaten Daha Önce Yapılmalıydı” Diyenlerin Oranı Yüzde 59

Areda Survey tarafından gerçekleştirilen Ramazan Süslemeleri Araştırması, kamuoyunun Ramazan ayı süslemeleri tartışmasına son noktayı koydu. Türkiye genelinde 700 kişinin katılımıyla 16–18 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmaya göre; Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı kapsamında okullarda süsleme ve etkinlikleri teşvik etmesini Türk halkının yüzde 60,6’sı doğru ve yerinde buluyor. Yüzde 32,1’i bu uygulamayı yanlış bulduğunu belirtirken, yüzde 7,3’ü ise kısmen doğru şekilde değerlendiriyor.

Araştırmada İstanbul Valiliği’nin Ramazan ayı boyunca sokaklar, meydanlar, AVM’ler ve kamuya açık alanlarda süsleme ve etkinlikleri teşvik etmesine yönelik görüşler de soruldu. Buna göre katılımcıların yüzde 63,9’u bu uygulamayı doğru ve yerinde bulurken, yüzde 25,4’ü yanlış bulduğunu, yüzde 10,7’si ise kısmen doğru olduğunu ifade ediyor.

Ramazan ayına yönelik süsleme ve etkinliklerin geçmiş yıllarda da yapılıp yapılmaması gerektiğine dair soruya verilen yanıtlar da dikkat çekti. Katılımcıların yüzde 59,2’si bu uygulamaların zaten daha önce yapılması gerektiğini savunurken, yüzde 30,4’ü yapılmaması gerektiğini düşünüyor. Sınırlı şekilde yapılabileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 8,8 olurken, kararsızların oranı yüzde 1,6.

“Yılbaşına Karşılık Değil, Ramazan Coşkusu”

Araştırmada Ramazan süslemelerinin, yılbaşı süslemelerine yönelik tartışmalara bir karşılık olup olmadığı da sorgulandı. Katılımcıların yüzde 62,1’i bu görüşe katılmadığını ve süslemelerin Ramazan coşkusunu yaşatmak amacıyla yapıldığını ifade ediyor. Yüzde 28,4’lük bir kesim bunu bir karşılık olarak görüyor ve yüzde 9,5’i kısmen böyle değerlendirilebileceğini belirtiyor.

İngiltere’de Ramazan ayı boyunca bazı şehirlerde sokakların Ramazan temalı süslemelerle donatılmasına yönelik değerlendirmeler de araştırmaya yansıdı. Katılımcıların yüzde 58,3’ü bu uygulamayı olumlu ve yerinde bulduğunu ifade ederken, yüzde 22,6’sı normal karşıladığını, yüzde 19,1’i ise gereksiz bulduğunu dile getiriyor.

Araştırmanın Metodolojisi

Bu araştırma, Türkiye genelinde 700 kişinin katılımıyla 16–18 Şubat 2026 tarihleri arasında, kantitatif araştırma yöntemlerinden CAWI tekniği kullanılarak Areda Survey’in Profil Bazlı Dijital Paneli üzerinden gerçekleştirilmiştir.

Ramazan ayı sadece aç kalmak değildir. Biraz yavaşlamak, biraz susmak, biraz da içimize dönmek demektir. Sofralar sadeleşir, zaman yumuşar, kalp daha dikkatli atmaya başlar. Gün boyu süren oruç bedene sabrı öğretirken ruhu arındırır. Mide dinlenir, vücut kendini toparlar, insan farkındalığını tazeler.

Ancak uzun süreli açlık ve susuzluk; ağız kuruluğu ve ferah nefes kaybı gibi küçük ama günlük hayatı etkileyen durumları da beraberinde getirebilir. Su tüketiminin olmaması ağız içindeki doğal dengeyi etkiler. Tükürük salgısının azalmasıyla birlikte bakteriler daha kolay çoğalabilir ve bu da istenmeyen ağız kokusuna yol açabilir. Oysa Ramazan’ın ruhuna yakışan; hem beden sağlığını korumak hem de kişisel bakımı bilinçle sürdürmektir.

Tam da bu noktada, Ramazan’da doğal ağız bakımı; gün boyu daha rahat ve özgüvenli hissetmenin anahtarlarından biri olur.

Ramazan’da Ağız Kuruluğu ve Ferah Nefes Kaybı

Tükürük, ağız içinin sessiz koruyucusudur. Oruç sırasında bu koruyucu biraz geri çekilir. Ağız kuruluğu hissi artabilir, ferahlık azalabilir. Özellikle sahurdan sonra yapılan yetersiz ağız bakımı, gün içinde bu hissi daha belirgin hale getirebilir.

Bu yüzden sahur sonrası ağız bakımı, Ramazan rutininde ayrı bir yere sahip olmalıdır. Çünkü gün boyu sürecek o sabır saatlerine temiz ve ferah bir başlangıç yapmak, düşündüğünüzden çok daha büyük fark yaratır.

Oruç Tutacak Kanser Hastaları İçin Güvenli Sınırlar: Uzmanlardan Uyarı

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte onkoloji kliniklerinde en sık yöneltilen sorulardan biri yeniden gündeme geldi: “Kanser hastaları oruç tutabilir mi?”
Bu sorunun herkesi kapsayan tek bir yanıtı olmadığını vurgulayan Ezgi Polat, oruç kararının mutlaka bireysel ve tıbbi değerlendirme ile ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Aktif Tedavi Sürecinde Oruç Riskleri Artırabilir

Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, aktif kemoterapi veya radyoterapi alan hastalar için uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlamasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
“Bu süreçte yeterli kalori, protein ve sıvı alımı; bağışıklık sisteminin korunması, kas kaybının önlenmesi ve tedavinin tolere edilebilmesi açısından hayati önem taşır” diyen Polat, özellikle kilo kaybı ve iştahsızlık yaşayan hastalarda orucun mevcut tabloyu ağırlaştırabileceğini ifade ediyor.

Bilimsel verilerin, kanser tedavisi süresince düzenli beslenme ve yeterli sıvı alımının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini ortaya koyduğunu vurgulayan Polat, bu nedenle aktif tedavi gören hastaların oruç tutmasının genellikle önerilmediğini belirtiyor.

Tedavisi Tamamlanan Hastalar İçin Bireysel Değerlendirme Şart

Aktif tedavisi tamamlanmış, genel durumu iyi ve beslenme problemi olmayan bazı hastalar için ise oruç kararının hekim kontrolünde, bireysel olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Polat, “Burada esas olan dini motivasyon değil, klinik güvenliktir” diyor.

Bu hasta grubunda oruç tutulacaksa sürecin mutlaka planlı ve bilinçli yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Polat, dikkat edilmesi gereken başlıkları şöyle sıralıyor:

·         Sıvı alımı hayati önem taşır.

İftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmemesi böbrek fonksiyonlarını zorlayabilir, halsizlik ve tansiyon sorunlarına yol açabilir. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz.

·         Protein ve kalori dengesi korunmalıdır.

Kas kaybını önlemek ve bağışıklık sistemini güçlü tutmak için yeterli protein alımı sağlanmalı; tek öğünde aşırı yüklenmek yerine dengeli bir beslenme planı uygulanmalıdır.

·        Ani kilo kaybı bir uyarı sinyalidir.

Kontrol sürecindeki hastalarda istemsiz kilo kaybı, vücudun zorlandığını gösterebilir. Böyle bir durumda oruç kararı yeniden değerlendirilmelidir.

·         Düzenli kullanılan ilaçlar aksatılmamalıdır.

İlaç saatleri mutlaka hekim önerisine göre düzenlenmeli, doz atlanmamalıdır.

·         Uyarı belirtileri ciddiye alınmalıdır.

Şiddetli halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı veya idrar miktarında belirgin azalma gibi durumlarda oruç ısrar konusu yapılmamalıdır.

“Sağlığı Korumak da Dini Bir Sorumluluktur”

Kanserle mücadelede en önemli hedefin vücudu güçlü ve dengede tutmak olduğunu vurgulayan Ezgi Polat, “Oruç kararı, bedeni zorlamak değil; onu koruyacak şekilde verilmelidir. Sağlığı korumak da dini bir gerekliliktir” ifadelerini kullanıyor.

Ramazan Ruhuna Uygun Doğal ve Dengeli Bakım

Ramazan sadelik ayıdır. Beslenme sadeleşir, alışkanlıklar yavaşlar, içeriklerde arınma başlar. Ağız bakımında da daha doğal, bitkisel ve dengeli içerikler tercih etmek bu ruhla uyumludur. Alkol içermeyen formüller ağız kuruluğunu artırmaz, bitkisel özler ağız içi dengesini destekler.

Bu dönemde doğal içerikli diş macunları daha bilinçli bir tercih haline gelir. Bitkisel formülleriyle bilinen Agarta doğal diş macunları, diş ve diş eti bakımını destekleyen ürün grupları arasında yer alır. Nazik temizlik sağlayan yapıları sayesinde Ramazan boyunca ağız sağlığını korumaya yardımcı olur.

Aynı şekilde alkol içermeyen ağız bakım suları da kuruluk hissini artırmadan ferahlık sağlar. Örneğin Agarta ağız bakım suyu, bitkisel içerikli alternatifler arasında tercih edilen ürünlerden biridir.

Sahur Sonrası Küçük Ama Etkili Bir Rutin

Ramazan boyunca ferah nefesi korumak için sahurdan sonra birkaç dakikalık bilinçli bir bakım yeterlidir:

  • Dişleri en az iki dakika fırçalamak
    • Dil yüzeyini nazikçe temizlemek
    • Doğal içerikli diş macunu kullanmak
    • Alkol içermeyen ağız bakım suyu ile temizlik yapmak

Dinimizde ağız temizliğinin önemli bir yeri vardır. Peygamber Efendimizin misvak kullanımını tavsiye etmesi, ağız sağlığının ibadet bilinciyle birlikte düşünülmesi gerektiğini gösterir.

Bu da bize Ramazan’da ağız bakımının sadece estetik bir konu olmadığını, bilinçli bir alışkanlık olduğunu hatırlatır.

İftar ile Sahur Arasında Dengeyi Korumak

Ramazan, sindirim sistemine dinlenme fırsatı sunar. Ancak iftar ile sahur arasında yeterli su tüketmemek, ağız kuruluğunu artırabilir. Bu zaman diliminde su tüketimine özen göstermek hem genel sağlık hem de ağız konforu açısından önemlidir.

İftar sonrası yapılan ağız bakımı da en az sahur kadar değerlidir. Gün içinde ağızda biriken bakterilerin temizlenmesi, gece boyunca daha rahat bir his sağlar.

Ramazan Ruhuna Yakışan Bir Ferahlık

Ramazan, paylaşmanın, arınmanın ve sadeleşmenin ayıdır. Bedenimizi dinlendirirken, küçük bakım alışkanlıklarımızı ihmal etmemek gerekir.

Doğal içerikli bir ağız bakımı; gün boyu ferah nefesle daha huzurlu hissetmenizi sağlar. Sahurdan iftara uzanan o sabır yolculuğunda, birkaç dakikalık özenli bir bakım bile büyük konfor sunar.

Çünkü bazen küçük bir ferahlık, uzun bir günü daha kolay geçirmenizi sağlar.

Ramazan’da iyi hissetmek; kalpte huzurla başlar, nefeste ferahlıkla devam eder. Agarta, bu ferahlığa doğadan gelen zarif bir dokunuş sunar.

Ramazan ayı öncesi üretici market fiyatları

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ramazan ayı öncesinde temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimlerine ilişkin görüntülü açıklaması yaptı.

2007 yılından bu yana Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin Ramazan öncesi fırsatçılığa izin verilmemesi konusunda çalışmalar yaptığını hatırlatan Bayraktar, “Ramazan ayı öncesinde temel tüketim ürünlerine yönelik fiyat hareketleri Birliğimiz tarafından incelendi. Yapılan çalışmada, geçen yılın Ramazan dönemi ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlar karşılaştırıldı; ayrıca son 15 günlük süreçte üretici ve market fiyatlarında yaşanan değişimler ürün bazında değerlendirildi. Çalışma kapsamında üretici ve market fiyat farkları ile aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimleri de ele alındı” dedi.

Geçen yıla göre Ramazan ayı öncesi üretici market fiyatları

“Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlara baktığımızda, bu yıl markette 39 ürünün 32’sinde fiyat artışı, 7’sinde fiyat düşüşü gerçekleşti.

Markette en fazla fiyat artışı yüzde 197,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 149,2 ile kabak, yüzde 117,1 ile fındık, yüzde 108,8 ile elma izledi. Markette fiyatı en çok düşen ürünler ise yüzde 41,9 ile kuru soğan, yüzde 31,9 ile kuru fasulye, yüzde 26,4 ile nohut ve yüzde 18,3 ile beyaz lahana oldu.

Geçtiğimiz yılın Ramazan öncesine göre bu sene tüketicilerimiz marketten limonu 3 kat, kabağı 2,5 kat, fındığı 2,2 kat ve elmayı 2,1 kat fazlaya alarak tüketmek zorunda kalacaklar.

Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesine göre üreticide 31 ürünün 21’inde fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişimi yaşanmadı.

Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 68,5 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 44 ile beyaz lahana, yüzde 29,8 ile sivri biber, yüzde 23 ile patates izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 212,7 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 160 ile antepfıstığı, yüzde 133,3 ile kuru kayısı, yüzde 100 ile kırmızı mercimek izledi.”

28 Ocak-12 Şubat 2026 market fiyatları

“15 günlük süreçte markette 41 ürünün 27’sinde fiyat artışı, 14’ünde fiyat azalışı görüldü.

Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 42,9 ile pırasa oldu. Pırasadaki fiyat artışını yüzde 32,1 ile marul, yüzde 27,4 ile kabak, yüzde 25,6 ile sivri biber izledi.

Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 9,6 ile yeşil mercimek oldu. Yeşil mercimekteki fiyat düşüşünü yüzde 9 ile antepfıstığı, yüzde 8,3 ile nohut, yüzde 7,8 ile kuru soğan ve yüzde 6,5 ile havuç izledi.”

28 Ocak-12 Şubat 2026 üretici fiyatları

“15 günlük süreçte üreticide 33 ürünün 21’inde fiyat artışı olurken, 4’ünde fiyat düşüşü gürüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi görülmedi. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 17 ile karnabaharda görüldü. Karnabahardaki fiyat düşüşünü yüzde 12,7 ile kuru soğan ve fındık, yüzde 9,4 ile patates izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 47,3 ile maydanozda görüldü. Maydanozdaki fiyat artışını yüzde 36,1 ile marul, yüzde 28,8 ile mandalina, yüzde 28,6 ile havuç, yüzde 23,9 ile pırasa takip etti.”

Üretici fiyat değişimlerinin nedenleri

“Kuru soğanda rekoltenin yüksek olması ve sıcaklıkların artması nedeniyle depolarda bozulmalar yaşanmaya başlandı. Ürün kaybı riskini azaltmak isteyen üreticiler, kuru soğanı kısa sürede elden çıkarmak amacıyla piyasaya düşük fiyatlardan sunmaya başladı.

Patateste ise piyasada durgunluk yaşanıyor, alıcı talebinin zayıf olması fiyatları olumsuz etkiliyor.

Talebin azalması karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu.

2025 yılında yaşanan zirai don sebebiyle fındık rekoltesi düştü. Fakat buna rağmen piyasada oluşan fındık fiyatları son dönemlerde manipülatif hareketlerle düşürüldü.”

Aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimi

“Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle ürün fiyatları marketlerde çok sık değişiyor. Maliyetler sebep gösterilerek marketler arası aynı marka ürünler farklı fiyatlara satılıyor. Tüketicilerimiz doğal olarak hangi ürün hangi markette düşük fiyata satılıyor arayışına girmek zorunda kalıyor.

Birliğimizce Ankara’da temel tüketim maddeleri arasından seçilen aynı marka ve gramajdaki 5 farklı ürünün 4 farklı marketteki fiyatlarına yönelik çalışma yapıldı. Yaptığımız çalışma sonucunda ürünlerin belirli markalar tarafından paketlenmiş fiyatının marketten markete oldukça değişkenlik gösterdiği görüldü.

Aynı markanın aynı gramajda ürünün farklı marketlerdeki fiyatları değerlendirildiğinde; Ayçiçek yağında yüzde 68,3, nohutta yaklaşık yüzde 41, tavuk yüzde 26,3, süt yüzde 22,5 ve yoğurt yüzde 19,9 oranlarda değişimler olduğu görülüyor.

Yaptığımız çalışmada; 1 litre X marka Ayçiçek yağının fiyatı marketlerde 109 lira 90 kuruş ile 179 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Ayçiçek yağı litre fiyatının farklı marketlerdeki değişimi yüzde 68,3 ü buluyor.

1 kilogram X marka nohudun fiyatı, marketlerde 109 lira 90 kuruş ile 154 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Nohutta aynı markanın farklı marketlerdeki fiyat değişimi yaklaşık yüzde 41’i buluyor.

1 kilogram X marka bütün tavuk fiyatı, marketlerde 95 lira ile 119 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Aynı marka bütün tavuğun farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 26,3’ü buluyor.

1 litre X marka sütün fiyatı, marketlerde 57 lira 90 kuruş ile 70 lira 90 kuruş arasında değişiyor. Sütün farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 22,5’i buluyor.

1 kilogram X marka yoğurdun fiyatı, marketlerde 77 lira 50 kuruş ile 92 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Yoğurdun farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 19,9’u buluyor.

Son yıllarda önemli ölçüde artan üretim maliyetleri ve yaşanan doğal afetler nedeniyle üreticilerimiz yeterli geliri elde edemiyor ve üretmekte zorlanıyorlar. Buna rağmen üreticilerimizin ürettiği ürünlerin marketlerde birbirinden farklı yüksek fiyatlara satılması kabul edilebilir değildir.

Diğer taraftan tüketicilerimiz ramazan alışverişlerini yaparken taklit ve tağşiş yapılan ürünler konusunda dikkatli olmalı, güvendikleri yerlerden ihtiyaçlarını almalı ve şüpheli ürünleri ihbar etmelidir. Taklit ve tağşişin önlenmesi için tüm illerde denetimlerin sık sık yapılması sağlanmalıdır.

Mübarek Ramazan ayının İslam âlemi ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını, sağlık, huzur, bolluk ve bereket getirmesini diliyor, yaşadığımız doğal afet etkilerinin bir an önce son bulmasını temenni ediyorum.”

İleri Yaşta Oruç Tutarken Beslenme Yönetimine Dikkat

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte oruç tutmayı planlayan ileri yaş bireyler için beslenme düzeninin sağlık açısından doğru planlanmasının önemine dikkat çekiliyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Güler Yenipınar, ileri yaşta oruç tutan bireylerde beslenme düzeninin sağlığın korunması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Yenipınar, uzun süreli açlık dönemlerinin yaşlı bireylerde metabolik, fizyolojik ve kronik hastalıklarla ilişkili riskleri artırabildiğini ifade etti.

Yaşlanma ile enerji ihtiyacının azalmasına rağmen protein, vitamin ve mineral gereksinimlerinin çoğu zaman arttığını söyleyen Yenipınar, kas kaybı (sarkopeni), sıvı kaybına yatkınlık, sindirim sistemi problemleri ve kronik hastalıkların ileri yaş grubunda beslenme planlamasını daha hassas hale getirdiğini dile getirdi. Uzun süreli açlık ve yetersiz sıvı alımının özellikle diyabet, hipertansiyon, böbrek ve kalp-damar hastalıkları bulunan bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydetti.

“Sahur Öğünü Atlanmamalı”

İleri yaşta oruç tutan bireyler için sahur öğününün hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Yenipınar, sahurun gün boyunca kan şekeri dengesinin korunması ve kas kaybının önlenmesi açısından kritik rol oynadığını ifade etti. Sahurda yeterli protein alımının sağlanması, kompleks karbonhidratların ve posa içeriği yüksek besinlerin tercih edilmesinin önerildiğini belirtti.

İftar öğününde uzun süren açlığın ardından mideyi zorlamadan, besinlerin yavaş ve kontrollü şekilde tüketilmesi gerektiğini belirten Yenipınar, aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden uzak durulmasının önemine dikkat çekti. Yenipınar ayrıca, iftar ile sahur arasında yeterli sıvı alımının sağlanmasının sağlık açısından ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Beslenme Planlaması Kişiye Özel Yapılmalı”

İleri yaşta oruç tutmanın bireysel farklılıklar gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yenipınar, “İleri yaşta oruç tutmak isteyen bireylerde beslenme planlaması mutlaka kişiye özel yapılmalıdır. Kas kaybı riski, yetersiz protein ve sıvı alımı, ilaç kullanımı ve kronik hastalıklar mutlaka değerlendirilmelidir. Sahur atlanmamalı, iftarda ani ve aşırı besin tüketiminden kaçınılmalıdır. Gerekli durumlarda oruç tutmanın sağlık açısından uygun olup olmadığı hekim ve diyetisyen tarafından değerlendirilmelidir” dedi.

Özellikle tek başına yaşayan yaşlı bireylerde düzensiz beslenme ve sıvı yetersizliği riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Yenipınar, ileri yaşta oruç sürecinin yalnızca dini bir uygulama değil, aynı zamanda sağlık açısından profesyonel destek gerektiren bir süreç olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Toplumda sağlıklı yaşlanma bilincinin artırılmasının ve ileri yaş bireylerin doğru beslenme bilgilerine erişiminin sağlanmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Bağışıklık, Metabolizma Ve Bağırsak Sağlığını Birlikte Destekleyen Çözüm

Hayvancılık sektöründe antibiyotik ikamesi tartışmalarının çok ötesine geçen PhytoComplex yaklaşımı, Trouw Nutrition’ın bitki bazlı bilimsel çözümlerle hayvan sağlığına bakışı kökten değiştirdiğini ortaya koyuyor. Patojenleri baskılamaya odaklanan geleneksel yaklaşımlar yerine hayvanın kendi biyolojisiyle uyum içinde çalışan, bağışıklık, metabolizma ve bağırsak bütünlüğü gibi temel fizyolojik süreçleri aynı anda destekleyen bu yenilikçi model; farklı türler, üretim koşulları ve stres faktörleri altında tutarlı sonuçlar sağlamayı hedefliyor. Bu yaklaşım, yem katkı maddelerini yalnızca performans artırıcı bir araç olmaktan çıkararak, önleyici sağlık yönetiminin ve sürdürülebilir hayvansal üretimin temel yapı taşlarından biri haline getiriyor.

Küresel hayvancılık sektöründe değişen üretim koşulları, sürdürülebilirlik hedefleri ve artan regülasyon baskıları, yem katkı maddelerinde yeni ve daha bütüncül yaklaşımları gündeme getiriyor. Dünyanın önde gelen hayvan besleme uzmanlarından Trouw Nutrition da PhytoComplex yaklaşımıyla fitoteknolojide yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Bitki bazlı, konak odaklı ve önleyici bu yaklaşım; patojenleri doğrudan hedeflemek yerine hayvanın fizyolojisiyle uyum içinde çalışarak sağlık ve dayanıklılığı desteklemeyi amaçlıyor. Trouw Nutrition’ın fitoteknoloji alanındaki uzun soluklu bilimsel birikiminin bir sonucu olan PhytoComplex’ler, doğanın karmaşıklığını merkeze alan yenilikçi bir paradigma olarak öne çıkıyor.

Tek hedefli yaklaşımların ötesinde bir besleme anlayışı

PhytoComplex kavramının sektörde yaratacağı değişime dair değerlendirmelerde bulunan
Trouw Nutrition’da Küresel Fitogenik Ürün Müdürü Dr. Ellen Hambrecht, “Bugün hayvansal üretim sistemlerine baktığımızda, iklim değişkenliği, artan çevresel stres faktörleri, değişen mevzuatlar, mikrobiyal baskılar ve tüketici beklentilerindeki dönüşüm gibi pek çok etkenin aynı anda yönetilmesi gereken son derece karmaşık bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu ortamda, yalnızca tek bir hedefe odaklanan veya kısa vadeli çözümler sunan yaklaşımların sürdürülebilir olması mümkün değil. PhytoComplex yaklaşımını geliştirirken tam da bu karmaşıklığı çözümün kendisi olarak ele aldık. Bitkilerin çevresel streslere karşı geliştirdiği zengin ve çok katmanlı metabolit yapılarının, hayvan biyolojisinde korunmuş reseptörler ve sinyal iletim yolları aracılığıyla fizyolojik süreçlerle etkileşime girebildiğini biliyoruz. Bu nedenle patojenleri doğrudan hedeflemek yerine, hayvanın kendi bağışıklık yanıtını, metabolik dengesini ve stres toleransını destekleyen, konak odaklı ve önleyici bir sağlık yaklaşımını benimsiyoruz” ifadelerini kullandı.

Konak odaklı ve önleyici bir sağlık yaklaşımı sunuyor

PhytoComplex’lerin geliştirme sürecinin son derece disiplinler arası ve uzun soluklu bir yapı üzerine kurulduğunu vurgulayan Dr. Ellen Hambrecht, “Her PhytoComplex çözümü, hayvanın genetik potansiyeline ulaşmasını engelleyebilecek spesifik bir üretim zorluğunun tanımlanmasıyla başlıyor. Karaciğer fonksiyon bozuklukları, bağırsak bariyerinin zayıflaması, kronik inflamasyon, sütten kesim stresi veya erken yaşam dönemindeki bağışıklık zorlukları gibi sorunlar, farklı türlerde performansı ve refahı doğrudan etkileyebiliyor. Bu noktada mekanizmaları her zaman tamamen açıklayabilmek mümkün olmasa da trigliserid birikimi, GLP-2 salınımı, bağırsak bütünlüğü veya inflamasyon göstergeleri gibi ölçülebilir fizyolojik çıktıları merkeze alıyoruz. Ardından etnobotanik bilgi birikimi, fitokimyasal veri tabanları ve yapay zekâ destekli biyolojik modelleme yöntemleriyle potansiyel bitkisel adayları belirliyor, dünyanın farklı bölgelerinden toplanan genetik olarak çeşitli aksesyonları hayvana özgü hücre hatlarında in vitro biyolojik testlerden geçiriyoruz. Yalnızca tutarlı, anlamlı ve tekrarlanabilir biyolojik etki gösteren adaylar geliştirme sürecinde ilerleyebiliyor” diye konuştu.

Fitoteknolojinin geleceği, hayvan beslemenin dönüşümünde kilit rol oynayacak

Tarladan yeme uzanan sürecin her aşamasında entegrasyon ve kalite güvencesinin belirleyici olduğunun altını çizen Dr. Hambrecht, sözlerini şöyle tamamladı: “PhytoComplex’leri farklı kılan en önemli unsur, keşiften nihai ürüne kadar tüm sürecin tek bir mükemmeliyet merkezi altında yürütülmesidir. İsviçre’de konumlanan Nutreco Garden of the Future çatısı altında bitki evcilleştirme, kontrollü yetiştirme, standardizasyon ve kalite güvencesi süreçlerinin tamamını yönetiyoruz. Amacımız, hayvan sağlığı açısından kritik olan biyoaktif bileşenlerin tutarlı ve güvenilir şekilde elde edilmesini sağlamak. Küresel üretici ağımız aracılığıyla uygulanan özel yetiştirme protokolleri, fitokimyasal parmak izi doğrulaması, mikrobiyolojik analizler ve izlenebilirlik uygulamaları sayesinde farklı üretim koşullarında dahi tutarlı performans sunan çözümler geliştiriyoruz. PhytoComplex’leri antibiyotik ikamesi olarak konumlandırmıyoruz. Aksine dayanıklılığı artıran, performansı optimize eden ve sürdürülebilir hayvansal üretime katkı sağlayan önleyici sağlık stratejilerinin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Genomik, metabolomik ve yapay zekâ alanındaki gelişmelerle birlikte fitoteknolojinin geleceğinin, hayvan beslemenin dönüşümünde kilit bir rol oynayacağına inanıyoruz.”

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

Android Uygulama Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Android cihazınızdan kolayca haberleri takip edin!

📥 Uygulamayı İndir
Davut Güleç Panel İletişim Davut Güleç – Sağ Menü Yukarı Çık Butonu - Siyah Halka
Modern GDPR Çerez Popup