Sağlık

Otizmde en güçlü tedavi eğitim!, Yaz tatili ağız bakımı için fırsata dönüşüyor

Otizmde en güçlü tedavi eğitim!

Otizm Spektrum Bozukluğu’nun en önemli nedeninin genetik yatkınlık olduğunu belirten uzmanlar, aşıların ya da ebeveyn tutumlarının otizme neden olduğuna dair bilimsel kanıt bulunmadığını söylüyor.

Otizmin ilk belirtilerinin yaşamın ilk yıllarında sosyal etkileşim ve dil gelişiminde ortaya çıktığını ifade eden Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması, iki yaşına gelindiğinde ise iki kelimelik anlamlı cümlelerin kurulamaması uzman değerlendirmesi gerektiren gelişimsel belirtiler arasında yer alır.” dedi. Erken tanı için gelişim basamaklarının dikkatle izlenmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Luş, erken tanı ve nitelikli eğitim sayesinde birçok otizmli bireyin bağımsız yaşam becerileri kazanabileceğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun nedenleri, erken belirtileri, tanı süreci, doğru tedavi yaklaşımı ve erken eğitimin bireyin yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Otizmin en önemli nedeni genetik yatkınlık!

Otizm Spektrum Bozukluğu’nun bireyin sosyal etkileşim ve iletişim becerilerinde farklılıklarla birlikte, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize edilen nörogelişimsel bir durum olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Spektrum olarak tanımlanmasının nedeni ise belirtilerin ve etkilenme düzeyinin her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabilmesidir.” dedi.

Günümüzde yapılan bilimsel çalışmaların, otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Genetik faktörlerin yanı sıra bazı çevresel etkenlerin de riski artırabileceği düşünülüyor. Bunlar arasında özellikle ileri baba yaşı ve buna bağlı olarak ileri anne yaşı öne çıkıyor. Geçmişte öne sürülen ‘buzdolabı anne’ olarak bilinen, ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğu görüşü ise bilimsel olarak geçerliliğini yitirdi. Benzer şekilde aşıların ya da ilaçların otizme neden olduğuna dair iddiaları destekleyen güvenilir bilimsel kanıt bulunmuyor.” şeklinde konuştu.

Otizmin ilk belirtileri yaşamın ilk yıllarında sosyal etkileşimde ortaya çıkıyor!

Otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında sosyal etkileşim alanında ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları söyledi:

“Yaklaşık 1-1,5 yaş döneminde çocuk, bakım veren kişiyle beklenen düzeyde iletişim kurmayabilir. Erken dönemde dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında; ismi söylendiğinde dönüp bakmaması, göz teması kurmaması, gülümsemeye karşılık vermemesi, bakım veren kişiyle etkileşim kurmakta isteksiz olması, yaklaşık 8-10 aylık dönemde beklenen ‘ce-ee’ gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemesi bulunabilir.

Dil gelişimindeki gecikmeler de önemli uyarı işaretlerindendir. Bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması, iki yaşına gelindiğinde ise iki kelimelik anlamlı cümlelerin kurulamaması uzman değerlendirmesi gerektiren gelişimsel belirtiler arasında yer alır.”

Konuşma geç başlasa da doğru eğitim ve dil terapisiyle önemli gelişmeler sağlanabilir!

Konuşma becerisinin otizmli bireylerde farklı düzeylerde gelişebileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Dil gelişiminin erken başlaması, iletişim becerilerinin ilerlemesini kolaylaştırır. İleri yaşlarda hâlâ konuşma gelişmemiş çocuklarda süreç daha zor olsa da, uygun eğitim programları ile dil ve konuşma terapisi sayesinde önemli gelişmeler sağlanabilir.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Luş, her çocuğun gelişim hızı ve potansiyeli farklı olduğundan, ailelerin erken dönemde uzman değerlendirmesine başvurarak bireysel eğitim planı oluşturmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Otizm, tek başına zihinsel yetersizlik anlamına gelmez!

Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Otizm temel olarak sosyal iletişim alanını etkileyen nörogelişimsel bir durumdur ve tek başına zihinsel yetersizlik anlamına gelmez.” dedi.

Otizmli bireylerin zekâ düzeylerinin çok farklı olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bazı bireyler üstün bilişsel becerilere sahipken, bazılarında zihinsel gelişim geriliği de tabloya eşlik edebilir. Bu nedenle her otizmli bireyin bilişsel özellikleri ayrı ayrı değerlendirilmeli.” diye konuştu.

Otizm, Down sendromunda olduğu gibi belirli bir genin varlığıyla teşhis edilen bir hastalık değil!

Otizmin genetik temeli güçlü olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şöyle devam etti:

“İkiz çalışmaları ve aynı ailede birden fazla otizmli bireyin görülebilmesi bu ilişkiyi destekliyor. Günümüzde bazı genetik tarama testleri uygulanabiliyor. Ancak önemli bir noktanın altını çizmek gerekir; genetik testler tek başına otizm tanısı koydurmaz. Otizm, Down sendromunda olduğu gibi belirli bir genin varlığıyla teşhis edilen bir hastalık değildir. Tanı hâlen çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının yaptığı ayrıntılı klinik değerlendirme sonucunda konulur.”

Otizm için bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış temel yaklaşım eğitim!

Otizmli çocukların ileride bağımsız yaşayıp yaşayamayacaklarına değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bu konunun tek bir cevabı yok. Bağımsız yaşam becerileri; otizmin şiddetine, bireyin bilişsel özelliklerine ve aldığı eğitimin niteliğine göre değişiklik gösterir.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Erken tanı alan, düzenli ve nitelikli eğitim gören, hafif düzeyde otizm spektrum bozukluğu bulunan bireylerin ilerleyen yaşlarda bağımsız yaşamalarını, eğitim hayatına devam etmelerini ve çalışma yaşamına katılmalarını sağlayacak becerileri kazanmaları mümkündür. Eğitimin temel amacı da bireyin günlük yaşam, sosyal iletişim ve bağımsızlık becerilerini en üst düzeye çıkarmaktır. Otizm için bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış temel yaklaşım eğitimdir. Bu nedenle çocuğun yalnızca bir özel eğitim kurumuna devam etmesi değil, aldığı eğitimin niteliği büyük önem taşır. Çocuğun bireysel ihtiyaçlarına uygun planlanmış, bilimsel temelli ve düzenli uygulanan eğitim programları, sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine ve yaşam kalitesinin artmasına önemli katkı sağlar.” açıklamasını yaptı.

Doğru bilgiye ulaşılması, ailelerin yaşadığı belirsizlik ve kaygının azalmasına yardımcı olur!

Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin ilk yapması gerekenin, alanında deneyimli bir uzmandan doğru değerlendirme ve tanı almak olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Doğru bilgiye ulaşılması, ailelerin yaşadığı belirsizlik ve kaygının azalmasına yardımcı olur. Tanının ardından çocuğun ihtiyaçlarına uygun eğitim planının oluşturulması, gerekli terapilerin başlatılması ve aileye rehberlik edilmesi sürecin en önemli basamaklarını oluşturur. Otizm tanısı alan ergenlerde de durumun uygun şekilde açıklanması ve bireyin kendi farklılığını anlaması, psikolojik uyum açısından olumlu katkılar sağlayabilir.”

YAZ TATİLİ AĞIZ BAKIMI İÇİN FIRSATA DÖNÜŞÜYOR

Okul döneminin yoğun temposunda ihmal edilebilen diş fırçalama rutini, yaz tatilinde kalıcı bir alışkanlığa dönüştürülebilir. Uzmanlar, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için tatil döneminin doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Yaz tatiliyle birlikte çocukların günlük rutinleri değişirken, ebeveynler için de sağlıklı alışkanlıklar kazandırmak adına önemli bir fırsat doğuyor. Sabah erken kalkma telaşının sona ermesi, ödev ve kurs yoğunluğunun azalması, çocukların ağız bakımına daha fazla zaman ayırabilmesini sağlıyor. Bu süreçte diş fırçalamanın eğlenceli bir rutine dönüştürülmesi ise alışkanlığın kalıcı olmasına katkı sunuyor…

Çocukların ağız ve diş sağlığının korunmasında yalnızca doğru diş fırçasını seçmek değil, düzenli ve doğru teknikle fırçalama alışkanlığı kazanmak da büyük önem taşıyor. Özellikle yaz aylarında ailece oluşturulacak düzenli ağız bakım rutinleri, çocukların okul döneminde de bu alışkanlığı sürdürmesini kolaylaştırıyor.

Çocuklar En İyi Gözlemleyerek Öğreniyor

Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, çocukların davranışlarını büyük ölçüde ebeveynlerini örnek alarak şekillendirdiğini belirterek şunları söyledi:

“Çocuklar, anne ve babalarının günlük alışkanlıklarını model alırlar. Diş fırçalamayı yalnızca çocuğa hatırlatılan bir görev olmaktan çıkarıp ailece yapılan bir rutin haline getirmek, alışkanlığın kalıcı olmasını destekler. Sabah ve akşam birlikte diş fırçalamak, çocukların bunu günlük yaşamın doğal bir parçası olarak benimsemelerine yardımcı olur.”

Diş Fırçasını Birlikte Seçin

Çocukların kendi diş fırçalarını seçmelerine fırsat verilmesinin motivasyonu artırdığını ifade eden Demir, yaş grubuna uygun ürünler arasından seçim yapılmasının önemine dikkat çekti.

“Çocuğun sevdiği renklerde veya çizgi film karakterlerinin yer aldığı bir diş fırçasını seçmesi, diş fırçalamayı zorunlu bir görev olmaktan çıkarıp eğlenceli bir aktiviteye dönüştürebilir. Burada ebeveynlerin görevi ise yaşına uygun doğru ürüne yönlendirmektir.”

Elektrikli Diş Fırçası Her Çocuk İçin Uygun Olmayabilir

Elektrikli diş fırçalarının çocukların ilgisini çektiğini ancak kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar bulunduğunu vurgulayan Dt. Nurgül Demir, özellikle karma dişlenme döneminde ebeveynlerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.

“Elektrikli diş fırçaları doğru kullanıldığında plak temizliğinde avantaj sağlayabilir. Ancak diş fırçalamaya yeni başlayan çocuklarda kontrolsüz kullanım diş etlerinde travmaya neden olabilir. Özellikle süt dişlerinin yerini daimi dişlere bıraktığı karma dişlenme döneminde manuel diş fırçaları daha güvenli bir seçenek olabilir. Elektrikli diş fırçası kullanılacaksa mutlaka ebeveyn gözetiminde kullanılmalıdır.”

📢 Haberle İlgili Bildirim

Haberle İlgili Düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni bir haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Küresel Gazeteciler Konseyi, TSYD, TİMEF, AVKON, ADD üyesi, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği, Tüm Mücadele Sporları Derneği, Kayseri Spor Adamları Derneği, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Haberler

PWA Kurulum Popup
Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Modern GDPR Çerez Popup
Davut Güleç